Şiirname – Kültür – Sanat – Edebiyat – Şiir – Şairler ve Şiirleri Siirler Arama 'hem nefret et, hem beni ozle' için arama sonuçları

1 ile 7 arası 7 sonuç (toplam 7) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100033499

    yaparkaleli
    Katılımcı

    _______?Allah yaksın beni, kurtarmasın?
    Şimdi bir kefede gül ile geven
    Hem bana inanma, hem bana güven
    Allah yaksın der mi seven sevilen?
    İstemem, bana ne desem kızarsın

    Laf attım gözlerin en tatlısına
    Geldim hakaretin en etlisine
    Büzüldü bu gönül, yarıldı sine
    Sunalık bahane desem kızarsın

    Nere memleketin, gerçek mi ilin?
    Söyleme kimseye bilmesin halin
    Uzaklardan el sallasın hayalin
    Bülbüle virane desem kızarsın

    Söyle doğrusunu muradın nerde
    Gerçeği söylemek şifadır derde
    Bulunma namerdin olduğu yerde
    Kaypağa şahane desem kızarsın

    Beni yaraladın sitemle, sözle
    Hem benden nefret et, hem beni özle
    Alttan yukarı bak sevdalı gözle
    Ben sana divane desem kızarsın.

    Bu gönlüme yağan dolu mu, kar mı?
    De hele sevgili, insafın var mı?
    Doğruyu söylemek utanç mı, ar mı?
    Bu gönül meyhane desem kızarsın
    25 Eylül 2004

    Zülfikar Yapar Kaleli

    #100031683

    likevoyager
    Katılımcı

    haklısın dostum,haklı olmasına da?
    bir de beni dinle…anla!

    biliyorsun
    asilce sevdim
    bilirim gitmesini de asilce
    yakıştığı gibi bana…

    sinsi ihanetidir
    hazmedemediği yüreğimin
    ‘katlanılmaz olan sevdaya ihanettir’ derdi
    er gibi (!)
    onu delirten yansımalarım, buna!

    kaçışlarına sunarken barikatlarını sebep?
    şimdi neden
    varken, beni aldığı soluna
    eski gözdeye rağbet?

    en yaklaşanken ona
    yazacak kadar tarihini güya
    sevdalanmışken bana
    atamadığı
    geçmişten nikahlı hüzün maskesini
    üç satır pembe dize mi alacak sanıyor
    yüzsüz yüzünden?
    nerdesiniz yürek katili barikatlar?
    kalkın ayağa!

    dedim ya dostum
    hazmedeğim işin kahpeliği!
    ayakta uyuturken seven yüreğimi
    yaptığı kalleşliği!

    ibret almıştı güya ustayı
    ‘mertçe olsun
    dostlukta düşmanlıkta’ diye?
    mutlu ol deyip
    çekilirdim yolundan
    yemin sana…
    Sansar’lığı seçti madem
    nağmelerim aynı dilden!
    kızma bana dost
    kusura bakma…

    haklısın dost haklısın
    değmez adını bile anmaya da?
    bilmediği şey
    yazmayan onun kitabın da
    ‘onur’ dur o, anlasa (! ?)
    ve kaldırmadan birini dansa
    baksa ‘kim’ olduğuna!

    kızma bana dostum,asma suratını
    geçirene kadar ihanet pençelerini
    kendi boynuna
    huzur yok ona, anlasa (! ?)

    leke sürdü kutsalına sevdanın
    çiğnedi sözlerini tabansız ayaklarıyla
    oldu efendisi
    bol keseden salladığı her hece
    borçlandı diyete,
    günleri çalacak geceye!
    anlasa (! ?)

    çıkarsa kumdan kafasını
    çıkarsa at gözlüğünü
    bir avuç değildir Ganj!
    görmüyor engelli bakışları
    hala kirli/kızıl, kansız kanıyla!
    yürek ölür önceden
    şah damarı atmıyor, anlasa (! ?)

    heyhat!
    gece doğurur yıldızları
    haybeye satıldı bir ruh daha
    geceden evvelki yapaylığa
    kamaştıran ışık
    yansımasıdır yakamozların sinsi/mavi
    gittikçe kararmakta buhranları
    bitmedi asırlara ödenecek bedel
    çürümüş çocuk cesetleri
    tükenmiş uygarlıklar mezarlığında hala!
    anlasa (! ?)

    aslında bal gibi farkında mı?
    neden kıvırıyor peki hala?
    rakkaselik yakışır mı er kişiye?
    kime bu gerdan kıvırmalar?
    kime atılır bu göbekler?
    efendim?
    yapma be dost
    bilmez mi ki ters teper bende?
    anlamaz mı daha düşer gözümde?

