1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 33) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034072

    Konu: KORKAK MARTI

    grup forumunda Serkan KURT

    ddnzsk
    Katılımcı

    O sabah çok erken uyandım, kahvaltımı ayak üstü edip, sırt çantamı kaskımı alıp dışarı çıktım. İstanbul da arabayla bir yere gitmek güzel bir günün içine edebilirdi! Haftada bir kaç kere bine bildiğim motorumu çalıştırdım kalp atışlarım şimdiden hızlanmıştı, bir süre motorun sesini dinledim. Klasik bir şarkı gibiydi.
    Kaskımın içinde hafif bir melodi geliyordu ‘Ezginin günlüğü Martı ‘ çalıyordu. Motor kullanmak beden olarak yorsa da ruhen dinlendiriyordu beni. İki saatlik yolun son yarım saatinde heyecanlanmaya, korkmaya başlamıştım. Korkuyordum çünkü; yükseklik korkum vardı. O yamacın ucundan kendimi boşluğa bıraktığım o ilk sahne ne kadar güzel görünse de, beni korkutuyordu. Bu korkuya rağmen bunu zevkle yapacaktım.
    O yokuşu tırmanmaya başlamıştım, yanımdan eşli grup halinde otomobiller, motosikletler geçiyordu. Bu uzun yolun ardından nihayet o yamaca gelmiştim, kalabalıktı. İçimde çocuksu bir sevinç vardı. İlk ata bindiğim an geldi aklıma sevişirken her iki kişininde orgazm olması gibi bir zevkti bu. Hazırlıklar ve sıramın gelmesi bir buçuk saati bulmuştu. Beklemekten nefret ediyordum.
    Ve cılız adımlarla koşmaya başladık dizlerim titriyordu, aslında tüm vücudum titriyordu. Kendimi kontrol edemiyordum, yükseklik korkuma rağmen atladık. Gökyüzünde süzülmeye başlamıştık. Kendimi çıplak hissediyordum, rüzgarın yüzüme vurması ve kulaklarımda ki o uğuldama. Güneşe dayanamayan yeşil gözlerim kısılmıştı ve yaşlar akıyordu. Gökyüzünde süzülürken aklıma bir sürü güzel şey geliyor ve nedense yere indiğimde hepsi üzerimden uçup gidiyordu. Gökyüzünden aşağıya bakmak insanı daha da çok korkutuyordu.
    Sekiz ya da dokuz yaşındayken bahçemizde bulunan tek katlı kullanılmayan piriketten örülme bir kulübe vardı. Ağaçtan pekte kullanılmadığı için sağlam olmayan birde merdiveni. Arkadaşlarımın oyunundan sıkıldığımda yada birine küstüğüm de ‘en çokta anneme küserdim’ o sağlam olmayan merdivenden düz zemine çıkıp külebenin tam ortasına sırt üstü yatar, gökyüzünü seyrederdim. Biraz kenarda dursam düşeceğimden korkardım. Yaşımdan büyük düşler kurar kendime bir dünya oluştururdum. Bu benim en çok keyif aldığım oyundu. Hatta tel ve makaradan yapma arabamdan bile çok seviyordum düşlerimi. Annemin sesiyle daldığım düşlerden uyanırdım ve hiç gitmek istemezdim. Çok sonra büyüdüm, ama o korkuyu hala üzerimde taşıyordum.
    Korktuğum için motorla sürat yapıyordum.
    Korktuğum için yamaç paraşütü yapıyordum.
    Korktuğum için aşık oluyordum sonunu bile bile.
    Ben korkularıyla beslenen, hala çocukluk düşleriyle yaşayan küçük bir adamım …

