1 ile 6 arası 6 sonuç (toplam 6) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100032719

    safir
    Katılımcı

    Yağmur bana zamansız yağıyor
    bulutların soğuyor akasyalarımda
    sen gidiyorsun yüzüme dökülmeden saçların
    içime kurşuni bir yük vuruyor tutamıyorum
    serçemiz akasya beyazında diken saplıyor kanadına
    oysa yüzük parmağımda yuvası üşüyor
    daldan gök maviler düşüyor

    Yağmur sana yağıyor zamansız sevgilim
    aşka cam bir fanus olur sevenin kalbi girsen
    ne seni eskiten çürük hayaller
    ne sensiz bir soluk /ki beşinci bir iklimdir fanus
    gün güne girer aşkta asla yoktur dün
    geçmiş an ve gelecek sana sadece kollarım
    zamanın üç hâlinde ben sana sarılırım

    Yağmur bana sensiz zamansız yağar
    ne zaman ki yoksun dudaklarım kurur bu yüzden
    sen aklıma düşersin yağmur başlar dört mevsim
    çürüyüp eskir ruhumu örten ceket
    su toplar değdiğin her kaldırım taşım
    fanus kırılıverir/ bir aşk kimsesiz ağlar
    ellerin sesin gözlerin yağmurla yağar

    Yağmur gitmelerinde zamansız yağıyorken
    zehrimdir
    aklıma düşmeyigör
    bakırı yeşile döner kalaylı anıların
    veda vaktidir şimdi
    sana kurduğum düşlerimin en ucundan öp beni
    ıslansa da dönmez anıların soluk bedeni

    Yağmur bana zamansız yağsan da
    yeni düşlere gidiyorum
    eski hükümsüzdüm ben
    sıcaklığına sevginin / gülün içinde saklanan
    hangi tutku ve değişimse bilmeden tutunuyorum
    hani geçmiş ve gelecek / gerçek olan an
    terk eden gelmiyor /yalan Galile dünyası yalan

    Yağmur bize zamansız yağıyorsa
    neden aşkların günahını atıyor dudakların uçurumdan
    kıvrımında kaç kez tuttum
    sözün intiharını sarılıp
    içine sokuluyorum şimdi sımsıcaksın
    yine de üşüyorum ayrılıklar gecesinde/ sar beni
    sende kalsın bedenim /gideyim bensiz bırakma seni

    Sait Açıkgöz

    #100031614

    Konu: MAVİ SEYİR

    grup forumunda Zeliha ÖZATA

    Bülent
    Katılımcı

    * ??Bilim ve sanat bir kuşun iki
    kanadıdır, bu iki kanadı
    kullanabilen toplumlar,
    uçarlar ve özgür olurlar:
    kullanamayanlar ise tavuk
    gibi yaşarlar. Sunay Akın??

    fotoğrafa yansıyan dinlenen bir güllü bezemedir
    eskiyen zaman gönül közüyle
    sonunda kuşlarda gitti
    gün batımına
    kanatlarını germişti oysa
    boyun eğdiği oklara
    çekeceği var onun
    kim bilir ne çıkar ortaya
    kıpırdanan tüm nakışları saklar kanadına
    yanıltır kurmaca gerçek
    farkındalık haritasıyla uçar
    ağaç tepelerindeki yuvalar boş olur
    yoksulluk sarar kentleri
    uzar gider emek verilen
    yosunlardır havuzları kuşatan
    ölgün ve puslu değişim manifestosu
    cahillik bize geride kalan
    can damarı kesik umudun…
    *
    bugün ayak seslerimi dinledim
    yapılması gereken bir şeyler olduğunu düşünerek
    bir kuşun kanatları olup
    güzel ülkem üzerinde
    uçmak istedim…

    Ankara-2002

    Zeliha Özata

    #100024120

    Sema
    Katılımcı

    Gecenin siyahı çökerken üzerime, aklın sınırlarını zorlayan bir çığlıkla avaz avaz susuyorum..
    İçime çöreklenen ölümün sessizliğine inat, göğsümün tam orta yerine gelip patlıyor çığlığım..
    İmkansızlığın karşısında canhıraş bir çabayla tutunmaya çalışırken yaşamın takılı kaldığım kıyısına, ellerimin boşluğu sarmasıyla sarsılıyor bedenim. Sanrılarımın bir oyunumusun yoksa imkansızlığın mı hayal dünyamın kapılarını zorluyor yine..bilmiyorum..
    İçimdeki cesede dokunuyorum bir kez daha.. ellerimdeki kana bakıyorum boş gözlerle.. bir umut.. yokmu?
    Kafamın içinde binlerce ses.. susturamıyorum..susmuyorlar..
    – Bırak gitsin..
    – yooo olmaz..
    – bırakırsam ölürüm..
    – giderse yiterim?
    – Devam et..boşver her şeye..
    – Bak bu olur.. ama imkansızlık?? O ne olacak?
    Yanıt?Sessizlik..
    Gece daha da siyahlaşıyor.. dört duvar karanlığın boğucu kollarında arıyorum sanki huzuru..
    Yitikliğim bir kez daha hortlarken yattığı yerden, kaderimin pis sırıtışı midemi bulandırıyor..
    Gidin başımdan.. yalnız bırakın beni..
    Yok mu sesimi duyan.. yok mu akan bu kanı durduran..
    Tiz bir çığlık yükseliyor boğazımın derinliklerinden..
    Saatin tiktaklarına takılıyor beynimin gözleri..
    Tik tak..tik tak..
    Zamanın acımasızlığı bu.. nasıl da alay ediyor benimle..
    Gözlerimin kenarında oluşan derin çizgileri hatırlatıyor yeniden..
    Aynanın karşısında gördüğüm yansımaya bakıyorum tik tak?lar uğuldarken beynimde..
    Ne kadar zamanım kaldı?
    Bazen diyorum ki? her şeyi bırak bir kenara.. yaşa yaşayabildiğin kadar..
    Önüme duvar gibi dikiliyor yine kahrolası imkansızlığın..
    Hangi yöne dönsem çarptığım bir duvar..
    Kopası başımı vursam bu duvara.. yıkabilir miyim??
    Hani şarkıdaki gibi.. ?Ben imkansız aşklar için(mi) yaratılmışım…?

