You cannot copy content of this page

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 45) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034654

    Ayser
    Katılımcı

    Manevi boyutu yok, bayram etmeyeceğim,
    Haksızlık Hak getire, bütün yürekler kısır.
    Hazzına hasret kalıp yansam tütmeyeceğim,
    Yaşanmıyorsa eğer bayramlara münhasır?

    Herkes kendine göre bir yol tutturmuş gider,
    Göz görmez, kulak duymaz kalkmış tatile gider,
    İşte tam bu nokta da ?insanım? deme yeter!
    Düşünmemiz gereken âzamız tutmuş nasır?

    Yalnız özel gün değil ?kimine? her gün bayram,
    Adresini verseniz nerde ?samanlık seyran?,
    Gücü yetmeyen vardır, bakıyor garip, hayran,
    Çamur üstünde yatar, olsa altında hasır?

    Zaaflarımız taşkın, bundan hâlimiz yaman,
    Siyonist?ler pür-neşe kan ağlıyor Müslüman,
    ?Son gülen iyi güler? bekle! Gelecek zaman,
    Bayram edersem eğer, ağlar Suriye Mısır?

    Ayser ÖZBAKIR

    #100034212

    Konu: AŞK A?DIR

    forumda AŞK A?DIR

    safir
    Katılımcı

    Aşktır bu.
    Tutarsız kılandır.
    Hangi filme gidileceğine, hangi şarkının insanın içine işleyeceğine karar verendir.
    Bütün şarkıların adında, içinde, nakaratında, bestesinde, sebebinde yerini alandır.
    Gittiğiniz her yolun başında onu görürsünüz.
    Yolları kendine çıkarandır.
    Vurulduğunuz, yakalandığınız ya da tutulduğunuz ilk anda artık kuralları koyandır.
    Sizden yana gibi dururken, sizi en delik deşik yerinizden vurandır
    Yağmur yağar, o mu gelmiştir.
    Kapı çalar, onun sesidir.
    Radyoda şarkı duyarsınız, o söylemektedir.
    Gazetelerdeki resimler onun suretidir.
    Her gördüğünüz O dur.
    Her yemek onun en sevdiğidir.
    Yeni taşınan komşunuzdur.
    Bindiğiniz metro ona gitmektedir.
    Kediler onun dilinden konuşur.
    Giydiğiniz elbise onun, baktığınız aynada gördüğünüz kendisidir.
    Bu yüzden Aşk A dır.
    Neden korkuyorsanız artık korkmazsınız.
    Karanlık hoşunuza gider.
    Trafiğe gece yarılarında tersten girmeyi,
    bağırarak uluorta şarkılar söylemeyi,
    tanımadığınız insanlarla yarenlik etmeyi öğretir.
    İyi ki vardır.
    İyi ki öyledir.
    İyi ki yaşanmaktadır.
    Korkusuzluktur
    Bütün otobüslere son anda koşarak binebilirsiniz.
    Vapurlara iskeleden açıldıktan sonra atlayabilirsiniz.
    Trenlerden dışarı sarkabilirsiniz.
    Nasıl olsa bir şey olmayacaktır.
    Nasıl olsa Aşk A dır.
    Anne merhametinin ötesinde, firavun gazabının üstesindedir.
    Aşk dağlayandır.
    Aşk paramparçadır.
    Aşk için ağlanıyorsa gözyaşı ateştir, nardır.
    Aşk, annedir.
    Kıskançtır.
    Dağlıdır aşk, yalnız ve kimliksiz bir derviştir.
    Taşları kaynatıp çorba yapan, umudunu yitirmeyendir.
    Aşk, acımaktır.
    Dayanmaktır hep.
    Belkidir yani. Ya gelirsedir, daha çok da ya dönersedir.
    Bekleyen şarkıların öznesidir aşk.
    Madem ki gidiyorsunların tatlı telaşında son bir tesellidir.
    Pencere camlarının buğusuna çizilen ırmakların,
    büyük ağaçların, derin yağmurların resmidir.
    Aşk, kimsesizdir.
    Öksüzdür.
    Annesizliğin kırılganlığıdır.
    Dur gitmeleri aşmışlıktır aşk.
    Nasılsa gidecektiri bilmektir.
    Meryem dir aşk.
    Gözyaşı kurutandır.
    Sonsuz elemin, büyük nefretin, tam imanın, asıl gurbetin çetelesidir.
    Aşk, çocuktur.
    Asiliğin en yakışanı, hesapsızlığın en şövalyesidir.
    Şaşırtandır.
    Garip kılandır.
    Bağdatın gülü,
    Kahirenin avazı,
    İstanbulun duruşudur.
    Aşk, onbir yaşında Muhammed in annesidir.
    Derin acılar, olmayacak sınanmalar kapısını çaldığı zaman buyur etmesini bilendir.
    Aşk, böyledir.
    Dile kolay, hayata müşküldür.
    Aşk, Hacer dir.
    Kimsenin kimseye hayrı olmadığı yerde yine de ilk akla gelendir.
    Sonsuz karanlıkların ortasında vurgun yemiş bir çığlıkla çerağlar yakandır.
    Koşmaktır Aşk.
    Aşk, Safa ile Merve arasıdır.
    Ordadır ve o kadardır.
    Tutunmaktır.
    Nasıl olsa aşk A dır..

    İBRAHİM SADRİ

    #100033045

    yavuzkorkmaz
    Katılımcı

    Hey sen sosyete güzeli
    Sana sesleniyorum
    Bıktın mı allı pullu takılardan
    Dilediğini yiyip içmekten
    Eksik olan ne buldun da bende
    Benim neyi mi sevdin anlamıyorum
    Neden anlamıyorsun
    ANLAMIYORUM
    Bak kızım!
    Kaç defa söyledim sana
    Param yok pulum yok açım aç
    Neden anlamıyorsun
    Üç kuruşluk neyimi sevdin
    ANLAMIYORUM
    Sen hem!
    Benle kaşık atamasın sudan çorbaya
    Gün olur
    Kuru soğanla bayat bir ekmeğe
    Diş geçiremezsin
    Geçiremesin
    Emin ol abartmıyorum
    Alınma hiç
    Bana surat yapma hiç
    Gözlerini dik dik dayama öyle
    Alışmışımdır
    Bak gel sen beni dinle
    Çek git dön evine
    Bak bir halime
    Bak bir haline
    Beni nasıl yakıştırdın kendine
    ANLAMIYORUM
    Bak gel sen beni dinle
    Çek git dön evine
    Hem sen alışmışsındır bolluğa
    Bir yavan ekmeği bölemezsin benle
    Allı pullu vitrinlere takılır gözün
    Bakamazsın göz ucu boynu bükük
    Hadi git beni halime bırak
    Görmüyor musun?
    Konuşacak mecalim yok
    Kirlenecek yüreğim yok
    Güvenecek bir tarafım yok
    Art arası iki mısralık adamım işte
    Hadi git dön evine
    Görmüyor musun?
    Zati eşref saatini bekliyorum

