You cannot copy content of this page

1 ile 5 arası 5 sonuç (toplam 5) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100033305

    Ayser
    Katılımcı

    Öyle bir ayrılıktı ki; vücuddan yürek koparcasına acısı sıcak. Gidişlerinden varışa köprülerimde, yarısı kalmış acılarımın konakladığı bir yolculuktu adı. Tarifini hangi başka özne bilirdi ki bu ayrılık cümlesinin. Hangi yaşamayan bilirdi canımın, cebimde sakladığımın, iliklerime vuran kokusunu. Can düşürmüştüm yollarımın kenarlarına. Ezelden ebed kapılarını, aralamıştım bu sebebi boğulmuş düşüncelerimde. Veda vakti ilk ışıklarını bilmem kaç kez vururken duvar saatime, perde başında günü terk etmiş aydınlığa karşı, iki damla yaş dökülüyordu ağlamaktan kirlenmiş yanaklarımdan ve en ağlamamam gereken zamandı tüm zamanlarım içinde. Tutamıyorum hasretin damlalarını içimde, yaradana cılız yakarışlarım boğuldu hasretle kaynayan yaşlarımda. Canımı, candan ötemi, kim koydu benden ayrı… Kıvılcımı düşmüştü kucağıma sebebi can yangınların. Alevlere verdim bu adı ayrılık, tadı zehir hasreti. Yıllanmış, tozlu defterimdeki eski resimler düştü gözlerimin çukurlarına. ‘Hepsine veda’ ydı bu ayrılık bestemin adı. Kokusunda yılları vardı bu şehrin sessiz akşamlarını izlediğim. Terketmekle, gitmenin farkı düştü zihnimin tenha köşelerine. Çare yokmuydu bu yanlış sona. Elimde olsa yeryüzünde ki güzelliklerin tüm sonlarını üşenmeden tek tek yıkar, temizlerdim yeni bir başlangıca doğru. Sonlardan değildi korkularım. Canlaraydı özlemim, özlemimdi yangınım, yangınımdı ayrılık ve ‘hiç sönmeyecek bu özlem yangınlarım’ damgasıydı, zihnime yapışan korkularımın en büyüğü. Hasret sebebim her düşünce fikrime, şakaklarıma kadar varan derin bir of dayanır dudaklarımın eşiklerine. Yollarına düşmüştüm artık yeni eksik şehrimin, yarım basacağım ayağını bu bedenin. Bir deniz kıyısında olcağım zamanlarımın cana boğulduğu sıralarda. Karadenizin hırçın lacivert tonu vurcak seni arayan gözlerime… Dağlarının binler tonda yeşilide gözlerini bana dikmiş olacak karşı yamaçlardan, hasretin perdelerini çekmişti gözüme çok öncesinden. Tek başıma gittiğim bu yol ise karaların en karasıydı bakınca boğulduğum. Bir uzak kehanet belirdi umut vadeden, adı Sürmene… Bir an düştü dudaklarımdan hasret kelimeleri usulca, ve yine gözlerimi doldurdum kekremsi yaşlarla, beni anlatan en az ben kadar yorgun bu harabede. Evet, ben değildi Sürmene, ama benim gibi çok ayrılık resmi vardı duvarlarında gizlediği ve hasretlere boğulan binlerce hüznü vardı bu ilçenin. Biliyordum, her akşam buraya gelip, bu denize nazır belde ayaklarımın altına serecek, buradan canımın şehrine bir rüzgar şarkısı mırıldanacağım. Her günün akşamında başlayacak günüm, yalnızlığımın icraları geceleri gelecek götürecek umutlarımı. Seni düşüneceğim bu maviyi, yeşili, yüreğime gem vurarak ve belki beni duyarsın umuduyla bir an olsun uyanacağım ıssız uykularımdan. Döküldü hasretin dağlardan denize, çağlayanlar bile durdu izledi. Gözbebeklerimde acının resmi ve gereksiz ayrılığın ağır ağır hissedilen hasreti… Hal değiştiriyor gözlerime düşen yaşlar yokluğunda. Islak, tuzlu bir kıvam alıyor ve yolunu biliyor yanaklarımın ezberlemiş tüm hatlarını. Bir nafile yakarış ki bu hasrete, beynimin en ücra tenhalarında yankılanır. Defalarca yaşarım senli hatıraları, en az eskisi kadar gerçek vefa kokan bir okadar da kırılgan. Bir kelam düşecek dudaklarımdan hain ayrılığa. Beni ayırdın canımdan, canımı bulduğum varlıktan, ömrümü yollarına serdiğim yıllarımdan. Sen değilsin acıtan, kekremsi bir hasrettir, çağlayan sebebim benim…

    Ayser ÖZBAKIR

    #100030454

    Sema
    Katılımcı

    Hazımsız duygular
    Körelmiş inançlar
    Asrın cinayeti pusuda

    Darağacında aşk ve sair sevdalar
    Yağlı ilmek sırası bekleyen özneler
    Ölmek kaçmaktır sözüne meyledenler
    Ölmek mi kaçış yoksa kaçış mı ölüm bilmezler..