    hayır hayır
    yanlış anladın beni dost
    yok elbet gözümde
    elbet kustum onu sol yanımdan
    nefretmiş bir adım ötesi aşkın
    ben miller aştım öteye
    de….
    hani der ya adam
    dalınca maziye
    onurlu anayım dostu da, düşmanı da diye
    işte öyle
    anla…
    ah bir de o anlasa (! ?)

    efendim?
    ya sırası mı şimdi bunun?
    dedik ya başta
    sevdik elbet, hemde haketmediğince asilce
    şartsız, sınırsız, yüreklice
    sakınıp gözümden
    serime taç edercesine…
    ömrüme sebepcesine…
    dedim ya artık anlamı yok, sorma bunu
    devlerin aşkı umman olur
    olur da…
    ya devlerden biri cüceleşirse?
    geç bunu bir kalem dost geç..
    sen beni dinle
    bak toparlıyorum

    bilinmese de sahte aşkının bedeli (!)
    anladık
    iyi senaristmiş çapında
    klasikler doğuyor
    jön olduğu siyah/beyaz filmlerden
    şiirler dünyasına!

    bunu anladık anlamasına da
    ondan büyük Allah var
    ağır olur umutların vebali
    ah bir de bunu anlasa!
    vazgeçip oynamaktan
    artık anlasa!

    efendim dost duyamadım?
    anlamaz mı dedin?
    adam olsa oynamaz mı dedin?

    adam sende…
    anlamazsa anlamasın, kimin umurun da?
    o anlamsın da
    ama lütfen sen beni anla dost…
    bari beni anla!

    #100030354

    Konu: FERYADIMI DUY

    grup forumunda Şükran ÇAMOĞLU

    likevoyager
    Katılımcı

    Yediğin her lokmada gözlerimin nuru var
    Etmiyorum hakkımı sana bil ki hiç helal
    Ellerin koynundasın hem bedbaht hem de mutsuz
    Yolun sonuna geldik bir uğra gönlümü al

    Sana aşkım sonsuzdu onlar gibi sevmedim
    Çek git benim dünyamdan hiç ıraklaş demedim
    Yabancı oldum sana kaldım gözleri yaşlı
    Bakakaldım ardından bir daha sevemedim

    Anılarla avundum bin bir hayal kurarak
    Düşlerimde aradım tanrıya yalvararak
    Ellere kucak açtın beni yalnız bırakıp
    Çok büyük hata yaptın bedduamı alarak

    Kadere boyun eğmek zorunda kaldık neden
    Ben hala ümitliyim dön geri vakit varken
    Affederim hatanı yeter ki sen geri dön
    Yüreğimdeki aşkın nefrete dönüşmeden

    Anladım hovardasın çapkınsın biliyorum
    Maziyi bir kalemde defterden siliyorum
    Sen ardında yeter ki kırık bir kalp bırakma
    Feryadımı duy artık seni çok seviyorum

    #100028891

    likevoyager
    Katılımcı

    1.üçüncü tin:aşk

    evler, yollar, ağaçlar yerli yerinde
    bir sevgi dolaşır ortalıkta
    bir kadın, bir erkek, bir de aşk
    üçüncü bir tin, iki ten arasında.

    elle tutamazsın, gözle göremezsin
    bir üfleyiş gibi uçuşan, yükselen, konan
    bir sevgi dolaşır aramızda
    ne ilktir ne sonuncusu
    ne benimdir ne de senin
    uzlaşmak için yaşamla
    ödediğimiz bedel: aşk
    doğacak, büyüyecek, ölecek
    tınlar durur boşlukta, gelir içimize düşer
    tutunur sarılırız ona
    kirlilikler, yalanlar, oyunlar arasında…

    evler, yollar, ağaçlar, her şey yerli yerinde
    üçüncü tin, iki ten arasında.

    2.neden o?

    milyonlarcasından bir kaç yüz
    anımsanan, arzulanan.
    ama bir kaç yüzden yalnız seni seçerim
    yalnız seni severim.
    öyle titiz ki seçimim, tek seni severim.
    nice rastlantılar, nice şaşırtıcı, nice nice
    bir büyük bilmece.
    neden seni arzuluyorum, neden?
    bir gölge, bir silüet, bir nefes, bir ses.
    bedeninin neresi, hangi parçan
    küstah dudakların mı, gözlerin mi, neyin?
    teksin, yeganesin, biriciksin
    adlandırsam dile gelmez çekiciliğin
    sözler uygunsuz kaçar
    dilim söylemeyi dener
    boş sözcükler türetir, keser.
    kusursuzsun gözümde
    seni seviyorum çünkü/seni seviyorum.
    büyülendim, işte tam olarak budur.
    hangi çağrın, hangi parçan, hangi rastlantı
    adı yok, sana divaneyim, deliyim.
    sevilmek istediğim gibi
    severim seni.
    adı yok işte, bu aşk!

