1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 36) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034843

    banucukk
    Katılımcı

    Ey sevgili…
    Yoklugu matem karasi huzzam
    Varligi dikenli telli
    Cabucak gitmelere meyilli
    Ucurum elli…
    Kalmaktan nasipsiz korkak
    Soguk nefesli..
    Bilki tanrinin gazabi degildir bu
    Akil ve sevgi Tanrinin hediyesi
    Gel gorki insanoglu
    Gonul icten tecritli…

    #100034701

    Konu: AŞK SENDE SAKLI

    grup forumunda Arzu ALTINÇİÇEK

    Aysun
    Katılımcı

    Ben kıyısından sordum aşkı, sen okyanusu verdin

    Hiçbir denizin rengine bulanmadım oysa
    Şimdi okyanus rengi saçlarım
    Kum kum öpüyorum dudaklarını
    Köpük köpük kabarıyorum teninde
    Deniz yıldızlarını bıraktığın avuçlarımda
    Koca bir volkan a ş k
    Kıyılar kayıp
    İskeleler yıkık
    Aşkın sen yanı mı, senin aşk yanın mı en güzel
    Aynı yüzüyle bakar ay yeryüzüne, aynı yüzü görmez insan aynada
    Bundandır geceler aynı, rüyalar başka
    Bir büyü olsa çıplak uyansa insanlar
    Anadan dogma saf…
    Oysa ışığa ağlar tüm bebekler
    gün gelir ışığa yürüyene ağlar insanoğlu
    Ay yanar, dünya döner
    hayat soğuk mu soğuk
    bir damla turuncu yağmur kalsın kirpiğinde
    Baktığın her yüz güneşi yüzünde görsün
    sıcağı gülüşünden alsın

    Nefesinden uzak soluklamam hiçbir mevsimi
    Sana doğuyorum tekrar tekrar bakir gelinciklerde

    Sözlerim, inmemiş yağmur serinliği
    Beni bana sunarken ne kadar da aşksın
    Sensizlik, yanmış bir ormanın soluksuzluğu…

    Her gün yeni bir insan buluyorum kendimde.
    Aşkın gerçeğine sarılmamış kadınlar düşlüyorum
    sonra senin gözlerinden bana bakıyorum
    Devrilmiş ağaç…


    Hayat
    Katılımcı

    Zavallı bir kedi yavrusundan farkımız yok aşkın karşısında?

    Karikatürist Necdet Şen?in kedisi Melek?i zehirlediler geçen hafta?
    Necdet, bu sevimli sarmanı Yavuz Gökmen?in öldüğü günlerde bulmuş ve ona Yavuz?un dilinden düşürmediği büyükannesinin adını koymuş.
    3.5 yıl hayatını paylaşmış Melek?

    Sonra geçen hafta, kaldırım kenarında derin bir uykuda bulunmuş. Dili dışardaymış. Ağzında kan varmış?

    Necdet Şen, kucağına alınca kedisinin zehirlendiğini anlamış.

    İnternet sitesindeki ?Güle Güle Meleğim? başlıklı yazısında ?Sırtı hardal turuncusu, karnı krem karamel sarısıydı kızımın? diyor; ??kuyruğunun ucu rakun gibi çizgiliydi, patilerinin içi pembe pembe? Bana öyle bir sıcaklık ve sevgi sundu ki, tüm yaralarımı sağalttı neredeyse??

    Bu duygusal satırlar arasında küçük bir ayrıntıya takıldım. Necdet, kedisini şişmiş bedeniyle yatarken bulduğu anı tanımlarken, ?Tıpkı kanepenin üstünde mutlu mutlu uyuduğu anlardaki gibi patilerinin ucu içeri kıvrıktı yine? diyordu.

    Demek sevmişti katilini?

    * * *

    Kedilerle ilgili bu durumu yeni öğrenmiştim:

    Normalde sokak kedisi kendini saldırgan köpeklere karşı koruyabilirmiş.

    Bu direnci kıran tek şey neymiş biliyor musunuz:

    Sevgi?