    Bitmeyen çelişkiler içinde
    Bu koca karanlık izbe metropolün gölgesinde
    Kendi cinayetimi planlıyorum belki de
    Yüklemi olmayan cümleler eşliğinde
    Sinsice ilerliyor ölüm

    Ölüm sensiz kalmaktı ya hani
    Karanlığa sensiz gitmekti
    Oysa es geçmişim bir gerçeği
    Hatta tek gerçeği
    Asıl sensizlik ölümmüş ya gülüm

    Kapadım gözlerimi haykıran gerçeklere
    Yüreğimi yakıyor kanayan duvarlar
    İçimin acısı parmak uçlarımdan çıkıyor
    Canım damlıyor camlaşan gözlerimden
    Ve ben adım adım yaklaşıyorum sensizliğe
    Göz çukurlarımda kalan ihanetler
    Zamansız kesiyor yollarımı

    Sevdam üşürken yüreğimde
    Avuçlarımda geçmişin külleri
    Ben sevdim mi tam severim derken
    Sevdam, hep yarım kalmaya mahkum sanki

    Kendimi hapsettim yaşanmamışlıklar içine
    Kestim cezamı attım sonsuzluklara sevdamı
    İşte bu yüzdendir ki
    Ne söküp atabiliyorum yüreğimden
    Ne de adam gibi sevebiliyorum seni yar

    Kangren olmuş akşamların sessizliğinde
    Tanıklık ediyorum yine duygularımın hüzünbaz sevişmelerine
    Kelimelerim can çekişirken kalemimin ucunda
    Yazamadığım kelimelerin çığlıkları kulağımda

    Eskilerde kalmış, bir olan iki gönülün samanlık macerası… Şimdilerde şatolar bile yetmiyor hazımsız yüreklere…Şehvetin esiri olmuş aşka dair tüm duygular…Tensel temas olmadan yaşanmaz olmuş aşklar..Aynı yaşandığı sanılan sevdalar gibi masallar bile yalan olmuş..

    İşte bu nedenledir ki yüreğim.. Son zamanların en hazin öyküsüyüz aslında sen ve ben..Geçmişin gölgesi düşerken yüreklerimize Kerem ile Aslı?nın can bulmuş ruhlarıyız bu asırda..Ve ruhlarımız yanarken sevdanın ateşinde, bedenlerimiz ayrılığın ayazında üşümekte..

    Hazımsız duygular
    Körelmiş inançlar
    Asrın cinayeti orta yerde

    Tek tek öldürüldü adı sevgiden geçen herkes
    Şahit olmadı maskeler ardındaki yüzler
    Ve bu hazin öykü için saklanılan
    Tek bir damla düşmek üzere gözlerden

    Biz aşka ihanet ettik sevgili.. kendimizle birlikte ihanet ettik aşka. Yarım bıraktık, eksik yaşadık.. bir yanı yetim bir yanı öksüz…

    Ve ben…
    En büyük yalanı söyledim kendime
    Gerçekler dilime yapıştı
    Sahip çıkamadık aşkımıza yüreğim..
    Aşkımızın canı yandı..

    Sema Şener

    #100027986

    Aysun
    Katılımcı

    bir şeyler yarım mı kaldı
    belki de işte tam o anda
    hatırlanır
    nasıldı içimiz
    nasıldı dışımız
    nasıldı gözlerimiz

    bir şeyler mi yarım kaldı
    belki de söylenememiş bir söz özne/siz
    kimbilir nasıl hınçlı
    kimbilir nasıl sevgi dolu
    kimbilir nasıl bir soru

    bir şeyler yarım kaldı mı
    belki takılır kalır aklımıza
    nedir saklanan mektup
    kimdir resimdeki yüz
    neden bitmemiş yazı

    bir şeyler kaldı mı
    belki kıyıda köşede bir anı
    neredeydi ellerimizin yarısı
    neredeydi dudağının üstündeki ben
    neredeydi o kavaklar/altındaki sen

