1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 73) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034924

    Konu: AĞAÇLAR

    grup forumunda SİZİN ŞİİRLERİNİZ

    gulbeyaz
    Katılımcı

    Ellerimin önündeki dallar da
    Sarıldı yaprağa
    Göremiyorum karşı yamacı
    Erken mi yoldayım
    Ben mi geciktim

    Önümüzde bir çınar yükseliyor
    Her gece atlılar geliyor ona
    Destan söyleşip gidiyorlar
    Esmerlikleri
    Tutuşup kuruyan dudakları kalıyor sabaha

    Dostum üşüyorum dedin
    Üşüme
    Korkuyorum -Korkma
    Kaçıyorum -Kaçma
    Ürperiyorum düşünceden -ürper

    Sabah trafik
    Çınara kim bakar
    Kim geçer dallarından
    Bahar mı geliyor
    Komşunun balkonunda
    Çamaşırlar renk rengarenk

    Kızlar göğüslerini
    Baharın ağacına
    İlk açan çiçeğine
    Dayadılar

    Arılarla erkekler boğuşuyor
    Arılarla uçan bütün çiçeklerle
    Ayaklarında taşınan tozlarla
    Akıyorlar alıp götürülürken
    Yaprak evlerin içindeki dişiliklere

    Dostum geç kaldın
    Güneş ne gün doğacaksa
    Söylediler duymadın geç kaldın
    Otur ağla sonra soframda doy
    Ekmek tut zeytin tat
    Açlığını eğlerken sen
    Bak nasıl ayçağın erleri
    Savaşarak ve devirleri aşarak geldiler
    Karanlığı karaladılar yolları tuttular
    At tepmedeler

    Bak nasıl savaşı bindiler. Gece çınara gelip söyleşip
    Kelime ettiler söz bilediler
    Zorun yamanı kolayladılar

    Sahip olun taşa demire
    Aleve
    Küle bile

    Cahit Zarifoğlu

    #100034578

    Hayat
    Katılımcı

    Ömür dediğin dalda kuru yaprak,
    Sevgi bir muştudur, bulan bahtiyar,
    Seni terk edip gitsede nazlı yar
    Hesap sorulur,sonu kara toprak…

    Aldanma sevgilim yetiş menzile,
    Avcı, ceylanı vurmuş, ah-vah ile,
    Dünya hayaldir kanmayın her güle,
    Mizan kurulur sonu kara toprak…

    Sevda libasını nasipli biçer,
    Ayrılık şerbetini herkes içer,
    Kara gündür üzülme çabuk geçer,
    Figan etme gül, sonu kara toprak…

    Aşk taşını birgün, atar başına,
    Hicranıyım ne söylesem boşuna,
    Ayrı koyarlar musalla taşına,
    Elbet dil söyler sonu kara toprak…

    #100034419

    Konu: AĞLIYORSUN..

    grup forumunda Fatih KISAPARMAK

    Hayat
    Katılımcı

    Seni yağmalamışlar kuytularda
    Korkuların nefes nefese
    Yüreğinden bıcaklanan sevdalarda

    Pişmanmısın kendine

    Hep yanlış sevdalara çiçeklenmiş
    Kuruyup savrulmuşsun
    Özlemin çıldırıyor anılara
    Gecelere sığmıyorsun

    Ağlıyorsun
    Ağlıyorsun
    Artık gülüp geçiyorsun aşklara inanmıyorsun

    inanmıyorsun?.

    Yorgunsun biliyorum
    Oysa bir tek sözcük yeterdi anlatmaya
    Saçlarım o elleri özlüyor
    Çığlar yuvarlanıyor ömrümün uçurumlarında
    O en saklı yerinde ağlayan kahkahalar
    Hangi yasak umudun ihanetidir
    Birer birer koparmışlar büyük büyük çiçekleri

    Birer birer koparmışlar anlıyormusun

    Su soğuk duvarların dili olsa
    Anlatsa neler çektiğini
    Buz gibi yastıklara sarılıpta sabahı zor ettiğini
    Ağlıyor
    Ağlıyorsun
    Artık gülüp geçiyorsun aşklara inanmıyorsun

    inanmıyorsun?