    26 Aralık 2007

    #100032647

    safir
    Katılımcı

    Dün gece ağzımda bir ıslık,
    Elimde ıslanmış bir sigara
    Evinin önüne geldim…
    Pusluydu hava,
    başımı yukarı kaldırıp dikkatli bakınca anladım
    perdeler kapalıydı…
    Ama yine açık unutmuşsun
    Gece lambasını…

    Bir an öylece durdum…
    Sonra,
    Kanıma girdi serserilik…
    Merdivenleri bir bir çıktım.
    Cebimden yedek anahtarı çıkarıp
    Açtım kapıyı.
    Dalgınlığına gelmiş olmalı
    Kilitlemeden yatmışsın…
    (eve de ayakkabıyla girdim,
    affet beni….)
    saat gecenin üçüydü galiba,
    yalan olmasın…

    uyuyordun,
    odana sessiz adımlarla yaklaşırken,
    belki o an
    görmekte olduğun rüya takıldı aklıma.
    Duraksadım….
    Gözlerim alışınca karanlığa,
    İyice belirginleşti suretin.
    Yüzün bana dönüktü, öpmek istedim,
    Başaramadım…

    Saati yediye kurmuştun,
    Onu bir saat geri aldım…
    Sonra, önünde sana ilk kez sarıldığım
    Aynaya çarptı gözüm.
    Üzerine kırmızı rujunla,
    ?melekler uyumaz? diye ben yazdım!

    vakit ilerliyordu,
    apar topar bir kahvaltı hazırladım sana
    portakal falan sıktım,
    seversin sen…
    bu iyiliğimi de unutma.

    Geçince alkolün etkisi,
    Baş ağrısı tuttu yine.
    Uykumda gelmişti epey
    Gittim evden,
    Bıraktım seni rüyalarınla başbaşa…

    Bilmiyorum
    Bu yangın ne zaman son bulur…
    Belki gün gelir,
    Yine kollarımda uyursun.
    Benimki de iş mi be!
    Gecenin bir yarısı hırsız gibi eve gir
    Sonra öpemeden çık git!
    Neyse, alacağım olsun…
    Gördüğün gibi,acemi bir hırsızım ben
    Çalamadım işte yanağından…..

    Bunları boşver…
    Senden isteğim;
    Kendine dikkat et
    Aç karnına evden çıkma,
    havalar soğudu iyice, sıkı giyin.
    Geceleri yatarken,
    kapıyı kilitlemeyi unutma…

    Okan Savcı

    #100032645

    safir
    Katılımcı

    Kapat perdeleri !
    Kapat ki, yalnızlığın başlasın…
    Ürkme !
    İyidir insanın kendi kendine kalması.
    Alışmalısın…

    Mevsime pek gitmiyor
    Şimdi o şarkıyı sustur !
    Dinleme artık.
    Sanma ki aylardan ağustostur…
    Duvarlarına yüzümün gölgesi düşerse,
    Şaşırma !
    Bazı geceler ruhum, göç edecektir evine.

    Bu akşam tek kişilik yap kahveyi.
    Masaya bir tabak eksik koy…
    Şimdi rahatça seyret istediğin filmi…
    Vaktinde yatıp,
    Vaktinde günaydın diyeceksin.
    Kurtuldun dırdırımdan.
    Bundan sonra akşamları tek başına içeceksin…

    Kitaplarım sana emanet,
    Canın sıkıldığında okursun.
    Baktın ki işe yaramıyor,
    Sen de yırtıp atarsın.

    Unutuyordum az daha…
    Silme camdan o dörtlüğü, olur mu?
    Nasıl olsa kaybolur kendiliğinden…
    Bırak, ne olacak?
    Hüznüm bir süre asılı kalsın.
    Sen şimdi kapat perdeleri !
    Kapat ki, yalnızlığın başlasın…

    Okan Savcı

    #100032637

    safir
    Katılımcı

    Seni elinin tersiyle degil
    avucunun iciyle kavrayacak.
    Bileceksin ki
    emin ellerdeyim,
    baskasi tutamaz elimi boyle.
    Rahat olacaksin yaninda,
    cok konusmayacak,
    beynini didiklemeyecek.
    ince olacak;
    seni senin kadar dusunecek.

    Erkek dedigin,
    Sen onu merak ettiginde
    kendisine hesap soruluyor
    havalarina girmeyecek.
    Senin inceligine karsi
    umursamaz sozler sarf etmeyecek.

    Erkek dedigin,
    Kadinin sinirini bozmayacak,
    cinlerini tepesine cikarmayacak,
    sanki sen onun icin varmissin
    her ne zaman istese emrine amadeymissin,
    o ne yaparsa yapsin
    her istediginde yaninda
    elinin altinda olacakmissin
    triplerine girmeyecek.

    Erkek dedigin,
    Sen ona sevgini hissettirdiginde,
    sen ona kayitsiz sartsiz
    asIkmissin gibi havalara girmeyecek.

    Erkek dedigin
    ilgi gordugunde ilgiyle,
    sevgi gordugunde sevgiyle
    karsilik verecek.

    Erkek dedigin,
    sen onun icin kendine baktiginda,
    sirf ona daha guzel gorunmek icin
    giyinip kusandiginda
    hicbir sey olmamis gibi
    davranmayacak.
    Erkek dedigin,
    Ruhunu oksamasini bilecek.
    Romantik olacak
    kimi gun habersizce kucaginda
    ciceklerle cikip gelecek.
    Ozel gunleri unutmayi
    marifet sanmayacak.

    Erkek dedigin,
    Kayitsiz olmayacak
    senin butun zerafetine karsi.
    Gercekten seven bir kadin
    sevgi ve ilgi bekler,
    erkegine verdigi askin karsiliginda
    kucuk bir tatli soz,
    kisa bir mesaj,
    bir cagri bile onu mutlu edebilir.

    Erkek dedigin
    butun bunlari
    cebinden para harciyormus gibi
    cimrilikle yapmayacak.

    Erkek dedigin,
    Ben aranmayi,
    cok aramayi
    sevmem demeyecek.

    Erkek dedigin,
    Her sey kendi istedigi gibi
    olsun istemeyecek.
    Sadece kendi caninin
    istemesine baglamayacak
    her Şeyi.

    Erkek dediginin,
    hissettigiyle
    yaptigi sey arasinda ucurum
    olmayacak.

    Erkek dedigin,
    Cesur olacak cesur.
    Seni seviyorum derken
    korkmayacak,
    baska seylerin
    arkasina gizlenmeyecek.
    Seviyorum deyip
    bir sonraki perdede kacmayacak,
    ozluyorum diyorsa gelecek,
    kaybetmek istemiyorum diyorsa
    kaybetmeyecek.

    Erkek dedigin
    askina sahip cikacak.
    Korkak olmaz erkek
    dedigin.

