You cannot copy content of this page

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 15) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034609

    Konu: BEKLEMEK ZOR…

    grup forumunda Abdulhamit GÜLLÜK
    Hayat
    Katılımcı

    Zordur beklemek,
    Gidenin geri gelmesi..
    Hakk’ın huzurunda bekleyeceğim seni!
    Hakkım senden çok bilirsin..
    Gittiğin için değil,
    Allah’adır ağladığım..
    Bir parça sızlar yüreğim,
    İsyanım,intizarım belki boşuna…
    Bir damla yaşı yaradan bilir..
    Merhamet sahibidir O!
    Sana sızlanmalarım boşunadır..
    Tevbelerim O’nadır!
    Sevdiğimi,affımı isteyeceğim..
    Aşka yandırsın beni! ..
    Sonbaharlarım,kışlara dönsün..
    Dönsün bu yürek yangımlarım temmuzlara..
    Kaybolsun kardaki izlerim,
    Hasretim,hasretin olsun!
    Dönesin Leyla’ya!
    Cümle canlara can,cananıma canansın..
    Ateşlere yanayım,
    Güzelliğine hayran olayım!
    Göklere yükselir ahım,
    Sevmek ise günahım!
    Kalpler aynadır,sevgi sonsuz..
    Lakin,gidenler geri gelmez,
    Ölüm hakikat!
    Sensiz ölümü beklemek zor..

    #100034553
    Hayat
    Katılımcı

    Güneş her gün sensiz bu şehirde batıyor,
    Ayazlar, akşam hüzünlerime,
    Kederlerime nağmeler söylüyor
    Yine sen varsın kimsesizliğimde bu gece…
    Poyrazlar bir başka, rüzgarlarda hoyratça esiyor…
    Gecenin sessizliği, içimi ürpermeyle dolduruyor..
    Sızlıyor kalbim, buz tuttu yüreğim…
    Yine geldi geçti yıllar…
    Karlı dağlar geçit vermiyor, gel gör ki…
    Gönlüme tutku, gözlerime kar düştü…
    Bekle beni tez geleceğim gittiğim yerden demiştin…
    Günler aylar geçti…
    Hasret gemisi yolda, bir de göçmen kuşlar…
    Ufukta yolcu hala bekliyor sevenini…
    Tüm yolcular geldi… Sen gelmedin!
    Buz kesti kalbim, saçlarıma aklar,
    Aklıma yar düştü…
    Bilirim yollarda karlar, arada engeller var,
    Haberin var mı? Kar yağmış oralara,
    Aman dinlemez
    Bilmez ki ruhumda, gönlümdeki intizarı..
    Sineme ateş düştü, aklıma sen düştün…
    Vedalaşmayı sevmezdin, bekletmezdin çaresiz beni
    Saçlarıma kar düştü, aklıma sabır düştü…
    Banada ayrılık düştü.. Haberin var mı?
    Hicran ateşiyle yalnız elveda düştü! ..
    Unuttum diyince,
    Kalbime gece düştü….

    #100033181
    safir
    Katılımcı

    Daha dokunmadan kurudu irem

    çöllere bir türlü yağamıyorum

    yeni bir koşunun başlangıcında

    biraz deprem sonrası

    biraz şehir hülyası

    bir kalp yangınından geriye kalan

    siyah gözlerine beni de götür

    artık bu yerlere sığamıyorum.

    Pembe uçurtmalar yolladığından beri

    sarardı tiryaki menekşeleri

    sonbaharın tozlu kafeslerinde

    sevgi turnaları yakalıyorum

    turnalar gidiyor;ben kalıyorum

    avareyim,asudeyim,yorgunum

    bilmiyorum neden sana vurgunum

    Erzurum garında banklar üstünde

    uyku tutmuyor karanlıkları

    yitik düşlerimi kovalıyorum

    gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.

    Binbir türlü kokuyorsa yaylalar

    siyah gözlerine beni de götür

    baharın koynundan koparıp sana

    ipek bir mendile sardığım yüreğimle

    şehzade gülleri gönderiyorum

    umutlar kalıyor;ben gidiyorum.

    Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini

    kaptanları sorgulayan

    yanından geçen küheylanların

    korku tufanına yakalandığı

    siyah gözlerine beni de götür

    güneş ülkesinden gelen yiğitler

    benzeri olmayan bir dünya kursun

    cellat,ayrılığın boynunu vursun.

