1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 23) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034601

    Hayat
    Katılımcı

    Sen benim hayallerimin düşüsün,
    Şebnem, papatya, çiğdem gülüşüsün
    Kalbimin kardelenleri üşüsün,
    Gönlümün baharısın,sen sevdiğim!

    Bırak yeryüzü nergisle süslensin,
    Güller, akasyalar, dallar bezensin,
    Cemreler, şebnemle,karlar dinlensin,
    Kardelenim, baharısın sevdiğim!

    Nilüfer,akasya ile barışmış,
    Çiçekler birbirleriyle yarışmış,
    Şebboylar, sarmaşık olup karışmış,
    Coşmuş, gönlüm seller gibi sevdiğim!

    Yorulan gönüller, dağlar aşmaz,
    Dereler çağlarken, yürekler taşmaz,
    Bahar gelince, sevdalar şaşmaz,
    İçim bahar olur, güller sevdiğim!

    Hanımeli,menekşe,zakkum dersin,
    Çiçekler elbiselerini sersin,
    ayrılık yetmez mi? Kemale ersin,
    Bir demet gonca gülsün, sen sevdiğim!

    #100034603

    Hayat
    Katılımcı

    Dağıt saçlarını,bahar rüzgarları kokunu getirsin bana..
    Coşsun deli gönlüm sevdadan yana,
    Yağmurlar süzülsün gökten yerlere..
    Deli gönlüm binsin küheylanına,
    Sürsün atını sevgi ormanına doğru…
    Yorulsun ayakları mor dağlara çıkarken,
    Bulutlara selam dursun,kanatlansın..
    Semada meleklere sorsun seni,
    Alıp getirsinler saçlarına gönlümü bağlayarak..
    Çıkarsınlar beni hasret zindanından..
    Bağışlasınlar bana hürriyetimi,
    Yetim kalan günlerimi yaşayayım yeniden…
    Gönül değirmeninde,un yerine yüreğimi öğüteyim,
    Aksın kanımdan çarkının pervanelerine düşsün gözyaşlarım…
    Azık olsun sevgililere bedenim,
    Kuzular meleşsin,çayırlarımda çiğdemler toplasın çocuklar..
    Gülsün yüzü coşkun derenin,
    Çıkagelsin karlı dağlardan kopan kardelenim…
    Dağıt saçlarını rüzgarlara,kokun gelsin ötelerden…
    Mısralarda yerini alsın fildişi tarağım,
    Tarasın şiirimde ellerimle ipek saçlarını,
    Okşasın yüzünü,resimdeki fırçam,
    Nakış nakış işlesin hayalini bağrımın yüzüne..
    Çık gel ki baharda,
    Coşkun sele karışsın hasretimin gözyaşları…
    Aşkla dönsün gönül değirmenim,
    Sevenler beklemesin sıcak tandır ekmeğini,
    Umudu katık olmasın gidenlere..

    #100034402

    Hayat
    Katılımcı

    Güller kelepçeli çiğdemler tutsak
    Aysız gecelerde kanar öfkemiz
    Düşlerde sevişsek el ele tutsak
    Dilsiz duvarlara siner öfkemiz

    Şafak sancıları var kulaklarımda
    Yarınların ninnisi bozlaklarımda
    Bir türkü çıldırır dudaklarımda
    Çiçekli dallara döner öfkemiz

    Güneşi biz uyandırdık
    Yıldızların yerine
    Sesimizi yorgan yaptık
    Umut türkülerine

    Alnımızda çizgiler belirmiş derler
    Gelirse üst üste gelirmiş derler
    Çıksak şu dağlara delirmiş derler
    Haykırsak belki de diner öfkemiz

    Varmışız hayatın buruk tadına
    Ne aşka muhtacız ne de kadına
    Yangınla seviştik ışık adına
    Alevler içinde söner öfkemiz …

    #100034410

    Konu: NAZLI BEBE

    grup forumunda Fatih KISAPARMAK

    Hayat
    Katılımcı

    Toros yaylaları buzlu ayazlı
    Üşür Nazlı bebe solgun benizli
    Yüzüne baktıkça Nazlı bebenin
    Ağlar Elif kadın hep gizli gizli

    Kalktı göç eyledi Türkmen obası
    Elifin`in sırtında Nazlı bebesi
    Fransız harbinde Yörük elinde
    Sırtından vuruldu yiğit babası

    Dağların kuytuluk tenha yerinde
    Gavurdağları`nın mor segerinde
    Göz pınarlarında iki damla yaş
    Yağlı kurşun durur ciğerlerinde

