1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 25) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034938

    Konu: BİR SOLUK UMUT

    grup forumunda Gülşen Destanoğlu

    Saliha
    Katılımcı

    yarınların elleri boğazımda
    sıktıkça sıkıyor
    bakmaktan vazgeçip
    gördüğüm anlarda

    boğazımda dizili umutlar
    sıktıkça boğuluyorlar

    boğuluyorum

    soluk
    biraz soluk diyorum
    hiçlikte çırpınan benliğime…
    biraz ışık
    karanlığa alışık gözlerime

    umutlar çalıyorum geleceğime

    demokrasinin piçlerine gebe
    iğfal edilmiş kadınlardan
    kocaman tanklarla oynayan
    babasız çocuklardan
    mideleri öğütmeyi unutmuş
    çaresiz halklardan

    y e t m i y o r

    yetemiyor nefesime
    koyveriyorum çığlıkları
    şimşek olup deliyor kapkara bulutları

    yağmur
    toprağı aslına döndüren yağmur
    dokunuyorum sana
    ıslak ellerim
    ıpıslak gözlerim

    hadi
    sağanak ol
    bardaktan boşalırcasına

    yağ insanlığa

    vicdanlar arınana kadar

    tüm bayraklar kararana kadar

    yağ durmamacasına

    #100034778

    Pelin
    Katılımcı

    dün gece düşümde
    bir kadın gördüm
    ötelerde rakseden bir yüreği
    ve karanlığı aydınlatan gözleri vardı.
    elini uzattıkça kayboluyordu
    umut namına bıraktığı ne varsa
    bilmem kaç bin öykünün
    alacakaranlığı çökmüş yüzüne.

    dün gece düşümde
    teni saçlarına boyanmış bir kadın
    kimbilir nasıl yalın türküler dizmiş dudağına
    bir solukta ardında bırakmış ne varsa
    dünyadan kalma kırıntıları
    yaklaştıkça eriyen anlamı
    uzaklaştıkça büyüyen dünyayı
    ve başdöndüren gülümsemesi yüzünde.

    dün gece düşümde
    yürüyordu geceye inat
    bir dostun omuzlarında konaklayıp.
    zamanın tüm kelimelerine yükleyip yüreğini
    anlamları eriterek
    zamana sığmayan düşüncelerin.
    alnında dualar birikmiş
    ve aydınlık öfkeler dizmiş düşüncelerine

    dün gece düşümde
    inciler dökülmüş dudağına
    terkisinde bir umudun yalnızlığı
    aşk alev gibi yakmış göklerini
    yıldız yıldız büyütmüş düşlerini
    uyansa hep aydınlık
    belki aydınlık bile tutsak
    dudağından dökülen gülümsemesine

    dün gece düşümde
    ölümden öte bir sessizlik
    umutların ilk başladığı
    ve asırlardır nakşedilip yüreğine
    insana ölümsüzlük kattığı
    tıpkı sana benzeyen
    bir genç kız gördüm
    yeryüzü boydan boya bembeyaz.

    #100034463

    Konu: AMATÖR ŞAİR

    grup forumunda Okan SAVCI

    Hayat
    Katılımcı

    Gel bir an önce,
    Türküler dinlemek istiyorum sesinden
    İçli…
    Buruk…

    Ümitsizlik-çaresizlik değil,
    Umut dolu bir sevda çıkmalı nefesinden…

    Sana okunmamış şiirler getirdim.
    Hasrete,
    Vuslata,
    Ve sevgiye dair!

    Açık tut gözlerini,
    İçine baka baka okuyacağım!
    Kapama ki, soluksuz kalmasın bu amatör şair…

    #100033253

    Konu: EKMEK KAVGASI

    grup forumunda Oguz AKTAS

    Yorgun_sair
    Katılımcı

    “Yaşadığın,ülkenin içinde bir kavgadır”.
    Ekmeği,bulmak zor iştir.
    Ekmek,aslanın ağzında yatar midesinde biter.
    Soluğumuz aldığımız soluk,nefes ekmek savaşıdır.