    3.sunumlar

    mürekkeple işledim sesinin resmini
    kalemle seslendim kuyulara laaal!
    kırk parça sesim, geeelll!
    ayağı bağlı yılkı atım, hem bağlı, hem hür
    gözyaşım gür
    ne yaşanacak hal var ne gidecek
    ne ölüm beğenir beni artık ne yaşam.
    sen olmasan ey ışık
    gözlerimi yak/ bu karanlık adaletsiz
    mavim kirlendi
    sabitledim boncuk boncuk adını, gel.
    sokakların çıkarı kendine, en bilinmezi apaçık
    çık yola çık artık/gök balçık
    yer/yüzü yüzsüzce aydınlık.
    gel.

    4.yok oluş

    yok oluş ne ki eriyorum
    şöyle bir bakıp kaçıyorum ölüme.
    bazı bazı mutluluk, bazı bazı incinme
    ölmüyor bedenim, ama ölüyor gibiyim.
    ölümde bile yer kalmamış bana
    artık hiç bir yerde.
    bir tek o, o, o,
    ondayım, onunla yaşıyorum
    hiç bir yerdeyim
    ne bende, ne sendeyim, ne ölümde.
    bedenim kanamıyor ama
    sızmayan bir kanama ılık ılık
    bıraktım kendimi akışa
    ben neyim, neyim, neredeyim
    allaha yakın, her şeye uzak!
    bu aşk!

    5.uzakta

    sen oradasın, kımıldamadan duran.
    sevilensin.
    bir ara gidiyor gibi yapıyorum
    ama yine de kalan benim.
    giden sensin!
    hep giden, hep göçen, hep kaçansın!
    öyle oturmuşum
    hazırım, bekleyenim, sevenim.
    kadınım, oturganım, sadığım.
    zamanım çok, ilmek ilmek
    iplik iplik zaman
    avcısın, yolcusun, denizin dalgasındasın.
    nal sesinde, uzaktasın.
    özleyen ben, özlenen sen.
    kadınsıdır özlemek
    özle/sen acı çekersin
    aşıksan dişileşirsin.

    6.içimde

    unuturum arada bir, unutmasam ölürüm.
    katlanırım uzaklığa
    herkese herşeye uyar giderim
    alışırım yaşama, alışkanlıklara.
    çabucak uyanırım ama.
    bir sözcük alışıldık, bir name hüzünlü gelir,
    soluğum kesilir yetmez.
    kuruyan, sararan, bükülen
    bir resim olurum hemen.
    burada değilsin/seni istiyorum
    buradasın/yine seni istiyorum
    içimdesin/daha yakıcısın
    hem yoksun/hem çoksun
    arzuyla açtım kollarımı
    dolmuyor asla gelsen bile.
    sığınsam da kalabalıklara
    avutmuyor sesleri
    hırsı, rolleri başkalarının.
    dönüşünü bekliyorum.
    uzaktasın!
    yoksun!
    varsın!

    7.itirazlar

    mutluyum, ama üzgünüm
    aynı zamanda hem mutlu hem mutsuzum.
    ne yeniğim, ne yengiye çıkarım.
    ”bu aşk biter” diyorlar
    biterse aşk değil midir?
    sürerse aşk mıdır?
    gözden düşürmelere, kanıtlara kulaklarımı tıkarım.
    aşkın yürümeyen herşeyinin karşısına
    kesinlikleri çıkarırım.
    seçenek bozgunsa da mantığım başka söyler bana
    doğrunun yanlışın dışında başka bir yerdeyim
    aşktayım, aşktanım, aşktan yanayım.
    rastlantılara atarım kendimi
    rüzgarın önünde yaşarım
    inatla inatla, yönlenirim aşka
    başa çıkılmaz aşkla.
    aşktayım, aşktan yanayım.

