1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 3,230) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100036011

    Konu: AKLIMA DÜŞTÜN YİNE

    grup forumunda Hatice KATRAN

    neslihan
    Katılımcı

    Çok uzaklarda biri vardı
    Hatırlarmısın
    Kimi mi?
    Canım bitânem benim……..

    Belki gülüp geçeceksin
    Gül! Birtânem gül
    Ben senin gülüşünü sevdim…
    Belkide kim bilir?
    Aklına bile gelmem…
    Düşündükçe seni, sensiz gecelerde
    Yıldız olur, çakılırım karanlığa
    En ufak, olur olmaz her şeyde
    Un ufak olur kalırım
    Aklıma geldikçe gözbebeklerin..

    Ağlar, ağlarım
    Ben senin yağmur gibi tenime
    Dökülüşünü sevdim
    Ahhh, bu nasıl kader? !
    Bu, nasıl yaşamakk ki?
    Canımdan, yâni senden ayrı…
    Ben senin!
    Hasret kervanı gibi,
    Yollarda bükülüşünü sevdim

    Belki çok yakın!
    Yakınımdasın, can evimdesin
    Elini uzatsan, tutacağım elini

    Büyük aşkımızı düşünüpde
    Acaba, söyle bir içini çekipde
    Bir tânemmm!
    Diyip hatırlıyormusun arada bir?
    Yoksa!
    Evet yoksa unuttunmu? Canımmm!
    Boşver mi diyorsun? !
    Ben! Senin
    Kadere meydan okuyup,
    Dikilişini sevdim…

    Biliyorum!
    Hemde çok iyi biliyorum ki,
    Benim bir tânem unutmaz,unutmayacak…
    Bekleyeceğim
    Aylar, yıllarda geçse
    Dönecek bana! Dönecek…
    Ben! Senin
    Bana dönüşünü sevdim…

    Söz Yazarı:
    Hatice KATRAN

    #100036003

    Konu: CANIŞIĞIM

    grup forumunda Oğuzkan BÖLÜKBAŞI

    Şule
    Katılımcı

    canışığım
    ben sana aşığım
    bir hançer gibi saplısın yüreğimde
    çıkarmak istemediğim
    seni ıssız bir gecede
    sokak lambalarının altına
    terketmeye çalışıyorum
    kıyamıyorum
    sensiz de olsa
    seni yaşamaya doyamıyorum

    sabah bir renkken gözlerin
    akşam başka renklere dönüyor
    sen açtın mı gözlerini canışığım
    şehrin ışıkları sönüyor

    saçlarını tarıyorum usuldan
    gözlerinde baharlar açıyor
    güvercinler su içerken ellerimden
    haberler bekliyorum
    yagmur kokulu seher yellerinden
    gelmiyor
    hüznümü gülüşlerimde gizliyorum

    kaç bahar kaldı ömrümüzde
    kaç gece düş görebileceğimiz
    hasrete katmışız günlerimizi
    gün diyebileceğimiz

    canışığım
    bu akdeniz ikliminde
    rüzgara verdim ömrümün yelkenini
    o yüzden dalgalı
    o yüzden karışığım
    her yönden geliyor kokun, sesin, nefesin
    ne tarafa gideceğim
    karar veremiyorum
    gökkuşağının arkasındasın
    ufuk çizgisindesin
    gemiler yaklaştıkça uzaklaşan limanlardasın

    biliyor musun
    aslında yalnızca benim söylediğim şarkılardasın
    bir anlasam
    kaç ışık yılı uzaktasın
    bu yollar hiç bitmiyor
    ben sana hiç ulaşamıyorum
    ben hep başındayım yolların
    hep sarılmaya açık kollarım

    sabah bir renkken gözlerin
    akşam başka renklere dönüyor
    sen açtınmı gözlerini canışığım
    gökte yıldızlar sönüyor

    canışığım
    bu yaşadığım
    bitmesidir kocaman bir kalabalık yalnızlığın
    çiçeklerin açması
    yağmurların yağmasıdır
    ve yansıyan sulardan, pırıl pırıl
    senin aydınlığın
    ellerini uzat al beni, götür
    nereye diye sormayacağım
    sen durmadan
    ben durmayacağım