    Yaprak döken gençliğimin satırlar aralarında
    Altı kırmızı ile çizilmiş
    Ve tırnak içine alınmış
    Suskunluğun baş harflerisin
    Şehirler uyurken
    Boğazına sarılırken öfkeler
    Bu gizli gülmelerin
    Bu sessiz ağlamaların nedir anlamı
    Sen hangi mevsimin yağmurusun
    Ağlıyor

    Ağlıyorsun
    Ağlıyorsun?
    Artık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsun..

    Hep yanlış sevdalara çiceklenmis
    Kuruyup savrulmuşsun
    Hasretin çıldırıyor gecelere
    Anılara sığmıyorsun

    Ağlıyor ağlıyorsun
    Ağlıyor ağlıyorsun
    Artık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsun…

    #100034313

    Hayat
    Katılımcı

    Bir yalnızlık büyütürdüm saksıda
    kalandı çok eski günlerden
    bir bana yetsin, hıncımı arttırsın
    aşkımı pekiştirsin diye sevince.
    Günüydü, gelip durdu hüznümün önünde
    gidilmemiş bir saklı deniz sandım.

    Kıpırdamazdı yapraklar geceyle
    tüketirdi çiçeği, kuşu sevdiremeyen konyak
    bana neydi gülmeler, şarkılar
    otobüs durakları, alandaki kalabalık
    geldi durdu, alana merhaba dedim.

    Bir göz bozgundur yerine göre
    vururdu pencereme rüzgâr,
    ben hep öyle bir gözdüm
    çığlığını kendine saklayan.
    Düş kurmazdım, beklemezdim şurda burda,
    çiçek demetleri, bisikletler geçmezdi
    apansız geliverdi sokağıma.

    Hıncım bana kalsın gayrı
    sen yalnızlığımı götür.
    Bana çay demlemeyi öğret
    elimi yüzümü yıkamayı,
    ağzıma rakı koydurma.
    Hıncım bana kalsın diyorum
    çünki ben bu kenti kendimde büyüttüm
    bir barbarın vahşi ateşiyle,
    çünki yapılarının taşında onulmazlığım
    çünki şarkılar kanımın bedeli.

    En sevdiğim kelimeler gibisin
    örneğin öfke gibi
    hani bir zamanlar
    dağda ve sokakta açan.
    Örneğin umut gibi
    günde, gecede yitip durduğumuz
    zeytin dalını dal eden.
    Örneğin aşk gibi
    denizlerin üzerinde yürüten.
    Örneğin kavga gibi
    yüreğimi sıkı, saçlarımı kara tutan
    kayaları yumuşatan kavga gibi.

    Denizler benim kadar kıpırdayamaz
    bak şimdi parklardayım
    bir çocuğun menevişli gözlerinde.
    Hüzünleri bırakmanın günü
    günü çığlığı olmak dünyanın,
    hüznümü iki kat ediyor ama
    gecede alnıma dayalı alnın…

    #100034232

    Kaptan
    Yönetici

    Ben seni..
    Bu şehri sevdiğim gibi sevdim
    Her sokağında adım adım buldum izlerini
    Taşına toprağına gömdüm sana olan hasretimi
    Bu şehrin kokusunu sevdiğim gibi sevdim seni

    Ben seni?
    Bu şehrin yağmurlarını sevdiğim gibi sevdim
    Her yağmur damlası düştüğünde toprağa
    Yağmur olup damla damla aktın yüreğime
    Kök saldı sevdan büyüdükçe büyüdü yüreğimde

    Ben seni..
    Bu şehrin denizlerini sevdiğim gibi sevdim
    Dalga dalga vurdun gönlümün sahillerine
    Maviliklerinde kayboldum benliğimi yitirdim
    Ufukta kaldı gözlerim ben hep seni bekledim

    Ben seni..
    Bu şehrin rüzgarlarını sevdiğim gibi sevdim
    Rüzgarlarında estim ulaştım sana
    Dokundu ellerim ak düşmüş saçlarına
    Rüzgarlarla fısıldadım her defasında
    Seni ne çok sevdiğimi kulağına

    Ben seni..
    Bu şehrin baharlarını sevdiğim gibi sevdim
    Her bahar demet demet çiçekler açtı gönlüm
    Eridi yüreğimdeki karlar ırmaklara karıştım
    Her bahar çağladım sana aktım

    Ben seni..
    Bu şehrin güzünü sevdiğim gibi sevdim
    Yaprak yaprak sarardım hasretinle
    Kurudum dalımdan düştüm
    Sarardı soldu yokluğunda yüreğim
    Sensiz baharlar bitti hazana erdim..

