You cannot copy content of this page

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 133) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100036012

    neslihan
    Katılımcı

    Siz ana, babaya giderken,
    Söyleyin ben nereye gideyim
    Ben yine dört duvar arasındayım,
    Yalnızım… Dinmez ki yürek sızım
    Analı babalı bayramları bilmem
    Hiç bayramda anam olmadı ki

    Bayramlar analı babalı olacak ki
    Bayram o zaman bayram ola…

    Ana oldum
    İki canım var
    Canlarımdan kopardılar
    Onlarla da bayram görmedim
    Bayram bilmem bu yüzden

    Onlarda analı bayram bilmez,
    Bayramlar yürekte közüm

    Bayramlar analı babalı olacak ki
    Bayram o zaman bayram ola…

    Çıkmam evimden
    Yani hapishanemden
    Görmek istemem
    Analı babalı bayramları,
    Kıskanırım…
    Kahrolur ağlarım…

    Ana yok, baba umarsız,
    İki oğlum, bensiz anasız…
    Yar desen,çaresiz..

    Bayramlar analı babalı olacak ki
    Bayram o zaman bayram ola…

    İşte bir bayram daha düşüyor kapıma
    Bayramlarım var… Ağıtlar düşen
    Bayramlarım var… Hüzünler harmanı
    Bayramlarım var… Gözyaşımda boğulan

    Ve… Bayramlar yürekte közüm

    Hatice Katran

    #100036003

    Konu: CANIŞIĞIM

    grup forumunda Oğuzkan BÖLÜKBAŞI

    Şule
    Katılımcı

    canışığım
    ben sana aşığım
    bir hançer gibi saplısın yüreğimde
    çıkarmak istemediğim
    seni ıssız bir gecede
    sokak lambalarının altına
    terketmeye çalışıyorum
    kıyamıyorum
    sensiz de olsa
    seni yaşamaya doyamıyorum

    sabah bir renkken gözlerin
    akşam başka renklere dönüyor
    sen açtın mı gözlerini canışığım
    şehrin ışıkları sönüyor

    saçlarını tarıyorum usuldan
    gözlerinde baharlar açıyor
    güvercinler su içerken ellerimden
    haberler bekliyorum
    yagmur kokulu seher yellerinden
    gelmiyor
    hüznümü gülüşlerimde gizliyorum

    kaç bahar kaldı ömrümüzde
    kaç gece düş görebileceğimiz
    hasrete katmışız günlerimizi
    gün diyebileceğimiz

    canışığım
    bu akdeniz ikliminde
    rüzgara verdim ömrümün yelkenini
    o yüzden dalgalı
    o yüzden karışığım
    her yönden geliyor kokun, sesin, nefesin
    ne tarafa gideceğim
    karar veremiyorum
    gökkuşağının arkasındasın
    ufuk çizgisindesin
    gemiler yaklaştıkça uzaklaşan limanlardasın

    biliyor musun
    aslında yalnızca benim söylediğim şarkılardasın
    bir anlasam
    kaç ışık yılı uzaktasın
    bu yollar hiç bitmiyor
    ben sana hiç ulaşamıyorum
    ben hep başındayım yolların
    hep sarılmaya açık kollarım

    sabah bir renkken gözlerin
    akşam başka renklere dönüyor
    sen açtınmı gözlerini canışığım
    gökte yıldızlar sönüyor

    canışığım
    bu yaşadığım
    bitmesidir kocaman bir kalabalık yalnızlığın
    çiçeklerin açması
    yağmurların yağmasıdır
    ve yansıyan sulardan, pırıl pırıl
    senin aydınlığın
    ellerini uzat al beni, götür
    nereye diye sormayacağım
    sen durmadan
    ben durmayacağım

    sabah bir renkken gözlerin
    akşam başka renge çalıyor
    hüzün varsa gözlerinde canışığım
    aklım sende kalıyor