    Erkek dedigin
    iyi sevisecek.
    Koyun gibi yatmayacak,
    bir an once su is bitse demeyecek.
    Asksiz yatmayacak yataga ve
    sen bunu bileceksin.
    Bir baba sefkatiyle
    seni alnindan optugunde
    bileceksin ki
    sevgisi gecici ve zayif
    degildir.

    Erkek dedigin,
    Ve sevgiyle optugunde
    dudaklarindan
    bileceksin ki
    Opusun tek sebebi
    sehvet degildir.

    Erkek dedigin
    aldatmayacak.
    Aldatmak basitliktir.
    Seviyorum diyorsa
    aldatmaz erkek dedigin.

    Aldatiyorsa
    sevmiyor demektir.

    Erkek dedigin
    yakisIkli olacak,
    cekici olacak ama
    bundan cok daha ote bir sey…

    Erkek dedigin,
    Zeki olacak.
    Kadinin kucuk yalanlara,
    bahanelere inanmayacagini,
    kendisini kendi gibi
    tanidigini bilecek.
    Kadinin zekasini
    kucumsemeyecek kadar
    zeki olacak.
    Zeki olacak,
    seni bir hamur gibi
    karmasini bilecek,
    o hamura kendisini katmasinida.

    Erkek dedigin,
    Degerlerini bir anlik hevesler ugruna
    satmayacak.
    Namussuzlugunu, ahlaksizligini
    ancak ve ancak seninle yataktayken
    kullanacak.
    Yan gozle hatun kesmeyecek,
    ustune sevgili edinmeyecek.

    Erkek dedigin
    once sevecek.
    Kendini sevmeyen erkekten
    kimseye hayir gelmez.
    Bir bakarsin ki
    yillar sonra bu adamla
    ne yataga sigiyorsun,
    ne topraga…
    Koluna girip
    gezmesini bileceksin gururla
    koynuna alip
    sevismesini de.

    Erkek dedigin,
    Babaligini da bilecek,
    ana-babaya hurmet etmeyi,
    kadir kiymet bilmeyi,
    vefakarligi, fedakarligi. ..

    Erkek dedigin
    seni koruyacak,kusatacak .
    O nerede olursa olsun
    seni koruyacagini bileceksin.

    Pisirik olmayacak
    erkek dedigin.

    Erkek dedigin
    erkek olacak guzelim.
    Seni sadece sen oldugun icin sevecek.
    Parayla pulla,
    kariyerle, gucle,
    kimin ne dedigiyle
    hareket etmeyecek.
    Hem sevgilin,
    hem arkadasin,olacak ………………………………

    can dündar

    #100032343

    doner
    Katılımcı

    Eskiden dolmuşlar muavinler vardı
    Medeniyet geldi mazide kaldı
    Avrupa birliği kapıyı çaldı
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Ulusta Hisarı Kalesi ne hoş
    Anafartalardan adliyeye koş
    Atpazarı bakırcılar carşısı
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Hacıbayrama git yarı hacı ol
    Ahrete gideni bu camide gör
    Ölüm aklında mı bir kendine sor
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Gençlik parkı genç kalanlar gezmiyor
    Hergele meydanı neler gizliyor
    Ulus ta ATATÜRK bizi izliyor
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Dışkapı sırayla pavyonlar barlar
    Yıba çarşısında kaybolan canlar
    Meşhur benderesi ne sırlar saklar
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Dışkapıda Gülhanesi Gatası
    Etlik kavşağında S.S.K hastanesi
    Nerde yıkılmışmı halk pastanesi
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Etlik ayvalıdan çıkarsın yola
    Keçiören şelalede verirsin mola
    Aydınlıkevlerde Altınpark rüya
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Altındağı gelin gibi süzülür
    Ankaranın her yöresi gezilir
    Ankarayı görmeyen dostlar üzülür
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Aydınlık siteler altmmış evleri
    Saime kadında Şehitliği görmeli
    Çinçin bağlarında mezarlığı gezmeli
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Mamak Muhabere nöbette bekler
    Mamak yokuşunda motorun tekler
    Türk Askeri heran yasak bölge der
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Akdere deyince şaşırıp kalma
    İmrohol yolunda aşıklar turna
    Cebeci dört yolda tarih sorgula
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Demetevler karşıyaka mezarlık
    Ankara’ya göktaşından nazarlık
    Hayat ile etmeyin ha pazarlık
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Yenimahalle Demet Çiftlik kavşagı
    Hayvanat bahcesi ANKARA çayı
    Batıkent ostimi Sincan fatihi
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    ATATÜRK ormana kurmuş çitfliği
    Orada avlarmış yaban kekliği
    Hele birde verir isen tekliği
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Etimesgut aşti of aklım şaştı
    Emekten Bahçeli ANIT kabiri
    ATATÜRK’ü her fırsatta görmeli
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Akköprüsü Optimomu Armada
    Beş boyutlu sinemalar orada
    Fatihtedir harikalar diyarı
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Devletin sahipsiz insanlarından
    Hava kuvvetleri Genel Kurmayı
    Meclisin önünde soluk almayı
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Kızılaya indim şaşırdım kaldım
    Şapkamı kafamdan düşürdüm kaldım
    Kotlu,mini etekli kızlara daldım
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Sıhıyeye indim sekerek gittim
    Zafer carşısını ziyaret ettim
    Kültür,Sanat,Kitap,Kaset zebildi
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Gima’nın önünde randevu bana
    Sakarya başını sallatır sana
    Barlarda ozanlar dinletir bana
    Aman allah ANKARA ne harika

    Gimayı sollayıp Karanfile gir
    Her adım başında seyyarları gör
    Bilmesen adresi büfelere sor
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Konur sokak koçlar gibi bekliyor
    Bütün gençlik orda horan tepiyor
    Canlı müzik ruha neşe katıyor
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Harika camiyi görmek istersen
    Ruhuna cenneti sermek istersen
    Kocatepeye de hele bir gel sen
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Tunalının kibarlığı hoşluğu
    İçinizde dolduruyor boşluğu
    Dinlenmek için Kuğulu parkın hoşluğu
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Ataküle, Ankara’nın yüksek tepesi
    Çankaya yıldızda uydu sitesi
    Ne güzeldir şu botanik bahçesi
    Aman dostlar Ankara ne harika

    Hadi dostum ayağına paten tak
    Uçak gibi uçarsın nerde fark
    Ataküleye çık Ankaraya bak
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    Döner’im Dönüp de şaşırdım kaldım
    Ankaranın güzelliğine daldım
    Kendimi ankaranın bağrına saldım
    Aman dostlar ANKARA ne harika

    DÖNER ÖZEKE
    07.02.2005


    Ogniela
    Katılımcı

    Bir kere güleceksin
    İçim ısınacak baktığımda gözlerine
    Gözlerimde gezecek gözlerin
    Kendine mahkum olacak sevdan
    İçinden gelip
    Bir selam vereceksin
    İsmimi söyleyeceksin merhaba deyip
    Uzatacaksın ellerini
    Varsa öyle sıkılacak
    Dostça eller
    Varsa öyle kolay tutulacak

