1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 4,314) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100036003

    Konu: CANIŞIĞIM

    grup forumunda Oğuzkan BÖLÜKBAŞI

    Şule
    Katılımcı

    canışığım
    ben sana aşığım
    bir hançer gibi saplısın yüreğimde
    çıkarmak istemediğim
    seni ıssız bir gecede
    sokak lambalarının altına
    terketmeye çalışıyorum
    kıyamıyorum
    sensiz de olsa
    seni yaşamaya doyamıyorum

    sabah bir renkken gözlerin
    akşam başka renklere dönüyor
    sen açtın mı gözlerini canışığım
    şehrin ışıkları sönüyor

    saçlarını tarıyorum usuldan
    gözlerinde baharlar açıyor
    güvercinler su içerken ellerimden
    haberler bekliyorum
    yagmur kokulu seher yellerinden
    gelmiyor
    hüznümü gülüşlerimde gizliyorum

    kaç bahar kaldı ömrümüzde
    kaç gece düş görebileceğimiz
    hasrete katmışız günlerimizi
    gün diyebileceğimiz

    canışığım
    bu akdeniz ikliminde
    rüzgara verdim ömrümün yelkenini
    o yüzden dalgalı
    o yüzden karışığım
    her yönden geliyor kokun, sesin, nefesin
    ne tarafa gideceğim
    karar veremiyorum
    gökkuşağının arkasındasın
    ufuk çizgisindesin
    gemiler yaklaştıkça uzaklaşan limanlardasın

    biliyor musun
    aslında yalnızca benim söylediğim şarkılardasın
    bir anlasam
    kaç ışık yılı uzaktasın
    bu yollar hiç bitmiyor
    ben sana hiç ulaşamıyorum
    ben hep başındayım yolların
    hep sarılmaya açık kollarım

    sabah bir renkken gözlerin
    akşam başka renklere dönüyor
    sen açtınmı gözlerini canışığım
    gökte yıldızlar sönüyor

    canışığım
    bu yaşadığım
    bitmesidir kocaman bir kalabalık yalnızlığın
    çiçeklerin açması
    yağmurların yağmasıdır
    ve yansıyan sulardan, pırıl pırıl
    senin aydınlığın
    ellerini uzat al beni, götür
    nereye diye sormayacağım
    sen durmadan
    ben durmayacağım

    sabah bir renkken gözlerin
    akşam başka renge çalıyor
    hüzün varsa gözlerinde canışığım
    aklım sende kalıyor

    sesini duymaya koşuyorum
    şarkılar çalıyor sanki
    sanki düğün var, coşuyorum
    geceyi içmiş bir sarhoşun yorgunluğunda
    son sigaramı yakıyorum gün doğarken
    karşımda kızıl bir tanyeri
    yakamozlar çekilmiş sulardan
    düşüyor toprağa yavaşça
    güneşin renkleri

    canışığım
    sen uykudasındır şimdi
    öperek çıktığımı hissettin mi odadan
    bin yıllık geleneği hiç bozmadan
    bu masalı kim taşıyacak yarına
    bu güzelliği kim anlatacak çocuklarına
    bu şiirlerde kim anacak beni

    sabah bir renkte açarken gözlerini
    akşam bir başka renkte görüyorum
    sen güldün mü gözlerini canışığım
    bir derviş gibi etrafında dönüyorum

    kolay mı sanıyorsun
    gecede yıldız, yürekte ateş olmak
    kolay mı sanıyorsun
    çiçeği soldurmadan,
    ateşi söndürmeden yaşamak
    kolay mı karanlıkta yol bulmak
    canışığında saklanmak
    gözyaşı dökmeden ağlamak
    hayatın manasını bir su damlasında bulmak
    bir su damlasında
    ruhunu yıkamak
    tertemiz kalmak

    inanki meleğim
    sakındığım, esirgediğim
    sevdiğim, gözbebeğim
    en güzel baharlarda hep seninleyim

    sabah renklerini ışıtırken gözlerin
    akşam yıldızları yansıtıyor
    sen yumdun mu gözlerini canışığım
    karanlık beni korkutuyor

    içimden hazanları silip de atıyorum
    hayatın akışına kendimi bırakıyorum
    bir mahcup duyguydun bende
    bir dışa çıkmaz sevgi
    patlamaz volkan gibi gizli gizli yanarak
    yağmayan yağmur gibi bulutlarda kıvranarak
    geçen zamana ah edip de dağılarak
    yaşamak pek anlamsız
    yaşamayı yok edip
    elimde kalan ömrüm nerde bitecek bilmem
    mutluluk varsa eğer
    bil ki artık kaçırmam
    alev alev yanacak içimde canışığım
    hayat ne kadar güzel
    ben hayata aşığım

    sabah tenime değince gözlerin
    akşam ruhumu coşturuyor
    sen baktın mı gözlerinle canışığım
    içimi sevdan dolduruyor