    sesini duymaya koşuyorum
    şarkılar çalıyor sanki
    sanki düğün var, coşuyorum
    geceyi içmiş bir sarhoşun yorgunluğunda
    son sigaramı yakıyorum gün doğarken
    karşımda kızıl bir tanyeri
    yakamozlar çekilmiş sulardan
    düşüyor toprağa yavaşça
    güneşin renkleri

    canışığım
    sen uykudasındır şimdi
    öperek çıktığımı hissettin mi odadan
    bin yıllık geleneği hiç bozmadan
    bu masalı kim taşıyacak yarına
    bu güzelliği kim anlatacak çocuklarına
    bu şiirlerde kim anacak beni

    sabah bir renkte açarken gözlerini
    akşam bir başka renkte görüyorum
    sen güldün mü gözlerini canışığım
    bir derviş gibi etrafında dönüyorum

    kolay mı sanıyorsun
    gecede yıldız, yürekte ateş olmak
    kolay mı sanıyorsun
    çiçeği soldurmadan,
    ateşi söndürmeden yaşamak
    kolay mı karanlıkta yol bulmak
    canışığında saklanmak
    gözyaşı dökmeden ağlamak
    hayatın manasını bir su damlasında bulmak
    bir su damlasında
    ruhunu yıkamak
    tertemiz kalmak

    inanki meleğim
    sakındığım, esirgediğim
    sevdiğim, gözbebeğim
    en güzel baharlarda hep seninleyim

    sabah renklerini ışıtırken gözlerin
    akşam yıldızları yansıtıyor
    sen yumdun mu gözlerini canışığım
    karanlık beni korkutuyor

    içimden hazanları silip de atıyorum
    hayatın akışına kendimi bırakıyorum
    bir mahcup duyguydun bende
    bir dışa çıkmaz sevgi
    patlamaz volkan gibi gizli gizli yanarak
    yağmayan yağmur gibi bulutlarda kıvranarak
    geçen zamana ah edip de dağılarak
    yaşamak pek anlamsız
    yaşamayı yok edip
    elimde kalan ömrüm nerde bitecek bilmem
    mutluluk varsa eğer
    bil ki artık kaçırmam
    alev alev yanacak içimde canışığım
    hayat ne kadar güzel
    ben hayata aşığım

    sabah tenime değince gözlerin
    akşam ruhumu coşturuyor
    sen baktın mı gözlerinle canışığım
    içimi sevdan dolduruyor

    • Bu konu 3 hafta 2 gün önce önce  admin tarafından değiştirildi.

    Şule
    Katılımcı

    Adına dilimin dönmediği bir kokuyu bırakıp gittin
    Yüreğimin duvarlarına
    Astığım görünmez bir resimdin oysa
    Ancak bir efkar masasında gösterdiğim
    Gel diyeceğim
    Cesaretim yok yeniden seni yaşamaya
    Hasretin yaşamak gibi canlı
    Ve heyecanlı maceraların ümidiyle
    Gözlerin gibi değişiyor düşüncelerim

    Karşılığı az olan bir sevmeydi benimki
    Yalnızca varlığının verdiği bir aydınlık duyguydu
    Yağmur yağdığında kirpiklerinin ıslanması
    Güneşte gözlerinin kısılmasıydı
    Veya yanağına kondurabildiğim küçük bir öpücük
    Bir ömürlük anıların başlamasıydı
    Nereye baksam senden kalan bir şeyler var
    Öylesine candan sarılmadan ayrılsan da
    Verdiğin sözlerin hepsini tutmadığını biliyordum
    Yetiyor mu bana kalanlar

    Yaşamın her haline güzel bir şeyler eklemek gerek
    Ayrılıklarda anıların
    Vuslatlarda an neyse onun tadını çıkarmak
    Gözleri
    Dudakları
    Saçları
    Resmetmek
    Bestelemek
    Şarkılar söylemek

    Kim aklımda en uzun kaldıysa
    Odur sevdaya en yakın dönemeç
    Hızımı kesen
    Sen
    Adına dilimin dönmediği bir kokuyu bırakıp gittin