    #100034052

    ddnzsk
    Katılımcı

    Radyoda yine o eski şarkı çalıyordu. Bense intiharı kovalıyordum. Acizlikti, korkaklıktı biliyorum. Bedenime sığdıramadığım ruhumu özgür bırakmalıydım. Evet korkuyordum, hatta düşünmek bile tüylerimi diken diken ediyordu. Balıkçı olamayacaktım örneğin; her günüm birikmiş bir hayalin bunaltmasıyla geçecekti. Asacaktım her gün bana ait olanları bir bir ve başkalarına ait olanlarla yaşayacaktım. Değişecektim… Sanki yaşamın yasasıydı bu. Martı Jonathan gibi olamayacaktım belki de.
    Aslında her şey çocukken başlıyor, kurallar ve birilerinin sunduğu hayatı yaşamanın gerekliliği. Oysa ben asi bir adamım, boyun eğmem gerçeklik adına sunulan sahteliklere. Ölüm dedim de üşüdüm, sahi ben intihar edecektim. Ama şarabım bitmedi, sonra ortalığı toparlamalıyım. Dostlarım ne der sonra. Her yer dağılmış ve kafam çok karışık. Nedenlerimiz azaldıkça hayattan kopuyoruz belli ki. Şarkılar o eski tadı vermiyor. Şiirler güzel ama şairler hep kavga ediyorlar ve boşluğa düşüyor o şiirler de. Çelişki şairle şiir arasında. Kim zehirledi bu şairleri, sormuyorum. Kül tabağı ne çabuk doluyor. Dışarı çıkmalıyım, marinaya gitmeliyim; hava ne kadar da soğuk, bu havada ölünmez ki. Şimdi ben intihar etsem bu buz gibi havada tabutumu taşırken küfür ederler. Ben kendi doğrularımla başımdaki ağrıya rağmen bir süre daha yaşayacağım. Yaza kadar. Ama yazın da denize gitmek var, her yer yemyeşil; yok yok en iyisi son baharda ölmek. Sahi, insan hangi mevsimde ölmek ister?
    Ben kocaman yalnızlığa soyunurken nerede yıkanırım? Biliyorum intihar hiç iyi düşünce değildi. Yaşamalıyım, daha çok yazmalıyım. Kim sever soluksuz bir kalabalığı? Ya aşk, söyleyin aşkı kim çaldı? O hep buralarda bir yerlerde olurdu. Masum yüzüyle yaramaz bir çocuk edasıyla gülümserdi.
    Şimdi bir mum yakmalı, karanlığa, gidenlere. Ertelemeden bulmalı insan yitirdiklerini. Özlediği kaldırım taşlarını bile bulmalı, selam vermeli aynada kendine. Vakit yok, zaman katil. İşte buradan başlamalı insan yitirdiklerini sorgulamaya. Lambalı radyolarda, plaklarda dinlemeli şarkıları gaz lambası ışığında. Komşunun kapısını çalmalı.
    Ey dostlarım ben aciz bir adamım, et kemik yığını küçük beynim de ermez büyük işlere ve sözlere. Bildiğim tek şey var: Bir umudun peşinde yürümek gerek çok geç olmadan.

    #100031779

    Konu: ZAMANIDIR

    grup forumunda İdris ÇAĞLAR

    idriscaglar
    Katılımcı

    Dışarıda hafiften bir rüzgar
    Ve yağmur yağar bir yandan
    Çocuklar neşe içinde
    Bilye oynuyorlar sokakta
    Onlar mutlu
    Biz mutlu
    Dünya mutlu
    Zamanı gelmiştir artık sevgilim
    Öpüşmelerin?

    Şiddetlendi yağmur
    Sırılsıklam olmuş çocuklar
    Bak yinede bırakmıyorlar oyunu
    Ne güzel kararlı olmak böylesine
    Ve böylesine sevmek bir şeyi
    Yağmur mutlu
    Rüzgâr mutlu
    Gün mutlu
    Zamanı gelmiştir artık sevgilim
    Sevişmelerin?

    #100031675

    likevoyager
    Katılımcı

    sen olmalıydın şimdi
    prematüre uygarlıkların çocuğu,sen?

    silkinip tozlarından şair mezarlığının
    Mezopotamya?da almalıydın soluğu
    selam vermeliydin güneşine Amed?in
    şehrimin direnen surlarından
    Fırat?ta arıtıp ruhunu
    Evsel?de dinlenmeliydin bir soluk
    Kırklardağın?da yudumlayıp kaçak çayı
    ciğer kebabıyla gidermeliydin açlığını
    Dağ kapı?da?
    Ulu cami?de kılmalıydın namazını
    sonra, on delikli köprüden geçip
    bana gelmeliydin koşar yürek!