    Sus ağlama Nazlı bebe
    Zaten ağlatacaklar
    Baban nasıl şehit oldu
    Bir gün anlatacaklar
    Dayan Elif kadın dayan
    Kara gündür gececek
    Sabrın çiçekleri er geç
    Filizlenip açacak

    Nazlı kız Elif`in aşk tomurcuğu
    Şehir Mustafa`nın en son cocuğu
    Elinde katıksız bir kuru ekmek
    Başı boydan boya nazar bonçuğu

    Yavru ceylan gibi ürkek bakışlı
    Yay gibi kaşları hilal nakışlı
    Babası görseydi öper koklardı
    Kınalı saçları çiğdem kokuşlu

    Sus ağlama Nazlı bebe
    Zaten ağlatacaklar
    Baban nasıl şehit oldu
    Bir gün anlatacaklar
    Dayan Elir kadın dayan
    Kara gündür gececek
    Sabrın çiçekleri er geç
    Filizlenip açacak…

    #100018061

    Forum:Ahmet KAYA

    Ahmet Kaya, 28 Ekim 1957'de Malatya'da, Adıyaman'dan Malatya'ya iş için göç etmiş Kürt kökenli bir baba ile Erzurumlu bir Türk annenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Sümerbank fabrikasında mensucat işçisidir. Altı yaşında iken babası ona bir bağlama getirir. İlkokulu Malatya'da okudu. Okuldan arta kalan zamanlarda ve yaz tatillerinde, ya plakçıda ya da tanıdıkların minibüsünde çalışırdı. Dokuz yaşına geldiğinde babasının çalıştığı fabrikanın işçilerinin düzenlediği işçi bayramı gecesinde kendini sahnede buldu. Mensucat fabrikasından emekli olan babası, daha iyi bir yaşam için İstanbul'a göç eder. 1972 yılında İstanbul'da Kocamustafapaşa'ya yerleşirler. Ahmet Kaya, ailesinin geçim sıkıntısı çekmesi nedeniyle okulu bıraktı ve işportacılık, çıraklık gibi çeşitli vasıfsız işlerde çalıştı. Liseyi dışarıdan bitirmeye karar verir ve bitirir sonra da Eğitim Enstitüsü'nün Keman bölümüne girer. 16 yaşında yasak afiş basmaktan hapse atıldı. Daha sonra birkaç arkadaşıyla birlikte Halk Birimleri Derneği'nin çalışmalarına katıldı. Bu çalışmaları sırasında çeşitli etkinliklerde bağlama çalmaya devam etti. Kendi başına öğrendiği için herhangi bir metoda ya da öğretiye uymamaktadır Ahmet'in çalış biçimi. 1978 yılında Gelibolu'da askerlik yaptı, bu arada orkestrada müzik çalışmalarına devam etti. Askerlik dönüşü Emine Kaya ile evlendi ve 1982 yılında kızları Çiğdem doğdu. O dönem, hayranı olduğu Ruhi Su'nun Boğaziçi Üniversitesi'ndeki bir dinletisine gider ve dinletiden sonra bir yolunu bulup "Usta"nın yanına ulaşmayı başarır. "Ruhi Su besteleri"ni kendisinin nasıl yorumladığını göstermek istemektedir Ruhi Usta'ya. Ruhi Usta'nın en bilinen eserlerinden "Mahsus mahal" isimli şarkıyı çalar. Usta, şarkıyı yarıda kesip bağlamayı Ahmet'in elinden alır ve kızarak "Öyle at teper gibi bağlama çalınmaz, kavga edilmez bağlamayla, bağlama ile meşk edilir." der. Ahmet, şaşkınlıkla oradan uzaklaşır; ama tabii ki bildiğini yapmaya devam edecektir. Çok sonraları birkaç arkadaşının yardımıyla Hodri Meydan Kültür Merkezi ve Bilsak'ta dinleti düzenler ve afişlerinde de Ruhi Usta'nın kendine söylediği cümleye gönderme yapar: "Bağlama Böyle de Çalınır!" [the_ad id="100035110"] 28 yaşında 1985 yılına geldiğinde 'Zamanıdır' deyip şarkılarını alıp Unkapanı'nın yolunu tutar. Hiçbir kategoriye girmeyen bu müziğe kimse yüz vermez. Sonraki günlerde arkadaş yardımları ve kendi olanakları ile ilk albümünü yapar. Hatta yayımlandığı yıl albüm toplatılır, fakat daha sonra sansürü kaldırılır. İlk albümü "Ağlama bebeğim"dir. İkinci albümü "Acılara Tutunmak"tır. İkinci albümü yayınlandıktan sonra 1985 yılında Gülten Hayaloğlu ile evlenir. Gülten Hayaloğlu hapishanede idam cezasına mahkum olan Nevzat Çelik'in "Şafak Türküsü" şiirini Ahmet Kaya'ya iletir. Ahmet Kaya, 1986'da piyasaya çıkan "Şafak Türküsü" albümü ile geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan atılımını yapar. 