    #100019606

    Konu: Böyle Bir Sevmek

    grup forumunda Atilla İLHAN

    Aydın Yaman
    Katılımcı

    ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
    azıcık okşasam sanki çocuktular
    bıraksam korkudan gözleri sislenir
    ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    böyle bir sevmek görülmemiştir

    hayır sanmayın ki beni unuttular
    hala arasıra mektupları gelir
    gerçek değildiler birer umuttular
    eski bir şarkğ belki bir şiir
    ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    böyle bir sevmek görülmemiştir

    yalnızlıklarımda elimden tuttular
    uzak fısıltıları içimi ürpertir
    sanki gökyüzünde bir buluttular
    nereye kayboldular şimdi kimbilir
    ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    böyle bir sevmek görülmemiştir.

    #100034910

    admin
    Yönetici

    ‘BANA DOĞRU GELEN KİM? ‘YA DA
    ŞİMDİKİ ZAMANDA
    BİR MOBİL, BİRİNCİ TEKİL ŞAHIS

    Dökülmüş bedenim kimyasına pirincin, yokedilerek kalsiyumun büyüsü yazgım belirlenmiş.
    Her an, hoş geldin diyorum bana doğru gelene, dalgalanan duygularımla. Sarkıyorum
    tavandan (bir tavan varmışçasına) yeryüzünün (varolduğunu umarak) renklerini bilmeme
    karşın – lal rengi, çivit mavisi ve sarı – ve onların yalanlamalarını – tutku, dinginlik ve ölüm –
    kendimle işaretliyorum yanı, yöreyi – bir aşağı bir yukarı, bir yukarı bir aşağı, sağ sol, sağ sol.
    Yönlerin bulanıklığında bir sorumluluk bu! Uluma geri tepiliyor böylece, bana doğru gelene
    karşı! Bir iskeletler zinciri tutuyor beni havada, uzay konusunda bir unutkanlık yüklemeye ve
    devindiğim cılız önlemleri yıkmaya çalışarak. Soğukkanlı bir çaba! Ben, kusursuz bir porte
    olmayı yeğlerdim, oysa. İşte şuracıkta, özlüyorum sol anahtarımı ve notalarımı. Umursamam,
    nereye dağılırlarsa dağılsınlar, daha sonra…

    Şimdilik, hava akımının istencine boyun eğmişim, sinekler ırzına geçerken uzantılarımın,
    sürdürüyorum dansımı bu dikey tabut içre, günden geceye, geceden güne, ben tümünü ezip
    geçinceye ve ‘Bana doğru giden kim? ‘ in yatay bilgisine ulaşıncaya dek!

    Nilgün Marmara


    Orhan
    Katılımcı

    Ansızın boğaza canın gelince
    Nereye bakarsın, neler yaparsın?
    Ölüm durumunu aklın bilince
    Nereye bakarsın, neler yaparsın?

    Eşin, yavrun, dostun çoğu başında.
    Dua yarışında, su telaşında.
    Bir hareket yok gözünde, kaşında.
    Nereye bakarsın, neler yaparsın?

    Gözlerin tekbir yere odaklanmış,
    Aradığın neyse sanki saklanmış
    ?İyileş ?diye çok şey adaklanmış
    Nereye bakarsın, neler yaparsın?

    Geçtimi aklından hayat filimin
    Faydası yok, gördün gücün, ilimin.
    Orhan zamanıdır gönül dilimin.
    Nereye bakarsın, neler yaparsın?

    ORHAN AFACAN
    İZMİR-VAKİA SUR. AYET-83


    Hayat
    Katılımcı

    I

    Ve bu
    Sarhoş dualarım
    Çocuksu kadınlığına,
    Mutluluğuna sevgili…

    AMİN!

    II

    Kıştır şimdi
    Karlar inmiştir Uludağ?a
    Sen
    İstanbul?da bir sahilde
    Çayını yudumlayıp
    Gözlerinle şekil veriyorsun kayalara…

    Yonttuğun hüzündür.
    Yapma bunu
    Mavi-mavi bakarsan
    Bir şey kalmaz yarınlara…

    AMİN diyorum ey yar!
    Bir hiçlik birikmesin senden sonraya…

    III

    Diyelim ki
    Yaklaşmışsın bir pencereye
    Kasım olsun aylardan.
    Saçların bana inat hala sarı!
    Nereye baktığını hiç sormadım.
    Bildiğim
    Siyah giysinin üstünde
    Kolsuz bir yelek
    Üstelik kırmızı…

    Arkandan usulca yaklaşıp
    Sarılmak dilemişim.
    Kabul olmayacak dualar bunlar.
    Olsun
    Yine de AMİN!