    Ben seni..
    Bu şehrin güllerini sevdiğim gibi sevdim
    Her mevsim rengarenk gül olup açtın gönlümde
    Dikenlerine aldırmadan acıyan yüreğimle sevdim
    Koparmaya koklamaya kıyamadım seni
    Hep uzaklardan bakarak dalında sevdim
    Ben seni ey sevgili!
    Gülleri sevdiğim gibi yürekten sevdim..

    3 ocak 2005

    #100034162

    Konu: İKİ KELİME

    grup forumunda N.Gökhan SONSEL

    N.GOKHANSONSEL
    Katılımcı

    Sen şelale gibisin , ben kurumuş dereyim,
    Emret hemen kalbimi ,söküp sana vereyim.
    Büzme dudaklarını ,yalnız bir kez öpeyim,
    Sana ve sevgine, inan…ihtiyacım var.

    Bazen soğuk karlar gibi, bazen ılık bahar gibi,
    Bülbül dalda ağlar gibi, gözümde yaşsın güzel.
    Bazen dere gibi kıvrak , bazen bülbülden de şakrak,
    Bazen kopan düşen yaprak, yüreğimde taçsın güzel.

    Gökyüzüne seslenip ,bir haber yollar gibi,
    Kanatlarım kırılmış , çırpınıp duruyorum.
    Uçsuz yüce dağlara , sarılan kollar gibi,
    Hayallere sarılıp , hep seni arıyorum.

    Eğer sen bir hayalsen, bir sevgili değilsen,
    Ben neyi seviyorum , söyle gülüm…evet sen.
    Bir kabusun içinde , her an birden yeniden,
    Hasretin kucağında , kendimi arıyorum.

    Eğer aşık olursan , sende bir gün ben gibi,
    Aynı hatayı yapma , gitme sakın dön geri.
    Haykır durma sevdanı , set çekme yüreğine,
    Seviyorum diyebilmek…yalnız iki kelime.

    N.Gökhan SONSEL

    #100034100

    Konu: YARGISIZ İNFAZ

    grup forumunda Betül KASAPOĞLU

    geceninkizi
    Katılımcı

    Yine bu sabah güneşin çığlıklarıyla uyandım.
    Ve yine?
    Gözlerin çöktü içime
    Sessizce ağladım.

    Kulaklarımda elveda diyen sesin.
    Yüreğimde yankılanan yalnızlık.
    Anladım?
    Gündüzler gecelerden daha soğuk
    Ve daha karanlık.

    Yoksun?
    İçim acıyor.
    Cam kırıkları gibi saplanıyorsun.
    Bir umutla hala gözüm kapıda.
    Bekliyorum?
    Nafile?
    Gelmiyorsun.

    İlk defa?
    Bu defa?
    Olmayacak biliyorum
    Her yerde
    Çığlık çığlık unutma derken sesin
    Seni ararken her şeyde gözlerim.
    Bütün şarkılar seni anlatırken…

    Nasılda yanılmışım.
    Unuturum sanmıştım bir anda her şeyi.
    Belkide fark etmemişim bu güne dek
    Yokluğundaki karanlık işkenceyi.
    Şimdi?
    Bir başıma sonbaharımı yaşıyorum
    Sokaklardaki kuru yapraklar gibiyim.
    Dağılıyorum?
    Sensizlik eziyor ayaklarının altında.
    Çiğniyor insafsızca?
    Ve sen?
    ?Dur? demiyorsun bu yargısız infaza.

    #100034076

    Konu: BEN KARANLIK BİR ADAMIM

    grup forumunda Serkan KURT

    ddnzsk
    Katılımcı

    Ben karanlık bir adamım kendini aydınlatamayan.
    Kanayan yerlerimi sar diyorsun uçuklu dudaklarınla.
    Karanlık bir adamım saçlarını taramayan.