    “Ekmeği,kazanmak zor bu zamanda”.
    İnsanlık,ölmüş.
    Hayat,bitmiş.
    Ekmek,kavgası yaşanmış.

    “Bir,ekmeği bulmak”.
    Bir,suyu bulmak.
    Çok,çalışmak.
    Çok,kazanmaktan ibaret.

    “Emeksiz,yemek olmaz”.
    Yemeksiz de,emek olmaz.
    Emek,bir toprağın kaynağıdır.
    Kavga,hepimizin kavgasıdır.

    “Hayat,sınırları içindeki kavga”.
    Doğa,şartlarındaki kavga.
    Sınır,dışlarındaki kavga.
    Arkadaş,dost arasındaki kavga.

    “Suya baksam,su tatsız”.
    Toprağa baksam,toprak tatsız.
    Herşey,artık bayatlamış.
    Cansız,umutsuz,varlıksız.

    “Dürüstlük,nimetin aşı”.
    İki,yüzlülük maaşı.
    Riyakarlık,taşı.
    Alçaklık,yaşı.

    “Hainlik,diz boyu”.
    Arkadan,arkaya vuranlar.
    Sırttan,doyanlar.
    Enayi,yerine koyanlar.
    Hep,aynı kavganın sahibiler.

    “Taşlar,duvarlar,kapılar zincirse”.
    Yollar,dağlar kapalı pencereyse.
    Hanlar,hamamlar ceza eviyse.
    Dünya bir savaşın,bir kaosun içinde.
    Sürüklenip,gidiyor ekmek kavgası içinde.

    Yazan:Oğuz Aktaş


    safir
    Katılımcı

    Sen hiç benim gözlerimle ağladın mı… sarıldın mı ben diye bir yastığa.. her gece bin bir karabasanla savaştın mı.. dikip gözlerini tavanda bir yere yaşadığına lanet ettin mi hiç…

    Sen hiç susadın mı bana.. acıktın mı gözlerime.. gözlerinin değdiği her yerde benden bir iz aradın mı..

    Sen; ya telefonuma cevap vermezse diye telefon elinde kıvrandın mı bütün gece… bu kadar gururluyken bu kadar dik durmuşken bütün yılların acımasızlığına karşı, bir sevda uğruna eğildi mi başın… kendine kızgınlıktan sigarayı 3 pakete çıkardın mı hiç… Soluksuz üst üste ha bir eksik ha bir fazla.. ha sensizlik ha ölüm deyip ciğerlerini tükettin mi hiç…

    Aradın mı geçtiğin her sokakta beni… her kaldırım taşında oturup ağladın mı peki… Her parkta her bankta 2 kişiymiş gibi oturdun mu hiç… Her yağmuru ağladığını kimse bilmesin diye fırsat bilip attın mı kendini sokaklara peki.. Hiç iki kişiymiş gibi yanında ben varmışım gibi yalpalanarak yürüdün mü caddelerde…

    Sen sevdiğinin bir sokak köpeğine bile gülümseyerek bakacağını bilirken, o gözlerin asla sana bir daha gülmeyeceğini bilmenin acısını tattın mı hiç?… Nasıl tüketir bir seveni, nasılda yakar insanın canını bilir misin?

    Sen ona acıkırken, ona doyarken, onun bir daha sesini bile duyamayacağını bilmek nasıl bir ağrıdır biliyor musun… Hatta şuan nerde ve ne yaptığını bilmemenin nasıl en umulmadık zamanlarda insan beynini bir hiçten farksız kılar düşündün mü…

    Ölümü kendine hem bu kadar yakın hem de bu kadar uzak hissettin mi hiç… Ölmenin bir kurtuluş sensiz yaşamanınsa en feci ölümlere bedel olduğunu hissettin mi kendini bir kez benim yerime koyup…

    Hani yaşıyormuş gibi hani ölmemiş te mutluymuş gibi, hani yanında sevdiğin varmış gibi ellerini avucunun içinde düşleyip oyunlar oynadın mı hiç etrafına…

    Boş gözlerle için kan ağlarken gülmek nasıl bir duygudur biliyor musun sen…

    Her çalan telefona bin umut sarıldığın oldu mu hiç… Bir insana hem sevilmeyi bu denli yakıştırıp hem de onu içinden atmak uğruna kendini intihar etmeği düşündün mü gece gündüz…

    Acabalar ve keşkeler hayatını anlamsızlaştırırken günden güne canını bu kadar acıtan birine hayatımın anlamı deyip sarıldın mı yinede…

    Çaresizliğinin bir kan emici gibi seni tüketmesine şahit oldunmu baktığın her aynada… ve her aynaya yarım ve yaralı bir suratla bakmak nasıl bir duygudur biliyor musun sen..