    #100036002

    Şule
    Katılımcı

    nasıl olurdu seninle sevişmek bir bilsem
    sonra üzerime bir bulut çeksem
    de dinlesem yağmurun sesini
    toprağın nefesini
    gün açsa ufkunda birden
    sana gül toplasam denizden

    böyle olmalı seninle sevişmek

    #100036001

    Şule
    Katılımcı

    Türümün yalnızlığıdır aşk
    Biz
    Ağzına biber sürülen çocuklardık küfür edince
    O nedenledir ki aşkı tek başına yaşadık
    İki kişi olamadık
    O nedenledir ki anlaşılmaz cümleler kurarız
    Anlaşılmaz ifadeler
    Biz bile bakakalırız yazdıklarımızın ardından
    Anlamayız
    Çünkü yalnız
    Kalmış bir kalbin kendini ifadesi çok zordur

    Ağzına biber sürülen çocuklardan değilseniz
    Siz
    Bilemezsiniz bu yalnızlığın ne demek olduğunu
    Canınızın yangını biribirine karışmamıştır
    Diliniz mi
    Yüreğiniz mi yanıyor bilirsiniz
    Kelimeleriniz
    Anlaşılarak gezer
    Ama bizimkiler
    Bizi kurşuna dizer

    Türümün yalnızlığıdır aşk
    Yine ardından bakakalacağım


    Şule
    Katılımcı

    Adına dilimin dönmediği bir kokuyu bırakıp gittin
    Yüreğimin duvarlarına
    Astığım görünmez bir resimdin oysa
    Ancak bir efkar masasında gösterdiğim
    Gel diyeceğim
    Cesaretim yok yeniden seni yaşamaya
    Hasretin yaşamak gibi canlı
    Ve heyecanlı maceraların ümidiyle
    Gözlerin gibi değişiyor düşüncelerim

    Karşılığı az olan bir sevmeydi benimki
    Yalnızca varlığının verdiği bir aydınlık duyguydu
    Yağmur yağdığında kirpiklerinin ıslanması
    Güneşte gözlerinin kısılmasıydı
    Veya yanağına kondurabildiğim küçük bir öpücük
    Bir ömürlük anıların başlamasıydı
    Nereye baksam senden kalan bir şeyler var
    Öylesine candan sarılmadan ayrılsan da
    Verdiğin sözlerin hepsini tutmadığını biliyordum
    Yetiyor mu bana kalanlar

    Yaşamın her haline güzel bir şeyler eklemek gerek
    Ayrılıklarda anıların
    Vuslatlarda an neyse onun tadını çıkarmak
    Gözleri
    Dudakları
    Saçları
    Resmetmek
    Bestelemek
    Şarkılar söylemek

    Kim aklımda en uzun kaldıysa
    Odur sevdaya en yakın dönemeç
    Hızımı kesen
    Sen
    Adına dilimin dönmediği bir kokuyu bırakıp gittin

    #100035999

    Şule
    Katılımcı

    Kelimeler eskiyor neyi nezaman söylesem,
    hepsi sensin
    aklıma senden başka birşey gelmiyor,
    desem ki gurbetteyim
    türküler uzun, gurbet sensin türküler sen,
    desem ki yalnızım dağlarda
    günler bitmiyor, yalnızlık sen,
    dağlar sen, günler sensiz. Aklıma senden başka birşey gelmiyor. Aklımsende, sen yüreğimde,
    yüreğim temaşada gözlerini,
    gözlerin üzüm bağlarında temmuz ayında
    bağbozumuna zaman var.

    Gözyaşlarımı topluyorum şimdi, üzümler toplanırken şaraba katacağım, en tatlı şaraba senin adını koyacağım ve sarhoş olacağım daha içmeden bir yudum.