1986 yıl sonuna doğru da "An Gelir" albümünü yayımlar. Albümde hemen tüm besteler kendisine aittir. Gülten Hayaloğlu ile evlendikten sonra kardeşi Yusuf Hayaloğlu ve şiirleriyle tanışır. Sözlerinin çoğunluğunun Yusuf Hayaloğlu'na ait olduğu "Yorgun Demokrat" isimli albümü 1987 yılında yayımlanır. 1988 yılında sadece iki şarkının söz yazarlığını Hayaloğlu'nun yaptığı ve diğer sözlerin tanınmış şairlerin şiirlerinden oluşan "Başkaldırıyorum" albümü yapılır. 1989 yılında "İyimser Bir Gül" albümünü yapar. 1990 Ekim ayında çeşitli şairlerin şiirlerinden oluşan "Sevgi Duvarı" isimli albümünü çıkartır. Gülten ve Ahmet çifti, stüdyo ve bir yapım firması açmaya karar verirler. GAK (Gülten Ahmet Kaya) ismini verdikleri bir müzik yapım firması ve aynı isimle bir de stüdyo kurarlar. Albüm çalışmalarına paralel olarak halk konserleri de yapar Ahmet Kaya. Gösterilen ilgi, katılım ve çoşkuya rağmen, ülkenin birçok yerinde 'sakıncalı' bir şarkıcıdır artık O. Dinleyicisiyle buluşamamak onu üzmektedir. Başı, zaman zaman derde girer, birçok yerde konser verememenin yanı sıra albümleri 'sakıncalı' bulunup kısmen de olsa toplatılır. Bu sürecin şarkılarına yansıması kaçınılmazdır. Yeni albümün adı 'Başım Belada'dır o yüzden. 1990 yılında Tatar Ramazan ve 1992 yılında Tatar Ramazan Sürgünde filmlerinin müziğini yaptı. 1994 yılında prodüksiyonu'nu Gülten Kaya ve Yusuf Hayaloğlu'nun yaptığı, Kanal D'de yayımlanan ve 13 hafta süren "Ahmet Abi'nin Vapuru" programını yapar. Ahmet Kaya'nın dünya üzerinde en çok merak ettiği ülkelerden biri Küba'dır. 1993 yılında eşi Gülten, kızları Melis ve bir grup arkadaşıyla Küba'ya, 1 Mayıs kutlamalarına giderler. Küba'da birçok sanatçıyla ve hükümet görevlisiyle tanışır Ahmet. Dönüşte Küba'nın ünlü Tropicana grubunun bir kısmını Türkiye'ye davet eder. Davet üzerine Türkiye'ye gelen Tropicana'dan dokuz kişilik bir ekibi kendi evinde de misafir eder Ahmet ve gelirinin tamamı Kübalı çocuklara kalmak üzere on altı konserlik bir turne yaparlar. Bu dönemde Ahmet Kaya, Bosnalı çocuklar için, Danimarkalı işçiler için yapılan konserlere katılır. Avrupa'nın hemen her ülkesinde çeşitli yardım konserleri verir. 1994 yılında Raks Müzik tarafından "Şarkılarım Dağlara" albümü basılan 2.800.000 bandrolle rekor kırmıştır. 14. müzik albümü olan bu albümde yer alan "Özgür Çağrı" isimli şarkıda geçen "Abin bir gün dağdan döner, sarılırsın yavrucağım" gibi sözler nedeniyle albümü toplatılır, konser vermesi yasaklanır. [the_ad id="100035111"] İlk dönem albümlerinde genel olarak bağlamaya ağrılık verdi. Pop, Türk Halk Müziği ve Arabesk kategorisine dahil edilemediği için müzikal türüne Devrimci Arabesk de denilmektedir. Fakat kendisi müzik tarzının Devrimci Arabesk veya protest olarak tanımlanmasına karşı çıkar. Sözlerini kendisinin yazdığı bestelerle beraber, Attila İlhan, Can Yücel, Nevzat Çelik, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Enver Gökçe, Ahmed Arif gibi tanınmış şairlerin şiirlerini de bestelemiştir. Genellikle şarkılarında toplumsal meseleler işlenir. Yirmi iki albümünden sadece Kervan diye bir kürtçe şarkısı vardır ve bir tane de kürtçe açılış