    IV

    Koynumda uyurken sen
    Ya da
    Oturmuşsak bir köşeye
    Yerin belli ilk günden
    İlla ki solumda.
    Ama
    Ne zamanki
    El-ele yürüyoruz aşkın başkentinde
    Bütün şehirler yıkılmış
    Ve keşfedilmemiş bir hayat duruyor sağımda…

    AMİN sevgili.
    Bu sarhoş dualarım sırf o güne…

    V

    Gülüşünün
    Gözlerime astığı o gece
    Kararmadı henüz.
    Yaz bitmedi sevgili
    Kalemime değmedi güz.

    Ben
    Şair falan değilim
    Bilirsin!
    Fakat
    Karaladığım sayfalarda bir kadın salınır
    Siyah geceliğiyle.
    Dizlerime alışmış başı
    Sanki
    Çok öncelerden tanıyor olmalı?
    (Bunu fısıldamıştı bir gece kulağıma)
    Yankısı uyaklara düşmese de
    Kalem kırdırır bazı akşamlarda…

    AMİN sevgili…
    Sana dair birgün,
    Kaybetme korkusundan uzaklarda bir yerlerde
    YAZMAYA!

    VI

    Neyi eklersen ekle bu güzel yalana
    Sen gelmedikçe hepsi ölgün!
    Ama unutma
    Bazen kendiliğinden yırtılır takvim yaprakları.
    Ve biz
    İstiklal? de buluşuruz birgün…

    AMİN!

    #100034504

    Hayat
    Katılımcı

    Tohumlarının sahibi sen olduğun halde
    Benim haneme yazıldı günahlar…
    Aşkımıza, kavgamıza;
    Bu kavramları tanımayanları yükledin
    Anlamıyorum…
    Sen kaç kişisin?

    Azalıyorsun esmer…!

    Oysa ant içmiştik
    Düşman olsak da teke tek kalacaktık
    Ne sevmesini bildin
    Ne de mücadeleyi…
    Tüm şehri arkana aldın da
    Yine kaybettin!

    Yanıldın esmer…!

    Hangi kaldırımlarda sürükleniyorsun?
    O saçların kimin ellerinde dalgalanıyor?
    Seviyor musun? Seviliyor musun?
    Umarım tebessüm vardır yüzünde…
    Resimlerde buruklaşıyorsun günden güne
    Yoksa ağlıyor musun?

    Gülmek zordur esmer…!

    Nereden nereye…
    Bir zaman aşkla yananlar,
    Şimdi namluyu temizliyor
    Yazık! O ucuz yalanlar bir aşkı daha örtüyor
    -Keşke- yerine -iyi ki- demek isterdim
    ama ben sadece şaşıyorum…

    siliniyorsun esmer…!

    seninle hayatı sevmiştim oysa
    ben kıştım sen yaz…
    sen sabahtın ben akşam…
    bölüşmüştük zamanı
    ve bir veda mevsimi kaldı bize
    ilk bahardan…

    harcandık esmer…!

    alışmak zaman alacak farkındayım
    ama katlanmak kaçınılmaz
    koskoca sevda iki kelimede özetlendi
    oysa sığmıyordu yıllara… ne kadar basit
    yaşandı ve bitti….
    çalma kapımı ve uğrama kentime

    ayrıldık esmer…!

    bırak zaman yargılasın bizi
    günahlar sevaplar öbür tarafa kalsın
    hayatını yaşa. Üç günlüktür bu serüven
    hesabımız ahrete devretti ve düğünümüz…
    az kaldı… sakla son kurşunu temizle namlunu
    cehennemde görüşürüz…

    hoşça kal esmer…!