    Ben böyle bir sevdayı binlerce yıl önce bir kitapta okumuştum, lakin unutmuştum, yaşarken aklıma geldi, oysa yaşanılması mümkünsüz bir masal demiştim okurken o destanı,
    yaşamayan bilemez bu yaşananı, aklıma senden başka bir şey gelmiyor.

    Güzellik için sözler arıyorum, aklıma senden başka birşey gelmiyor, konuşacak konular şuradan buradan geçmiş ve gelecekten, aklıma senden başka birşey gelmiyor.Şiir yazmak için oturuyorum,
    içimde coşkular taşıyor,
    kağıtlara dökeceğim duygularımı kalemim hazır yazacağım ne yazacağım,
    aklıma senden başka birşey gelmiyor.

    Bayram yaklaşıyor şehir cıvıl cıvıl,
    kalabalıklar sevinçli, hediyeler alacağım bu bayram sevdalarımı giydireceğim,
    aklımda kalanlara kartlar göndereceğim
    aklıma senden başka kimse gelmiyor.

    Bir şarkı dinlerken hayal kuruyorum, sigaramı çekiyorum derinden, gözlerim dalıyor, ufukta gün batıyor, biriyle gidip konuşsam diyorum
    aklıma senden başka kimse gelmiyor.

    Canım sıkıldığında, efkar bastığında beni, yapayalnız yürümek istemiyorum, birini arıyorum yanımda,
    aklıma senden başka kimse gelmiyor.
    Ve yüreğinde papatyalar açan kız yaşamamın sebebini arıyorum
    aklıma senden başka birşey gelmiyor.

    #100035866

    Konu: AYRILAR GEMİSİ

    grup forumunda Gülten AKIN

    Asu
    Katılımcı

    Bunlar en mutlu günleri ayrılığımızın
    Yanaşmadan özleminin limanlarına
    Bir uzun hava içinde kendimiz kendimizin
    Uzasın dönmenin saçları, çagırma uzasın

    #100035100

    admin
    Yönetici

    ne tepeler tırmandık, ne tepeler seninle
    gecelere ıslıklarımızla meydan okuyarak…
    kırağılar buza dönüşmeye başladığında
    şafaklara yuva kurduk eteklerinle

    ne yokuşlar indik, ne yokuşlar seninle
    kaygan çamurlarda ayak sürüyerek
    başardık uçurumlara düşmemeyi
    yıldızlara tutunduk gözlerinle

    ne gazeller söyledik, ne gazeller seninle
    yüzümüze vurduğunda ormanların gazeli
    yaylalardan göç başladı katar katar ovaya
    ve gün geldi usandık yeşil çimen ovalardan
    kanat yaptık kollarımıza teleklerinle

    kanatlarınla uçmam,kanatlarımla uçman yahut
    yürümem ayaklarınla, ayaklarımla yürümen…
    meltemler estirmem nefesinle, nefesimle
    fırtınalar koparman, denizleri tehdit edercesine…
    ne kadar sürdü, vallahi farkında değilim…
    sonra, sakin bir liman bulamadan,
    bir virane kulubede soyunduk ikimiz de…
    teleklerinle kanat yaptığımız kollarımızdan

    ne yokuşlar indik, ne yokuşlar seninle
    kaygan çamurlarda ayak sürüyerek
    başardık uçurumlara düşmemeyi
    yıldızlara tutunduk gözlerinle…

    #100034950

    Konu: SANA UYANDIM

    grup forumunda SİZİN ŞİİRLERİNİZ

    dervis_zel_ali
    Katılımcı

    Ben ateşin suya berdelinde, gözlerine yandım
    Göğün kundağında, kuşları uçmadan sınadım
    Kara saçlarını, yıldızların yakamozuna saydım
    Hasretin suretini, yalnızlığın çıngısına yazdım
    Amansız bir anda, aysız gecenin tavanına asılı kaldım
    Mavi düş’lerden düştüm, adını adım sandım
    Ben seni gördüğüm gün, tende candan utandım
    Yağmursuz iklimde, bir tek sana inandım sana kandım
    Ve göz koydum ölüme, tarifsiz ecele kucak açtım
    Çevirdim ahın kirmenini, bin yılın sabahına uyandım

    #100032000

    admin
    Yönetici

    Gözlerin doğuyor zifiri gecelerime,
    Nasıl da ışıldıyorum bir görsen,
    Bütün yıldızlar avuçlarımın içinde,
    Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    Dudaklarımda sevdalılara ait
    Eski bir mehtap şarkısı..