    yollarda durup üzümler toplamalıydın bağlardan
    ceviz ağaçlarına sapanla taş atmalıydın
    çocukluğundan bir ?an? çalıp
    sokakta ki çocuklarla bilye oynamalıydın
    dalaşmalıydın hatta, yenilince el ense
    mızıkçılık yapmalıydın anasını satayım
    basmalıydın okkalısından küfrü!
    tadını çıkarmalıydın taşın toprağın
    yerlerde yuvarlanmalıydın
    akşam anandan yiyeceğin köteğe nispet
    korkmadan kahkahalar atarak hatta!

    sonra aklına ben gelmeliydim birden!
    geç kalma korkusu sarmalıydı seni!
    uçar yürek gelmeliydin bu kez
    yarın olmadan!
    geç kalmadan!
    solmadan güneş!
    düşmeden yaprağı takvimin!
    sabahı vurmadan saatler!
    bana gelmeliydin?

    sen olmalıydın şimdi sen
    bugün sevgili/liler günüymüş be sevdam?

    yetişemeyeceksin biliyorum
    hatta hiç düşünmemiştin bile gelmeyi
    hayal bu ya?
    umut ya yüreği ayakta tutan?
    inan bana, binine bir kuruş almıyorlar
    bol kepçe kullanıyorum
    mutluluk oyunu diyorlar ya hani?
    öylesi işte?

    üzülme yeter ki sen
    yeter ki fırsat verme kargalara
    tünemesinler
    benden kalan yerime
    yoksunluğumda var say yeter ki beni
    hayal et sende ben gibi
    bir değil, bin serçe ötüyormuş say yüreğinde
    inan ki almıyorlar tek kuruş binine
    hayal et
    ruhları bile duymuyormuş kargaların
    varsın ötsün, onlar çalmaya yüreğini
    en tiz sesleriyle maskeli
    tüketmeye hepten yorgun ruhunu
    kanını emmeye
    sen hayal et sevdam hayal et
    varmışım gibi?

    sen olmalıydın şimdi sen
    bugün sevgili/ler günüymüş be sevdam?

    eskidenmiş küllerinden doğmaları Anka?nın
    tükenmiş sihri yıldızların,ruhları diriltmeye
    yakılan gemiler, sürükleniyormuş alabora, okyanuslara
    eski camlardan bardak olmuyormuş artık
    olacağından değil,
    hikayeden benimkisi
    boş ver be sevdam boş ver
    uzattım gene değil mi?

    var selametle oyna rolünü
    prematüre uygarlıklarda
    yaşarken gir, tozlu şair mezarlığına
    mutlu ol, mutlu et, yapay da olsa
    nasılsa miladımızın ne öncesi vardı, ne de sonu
    demedim say, unut ve git!

    dur sevdam! dur gitme!
    son bir şey kalmış en dibinde heybemin
    şunu al da öyle git?

    kim tünemişse
    sen kimdeysen bugün
    kim düşüyorsa bugün soluna
    varsın onun için olsun ama
    sevgililer günün kutlu olsun!
    ben olmasam da?

    14 Şubat 2008 / Sevgililer günün de…/Ankara

    Gülten Kahraman

    #100030938

    Konu: YİTİRİLEN

    forumda YİTİRİLEN

    safir
    Katılımcı

    Ola ki yürürüm bir başka aşka
    ya da yürürüm mavi olmayan bir gülüşe
    unutma ki tek aşk olduğum sensin
    âşık olduğum değil.

    Karanlıkla süzülüyor içime yıkım
    dur diyorum yıkılıyorum
    uçurumları başucuma koyuyorum sonra
    okşuyorum saçlarını rüzgarda
    sıcak ılık bir koku siniyor yüreğime
    gitme diyorum gitme düşüyorum
    sonra beni soruyorlar bana
    tanımıyorum diyorum daha hiç karşılaşmadık
    aynı çizgide bilge susu mu dinliyorlar ben sustukça
    yazık bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar
    önce bir bir sonra hepsi
    sonra mı bir ben kalıyorum bir de yalnızlık
    uçurumlar yıkımlar ben ve yalnızlık.

    Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi yatıyoruz yan yana
    öpüşüyoruz sevişiyoruz da hatta
    her şey oyunun yasaklarına uygun bir yasak oluyor sonra
    tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz telli kanlı düğün işte.