    8.bozul(n) ma

    kusursuzluğun ortasında minicik bir bozunma.
    çürümenin izi, bir ufak nokta
    birdenbire bir hareket,
    bir sözcük, bir giysi.
    dümdüz dünyalı o!
    gündelik ve sıradan işte.
    sakın bayağı bir varlık olmasın?
    o ince, o özgün muhteşemlik nerede?
    sevilen o değil miydi?
    nasıl da ilkel çabaları,
    kapılmaları ne iğrenç günlük işlere.
    gördüğüm sadece anahtar deliğinden bir sahneymiş.
    daha istekli, daha sıcak başkalarına.
    birdenbire bir başkasıdır artık
    bir yabancı o.
    artık çiçekler değil, kurbağalar çıkar ağzından.
    büyü bozulur.
    yitirmekten de acı bu.
    saygısızca büyür, büyür horgörü.
    aşk mı bu?
    aşk bu mu?

    9.üçüncü tin:nefret

    bir kadın, bir erkek, bir de nefret
    üçüncü bir tin, iki ten arasında.

    soluk bir nesnedir artık o, sahnenin ortasında
    tapılır, övülür, buhurlanır, sövülür.
    içi doldurulmuş bir kuş gibi
    yolunur tüyleri, boşaltılır içi.
    ve vazgeçilir bir gün, karar verilir
    yas başlar, ağıtlar ağıtlar yakılır
    aşkın yüceliğinde eritilir o
    kızgın demirlerle dağlanır.
    bir keşiş, bir ermiş gibi
    ”yasımı tutacağım, kapanacağım içime”

    10.özdeşleşme

    ”ben aslında aşkı sevmiştim”
    şunu ya da bunu yitirdiğime değil
    ben aşkı yitirdiğime ağlarım.
    çılgınca sevenlerle yanyanayım
    yollardayım artık, aşk yolcusuyum
    tanırım yolcuları, tanış olurum.
    bir zincirle bağlanır gibi
    aşıklar kervanına katılırım
    ben aşkım.

    11.yorgunum

    yoruldum.
    yayı geren kol da yorulur bir gün
    örtün üstüme toprağı
    baharlar açsa duymam.
    yoruldum
    aksa da boş çağlayanlar, çeşmeler
    kırık testilerimi koydum pınar başına.
    yoruldum
    bir uzun bir kısa hecelerden
    uzun bir soluk alsam
    ölüme yetişir ucu
    aşk doğmadan yazılmış alnımıza
    nafiledir arayışım burada.
    kavuşmak isterim sonsuz aşka.
    yoruldum
    güneşin gündüz parlamasından
    ayın geceleri ışımasından
    gökyüzü olmak vardı.
    yoruldum
    yaşam aşk için ne uzun.

    12.bu böyle sürmez

    bu böyle sürmez, ama yine de sürer
    her şey biter, ama hiç bir şey bitmez
    böyledir yaşam.
    düşersin yedi kez, kalksarsın sekiz kez
    hacıyatmaz gibiyiz.
    aşkın coşkulu düşü çınlar yine ortalıkta

    sen ötekim/neredesin söyle bana?
    yokluğun/ varlığımın anlamı.
    varlığın/hiçliğimin.

    bütün aşkları istiyorum.*

    evler, yollar, ağaçlar, her şey yerli yerinde.
    üçüncü tin dolaşır aramızda.
    bir üfleyiş gibi…

    Nurdan Ünsal
    (ekim 2002-aralık 2006, kırpık şiirler)

    *küll’e aşık olanlar cüz’e itibar etmez
    cüz’e meyleden küll’ün isteyicisi değildir…Mevlana

    #100031638

    Konu: ZALİM

    grup forumunda Şebnem KISAPARMAK

    likevoyager
    Katılımcı

    Bu şiir sanadır iyi dinle…
    Dinle ki,
    Bana dair ne varsa
    Ve ne varsa yalan yanlış yaşadığımız
    Herşey ama herşey yüzleşecek bu mısralarda…

    Bugün haber aldım senden
    Defalarca çarpıp nefretin kapılarını
    Sokaklara vurdum kendimi.
    Serseri kaldırımlar ayağıma dolaştı,
    Yalanlarla soğuttum yüreğimi
    Kahrettim, kan kustum ama hep sustum

    Bilir misin kaç kereler seni düşünüp de,
    Gizli gizli ağladım,
    Sen ki celladı olmuştun hayallerimin
    Umutlarımın katili…
    Ve genç bir ömrün acımasız azraili
    Her gece çalıp rüyalarımın kapısını
    Beni dirhem dirhem öldürdün

    Dünyayı dar edecektim sana
    Önümde diz çöküp yalvaracaktın
    Bensizliğin acısı oturduğunda içine
    Yokluğum ilmek olup dolandığında boynuna
    İpini çekecektim, olmadı yapamadım.

