You cannot copy content of this page

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 21) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları

  • Pelin
    Katılımcı

    I

    Bugün de suskun başlıyorum geceme
    Dilimin kilidiyle yüklendiğim
    Dayanılmaz acıları
    Geleceğimin diliyle çözüyorum
    Yarının umuduyla yaşadığım gerçeği
    Bu gecenin anısına çiziyorum
    Alnımın en eskimez yerine.

    Yorgun bir zamansa yaşadığım
    Yüreğim ağırlaşmış,
    Koyamazken bir yerlere
    Sığmazken zamana ağlayışlarım
    İki yüzlü,
    Nefret dolu insanları görüyor
    Ve susuyorum
    Tüm gerçeklere nanik atarcasına
    ZAMAN GİBİ

    II

    Düşlerimin dostluğuyla yaşıyorken hayatı
    Gerçeklerin imbiğindeki yalnızlığa
    Dönüşüyorken zaman
    Özgürce bir başına
    Hiç kimsesiz yüzlerinde insanların
    Bir köz gibi yanan yüreğimi
    toprağa bulamaksa
    özgürlüğü duyumsamak.

    Benim düşlerimin
    gerçeğe dönüşen sancısı
    bir avuç dolusu düşüncem
    ve yokluğun kederiyle
    ürkütürüm uyuyan suları
    tıpkı insanlardan, düşünmekten
    konuşmaktan ve gerçeklerden
    korkup kaçtığım gibi.
    insanca yaşama istemine çektiğim yabancılık
    BEN GİBİ

    III

    Yüzümüze savrulan her şeye
    Aldırmadan yaşamaksa hayat kanım.
    Ezilmenin tadına nanik atmaksa düşüncem.
    İnsanlardan nefret etmek gibi adice gerçeklere
    “hayır” diyebilmek gibi
    Yalnızca hayat damarlarımızda
    Dönmek aynı noktaya
    Ve yürümek sonsuzla
    Gerçeğin ta kendisidir işte
    Biz sevmesekte;
    yalnız yaşar,
    ölürüz çünkü
    Ama yine de bitmek bilmez hiçbir şey
    HER ŞEY GİBİ

    IV

    Yüzümde yıkanabilse şu sabahlar
    Kalbim simsiyah olmaz aynalarda
    Ve zorlu acılarla yatan benliğim
    Beynimdeki afakanlar gibi.
    Gerçeklerle sarar,
    İlk ışıkta her yeri
    Yeryüzü ateş kesilir
    Hiç kimse anlamaz
    Bir şeyleri nedense
    Hiçbir şey
    ONLAR GİBİ

    V

    Akşamlarca yıkık,
    Yazılmamış senfoniler kulaklarımda
    Ipıslak bir çizgi
    Gözlerimden ellerime
    Ellerimden yüreğime
    Hayatım bir manastırın kadehinde
    Eskimiş bir şarap kadar yorgun
    Sadece gecenin avutkanlığında
    Sabahı anımsamak
    Kötü geçen saatlerin
    KELEĞİ GİBİ

    VI

    Yüzler yorgun
    Ve beynimce zerrelerim
    “Bulduklarım gerçek mi yoksa”diyerek
    Kendimce hüzünlenip,sustuğum
    Kabuğuma çivileyip tüm hayatı
    gerçekler gibi
    Geçen saatleri,
    zamanı, yaşadıkça
    Suskuluğuma yüklemiştim
    HERŞEY GİBİ

    VII

    Bir geceyi yüklerken,
    Hasretin küfesine
    Omuzlarım çökmüş,
    Dudaklarım çatlamışsa susuzluktan
    Hayalleri getiren geceler
    Bir günahın sıcaklığıysa
    Yüzümde yanıp sönen karanlık renkler
    Hala eskimemişse yüreğim
    Sesi geliyorsa uzaktan
    Çarklar dönüyorsa,
    Durgun sularda
    Ve Odamın duvarları hala
    Aynı yankıyla fısıldıyorsa yüzyıl
    İşte orada bir ben
    SENSİZ GİBİ