vardır. Türkiye'de her söylediği söz ve şarkısı olay olan Ahmet Kaya hakkında birçok dava açıldı ve kendi deyimiyle emniyetler onun ikinci adresi oldu. Bu baskılara rağmen Kaya, kimliğini hiçbir zaman inkar etmedi ve mücadele etti. Birçok albümünün toplatılmasının ve konserlerinin iptal edilmesinin yanı sıra, 10 Şubat 1999'da Magazin Gazetecileri Derneği'nin Princess Otel kongre salonunda düzenlenen ödül töreninde yılın en iyi sanatçısı ödülünü aldı ve ödül konuşmasında: Ben bu ödül için İnsan Hakları Derneği'ne, Cumartesi Anneleri'ne, tüm basın emekçileri ve tüm Türkiye halkına teşekkür ediyorum. Bir de bir açıklamam var: Şu anda hazırladığım ve önümüzdeki günlerde yayımlayacağım albümde bir Kürtçe şarkı söyleyeceğim ve bu şarkıya bir klip çekeceğim. Aramızda bu klibi yayımlayacak yürekli televizyoncular olduğunu biliyorum, yayımlamazlarsa Türkiye halkıyla nasıl hesaplaşacaklarını bilmiyorum. dedi. Bunun sözleri üzerine davetliler tepki gösterip, küfür etmeye, çeşitli eşyalar fırlatmaya başladı. MGD görevlileri tarafından kongre salonundan, olağan üstü koşullarda dışarıya çıkartıldı. Bu olayın hemen sonrasında Ahmet Kaya'nın 1993 yılında Berlin'de Kürt İşadamları Derneği'nin düzenlediği bir gecede verdiği konsere ilişkin fotoğrafların Hürriyet gazetesinde yayınlanması üzerine "bölücü PKK örgütüne yardım ve yataklık yaptığı ve halkı ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği" iddiasıyla hakkında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde toplam 10.5 yıl ağır hapis istemiyle iki ayrı dava açıldı. Haziran 1999'da Türkiye'den ayrıldı. Yargılamaların sonucunda toplam 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. ancak yurt dışında olduğu için hapse girmedi. Daha sonra bu görüntülerin düzmece olduğu belirlendi. Bu arada Ordu Valiliği Kaya'nın kasetlerinin kentte satılmasını ve bulundurulmasını yasakladı. 1999 yılında Münih'de PKK yanlıları tarafından düzenlendiği konserde ''Arabamı o şerefsizlerin memleketinde bıraktım'' dediğini iddia eden Hürriyet gazetesi haberi için hakkında DGM tarafından bir kez daha soruşturma başlatıldı. 9 Şubat 2000 yılında Zaman gazetesine yaptığı röportajda Ben "3 tane şerefsizin yüzünden ülkemde arabama bile binemedim." dedim diyerek yalanladı. Ahmet Kaya, 2000 yılında Hoşçakalın Gözüm isimli albümünün kayıtlarını yaparken, Paris'in Porte de Versailles semtindeki evinde bir gece kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Bu albümde Karwan isimli şarkıyı seslendirdi. [the_ad_placement id="icerik"] Paris'de kaldığı evde, 16 Kasım 2000 de sabah saat altıda ilaçlarını alırken kalp krizi geçirerek ölmüştür. Ahmet Kaya'nın kabri halen Paris'in Père Lachaise Mezarlığı'nda yer almaktadır. Ölümünden sonra, 2002 yılında Ahmet Kaya'nın şarkılarını 20 ünlü sanatçının söylediği "Dinle Sevgili Ülkem" isimli bir albümü yayımlandı. 4 Eylül 2007'de, Türkiye'de kendi ismine açılan tek yer olan, Ahmet Kaya Halk Evi Batman'da açıldı. Albümleri : 1984: Ya Rıza Şimdi 1985: Ağlama Bebeğim 1985: Acılara Tutunmak 1986: An Gelir 1986: Şafak Türküsü 1987: Yorgun Demokrat 1988: Başkaldırıyorum 1989: Resitaller-1 1989: İyimser Bir Gül 1990: Resitaller-2 1990: Sevgi Duvarı 1991: Başım Belada 1992: Dokunma Yanarsın 1993: Tedirgin 1994: Koçero (Selda Bağcan ile) 1994: Şarkılarım Dağlara 1995: Beni Bul 1996: Yıldızlar ve Yakamoz 1998: Dosta Düşmana Karşı 2001: Hoşçakalın Gözüm
    #100032599