    Usul usul intizarı çürüten

    bu hercai diken,bu çılgın arzu

    sürüklüyor imkansız muştuların

    eşiğine gönül vadilerini

    bir ağaçtan düşen yapraklar gibi

    düşüyorum tanyerine

    ya topla yaralı kırlangıçları

    ya da bu vefasız şarkıyı bitir

    özgürlüğe giden tutsaklar gibi

    siyah gözlerine beni de götür.

    #100033085

    Konu: KUL OL DA GEL SEN…

    grup forumunda Rıfat ARAZ
    kulum
    Katılımcı

    Ey gönül bu sırra ermek dilersen;
    Halil’in odunda gül ol da gel sen!..
    Can ile cihânı görmek dilersen;
    Ar, edep bürünüp al ol da gel sen!..

    Sınansın, elensin her bir dileğin;
    İhlâsla yeşersin secde çiçeğin!..
    Mevlâ’nın adıyla yansın yüreğin;
    Tedbirde takdiri bul, ol da gel sen!..

    Düş de yan, bu sırrın ma’nâ özüne;
    Hakk’ı tesbih eden varlık izine!..
    Aldanma kör nefsin sözde nazına;
    Sen Hakk’ı seninle bil ol da gel sen!..

    Bilmem, duyan var mı bu âh u zârı;
    Aşk koydu bağrıma bu intizârı!..
    Öz içimde buldum özge diyârı;
    Her dem Hakk’ı anan dil ol da gel sen!..

    Bir ömür nefsimle, hesâba durdum;
    Kaç gönül derdini, derdime sordum!?..
    Kaygımı şerh ettim, hayıra yordum;
    Yusuf zindanında hâl ol da gel sen!..

    Bir rahmet yağar ki yüceden yüce;
    Sınandım, öğündüm inceden ince!..
    Şahittir her uzvum, her ses, her hece;
    Ey gönül kulluk bil, kul ol da gel sen!..

    #100033099
    kulum
    Katılımcı

    BALI BULDUM
    BALDAN OLDUM…

    Mevlâ’m bir aşk verdi bana;
    Hâl içinde hâlden oldum!..
    Düştüm özge bir mekâna;
    Menzil, makam, yoldan oldum!..

    Nefs elinden bî-karârım;
    Vuslât arar intizârım!..
    Akıp gider söz pınarım;
    Dile düştüm dilden oldum!..

    Söktüm benlik davâsını;
    Derdim ömrün cefâsını!..
    Kim sürmüş ki sefâsını?
    Tahtı buldum, yelden oldum!..

    Ne direk var ne bir yama;
    İki büklüm olmuş semâ!..
    Aşk okuyan her ilhâma;
    Gönül verdim, elden oldum!..

    Işıldasın bu can nûru;
    Ayan olsun varın sırrı!..
    Arşı tutsun edep, arı;
    Gülü buldum gülden oldum!..

    Niyet yüklü her âmele;
    Bahtım bağlı tâ ezele!..
    Kovanımı verin yele;
    Balı buldum baldan oldum!..

    #100032793
    bilga
    Katılımcı

    Neden kendim gibi olamıyorum
    Ah içimden neler geçiyor neler…
    Bir türlü boşalıp dolamıyorum
    Harcanıp gittiği halde seneler…
    Neden kendim gibi olamıyorum

    Kah güldüm ağladım kah ahu zar
    Kendime sitemim var dilde intizar
    Tutuşmuş yanarken tende arzular
    Neden kendim gibi olamıyorum
    Bir tutam saçımı yolamıyorum

    Dilek BİLGA

    #100032708

    Konu: AHU GÖZLÜM..

    grup forumunda Abdulhamit GÜLLÜK
    Aydın
    Katılımcı

    Ela gözlerin yaşla dolmasın
    İntizarıma,sitemime alış yağmur gözlüm..
    Güzel hatıralarla bırak kendini
    Hasretliğime boşver be gülüm..
    Kadir kıymet bilmezsin,
    Ben ki her yerde resmini gördüm..
    Ayrılığım sızlatsa da yüreğimi,
    Tek arzum,
    Ahu gözlerinde sönmesin ışık…
    Gül endamında çaresizliğe alış ne olur?
    Günlerim geçip gitmek bilmiyor,
    Yokluğun her an beni deli ediyor..
    Ben sensizliğe mahkum oldum,
    Hüküm değişmez..
    Beni sevseydin,
    Acıtmazdı bu kadar yokluğun..
    Dillere düşmem,
    Sızlatmazdı kalbimi..
    Hor görmesinler aşktan anlamayanlar..
    Sevenler bilsin,sevenin halinden..
    Yine ben yokluğuna isyan ediyorum,
    Ela gözlüm…

    #100031346

    Konu: BÖYLE GARİP…

    grup forumunda Rıfat ARAZ
    kulum
    Katılımcı

    Kadir Mevlâ?m, sırrımı çöz;
    Tefekkürde kaldı bu öz!..
    Ezel yandı, yansın bu köz;
    Ağzım dilim kuru geldim!..