    Ben seni unutmak için sevmedim
    İşte doğduğun o virane evdesin,
    Nasıl bakarsa su toprağa
    Öylece bakmaktayım sana,
    Yolunu gözlemekteyim senin, beklemekteyim?
    Gözlerin dalgalanmakta olan bir mavi deniz
    Ben dalgalı denizin kucağına aldığı
    Sabah Yıldızı,
    Denizin mehtap şarkısı güzel
    Gece yıldızları kıskanmakta bu Sabah Yıldızı?nı,
    Bütün balıklar mutludur denizlerde
    Bir deniz girdabı çeker beni içine,
    Çaresiz bir kuştur çırpınan ellerim
    Mavi denizinde gözlerinin,
    Bu tekne ben miyim mavi denizinde yüzen?
    Bu rüzgar ben miyim, sarı gök yüzünü dalgalandıran?

    Gözlerin doğuyor zifiri gecelerime,
    Nasıl da ışıldıyorum bir görsen,
    Bütün yıldızlar avuçlarımın içinde,
    Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    Dudaklarımda sevdalılara ait
    Eski bir mehtap şarkısı,
    Ben Sabah Yıldızı.

    #100029975

    Konu: YAZIK

    forumda Levent KAPISIZ

    admin
    Yönetici

    Seni sevmek en çok bana yakıştı
    İtiraf ettim sana biliyordun
    Senin gönlünde buna alıştı
    Sevgi bende bir ürkek bakıştı
    Sende utangaç bir kaçış
    Seni sevmek en çok bana yakıştı
    Yanaklarının al aldı elma değil
    Dudakların kıpkırmızıydı kiraz değil
    Kaşların hilaldi keman değil
    Sana benzeyen hiçbir şey olamaz
    Neye baksam sensiz sen değil
    İtiraf ettim sana biliyordun
    Senin gönlünde buna alıştı
    Sevgi bende çaresiz bir yalvarıştı
    Sende umursamaz bir bakış
    Sen istemedin ama pişmansın
    Bensiz geçen günlere düşmansın
    Yoksun artık yanımda olamazsın
    Sen istesen de eski yerini dolduramazsın
    Sana sevmek yakışmadı yakışmazda artık
    Seni sevmek en çok bana yakışmıştı
    Senle geçen günlerime yazık etmişim yazık

    Çilimli 17.05.2006

    Levent Kapısız

    #100034991

    SerdarYildirim
    Katılımcı

    135 Yaşında bir güçlü, dev Türk.
    O’nun adı Mustafa Kemal Atatürk.

    1881 yılında doğdu.
    Tam 24 yaşında yüzbaşı oldu.

    31 Mart Ayaklanması’nda vardı.
    Hareket Ordusu Kurmay Başkanı oldu.

    Osmanlı İmparatorluğu çökmüştü.
    Fethedilen ülkeler elden gitmişti.

    Sonunda Anadolu’ya düşman dolmuştu.
    İnsanlar çaresiz, ümit yok olmuştu.

    Karanlıkta ışık belirdi, uzakta.
    Vapurla geldi, ayak bastı Samsun’da.

    Cumhuriyetin sınırlarını çizdi.
    Düşmanları şöyle bir hizaya dizdi.

    Savaş, dedi, düşmanlar, savaş isteriz.
    Dedi Mustafa Kemal , savaştan kaçmam.

    Ordu yoktu, ordu kurdu, silah buldu.
    Cephede ön safta kendine yer buldu.

    Kana kan, dişe diş düşmanla savaştı.
    Aman vermedi düşmana onu yendi.

    Düşman üzgündü, Kemal geçilmez, dedi.
    Umutsuz postu Çanakkale’ye serdi.

    Sonra Yunan İzmir’e çıkartma yaptı.
    İlerledi, ortalığı yakıp yıktı.

    Mustafa Kemal orduyu geri çekti.
    Sakarya Irmağı bağlantıyı kesti.

    Bir buçuk yıl askere savaş öğretti.
    Her asker bir Mustafa Kemal olmuştu.