    Üşüyor saçlar biliyorum dargın mısın
    bu baharda mayısa bıraktığım gibi misin hala
    vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğinde hüzün
    hala kaçıyor musun gözlerini bırakarak birilerinde
    hala ellerinden tutup sevgileri dipsiz kuyuya salıyor musun ağlayarak
    küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliyor musun
    kendin kadar aklımdasın.
    Hala öyle savruk bir gök
    hala öyle yerini yurdunu bulamamış bir mavi
    ve aşkını şaşırmış bir tanrı.
    Çoğalan sızısıyla mutlu bir yara.

    Öyle misin mavi gözlü sarı saçlı yoldaşım
    öyle bıraktığım gibi misin
    gerçeği yakmada hala usta mısın
    yoksa çırak mı yanarken yalanda
    saçlarıma dolanan aydınlığımsın
    somutlaştıramadığım tek imgemsin şiirede
    anlattıkça eksilen tek anlam
    anlattıkça eksilen tek anlam.
    Hala bıraktığım gibi misin.
    Yoksa beni bıraktığın gibi mi
    kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma.
    Kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma.
    Hala bıraktığım gibi misin.

    UMUT ALTINÇAĞ

    #100030822

    Konu: ÇİĞDEM

    grup forumunda Ahmet DOĞRU

    ahmtdgr
    Katılımcı

    Hayatın son demini yaşayan ömrümle
    Hayatın son güzelliğini yaşamaya çabalıyordum
    Hayatın anlamsızlıklarıyla boğuşan ruhumla
    Hayata inat yaşamaya direnen tükenmiş bedenimle
    Hayata bir daha sevmemeye yeminler ederek bakan kalbimle
    Ömrümün son demini yaşıyordum
    Hayat bana gülmüyorken
    Hayat bana acı yüzünü gösteriyorken
    Seninle yolumu kesiştirdi hayat ihanetlerine rağmen bir araya getirdi.
    Her şey boştu bir şeylere sarılmak
    Umutla geleceğe bakmak
    Umutla bağlanmak hayata ve bir sevgiliye
    Anlayacağın her şey boşken anlamsızken
    Kaderin bazen anlamını ve neden yaptığımızı bilmediklerimizle
    Kader bizi bir araya getirdi.
    Farklı sevecen hayata umutla bakan dingin ruhlu
    Güzelliği hayallerimde saklı kalan düşlerim kadar güzel
    Sesindeki huzur verici ahenkle
    Gözlerini gözlerimin içene dikip
    Baygın baygın bakışların ve o çocuksu bakışların davranışların
    Ve daha yazamadığım kelimelerimin yetmediği güzelliklerin
    Farkında olmadan beni sana bağladı
    Seni sevdiğimi fark ettirdi
    Hayata yeniden umutla bağlanmaya başladım seninle
    Geriye döndüm her yönümle eskisi gibi olmaya başladım
    O başı hiç eğilmeyen her şeye kafa tutan
    Tanrıdan başka kimseden korkusu olmayan
    İnadına her şeye diren solculuk oyununda başta olan
    Kişiye geri döndüm
    Bunu da bilmeni isterim ki ben radikal değilim
    İtikatım var itikatliyim ama radikal değilim
    Olamam da zaten ben sol yanı yaralı olan biriyim
    Ama her yerde saygı gören sevilen biriyim
    Ne kadar farklı olsam da her kesimce sevilen
    Kolu uzun biriyim yalnız değilim
    Seni düşündüren soruya yanıt verdiğimi fark ettin mi
    Bilmem ama benimle ilgi kafanda oluşan büyük soruya yanıt verdim
    Ben sana
    Hayata inat acılarıma inat insanlara inat ölüme inat mazime inat?.
    Tutuldum sana inanamayacağın kadar çok bağlandım
    Seninle hayata bağlanmaya başladım
    Ama bitiyor sayılı günler
    Be güzelim
    Bana acı veriyor seni bir daha göremem ihtimalleri
    Be güzelim seni ölümüne seviyorum
    O kadar çok seviyorum ki
    Bir bilsen bir bilsem yarın ne olacağını
    Güzelim benim canım benim
    Hayatın bana kazandırdığı güzel yeteneklerimden biri
    Senin düşüncelerini okumamı sağladı ve hala okuyorum
    Düşüncelerini ve duygularını içinde yaşattıklarını
    Canım benim her şeyin farkındayım
    İçinde yaşattığın fırtınaların geceleri kaçan uykularının
    Düşlerindeki rüyalarındaki gerçekleri biliyorum
    Bana baktığını görüyorum yüzüm önüme eğilmiş olduğu halde
    Vücudunda oluşanları algılayabiliyorum
    Gözlerime bakmamı içinden beni sevdiğini haykırarak
    İstediğini biliyorum
    Bazen farkında olmadan kendini ele veriyorsun
    Ben psikoloji eğitimi de aldım
    İnsanların düşüncelerini duygularını davranışlarına gizlediklerini
    Okuyabiliyorum bunu da öğrendin bilmiyordun be güzelim
    Bunun yanında yaşadıklarının aynısını ben de yaşıyorum
    Hissediyorum
    Son iki haftadır uyku gözüme girmiyor
    Her yanımdasın aldığım nefeste baktığım gözlerde?
    Canım benim seni yaşıyorum beni yaşadığın gibi
    Duygularımız karşılıklı bunu biliyorum
    Ama konuşmaya cesaretim yok be güzelim
    Sana ulaşmanın yollarını arıyorum
    Sana dokunabilsem
    Gözlerine saatlerce bakıp dalsam
    Ellerinde tutsam
    Sana kavuşabilsem
    Seninle bir ömrü paylaşmaya hazır olduğumu
    Bir bilsen
    Seni ne kadar çok sevdiğimi
    Be canım benim gel ve bana anlat
    Yaşadıklarımı yaşadıklarını diyorum
    Çünkü sen de farkındasın her şeyin
    Canım benim gel ve kollarıma sarıl
    Gerçekten ciddiysen ne olur gel
    Sana adıyorum ruhumu ve her şeyimi
    Seninim ben gel al sana adadıklarımı
    Aslında biraz cesaretli olsak
    Bir araya gelmemiz o kadar zor değil ki
    Cesaretli değiliz be güzelim cesaretli olsak
    Ret edilmeyeceğimiz kesin
    Ne sen beni ret edersin ne de ben seni
    Buna rağmen susmayı seçiyoruz
    Farkındasın bizi bir araya getiren sürecin bitmek üzere
    Olduğunun az kaldı belki de bir daha birbirimizi göremeyeceğiz
    Bir acı olup kalacağız
    Be güzelim canım benim böyle olmasını istemiyorum
    Tüm yolları sana açıyorum
    Çünkü ancak o yolları sen kat edebilirsin
    Beni hayat tüketti
    Gel ve hayata inat sarıl bana güzelim
    I LOVE YOU AUTUMN CROCUS