    Sende hüküm, sende felâh;
    Tövbem ile erir günâh!..
    Benliğimi sardı bu âh;
    Kaç kez öldüm diri geldim!..

    Ecel ile girdim yola;
    Tenden öğüt ala ala!..
    Can ver çilem sevgi dola;
    Aşk odundan arı geldim!..

    Yâ Rab, bitsin bu intizâr;
    Her sevdiğin seninle var!..
    Aç kapını, böyle naçâr;
    Böyle garip biri geldim!..

    ?Kader? dedin verdin başa;
    Şaşıp kaldım dolan boşa!..
    Kaç vadide dağdan, taşa;
    Sana aktım duru geldim!..

    Açıp dursun imân gülüm;
    Gül içinden geçti yolum!..
    Tut elimden aciz kulum;
    Öz nefsimden beri geldim!..

    #100031356

    Konu: BİR VECDİN SONUNDA…

    grup forumunda Rıfat ARAZ
    kulum
    Katılımcı

    BİR VECDİN SONUNDA

    Kim anlar, kim açar can esrârını?
    Kim duyar, bu aşkın intizârını?..
    Okuyup bir ömrün, son kararını;
    Yol aldım bir sonsuz bahara böyle!..

    Ölmeden ölmeyen bu sırrı bilmez;
    Hilkâtin elinde öz söze gelmez!..
    Bir gönül yapmadan, bir gönül olmaz;
    Ben nasıl giderim, bir yâra böyle?..

    Marifet, hakîkat bir özge hâldir;
    Bildiğin bilmemek zûldür, vebâldir!..
    Emanet, sırtımda çözmek muhâldir!..
    Yüklendim diyârdan diyâra böyle!..

    Toprakla yoğruldum, nûr ile oldum;
    İbretle sınandım damladım, doldum!..
    Tefekkür mülkünde, ben beni buldum;
    Donandım, bir ince efkâra böyle!..

    Aşkımla büyüdü bu ahde vefâ;
    Bir ömre sığmadı bu şevk, o safâ!..
    İçimi oydukça çektiğim cefâ;
    Naklettim yükümü, pazara böyle!..

    Çarkında beş vakit öğünür günüm;
    Yarınım doldukça, boşalır dünüm!..
    Yâ Rab, kerem eyle açılsın önüm;
    Yazıldım hükm olan karara böyle!..

    #100031012
    temptation
    Katılımcı

    Ağlayan güller ile, yandı, kül oldu yürek.
    Hicranın denizinde, çekilmez oldu kürek.

    Leylakların altında sarhoş olmak var iken,
    Issız bir adadayım, ne gül biter, ne diken.

    Karanlık bir gecede, bilmezsin ne haldeyim,
    Işıksız, rutubetli, derin bir mahzendeyim.

    Zararı yok, yüzünü biraz sıkça görseydim,
    Izdırap kuyusunda, ümitsizce ölseydim.

    Bülbülün hasretini gizliyorum her gece.
    Çaresizlik içinde söyleyemem tek hece.

    Hani? ! . Çeşmende su yok, yüreği soğutmaya,
    Ancak bazen gelirsin, şu gönlü avutmaya.

    En güzel duyguları derleyip sunsam sana,
    Lakin anlayamazsın, belki kızarsın bana.

    İnan başka kastım yok, uzanıyorsa elim,
    Kırmak değil sevmektir, seni bir tek emelim.

    İntizarın rüzgarları, insanları savurur.
    Lahde gireni günah ateşleri kavurur.

    Niçin gün doğarken sen bulunmazsın yanımda?
    Son baharın sabahı donar kalır kanımda.

    Sana bunu yazarken, gece boyu kağıda,
    Erken battı mehtabım, şafak söktü doğuda.

    Çobanın türküsünde, ben yolunu gözledim.
    Yalnızlığa garkolan, geceleri özledim.