    Mustafa Kemallerle dolu bir ordu.
    Düşmana kaç paralıksın diye sordu.

    Tuttu, aldı, vurdu, yerden yere vurdu.
    Zaman saatini Cumhuriyet kurdu.

    Ey güzel Cumhuriyet, sen ne güzelsin.
    Özgürlük denizinde mutlu yüzersin.

    Serdar Yıldırım


    dilek
    Katılımcı

    GİRİŞ:

    Öğretmen öğrencilerine selam verdikten sonra günlerinin nasıl geçtiğini sorar.Onların bilgilerini yoklamak için bir takım soru sormaya yönelmektedir.

    -Doğup büyüdüğümüz bu dünyada her günümüz birbirini kovalarken biz her güne yeniden merhaba deriz ancak en çok yanımızda uyandığımızda kimleri görmek isteriz?

    -Birilerini severiz ama hayat şartları bizleri onlardan ayırmak zorunda bırakabilir mi?

    -Sevdiğine şiirler yazan hangi şairlerimizin hangi şiirlerini biliyorsunuz?

    -Ömrümüzde kimleri unutmak durumunda kalırız?

    -Mutlak unutmak var mıdır?

    -Unutmak kavramı sizler için neyi ifade eder?

    KEŞFETME: UNUTURSUN (MİHRİBAN)

    Unutmak kolay mı? deme

    Unutursun Mihriban’ım.

    Oğlun, kızın olsun hele

    Unutursun Mihriban’ım.

    Zaman erir kelep kelep

    Meyve dalında kalmaz hep

    Unutturur bir çok sebep

    Unutursun Mihriban’ım.

    Yıllar sinene yaslanır

    Hâtıraların paslanır.

    Bu deli gönlün uslanır…

    Unutursun Mihriban’ım.

    Süt emerdin gündüz-gece

    Unuttun ya, büyüyünce…

    Ha işte tıpkı öylece

    Unutursun Mihriban’ım.

    Gün geçer,azalır sevgi

    Değişir her şeyin rengi.

    Bugün değil, yarın belki

    Unutursun Mihriban’ım.

    Düzen böyle bu gemide

    Eskiler yiter yenide.

    Beni değil, sen senide

    Unutursun Mihriban’ım.

    AÇIKLAMA:

    Şair bu şiirinde unutmadığı ve hiçbir zaman unutamadığı kişiyi hatırlamaktadır. Bu unutmanında birgün değil belki yarın olacağını söylemektedir.Şair şiirini Mihriban adlı bir kıza yazdığını bu kızın gerçek hayatta var olup olmadığını da kimsenin bilmediğini,şairin de buna hiçbir zaman bir açıklık getirmediğini bilmekteyiz.Bazı kişilerde bu şiiri kızına yazdığını söylemektedir.

    DERİNLEŞTİRME:

    1.DÖRTLÜK:Şiirin ilk dörtlüğünde şair sevgilisine öyle büyük konuşma unutursun beni diyor.Hele hele de bir evlen başkasının sevdiği ol ondan çocukların olsun bakalım.Ben o zaman aklına bile gelmem diyor.Şair sevgilisine sitem ediyor.Ben seni bu kadar çok severken sen beni nasıl unutursun beni nasıl yüreğinden söküp atarsın diye sitem etmektedir.

    2.DÖRTLÜK:Şair şiirinin bu bölümünde de zamandan dem vuruyor zamanın hızlıca akıp gitmesinden sevgilinin şairi bu zaman diliminde unutmasından şikayet ediyor. Zamanla birlikte değişen hayatlardan,hatta doğanın dengesinden bile bahsediyor.Meyvanın bile dalında durmadığından herşeyin aslında zamanla elimizden kayıp gitmesinden duyduğu öfkesini,sitemini bu sözcüklerle hayat buldurmaktadır.

    3.DÖRTLÜK:Şair sevgilisine sesleniyor zaman akıp giderken yıllar sinene bir ok gibi yaslanır,seninle yaşadığımız o güzel günler birgün aklına gelir ve beni hatırlarsın belki o zaman yanında ben olamam Mihriban’ım ama sen hep benim gönlümde yer edersin.Ben seni hiçbir zaman unutmam.