    Yaşlı bir sonbaharım yaprakları dökülmüş. Çocukluğumda bıraktım uçurtmalarımı, horoz şekerimi. Tenha sokaklarda geziyorum, yanıp sönen sokak lambası gibi ürkütücüyüm. Yaklaşma bana, sana da bulaşır damarlarımda dolaşan.
    Ben aşk yoksuluyum, kirlettiğim tenlerle karşılaşıyorum sokakta, tükürüyorum yüzüme. Ellerimde kan, yüzümde eskiden kalma bir çizgi. Sevmeden seviştiğim kadınlar, nede çoklar. Nede çok utançlarım. Ben aşk yoksuluyum.

    Bakma bana öyle hem karanlığım hem de kötüyüm, git sana da bulaşmadan içimdeki yoksulluk?

    Sandalyenin kırık ayağıyım, birazda serseri. Eski kaldırımlarda yürüyorum dilimde gözü nemli şarkılar. Aşklarım sizi eskiciye verip yerine mandal alıp asacağım kendimi o mandallarla.
    Ve bir daha içmeyeceğim.
    Küfretmeyeceğim geceye, sigarayı bırakacağım.
    Bir bok yapamayacağım?

    Yüzümüze vuran rüzgârın rengi olsaydı, mesela pembe estikçe boyansaydı tüm sokaklar. Ya aşk? onun rengi olsa. Kırmızı, mavi, mavi güzel olurdu ama nedense içimden siyah geçiyor. Siyah kadar masum, beyaz kadar kirli. Artık git kapıyı da kapat, pencereden sızan ışık yeter bana ışıkları yakma.
    Git tüm renklerini de al ve git.
    Ben karanlık bir adamım kendini aydınlatamayan. Lütfen git.