    Viran olmuş gönlümde, duydum baykuş sesini.
    İstemedim alayım, sabahın nefesini.

    Mısralarla ulaştım, geceleri ben sana,
    Umutsuz değil gönlüm, dallarıma konsana.

    İlhan Büyükyörük

    #100026123

    Konu: BENİ DÜŞÜN !

    grup forumunda M.Levent ÖZGEÇ
    leventozgec
    Katılımcı

    Bu günlerine bakıp sakın ola aldanma
    İçine çaresizlik çökünce beni düşün!
    Aynalara bakarken güleceğini sanma
    İntizarım boynunu bükünce beni düşün!

    Kaybolan umutlar da yıkılan hayallerde
    Yaradan’a sığınan açtığın bu ellerde
    Bedenimde günahın dolanırken dillerde
    Gözlerin kanlı yaşı dökünce beni düşün!

    Bak şimdi gözünde yaş sözünde bin pişmanlık
    Düşün şöyle maziyi nerde kaldı düşmanlık
    Hani hep söylenir ya ömür ise bir anlık
    Dilin yürekten bir of çekince beni düşün!

    M. Levent ÖZGEÇ

    #100026077

    Konu: BUL BENİ

    grup forumunda Ersen D. ŞİMŞEK
    Aydın
    Katılımcı

    Bir garip hüzünlerdeyim
    Ara bul beni, Sevdiğim
    Gülümsemiyor artık, yüzüm
    Sesimi duy, Sevdiğim

    Dilimde, bir acı intizar
    Kulağımda hala, kahkahanın sesi var
    Her köşede, seninle hatıralar
    Biraz neşe, biraz hüzün var
    Kırık dökük kalmışım, Sevdiğim

    Rüzgarlarla eserdi, baharın sam yeli
    Her nefeste doldururdu, sevdan yüreğimi
    Bir sonbahar günüydü, bıraktın ya ellerimi
    Bom boş kaldı gönül, Sevdiğim

    Bir garip hüzünlerdeyim
    Ara bul beni, Sevdiğim
    Gülümsemiyor artık, yüzüm
    Sesimi duy, Sevdiğim

    #100024018

    Konu: İNTİZAR

    grup forumunda Nurullah GENÇ
    Aydın
    Katılımcı

    Gözlerin dokunuyor kalbime ey cefakar
    Öyle uzun bir hicran sundunki hayatıma
    Zehrini yudumluyor ruhum melankolini
    Lambalar sırılsıklam gönlümde sönmesin yar
    Ellerin ab-ı hayat, gülüşün yar, sesin yar
    Rüzgar mıdır, yağmur mu dumanlı bakışların
    İrkiliyor durmadan bedenim, hülya mıdır
    Neş’eme ızdırabın çektiği perdesin yar
    Umudumun maviye büründüğü yerde mi
    Mahulyam, ey şebnem edalım, nerdesin yar

    Unutma ceylanların çölleri sevdiğini
    Toprak neva sırrını ezberliyor göklerin
    Renkler uğursuzluğu fısıldayıp duruyor
    Ülfetim nevbaharı bekliyor, bilesin yar
    Zarif bir düğüm gibi duruşun yar, sesin yar
    Gülleri incinmesin masum dudaklarının
    Aldırma, leylakların solduğuna içimde
    Ruşenimsin ey canım, beyaz bir lalesin yar
    Işığısın şehrayin kalıntısı ömrümün
    Sensizim, avareyim; durmayıp gelesin yar

    Esrarengiz şarkılar dinliyorum geceden
    Neden ıslak bilmem ki, çehresi yıldızların
    Mestediyor ruhumu endamın, ey cefakar
    Eridim; ırmağa döküldüm; şulesin yar
    Neden resimler gibi hercaidir sesin, yar
    Ey deniz yürüyüşlüm, ey hüznümün kaynağı
    Küskün ırmaklar bile benden daha mutludur
    Şafakta billur olup, gönlüme giresin yar
    Eski umutlarımın son bulduğu yerde mi
    Sihirli akşamların ülkesinde misin yar

    İlkin şakayıkları okşayan parmakların
    Nedense, kanatlanıp uçtu yalnızlığıma
    Anladım aynaların seni kıskandığını
    Şeydayım, efkarlıyım; duyup da gülesin yar
    Efsunlu duygularla sarsılıyor benliğim
    Hasretim ey cefakar, süreyya gözlerinde
    Ebedi nalan oldu gözyaşım; silesin yar
    Pusatsız suvariler gibiyim yollarında
    İntizarın alnıma vurduğu halesin, yar