    Konu: YOKLUĞUNDA

    forumda YOKLUĞUNDA

    temptation
    Katılımcı

    Buralar,eski buralar değil usta!
    Baharları katledilmiş,
    Faili meçhul kayıtlarında.
    Yaz uğramamış,
    Bahçelerde menekşeler yok,
    Pencerelerde sardunyalar açmamış,
    Çiğdem dağlara küskün.
    Ben mi?
    Bilirsin karı,ayazı sevmem.
    Hele donmuş suratları hiç.
    Bir biçare yalnızlıktayım,
    Kuş uğramaz ağaç misali.
    Oysa nasıl koşmuştum usta!
    Işığa koşan pervaneler gibi.
    Şimdi buza kesmiş ayazlarda yanmaktayım.
    Dönüşlerim,kurşunlatılmış
    Alacakaranlık infazında.
    Kaçışın yolları mayınlı.
    Çıkmazdayım be usta çıkmazda.

    Faruk TEKİN

    #100032097

    Konu: BİLİNMEYEN

    grup forumunda Cahit KÜLEBİ

    sevgiden
    Katılımcı

    O ki bardağa dökülen seraptır
    (Bal yoğunluğundadır, sıcaktır, ışıktır)

    O ki sabah erken bir bahçedir
    (Çayir kokusudur, serinliktir, muttur)

    O ki esen yeldir kar erirken
    (Çigdemdir, agaç çiçeğidir, okşayıstır)

    O ki içilen sudur kana kana
    (Özlemdir, doymayıştır, kardeştir)

    O ki bir yüce ırmaktır akar
    (Ürküntüdür, baş dönmesidir, gidiştir)

    O ki maviliği belirsiz denizdir
    (Buğulanmadır, düştür, sevmekte ölümdür)

    O ki bir ince kızdır ak tenli
    (Yaşamdır, umuttur, gözyaşıdır)

    #100031428

    Ogniela
    Katılımcı

    Gidiyorum
    bütün acılarımı vurup sırtıma
    umutları bırakıp başucuna
    ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
    şiirlerimi sarıp bohçama
    yüreğimin yangınına gidiyorum
    hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal

    gidiyorum
    gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
    yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
    içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
    sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar
    gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum

    gidiyorum
    başımda gam gözlerimde nem
    toplayıp önüme düşen gölgelerimi
    bütün hatıraları bırakıp geride
    ardımdan çekip kapıyı usulca
    başımı alıp gidiyorum buralardan
    şafak sökmeden kimseler görmeden
    yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum
    sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için

    hoşça kal suyundan çimdiğim dere
    kana kana içtiğim pınar
    say ki, hiç yaşamadım bu yerlerde
    nazlı çiçeklerini okşamadım baharın
    bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
    bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü
    çekip gidiyorum buralardan

    çekip gidiyorum bir bilinmeze doğru
    hem yol, hem yolcu olmaya
    acılarımla başbaşa kalmaya
    bütün yıldızları takıp kanatlarıma
    rüzgarların uğultusunda kaybolmaya gidiyorum

    Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek
    ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde
    gecelerin zifiri saçlarında çıkıp yola
    dağlı bir ırmak gibi çarpa çarpa kıyılara
    bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum

    bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim
    artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime
    ne okuyacak bir şiirim
    gözlerimin içinde iki damla gözyaşı gibi
    bakmadan ardımdaki uçurumlara
    alıp götürüyorum yüreğimdekileri de
    hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal

    #100030890

    ahmtdgr
    Katılımcı

    aşkından ölüyorum
    sensiz anlar artık beni öldürüyor
    yürüyen bir ölü gibiyim
    sensizliğe dayanamıyotum
    bana yukarıdan bakmaların beni inciltiyor
    farkında değilsin
    bunun
    dün beni bayağı incilttin
    kırdın kalbimi be güzelim
    birbirimize neden acı çektiriyoruz
    hala anlamış değilim
    sana o kadar bağımlıyım ki
    dünden beri nefes alamıyorum
    gözlerinin içi doldu dün
    ve ben yıkıldım be çiğdem
    içinde oluşan fırtınaları biliyorum
    dün beni çok kırdın be güzelim canım benim
    bunlar beni yıkıyor be güzelim
    baksan bir son iki gündür kenti kuşatan
    rüzgarın yaptıklarına
    sana seni sevdiğimi haykırdığına
    kırılan kalbimle beraber ağladığına bir bak
    yaz mevsiminde yağmur yağıyor be güzelim
    kalbim sıkılıyor sensiz kalma ihtimaline
    ve seni bir daha görememe ihtimaline
    takılıp kalıyorum be güzelim
    seni en az beni sevdiğin kadar seviyorum
    ve ölümüne seviyorum seni be çiğdem canım
    ssevginden ölüyorum
    sana bir adres vereyim gel oraya al içimdeki sıkıntıları
    işte adres sana bedeng@mynet.com
    artık herşeyi sana bırakıyorum be güzelim
    acılarım bu adreste saklı be güzelim
    gel al canımı zaten sensiz kalırsam öleceğim

    seni çok seviyorum çiğdem
    çiğdem çiğdem
    seni çok seviyorum
    baksana seni sevdiğimi binlere haykırdım
    seni çok seviyorum