    Hayat
    Katılımcı

    Canım yalnızca sevmek istiyor seni.
    Öncesinin ve sonrasının arasına alıp değil, alışılmış bir tören gibi değil.
    Hiç dokunmadan, belki de gözlerine bakmadan, konuşmadan belki de her zaman yaptığımız gibi değil..

    Canım yalnızca sevmek istiyor seni.
    … Unutup, tekrar hatırladığım çok sevdiğim bir şarkıyı hiç bıkmadan defalarca ara vermeden içten içe mırıldanıp zamandan koparıp alır gibi..

    Canım yalnızca sevmek istiyor seni.
    Saçlarını yüzünden ayırıp,
    gözlerini kirpiklerinden,
    ellerini bileklerinden,
    ismini bedeninden ayırıp,
    ayrı ayrı bir evin odalarını gezer gibi,
    keşfeder gibi,
    ilk kez ve merakla ve hayranlıkla, bir kırmızının detayında dakikalarca takılıp bakar gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni..

    Canım yalnızca sevmek istiyor seni,
    nereye varacağını bilmediğim bir kaçamak yolculuğa,
    sırf aklıma esti diye,
    sevdiğim hiçbir eşyayı almadan yanıma çıkar gibi..
    Süregelen bir sevgiyle değil,
    öğretilmemiş, bilmediğimiz biçimlerde, kuşların kanatlarını açıp, özgürlüğe süzülmesine yarayan içgüdüleriyle,
    içimden geldiği gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni.
    Tarifsiz bir hisle sevmek istiyorum seni.
    Tatlı, ekşi ya da tuzlu değil, bilmediğim bir tatla, bir duyguyla.
    Öyle, bir meyvenin tadını alır, bir kitabın adını okur gibi değil;
    bir yaz günü tenine vuran sıcaklığı gibi güneşin,
    serin bir akşamın denizden esen rüzgarıyla içine işlediği yosun kokuları gibi,
    anlatamadığın ama bırakmak istemediğin, bitmesini istemedigin bir hisle..

    CANIM YALNIZCA SEVMEK İSTİYOR SENİ..
    NE UMUT ETMEK, NE DE BEKLEMEK..
    BAŞKA HİÇ BİR ŞEY…

    #100034255

    Hayat
    Katılımcı

    Bir şey var sende bir şey, bulamıyorum. Beni nasıl bu hale getirdin, anlamıyorum. Yüzümde bir gülücük, içimde sonsuz enerji, güne keyifle başlayıp, keyifle bitiriyorum. Aşka küskün yüreğimde yeniden kelebekler uçuyor. Neredeyse yaz bitecek ama ben sanki baharı daha yeni yaşamaya başlıyorum.
    Bir şey var sende adını koyamıyorum. Nereye baksam seni görüyorum. Kiminle konuşsam sen oluyorsun. Sen olunca, başka hiçbir şey umurumda olmuyor. Senin adını heceliyorum. Yanımdasın, değilsin fark etmiyor. Her anımda seni yaşıyorum.
    Bir şey var sende, nedir bilemiyorum. Seninleyken bile seni özlüyorum. Yollarım hep sana çıkıyor, ben sana yürüyorum. En güzel çiçekleri toplayıp demet demet sana vermek istiyorum. Gök kubbenin en hoş sedası olup dünyaya sadece senin adını haykırmak, sadece sana duyduğum hayranlığı anlatmak istiyorum.
    Bir şey var sende, bir türlü anlayamıyorum. Uçsuz bucaksız, masmavi bir deryasın sanki ve ben yüzlerce fırtınayla savaşmış geminin yorgun kaptanı gibi senin kıyılarına vuruyorum. Maviyi bir tek sana yakıştırıyorum. Sen mavi oluyorsun, ben sana bakarken kendimi kaybediyorum. Sessizlik dağılıyor, sesin kulaklarımdan yüreğime akıyor, bütün şarkıları sana armağan ediyorum.
    Bir şey var sende, dilimin ucunda, söyleyemiyorum. Yalnız gecelerime inat, şimdi karanlığı milyonlarca yıldızla aydınlatıyorum. Her yıldız sensin, gecemin yıldızı, kalbimin yıldızı, sevdamın yıldızı, ömrümün yıldızı oluyorsun. Yoksan, kaldırıyorum başımı göğe, senden milyonlarcasını görüyorum. Her gece yıldızlarla sevişiyorum.
    Bir şey var sende, soramıyorum. Seni kimse görmesin, kimse bilmesin istiyorum. “Bana kal, benim ol” diye adaklar adıyorum. Yalancı aşkları, tükenmiş sevdaları kendi tarihimin sayfalarına gömüp yeni bir defter açıyorum, bir tek seni yazıyorum. Yaz yaz bitmez öykülerin kahramanı oluyorsun, senin maceralarını anlatıyorum.
    Bir şey var sende, tanımlayamasam da işte ben o şeyi arıyorum. Seni, nefes nefese gecelere, deli sevişmelere, sevdaya uyanan sabahlara, bitimsiz günlere davet ediyorum. Gel benimle, aşkın da, tutkunun da en koyusunu yaşayalım. Bir kalbi keşfetmenin hazzına yeniden varalım. Bir tende erimek neymiş, hatırlayalım. Menzilimiz olmadan, nereye varacağımızı sormadan, aşkın rehber olduğu bir yolculuğa çıkalım. Buradayım, yolun başında…. Bekliyorum…