    safir
    Katılımcı

    Hayat dediğin nedir ki
    Başlar ve biter
    Uzatmaları hakemin elinde olan
    Doksan dakikalık maç misali

    ***

    Ve hayat maçı başlıyor gözyaşlarıyla
    Çocuk oluyor,
    Her oyunu oynuyorsun,
    Oyunlar içinde oyunları öğreniyorsun..!
    Düşüyor canını acıtıyorsun,
    Düştükçe, can yanmalarına alışıyorsun..!

    Ve hayat maçı devam ediyor gözyaşlarıyla
    Çalışıyor, başarılı oluyorsun
    Başarılı oldukça yaltakçılığı görüyorsun..
    İnsanın ne denli düşebileceğini öğreniyorsun
    Kaybediyor, ağlıyorsun..
    Kaybettikçe, kazanmanın değerini anlıyorsun..

    …ve aşık oluyorsun ansızın,
    dünyaya tutunuyorsun..!

    İşte şimdi yaşamayı seviyorsun,
    Sen yaşadıkça,
    Yaşatıyorsun…
    Özlüyor, seviyor, seviliyorsun..
    Lakin…
    Sevdiğini kaybediyorsun,
    Bir sohbahar gününde..
    ..dünyadan soğuyorsun…

    Ve hayat maçı bitiyor gözyaşlarıyla
    Yaşadıklarını, yaşayamadıklarını düşünüyorsun
    Kimlerin kalbini kırdın, kimlerin kazandın..
    Neler kaybettin, neler kazandın..
    Keşkelerin, pişmanlıkların..
    Kendi içinde,
    Vicdan muhasebeni tutuyorsun..