    Hayatımın akışını sana çevirip
    Bedensel hazda bulmalıyız sevgiyi
    Aydınlığa yürümeliyiz aydınlığa
    Kendi içimizde saklı hayatın mucizesi
    Biliyorum gene de
    Küs kalacak umutlarımız yarınlara
    Bütün dünya girecek aramıza
    Güneşler girecek güneşler
    Gözlerinde ay tutulacak

    #100030778

    Konu: CANIM KIZIM

    forumda CANIM KIZIM

    temptation
    Katılımcı

    Meğer sanaymış yolculuğum. Burgun kendime neden yasadığımı sordum; bir anlamı olmalıydı basımdan gecen onca şeyin; bir karşılığım olmalıydı hayatta.bu soruyu sorduğumda kendime yirmi üç yasındaydım. Ellerim yaslanmamıştı henüz ama soluk soluğa kalmış yorgun bir çocuktum, bildiğim her şeyden, herkesten uzaktaydım..
    Yalnızlık, yabancılık, haksızlık dünya kederleri bir olup yüklenmişlerdi bir gece kalbime. Balkona çıktım, dördüncü kattaydım.soğuk bir kıs gecesiydi. Demirleri tuttum caddeyi seyrettim ağlayarak. Göreceksin insan nasıl acır kendine böyle anlarda… Yüz yirmi dokuz numaralı otobüs geçiyordu ve bir kız köşedeki benzinciden çıkmış; elinde bira şişesi ağlıyordu, uzundu sacları.kaldırıma oturdu elindeki bira şişesini karşısındaki saat kulesine fırlattı. Saat oniki’ye on vardı ve belli ki ikimizinde canı çok yanmaktaydı…
    Annem geldi aklıma bir Pazar dönüşü elimi avucunun içinde kavrayışı ve bana doğumumu anlatısı. Yalnızmış sancıları geldiğinde; çok korkmuş ya başaramazsa diye. Balkona çıkmış insanları seyretmiş başka kadınlarda çekti bu sancıyı diyerek ve başka insanların acılarından güç alarak doğuma girmiş. Doğduğumda yaptığı ilk şey saate bakmak olmuş. Saat öğlen oniki’ye on varmış. İşte böyle demiştim kendi kendime; buraya kadarmış. Sonra çilekli pastayı, çaldığım vişneleri, limonlu dondurmayı ne çok sevdiğimi düşündüm. Saclarımı uzatacaktım, para biriktirip yollara çıkacaktım ve bir daha hiç yirmi üç yaşında olmayacaktım. Büyük kararlardan önce mutlaka bir gece beklemeli eğer sabah aynıysa her şey o zaman düşünmeli bitirmeyi bir hikayeyi.. Ertesi gün güneşli bir sabahtı; çoktan düşmüştü ruhumun ve kederimin ateşi…
    O günden sonra neler oldu bir bilsen…sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki. Çok korkuyorum severmisin acaba beni? İyi bir anne olabilecek miyim? Koruyabilecek miyim seni? Kalbimde ve zihnimde biriktirdiklerimi eksiksiz iletebilecek miyim sana?
    Takvimler bir sonbahar çocuğu olacağını söylüyor. Annende sonbaharda doğmuş bir bebekti. Bu mevsim hüzünlüdür kızım ve çok sever güneşi.şuanda minicik tekmelerinle ben burdayım diyorsun. Gelişine az kaldı. Seni sevinçle beklerken odanı hazırlıyoruz hevesle.ama ne yazık ki odan kadar sessiz ve özenli bir ülkeye gelmiyorsun. İsterdim ki benim gördüklerime sen şahit olma ama onlar sana bile yetişti. Geleceği zamanı kendi seçen biri olarak güçlü ve bendende önde olacağını biliyorum umarım sende seversin karıncaları, kedileri ve kelebekleri. Ben babasını çok özleyen bir çocuktum dilerim sen ayrı kalmazsın seni sevinçle bekleyen babandan….
    Anneler ve babalar tanıyacaksın bizden başka. Oğluna söz verdiği bisikleti alamadığında notalarla oğlunun adını yazan bıyıklı yorgun babaları, ya da kendi giyemediği mavi yirmi üç nisan elbisesini sabaha dek uyumadan kızına diken anneleri, sonra kendinden başkasını düşünmeyenleri, kendi öfkesinde boğulanları ve yalancıları tanıyacaksın. AŞk’ı tanıyacaksın bir gün, kalbim kırılacak ve belki kıracaksın birilerini… İyi bir tamirci ol kızım, çabuk onar kırdığın kalplere ve çaresiz kalma kendi kırık kalbine. Sen şimdi kendi öykünü yazmaya geliyorsun.
    Hayat iki seçenek sunuyor: ya payına düşen kederi parlatacaksın; ya da ömrünle iyi geçinmeye bakacaksın. İkincisini tercih edersin umarım…
    Bana öğretildiği gibi kızım; öğrendiğin çiçek adlarını unutma, kelebekleri kitap arasında kurutma, kin büyütme kalbinde ve incitme kimseyi…
    Dilerim dünyaya geliş nedenini sen çabuk bulursun.yolun acık olsun….

    Annen

    İclal Aydın

    #100029391

    Konu: MANŞET

    forumda MANŞET

    Bülent
    Katılımcı

    Hayatıma manşet istiyorum.

    Birkaç manşete ihtiyacım var, günler tekdüze

    Karton filmlerden yapılma bütün serüvenlerin

    içinden geçtiğimiz karanlık tünel bizim olmayan gündelik

    Büyük bir köy artık bana tanınan, dünya!

    ölüm tek ticaretin

    Biz söyleriz başkalarına kalır kelimeler

    sanal gerçeklikler için vurguna inmiş manşet

    Gözlerimize attıkları bandın sakladığı karanlık

    kimsenin ofsetinde kazınmıyor yalan sarmal grafik

    kendine çevriniyor

    Biz söyleriz başkalarına kalır kelimeler

    Rekabetten başka yapacak bir şey bırakmıyorlar bize

    Şerefin, haysiyetin, adaletin ve ümidin

    eski moda öyküsüne bir biletim var, alıp cezalı bir biletle

    değiştiriyorlar. Sesim hiçbir metinde tanınmayacak böyle

    giderse.

    Aşık olmak istiyorum.

    Kendileri koyuyorlar kuralları. Naklen yayınlamak

    istiyorlar bütün duygularımı. Güzel pişmanlıklar yaşamak

    istiyorum, bırakmıyorlar, sterilize ediyorlar hemen yaşadığım

    her anı. Hilesiz kuşlar bile kartpostallarda tuzağa düşürülüyor,

    Tebrik ediliyor; poz verdiriliyor kanatlarına.