    sabah bir renkken gözlerin
    akşam başka renge çalıyor
    hüzün varsa gözlerinde canışığım
    aklım sende kalıyor

    sesini duymaya koşuyorum
    şarkılar çalıyor sanki
    sanki düğün var, coşuyorum
    geceyi içmiş bir sarhoşun yorgunluğunda
    son sigaramı yakıyorum gün doğarken
    karşımda kızıl bir tanyeri
    yakamozlar çekilmiş sulardan
    düşüyor toprağa yavaşça
    güneşin renkleri

    canışığım
    sen uykudasındır şimdi
    öperek çıktığımı hissettin mi odadan
    bin yıllık geleneği hiç bozmadan
    bu masalı kim taşıyacak yarına
    bu güzelliği kim anlatacak çocuklarına
    bu şiirlerde kim anacak beni

    sabah bir renkte açarken gözlerini
    akşam bir başka renkte görüyorum
    sen güldün mü gözlerini canışığım
    bir derviş gibi etrafında dönüyorum

    kolay mı sanıyorsun
    gecede yıldız, yürekte ateş olmak
    kolay mı sanıyorsun
    çiçeği soldurmadan,
    ateşi söndürmeden yaşamak
    kolay mı karanlıkta yol bulmak
    canışığında saklanmak
    gözyaşı dökmeden ağlamak
    hayatın manasını bir su damlasında bulmak
    bir su damlasında
    ruhunu yıkamak
    tertemiz kalmak

    inanki meleğim
    sakındığım, esirgediğim
    sevdiğim, gözbebeğim
    en güzel baharlarda hep seninleyim

    sabah renklerini ışıtırken gözlerin
    akşam yıldızları yansıtıyor
    sen yumdun mu gözlerini canışığım
    karanlık beni korkutuyor

    içimden hazanları silip de atıyorum
    hayatın akışına kendimi bırakıyorum
    bir mahcup duyguydun bende
    bir dışa çıkmaz sevgi
    patlamaz volkan gibi gizli gizli yanarak
    yağmayan yağmur gibi bulutlarda kıvranarak
    geçen zamana ah edip de dağılarak
    yaşamak pek anlamsız
    yaşamayı yok edip
    elimde kalan ömrüm nerde bitecek bilmem
    mutluluk varsa eğer
    bil ki artık kaçırmam
    alev alev yanacak içimde canışığım
    hayat ne kadar güzel
    ben hayata aşığım

    sabah tenime değince gözlerin
    akşam ruhumu coşturuyor
    sen baktın mı gözlerinle canışığım
    içimi sevdan dolduruyor


    Şule
    Katılımcı

    Adına dilimin dönmediği bir kokuyu bırakıp gittin
    Yüreğimin duvarlarına
    Astığım görünmez bir resimdin oysa
    Ancak bir efkar masasında gösterdiğim
    Gel diyeceğim
    Cesaretim yok yeniden seni yaşamaya
    Hasretin yaşamak gibi canlı
    Ve heyecanlı maceraların ümidiyle
    Gözlerin gibi değişiyor düşüncelerim

    Karşılığı az olan bir sevmeydi benimki
    Yalnızca varlığının verdiği bir aydınlık duyguydu
    Yağmur yağdığında kirpiklerinin ıslanması
    Güneşte gözlerinin kısılmasıydı
    Veya yanağına kondurabildiğim küçük bir öpücük
    Bir ömürlük anıların başlamasıydı
    Nereye baksam senden kalan bir şeyler var
    Öylesine candan sarılmadan ayrılsan da
    Verdiğin sözlerin hepsini tutmadığını biliyordum
    Yetiyor mu bana kalanlar

    Yaşamın her haline güzel bir şeyler eklemek gerek
    Ayrılıklarda anıların
    Vuslatlarda an neyse onun tadını çıkarmak
    Gözleri
    Dudakları
    Saçları
    Resmetmek
    Bestelemek
    Şarkılar söylemek

    Kim aklımda en uzun kaldıysa
    Odur sevdaya en yakın dönemeç
    Hızımı kesen
    Sen
    Adına dilimin dönmediği bir kokuyu bırakıp gittin

    #100035999

    Şule
    Katılımcı

    Kelimeler eskiyor neyi nezaman söylesem,
    hepsi sensin
    aklıma senden başka birşey gelmiyor,
    desem ki gurbetteyim
    türküler uzun, gurbet sensin türküler sen,
    desem ki yalnızım dağlarda
    günler bitmiyor, yalnızlık sen,
    dağlar sen, günler sensiz. Aklıma senden başka birşey gelmiyor. Aklımsende, sen yüreğimde,
    yüreğim temaşada gözlerini,
    gözlerin üzüm bağlarında temmuz ayında
    bağbozumuna zaman var.