    #100034130

    Orhan
    Katılımcı

    Sanki oyundasın taş atan çocuk.
    Cahilmi, cesurmu sonra görürsün
    Seni kımler böyle oynatan çocuk.
    Sanmam bu eğlencen çok uzun sürsün…

    Sökülen kaldırım, ayaklarındır
    Ölünceye kadar bir götürümsün..
    Kundaklanan dükkân yarınlarındır
    Vicdanında yargılanan cürümsün

    Elinde molotof, yuzünde maske-
    Neden bir gizliliğe bürünürsün?
    Yıllarca sonra, desen bile keşke
    Vatan ahı ağırdır, sürünürsün.

    Senin yaşıtlarda taso salgını
    Yahut bir iple topaç çevirirsin.
    Oyun sandığın işlerin çılgını
    Çamı hedeflerken, can devirirsin

    Hapistemi geçsin erkenlik çağı
    Ordada sarmalar pisliğin ağı.
    Kopmak bilmez asla takvim yaprağı
    Harf, harf, cümle cümle sen sökülürsün.

    Kaynağıdır dinlerin Ortadoğu.
    Din olmaktan uzak dinlerin çoğu.
    Tarih boyu bundan kinlerin çoğu
    Muslümansın, müslüman görünürsün.

    Benimde devletle sorunlarım var?
    Yapamam bunu aramızda duvar.
    Hırs, nefret, cahillik, benlik canavar
    Davanı hukuk ile sürdürürsün.?

    Hadis ?vatan aşkından iman doğar?
    İmansızı, iman her zaman boğar
    Nefret, öfke beyne, kalbe zor sığar.
    Kendini ellerinle öldürürsün.

    Bir taş konuyu nereye götürdü
    Kalkınmamızı dereye götürdü?
    İç, dış düşman biz nasıl düşürdü.
    Devamlı boş çareye bürünürsün..

    Araya girmesin etnik tefrika-
    İşte Ortadoğu, işte Afrika
    Global siyasetler binbir entrika
    Ne yapsan hep mata düşürülürsün?

    Sömürgecidir her zaman Avrupa,
    Sanma takdir edilir, övülürsün –
    Şimdi demokrası elinde sopa.
    O sopayla da bir gün dövülürsün.-

    ORHAN AFACAN


    geceninkizi
    Katılımcı

    Seni çok sevebilirdim doktor..
    Hayatında hiç sevilmediğin kadar hem de.
    Öyle çok severdim ki
    Tıka basa doyardın sevdaya.
    Taşardı yüreğinden
    Köpük küpük?
    Çiçek çiçek?
    Rengarenk?