    Çeşmeler kurumaya yüz tutmuşsa içimde
    İklimler lanetini kusuyorsa ötenin
    Mahşere aralanan kapıdır şimdi zaman
    Dil-rübasın, mümayiş sultanı, didesin yar
    Ellerin ıtır dalı; duruşun yar sesin yar
    Çakıyor yüreğimde şimşekleri ferdanın
    Işık ol, perdesinden kurtar beni sevdanın
    Nerdesin? ..Rüyada mı? ..Sanki mazidesin yar
    Lalezarı solgundur melal yolculuğunun
    Ilıksın, uykudasın, safsın, güzidesin yar

    Yasaklara nigehban olma, ey mah-ı zemin
    Orkideler seninle büyüsün bahçemizde
    Rahmeti özümleyen bir bende-i numune
    Olalım yeryüzünde, ey can, hep tazesin yar
    Gurbetin lisanıdır gülüşün yar, sesin yar
    Üflerken erdemi maveradan hicabın
    Zümrüdüanka neden alev alev yanıyor
    Ey enis-i mücella, sen ki, yelpazesin yar
    Limanısın ruşenimin bela okyanusunun
    Semadan damla damla inen firuzesin yar

    Esirinim; ey nur-u nigahı, m, yakma beni
    Sonsuzlığa seninle varalım, ey cefakar
    İliğime işledin; no’lur, bırakma beni
    Nazlısın; nazarındır ufuklarımı saran
    Ayrılık acısıdır damarlarımda kıvranan
    Yorgunum, yaralıyım; no’lur, bırakma beni
    Şahikasın; şavkınla tutuştu hücrelerim
    Esirinim; ey nur-i nigahım, yakma beni

    #100023516
    afflicted_
    Katılımcı

    Kuvâyi Milliye – Beşinci Bap

    920’nin 16 Martı
    Ve
    Manastırlı Hamdi Efendi
    Ve
    Reşadiyeli Veli Oğlu Memet’in Hikâyesi

    «Bu hamiyetli ve cesur, Manastırlı Hamdi Efendi olmasaydı, İstanbul felâketinden kim bilir haber almak için ne kadar intizarlar içinde kalacaktık. İstanbul’da bulunan nâzır, mebus, kumandan, teşkilâtımız mensupları içinden bir zat çıkıp vaktiyle bize haber vermeği düşünmemiş olduğu anlaşılıyor. Demek ki cümlesini heyecan ve helecan kaplamıştı. Bir ucu Ankara’da bulunan telin İstanbul’da bulunan ucuna yanaşamayacak kadar şaşkın bir hale gelmiş olduklarına bilmem ki hükmetmek caiz olur mu?»
    (Nutuk, s. 295, Devlet Basımevi, İstanbul 1938)

    920’nin 16 Martı.
    Öğleden evvel
    saat onda
    makina başında şöyle bir telgraf aldı Ankara’daki :

    «Der-aliye 16/3/1920.
    İngilizler bastı bu sabah
    Şehzadebaşı’ndaki Muzika karakolunu.
    Müsademe edildi.
    İşgal altına alıyorlar İstanbul’u şimdi.
    Berâyi malûmat arzolunur.
    Manastırlı Hamdi.»

    920’nin 16 Martı.
    Harbiye Nezareti telgrafhanesi buldu Ankara’yı :
    «Etrafta dolaşıyor İngiliz askerleri.
    Şimdi işte
    İngiliz askerleri giriyorlar nezarete.
    İşte giriyorlar içeri.
    Nizamiye kapısına.
    Teli kes.
    İngilizler burdadır.»

    920’nin 16 Martı.
    Manastırlı Hamdi Efendi
    buldu Ankara’dakini tekrar :

    «Paşa hazretleri,
    Harbiye telgrafhanesini de işgal etti İngiliz bahriye askeri
    Tophane’yi de işgal ediyorlar bir taraftan,
    bir taraftan da zırhlılardan asker ihraç olunuyor.
    Vaziyet vehamet kesbediyor efendim.
    Paşa hazretleri,
    Emri devletlerine muntazırım.