    ddnzsk
    Katılımcı

    Senin ucuz bir fahişe olduğunu biliyordum Bana söylediğin tüm yalanları da Ben sarı yapraklı yollarda dolaşırken marinada denizi izlerken sen ucuz barlarda kahkahalar atıyordun Şimdi her şey bitti ağır ağır Yok oluyordu hüzünlerde Sevgilerde bitiyormuş İnsan geç anlıyor bazen geç kalıyor yüzüne tükürüyor gerçekler şiddetle Seni sevmek bir hata değildi insan bir fahişeyi de sevebiliyordu Sözler aşkta tutmuyordu laf geçmiyordu doğru yanlış yoktu aşkta, kalbinin ardından sürükleniyordun uzunca Ve bitmeyen yollara rehber oluyordun karşına çıkacaktan habersiz Gidiyordun yol iz bilmeden
    Şimdi sus sesini duymak istemiyorum aynı kaldırımlarda karşılaşmak bile İçimdeki ses sadece iyi ol diyordu fahişe Bir gün sende anlayacaktın ama, zamana kurban gitmiş eskimiş bir eski eşya gibi görünmek istenmeyen bir yere konulacaktın sonra unutulacaktın orda İşte o zaman anlayacaksın beni Eski bir eşya gibi unutulduğunda Sigaralara ve şarap kadehlerine sarılacaksın ucuz şaraplar içeceksin Renkli dünyandan sana bi bok kalmayacak?
    Ben aynı adam yeşil gözlerinde umutlar saklayan belki canım çok yanacak seni böyle görünce Ama ben yine o sarı sararmış yaprakları toplayacağım denizi izleyeceğim Hiçbir şey değişmeyecek, belki acılarım dinecek, biraz daha büyüyeceğim? Yerine bir başkasını sevmek belki zor Sana bakıyor gibi bakmak sana dokunur gibi dokunmak ellerini hissetmek Ve yüzümde tebessüm oluşturan her şeyi bir başkasında aramak Mümkün değil biliyorum o yüzden sana kızgınlığım, kırgınlığım İnsan bir fahişeyi de sevebiliyormuş Bir daha asla geri dönmeyecek mucizeyi?
    Gidiyorsun, gitmek kolaydır, elinden tutarsın gözyaşlarının yürürsün artık sana ait olmayan kaldırımda Kapattığın kapının ardında bıraktığını düşünerek tüm yaşanmışlıkların bakire bir bahar ısmarlarsın tanrıya Sonra çok sonra anlarsın elinden tuttuğun sadece göz yaşlarının olmadığını, tüm yaşadıklarında senle gelmiştir, bunu en çok uykusuz gecelerde kabusla uyandığında anlarsın? Şimdi gidiyorsun demek Gitmelisinde ardına bakmadan Ağlamayacağım, kapattığın kapının ardında bıraktığın adam yolunu gözlemeyecek Hatta artık daha iyi görünmeye çalışacağım Gözlerimin altındaki kırışıklıklarla ilgileneceğim daha çok bakacağım aynaya
    Bir fahişeyi seviyordum biliyordum Hayatımda ki her şeyin boynuna kemendi takarak asıyordum bana ait ne varsa düşünmeden Aşk böyleymiş, gözün kör kulağın sağır olurmuş İlacı olmayan bir hastalık gibi yapıştın kalbime hiç gitmeyecekmiş gibi, canımı acıtıyorsun Duyuyor musun canımı acıtıyorsun Ben seni sevmeyi sevdim beklide yerini bir başkasının dolduramayacağı bir fahişeyi sevdim Ve şimdi her şey daha ağır geliyor Daha çok canım yanıyor Yanık ağrılarıyla kıvranıyorum abdessiz gecelerde? Geceye sessizliğe yarım kalmış her şeye ağzımda uygun küfürler var
    Yaz geldi ben evimde bıraktığın odada aynı koltuktayım Brahms ve Jazz dinliyorum Tecavüz ediyorum tüm iyi niyetlerime Seri bir katil olma isteği canlanıyor içimde, türlü türlü işkenceler yapma istediği Ellerim titriyor daha fazla içmemem gerektiğini anımsıyorum Olmuyor kanla boyanmış gözlerim intikam diyor Seni hala seven inatçı yorgun kalbimse merhamet et diyor Sürgün ediyorum kendimi senden çok uzakta, merhametim kalıyor baş ucunda?
    Son gece ateşlenmiştim dudağımda uçuk çıkmıştı terlemiştim çok yorgun bitkin hissediyorum kendimi Gidişin ağır geliyordu Sen hüznümün gülümseyen yüzüydün çünkü Yirmi bir gün oldu tam yirmi bir gün ateşler içinde yanıyorum Sense sevişiyorsun sana ait olmayan tenlerde Bir fahişeyi sevmek bu kadar ağır olamaz Tanrım sen şahitsin, sen biliyorsun her şeyi Takvimden yapraklar söküldükçe unuturum diyordum, insan sevince unutamıyormuşAğlatan filimler seyrediyorum şarap içiyorum midem ağrıyor her yeri dağıtıyorum Her şey bildiğin gibi, paramparçayım Kitaplarım ve boş kağıtlar yerde duruyor düzenli değilim artık? Şimdi sarılıyorum kendime uyurken sabaha kadar buz tutuyor vücudum İçimdeki tüm imgeleri boş sokaklara attım Neşter vurup kalbime söküp atamam ki seni Biliyorsun, ben bir mucizeyi seviyorum?

    #100034017

    safir
    Katılımcı

    Eskiden,
    Utanınca,
    Yüzü kızarırdı tüm ergenlik kızların,
    Şimdi,
    Yüzü kızarınca utanır oldularsa,
    Suçu kimde bunların?
    Eminim eskiden,
    Anneleri yaprak kuruturlardı defterlerinde,
    Adları Ayşe,
    Adları Fatma, Nesrin, Gülsüm en çok da masum,
    İçinden ok geçen karalama kalpler çizerlerdi,
    Hepsi biraz kareli defter, biraz kurşun kalem,
    Biraz da teneffüs saati gülerlerdi,
    Sevmek o zaman yaralı bir kalpti,
    Sevmek o zaman utanmak demekti,
    Aşk, henüz ayağa düşmemişti!
    Sevmek belki de biraz utanmaktı.