    Gözyaşlarımı topluyorum şimdi, üzümler toplanırken şaraba katacağım, en tatlı şaraba senin adını koyacağım ve sarhoş olacağım daha içmeden bir yudum.

    Ben böyle bir sevdayı binlerce yıl önce bir kitapta okumuştum, lakin unutmuştum, yaşarken aklıma geldi, oysa yaşanılması mümkünsüz bir masal demiştim okurken o destanı,
    yaşamayan bilemez bu yaşananı, aklıma senden başka bir şey gelmiyor.

    Güzellik için sözler arıyorum, aklıma senden başka birşey gelmiyor, konuşacak konular şuradan buradan geçmiş ve gelecekten, aklıma senden başka birşey gelmiyor.Şiir yazmak için oturuyorum,
    içimde coşkular taşıyor,
    kağıtlara dökeceğim duygularımı kalemim hazır yazacağım ne yazacağım,
    aklıma senden başka birşey gelmiyor.

    Bayram yaklaşıyor şehir cıvıl cıvıl,
    kalabalıklar sevinçli, hediyeler alacağım bu bayram sevdalarımı giydireceğim,
    aklımda kalanlara kartlar göndereceğim
    aklıma senden başka kimse gelmiyor.

    Bir şarkı dinlerken hayal kuruyorum, sigaramı çekiyorum derinden, gözlerim dalıyor, ufukta gün batıyor, biriyle gidip konuşsam diyorum
    aklıma senden başka kimse gelmiyor.

    Canım sıkıldığında, efkar bastığında beni, yapayalnız yürümek istemiyorum, birini arıyorum yanımda,
    aklıma senden başka kimse gelmiyor.
    Ve yüreğinde papatyalar açan kız yaşamamın sebebini arıyorum
    aklıma senden başka birşey gelmiyor.

    #100035100

    admin
    Yönetici

    ne tepeler tırmandık, ne tepeler seninle
    gecelere ıslıklarımızla meydan okuyarak…
    kırağılar buza dönüşmeye başladığında
    şafaklara yuva kurduk eteklerinle

    ne yokuşlar indik, ne yokuşlar seninle
    kaygan çamurlarda ayak sürüyerek
    başardık uçurumlara düşmemeyi
    yıldızlara tutunduk gözlerinle

    ne gazeller söyledik, ne gazeller seninle
    yüzümüze vurduğunda ormanların gazeli
    yaylalardan göç başladı katar katar ovaya
    ve gün geldi usandık yeşil çimen ovalardan
    kanat yaptık kollarımıza teleklerinle

    kanatlarınla uçmam,kanatlarımla uçman yahut
    yürümem ayaklarınla, ayaklarımla yürümen…
    meltemler estirmem nefesinle, nefesimle
    fırtınalar koparman, denizleri tehdit edercesine…
    ne kadar sürdü, vallahi farkında değilim…
    sonra, sakin bir liman bulamadan,
    bir virane kulubede soyunduk ikimiz de…
    teleklerinle kanat yaptığımız kollarımızdan

    ne yokuşlar indik, ne yokuşlar seninle
    kaygan çamurlarda ayak sürüyerek
    başardık uçurumlara düşmemeyi
    yıldızlara tutunduk gözlerinle…

    #100032000

    admin
    Yönetici

    Gözlerin doğuyor zifiri gecelerime,
    Nasıl da ışıldıyorum bir görsen,
    Bütün yıldızlar avuçlarımın içinde,
    Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    Dudaklarımda sevdalılara ait
    Eski bir mehtap şarkısı..