    16 Mart 1920
    Hamdi»

    920’nin 16 Martı.
    Durumu bir daha tekrar etti Hamdi Efendi :

    «Sabah bizim asker uykuda iken
    İngiliz bahriye efradı karakolu işgal etmekte iken
    askerlerimiz uykudan şaşkın kalkınca müsademe başlıyor.
    Neticede bizden altı şehit, on beş mecruh olup
    İngilizler zırhlıları rıhtıma yanaştırıp
    Beyoğlu ve Tophane’yi işgal edip.
    İşte Beyoğlu telgrafhanesi de yok.
    İşte Beyoğlu telgraf memurları geldiler.
    Kovmuşlar.
    Burası da işgal olunacaktır bir saata kadar.
    Şimdi haber aldım efendim.»

    920’nin 16 Martı
    uykuda kesti kâfir üçümüzü,
    kurşuna dizdi kâfir ikimizi.
    İngiliz’in hepsi değil domuzu
    Sabaha karşı aldı canımızı.

    920’nin 16 Martı
    basıldı Vezneciler’de karargâh.
    Uyan be tosunum uyan.
    Üçümüzü uykuda kesti kâfir,
    üçümüz : Abdullah çavuş, Şarkışla’dan Osman,
    bir de Zileli Abdülkadir.

    920’nin 16 Martı
    Bozdoğan Kemeri’nde
    kurşuna dizdi kâfir ikimizi.
    Ahmet oğlu Nasuh arkadaşımın adı,
    Reşadiyeli Veli oğlu Memet benimkisi.

    920’nin 16 Martı
    uykuda kesti kâfir üçümüzü.
    Soktu Osman’ın karnına kasaturayı,
    bastı göğsüne kâfirin dizi.
    Dört çocuk babasıydı Abdullah çavuş.
    Doymadı dünyasına Abdülkadir.
    Üçümüzü uykuda kesti kâfir,
    kurşuna dizdi ikimizi.

    920’nin 16 Mart sabahı,
    karakolun karşısında
    bırakmadım elimden silâhı,
    yere serdim iki İngiliz’i.
    Senin ırzını kurtardım İstanbul’um,
    Sana can feda çakır gözlü gülüm.

    Üçümüzü uykuda kesti kâfir,
    kurşuna dizdi ikimizi.
    Şimdi üçümüz :
    Abdullah ve Osman ve Abdülkadir,
    taşları yan yana yatar Eyüp’te.
    Arama, bulamazsın ikimizin kabrini,
    belki maşrıkta, belki mağripte,
    biz de bilemeyiz yerini.

    Uykuda kestiler üçümüzü,
    kurşuna dizdiler ikimizi,
    Ahmet oğlu Nasuh arkadaşımın adı,
    Reşadiyeli Veli oğlu Memet benimkisi.
    Bir de altıncımız var,
    kara kaytan bıyıklı bir şehit,
    son mekânı şöyle dursun,
    adını da bilen yok…

    #100020326
    Bülent
    Katılımcı

    Giderken bir çift bakış bıraktım omuzlarına,
    Avuçlarım taze ayrılık kokuyor,
    Henüz gitmişliğinin, hüznü çökmüş kaldırım taşlarına,
    Şimdi bu sessizlik, dokunuyor…………..

    Ağlarsam, ayıplama beni sakın,
    Küsersem yarına,
    Yorulursam sensizlikte,
    Yenilirsem yokluğuna….

    Bu sana yazdığım son şiir güzel,
    Söylediğim son türkü, Son gazel….
    Bu son düşünür oluşum seni,
    Son sigara yakışım, aklımda sen,

    Son çıkarışım elbiseni…..

    Unutursam güzelliğini, kızma vefasız oluşuma,
    Darılma bir gölge gibi karanlıkta kayboluşuma,
    Ve mektuplar yollama aşka dair, sevdaya dair,
    Aldanma usulca uzanıp gecede, saçına dokunuşuma…

    Bir yalana inandırma beni,
    Dönüşsüz bir yolun, isimsiz bir adresine gidiyorsun,
    Ve ‘unutma beni, seni seviyorum’ diyorsun…
    Unutma beni,

    Bölüştüğümüz ekmeği,
    Alıştığımız sokağı,
    Seviştiğimiz evi…
    Artık yok hiç biri, biliyorsun………….

    Çekip gidersem bir gün bu şehirden,
    Kırılma yokluğuma…
    Çekip gidersem gözlerinden,
    Ve altın sarısı saçlarının her telinden,
    Karanfil kokusu teninden, sözlerinden,
    İntizar etme yüreğimin burukluğuna….

    O gün,
    Bakışlarımın omuzundan yere düştüğü gündür…

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 15) görüntüleniyor