    VIII

    Bir sigara yanmış ellerimde
    Önümde kağıtlardan mezeler
    Elimde demlice bir çay
    Sarhoşsam bir şeylere
    Kapımda asılı duran bir çivi üzerinde
    Çakılmış bir resimse duygularımla ben
    Gece boyu dört duvar
    Suretlerle karşımda
    Sisli bir odada hep yanımda
    Yüreğimse kelepçe
    Sessiz voltalardan sonra
    Adımlarım meydan okuyorsa mahkumluğa
    Sensiz gürültülerde
    Yürek kesilir gümbürtüler
    Her şeyin odağında,
    yalnızca kaybolurum
    Yüreğimde paramparça bir mavzer
    sevdalar
    HEP BİZ GİBİ

    IX

    Tütündür ellerimde yüzyıllarca
    Çıkmayan isi karanlığın
    Senin pembe dudaklarındır
    Paramparça eden gecelerimi
    Bir kabrin karanlığındadır
    Gündüzüm, gecem ve ben
    İşte o öyküdür yazdıklarım
    O karanlıkta parlayan yıldızlar benim
    Sadece ve sadece avutan
    Mezar taşlarını
    Senin hayalindir sevdiğim
    Yani benim hasretim
    Ebediyete kurulmuş bir köprü
    SANA GİBİ

    X

    Sana hiç hoşçakal demişmiydim bilmiyorum
    Zaman bir cendere
    Ve biz kaybolmuş paradokslarız
    Sonsuzun izinde
    Ve tüm yazılanların
    ANISINA

    (12.12.1988-30.011989)

    #100034436

    safir
    Katılımcı

    Güneşin doğuşuyla beraber,
    sebepsiz hikâyeler başlar ardımızda.
    Hayat tozpembedir diyenlere inat,
    zaman geçtikçe pembesi gidip,
    geriye sadece tozu kalıyor her şeyin?
    ***
    Artık sabahları erken uyanıyorum.
    Kadife sesli imamlar, ezanlar okuyor göbeğinde şehrin.
    Arka mahallede çan sesleri kulaklarımı çınlatıyor.
    Balat kıyılarını soracak olursan, bugünlerde inadıma durgun.
    İlk defa çay içtiğimiz o medrese parkına ne zaman gitsem;
    Yokluğuna kokuyor simitler, poğaçalar?
    ***
    Gittiğinden beri,
    yokluğunu direklere çekiyorum.
    Sensiz akşamların imbatlarından sonra,
    okşayarak uyuduğun, sarıldığın yorganımla,
    gitmişliğine ısmarlanmış zamanları yaşıyorum.
    Ara sıra, cumbalı pencere kenarlarından
    sokağın suskunluğuna dalıp gidiyorum.
    Yarınların umutlarına ömür verdiğimiz,
    gönülden gönül?e yaşlandığımız o yerde,
    yokluğuna alışmayı deniyorum?
    ***
    Çocuksu öyküler gibi,
    hüzünlü bir sayeye duruyor mahrem yüzler.
    Eskiden bizim diyebildiğimiz şarkılar,
    şimdi kim bilir nerelerde söyleniyor?
    Ve kim bilir
    hangi denizin kıyısında,
    hangi akşamların sabahında,
    rıhtımlara kelepçeleniyor?
    ***
    Senin için sakladığım umutlar,
    geçmişe gömdüğüm tüm yaşanmışlıklar,
    her gün yavaş yavaş öldürüyor beni.
    Nemli kıyıların hüzünlü dalgaları hala kulağımda.
    Vanilya kokulu sevdalar semtimize uğrayalı beri
    sen başka bir memleket, ben başka bir manzara!?
    ***
    Bakıyorum da,
    her şey bir toz şeridi gibi.
    O zamanların üzerinden bir yığın zaman geçmiş.
    Yaşam kılık değiştirdiğinden beri,
    hepsi çok gerilerde kalmış?
    ***
    Sen ve ben,
    hasımız artık?
    Okunan şiirlerin, yürünen yolların,
    otantik aşkların, soylu bakışların
    onurlu sonrasıyız?
    Bütün ikiyüzlü öyküler gibi,
    kitabın son sayfasıyız?
    ***
    Şimdi ben;
    Hep severek ve hep yücelerek,
    yalnızlığa doğru çoğalmakta
    sana doğru ufalmaktayım?
    Dile düşmüş yarınların,
    yarım kalmış zamanların,
    ve bütün terk edilmiş anıların
    kana bulaştığı yerde,
    bir rüya görmüşüm!
    Bizi bekleyen gün ışığında,
    uyanmışım?