    Bilir misin kaç kereler seni düşünüp de, sana içtim
    Şerefine değil, şerefsizliğine…
    Ben seni mi sevmiştim?
    Sabahlara kadar ağlayıp kuruttuğumda göz yaşlarımı
    Kimse sormadı halimi, kimse acımadı.
    Şarkılarla dertleştim birbaşıma…
    Unuttum deyip kutladığımda sensizliği
    Silmek için gözyaşlarımı aynaya her baktığımda
    Gözlerimde seni buldum.
    Başucuma resmini koydum,
    Nasıl da acımasızdı bakışların
    Nasıl da zalim,
    Ben seni mi sevmiştim?

    Kırık dökük bir bahar mı kalacaktı senden geriye
    Ve ihanetin hiç dinmeyen sancısı…
    Seni benden çalacaklar mıydı?
    Bir kuş gibi uçup gidecek miydin yüreğimden,
    Bir daha dönmeyecek miydin?
    Hangi kahpe kurşunla bitti bu mavi sevda?
    Ağlamak neyi değiştirir ki
    Herşey bitti artık herşey bitti
    Sen hayallerimin celladı,
    Umutlarımın katili ve zavallı bir ömrün acımasız azraili,
    Beynimdeki tek kurşunla vurdum kendimi,
    Gelip alabilirsin emanetini…

    #100021048

    likevoyager
    Katılımcı

    Telefonlarıma cevap vermeyeceksin?Cevap versen bile, öyle yorgun öyle
    isteksiz çıkacak ki sesin, bir küfür gibi?