    Sen ki gece gündüz adını sayıkladığım, sen ki yar değip canıma can ettiğim, açlığım, tokluğum ve suskunluğumken… sen hiç ben oldun mu, sen hiç yar oldun mu bana, sen hiç sen hiç beni sevdin mi???

    …Alıntı…

    #100032559

    Konu: SEN OLSAYDIN (TUTKU)

    grup forumunda Yavuz KORKMAZ

    yavuzkorkmaz
    Katılımcı

    Sen olsaydın hangi derdi şah ederdim şu bağrımda,
    Hangi şeyi de terk edipte gitmezdim ki ardımda,
    Seninle gülmeyi de hani desinler ta yıldızda,
    Kim demiş hiç gelmezdim kaybolurda sonsuzda.

    Ve gittiğin gün ve anılar dün gibi hep aklımda,
    Sonsuza dek kaybettiğim bu aşk bir hal ki koynumda,
    Senle ölmeyi de verseler en çetin en zorlukta,
    Kim demiş hiç gelmezdim yalınayak sökük tırnakta.

    Sen olsaydın nasıl gülmezdim aldığım her solukta,
    Coşardı seller gibi yüreğim her sevinç ta ayyukta,
    Seni görmekse olsun da an en kısa düş uykuda,
    Kim demiş hiç gelmezdim bir umut ver bin bir zorlukta.

    Ve yokluğun ölüm ve hasretin zulüm şu bağrımda,
    Bir kırık kalp bir yığın acı bırak da git ardında,
    Bir seni anlamadım bir Azrail i ne kılıkta,
    Belki de hiç gelmezdim sensiz ölümse var buyrukta.
    18 Temmuz 2003

    #100032361

    likevoyager
    Katılımcı

    Seni sevmek için, ne kadar sebep varsa içimde,
    İşte seni sevmemek içinde, öyle?
    Seni sevmek için ne kadar söz varsa dilimde,
    Seni yermek için, sana ermek için, yok işte?

    Bir yalan uyduruyorum ben kendimce,
    Kendime umutsuzluk, sana umut.
    Yollarıma çaresizlik düşmüş eşkıya,
    Ben sana zehir zemberek bir suskunluğum,
    Ben sana, gözlerinden vurulmuşum.
    Sana açılan kapıların, üzerime kapanan sesinde.
    Ben seni değil, kendimi unutmuşum.
    Yaralarımın kanayan damarlarına,
    Uykusuz gecelerimden kör sokaklar sürmüşüm.
    Ne mutlu bana, ne mutlu?

    En çok bir yıldız kayıyor biliyor musun?
    Bir dilek tutuyorum işte,
    Ellerin oluyor,tutunuyorum sana?
    Soluksuz bir sokak lambası altında,
    Şubat?a müebbet gözlerimi sunuyorum sana,
    Anlasana…

    Seni sevmek için ne kadar sebep varsa içimde,
    İşte o kadar yalan uyduruyorum kendime,
    O kadar yalan…
    Kime ne?

    Kendime yalanlarla tutunuyorsam, kime ne?
    Kendimi sende unutuyorsam, kime ne?
    Sende susuyor, Sende konuşuyorsam,
    Sende uyuyup, Sende uyanıyorsam,
    Vuruyorsam talan olan umudun mahzenine kendimi,
    Kime ne?

    Kime ne kendimi kanatıyorsam senin düşünde,
    Yalan yada gerçek,
    Sen!…
    Sen, sakın gecesiz uykularımda üşüme!
    Ben üşüyorsam?
    Kime ne?