    Gözlerim karanlığa teslim ediyor kendini.. son ışık kırıntısıda kayboluyor yavaş yavaş..
    Uyusam.. uyandığımda sen olsan yanımda.. keşkeleri teslim edemiyorum dünün umursamazlığına.. belkilerle yıkılmıyor imkansızlığın duvarları..

    Seninle varolan gerçeklik yıkılası bu duvarla anlamını yitiriyor..
    ben yine.. aykırı..bir..şizofrenim?
    engel olamıyorum değişime?

    Hayallerime bırakma beni..
    Sanrılarıma teslim etme..
    Tut ellerimi.. çek çıkar beni..
    Yık şu duvarı..
    Sana ihtiyacım var?
    İhtiyacım var sana..

    Bir Şizofrenin Günlüğü
    (DENEME)

    #100022806

    Konu: NÖBET DEĞİŞİMİ

    grup forumunda Atilla İLHAN

    afflicted_
    Katılımcı

    istediğim yağmur hazır mı bakalım
    yerlerine konuldu mu soğuk katiller
    karanlığı ya gevşek dokudularsa
    öldürüleceğimden emin olmalıyım

    şimşekler gecikti herhalde unutulmuş
    acı yeşil keseceklerdi birden yolumu
    hani viraj ıslıklarıyla hain otomobiller
    sarı sarı göz kırpan trafik ışığı

    yeryüzünde çok fazla bir yalnızlığım
    başka yalnızlıklara hak tanımayan
    biliyorum kuralları bozduğumu
    yerimi uysal birine bırakmalıyım

    #100022510

    Konu: DEĞİŞİM

    grup forumunda Can YÜCEL

    afflicted_
    Katılımcı

    İnce uzun bir hayvan
    Çarpıyor
    Çarpıyor
    Çarpıyordu kendini taşlara.
    Canı mı sıkılıyor
    Can mı çekişiyordu yoksa?
    Yok efendim dedi yanımdaki adam
    Gömlek değiştiriyor yılan
    Bu hallerden anlarız dedi az çok
    Biz de sınıf değişmiştik bi zaman

    #100019629

    Bülent
    Katılımcı

    I.
    bir yıl daha bitiyor
    İşte bu kadar duru,bu kadar yalın
    bu kadar el değmemiş
    sıradan bir gerçeği daha
    kolları bağlı hayatımızın
    bir şiire nasıl dahil edilir bir yılın son günleri
    her sonda her başlangıçta ve her defasında
    alır gibi bir başkasını karşımıza
    perdeler çekip,ışıklar söndürüp
    oturup yatağın içine bir başımıza
    sorgulamak kendimizi
    öğrenmek ikizin anadilini,ikinci belleğimizi
    öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini
    bu aynaların dehlizlerinde gezinirken görürüz
    karanlık günlerimizin kenar süslerini

    biterken bir yılın son günleri
    biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini
    gençlik ikindilerini

    kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri

    II.
    bir yıl daha bitiyor
    düşlerim,tasarılarım,yarım kalmış onca şey
    her yıl biraz daha kısalıyor öncekinden
    bana mı öyle geliyor
    yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
    insan yaşlanırken?

    III.
    kırdım mı incittim mi birilerin
    kimleri kazandım,yitirdiklerim kimler?
    kendimi yineledim mi yazdıklarımda?
    yeniden düşünmeliyim
    dostluklarımı,ilişkilerimi
    dağınık yatağım,mutsuz yatağım
    çoğalttın mı eksiklerimi
    gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
    yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
    borçlarımı ödedim mi?
    doğru seçtim mi soruların fiillerini?
    tırnaklarım kesilmiş,dişlerim fırçalanmış,saçlarım taranmış,
    giysilerim ütülü,odam düzenli mi?
    ödünç aldığım kitapları geri verdim mi?
    geri verdim mi aldıklarımı:
    aşkları,dostlukları,sevgileri,güvenleri,bağları
    kitaplara,sayfalara,satırlara borcumu ödedim mi?
    yokladım mı duygularımı
    hala sevebiliyor muyum insanları?
    ovmalı gümüşlerimi,bakırlarımı,cila geçmeli ahşaplarıma
    ovmalı umutları
    saklı tutumalı gelecek inancını,yarınları,eksik etmemeli ağzımızdan
    hançer kıvamındaki karamizah tadını
    şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım Yavuz’a
    sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama
    yeni bir yıla
    ama nedense her şeyin tadı dağılıyor ağzımda
    bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında
    aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta

1 ile 6 arası 6 sonuç (toplam 6) görüntüleniyor