    Sevmeyeceksin beni?Biliyorum bu şehri bana dar edeceksin?
    Çünkü anladın; sevgimden tanıdın beni.O yanık, o hasta bakışımdan?Uçuruma
    atlar gibi sevdalanışımdan?
    Sevmek deyince, hemen ardından, ölüm, dememden anladın?
    Anladın ve kardeşini bir kabustan uyandırır gibi çırılçıplak gerçeğe
    uyandırdın beni; uyandırdın ve kaçtın?
    Çünkü sen de benim gibiydin; sen de benim gibi seni sevmeyeni sevdin hep.Sana
    acı çektireni?Seni aramayanı, telefonlarına çıkmayanı, çıkınca seninle bir küfür
    gibi konuşanı sevdin?Sen de benim gibi seni incitip üzeni sevdin hep.
    Bakışından hissettim bunu, kokundan, dokunuşundan?
    Beni sevmeyecektin biliyorum ama?Ama, öyle susamıştımki kendim gibi birini
    sevmeye?Öylesine muhtaçtımki gercekten incitilmeye, gercekten acı
    çekmeye, kendim gibi birini özlemeye öylesine muhtaçtım ki, seni tanır tanımaz
    çözüldüm?
    Sana da olmuştur?Öylesine susamışsındır ki sevilmeye, kendin gibi birini
    bulunca tutamaz kendini, herşeyi, belkide söylenmiycek her şeyi o an, garip bir
    telaşla söylersin?
    Hatta söylerken anlarsın, söylememen gereken şeyleri söylediğini
    hissedersin, battığını, giderek çıkmaza girdiğini?Ama yine de engelleyemezsin
    kendini tutamazsın.
    Aleyhinde olabilecek herşeyi söylersin?Üstelik bunu anladıkca daha da
    batırmak istersin kendini?Biraz daha zor duruma düşürmek?
    Daha da kaybetmek, daha da dibe batmak istersin?Sanki bile isteye kendi
    mutlulugunu kendi elinle bozmak istersin?Kendinden gizli bir öç alır gibi.
    Sanki hiç mutlu olmak istemiyormuş gibi?Sanki hiç sevilmek istemiyormuş
    gibi?
    Bir tür gurur muydu bu?
    Birgün nasılsa ve hiç olmadık bir anda alınıp kopartılmadan, kendi
    ellerimizle onu yok etmek, bizim gibilerin mutluluğuna tahammül edemeyen bu
    hayatta, bu hayatın zorba kurallarına bir tür başkaldırmak mıydı?
    Bir şizofren çocuk tanımıştım bir gün.Tam karşımda
    oturuyordu.gencecik, yakışıklı bir çocuktu.Şizofren olduğunu
    biliyordu.Biliyordu iyileşemiyeceğini?İki de bir, önce kolunu uzatıp, sonra
    avucunu açıyor; Mutluluk avuçlarımdaydı, yakalamıştım ama kaçtı
    diyor, kaçtı, derken avuçlarını boşluğa kapatıyordu?
    Hiç unutmuyorum, bu hareketi defalarca yapmıştı?
    Yine hiç unutmuyorum; burjuvalara özenen bir ailede büyüdüm ben.Görgü kitabı
    masanın üstünde dururdu hep.
    Annem o kitabı defalarca ezberletirdi bize.Yemeğe nasıl oturulacak..çorba
    nasıl içilir? Kaşık nerede, çatal nerede durmalı?Balık nasıl yenir? Peçete nasıl
    katlanır?Sinemada nasıl oturulur?
    Ben de eskiden senin gibi saftım.İnanırdım bu dünyada bile şölenler
    olacağına?Bu dünyada anne, baba, kardeşler, bir sofrada lekesiz bir mutluluk
    yaşayabilirler diye inanırdım?O kasvetli görgü kuralları kitabına rağmen
    inanırdım?
    Önce dilediğim gibi başlardı herşey.Herkes bir arada, sonsuz mutlu gibi?Sonra
    birden hiç beklenmedik bişey olur, biri ağlayarak odaya kaçardı?İçerden, arka
    odadan, ağlamaklı, sonsuz küskün sesler gelirdi; bıktım artık, bıktım, usandım
    hepinizden, gideceğim buralardan, yetti artık! ?
    Ben de senin gibi saftım o zamanlar?Gidilecek neresi var dı ki derdim?İşte
    hep birlikteyiz?Alemi var mı bu mutluluğu bozmanın? ?
    Sonraları çok sonraları anladım.Meğer biz, bizim aile, herkes, tesadüfen bir
    araya gelmişiz tesadüften de öte?Biz?bizim aile, herkes, aslında hiç
    istemeden, nedeni bilinmeyen bir zorunluluk sonucu bir araya gelmişiz?
    Aslında biz bir araya gelmemek için yaratılmışız.
    Hayatın en büyük yanlışıymış bizim bir arada olmamız! ?
    Evet cok geç anladım?
    Bıraktım lekesiz mutlulukları; ben kavgasız, üzüntüsüz bir pazar sofrası
    özlerken, aslında herkes?annem, babam, kardeşim o evden uzaklara, hiç dönmemek
    üzere çok uzaklara gitmek istiyormuş?
    Dünyanın en mutsuz otogarı?Dünyanın en imkansız istasyonuydu bizim
    evimiz?Yıllarca uzaklara, cok uzaklara gitmek isteyip, bir türlü gidemeyenlerin