    Ve sen,
    hep oradaymışsın?

    ?Aʟoηє мαη?

    Ergin BOROBEY

    #100034432

    Hayat
    Katılımcı

    Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla yormayacak.
    Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak.
    Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, herşeyini.
    Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin.
    Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin.
    Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük.
    Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak.
    En seksi leydi olmayı da bilecek, hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de.
    Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küfretmeyecek.
    Kadın dediğin ayıp nedir bilecek.
    Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek.
    Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna.
    iki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak.
    Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak.
    Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürlerle yemeklerle işi olmayacak.
    Şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz.
    Salatasız oturmayacak yemeğe.
    Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri.
    Yahut pahalı parfümlerin sindiği, boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin.
    Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş.
    Buram buram kadın kokacak kadın dediğin.
    Kadın dediğin güzel olacak… Zeki olacak zeki.
    Seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini katmasını da…
    Paranın güzelliğini bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak.
    Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terk etmeyecek.
    Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak,
    Yan gözle adam kesmeyecek, başka sevgili edinmeyecek.
    Sarışın, renkli gözlü uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya…
    Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir olacak.
    Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha.
    Ağzı sıkı olacak kadın dediğin.
    Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak..
    Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından, dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan,
    Kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan,
    raf süslerinden, tehtidkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak.
    Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak,
    biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak.
    Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak.
    En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir.
    Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa.
    Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle.
    Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de.
    Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek.
    Parayla pulla, kariyerle, kimin ne dediğiyle, sınırlamayacak.
    Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla…
    Bileceksin ki evde ‘O’ kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana.
    Öyle bir kadın işte…
    Nerede öyle kadın , yoktur deme.
    Sen de adam olacaksın, seçmesini bileceksin!

    #100034288

    Konu: KADIN MELEK

    forumda KADIN MELEK

    Hayat
    Katılımcı

    Bir melek gibi,sevgi vermek için gönderilmiş dünyaya.Karşılık beklemeden sevmenin,fedakarlık yapmanın,şefkatin ne demek olduğunu öğretmek için.Bıkmadan anlatmak üzere,sabretmek üzere,her türlü kabalığa,aşağılanmaya,alay edilmeye,yalanlara,ikiyüzlülüğe dayanmak üzere gönderilmiş.Dayanıklılığı, ne kadar anlayışlı olduğu ve kararlılığı test edilsin diye dünyada kadın.
    Bu melek,aşkın kılığına bürünüp gelmişse kapınıza,dünyada sizden daha şanslı bir erkek olamaz.Ama görmeniz gerekiyor,anlamanız gerekiyor.Kapıya gelen herhangi biri gibi davrandığınız an meleği küstüreceğinizi ve onun bir başka kapıya doğru yola çıkacağını bilmeniz gerekiyor.O melek,aşkı sunmaya bu kadar hazırken siz burun kıvırırsanız,bir başka meleğin de kapınıza uğrama olasılığını yok denecek kadar azaltırsınız.
    Kapınıza gelen o kadını,hayatınızın sonuna kadar bir melek olarak yaşatmayı başarırsanız ne mutlu size.Ama bu hiç de kolay değil.Kırılgan,alıngan,ilgisizliğe tahammül edemeyen,dünyanın merkezi olmak isteyen,sevgiye her daim aç,zaman zaman yırtıcı bir kaplan gibi saldırgan olduğunu unutmamalısınız.O,size her şeyini vermeye hazır ya,sizden de aynı şeyi bekleyecektir.Bir erkeğin bunu yapabileceğini de bilir.Yapamayacağınız şeyi istemez zaten.Ama yapabilecekken yapmamanız halinde er ya da geç size bunu ödetecektir.
    Hayır,klasik bir intikamdan söz etmiyorum.Bir kadının hesap sorma yöntemi ya da öç alma yöntemi erkeklerinki gibi dümdüz bir şey değildir.Onların her şeyi ince ince hesaplayan,planlayan beyinleri öyle kusursuz bir kurgu yapar ki, siz bir şeylerin değiştiğini anladığınızda ne yazık ki çok geç olur.Kadının,isteyip de elde edemeyeceği hiçbir şey yoktur dünyada.Hayatınızı isterse,onu da ele geçirir.Direnemezsiniz bile.
    Bir melek,kötülük yapamaz bilirsiniz.Kadının yaptığı da kötülük değildir aslında.Ama nasıl ki kendisi,dünyada çok şey için sınava giriyor,sizden de beklediği onun için bazı sınavlar vermeniz ve o sınavlardan da başarıyla çıkmanızdır.Bir kadının koşulsuz desteğini alan erkeğin sırtının yere gelmesi mümkün değil.Emin olun,hayatınız hep iyi yönde değişecektir.Onun zengin ruhu,yaratıcılığı,hayal gücü,size,tahmin edemeyeceğiniz dünyaların kapısını açacaktır.Bir melek varsa hayatınızda onu melek olarak yaşatmak için çaba gösterin…