    Pozdan putlar yaratılıyor her yanda, afişlerde, ekranlarda,

    vitrinlerde, sokak pozlara tapmaya zorlanıyor insanlar.

    Zorlandıklarını hiç anlamıyorlar.

    Her yerde bela var. Olmayacak yerlerde üşüyorum.

    Çarşaflarımı denetliyorlar ben yokken. Pencereme konan kuşları

    takibe alıyorlar. Tek kişilik bir içbükey zaman bile

    bırakmıyorlar bana.

    Çıkmasam odam gömleğim oluyor. Çıkmasam sokaklar tundra.

    Aynaya bile şebekemi gösteriyorum.

    Bakın kimseyi dövmek istemiyorum. Aktör de olmak

    istemiyorum. Vücuduma ve ruhuma muhtacım. Rahat

    bırakmıyorlar. Yerimi bilmeliyim gitmeden önce. İzmarit olmak

    istemiyorum. Gençken ve yeniyken bir şeyler denemeliyim. Önce

    bir manşet bulmalıyım kendime, her şeye bir manşetten

    başlamalıyım.

    O zamanları anlatmak istiyorum.

    Zamanı öğrenmeye çalışırken yitirdiğimiz zamanları.

    Ölümden anlayan bir yanımız vardı gene de

    Sesimiz açılırdı. Uyurken korkardık. Sıçrardık uyku

    arasında ya da birinin elini tutardık

    Gecenin koyu kibrinde gölgelense de erden masumiyetimiz

    gelip geçerdik her şeyin yanı başından

    derinleşmekti en büyük tehlike

    Bağışlanırdık. Gençtik. Gençlik kaba cephane.

    hiçbir şeyin içimize fazla işlemesine izin vermezdik

    kahkahayla baş etmeye çalışırdık gözümüzle göremediğimiz

    her şeyle, ölesiye korkardık

    kendi içimizden tanımadığımız biri çıkacak diye günün

    birinde

    anonim bakış için rehin verdiğiniz gözler

    önünde

    geçip giden yazıp duran söyleyip eyleyen

    ben değilim

    duru suyun arı mantığın dingin optiğin

    önünde

    görülmek görünmek gözükmek isterim

    çok mu zor çok mu olanaksız bilmek isterim

    karşı durduğum şeyler vardır hayatta

    manifestoya varmadan daha kısa mesafelerde

    çözgüsü atkıya daha kolay dolanabilecek bir dolu yol

    derin çözümsüzlükte

    adı konmamış gizli bir sözleşme saklı madde

    imha ve imla

    ne çöllerde yiten geç dönemin mecnunları

    ne teneke kutularda biriktirdiğim madeni paralar

    en büyük günahımı işlemedim daha

    elementlerin minimal kullanımı

    daha yolun başındayım, yakında

    şimdiki zaman yalnızca çarşı

    pop ve popcorn zulmün bütün ayları

    iki bin yıllık kadim şehirlerde işkenceciler emniyet

    müdürü, katiller vali, Bağdat naklen bombalanıyor tarih ekrana

    çıkıyor, şifreli çantalarda taşınıyor parçalanmış haritalar, zulme

    çalışıyor devletin ve sermayenin bütün kanalları, polisler

    gazeteci, sarı kartlı muhbirler, satılık şeref koltukları,

    eski bir alınlık: Geçmişi anlamayan onu bir daha yaşamak

    zorundadır

    hem ortadoğudayız hem viyana kapılarında

    kuşe bir gravürde dağılıyor kimlikler değerler özsu; katil

    hep başkası çıkıyor kara piyasada kapalı iktisat

    her yıl geriye çalışıyor infilaka kadar körlük

    infilaka kadar kötülük

    herkes birbirine düşman olursa sistem mümkün oluyor ve

    buna, hayat işte, deniyor

    şairler biliyor sonuna geliyoruz büyük duvara

    herkes bir manşet bulmalı parçalandığı fragmanlara

    bugünlerden bir gün çıkacaksak eğer, çıkılacaksa,

    gömdüğümüz şeyler olmalı bugünlere, bir gün başka gözler

    bugünleri yeniden okuduğunda bizi görsünler diye, birkaç

    manşetlik kaba cephane

    ne yalnızca siper ne barikatta verdiğimiz ölüler

    şiir gizimizi herkesin gözleri önünde kaçırır geleceğe

    kolay kirlenmeyecek mecralar deltalara vurur akıntısı

    çıkarız çıkmalıyız acemi şiirler büyür başkalarının okuduğu

    olduğu yerde

    bizi de oldurur derin teorisiyle

    tekin olmayan şiirlerin kotuma altına aldığı yarınlar

    saklar kendi çocuklarını da

    eski ve kara bir şarkı yineler kendini başkalarının

    kaderlerinde:

    “kendini ele verdiğin yerde

    başkasına ihanet etmiş olursun

    yapma n’olursun!

    bizi almazken bizim kurduğumuz şehirler

    biz söyleriz başkalarına kalır kelimeler

    varsın olsun sen gene de

    yapma n’olursun!”

    yarım bırakılmış bir fragman gibi,

    parçalanmışlığın sunduğu acemilikler gibi

    mükemmel olmaktan özellikle kaçınmış şiirler gibi

    söylenebilecek binlerce sözden yalnızca birkaçı gibi

    kirletilmiş kayıtsızlığın her vahşeti mümkün kıldığı bir

    dünyada

    hayatımızın başına çekin kendi manşetinizi

    #100028929

    Konu: NALAN

    forumda NALAN

    Bülent
    Katılımcı

    Merhaba Nalân… bu sen misin,
    Yoksa sen mi sandım;
    Biri çimdiklesin beni…
    Şöyle ışığa gel de göreyim,
    Beni dümdüz eden,
    O yalandan da yalan gözlerini…

    Merhaba Nalân…
    Amortiden mi çıktın güzelim?
    Bak yine şapşal ettin bizi…
    Oysa ne güzel unutmuştuk
    Ve ne güzel sona ermişti,
    O gerzek pembe dizi! ..

    Hani, son bölümde sen yamuk yapıp
    Fabrikatör Nubar Bey’in
    Tarabya köşküne gitmiştin…
    Hani, arkadaşım Halit Akçatepe’nin yanında
    Beni acayip refüze etmiştin…
    Ve işte o an gözümde,
    Eskicinin bile almadığı
    Bir eski eşya gibi, bitmiştin! ..

    Merhaba Nâlan..
    Pişmanlıklar denizinin biletsiz yolcusu…
    Merhaba, artist olma hayallerinin
    İkinci sınıf karakter oyuncusu! ..

    Vay anasını sayın seyirciler,
    Vay anasını be… vay anasını! ..
    Bak, şimdi ağlarım ha,
    Tez kapatsın biri,
    Gözlerimin bozuk vanasını! ..