    İnsanoğlu, eğer bir sokak kedisinin başını okşar ve ona şefkat gösterirse kedicik kendisinin koruma altında olduğunu zanneder ve sivri tırnaklarını içeri çekermiş.

    Ve vahşi köpeklerin azgın dişlerini gırtlağında veya itlaf ekiplerinin zehirli etlerini midesinde bulurmuş.

    Nedense Melek?in bahtsız yazgısı gibi bu bilgi kırıntısı da bana pek hazin göründü.

    Küçücük bir dokunuşta gardı düşen ve ölümcül yaralara açık hale gelen sarmanların kaderinde kendi aşk hayatımızın hülasasını buldum.

    Biz de Eros?un şefkatine sığınıp, sevdalanınca en mahrem zaaflarımızı ele vermiyor muyuz?

    Yıllar yılı ardına sığındığımız barikatların anahtarını gönüllü teslim edip, tırnaklarımızı içeri çekmiyor muyuz?

    Sevginin bizi kollayacağına, sarıp sarmalayacağına dair ön kabulümüz yüzünden koruma duvarlarımızı gönüllü kaldırıp, yaralarımızı açık hale getirmiyor muyuz?

    Sonra ne oluyor?

    Sevdamız en büyük zaafımıza dönüşüyor.

    Saçımızı okşayan elin bizi ilelebet kollayacağına inanıyor, tatlı sözlere kanıyoruz. Taklalar atıp, cilveler yapıyoruz.

    Ve en ummadığımız anda, en korunaksız halimizle yakalanıyoruz aşkın hoyrat yüzüne?

    Şefkatimiz katilimiz oluyor.

    Ders almak mı?

    Ne münasebet!..

    Daha son ihanetin yarası kabuk bağlamadan, yeni yaralar için aralıyoruz kalbimizin kapılarını?

    Zavallı bir kedi yavrusundan farkımız yok aşkın karşısında?

    Boynumuzda, kalbimizde pençe pençe darbe izleriyle, her sıcak dokunuşta çocukça uysallaşıp, her hayalkırıklığında ?köpek gibi? pişman olarak, her terkedişte acı çekip her dönüşte biraz daha kanayarak, kanayan yerlerimizi kediler gibi dilimizle yalayarak, ?Bir daha asla?larla ?Daima?lar arasında yalpalayarak yara bere içinde yaşıyoruz.

    O yüzden ?Melek?ler, içe kıvrık patilerle gömülüyor.

    Ve hayata ?Şeytan?lar hükmediyor.

    Belki de en iyisi kuyruğu her daim dik tutmaktır?

    Şefkate kanmış mefta bir ev kedisi olmaktansa, gardını almış hayta bir sokak kedisi kalmak daha iyidir…

    #100033619

    yaparkaleli
    Katılımcı

    İnsanlıktan Yanayız!
    Dert sıkıntı sandık sandık
    Sözümüz tüllüdür bizim!
    Arada kaldıkça yandık
    Dostumuz fellidir bizim!

    Duman tepeyi bürüsün
    Gözyaşı dağa yürüsün
    Dili kopsun, ten çürüsün
    Safımız dillidir bizim!

    Sade haktan yana canlar
    Sözü arif olan anlar
    Şer dili yesin çıyanlar
    Hasmımız pillidir bizim!

    Gidilmeyen yer içinde
    İnsanoğlu sır içinde
    Her haliyle kir içinde
    Yaşımız ellidir bizim!

    Kaba saba konuşmuşuz
    Hala geçmiş, hala ?mış?ız
    Deliye söz danışmışız
    Perimiz zillidir bizim!

    Yurduma doldu uyuzlar
    İnsanın vicdanı sızlar
    Zemheriye dönsün yazlar
    Kışımız güllüdür bizim!

    Yılan ile bir olunmaz
    Kem söz ile yol alınmaz
    Gönülsüz selam salınmaz
    Postamız tellidir bizim!

    Akıl lazım ki düşüne
    Bakın zalimin işine
    Aşk diye düştük peşine
    Kuşumuz çillidir bizim!