    Ben seni unutmak için sevmedim
    İşte doğduğun o virane evdesin,
    Nasıl bakarsa su toprağa
    Öylece bakmaktayım sana,
    Yolunu gözlemekteyim senin, beklemekteyim?
    Gözlerin dalgalanmakta olan bir mavi deniz
    Ben dalgalı denizin kucağına aldığı
    Sabah Yıldızı,
    Denizin mehtap şarkısı güzel
    Gece yıldızları kıskanmakta bu Sabah Yıldızı?nı,
    Bütün balıklar mutludur denizlerde
    Bir deniz girdabı çeker beni içine,
    Çaresiz bir kuştur çırpınan ellerim
    Mavi denizinde gözlerinin,
    Bu tekne ben miyim mavi denizinde yüzen?
    Bu rüzgar ben miyim, sarı gök yüzünü dalgalandıran?

    Gözlerin doğuyor zifiri gecelerime,
    Nasıl da ışıldıyorum bir görsen,
    Bütün yıldızlar avuçlarımın içinde,
    Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    Dudaklarımda sevdalılara ait
    Eski bir mehtap şarkısı,
    Ben Sabah Yıldızı.

    #100019606

    Konu: Böyle Bir Sevmek

    grup forumunda Atilla İLHAN

    Aydın Yaman
    Katılımcı

    ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
    azıcık okşasam sanki çocuktular
    bıraksam korkudan gözleri sislenir
    ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    böyle bir sevmek görülmemiştir

    hayır sanmayın ki beni unuttular
    hala arasıra mektupları gelir
    gerçek değildiler birer umuttular
    eski bir şarkğ belki bir şiir
    ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    böyle bir sevmek görülmemiştir

    yalnızlıklarımda elimden tuttular
    uzak fısıltıları içimi ürpertir
    sanki gökyüzünde bir buluttular
    nereye kayboldular şimdi kimbilir
    ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    böyle bir sevmek görülmemiştir.

    #100034991

    SerdarYildirim
    Katılımcı

    135 Yaşında bir güçlü, dev Türk.
    O’nun adı Mustafa Kemal Atatürk.

    1881 yılında doğdu.
    Tam 24 yaşında yüzbaşı oldu.

    31 Mart Ayaklanması’nda vardı.
    Hareket Ordusu Kurmay Başkanı oldu.

    Osmanlı İmparatorluğu çökmüştü.
    Fethedilen ülkeler elden gitmişti.

    Sonunda Anadolu’ya düşman dolmuştu.
    İnsanlar çaresiz, ümit yok olmuştu.

    Karanlıkta ışık belirdi, uzakta.
    Vapurla geldi, ayak bastı Samsun’da.

    Cumhuriyetin sınırlarını çizdi.
    Düşmanları şöyle bir hizaya dizdi.

    Savaş, dedi, düşmanlar, savaş isteriz.
    Dedi Mustafa Kemal , savaştan kaçmam.

    Ordu yoktu, ordu kurdu, silah buldu.
    Cephede ön safta kendine yer buldu.

    Kana kan, dişe diş düşmanla savaştı.
    Aman vermedi düşmana onu yendi.

    Düşman üzgündü, Kemal geçilmez, dedi.
    Umutsuz postu Çanakkale’ye serdi.

    Sonra Yunan İzmir’e çıkartma yaptı.
    İlerledi, ortalığı yakıp yıktı.

    Mustafa Kemal orduyu geri çekti.
    Sakarya Irmağı bağlantıyı kesti.

    Bir buçuk yıl askere savaş öğretti.
    Her asker bir Mustafa Kemal olmuştu.

    Mustafa Kemallerle dolu bir ordu.
    Düşmana kaç paralıksın diye sordu.

    Tuttu, aldı, vurdu, yerden yere vurdu.
    Zaman saatini Cumhuriyet kurdu.

    Ey güzel Cumhuriyet, sen ne güzelsin.
    Özgürlük denizinde mutlu yüzersin.

    Serdar Yıldırım


    dilek
    Katılımcı

    GİRİŞ:

    Öğretmen öğrencilerine selam verdikten sonra günlerinin nasıl geçtiğini sorar.Onların bilgilerini yoklamak için bir takım soru sormaya yönelmektedir.