    #100031909

    Konu: SON KEZ AĞLARSIN

    grup forumunda Selahattin YETGİN

    İklima
    Katılımcı

    Gölgeden duvar mı çekildi gözlerine
    Ölümsüz umutlar beslerken yüreğinde
    Bütün yoksulluğunu koyup ardına
    Yeni baştan kurulabilir mi her şey.

    Seviştikçe aydınlığı çoğalan gecedeydik
    Yakarmış güneş durgunmuş deniz
    Yalnızlığın insafsız kollarında, hepsi boş
    Sensiz soluktur orman sönüktür yıldızlar.

    Yine de gelme aşkım yalnız da büyür
    Usulca tutarım ince bileklerinden
    Yumuşak dudaklarına gizlice değerim
    Sabrımdır mesafelere inat büyüyen.

    Binlere katlansa da yüreğimdeki yara
    Nerede bilmiyorum ışığa çıkan yolum
    Sen misin bekleyenim çağlar ardında
    Tahammülüm bitiyor bu daracık kafeste.

    Güvercinim bahtı karam çağ sürgünüm
    Dehşetin ördüğü dehlizlerde kaybolanım
    Gönlüm ki gezinir mısralar ardında
    Gördüğüm her rüyayı hayra yorarım.

    Sen ki yazın ışıklara perdesin nöbet gibi
    Geçen zamana anıtsın çerçeve gibi
    Onulmaz kederlerim önünde bir dalga
    Kara yazgımsın dostuma, düşmanıma.

    İstemem açma kilitli kapılarını
    Çevrilir bir gün gönlünün sayfaları
    Parıldar o gün güneş gibi kutsal aşkım
    Yalnızlığın kollarında son kez ağlarsın.

    #100031675

    likevoyager
    Katılımcı

    sen olmalıydın şimdi
    prematüre uygarlıkların çocuğu,sen?

    silkinip tozlarından şair mezarlığının
    Mezopotamya?da almalıydın soluğu
    selam vermeliydin güneşine Amed?in
    şehrimin direnen surlarından
    Fırat?ta arıtıp ruhunu
    Evsel?de dinlenmeliydin bir soluk
    Kırklardağın?da yudumlayıp kaçak çayı
    ciğer kebabıyla gidermeliydin açlığını
    Dağ kapı?da?
    Ulu cami?de kılmalıydın namazını
    sonra, on delikli köprüden geçip
    bana gelmeliydin koşar yürek!

    yollarda durup üzümler toplamalıydın bağlardan
    ceviz ağaçlarına sapanla taş atmalıydın
    çocukluğundan bir ?an? çalıp
    sokakta ki çocuklarla bilye oynamalıydın
    dalaşmalıydın hatta, yenilince el ense
    mızıkçılık yapmalıydın anasını satayım
    basmalıydın okkalısından küfrü!
    tadını çıkarmalıydın taşın toprağın
    yerlerde yuvarlanmalıydın
    akşam anandan yiyeceğin köteğe nispet
    korkmadan kahkahalar atarak hatta!

    sonra aklına ben gelmeliydim birden!
    geç kalma korkusu sarmalıydı seni!
    uçar yürek gelmeliydin bu kez
    yarın olmadan!
    geç kalmadan!
    solmadan güneş!
    düşmeden yaprağı takvimin!
    sabahı vurmadan saatler!
    bana gelmeliydin?

    sen olmalıydın şimdi sen
    bugün sevgili/liler günüymüş be sevdam?

    yetişemeyeceksin biliyorum
    hatta hiç düşünmemiştin bile gelmeyi
    hayal bu ya?
    umut ya yüreği ayakta tutan?
    inan bana, binine bir kuruş almıyorlar
    bol kepçe kullanıyorum
    mutluluk oyunu diyorlar ya hani?
    öylesi işte?