    4.DÖRTLÜK:Sevdiğim kadın sen de zamanında çocuktun annenden süt emerdin gündüz gece,zaman akıp gitti,biz büyüdük ve yollarımız ayrıldı seninle nasıl ki o küçüklük günlerini ilk günkü gibi hatırlayamıyorsan gün gelecek beni de tıpkı öyle unutacaksın benim güzel sarı saçlı Mihriban’ım.

    5.DÖRTLÜK:Hiçbir şey bıraktığımız gibi durmaz ne sevgimiz ne de özlemimiz zamanla unuturuz,köreliriz,hatırlamak istemeyiz aklımıza geldiğinde tebessümle yad ederiz.Günler birbirini kovalayacak,değişecek bu dünya da herşeyin rengi,tadı,tuzu bugün olmasa da Mihriban’ım birgün gelecek beni unutacaksın.Çünkü bu hayat dediğimiz yaşam bizi öyle bir koşuşturmacanın içine atıyorki zaman geliyor ne yaşadığımızı bile hatırlamıyoruz.

    6.DÖRTLÜK:Artık şair şiirinin son dörtlüğünde sevdiği kadın olan Mihriban’ına nasihatta bulunmaktadır.Bu fani olan dünya da bir düzen vardır.Bu düzene hepimizde uyarız.Yeni bir yere alıştığımızda eski yeri hatırlamayız,yeni birini sevdiğimizde eskiyi hatırlamayız.Sen gidince Mihriban’ım elbette yenisi gelecektir yanıma çünkü bu düzen böyle devam etmektedir.Bu düzen de sen beni değil gün gelir kendini bile unutursun Mihriban’ım demektedir.

    DEĞERLENDİRME:

    Öğrenciler bu şiirin sonunda şairin sevgilisini zamanla unutacağını bunun belli aşamalardan geçerek olacağını öğrenmektedir.Unutmanın şairde bıraktığı derin izlerini görmektedirler.Şairin şiirinde kullandığı edebi dili çözmeyi öğrenirler,şairin nasıl şiirler yazdığını öğrenirler.Edebiyatımızda Mihriban şairi olarak bilinen ve Mihriban’ı öksüz bırakan şair Abdurrahim Karakoç gibi Anadolunun telli coğrafyasını şiirlerine yansıtan bu güzel insanı tanımış olurlar.

    PINAR ŞİMŞEK

    #100034987

    dilek
    Katılımcı

    hep uzakta sanırdım ölümü
    bizden çok uzakta…

    komşunun eşiğinde
    bir ülkenin beşiğinde
    bazen bir adımla sıyırdığım
    bomba gürültüsünde…

    elinde orağını görmesem de
    soluğunu hissettim kaç kere

    hani babama refakatte
    hemen her gece
    koridorda çınlayan ağıt sesinde…

    sonra süreyyapaşa’da
    karşı yatağımda
    astım krizinde çırpınan
    bir çift kadın gözünde…

    defalarca ürperdiysem de
    hep uzak bildim işte

    öyle de kalacaktı

    sen gitmedikçe

    emindim anne
    henüz küçücük ellerimi açmışken
    öyle anlaşmıştık yukardakiyle
    sen
    terk edemeyecektin bir daha
    bendeydi sıra…

    gittin ya
    hemen o gün kopardım
    aramızdaki pamuk ipliğini / onunla

    (şimdi o mermer buzulda
    “latife” yazıyor ya
    hani yirmi dört mart’ın altında
    ağız dolusu sövesim geliyor
    kelimelerin benle ettiği oyuna…)

    kızıyorum bazen sana
    sıcaklığına…
    gittin gideli
    sığamıyorum hiçbir kucağa
    laf aramızda
    acı bir tebessümle bakıyorum
    anne eli sıcakken
    dokunabilmek tercihken
    yalnızlıktan dem vuranlara…

    ben sen gibi değilim torununa
    kimse koşulsuz sevmiyormuş zira
    kim bilir belki haksızlık
    ona
    bana
    ama ne bileyim
    ben gibi canı yanmasın diyorum
    geldiğimde yanına…

    hani/ iğnesi kendine dönük
    akrep gibisin derdin bana
    üzerime titrerdin korkuyla…
    gidişinle tutuşturduğun
    bu hayat çemberinin ortasında
    dört dönüyorum umutsuzca
    iğnem yürek hizamda

    dokunacağım

    vazgeçtiğim anda

    #100034983

    dilek
    Katılımcı

    yağmur çinko damları gagalardı eskiden
    ki denize de martılar yağabilirdi gökten…
    hani masallar henüz saklanmamışken insan şerrinden

    yürekler yağmalanırdı o zamanlar
    geceleri esrik düşler elinden
    o zamanlar ki meali az evveli dünden…