    -Doğup büyüdüğümüz bu dünyada her günümüz birbirini kovalarken biz her güne yeniden merhaba deriz ancak en çok yanımızda uyandığımızda kimleri görmek isteriz?

    -Birilerini severiz ama hayat şartları bizleri onlardan ayırmak zorunda bırakabilir mi?

    -Sevdiğine şiirler yazan hangi şairlerimizin hangi şiirlerini biliyorsunuz?

    -Ömrümüzde kimleri unutmak durumunda kalırız?

    -Mutlak unutmak var mıdır?

    -Unutmak kavramı sizler için neyi ifade eder?

    KEŞFETME: UNUTURSUN (MİHRİBAN)

    Unutmak kolay mı? deme

    Unutursun Mihriban’ım.

    Oğlun, kızın olsun hele

    Unutursun Mihriban’ım.

    Zaman erir kelep kelep

    Meyve dalında kalmaz hep

    Unutturur bir çok sebep

    Unutursun Mihriban’ım.

    Yıllar sinene yaslanır

    Hâtıraların paslanır.

    Bu deli gönlün uslanır…

    Unutursun Mihriban’ım.

    Süt emerdin gündüz-gece

    Unuttun ya, büyüyünce…

    Ha işte tıpkı öylece

    Unutursun Mihriban’ım.

    Gün geçer,azalır sevgi

    Değişir her şeyin rengi.

    Bugün değil, yarın belki

    Unutursun Mihriban’ım.

    Düzen böyle bu gemide

    Eskiler yiter yenide.

    Beni değil, sen senide

    Unutursun Mihriban’ım.

    AÇIKLAMA:

    Şair bu şiirinde unutmadığı ve hiçbir zaman unutamadığı kişiyi hatırlamaktadır. Bu unutmanında birgün değil belki yarın olacağını söylemektedir.Şair şiirini Mihriban adlı bir kıza yazdığını bu kızın gerçek hayatta var olup olmadığını da kimsenin bilmediğini,şairin de buna hiçbir zaman bir açıklık getirmediğini bilmekteyiz.Bazı kişilerde bu şiiri kızına yazdığını söylemektedir.

    DERİNLEŞTİRME:

    1.DÖRTLÜK:Şiirin ilk dörtlüğünde şair sevgilisine öyle büyük konuşma unutursun beni diyor.Hele hele de bir evlen başkasının sevdiği ol ondan çocukların olsun bakalım.Ben o zaman aklına bile gelmem diyor.Şair sevgilisine sitem ediyor.Ben seni bu kadar çok severken sen beni nasıl unutursun beni nasıl yüreğinden söküp atarsın diye sitem etmektedir.

    2.DÖRTLÜK:Şair şiirinin bu bölümünde de zamandan dem vuruyor zamanın hızlıca akıp gitmesinden sevgilinin şairi bu zaman diliminde unutmasından şikayet ediyor. Zamanla birlikte değişen hayatlardan,hatta doğanın dengesinden bile bahsediyor.Meyvanın bile dalında durmadığından herşeyin aslında zamanla elimizden kayıp gitmesinden duyduğu öfkesini,sitemini bu sözcüklerle hayat buldurmaktadır.

    3.DÖRTLÜK:Şair sevgilisine sesleniyor zaman akıp giderken yıllar sinene bir ok gibi yaslanır,seninle yaşadığımız o güzel günler birgün aklına gelir ve beni hatırlarsın belki o zaman yanında ben olamam Mihriban’ım ama sen hep benim gönlümde yer edersin.Ben seni hiçbir zaman unutmam.

    4.DÖRTLÜK:Sevdiğim kadın sen de zamanında çocuktun annenden süt emerdin gündüz gece,zaman akıp gitti,biz büyüdük ve yollarımız ayrıldı seninle nasıl ki o küçüklük günlerini ilk günkü gibi hatırlayamıyorsan gün gelecek beni de tıpkı öyle unutacaksın benim güzel sarı saçlı Mihriban’ım.

    5.DÖRTLÜK:Hiçbir şey bıraktığımız gibi durmaz ne sevgimiz ne de özlemimiz zamanla unuturuz,köreliriz,hatırlamak istemeyiz aklımıza geldiğinde tebessümle yad ederiz.Günler birbirini kovalayacak,değişecek bu dünya da herşeyin rengi,tadı,tuzu bugün olmasa da Mihriban’ım birgün gelecek beni unutacaksın.Çünkü bu hayat dediğimiz yaşam bizi öyle bir koşuşturmacanın içine atıyorki zaman geliyor ne yaşadığımızı bile hatırlamıyoruz.