    #100031111

    temptation
    Katılımcı

    BENİ GÜZEL HATIRLA BUNLAR SON SATIRLAR…
    FARZET Kİ BİR RÜZGARDIM ESİP GEÇTİM HAYATINDAN
    YA DA BİR YAĞMUR
    SEL OLDUM SOKAĞINDA
    SONRA TOPRAK ÇEKTİ SUYU…
    KAYBOLUP GİTTİM BELKİ DE BİR RÜYA İDİM
    SENİN İÇİN…
    UYNADIN VE BEN BİTTİM…

    BENİ GÜZEL HATIRLA
    ÇÜNKÜ SEVDİM SENİ BEN HERŞEYİNİ…
    SANA SIRDAŞ OLDUM DOST OLDUM KOYNUMDA AĞLADIN…
    YÜZÜNE VURMADIM HİÇBİR EKSİKLİĞİNİ
    BENİ ÜZDÜN KINAMADIM
    ALIŞIKTIM VEFASIZLIĞA EL OLDUN
    ALDIRMADIM…

    BENİ GÜZEL HATIRLA
    SAYFALARCA MEKTUP BIRAKTIM SANA…
    ŞİİRLER YAZDIM HER GECE ÇOĞUNU OKUTMADIM…
    SAKLADIM GÜNAHINI SEVABINI İÇİMDE
    SESSİZCE GİTTİM…
    SENDEN ÖNCEKİLER GİBİ SEN DE ANLAMADIN…

    BENİ GÜZEL HATIRLA
    SANA UNUTULMAZ GECELER BIRAKTIM
    SANA EN YORGUN SABAHLAR…
    GÜLÜŞÜMÜ,GÖZLERİMİ SONRA SESİMİ BIRAKTIM
    EN GÜZEL ŞİİRLERİ OKUDUM GÖZLERİNE BAKA BAKA…
    SÖYLENMEMİŞ MERHABA’LAR SAKLADIM HER KÖŞEYE
    VEDALAR BIRAKTIM DURAKLARDA…
    NE ARARSAN BİR SEVDANIN İÇİNDE
    FAZLASIYLA BIRAKTIM ARDIMDA…

    BENİ GÜZEL HATIRLA
    DİZLERİMDE UYUDUĞUNU DÜŞÜN
    SAÇINI OKŞADIĞIMI ÜŞÜYEN ELLERİNİ ISITTIĞIMI
    MUTLU OLDUĞUN ANLARI GETİR GÖZÜNÜN ÖNÜNE
    ALNINDAN ÖPTÜĞÜM DAKİKALARI……
    BİRAZDAN KAPINI ÇALAN KİŞİ OLABİLECEĞİMİ DÜŞÜN
    ŞAŞIRTMAYI SEVERİM BİLİYORSUN
    BU DA SANA SON SÜRPRİZİM OLSUN
    ŞİMDİ SENİNLE YAŞANAN GÜNLERİ ATEŞE VERİYORUM

    BENİ GÜZEL HATIRLA

    GİDİYORUM

    DEMET


    safir
    Katılımcı

    Acıyı görmek mi istiyorsun?
    Gözlerime bak!
    Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları,
    Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin.
    O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu.

    Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi,
    Umutla kurudum sensiz.
    Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin.
    Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan
    Bir boşluktan içeri girdim her gece,
    Senli düşlerden sensiz karanlıklara süzülür gibi.