    Seni çok sevebilirdim doktor.
    Körü körüne bir savaşa girer gibi.
    Veya
    Dipsiz bir kuyuya gözü kapalı.
    Düşünmeden ardından gelebilirdim.
    Nereye gidiyoruz diye sormadan.
    Işıl ışıl gülerdin gözlerime
    Düşünmeden ellerinde ölebilirdim.

    Seni çok sevebilirdim doktor.
    Kıskanırdı sevildiğini sananlar.
    Öyle büyük bir ateş yakardım ki kalbinde.
    Cesaret edemezdi kimse yaklaşmaya.
    Ve?
    Üşürdü başka ateşlerde yananlar.

    Seni çok sevebilirdim doktor.
    Öyle çok severdim ki?
    Kayıtsız kalamazdın.
    Sen bile şaşırırdın kendine.
    Nerede, nasıl sevmişsin anlamazdın.

    Seni çok sevebilirdim doktor.
    Uçsuz bucaksız bir kalbim var benim.
    Seni çok sevebilirdim doktor.
    Ah bilsen?
    Hemde nasıl severdim?.

    #100034080

    Konu: BUKADAAAR

    forumda BUKADAAAR

    geceninkizi
    Katılımcı

    Basitleştirir mi sevdayı
    Basit cümlelerle anlatmak.
    Noktasına, ünlemine aldırmadan.
    Kim ne der?
    Ne düşünür umursamadan.
    İçinden geldiği gibi yaşamak.
    Bir çocuk saflığında kolları iki yana açıp
    ?Bukadaaaaarrrr? sevmek mesela.
    Ya da
    Bir kedinin sırnaşması gibi sevmek.
    Kendini sevdirene kadar.

    Peki,
    Basit bir sevdayı ne kadar yüceltebilir insan.
    Nereye kadar dayanabilir sığ yüreklere
    Acımadan,
    Kanamadan,
    Ne kadar taşıyabilir bu yükü sırtında.
    Düşe kalka
    Gözü kapalı nereye kadar gidebilir sevda yolunda.
    Tek başına?

    15.04.2011

    #100033925

    Konu: DUT AĞACI

    forumda DUT AĞACI

    keremel
    Katılımcı

    Seninde dallarını kesmişler benim gibi dut ağacı
    Hani gölgende serinleyen dostların nerede şimdi
    Bir gövden kalmış,Üzerinde mahsun kumru
    Bakar hüzünlü gözlerle uzun uzun nereye….

    Kalabalığın içinden yükselir gürültü patırtı
    Onun Ruhu ölmüş umurumu
    Kabullenmek mi,alışmak mı ismi nedir?
    Bu nasıl bir duygu?
    Elinden gelse geriye dönebilse
    Dalları tekrar yeşillense
    Çaresiz, mahsun budanmış dut agacı

    #100033711

    yaparkaleli
    Katılımcı

    Gül şehrini bulutlarla donattın
    Bülbüllere plan kurucu olma
    Sevgi çiçeğini nereye attın
    Fitneyi namluya sürücü olma

    Bülbüller dillenir masmavi dalda
    Sonsuz bestelerin kaynağı kulda
    Gelen solmaz günü görürsün yolda
    Zamana düğüm vur sorucu olma

    Önünü görmeyen dimağ kör iken
    Şimdi ötelere açılır yelken
    Uyansın benliğin şafaktan erken
    Karanlık geceden yorucu olma

    Zevale kilitle kini gururla
    Yoksa yaşanır mı gözdeki urla
    Mazi limanından kalkan vapurla
    Atiye yelken aç durucu olma

    Ne söyler makamlar mallar ölüme
    Bir anda bürünür hallar ölüme
    O sevda türküsü yollar ölüme
    Sakın ona ölüm orucu olma

    Hisler ki yalnızlık sırrını aştı
    Tülü sevda yaman bir ağa düştü
    Nebi dudağından yükseldi muştu
    Güneşin şevkini kırıcı olma
    Zülfikar Yapar Kaleli

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 133) görüntüleniyor