    Gölgeler yerleşti dağa
    Söz kâr eder mi salağa?
    Yol gidiyor karanlığa
    Aklımız killidir bizim!

    Aklı kıt olanlar azar
    Şirret söyler, çirkef yazar
    Fikri çalar, zihni bozar
    Aşkımız yellidir bizim!

    Ne zamanı, ne fırsatı
    Zalim sürer saltanatı
    Uyan! Uyan! Beyni katı
    Sevdamız millidir bizim!

    Söz canına ot tıkanlar
    Kalp kırıp gönül yıkanlar
    Kaleliye hor bakanlar
    Safımız bellidir bizim
    Zülfikar Yapar Kaleli

    #100033197

    Konu: ADAM..

    forumda ADAM..

    aykiri
    Katılımcı

    Adam
    İstasyonlarda bir yolcu bekledi bir zaman
    Çıkmadı…

    Milli piyangolar aldı, paralar gördü düşlerinde
    Çıkmadı…

    Bir dert girdi yüreğine, günlerden bir gün
    Çıkmadı…

    Derdini dünyaya döktü, bir anlayan
    Çıkmadı…

    Hep çıkmaz gediklerde yol aradı adam
    Çıkar yolu gösteren, insanoğlu çıkmadı.

    #100032393

    Kaptan
    Yönetici

    Kaybolmamışım…

    Yüreğimde korku düştüm yola,
    Başladım kendimi aramaya
    İçimde bir çıkmaz sokak
    Kayıp mı oldum bilmem?
    Kocaman bünyelerde
    Küçücük yürekler…

    Üzerime yığıldı sinsi gölgeler
    Herkes her yerde
    Onun için
    Hiçbir yerde yok kimseler
    Kayıp mı oldum,bilmem?
    Kocaman bünyelerde
    Küçücük yürekler…

    Nereye baksam hırs,rekabet
    Nereye kadar sürer
    Sonun toprak elbet.
    SEN,SEn bizi affet…
    Kayıp mı oldum bilmem?
    Kocaman bünyelerde,
    Küçücük yürekler…

    İnsanoğlu kendine yolcu dedim
    Her sokaktan geçtim,
    Kendime giden yolu aradım.
    Ararken kocaman bünyelerde
    Küçücük yüreklere rastladım
    İnanamadım.
    Ararken anladım:
    Kaybı olan onlarmış
    Demek ki
    Ben kaybolmamışım…

    #100031603

    musadenizle
    Katılımcı

    tükürerek bu düzene konuşulur elbet
    konuşmaktan değildir korku
    birileri hala aç gidiyorsa işe
    coplanıyorsa hak arayıcıları cadde ortalarında
    koparılıyorsa üşüyen ellerinde garibin üç kuruşluk tezgâhı
    düşer yüzlerinde son gülümsemeleri annelerin
    ve yolu kaybolur akşamdan kalma sevinçlerin
    gönlün kırık, yüzün soğuk
    dilin tutuk
    ve hak aramaya hakkın yok
    korkulur elbet

    bırak ruhunu salınıp dursun hüzünlerin çarmıhında
    hani nerede özlemlerini duyduğun, diz çöküp yaslarını tuttuğun
    nerede memleketin, nerede memleketlim dediğin
    yazgım dediğin dörtnala gelip dikilmişse yanı başına
    ve bir balık gibi sıçramışsan korkunun akışına
    kurtarabilir misin kendini gittikçe ağırlaşan yükünden
    alabilir misin bayatlamış sevinçlerin tadını

    var mı sabrın anlamı
    kötülükle yunmuşlarsa bedenlerini
    bir doruk orda diye, benciller koşuyorsa çıkarları peşinde
    nerde acımak, nerde merhamet, insanlık nerde
    tükenmemek mümkün mü, sesinin bittiği yerde

    toprağım dediğin, o dinli bu dinsiz, o edepli bu edepsiz
    o zengin bu fakir, o yerli bu yersiz
    kimden süt emdi insanoğlu anneden gayrı
    kim kurdu bu düzeni, kim astı insanları özgelik askısına