    6.DÖRTLÜK:Artık şair şiirinin son dörtlüğünde sevdiği kadın olan Mihriban’ına nasihatta bulunmaktadır.Bu fani olan dünya da bir düzen vardır.Bu düzene hepimizde uyarız.Yeni bir yere alıştığımızda eski yeri hatırlamayız,yeni birini sevdiğimizde eskiyi hatırlamayız.Sen gidince Mihriban’ım elbette yenisi gelecektir yanıma çünkü bu düzen böyle devam etmektedir.Bu düzen de sen beni değil gün gelir kendini bile unutursun Mihriban’ım demektedir.

    DEĞERLENDİRME:

    Öğrenciler bu şiirin sonunda şairin sevgilisini zamanla unutacağını bunun belli aşamalardan geçerek olacağını öğrenmektedir.Unutmanın şairde bıraktığı derin izlerini görmektedirler.Şairin şiirinde kullandığı edebi dili çözmeyi öğrenirler,şairin nasıl şiirler yazdığını öğrenirler.Edebiyatımızda Mihriban şairi olarak bilinen ve Mihriban’ı öksüz bırakan şair Abdurrahim Karakoç gibi Anadolunun telli coğrafyasını şiirlerine yansıtan bu güzel insanı tanımış olurlar.

    PINAR ŞİMŞEK

    #100034987

    dilek
    Katılımcı

    hep uzakta sanırdım ölümü
    bizden çok uzakta…

    komşunun eşiğinde
    bir ülkenin beşiğinde
    bazen bir adımla sıyırdığım
    bomba gürültüsünde…

    elinde orağını görmesem de
    soluğunu hissettim kaç kere

    hani babama refakatte
    hemen her gece
    koridorda çınlayan ağıt sesinde…

    sonra süreyyapaşa’da
    karşı yatağımda
    astım krizinde çırpınan
    bir çift kadın gözünde…

    defalarca ürperdiysem de
    hep uzak bildim işte

    öyle de kalacaktı

    sen gitmedikçe

    emindim anne
    henüz küçücük ellerimi açmışken
    öyle anlaşmıştık yukardakiyle
    sen
    terk edemeyecektin bir daha
    bendeydi sıra…

    gittin ya
    hemen o gün kopardım
    aramızdaki pamuk ipliğini / onunla

    (şimdi o mermer buzulda
    “latife” yazıyor ya
    hani yirmi dört mart’ın altında
    ağız dolusu sövesim geliyor
    kelimelerin benle ettiği oyuna…)

    kızıyorum bazen sana
    sıcaklığına…
    gittin gideli
    sığamıyorum hiçbir kucağa
    laf aramızda
    acı bir tebessümle bakıyorum
    anne eli sıcakken
    dokunabilmek tercihken
    yalnızlıktan dem vuranlara…

    ben sen gibi değilim torununa
    kimse koşulsuz sevmiyormuş zira
    kim bilir belki haksızlık
    ona
    bana
    ama ne bileyim
    ben gibi canı yanmasın diyorum
    geldiğimde yanına…

    hani/ iğnesi kendine dönük
    akrep gibisin derdin bana
    üzerime titrerdin korkuyla…
    gidişinle tutuşturduğun
    bu hayat çemberinin ortasında
    dört dönüyorum umutsuzca
    iğnem yürek hizamda

    dokunacağım

    vazgeçtiğim anda

    #100034977

    kurtpinar
    Katılımcı

    Dolaşır dururmuş hep daha bağı bahçeyi Küçükmustafa’da
    dilinde dilâver dülgerlerin taşlara yonttuğu aşk türküleri
    ve o yaşlı muhacirin sancılı söylencelerinde
    uzaktan yakından bir göç anısı
    anlatıp durur Silistre’yi…

    Yelkenler iner
    demir atarmış Kalealtı’na Osmanlı İnce Donanması
    İslâm’ın koruycu duvarıymış bu liman
    demirden,taştan,imandan
    beyazmış kale duvarları
    yosun bağlamışlar şimdi
    üşüyorlarmış terkedilmişliğin sığ yalnızlığından
    bahtı kara garip zamanlarmış
    kızı kızanı ağlar olmuş bir zemheri vakti ikindiüstü
    küs düşmüş Tuna’nın sularına Mecid Tabya’nın top sesi
    zaman hasım sulara meyletmiş
    sular ahir vakte gelmiş denk
    Urumeli’nin kaderine kılağılı bir bıçak gibi bilene bilene
    vurulmuş bin bir asi mihenk.