    ***

    Hayat dediğin nedir ki
    Başlar ve biter
    Uzatmaları hakemin elinde olan
    Doksan dakikalık maç misali
    Ve hayat maçı başlıyor gözyaşlarıyla
    Ve hayat maçı bitiyor gözyaşlarıyla
    Başı ıslak, sonu ıslak

    Arada yaşananlar göz önüne gelmez
    Hiç bir zaman kazanamayacağını bilirsin
    Malumunuzdur..;
    Son gol,
    hayattan gelir.

    …..
    oyuncu, bir….
    hayat, iki…
    sanırım ömrümüzün
    doksan dakikası bitti..

    Alişan Yılmaz

    #100029566

    Konu: SİL BAŞTAN

    grup forumunda SİZİN ŞİİRLERİNİZ

    umutvapuru
    Katılımcı

    Öyle özledim ki çocukluğumu
    Oynadığımız o eski sokak oyunlarını
    Güneş elveda deyip
    etrafa karanlık çökene kadar eve girmezdim
    Her akşam annemden azar işitir
    işten geç gelen babama şikayet edilirdim
    Tekme yemiş dizimin uyutmadığı anlarda
    Babamın
    bugün de ne yaptın
    diye başlayan cümlesi ulaşırdı odama kadar
    Özledim hepsini
    Özledim çocukluğumu ben..
    Bahar yağmurlarının yumuşattığı toprakta
    çivi oynadık
    İyi oynardım çiviyi ben
    Merkeze ulaşmak için öyle bir sallardım ki çiviyi
    Bazen dar yerden geçmek zorunda kalırdım
    Geçemezdim
    O zaman öğrendik
    Sınırlarımızdan öteye geçmemeyi
    geçememeyi..
    Gazoz kapağı oynardık
    Yürümekten aşınmış
    bir o kadar da kayganlaşmış sokak taşı üzerinde
    Kapağın içini killi toprakla
    öyle güzel doldururdum ki
    Kemik gibi olurdu
    Kolay kolay kırılmazdı tüm darbelere rağmen
    O zamandan öğrendik
    darbelerle kırılmamayı
    dayanıklı olmayı gazoz kapağı gibi
    Özledim çocukluğumu
    Özledim o eski sokak oyunlarını ben..
    Bir de tüf tüf oyunu vardı
    Benim borum dürbünlüydü
    Hani deriz ya daha cantiydi
    En güzel tüf tüf benimkiydi sokakta
    En uzağa ben üflerdim kağıt ruloyu
    Bazen arkadaşım çitlembik getirirdi köyünden
    Çitlembik daha uzağa giderdi
    Daha fazla can acıtırdı
    O zamandan öğrendik
    uzağa üfürmeyi
    arkadaşımızın canını daha çok acıtmayı..
    Telli araba kullanmayı çok severdim
    Opel marka bir plastik arabam vardı
    Fiyakalı
    Ucuna kalın bir tel takmıştım
    Telden bir de direksiyon
    Nasıl da kullanırdım arabamı
    Geçerdim herkesi
    En hızlımız bendim sokakta
    O zamandan öğrendik
    sokaklarda yarışmayı
    Şimdi
    hayat sokaklarında yarıştığımız gibi
    Öyle özledim ki çocukluğumu
    Oynadığımız o eski sokak oyunlarını
    Keşke o günler geri gelse
    Tekrar oynasam
    Tekrar öğrensem aynı şeyleri
    Sil baştan?

    (2007, İzmir)