    -güneş umut taşımaz ya her dem
    bazen
    insan ne çekerse hep kendi elinden…-

    işte o zamanlar dost meclislerinde demlenirdi riya
    postlar hakiki yalanlar söyleşirken
    sahici gülüşler damıtırdım sabırla
    bilmiş kahkahalar içinden…

    zeytin dalları düşerdi yerlere
    korkak şövalyeler şiirlerini çekerken
    kelimeler kanardı göz göre göre
    dişe diş savaşlara yenik düşerken…

    insan çekerdim bir zamanlar
    tespih tespih
    imamesi elimde
    tükürüyorum yalnızlığımın içine

    karıdan şair olmaz
    feylesof hiç
    bilmem ki neylesin bu başıbozuk piç…

    #100034979

    kurtpinar
    Katılımcı

    rivayet olunur ki
    Doksan Üç Harbi zehiri zemheri
    serhat şehri Silistre
    ve kalesi Mecit Tabiye o gün
    bir mütareke terekesi tevekkül
    teslim olur Urus’a ağlıya ağlıya
    ve yağız atlı süvarileri
    çıkıp da Çayır Kapı’dan
    çekilirken Uşumnu’ya
    derler
    breeey ağalar
    zamanı mı ağlamanın?
    tez olun
    atların gözlerini bağlayın
    kara gözlerde kara bezler kuzguni
    süvari atları görmesin
    görmesin bu hüznü matemi
    ve askeri mızıka durmasın çalsın
    çalsın Tuna yalısında üzgün üzgün
    “Kal selâmet kömür gözlüm.”

    II

    rivayet olunur ki
    bu bulutlar ezelden beri
    kalkar da Tüter Kaya’dan duman duman
    bizim Akpınar’da dururlar yağmura
    ve biraz sonra
    cami-i şerif’i içinde bir Ömer Usta
    kırmızı gülün alı kulağında
    kesme şekerler kuşagı arasında
    her cuma namazı sonrası
    mutlaka bir Osmanlı edası olmalı
    yine şeker dağıtacak çocuklara…

    çocuklar büyüdüler,büyüdüler neredeyse
    güneş altında,sel yollarında
    Ömer Usta öldü
    öldü Ömer Usta
    kırmızı gülün alı kulağında
    kesme şekerler kuşağı arasında…

    III

    rivayet olunur ki
    ana baba Bulgar doğumlu
    bir Nikola Osmanlılı soyadlı
    şehri Silistre ve pazarı şahanede
    bir şeyler satar olmalı
    ve bin dokuz yüz seksen beş yılı
    bir vaka-i şerî mucibince
    “soya dönüş” gereğince
    sicilinde Osmanlılı soyadını silmedikçe
    Silistre pazarında mal satması haramlı
    hasbelkader ana baba Bulgar doğumlu
    bir Nikola Osmanlılı soyadlı
    yasaklı…

    IV

    rivayet olunur ki
    şu ecdat diyarı
    Küçük Kıpçak Bozkırı Dobruca’da
    başı güneş, ayağı deniz Balçık şehrinde
    Kırım’dan dönerken türkülerin Sinan’ı
    bir Kırım Muharebesi sonraları
    Ortadoks Urum ve Bulgar cemaatler arası
    dini kavgalar sinsi sinsi
    Urumlar’ın yıktığı o Bulgar kilisesi
    Devlet-i Âliye-i Osmaniye yüce fermanı ile
    acilen
    inşa edilir yeniden
    aynı ebatta,aynı yerde denize yakın
    külli masrafı karşılanır hazineden
    ve bugün Balçık müzesinde
    mermere kazınmış o fermanın levhası
    anlatırken bize geçmiş günleri şahane
    Hakka devşirir bir Osmanlı sedası
    kiliseden yayılan hazin çan sesinde…

    Galip SERTEL

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 4,314) görüntüleniyor