    “Bir gün, diyor
    bir gün Uşumnu alçağında
    bir manda kotası üç yaşında
    bir kan gölünde yüzse gerek!”
    ve sahice olsaymış
    “Sahi olsaydı,diyor,o muskaların efsunlu bedduaları
    boğardı küffarı bizim Tuna’nın bozbulanık dalgaları!”

    Zaman hasım sulara akmış
    sular olmuş gözyaşların seli
    viran kapılarda dilenip durmuş tufan gibi
    amansız göçlerin amaz yeli
    duçar olmuşlar uçsuz yollara
    yolları sarıp sarmalamış bir katı kasvet
    “Oradan,diyor,oradan!”
    Tuna yalısından kalkar gelirmiş bu delice hasret
    dilinde dilâver dülgerlerin taşlara yonttuğu aşk türküleri
    vebalinde kan kardeşlerinin bahtsız kaderi
    deli gönlünde bir umut
    bir deli umut masmavi
    beyaz beyazımsı bembeyaz ak pak bir demokrasi…

    “Demokrasi,demokrasi deyip deyip, haykırıp durdular”, diyor
    ille velâkin ne balık çıkabilmiş kavağa
    ne beklenen huzur inmiş sokağa
    ölenler hep ölmüş
    gidenler hep gitmiş tek tek basarak
    yalanlarmış,dolanlarmış köşe bucak, sinsi sinsi kıskıvrak
    rüyalarının nehri Tuna sakinmiş hep öyle
    “Bıraktığım gibi,diyor, çocukça mavi”
    bülbül yine gül dalindeymiş her seher vakti
    yerli yerindeymiş Silistre
    bir baş kuru soğanın,bir bayat ekmeğin derdinde…

    “Bir dertleri daha var” diyor
    bir dert ki dünden bugüne,günden güne aza aza
    düşmezmiş dillerden ne handa, ne pazarda…
    Oy anam,oy babam!
    “Dil yarasıdır,diyor
    bir mahşer günü,diyor
    soru suali edilir de kalem kalem
    ahı tutar seni de ,beni de
    anamın babamın dili Türkçem
    okutulmuyor bir türlü
    bir türlü okutulmuyor güzelim mekteplerinde..”

    Ve dolaşır dururmuş hep daha
    bağı bahçeyi Küçükmustafa’da…

    #100034974

    GULCENAZ
    Katılımcı

    Hiç sızlanmayacaksın arkadaş
    Hiç yüz dökmeyeceksin aşka
    Hep bal baklava bekleme
    En kırmızısından en acısından
    Acı biber sürecek yüreğine
    Şifadır diyeceksin yardan

    Bazen gül bahçesine düşecek yolun
    Bazen çıkmaz sokak en karanlığından
    Elim sende diyecek gönlüm kim de?
    Şaşıracaksın şüpheye düşeceksin
    Beter bir ateş yükselecek bağrından

    Sadakat titreyecek vefa ağlayacak
    Bin türlü vesvese geçecek aklından
    Aşk kapıyı çaldığında seni eşikte bekler bulmalı
    İçin kıpır kıpır gözlerinde kıvılcımlar
    Her ah edişinde dilinde yar adı
    Çek silahı vur diyeceksin
    Vur beni kalbimin tam ortasından.