    #100030822

    Konu: ÇİĞDEM

    grup forumunda Ahmet DOĞRU

    ahmtdgr
    Katılımcı

    Hayatın son demini yaşayan ömrümle
    Hayatın son güzelliğini yaşamaya çabalıyordum
    Hayatın anlamsızlıklarıyla boğuşan ruhumla
    Hayata inat yaşamaya direnen tükenmiş bedenimle
    Hayata bir daha sevmemeye yeminler ederek bakan kalbimle
    Ömrümün son demini yaşıyordum
    Hayat bana gülmüyorken
    Hayat bana acı yüzünü gösteriyorken
    Seninle yolumu kesiştirdi hayat ihanetlerine rağmen bir araya getirdi.
    Her şey boştu bir şeylere sarılmak
    Umutla geleceğe bakmak
    Umutla bağlanmak hayata ve bir sevgiliye
    Anlayacağın her şey boşken anlamsızken
    Kaderin bazen anlamını ve neden yaptığımızı bilmediklerimizle
    Kader bizi bir araya getirdi.
    Farklı sevecen hayata umutla bakan dingin ruhlu
    Güzelliği hayallerimde saklı kalan düşlerim kadar güzel
    Sesindeki huzur verici ahenkle
    Gözlerini gözlerimin içene dikip
    Baygın baygın bakışların ve o çocuksu bakışların davranışların
    Ve daha yazamadığım kelimelerimin yetmediği güzelliklerin
    Farkında olmadan beni sana bağladı
    Seni sevdiğimi fark ettirdi
    Hayata yeniden umutla bağlanmaya başladım seninle
    Geriye döndüm her yönümle eskisi gibi olmaya başladım
    O başı hiç eğilmeyen her şeye kafa tutan
    Tanrıdan başka kimseden korkusu olmayan
    İnadına her şeye diren solculuk oyununda başta olan
    Kişiye geri döndüm
    Bunu da bilmeni isterim ki ben radikal değilim
    İtikatım var itikatliyim ama radikal değilim
    Olamam da zaten ben sol yanı yaralı olan biriyim
    Ama her yerde saygı gören sevilen biriyim
    Ne kadar farklı olsam da her kesimce sevilen
    Kolu uzun biriyim yalnız değilim
    Seni düşündüren soruya yanıt verdiğimi fark ettin mi
    Bilmem ama benimle ilgi kafanda oluşan büyük soruya yanıt verdim
    Ben sana
    Hayata inat acılarıma inat insanlara inat ölüme inat mazime inat?.
    Tutuldum sana inanamayacağın kadar çok bağlandım
    Seninle hayata bağlanmaya başladım
    Ama bitiyor sayılı günler
    Be güzelim
    Bana acı veriyor seni bir daha göremem ihtimalleri
    Be güzelim seni ölümüne seviyorum
    O kadar çok seviyorum ki
    Bir bilsen bir bilsem yarın ne olacağını
    Güzelim benim canım benim
    Hayatın bana kazandırdığı güzel yeteneklerimden biri
    Senin düşüncelerini okumamı sağladı ve hala okuyorum
    Düşüncelerini ve duygularını içinde yaşattıklarını
    Canım benim her şeyin farkındayım
    İçinde yaşattığın fırtınaların geceleri kaçan uykularının
    Düşlerindeki rüyalarındaki gerçekleri biliyorum
    Bana baktığını görüyorum yüzüm önüme eğilmiş olduğu halde
    Vücudunda oluşanları algılayabiliyorum
    Gözlerime bakmamı içinden beni sevdiğini haykırarak
    İstediğini biliyorum
    Bazen farkında olmadan kendini ele veriyorsun
    Ben psikoloji eğitimi de aldım
    İnsanların düşüncelerini duygularını davranışlarına gizlediklerini
    Okuyabiliyorum bunu da öğrendin bilmiyordun be güzelim
    Bunun yanında yaşadıklarının aynısını ben de yaşıyorum
    Hissediyorum
    Son iki haftadır uyku gözüme girmiyor
    Her yanımdasın aldığım nefeste baktığım gözlerde?
    Canım benim seni yaşıyorum beni yaşadığın gibi
    Duygularımız karşılıklı bunu biliyorum
    Ama konuşmaya cesaretim yok be güzelim
    Sana ulaşmanın yollarını arıyorum
    Sana dokunabilsem
    Gözlerine saatlerce bakıp dalsam
    Ellerinde tutsam
    Sana kavuşabilsem
    Seninle bir ömrü paylaşmaya hazır olduğumu
    Bir bilsen
    Seni ne kadar çok sevdiğimi
    Be canım benim gel ve bana anlat
    Yaşadıklarımı yaşadıklarını diyorum
    Çünkü sen de farkındasın her şeyin
    Canım benim gel ve kollarıma sarıl
    Gerçekten ciddiysen ne olur gel
    Sana adıyorum ruhumu ve her şeyimi
    Seninim ben gel al sana adadıklarımı
    Aslında biraz cesaretli olsak
    Bir araya gelmemiz o kadar zor değil ki
    Cesaretli değiliz be güzelim cesaretli olsak
    Ret edilmeyeceğimiz kesin
    Ne sen beni ret edersin ne de ben seni
    Buna rağmen susmayı seçiyoruz
    Farkındasın bizi bir araya getiren sürecin bitmek üzere
    Olduğunun az kaldı belki de bir daha birbirimizi göremeyeceğiz
    Bir acı olup kalacağız
    Be güzelim canım benim böyle olmasını istemiyorum
    Tüm yolları sana açıyorum
    Çünkü ancak o yolları sen kat edebilirsin
    Beni hayat tüketti
    Gel ve hayata inat sarıl bana güzelim
    I LOVE YOU AUTUMN CROCUS