    kırarak ayağını, kullanarak dini, dilenirken caddelerde birileri
    dönecek mi askeri diye
    kim bilir kaç anne unuttu yemeği-ekmeği-suyu, gecelerce uykuyu
    kaç ihtiyar parkta dökülen gazeller altında pardösüsüz
    ve kaçımız kömür ocaklarında göçük altında kaldık
    bağışlayacak olan var mı bu çirkinliğimizi
    kaç pula satılıyor insanlık
    çullarla mı kapanır, nasıl saklanır kaybolana dek
    bu dem soysuzların, arsızların bu dem kurnazların demidir
    düşün insan hakları denen sefillik
    ha toprak altında, ha toprak üstündesin
    düşün bir kere düşün, rezillik içindesin

    yoruldum doğruları doğurmaktan
    ant olsun ki
    ekmeğimi tuzsuz yerim, yemeğimi yağsız
    yüzüm asılmadan, nefsim kalmadan çeker giderim
    dokunsam üşür ellerim
    inanmam dağların çiçeklerin ağaçların
    ve insan haklarının var olduğuna
    güzellikler kar altında
    birileri uyur, uyutur birileri
    hayatsa zan altında

    arksız yataklara vurmuşlar deli suları
    asmışlar sellerin, uçurumların kıyılarına evleri
    korkmadan
    ant olsun ki ağlamadan
    şu yorgun, şu ışıksız, şu yoksul dünyadan
    burnumun direği sızlamadan çeker giderim

    yoksul yüreklerden doğar mı sevgi
    öylesi-böylesi, kulu-kölesi, hepsi size kalsın
    şu yaralarımı deşen merhametsiz gün beklermiş, neyime
    var mı karanlığın ardını gören
    kundağım tahta-mekanım toprak
    ve ruhum çırılçıplak
    geçeceğim kapılarınızdan bir ilkbahar
    hayattan geçtiğim kadar

    Müsade Özdemir

    #100031608

    Konu: SESSİZ KURŞUNLAR

    grup forumunda Müsade ÖZDEMİR

    musadenizle
    Katılımcı

    neye benziyordu yüzleri
    kaç darbede kesildi son nefesleri
    bir çok iyi insan düşündüm
    dününde, bugününde bembeyazdı izleri

    hani yemene gidip de dönmeyenler vardı ya
    vatan uğruna
    ninemin titreyen ellerinde, kekeleyen dilindeydi yara
    kil kokulu ak saçlarını tararken öğrendim
    ölüm bir başka yakışmış onlara

    acı bunca yıldır yine aynı acı
    sessiz gelen kurşunlardır içimizdeki sancı
    iyilerle kötüler yan yana
    inançsa, koyu düşman inancı
    utanmazlık unutturdu dile getiremediği geçmişi
    damarlarda sadece öfkeyle balçık var
    şimdi, hiçbiri masum değil
    geçmişte ölenler kadar

    ah şu zaman cellatları, her günde bir cinayet
    bir nihayet oldu kapılarda
    caddelerde arabalar yol verirken şehidine
    kulaklarımı tıkıyorum siren seslerine
    ahrazdan daha dilsiz, sağırdan daha sağır
    anaların ak saçlarında kederi sayıyorum?

    yaşam denen bu anaforda
    dostluğu arıyorum, yüreğim kar altında
    kardeşliği arıyorum, martılar çığlık çığlığa
    kuruyan kumsalındadır insanlık
    uzak diyorlar o kıyıya

    bir kuş uçamayan yavrusunu almıştı gagasına
    bir karınca ekmek sürüklüyordu yuvasına
    dereler ırmakları basarken bağrına
    insanoğluna bakıyorum insanoğluna
    etoburluğunda

    hayat boyunca deviniyor kalabalıklar
    nicedir bir tek amaca dönüştü düşleri
    büyüdü istekleri
    kapkara…
    para dolaşıyor şişen damarlarında
    lanet ediyorum insanlığımıza
    insanlıktan çıktığımıza

    suçlunun kutladığı suçsuzluk törenleri gibi
    söylenen yalan kadar
    yapılan yanlışta acı verir insana
    taştan insan diyorum bunlara, hepten
    insandan taş
    bir başka can koparırken siperden

    daha çok sessizleşiyorum, daha çok
    doğaya bakıyorum, asırlık çınarlara
    sıra sıra servilere
    dağların türküsünde haykırıyorum
    ah bir heybetlenseler
    doyumsuz
    doyumsuzluğunda kusursuz
    şu zavallılara bir tükürebilseler