    Oysa, o zehir kusan fabrika yolunda
    Beraber ıslanmıştık biz, nice yağmurda.
    Ve o gün, Nubar Bey’in çarpıp kaçtığı
    Bir hayvancağızdı inleyen,
    Yol kenarı çamurunda.

    Ve hep kendine ayırdığın
    O bencil yüreğin,
    Bir de o gariban köpeğe sızlamıştı.
    Ve ben, ilk defa seni böyle bilmiştim,
    Ve damarlarım ilk defa böyle cızlamıştı! ..

    Merhaba Nâlan… merhaba!
    Yoksul mahallemizin en havalı kızı.
    Merhaba, yanlış ağlara takılmış
    Muhteşem deniz yıldızı! ..

    Ben sana bakınca, dolardım bulut gibi
    Dolardım da bir türlü yağamazdım…
    Sen bana bakınca,
    Bir ağlamak düğümlenir boğazımda,
    Gurur yapar, ağlamazdım…

    Ne düşkündüm sana be!
    Hani hayvanlar yavrusunu yalarmış,
    Aynen öyle…
    Ne tutkuydu bizimkisi be!
    Hani Ferhat dağları nasıl delermiş,
    Aynen öyle…
    Ve o nasıl gidişti be!
    Hani bir tren gelir de üzerinden geçermiş,
    Aynen öyle…

    Of Nâlan of! ..
    Sen benim neler çektiğimi bilsen,
    Bunu bilmekten ölürdün…
    Şu kadarını söyleyeyim:
    Hani taş olsan,
    Yani taş olsan;
    Ortadan ikiye bölünürdün…

    Gitme Nâlan, dur!
    Tekrar gitme ne olur! ..
    Aldırış etme saçma sapan sözlerime.
    Yoo… hayır, ağlamıyorum,
    Galiba cıgaranın dumanı kaçtı gözlerime.

    Belki de sen haklıydın,
    Bu mahallede ne bahtın açılır,
    Ne de boyun uzardı.
    Üstelik annen ölmüştü
    Ve sokağınız,
    Acını kaldıramayacak kadar dardı…

    Terso gidiyordu herşey…
    Milllet işi-gücü bırakmış,
    Aklını bize takıyordu.
    Altımızda çul yoktu,
    Üstümüzde dam akıyordu.
    Arap kızı camdan bakıyordu…

    Sen gittikten sonra ben,
    Hiç sorma…
    El attığım her işi, çok geçmedi batırdım.
    Çünkü seni unutmanın tek yoluydu;
    Bütün kazancımı şaraba yatırdım.

    Ama gelinliğin duruyor.
    Baba yadigarı cumbalı evi de satmadım.
    Yalanım varsa kalkmayayım şuradan:
    Ben seni bir tek gün,
    Bir tek gün bile unutmadım! ..

    Merhaba Nâlan,
    Merhaba üzgün melek.
    Merhaba kadersizim, talihsizim.
    Merhaba titreyen elim, sancıyan belim,
    Ağrıyan dizim, vazgeçilmezim! ..

    Ama Necdet Tosun öldü Nâlan,
    Artık yemekleri sen,
    Salatayı da ben yapacağım.
    Sami Hazinses kadar olmasa da
    Bahçeyi sevdiğin çiçeklerle donatacağım.

    Kemal Sunal da öldü Nâlan,
    İyi kalpli amcaları birer-birer uğurladık.
    Ve dünya kirlendi,
    Filmler bozuldu
    O masum sevdalar yaşanmıyor artık…

    Sen varsın, ben varım.
    Bir de, acımasız bir dünya var dışarıda…
    Esas film şimdi başlıyor,
    Ve bütün koltuklar bomboş bu sinemada! ..

    Merhaba Nâlan, merhaba! ..
    Sen ortada sıçan, ben şaşkın körebe…
    Ulan seviyorum seni be! ..
    Ulan, nereden inceldiyse,
    Oradan kopsun be! ..


    Bülent
    Katılımcı

    1.üçüncü tin:aşk

    evler, yollar, ağaçlar yerli yerinde
    bir sevgi dolaşır ortalıkta
    bir kadın, bir erkek, bir de aşk
    üçüncü bir tin, iki ten arasında.

    elle tutamazsın, gözle göremezsin
    bir üfleyiş gibi uçuşan, yükselen, konan
    bir sevgi dolaşır aramızda
    ne ilktir ne sonuncusu
    ne benimdir ne de senin
    uzlaşmak için yaşamla
    ödediğimiz bedel: aşk
    doğacak, büyüyecek, ölecek
    tınlar durur boşlukta, gelir içimize düşer
    tutunur sarılırız ona
    kirlilikler, yalanlar, oyunlar arasında…

    evler, yollar, ağaçlar, her şey yerli yerinde
    üçüncü tin, iki ten arasında.

    2.neden o?

    milyonlarcasından bir kaç yüz
    anımsanan, arzulanan.
    ama bir kaç yüzden yalnız seni seçerim
    yalnız seni severim.
    öyle titiz ki seçimim, tek seni severim.
    nice rastlantılar, nice şaşırtıcı, nice nice
    bir büyük bilmece.
    neden seni arzuluyorum, neden?
    bir gölge, bir silüet, bir nefes, bir ses.
    bedeninin neresi, hangi parçan
    küstah dudakların mı, gözlerin mi, neyin?
    teksin, yeganesin, biriciksin
    adlandırsam dile gelmez çekiciliğin
    sözler uygunsuz kaçar
    dilim söylemeyi dener
    boş sözcükler türetir, keser.
    kusursuzsun gözümde
    seni seviyorum çünkü/seni seviyorum.
    büyülendim, işte tam olarak budur.
    hangi çağrın, hangi parçan, hangi rastlantı
    adı yok, sana divaneyim, deliyim.
    sevilmek istediğim gibi
    severim seni.
    adı yok işte, bu aşk!

    3.sunumlar

    mürekkeple işledim sesinin resmini
    kalemle seslendim kuyulara laaal!
    kırk parça sesim, geeelll!
    ayağı bağlı yılkı atım, hem bağlı, hem hür
    gözyaşım gür
    ne yaşanacak hal var ne gidecek
    ne ölüm beğenir beni artık ne yaşam.
    sen olmasan ey ışık
    gözlerimi yak/ bu karanlık adaletsiz
    mavim kirlendi
    sabitledim boncuk boncuk adını, gel.
    sokakların çıkarı kendine, en bilinmezi apaçık
    çık yola çık artık/gök balçık
    yer/yüzü yüzsüzce aydınlık.
    gel.

    4.yok oluş

    yok oluş ne ki eriyorum
    şöyle bir bakıp kaçıyorum ölüme.
    bazı bazı mutluluk, bazı bazı incinme
    ölmüyor bedenim, ama ölüyor gibiyim.
    ölümde bile yer kalmamış bana
    artık hiç bir yerde.
    bir tek o, o, o,
    ondayım, onunla yaşıyorum
    hiç bir yerdeyim
    ne bende, ne sendeyim, ne ölümde.
    bedenim kanamıyor ama
    sızmayan bir kanama ılık ılık
    bıraktım kendimi akışa
    ben neyim, neyim, neredeyim
    allaha yakın, her şeye uzak!
    bu aşk!