    üzülme yeter ki sen
    yeter ki fırsat verme kargalara
    tünemesinler
    benden kalan yerime
    yoksunluğumda var say yeter ki beni
    hayal et sende ben gibi
    bir değil, bin serçe ötüyormuş say yüreğinde
    inan ki almıyorlar tek kuruş binine
    hayal et
    ruhları bile duymuyormuş kargaların
    varsın ötsün, onlar çalmaya yüreğini
    en tiz sesleriyle maskeli
    tüketmeye hepten yorgun ruhunu
    kanını emmeye
    sen hayal et sevdam hayal et
    varmışım gibi?

    sen olmalıydın şimdi sen
    bugün sevgili/ler günüymüş be sevdam?

    eskidenmiş küllerinden doğmaları Anka?nın
    tükenmiş sihri yıldızların,ruhları diriltmeye
    yakılan gemiler, sürükleniyormuş alabora, okyanuslara
    eski camlardan bardak olmuyormuş artık
    olacağından değil,
    hikayeden benimkisi
    boş ver be sevdam boş ver
    uzattım gene değil mi?

    var selametle oyna rolünü
    prematüre uygarlıklarda
    yaşarken gir, tozlu şair mezarlığına
    mutlu ol, mutlu et, yapay da olsa
    nasılsa miladımızın ne öncesi vardı, ne de sonu
    demedim say, unut ve git!

    dur sevdam! dur gitme!
    son bir şey kalmış en dibinde heybemin
    şunu al da öyle git?

    kim tünemişse
    sen kimdeysen bugün
    kim düşüyorsa bugün soluna
    varsın onun için olsun ama
    sevgililer günün kutlu olsun!
    ben olmasam da?

    14 Şubat 2008 / Sevgililer günün de…/Ankara

    Gülten Kahraman

    #100031164

    Ogniela
    Katılımcı

    Bugün 10 Kasım?.
    Bir devrin kapandığı yasım?
    Yüreğimdeki umutların asıldığı,
    Sevdamın sevdasına kavuştuğu Kasım?

    Bugün yine ağlıyor çocuklar?
    Bugün yine umutlar sönük!
    Bayraklar inmiş yarıya,
    Gençler çaresiz bitap?

    Bugün,
    Dirilişin günü olmalı!
    Bugün,
    Onun hedefi olmalı!

    Ey Türk Gençliği!
    Onun ilk son öğüdüydü?
    Türk Gençliği
    Atamın son söğüdüydü?

    En son Çanakkale?ye hediyeydi onlar,
    En son Anadolu?ya?
    Karanlık günlerin soluklaştığı,
    Aydınlık Türkiye?ye hediye?

    Atam İzindeyiz diye?
    Her an boşa söylenmemeliydi!
    Atam İzindeyiz diyenler,
    Kahvelerde pineklememeliydi?

    Biz dünün çocukları bugünün gençleri!
    Siz bugünün çocukları yarının gençleri?
    Siz dün bugün yarının gençleri,
    10 Kasımlar ağlama günü değildir?

    10 Kasım 2006 umut olmalı,
    10 Kasım 2006 hayat olmalı,
    10 Kasım 2006 gelecek olmalı,
    10 Kasım 2006 GENÇLERİN OLMALI?

    Adım atma zamanı değil bugün!
    Bugün koşma günüde değil!
    Bugün düşünme günü hiç değil!
    Bugün tek dişi kalmışı ezme günü?

    Medeniyet dediğin dikilmiş karşımıza,
    Topu tüfeği tüm ordusuyla!
    Sanmış ki alacak sarıkamışı da! …
    Sadece imanına boğulduğu vatanı?

    Bugün 10 Kasım! …
    Dün den tek farkı bugün yasım!
    Aslında benim en büyük aşım?
    Damarımdaki kudretli asil kanım?

    Derler Ermeni katili,
    Demezler Ermeni Türkleri katletti?
    Hatayı kurda kuşa yem sunarlar,
    Unuturlar Atanın öğüdünü?

    EY TÜRK GENÇLİĞİ!
    Tut sözünü!
    Ağlama kaldır yaslı başını,
    Ağlat seni ağlatanların anasını?

    Sanmasın ki Atan sen uyudun,
    Unutmasın düşmanlar senin çığlığını!
    Bugün gün, gündür
    Bugün Çılgın Türk?ün günüdür!