    Eskiden,
    Utanınca,
    Yüzü kızarırdı tüm ergenlik kızların,
    Şimdi yüzü kızarınca utanır oldularsa
    Şuçu kimde bunların?
    Eminim,
    Eskiden,
    Anneleri okuldan çıkınca,
    İlk adres eve giderlerdi,
    Gölgelerine bile değmekten çekinir
    Sevdiği de olsa bir oğlanın gölzeri akıverse bakışlarından,
    Kirlendiğini düşünüp,
    Gözyaşlarıyla silerdi sevdiğinin hayalini gözlerinden,
    Sevmek o zaman tertemiz bir hayaldi,
    Sevmek o zaman yabanıl bir umudun değmediği,
    Sevmek, şıpsevdi bir iştah değil,
    Sevmek,
    Uzak… Çok uzak bir evin penceresinde,
    Sabırlı bir beklemeyle sulanan,
    Bembeyaz bir menekşeydi,
    Kuzum, değişmeyen neydi,
    Eskiyen ne.
    Zaman mıydı değişen,
    Yoksa değişmek kirlenmek için bir bahanemiydi.
    Biz mi büyüdük,
    Ar, yıkanmaz mı artık utançla,
    Geç mi kaldık yoksa?
    Geç mi kaldık avuçlarımızdan kayıp giden sabahla…
    BEDİRHAN GÖKÇE
    .

    #100033886

    N.GOKHANSONSEL
    Katılımcı

    Sen benim hüzün bulutlarımsın

    Yürüdüğün her adımda,
    Kuru bir yaprak gibi,
    Düşüyorsam ayaklarına.
    Uykusuz geçiyorsa , her gecem…
    Bunun tek sebebi… sen olmalısın.

    Dinlediğim, her şarkıda ,
    Seni düşünüyorsam eğer,
    Rüzgarlara, yalvarıyorsam ,
    Kokunu getirsin diye…
    Her yıldızın üstüne yazıyorsam ,
    Sevda mektuplarımı…

    Sen benim…hüzün bulutlarımsın.

    Baharı hatırlatıyorsa gözlerin,
    Sesini duyuyorsam,
    Nisan yağmurlarında…
    Ve bir dipsiz kuyuya düşmüş gibi,
    Girdabına kapılıyorsam eğer…

    Sen benim…hüzün bulutlarımsın.

    Götür beni , ırmak kenarlarına,
    Çıkart dağ yamaçlarına.
    Gözlerinde vur…vur, öldür beni.
    Dökülsün kanım ,topraklara karışsın.
    Feda olsun , sana canım ,
    Canım sana ,feda olsun…

    Yok bende ,umut deme,
    Sakın…beni, unut deme.

    Sen benim…hüzün bulutlarımsın.

    N.Gökhan SONSEL

    #100033759

    yaparkaleli
    Katılımcı

    Dün gece aklımda yine sen vardın
    Hasret urganını yağladın gülüm.
    Gönlümde gül erir, gözünle gördün
    Hayal ikliminde çağladın gülüm.

    Gözlerim öteye dalar ansızın
    Hayalin karşımda meler ansızın
    Bir sızı kalbimi deler ansızın
    Yolları yıllara bağladın gülüm.

    Arzuyu ip gibi kavradın, çektin
    İklimi gamıyla başımdan döktün
    Sevdanın gerçeği gönlüme çöktün
    Ve garip gönlümü lığladın gülüm

    De hangi mevsimin yağmurusun sen
    De hangi sevdanın umurusun sen
    De hangi ustanın hamurusun sen
    Hüznün körfezini sığladın gülüm

    De hangi nefretten edindin kini
    Hangi ekenekten söktün ekini
    Artık itiraf et gönlündekini
    Hasretinle beni dağladın gülüm

    Hangi yel salladı yapraklarını
    Hangi el okşadı şu aklarını
    Hangi sel götürdü topraklarını
    Ki kaldın kupkuru ağladın gülüm.

    Zülfikar Yapar Kaleli

    #100033591

    yaparkaleli
    Katılımcı

    Arzular, Hayaller, Umutlar!
    Arzular, hayaller, umutlar bir bir
    Ateşsiz, kibritsiz yandı gidiyor.
    Gönül dosttan yana bir kelebektir
    Bir türkü tutturdu, kandı gidiyor

    Elli yıldan beri otsuz yaylayı
    Dolaştı, görmedi seneyi, ayı
    Çöldeki leylayı, köşkü, sarayı
    Yârin hayaline sundu gidiyor

    Yapraktı sarardı, çiçekti soldu
    Gaflet yorganının altında kaldı
    Ne ekti, ne biçti, ne ürün aldı
    Kerbelâ çölüne döndü gidiyor.