    Müsade Özdemir

    #100031612

    musadenizle
    Katılımcı

    toprağın eteğine sarılan ayrık otlarına inat
    ellerim kadar sıcak, ellerim kadar temiz
    güzeli yeşerttim minnetsiz yaşamlarda
    yüküm bahar
    ve upuzun
    el değmemiş umutlar getirdim sana

    ha canım söyle
    bir yürek, bir yüreği tamamlayınca suç mu
    söyle usta
    sen kaç kez suç işledin bu hususta

    ben köyümün saf kalabalığında
    kalabalığın emekçi ellerinde gördüm gururu
    yazdım baba ocağımın kerpiç duvarlarına
    sırtımı yasladım

    yaşamla yüzleşerek
    haksızlığa baş kaldıranların devrilen devrimlerini gördüm
    devrim mevrim de değildi yaptığım
    adım ırmaktı
    akacak yatağım da vardı

    kendim için istediysem namerdim
    kaygılarım insanlık adınaydı
    meleğin ağzı eklenir mi şeytanın ağzına
    köy ırmakları akar mı şehir rıhtımlarına

    bile bile
    yargısızlığımla, sorgusuz sualsizliğimle geldim
    bin kez inanabilir, bin kez sevebilirdim adam olanı
    mecalsiz de değildim

    belli değildi kimin ne yana gittiği
    düş kırklığıyla yoruldum düşe kalka
    insanlar kinli, insanlar kibirliydi
    her kulaktan bir ses geldi, ben dinledim
    önce güvenim azaldı
    sonra sesim

    zehirli dil sarmaşıklarıyla
    yüreği soğuk kentinlerin hercai dokunuşları
    kötülerin iyilere dilediği kötülüklerdi
    niyetler tavına gelene dek
    önce birer birer
    sonra ikişer ikişer
    sokaklar panayır alanına dönerdi

    yaslanınca yıkılırmış bu kentin duvarları
    çıkarmış ortaya en acımasızı, en gaddarı
    ey, yüreğimin söz dinlemez yanı
    uyuma
    güvenmek üzülmekmiş, güvenmek tükenmekmiş
    değil midir, insanoğlu hep benzermiş aslına

    şeytan diyor ki, çökmeden gırtlağına
    öfkeni sar sarmala
    ve şeytan diyor ki
    kentlerin kapılarındaki yaşamı, yaşamdan sayma

    Müsade Özdemir

    #100029681

    Konu: ADEM OLAN ANLAR

    grup forumunda Sezen AKSU

    Aysun
    Katılımcı

    Ben bu dünyaya bir türlü alışamadım
    Bu yüzden insan içine karışamadım
    Bana mı sordunuz adımı koyarken
    Bir küstüm bir daha barışamadım

    Uyumlu faniler bana uyumsuz derler
    Delirttiniz beni ey ehven-i şerler
    Uzlaşırsam namerdim ateşe verseler
    Garanti muhabbetlere yılışamadım

    Sürüden ayrılanları kurtlar yer
    Arkanı sağlama al ey akıllı beşer
    Ben çatlarım kurallara uyarsam eğer
    Ruhumu şeytanla bölüşemedim

    Herkesin münasip bir dayısı var
    E insanoğlu bu iyisi, ayısı var
    Benim zarar bildiğim elaleme kar
    Adamını bulup da uyuşamadım

    Ben seni de sevmedim adem
    Doğruyu duymak istiyorsun madem
    Alt tarafı bir elma yedik beraber
    Zehir-i zıkkım oldu bize bal badem

    #100027948

    Aysun
    Katılımcı

    Aglamak için
    Gözden yaş mı akmalı..?
    Agladıgını insan
    Herkese mi ispatlamalı.?