    #100030847

    Konu: ÇİĞ TANESİ

    grup forumunda Ahmet DOĞRU

    ahmtdgr
    Katılımcı

    1)
    Adın dilimden düşmez oldu
    Geceleri rüyalarımdan eksik olmuyorsun
    Gece uyduğumda yastığımın altında
    Sabah uyandığımda karşımda
    Gece karanlığında yolumu aydınlatan ışıkta
    Gündüz ruhuma huzur veren gökyüzünün maviliğinde
    Adını arıyorum belirsiz adreslerde
    Sana ulaşabileceğim bir yolu bulabilirim diye
    Adını arıyorum adreslerde
    Ama yok sana ulaşabileceğim bir adres yok
    Yok bir çıkış yolu

    Sana aşık olduğumu artık kabul ediyorum
    Hem de ölürcesine aşığım sana
    Seni sevdiğimi inkar edemem
    Sana kör kütük aşığım
    Seni görmediğim günler inan ızdıraplarla dolu
    Seni görebileceğim günleri iple çekiyorum

    O kadar güzelsin ki sana bakmaya kıyamıyorum
    Gözlerin o kadar güzel ki gözlerine bakamıyorum
    Ruhunda sakladığın o dinginlik beni eritiyor.
    Seni gördüğümde eriyor kalbim
    Ruhumla
    Eriyorum

    Aradaki mesafe ve acılarım sana doğru bir adım atmama engel
    Güzelim sana mahkumum sana aşığım her şeye rağmen her şeye inat
    Seni seviyorum

    Sana bir de açılabilsem
    Açabilsem kalbini
    Dalıp boğulabilsem gözlerinde
    İnan hayata yeniden başlamış gibi olacağım.

    2)
    Senin de bana karşı boş olmadığını biliyorum
    Yaşadıklarımı hissettiklerimi senin de yaşadığını hissettiğini biliyorum
    Hayatın bana verdiği kazandırdığı nimetlerden
    Biri de insanların düşüncelerini ve duygularını okuyabildiğimi bilmiyorsun
    Duyguların beni etkiliyor
    Adım kadar eminim ki
    Sen de beni seviyorsun
    Ama duygularımdan emin değilsin
    Seni sevdiğimi tahmin edip duruyorsun
    Sevdan karşılıklı sevdan yalnız değil
    Ay parçası kadar güzel
    Ruhumu bedenimi hayatımı her şeyimi sana adıyorum
    Gerçekten seviyorsan
    Benim toprağa gömdüğüm ve ben da artık olmayan cesarete
    Sahipsen gel kendimi sana adıyorum
    Sana bir şey sormak isteyip istemediğimi sordun
    İşte sana sorum
    Beni sen de seviyorsan
    Gelir misin
    Kalbimde açan son gül olur musun
    Dikenleri ellerimi kanatan güllere
    Acılarıma dertlerime
    İnat baki gülüm olur musun
    Kalbimde açan son çiğdem olur musun
    İşte sana sorularım
    Güzel kız
    Tüm varlığımla seni ve yanıtlarını beklemekteyim
    Uçurumlarda?.
    Seni sevdiğimi haykırıp durduğum uçurumlarda seni ve yanıtını bekliyorum
    Ay parçası kadar güzel
    Bakmaya bile kıyamadığım
    Çiğ tanesi