    Doğru kapı çalan çareyi bulur
    Kapı çalınınca olmazlar olur
    Ve gayrı kapılar hep güdük kalır
    Gönül kapısının fendi gidiyor

    Dedi düşün akıl, düşün, bir defa
    Ölüm gelecekmiş gelsin hoş sefa
    İlimdir, irfandır en büyük şifa
    Çağın ötesine sindi gidiyor

    Ne yazı belliydi, ne kış, ne bahar
    Can suyunun susuzluktan derdi var
    Yakınmadan yılgınlığı himmet yar
    Muratsız tabuta bindi gidiyor

    Ne etsen nafile kurumuş dalın
    İstersen gez dolaş, istersen salın
    İstersen sevdiğim sözümden alın
    Artık Kaleli?nin kendi gidiyor
    Zülfikar Yapar Kaleli

    #100033181

    safir
    Katılımcı

    Daha dokunmadan kurudu irem

    çöllere bir türlü yağamıyorum

    yeni bir koşunun başlangıcında

    biraz deprem sonrası

    biraz şehir hülyası

    bir kalp yangınından geriye kalan

    siyah gözlerine beni de götür

    artık bu yerlere sığamıyorum.

    Pembe uçurtmalar yolladığından beri

    sarardı tiryaki menekşeleri

    sonbaharın tozlu kafeslerinde

    sevgi turnaları yakalıyorum

    turnalar gidiyor;ben kalıyorum

    avareyim,asudeyim,yorgunum

    bilmiyorum neden sana vurgunum

    Erzurum garında banklar üstünde

    uyku tutmuyor karanlıkları

    yitik düşlerimi kovalıyorum

    gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.

    Binbir türlü kokuyorsa yaylalar

    siyah gözlerine beni de götür

    baharın koynundan koparıp sana

    ipek bir mendile sardığım yüreğimle

    şehzade gülleri gönderiyorum

    umutlar kalıyor;ben gidiyorum.

    Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini

    kaptanları sorgulayan

    yanından geçen küheylanların

    korku tufanına yakalandığı

    siyah gözlerine beni de götür

    güneş ülkesinden gelen yiğitler

    benzeri olmayan bir dünya kursun

    cellat,ayrılığın boynunu vursun.

    Usul usul intizarı çürüten

    bu hercai diken,bu çılgın arzu

    sürüklüyor imkansız muştuların

    eşiğine gönül vadilerini

    bir ağaçtan düşen yapraklar gibi

    düşüyorum tanyerine

    ya topla yaralı kırlangıçları

    ya da bu vefasız şarkıyı bitir

    özgürlüğe giden tutsaklar gibi

    siyah gözlerine beni de götür.

    #100031634

    Konu: AĞLIYORSUN

    grup forumunda Şebnem KISAPARMAK

    likevoyager
    Katılımcı

    Seni yağmalamışlar kuytularda korkuların nefes nefese
    Yüreğinden bıçaklanan sevdalarda
    Pişman mısın kendine düşman mısın?
    Hep yanlış sevdalara çiçeklenmiş kuruyup savrulmuşsun
    Hasretin çıldırıyor anılara gecelere sığmıyorsun
    Şu soğuk duvarların dili olsa anlatsa neler çektiğini
    Buz gibi yastıklara sarılıp da sabahı zor ettiğini
    Ağlıyorsun…
    Ağlıyor ağlıyorsun
    Artık gülüp geçiyorsun aşklara inanmıyorsun
    Yorgunsun biliyorum oysa birtek sözcük yeterdi anlatmaya
    Saçların o elleri özlüyor
    Çığlar yuvarlanıyor ömrünün uçurumlarında
    O en saklı yerinde ağlayan kahkahalar hangi yasak umudun ihanetidir
    Birer birer kopartmışlar büyüttüğün çiçekleri
    Anlıyor musun?
    Yaprak döken gençliğinin satır aralarında
    Altı kırmızıyla çizilmiş ve tırnak içine alınmış suskunluğun başharflerisin
    Şehirler uyurken boğazına sarılırken öfkeler
    Bu gizli gülmelerin bu sessiz ağlamaların nedir anlamı
    Sen hangi mevsimin yağmurusun
    Ağlıyor musun?

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 73) görüntüleniyor