    Yüregim bu gün
    Çookk derin yara aldı..
    Ve..herkesten gizli
    Yine için..için agladı..!

    İnsanoglu çig süt emmiş
    Her şey beklenir derler..
    Suçu neden sütte ararlar..?
    Bir fincan kahvenin
    Kırk yıl hatırı var..
    Sözünü neden göz ardı ederler..?

    Güven mi..? Kimseye güvenmiyorum
    Sadakat mı..? İnanmıyorum
    Merhamat mi..? Ben bunu hep yapıyorum
    İnsanların ikinci yüzüne hep kanıyorum..!

    İsterseniz alın canımı da kurtulayım
    Zaten pilli kalple ne kadar yaşarım..
    Sanmıştım dostumsunuz..!
    Bilemezdim kalleş..hain
    Nankör olmuşsunuz..
    Ben yine yanılmışım..!

    Sevgül Kılıçaslan Çiftci

    #100028759

    Konu: İNSANOĞLU

    grup forumunda Ümit Yaşar OĞUZCAN

    likevoyager
    Katılımcı

    Ne tuhaftır şu insanlar
    Kimi zincirler içinde hür
    Kimi esir olmaktan bahtiyar
    Kimi de benim gibi bin bir şeyi düşünür

    Ne tuhaftır şu insanlar
    Kimini yel alır, su götürür
    Kiminin çilesi sürer mezara kadar
    Kimi de gününü gün etmeyi düşünür

    İnsan insanın kadrini bilmezmiş meğer
    Anlaşılmadı gitti mısralarım
    Çünkü; insanlar benim halime güler
    Bense onlar için ağlarım

    İnsan insanın kadrini bilmezmiş meğer
    Birimiz gülsek, ağlıyor onumuz
    Bizden kara değilmiş geceler
    Bari karanlık olmasaydı sonumuz

    Nice insanlar gördüm ki ben
    Dudaklarında en ateşli türküler
    Barış içinde yaşamayı bilmeden
    Bir savaş meydanında öldüler

    Nice insanlar gördüm ki ben
    Dudaklarında en bayağı şarkılar
    Ve gözlerinde ihriras ışığı eksilmeden
    Birer ilah gibi yaşadılar

    Yarabbi, adaletin bu mu
    Kuş uçar, yılan sürünür
    Düşünmek istemem fani olduğumu
    Verdiğin nimetlere şükür

    Yarabbi, adaletin bu mu
    Yaşayan yaşar,ölen toğrağa gömülür
    Ve hayat sadece bir arzu mu
    Bizi korkutan ölüm müdür

    Bir gece mezarlık girdi rüyama
    Gittim ecelle lades tuTuştum
    Nihayet canımı verdim, ama
    ?Lades? demeyi unutmuşum

    Bir gece mezarlık girdi rüyama
    Taşları paramparça, selvileri asırlık
    Baktım ki; ölümün gözleri ama
    En vefalı dostum oldu sağırlık

    Herşey unutulur zamanla
    Sonra tekrar tekrar yaşanır
    Çünkü yağmur vardır;damla damla
    Çünkü yağmur vardır;sağnak sağnak boşanır

    Herşey unutulur zamanla
    Dostlar,sevgililer,bütün hatıralar
    Farkı yok unutanın,unutmayanla
    Acaba insanlar ne için ağlar

    Madem ki; kainat sonsuz
    Madem ki; bir şeye inanmışız ?Allah? diye
    Ve madem ki; insanoğluyuz
    Hakkımız yok, fazlasını istemeye

    Bu mis kokulu hava
    Bu toprak bize yeter
    Tanrı, başka bir deha
    İnsan, başka şaheser

    #100032173

    Konu: İNSANOĞLU

    grup forumunda Cevdet ÖZTÜRK

    likevoyager
    Katılımcı

    kirli denizin temiz sahilinde
    muhasebe yapan insanoğlu
    bir eli yerde olmak bir eli gökte
    ve azgın dalgalara bırakıp bırakmamak kendini