    sonsuz bekleme durağıydı bizim evimiz?
    İşte bu yüzden sevmek benim için bir tutsaklıktı, tuzaktı böylesi sevip
    bağlanmak.Uzaklara cok uzaklara gitmek isteyenleri engellemekti.
    Sevgi yüzünden bizim ailedeki hiç kimse istediği yere
    gidemiyordu?Birbirimize duyduğumuz sevgi, aynı zamanda bizi birbirimize düşman
    ediyordu?
    Hem biz, bizim aile?Güneşli bir günde ansızın başlayan sağanak yağmurlar
    gibiydik?
    Bu yüzden hep hırçın, hüzünlü, kırgındık?
    Bu yüzdendi, her şeyi, çok iyi gidiyor sanırken, içimizde yükselmesine bir türlü
    engel olamadığımız o felaket duygusu?
    Anlamıştım senin ailen de böyleydi?
    Üstelik öyle severlerdi ki sizi, birgün hiç olmadık bir anda, aslında
    istenmeyen çocuklar olduğunuzu söylerlerdi size! ?
    Sana ya da kardeşine?Tesadüfen dünyaya geldiğinizi?Beklenmedik bir misafir
    olduğunuzu! ?Aksi gibi, istikbaliniz için hiçbir şeyi esirgemediklerini
    söyledikten sonra söylerlerdi böyle sıradan şeyleri! ?
    Sizin için?Senin için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadıklarını söyledikten
    sonra?
    Senin de ailen benimki gibiydi?Güneşli bir günde ansızın başlayan sağanak
    yağmurlar gibiydi?Bu yüzden sen de benim gibi böyle hırçın, hüzünlü, kırgınsın
    her şeye?
    Yıllar önce tanıdığım o şizofren çocuk gibi; tam mutluluğu yakalamışken
    kaybetmiş gibisin hep?
    Ben beni istediğim gibi sevmemiş olan annemin hayaletini arıyorum imkansız
    kadınlarda?
    Sen, seni istediğin gibi sevmemiş olan babanın hayaletini arıyorsun imkansız
    erkeklerde?
    Biliyorum ne ben o kadını bulacağım ne de sen o erkeği bulacaksın?
    Ve ne acı ki, hep bizi sevmemiş olanları seveceğiz ikimizde?Ne acıki, hep bizi
    incitip üzenlere bağlanacağız?Telefonlarımıza çıkmayanlara? Çıksa bile küfür
    gibi konuşanlara sevdalanacağız?
    Bizden bir çift güzel laf esirgeyenleri özleyecegiz?
    Ölesiye, amansız seveceğiz onları?
    Biliyorum, bu yüzden odan böyle?Güncelerin ortalık yerde?Kitapların
    orada, burada?Anıların saçılmış ortalık yere?Her şeyin darmadağın?
    Biliyorum bu yüzden düzenden, adı düzen olan her şeyden nefret ediyorsun?Sen
    de benim gibi; toparlayıp da ne yapacağım, düzenli olunca ne olacak; sonunda bir
    gün biri gelip her şeyi, biriktirdiğim, düzenlediğim, üzerine özenle titrediğim
    her şeyi daha önce hep olduğu gibi hiç beklemediğim bir anda savurup, bozup
    gitmeyecek mi, diye düşünüyorsun?
    Biliyorum, sen benim için hiç bir zaman ulaşamayacağım annemin
    hayaletisin?Ailemdeki insanlar gibisin çok duygusal çok güçlü, çok yaralı?
    Onlar da senin gibi seninkiler gibiydi?Aklı başında, mazbut insan rolünü
    oynamaktan ve ertelenmiş düşleri yüzünden yorgun düşmüş, yarı çılgınlardı?Hepsi
    yanlış evde ve yanlış bir yerde yaşadıklarını söylerlerdi?Düşleri çok
    garipti?En kısa yolculuk bile onları yorduğu halde; okyanusları aşmayı ve başka
    kıtalara gitmeyi düşlerlerdi?
    Yine aradım seni, yoksun?bulsam, benimle küfür gibi konuşacaksın?
    Bir kere çözüldüm sana?Bir kere sana senin gibi olduğumu hissettirdim?
    Oysa baştan beri biliyordum; sen.seni sevmeyenleri seversin.Tıpkı benim
    gibi?
    Ama öyle özledim ki benim gibi birini sevmeyi?Öyle özledimki kendim gibi
    biri tarafından incitilmeyi, üzülmeyi?
    Yine aradım seni yoksun?Beni de birileri arıyor?Beni de kendi gibi birini
    sevmeyi özleyenler arıyor?Kendi gibi biri tarafından incitilmeyi, üzülmeyi
    özleyen birileri arıyor.
    Hiç cevap vermiyorum?BEN SENİ İSTİYORUM, SENİ ARIYORUM?
    Kayıtsızlığınla beni yok ediyorsun, geride sen kalıyorsun.Ama seni de biri
    yok ediyor?
    Aslında bu oyunda herkes birbirini yok ediyor?
    Ben birilerini, o birileri başkalarını.Sen beni?Seni bir başkası?
    Hem çok iyi biliyorum; beni sevsen bile hiç kapanmayacak bu yaram?Seni biri
    sevse de hiç kapanmayacak bu yaran?
    Hiç kapanmayacak! ?Avuçların hep boşluğa kapanacak.Tıpkı o şizofren genç
    gibi?