    Atam yat uyu toprağında rahat,
    Suyu uyutan ahlaksız tek dişi kalmış olan,
    Kalk zırhını al çık karşıma,
    Atamın artık ruhu rahat! …

    1000 nesli bir gecede sunduk..
    Bir gecede bin nesil doğurduk!
    Biz Türkün evladı Türkü tutturduk,
    Gençliğimizi vatana armağan sunduk?


    temptation
    Katılımcı

    Hiçbir filiz kendi gölgesinden öte bir yerde ölümü tatmamıştır..?

    Ey gözlerime bahşedilmiş mucize,

    Ey yüreğime hediye edilmiş Cennet kokusu,

    Ey nefesime serpiştirilmiş bir yudum taze hayat,

    Kan ter içinde susuz dudaklarıyla ve semâya dönen dualarıyla ? bir avuç deryâ?yı ? dileyen bir Haziran Cumartesi vaktinden düşüyorum sen kokan bu satırları..Vaveylâ eden bir öğle saatinde bulunduğun yerin deli rüzgarlarında düşlüyorum seni..Deli esen rüzgara inat başını eğmeyen gözlerine baka baka seni sevdiğimi haykırıyorum dua dua…. Kulağımda yankılan Cennet şarkılarıyla yeniden huzuru doldururken seni çekiyorum içime.. Toprak kokan benliğimle deniz kokan türkülerin söylendiği yüreğine akıyorum.. Sen mavi bir deryâ, ben sana kavuşmayı arzulayan – ruhi haliyle- Leylâ.. Sana gelen yollarıma sunulmuş tüm engelleri teker teker aşarak sana koşuyorum. Yüreğimde toprak kokusu, yüreğimde sana bir an evvel kavuşma çoşkusu..Hadi sevgiliKapılarını, perdelerini sonuna kadar arala.. Mevcudiyetinin ve geleceğinin tek idamesi / gayesi koca yürekli ? umut ? sayfalarına bir ? Elif ? miktarı ?gül?ümse olmaya geliyorum.. Heybemde yetiştirirken her nefesine bir ? Elif ? miktarı huzuru kattığım birkaç sevda gülü ve nefesimde Cennet tahayyülü ile sana koşmaktayım..Yıllarca sana sakladığım yüreğimi benden emin olana ? sana ? katmaya geliyorum.. Yollarım sana, menzilim sana..Kan ter içinde kalan Haziran ayının aksine ben ? senin gözlerinde ? yaşlanmayı diliyorum.Senin mevcudiyetine idrakim tamamdır artık.. Gayri benliğim senin varlığında sonlansın sevgilim?Çünkü biz bir mucizenin gerçeğe en yakın halinde sevdik birbirimizi.. Biz ki; dallarında bir ? Elif ? miktarı huzur, köklerindeki taze umutları taşıyan gül-i râna?nın sevdaya sunulan bir avuç mutluluğuyuz..

    Tedavülü çoktan kalkmış bir ömrün peyderpey yeniden yaşatılması değil bizim sevdamız. Bitkisel hayatta yaşayan bir bedene yeniden ömür biçmek degil yaşadıklarımız.. Ayrı gökyüzüne aynı gözle bakan bir sevdanın en yalın haliyiz.. Tümceleri sevda ile nakış edilmiş cümlenin içinde yüreği Cennet kokan bir özneyle ile bir yüklemiz.. Biz ki toprağın suya hasret kaldığı zaman diliminde gökten düşen – bir ? Elif ? miktarı ?gül?ümse?yiz.. Şimdi sevme zamanı.. Şimdi kavuşma zamanı..Gökten inen nurun toprakla kavuşmasında temaşa edilen mucizenin kelimelere dökülen haliyiz biz.. Sen ve ben bir?iz..Sen ve ben hep biziz.. Biz ki ;bir ? Elif ? miktarı huzuruz yetim ceylanlara hediye edilen.. Biz ki; taze gülüz nadasa bırakılmış topraklarda yeniden yeşeren.. Ve biz ki, birbirimizin kaderine yazılmış bir ömürlük sevdayız yıllarca kıyıda köşede delice beklenilen?