    #100028391

    Konu: VEDA ŞİİRİ

    grup forumunda Ceyhun YILMAZ

    gunluk
    Katılımcı

    Hiçbir sey degismez korkma
    Dolmabahçe?deki Saat Kulesi durmaz mesela
    Marmara Denizi küsüp Istanbul’a
    Alip sularini gitmez dilini bilmedigi uzaklara
    Iki çift lafim var giderken, dinle!
    Bir günese bir de annemle babama…
    Her sabah yüzümü sicacik öpen
    Istanbul günesi
    Bir süre yatagim bos
    Dogdugunda beni bulamazsan sasirma
    Duyamam sesini, çagirma beni bir süre
    Her sabah söz verdigi saatte dogan
    Selamimi alan Istanbul günesi
    Bekle beni!
    Ve babam! ?
    Çocuk ellerimle silemedigim burnumu
    Cebinden çikarttigi mendille silen
    Hem de dag kadar boyunu hiçe sayip
    Önümde diz çöken, kocaman babam!
    Merak etme, en gurur duydugun yerde oglun?
    Annem!
    O eski Türk filmleinin aglatmaktan bikmadigi
    Gözlerin sahibi annem, canim annem!
    Bak, artik toplu olacak daginik oglunun odasi
    Üzülme sen de?
    Herkes gittigim kadar dönecegimi de bilecek
    Teskere diye bir sevgilim var
    Bir buçuk yil sonra, söz verdi, gelecek?

    Ceyhun Yılmaz

    #100027555

    Konu: O YOLDA

    forumda O YOLDA

    likevoyager
    Katılımcı

    Geliyor sandığım gidiyor çıktı.
    Başlıyor umduğum bitiyor çıktı,
    Üstüne-üstüne gittim, ne gidiş
    Altına-altına iniyor çıktı.

    Uyu büyu,ü dendi, düşüme gittim,
    Haydi işe dendi, işime gittim,
    Yaşa dendi, yaşıma gittim,
    Yendiğim sandığım yeniyor çıktı.

    Bozguna benzeyor, saklasam olmaz,
    Eskiye yeniden başlasam olmaz,
    Yakıştırsam olmaz, yazmasam olmaz,
    Maviye boyadım, baktım mor çıktı.

    Sapsarı saçlarım vardı, aklaştı,
    Anılar üstüste bindi yükleşti,
    Bir büyük oyunun sonu yaklaştı,
    Tüm yanan ışıklar sönüyor çıktı.

    Gözümde bir ışık, çağırıyordu,
    Beşikte bir çocuk, bağırıyordu,
    Öyle bir düğündü, çan çalıyordu,
    Gel çanı sandım git çalıyor çıktı.

    Kimler kimler yoktu bizim kervanda,
    Birer birer indi hepsi bir handa,
    Savurduk sap saman biz bu harmanda,
    Bir gidiş yoluydu, dönüyor çıktı.

    #100027405

    likevoyager
    Katılımcı

    Ben böyle yazdım sanma
    Ben böyle düşündüm
    Başından beri
    Sözcükler koşuyordu
    Düşünmelerimin ardından
    Çocuklar, çocuklar gibi
    Bayram yerlerinde

    Çocuklar oynuyordu
    Düşlerimin içindeki
    Bayram yerlerinde

    Ben onlara
    Hiçbir zaman
    Kapalı perdeleri göstermedim
    Kapalı kapıları göstermedim

    Hiçbirini salıncağa bindirmedim
    Sallamadım
    Atlı karıncalarda döndürmedim
    Onlar gelişi gidiş sandırırlar
    Vuruşan otoları seviyorlardı onlar
    Çünkü hem gidiyorlardı
    Gidiyorken güldürüyorlardı
    Kafa kafaya vurduruyorlardı
    Gülüyorlardı
    Bizi kandırdıkları gibi kandırırlar
    Onlar
    Yarın oynayacakları oyunu
    Oyunun başını sonunu
    Bizlerden iyi biliyorlardı.

    #100027277

    likevoyager
    Katılımcı

    Bir çocuk doğdu, bendim.
    Sıraya girdim insanlar içinde.
    Alay-bayrak büyüdüm
    Odalar, sofalar içinde.

    Bir ayna doğdu, gördüm.
    Sıraya girdi aynalar içinde.
    İsime geldi, aldım,
    Çarşılar, pazarlar içinde.

    Bunca yıl yüzüne baktım.
    Kendisini aşmadı
    Olanlar içinde.

    Bir sabah uyandım,
    Duruyordu karşımda
    Düşmancasına,
    Bir cam,
    Aldanmış,
    Kendini ayna sanmış..