    5.uzakta

    sen oradasın, kımıldamadan duran.
    sevilensin.
    bir ara gidiyor gibi yapıyorum
    ama yine de kalan benim.
    giden sensin!
    hep giden, hep göçen, hep kaçansın!
    öyle oturmuşum
    hazırım, bekleyenim, sevenim.
    kadınım, oturganım, sadığım.
    zamanım çok, ilmek ilmek
    iplik iplik zaman
    avcısın, yolcusun, denizin dalgasındasın.
    nal sesinde, uzaktasın.
    özleyen ben, özlenen sen.
    kadınsıdır özlemek
    özle/sen acı çekersin
    aşıksan dişileşirsin.

    6.içimde

    unuturum arada bir, unutmasam ölürüm.
    katlanırım uzaklığa
    herkese herşeye uyar giderim
    alışırım yaşama, alışkanlıklara.
    çabucak uyanırım ama.
    bir sözcük alışıldık, bir name hüzünlü gelir,
    soluğum kesilir yetmez.
    kuruyan, sararan, bükülen
    bir resim olurum hemen.
    burada değilsin/seni istiyorum
    buradasın/yine seni istiyorum
    içimdesin/daha yakıcısın
    hem yoksun/hem çoksun
    arzuyla açtım kollarımı
    dolmuyor asla gelsen bile.
    sığınsam da kalabalıklara
    avutmuyor sesleri
    hırsı, rolleri başkalarının.
    dönüşünü bekliyorum.
    uzaktasın!
    yoksun!
    varsın!

    7.itirazlar

    mutluyum, ama üzgünüm
    aynı zamanda hem mutlu hem mutsuzum.
    ne yeniğim, ne yengiye çıkarım.
    ”bu aşk biter” diyorlar
    biterse aşk değil midir?
    sürerse aşk mıdır?
    gözden düşürmelere, kanıtlara kulaklarımı tıkarım.
    aşkın yürümeyen herşeyinin karşısına
    kesinlikleri çıkarırım.
    seçenek bozgunsa da mantığım başka söyler bana
    doğrunun yanlışın dışında başka bir yerdeyim
    aşktayım, aşktanım, aşktan yanayım.
    rastlantılara atarım kendimi
    rüzgarın önünde yaşarım
    inatla inatla, yönlenirim aşka
    başa çıkılmaz aşkla.
    aşktayım, aşktan yanayım.

    8.bozul(n) ma

    kusursuzluğun ortasında minicik bir bozunma.
    çürümenin izi, bir ufak nokta
    birdenbire bir hareket,
    bir sözcük, bir giysi.
    dümdüz dünyalı o!
    gündelik ve sıradan işte.
    sakın bayağı bir varlık olmasın?
    o ince, o özgün muhteşemlik nerede?
    sevilen o değil miydi?
    nasıl da ilkel çabaları,
    kapılmaları ne iğrenç günlük işlere.
    gördüğüm sadece anahtar deliğinden bir sahneymiş.
    daha istekli, daha sıcak başkalarına.
    birdenbire bir başkasıdır artık
    bir yabancı o.
    artık çiçekler değil, kurbağalar çıkar ağzından.
    büyü bozulur.
    yitirmekten de acı bu.
    saygısızca büyür, büyür horgörü.
    aşk mı bu?
    aşk bu mu?

    9.üçüncü tin:nefret

    bir kadın, bir erkek, bir de nefret
    üçüncü bir tin, iki ten arasında.

    soluk bir nesnedir artık o, sahnenin ortasında
    tapılır, övülür, buhurlanır, sövülür.
    içi doldurulmuş bir kuş gibi
    yolunur tüyleri, boşaltılır içi.
    ve vazgeçilir bir gün, karar verilir
    yas başlar, ağıtlar ağıtlar yakılır
    aşkın yüceliğinde eritilir o
    kızgın demirlerle dağlanır.
    bir keşiş, bir ermiş gibi
    ”yasımı tutacağım, kapanacağım içime”

    10.özdeşleşme

    ”ben aslında aşkı sevmiştim”
    şunu ya da bunu yitirdiğime değil
    ben aşkı yitirdiğime ağlarım.
    çılgınca sevenlerle yanyanayım
    yollardayım artık, aşk yolcusuyum
    tanırım yolcuları, tanış olurum.
    bir zincirle bağlanır gibi
    aşıklar kervanına katılırım
    ben aşkım.

    11.yorgunum

    yoruldum.
    yayı geren kol da yorulur bir gün
    örtün üstüme toprağı
    baharlar açsa duymam.
    yoruldum
    aksa da boş çağlayanlar, çeşmeler
    kırık testilerimi koydum pınar başına.
    yoruldum
    bir uzun bir kısa hecelerden
    uzun bir soluk alsam
    ölüme yetişir ucu
    aşk doğmadan yazılmış alnımıza
    nafiledir arayışım burada.
    kavuşmak isterim sonsuz aşka.
    yoruldum
    güneşin gündüz parlamasından
    ayın geceleri ışımasından
    gökyüzü olmak vardı.
    yoruldum
    yaşam aşk için ne uzun.

    12.bu böyle sürmez

    bu böyle sürmez, ama yine de sürer
    her şey biter, ama hiç bir şey bitmez
    böyledir yaşam.
    düşersin yedi kez, kalksarsın sekiz kez
    hacıyatmaz gibiyiz.
    aşkın coşkulu düşü çınlar yine ortalıkta

    sen ötekim/neredesin söyle bana?
    yokluğun/ varlığımın anlamı.
    varlığın/hiçliğimin.

    bütün aşkları istiyorum.*

    evler, yollar, ağaçlar, her şey yerli yerinde.
    üçüncü tin dolaşır aramızda.
    bir üfleyiş gibi…

    Nurdan Ünsal
    (ekim 2002-aralık 2006, kırpık şiirler)

    *küll’e aşık olanlar cüz’e itibar etmez
    cüz’e meyleden küll’ün isteyicisi değildir…Mevlana

    #100028901

    Bülent
    Katılımcı

    Bir gün ayrılırsak gülüm
    Biterse öfken biterse zulüm
    Sendeki bana iyi bak
    İyi bak solmasın yüzüm
    Gözlerimi, ellerimi, gülüşümü sakla
    Tenimi, kokumu kokla

    Bir gün ayrılırsak gülüm
    Biterse öfkem biterse zulüm
    Kendine iyi bak
    İyi bak solmasın yüzün
    Gözlerini, ellerini, gülüşünü sakla
    Tenin tenimde kokun koynumda

    Seni, beni kim bilebilir başka?
    Beni senden, seni benden başka
    Kim sevebilir böyle aşkla?
    Sendeki beni iyi sakla
    Saklısın bende hala.