    Nefesindeki hayatla soluklandığım saklı sevdam,

    Sevda mucizesinin yeniden tezahür ettiği gözlerine yaşat beni.. Sonra da yeşil Cennetindeki gonca güllerinle sar beni?Hadi sevgili durma öyle.. Mavi bilyelerin cam soğukluğunda üşüyen yüreğimi sıcak şefkatinle kundakla. Üzerinde ütüsüz gömleği bir de yamalı pantolonu ile sana koşan bu adamı ilkokul cağındaki örgülü saçlarıyla siyah- beyaz fotoğraflara bile renk katan yaşı küçük ama yüreği büyük o kahve gözlü kızın yüreğine al..Gözlerinde her gün tekrarlanan bayram sabahlarının güzelliğine kat beni.. Baktığın her gökyüzünde benim gülen yüzümü görebilecek kadar benimse beni..Bir an tıkanan hayatın içinde anlamını idrak edemediğimiz ama onsuz mevcudiyetimizi idame ettiremediğimiz nefesinle sev beni.. İçine çek beni.. Taaa ciğerlerine doldur beni. Uzaklığımı unut, nefesime sokul.. Şah damarlarımdan bir an bile ayrılma sevgili.. Yoğunluktan bitap düşen yüreğimi nefesinle tazelendir.. Hadi el gibi sevgili durma yanımda . Ne olursa olsun yaşat beni yaşadığın sevdanın en yalın zamanında.. Kapı zile basan kişinin aşikâr olmasına inat sen hep benden başka her şeyi unutacak kadar sev beni..

    Hadi sevgili.. Bu Cumartesi bana memleketinden güneşler topla heybene..Biraz da deli esen rüzgardan doldur eteklerine..Bana gelirken toz toprak koksun yüreğin? Ellerin ise huzur? Şimdi seni bekliyorum aynı gökyüzünün altında. Sana kanatlanmak üzereyim.. Hicretim sana.. Yollarım sana? Menzilim sanadır..

    Unutmadan sevgili.. Gözlerimi kapattım.. Hani her zaman sana dediğim gibi? bir gün gözlerine bir şey olur da bir göz gerekirse karanlıklarına.. İşte bak yine gözlerimi sana verdim.. Kapattım ışıklarımı.. Annemin tülbentiyle perdeledim güneşi.. Sağım- solum karanlık mı sanıyorsun şimdi.. Tut ellerimi şimdi.. Gözlerin ışığım, adımların adımlarım olsun?Hadi gözlerimi kapattım ve kulağımda Cennet şarkılarıyla çoşarken kulağına fısıldıyorum sevgili?

    ? Senden başka her şeyi unutacak kadar seviyorum seni …”

    ???…

    Hep bir ? Elif ? miktarı ?gül?ümse ne olur?

    Çünkü; gülmek sana yakışıyor…..
    Gülümse ne olur?

    Gülümsediğin,

    Bende yaşadığın,

    Beni ? sende ? yaşattığın için

    ? Eyvallah sevgili eyvallah?.?

    İsmail SARIGENE

    #100030917

    Konu: BEN SUSARIM

    grup forumunda Sema Sabuncu TERZİ

    temptation
    Katılımcı

    Geceleri fener altlarında uyur ruhum.
    Geçmişim, alıcı bir kuş gibi
    Yeni doğan günün sonrasında
    Mavi göğe kanat çırpışım kadar eski değildir.
    Rüzgarlara tutsak bir tepede inler sesim,
    Tuzlu suların dövdüğü kayalar kadar bile
    Özgür değildir hüznüm.
    Onlar ağlar,
    Ben susarım.
    Onlar güler,
    Ben susarım!
    Gündüzleri güneşin soluk ışığında gezinir ruhum.
    Geleceğim, kuru bir ağacın koyu kahve
    gövdesinde
    Asılı kalmış cılız bir yaprak kadar bile
    Özgür değildir!
    Hayata tutsak bir çift renksiz gözden bakar
    gözlerim,
    Yasak umutların getirdiği huzur kadar bile
    Mutlu değildir gönlüm.
    Onlar ağlar,
    Ben susarım!
    Onlar güler,
    Ben susarım.