    sanki/keşke
    iki söz daha
    bir dokunuş
    bir bakış
    yetecek yarım kalana

    bir şeyler
    yarım mı

    kaldı mı

    07.09.2006
    Nurdan Ünsal

    #100026597

    Konu: İKİ ÖZNE

    forumda İKİ ÖZNE

    Bülent
    Katılımcı

    Sen ve ben…
    Kelimeler yığını içinde iki özne…
    Yüklemi olmayan bir devrik cümle…
    Ne kadar anlamsız geliyorsa da sana,
    Farkındayım…
    Anlamsızlıklar içinde,
    Yitirilmiş kalplerde,
    Birbirinden başkasına kör,
    İki özne…
    Sen ve ben…
    Kaybolmuşuz hayatın,
    En güzel ikliminde…
    Sevişirken bile gözlerimiz nemli,
    Yürekler ise siyahlı bir matemli…
    Sus,dedim,
    Sus! …
    Konuşamayız ki biz…
    Konuşursak,
    Yitiririz kendimizi en yalanlarda,
    Sahte bir hayatın,
    Sahte bir zamanında…
    Kimsin ki sen?
    Kim? …
    Hayata kafa tutacak,
    Kadere karşı oynayacak,
    Kimsin ki sen?
    Kim? …
    Sensin…
    Sadece sen…
    Bu üç harftan ibaret diilsin…
    Boşver…
    Farketmesin hayat seni,
    Eskitsin bedenini,
    Doldursun yaşları gözüne…
    Biz kimiz ki,
    Hayata karşı duralım?
    Bir anlam yükleme birbirimize,
    Anlamsızlıklar içinde…
    Cümleler yığılsın kalsın dillerimizde…
    Sus…
    Farkında değil hiç kimse…
    Görmüyorlar yalan dünyada,en doğruları kalbimizde…
    Birbirimize…
    Sus! …
    Farketmesinler bizi…

    #100026327

    Konu: BEKLENEN

    forumda BEKLENEN

    Bülent
    Katılımcı

    Dilimde kurulmayı bekleyen devrik cümlelerim vardı aşka dair…
    Bir beklenen vardı…
    Nerelerdeydi,kimdi,ömür yetecek miydi görmeye…
    Bir duam vardı her secdeye alnımı koyuşumda…
    Kimseleri görmeyen gözlerimin bir beklediği,
    Kimseleri sevemeyen yüreğimin bir helali mutlaka vardı…
    Kader de…İster tesadüf…Anlamı vardı ama,biliyorduk…
    Hiç olmadığı kadar güçlüydüm hayata karşı,
    Direnebilirdim de sana,
    Gözlerine bakıp güvenmeseydim sana…
    Çok iyi bir oyuncuydun aslında…
    Gözlerimin karasına,karalarını koya koya yalanlar söylüyordun,
    Ne yürek kalmış,ne dürüstlük bu insanlarda Yarab! …
    İnandık gözlerine,anlam yükledik ikimize…
    Dilimde senin için kuruldu en güzel cümlelerim,
    Ve sen…
    Sen en güzel cümlelerimin en güzel öznesiydin…
    Akrep ile yelkovan neye çalışırdı,umrumuzda değildi gecelerde,
    Hayaller,umut…
    Güzel olan ne varsa seninle vardı,
    Allah’a her el açtığımda şükrüm olmuştun sen,
    Başka ne isterdim ki senden öte,senden sonra bir de! …
    Vardın…
    Hep de olacaktın oysa yanımda…
    Bir gün aniden bitmiş bu rüya…
    Bitirilmiş! …
    Sebepsiz,vedasız bir ayrılığın koynunda ağladım gecelerce,
    Hiç isyan etmedim Allah’a,
    Yanında olmak istediğim her anda,
    Sığındım secdeye,kabulse Allah’ım huzuruna,
    Avuç açtım sonra,yine sana…
    Beddua edemedim ama,
    Nefretlerim bile değmez sana,ki edebilsem bu da! …
    Şuursuz kahkahaların var artık senin,
    Ne insanlığa,ne erkekliğe sığar bu yaptığın,
    Yazıklar olsun senin olmayan yüreğine,
    Yazıklar olsun erkekliğine…
    Kalıbınla insansın da,
    Adam olmak bu kadar mı zor geldi sana! ….
    23.12.05

1 ile 5 arası 5 sonuç (toplam 5) görüntüleniyor