    Şükran Gülcenaz AYDOĞAN

    #100034966

    Konu: senin sesin

    grup forumunda Haydar ŞAHİNBAY

    dervis_zel_ali
    Katılımcı

    sesinde ne var biliyor musun
    süt beyazı bir çığlıkta kaybolmak
    çay buharında sessizce yunmak
    maviyle küsüp küsüp barışmak
    ve beyaz tül örtülerinde,
    en sevdiğin ölüyü ağırlamak

    sesinde ne var biliyor musun
    çınarlara su vermek bir akşamüstü
    ve örtmek üstünü kedilerin
    sokaklar yorulmadan soğuktan

    sesinde ne var biliyor musun
    melodilerin tınısında haz bahçeleri
    ve barış mektupları taşıyan elçilerin gözleri
    kar içinde çalı diplerine tutunan dağ kekliği

    sesinde ne var biliyor musun
    bin rengiyle güneşi kutsamış umut
    gülüş ve öpüş gibi bir pencereden gece
    gelip geçenlere aşk dağıtan hece hece
    ve dinmiş bir susuşun avuçlarında izi

    sesinde ne var biliyor musun
    bir şey var tarifi külfet aşka yakın
    fesleğen kiraz biraz naz
    denizden toprağı döven meltem ve yaz

    sesinde ne var biliyor musun
    ateşi suda ısıtan yağmur
    buğday tarlalarında beyaz bir düş
    ay ışığında büyümüş masal var,
    salıncaklarında çocuklar uyutan

    aşk var sesinden de öte gülüşünde
    çiçek vadilerinde boy veren kardelen
    kelebek var cemreden erken gelen
    abı hayat var bende ölümü öteleyen

    //haydar şahinbay//

    #100034959

    Konu: Bana Ziyan

    grup forumunda Haydar ŞAHİNBAY

    dervis_zel_ali
    Katılımcı

    Güldün mü lal olur bülbül dilim
    Varsayalım bu ön görülmeyen bir ilim
    Kana kana içilen bir tas su da elim
    Lale de zambak da gül de sensiz zulüm

    Sabahın seyrinde buz keser her halim
    Gözlerinde sanki bir kılıç gibi engelim
    Zülfün zehrin zatın benim zimmetim
    Asasını boynuna takmış bir kalenderim

    Haydar Şahinbay

    #100034952

    Konu: Aşk Aynalarda

    grup forumunda Haydar ŞAHİNBAY

    dervis_zel_ali
    Katılımcı

    Asırlardan geldim aynalar eskittim
    Yanar avuçlarım yoruldu mezhebim
    Babil’de bir kabile ateşi yanar
    Aşk kendine küser baş aşağı devrilir heyecan
    Irkçı bir yalnızlık konar pencereye
    On tekerlekli bir otobüs gidiyor
    Kuşlar gidiyor sancak boylarından
    Altılı vagonlarda kömür taşır trenler
    Borazan gibi çalıyor korna sesleri
    Raylara serilmiş güvercin ölüleri
    Ve yanında yatmış intihar girişimi
    Gül gözü entarisiyle bir gelin
    Ayrılık vakti birbirine düşer
    Asur tüccarları katar katar kanun taşır
    Yağmur taşır bulutlar
    İsyan taşır kadınlar
    Kara bir gecede gözlerim seni taşır
    Yasak çiğner adımlarım
    Telefon şarjına takılı akıllar
    Toynak başlarında gül bahçeleri kurulur
    Yüksekten atlayıp ölüme gülenlerin çağı
    İş yerinde zorunlu bir selamdır yârin
    Kentler yarar göğsünü havanın
    Gitarım imgesel bir şiir ve derin
    Notaları olası gözlerinde asılı
    Mızıka çalıyor plaza camlarında
    Kuşkular neşter vuruyor dilek fenerlerine
    Her gün yığınca yorgun
    Aç bir dilenci kirli gözlerinde
    Görmezden gelse ne olur
    Örselenmiş hisleri
    İlk seansta ölür hep umutlarım
    Sıcak asfalt zeminde kuşatılmış şehirler
    Apartman dairelerinde modern hücreler
    Devrik bir lider gözlerin
    Balkonlara ekilir fesleğen
    Kurulur tezgah bozulur oyun
    Amansız aşk pazarı kurulur
    Sevgiliye isyanım var
    Burjuva kanatları taktı kollarına
    Mahalle gevezesini alır yanına
    Haylaz çocuk ısrarına yol verir günler

    Haydar Şahinbay

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 3,230) görüntüleniyor