    #100026570

    Konu: İNSANOĞLU

    grup forumunda Sevnur ŞAYLAN

    likevoyager
    Katılımcı

    Gözlerinin içi solmuş…
    Yaşamak mı sana ağır geldi?
    Hayatı mı yitirdin içindeki,
    Hayat mı yitirdi seni,
    O çok sevdiğin hani…
    Hani hep bırakmayacak sandığın seni? …
    Gamzelerin kaybolmuş yüzündeki çizgilerde,
    Bir küskünlük saklı sanki sende birşeylere,
    Tutmadı mı hayat,sana verdiğini sandığın sözleri,
    Diğer yüzünü mü gösterdi sana,
    Hani hiç görmediğin,
    Hani hiç inanmadığın…
    Gözlerinin içi solmuş,
    Hiçbir renk değil o solanlar,
    Yağmurlu bir sonbaharda deniz rengi mi?
    Yoksa tüm sıcaklığını yitirmiş bir kül rengi mi? …
    Yitirmişsin birşeyleri belli ki ardında,
    Yıllar çalmış tüm umutlarını belli ki,
    Kalıcı olmadığını anladın mı şimdi,
    Gücün mü kalmadı her zorluğa,
    Susuyorsun…
    Eksilmiş birşeyler bedeninde,
    Erimiş,tüketilmişsin de…
    Beden eridikçe birikmiş yılların ağırlığı kalbinde,
    Zor geliyor taşımak artık belli sana…
    İçinde saklı kalmış bir çocuk vardı,
    Hayata inat,tüm dünya oyuncağındı,
    Oyuncağı olmuşsun artık dünyanın,
    Kahrını çekmek zor mu geliyor artık?
    Canını mı yaktı yıllar bilmem ki artık…
    İnsanoğlu! …
    Aldırma…
    Kim kalıcı ki buralarda,
    Görmedin mi güneşi bile batırıyor bu dünya…
    Aldırma…
    Ört bütün kahrını dünyanın,bir gece gibi…
    Aldırma sen…
    Aldırma…

    #100026177

    Konu: DEĞİŞMEZSİN

    grup forumunda Sevnur ŞAYLAN

    likevoyager
    Katılımcı

    Sakın tutamayacağın sözler verme kimseye…
    Ki ben bir ihtimal vermiştim sana…
    Değerin vardı bende hani birazcık da olsa…
    Aynalara dönsen,
    Farkedemezdin gözlerindeki yalanları…
    Dudakların verdiği sözlerin günahını gizler,
    Kapanırdı,ne kadar da masumlar oysa…
    Ki ben bilmiyordum mu sanki,
    Değişemeyeceğini…
    Ki ben en çok,
    Çabalarını sevmiştim senin…
    Yakaladığım küçük yalanlarındaki utancını,
    Boynunu büküşünü…
    Ki ben,
    Kendim için birşey istemedim ki senden…
    Senin içindi yanında harcadığım tüm zamanlarım…
    Ki sen de istiyordun ya değişmeyi…
    Ama insanoğluydun ya sonuçta…
    İnsanoğluydun ya…
    Hani sen de erkektin ya…
    Gururla söylendikçe güldüren…
    Ama en çok da,
    Tutamayacağın sözler verme kimseye…
    Yaşatamayacağın hayaller kurma…
    Ve bir gün unutabileceğin kadar sevmeyi unutma…
    Ki aslında…
    Bir daha asla unutmak için sevmeye kalkma…
    Değişmez huylar bilirsin…
    Değişmezsin…
    Değişemedin…
    Ama unutma,ben bile bile bir yalancıyı sevdim…
    Yalanlarını bile bile dinledim…
    O kadar masumdu ki bakışların…
    Belki de ben en çok,senin gözlerini sevdim…
    Bir yalancıyı sevdim…
    Ama sakın,tutamayacağın sözler verme kimseye…

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 36) görüntüleniyor