    01.08.2005

    #100028603

    Aysun
    Katılımcı

    sevmek bir şey değil de
    sevinmek kötü be,
    kumruların
    kumsalların
    bulutların aşkına
    mecburduk da yazdık
    kirli sakallı sabahların namına
    öylesine değil
    savrulsun diye değil
    yalandan değil
    yazmak lazımdı
    yazmasak olmazdı çünkü

    hani bazı
    içinde bir dal burkulur
    yeşil için
    sarı için
    her morun tonunda büyüyen
    sağrılar için
    belki kuşlardan habersiz
    kanatlar için
    yol yokuş
    son ilk bahar
    uzun eskilerden gelme
    bir içim nefes için
    yazmak lazımdı
    yazmasak olmazdı çünki

    erguvan görüldü bir zaman
    sonra çıkmaz oldu sokakların alayı
    mavi çakmak
    fitil falan
    kalabalık oldu yokuşlar
    o yokuşların baladı oldu
    düğün oldu hatta
    serim düğün ve çözüm için
    boşanmalar oldu
    her sevdanın final tezi adliyeye verildi
    gerisi ilam oldu
    kıyılar kumrular
    göçler oldu…

    buhurdanlar semaverler
    ve nargile geyikleri
    yavaş
    yavaş
    çok yavaş
    hız’da yitirilenlerin aşkına
    yavaş’ın içindeki ölü şövalyeler için
    her işin bir raconu vardı
    yaşamın ortaçağında
    atılan adımlar vardı yavaş ve eski
    bir düellodan alınmış
    işte bu yüzden yazmak lazımdı
    yazmasak olmazdı çünkü…

    sonra unutmak vardı
    hatırlamak içindi bütün muallak resimler
    hiç olmamış gibi yapmak
    öküz öldüren bir hasrete
    can dayanmıyordu ya
    zaten bütün bunlar
    yeni ve dayanıklı canlar içindi
    dursun koyuyordular en son çocuklarının adını
    üstü kalsın ikizler mesela
    birisinin içinde civciv havalansa
    diğeri kanat çırpıyordu istemsiz
    oluyordu bunlar
    ve yazmak lazımdı
    yazmasak olmazdı çünkü…

    eski harfleri dağıtıyorduk komşularımıza
    yepisyeniydiler
    hepi topu bir kere kullanılmışlardı
    sapa bir cümlenin içinde
    hat sanatıydı gömdüğümüz uykuya
    edebiyat avuntusuydu işimiz
    uzak suretlerinden biriyle yapılan nef’inin
    yazmak lazımdı
    yazmasak olmazdı,
    aslında olurdu tabii
    bir sürü yazmadığımız
    bir süre yazmadığımız
    ama o zamanda
    bakkalda hesapüstü kalmışlık oldu
    siparişi unutmuşluk bakkal çırağında
    hem de ekmeğin en yumurtaya banılacağı sırada
    ve kapatıyoruz manasında söndürülen ışıklar oldu
    hadi gidin artık makamından
    kırklık bir ampul kaldı geriye…
    baktık olmuyor yazmadan
    baktık mesele oluyor
    dimağı eşeleyen cümleler
    olmuşlar
    olacaklar

    yani bir fikrin hizasına konulacak ne varsa işte,
    yazdık
    ki yazmasak olmazdı
    bütün bunlar
    bütün bunlar içindi
    gizli hüzün artıkları
    kalmıştı ayrılık salonundaki
    güvercinlerde manasız bir tango ciddiyeti
    dans mı ediyorlar fırça mı yiyorlar
    belli değil
    öyle suçlu bir işti tango
    arjantinde solcu gençler işkencedeyken
    maradonaydı 82’de
    kibrit kutusunun kapağı
    vasati kırk çöptü ve
    kırkının da tek tek
    kendine göre sorunları vardı…

    çözüm bekleyen ağır meseleleri de vardı
    yaprakların
    kuruyorlardı saatlerini kasım patlarına
    hemen ve şimdi
    müdahale gerekiyordu
    akarsulara

    ve ivedi
    bir gülümser kelimeydi
    yadırgayan
    türkçedeki yerini
    ama yinede yazmak lazımdı
    yazmasak olmazdı…

    sonra hiç aklına gelirmiydi
    örümceklerin sinirli bir iklime
    ağ’yacakları kendilerini
    ya da kuşak çatışması balıkların
    pul pul gerinir diye düşünürken biz
    meğer esnemeye bile takati kalmamış
    yorgun bir akdeniz…
    ucundan çeksen
    new york’a kadar götürebilirsin
    elektrikli vakumlu halı bile yıkayan sömürgeni
    işte böyle bir durumdu
    ve tedirginliğimiz
    siren miren istemiyordu
    telaşımızın gürültüsü yerindeydi
    ve küt diye akşam oluyordu

    biz ki öğle vaktiyiz daha
    rakıdan filan habersiz
    ve söylemeye gerek yok
    uzun
    çok uzun içmeler oldu
    mürakabe susamış peçetelere notlar düştük
    kalktık
    zeytinyağı lekesinden arta kalan
    şiircik kuşunu besledik
    gel gör ki üç gün yaşayabildi us pas içinde
    ama olsun yine de yazdık
    yazmasak olmazdı…

    nehirde (hiç tanımadığımız)
    bir tekne için (hiç binmediğimiz)
    bir şarkı (hiç duyulmamış)
    bestelemeyi istersin de
    hani nefesin yetmez nefsini güftelemeye
    işte bu yüzden yazdık
    yoksa hoşumuza mı gidiyor zannediyorsun
    smokin bulutlu bir gökyüzünden söz etmek
    bir kelebeğin kararsızlığını anlatmak
    tırtıl kılığında…
    ya da bir ateş böceğinin direnişini
    yalancı aydınlıklara…
    başka türlü olmuyor,
    başka türlerde nasıl oluyor bilmem
    ama yazmak lazımdı işte
    yazmasak olmazdı çünki!

    Yılmaz Erdoğan

    #100026391

    Bülent
    Katılımcı

    Biten her aşkın sonunda söylenen üç kelime vardır,
    Kendine iyi bak…
    Vedayı,elvedayı en masum şekilde anlatan üç kelime…
    Belki de elveda diyememenin bir kaçış yolu,
    Bir sığınış türlüsü…
    Kendine iyi bak,
    Ben gidiyorum,seni ve bu aşkı burada bırakıp,
    Ardıma dönüp,çekip gidiyorum,
    Ama sen,
    Kendine iyi bak…
    Umarsızca söylenen bir son söz,
    Ve aslında,
    Sen kendine nasıl bakarsan bak! …
    Ben gidiyorum,seni ve bu aşkı burda bırakıp,
    Ardıma dönüp,çekip gidiyorum,
    Ama sen,
    Kendine iyi bak! …
    Ve aslında,
    Sen kendine nasıl bakarsan bak! …

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 45) görüntüleniyor