    Sema Sabuncu Terzi

    #100028851

    Konu: AŞK VAR YA

    grup forumunda Nurdan ÜNSAL

    likevoyager
    Katılımcı

    Birazdan tren geçecek
    Hüzün vagonları sızı sızı
    Gece saracak etrafımızı
    Yazdıkların silinecek bir bir
    Yıldızlar sönecek birer birer
    Adlar ağzında zehir
    Hayallerle dolu bu şehir.

    Birazdan tren geçecek
    Yüreğinde kızıl güvercin
    Öfke soluklansa bitse kin
    Güneş dağlara doğunca
    Yürüyecek ışık usulca
    Umut adımlarıyla nefesi
    Sessizlik ayak sesi.

    Birazdan tren geçecek
    Şimdi mevsim bahar ya
    Yaklaştıkça son istasyona
    O da yaşanıp bitecek, yoksun
    Atla, ne bekliyorsun
    Yanan ateşe, akan suya
    Aşk var ya!

    Birazdan geçer tren
    Yükü hüzün.

    28.09.2005

    #100028899

    Konu: KUM YÜKLÜ YELKEN

    grup forumunda Nurdan ÜNSAL

    likevoyager
    Katılımcı

    bir ay daha kırpıldı
    güneş fersiz soluk
    kayık olmak vardı sularda
    ya da cemrenin sonuncusu kadar mağrur
    su olup akmak
    olgun ateş kadar yanmak/yakmak

    pırıltısında yakamozun can
    hangi yangın çocukluğunu yaşamamıştır
    şarap mı kırmızı/gülerim
    göz bebeği rengi
    ağıtın adı türkü
    dillense

    zaman sabırsız kürer ömrü
    di(l) lenmeli yeniden
    bağ bozumlarında yeşile yağmur
    ney sesiydi kirpiklerin yeşerdiği
    işittiğim dalgalar vurur gökyüzüne
    solar ıssızlıktan

    inadına kum yükledim tekneye
    anlaştı denizle fırtına
    kıskanır yelkenin özgürlüğünü
    kötürümdür rüzgar/sağır
    kumdan en iyi deniz anlar

    kıyıda kaldı özgürlük
    avarenin taş sektirmesi
    başımda kuşlar
    pahalıdır özgürlük yine de
    sandığa sakladık/kilitlemedik

    kan sızar
    durmaz pazarlığı günün
    ölüme kadar sevinç
    son nefeste umut hala
    erken ölüm sığmaz
    tercih ölümse/ne kolay

    yaşam zor ve keyifsiz
    ölümün bin bir yolu
    keyfi yetmez canın
    denizse bıkmış kıyıya çarpmaktan
    okyanus da denize

    02.01.2006

    #100024665

    Konu: YERSİZ AŞK

    grup forumunda Handan KOCA

    gizzz
    Katılımcı

    yerli yersiz bir aşk benimki
    kusuruma bakma ne olur
    elimde olmadan sevdim seni
    meğer haberim olmadan sevmişim seni
    ama büyük hayaller bağlamadım sana
    kalemimi dilek ağacı yaptım
    umutlarımı sardım yaralarıma
    sonra…
    kül oldum yazan kalemin ucunda
    kusuruma bakma ne olur
    yerli yersiz bir aşk benimki
    belli belirsiz bir kalp çarpıntısı
    hem kalemimin rengide soluk
    belli olmuyor okunmuyor sevdam
    sarı yapraklarda
    kimseninde haberi yok
    bu tek kişilik oyunda
    ayak parmaklarımın ucuna basıyorum
    hiç ses çıkarmıyorum
    yaramaz bir çocuk gibi seni herkesten saklıyorum
    kusura bakma ne olur
    yerli yersiz bir aşk benimki
    belli belirsiz bir kalp çarpıntısı
    terkedişlerin olmadığı
    gözyaşının kuruduğu
    boynuma bir kolye gibi taktığım
    ve ömür boyu taşıyacağım aşk tortumsun

    Handan Koca

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 25) görüntüleniyor