    #100020312

    Konu: TIPKI BEN GİBİ

    grup forumunda Cezmi ERSÖZ

    likevoyager
    Katılımcı

    Biliyorum, sevmeyeceksin beni. Telefonlarıma cevap vermeyeceksin.
    Cevap versen bile öyle yorgun, öyle isteksiz çıkacak ki sesin, bir küfür gibi.
    Sevmeyeceksin beni biliyorum, sevgimden tanıdın beni. O yanık, o hasta bakışımdan, uçuruma atlar gibi sevdalanışımdan.
    Sevmek deyince hemen ardından ölüm dememden.
    Anladın ve kardeşini bir kabustan uyandırır gibi çırılçıplak gerçeğe uyandırdın beni.
    Uyandırdın ve kaçtın. Çünkü sen de benim gibiydin.
    Sen de benim gibi, seni sevmeyeni severdin hep.
    Sana acı vereni, seni aramayanı, telefonlarına çıkmayanı.
    Çıkınca, bir küfür gibi konuşanı severdin.
    Sen de benim gibi, seni incitip, üzeni severdin.
    Bakışından hissettim bunu, kokundan, dokunuşundan.
    Beni sevmeyecektin biliyorum ama öyle susamıştım ki kendim gibi birini sevmeye, öyle muhtaçtım ki kendim gibi birini özlemeye, öyle muhtaçtım ki?
    Seni tanır tanımaz çözüldüm.
    Sana da olmuştur: Öylesine susamışsındır ki sevilmeye, kendin gibi birini bulunca,
    kendini tutamaz, her şeyi, belki de söylenmeyecek her şeyi o an garip bir telaşla o an söylersin.
    Hatta söylerken anlarsın battığını, giderek çıkmaza girdiğini ama yine de engeleyemezsin kendini.
    Sanki bilerek kendi mutluluğunu kendi ellerinle bozmak istersin, kendinden gizli bir öç alır gibi, sanki hiç mutlu olmak istemiyormuş gibi, sanki sevilmek istemiyormuş gibi..
    Bir tür gurur muydu bu?
    Bir gün nasıl olsa ve hiç olmadık bir anda alınıp koparılmadan,
    kendi ellerimizle onu yok etmek, bizim gibilerin mutluluğuna tahammül edemeyen bu hayata, bu hayatın zorba, burjuva kurallarına bir tür başkaldırış mıydı yoksa?

    Bir şizofren çocuk tanımıştım. Tam karşımda duruyordu.
    Gencecik yakışıklı bir çocuktu. Şizofren olduğunu biliyordu, biliyordu iyileşemeyeceğini.
    İkide bir, önce kollarını uzatıp,sonra avuçlarını açıyor
    ?Mutluluk avuçlarımdaydı, yakalamıştım ama kaçtı?? diyordu.
    Derken, avuçlarını boşluğa kapatıyordu. Hiç unutmuyorum, bu hareketi defalarca yapmıştı.
    Tekrar, tekrar, tekrar?Yıllar önce tanıdığım o şizofren çocuk gibi, tam mutluluğu yakalaşmışken kaybetmiş gibisin.

    Ve ne acı ki, hep bizi sevmeyecek olanları seveceğiz ikimiz de.
    Ne acı ki, hep bizi üzüp, incitenlere bağlanacağız.
    Bizden bir çift güzel söz esirgeyenleri özleyeceğiz.
    Öylesine amansız seveceğiz onları.
    Biliyorum, bu yüzden böylesin.
    Anıların hatıraların dağılmış her yere, sen ayrı yerlere savrulmuşsun.
    Bu yüzden düzenden, adı düzen olan her şeyden nefret ediyorsun.
    Sen de benim gibi, ? Toparlayıp da ne yapacağım, sonunda birileri gelip,
    herşeyi, biriktirdiğim, düzenlediğim, üzerine titrediğim her şeyi daha önce de olduğu gibi, hiç beklemediğim bir anda savurup, bozup gitmeyecek mi?? diye düşünüyorsun.
    Biliyorum, sen, benim için, hiçbir zaman ulaşamayacağım o insanın hayalisin.
    Ailemdeki insanlar gibisin, çok romantik, çok duygusal , çok yaralı?.

    Yine aradım seni, yoksun.
    Bulsam bile, küfür eder gibi konuşacaksın biliyorum.
    Sıkılacaksın benden, kapatmak, konuşmamak için bahaneler uyduracaksın beni dinlerken ve ben yine anlatmamam gereken şeylerden bahsedeceğim sana .
    Sen ise, benden sıkılacaksın.
    Oysa, bir kere çözüldüm sana, bir kere senin gibi olduğumu hissettirdim.
    Oysa baştan beri biliyordum, sen, seni sevmeyenleri seversin, tıpkı benim gibi.
    Ama öyle özledim ki kendim gibi birini sevmeyi?

    Yine aradım seni yoksun?
    Beni de birileri arıyor.
    Ben de senin gibi hiç cevap vermiyorum.
    Kayıtsızlığınla beni yok ediyorsun, geriye sen kalıyorsun.
    Oysa, o sıralarda, birileri de seni yok ediyor.
    Aslında, bu oyunda, herkes birbirini yok ediyor.
    Ben, birilerini ,o birileri, başkalarını, sen beni, seni bir başkası?
    Hem çok iyi biliyorum. Beni sevsen de hiç kapanmayacak yaram, hiç kapanmayacak ?
    Avuçların hep boşluğa kapanacak. Tıpkı o şizofren çocuk gibi..

1 ile 7 arası 7 sonuç (toplam 7) görüntüleniyor