    28.05.07
    AHMET DOĞRU

    #100029767

    Konu: GEL TUT ELİMDEN

    grup forumunda Ali YÜCE

    sudenaz
    Katılımcı

    gel tut elimden
    değerek ayaklarımız çıplak toprağa
    gidelim biz bu ellerden

    gel tut elimden çabuk
    henüz tomurcuklar açmadan varalım
    kelebekler çıkmadan kozasından
    dinmeden kaval sesi
    düşmeden türküler dillerden

    gel tut elimden durma
    dağların karı erimeden varalım
    yetişelim çiğdemler solmadan
    henüz bereket kokmadan toprak
    dağılmadan sisleri dağların

    gel tut elimden bırakma
    henüz uyanmadan Anadolu
    toprak kokmadan yağmurlar
    sabaha çiğ düşmeden varalım
    tan delmeden uykusuz geceyi
    teri soğumadan bedenlerimizin

    gel tut elimden
    öldüğümüz topraklara gidelim

    #100028943

    Konu: VURULDU

    grup forumunda Yusuf HAYALOĞLU

    likevoyager
    Katılımcı

    Vuruldu bir uçurum derinliğinde
    Yaylada bir seherin serinliğinde
    Avcıdan yarasını gizlercesine
    Çığlıgını gömerek devrildiginde

    Vuruldu ciger parem kanlar içinde
    Vuruldu yürek yarem kanar içimde

    Mavzeri baş ucunda dağ yamacında
    Parmağı donup kalmış tetik ucunda
    Sabahsız bir uykuya dalarcasına
    Beyaz bir çiğdem açmış kanlı saçında

    #100028945

    likevoyager
    Katılımcı

    Diyarbakır ortasinda vurulmuş uzaırım
    Ben bu kurşun sesini nerde olsa tanırım
    Bu dağlarda gençliğim cayı cayır yanarken
    Ay vurur gözyaşına ben gecede kalırım

    Üzülme sen, üzülme başını öne eğme
    Gün olur kavuşuruz, dert etme Diyarbakır
    Yüreğini dağlama, kanlı bezler bağlama
    Bu yangın söner birgün, ağlama Diyarbakır

    Diyarbakır yolunda toz olmuş dağılırım
    Bu hırçın depremlerle sarsılırım kanarım
    Arkadaşların yüzü ağır ağır solarken
    Gün doğar yaylalara, kahrımdan utanırım

    Ey fırtınalı bayır, ey mazlum Diyarbakır
    Dağlarında ateşler, alnında kızıl bakır
    Çiğdemler solar gibi, anneler yanar gibi
    Dizlerine döküldüm, ağlama Diyarbakır

    #100028925

    Konu: NE DEMELİ ŞİMDİ

    grup forumunda Yusuf HAYALOĞLU

    likevoyager
    Katılımcı

    Ne demeli şimdi
    bir çiğdemin toprağı yırtışını seyredişim
    göğe mi dokunmalı
    ucuna mı körpe filizin
    öyleyse karanlık sokaklarda koştuğumu düşün
    ay yine bir kadın gibi sarkıyorken denize
    dirseklerimle böğrüme gömdüğüm titremeyi düşün
    oradan gövdemi kaplayışını soğuk bir terin
    vay perçemle günün huysuzluğu dolaşan kısrak
    vay acemi öpüşlerden gövdeme boşalan acımtırak has
    telaş, kıvranış, parıltılı gözlerdeki atılganlık
    ya görevin ne senin görevin
    oynaşmak değil mi içimdeki savaşmak duygusuyla
    ve benim nevresimim kararmışsa kirden
    rutubetten
    sarhoşsam gülümseyiş ağlayışlardan
    ve kaynak sularıyla üzerime yağan aydınlık hülyaları
    senden gelen ısıyla koruyorsam…
    Ne demeli şimdi
    ey serçelerin sabahlarla bölüştüğü cıvıltı
    ey bir romanın olur olmaz yerinde dikkati çeken hayal
    acıyış, şevkat, umursayış, hırçınlık seli…
    beni düşün öyleyse
    beni hayretin ve karanlığın eşiğinde
    beni fitillerde başlayan bir fısıltı anında
    ilk satırını yazarken bir bildirinin
    kulaktan kulağa dolaşan haberlerin bağraında
    beni dar camlarda değil
    bir bulutun seyrinde düşün
    burada
    ortasında
    sıçraya sıçraya kabaran alevlerin.

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 23) görüntüleniyor