    #100028131

    Konu: ÇOCUKLUĞUM

    grup forumunda Ceyhun YILMAZ

    likevoyager
    Katılımcı

    Ve en çok seni özledim ben.
    Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni.
    Her teyzeyi annen gibi sevmeni.
    Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni.
    Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu.
    Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği.
    Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı.
    Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim…
    hiç konuşmadan..
    kısa pantolonlu siyah beyaz halini..
    bir lokma boyunu..
    diz çöküp yere sımsıkı…ama çok sıkı
    sarılmak sana..
    gözyaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi
    sana kim olduğumu söylemeden…arkama bakmadan
    ağladığımı sana göstermeden
    seni çok özledim
    ama çok özledim
    çocukluğum! !

    Ceyhun Yılmaz

    #100025538

    Konu: RUHUN GÜNAHKAR

    grup forumunda Betül KASAPOĞLU

    likevoyager
    Katılımcı

    Öyle masummuş gibi bakma yüzüme.
    Ezbere bilirim seni.
    Ruhun günahkar birdefa.
    Özünde var ihanet.

    Sen beni sevmedin ki hiç…
    Benim kadar yürekli olamadın da.
    İşin kolayına kaçtın hep.
    Korktun aşk için savaşmaktan.

    Herşey
    bir çocuk oyunu kadar basit olsun istedin.
    Ama olmadı…
    Olamazdı da zaten.
    Ne savaşlar verildi uğrunda
    Ne ömürler tükendi…
    Ve…
    Aşk böyle beslendi.

    Kabul,
    Canın acıyabilirdi biraz.
    Fakat kimin acımadı ki?
    Kolay olan ne var ki hayatta?

    Mesela,
    Gülün dikeni olmasa
    Kalırmıydı değeri.
    Yada…
    Kardelen ekvatorda açsa
    Kardelen olabilirmiydi…

    Mecnun vazgeçseydi Leyla’sından,
    Ferhat dağları delmeseydi,
    Kerem yanmasaydı Aslı için,
    Bundan daha mı anlamlı olurdu sevdaları?
    Yoksa…
    Dahamı haklı gösterirdi bahaneler
    Yüreksizliğini…
    Ve ihanetini…

    #100025201

    likevoyager
    Katılımcı

    Sisli ovaların kanatsız sevinçlerin
    ormanlarında fantastik oyunlar içinde
    gelişiyor ve alışıyorum.
    Etrafım çepeçepre kuşatılmış
    şüpheli şifrelere…
    Kerpiçten kulelerden dikip,
    köpük olup yılıyorum ardından yapıtımı…
    Şahlanıp,durulup çalımlarımı sayıyorum
    ikide bir.
    Gerilip fırlayacak bir ok gibi
    çıkışlarım oluyor zaman zaman
    Yansımalarım bölünüp,
    serseri gezinişlerle yine bana dönüyor ki
    o zaman parçalanıyor ruhumun
    öksüz demeti.
    Gözlerimin kapalı olduğu anlarda
    kendimi körebe oyununda buluyorum.
    Şipre kokularını tadıyor,
    şarap bağlarında denizi arıyorum.
    Bütün kapılar tersine açılsa,
    yüreğimin nehirleri
    hangi tarafa koşmalı?
    Mendile nakış gibi işlenmiş gözyaşları,
    hazan gülümseyişlerde
    kendi yontusuna sarılır mı?
    istediğim sadece;
    billur iklimlerde
    bir ömrü mutlu devirebilmek…
    Göktaşlarında kusurlar arayıp,
    palmiye gölgeliğinde
    ambalajlanmış gülüşler arıyorum
    dost diye diye…
    Ulu çınarın sesine yürüyorum.
    Pervazlarıma yanaşıyor
    ruhumun oyuklarından
    kendi giziyle sızan
    kan revan yaralarımın
    kabuk bağlayışını görüyorum.
    Yaşantı sihirbazının
    Fırçalarının püskürtülen damlalarında
    utangaç mizacımı çaktırmadan bulup
    saklıyor ellerim.
    Sahi
    hangi valize kaldırdım çocukluğumu?
    Isının derecesiyle yanan kiremitler gibi
    dönüp dönüp sorular soruşumu tetikleyen
    hammadde nerede?
    Uğuldayan yanlızlığımı
    dikili olduğu yere gidip
    eşelemek hoşuma gidiyor..
    Tüm bu duygu cümbüşüyle
    saçak köklerimin herbiri ayrı yöne eser,
    yinede bulurlar püsküllerini…

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 33) görüntüleniyor