    Ellerin nasıldı? Küçük müydüler? ve parmakların ince uzun mu?
    Parmaklarını parmaklarımın arasında hissedip,
    Seninle sahil boyu denizi hiç fark etmeden bir birimize bakıp yürüyemedik.
    Gözlerinin yeşilinde geleceğe dair hayaller kuramadan,
    sadece umut ettim gözlerini görebilmeyi.
    Ve o gözlerinde ki ışıltıyla karanlık gecelerime yol göstermeni istedim.

    Acıyı görmek mi istiyorsun.
    Gözlerime bak!
    Ve yaşanmamış boşa geçen anların hüzünlü şiir´ini oku,
    Kirpiklerinden sıyrılıp yanaklarına düşen dizelerimde.

    Bensiz yattığın o yataklarda benli hayaller kurma artık.
    Sabahlara merhaba derken beni seven bir şair var deyip gurur duy sadece.
    Ve hiç bilme o şairin senin için her gün defalarca öldüğünü.
    Ve bil ki insan sevdiğiyle beraber olacak mahşerde.
    Tek avuntum bu şimdilik.

    Dünyada olamadığım anları mahşere bıraktım ben,
    Ben seni bu dünyalık mı sevdim sandın?
    Ölüm´müş,terk edilişmiş umurumda değil,gelme istersen.
    Nasılsa bir gün hayat biletimi kestiğinde,
    Kavuşma vakti olacak benim için ölüm.
    Dudaklarımda ki acı tat?
    Yoksa acı bir tebessüm mü olacak sana ulaşmayı beklemek?
    Ne yazık hiç bilemeyeceğim.

    Acıyı görmek mi istiyorsun?
    Gözlerime bak!
    Sen uzakta çok uzakta
    Bensiz bir yaşamın anlamsız günlerini yaşamaktasın,
    Benim gibi.

    Seni seviyorum,
    Gerçeğin ta kendisi bu iki kelime,
    Sırf dudaklardan çıkması istenen değil de
    İçimde taa içimde senin için atan bir kalbin feryadı,
    Haykırışı bu sevdiğim.
    Sana ulaşamasam da,
    Biliyorum ki zavallı kalbim
    Sana ait her şeyi saklıyor en gizli yerlerinde
    Kanlı ve uykusuz gözyaşlarımın
    Her gece aynalardan süzülmesi gibi acı veriyor uzaklarda oluşun.

    Biliyorum beni sevdiğini
    Acıyı tattığını da benden uzaklarda
    Ama hiç bana sana ait bir şeyi vermedin?
    Acı tek taraflı olsaydı,
    Ne yürek dayanırdı ne yaşamın bir anlamı olurdu.
    Ama yokluk kötü sevdiğim.
    Bir beden olmak isteyen yüreklerde ayrı ayrı yaşamak kötü.

    Sana her fırsatta koşmak isterken beni durdurmaların,
    Yüzüne hasret kaldığım günlerde
    Beni ısrarla kırışlarını hiç anlamış değilim.
    Eminim yine okuyunca bu şiirimi büzeceksin dudaklarını
    Ve eminim ağlayacaksın.
    Ağlamak seni ben yapar sevdiğim
    Ve beni sen yapanda içimde senin için yanan bir kalple yaşamak.
    Her gün Üsküdar&ÿ#8217ÿ;da oturup kendimi dinlerim
    Oysa konuşan sendin hep benimle,
    Ne martıların vapurlara takılışı,
    Ne işportacıların bağırışıydı fark ettiğim.
    Ben denizi seyrederken gözlerinde boğulmayı sevdim.
    Yosun tuttu gözyaşlarım sensizliğin dalgalarında.
    Gözlerim ve ben her Üsküdar&ÿ#8217ÿ;a inişimizde
    Bir gün seninle bir bankta oturup
    Sadece ve sadece hiç konuşmadan gözlerine bakmak istedik.

    Kaç zamandır bir hüzün dolaşıyor odamda.
    Duvarlar bir şeyler söylüyor sanki
    Adım adım yok oluşumu izliyorum
    Her batan güneşin karanlığı getirmesiyle.
    Sabahlara kadar uykusuz gözlerimle uzaklara,
    karanlıklara bakıyorum mütemadiyen
    Kayan her yıldızda tek bir şey diliyorum?
    Ve Senin için yalvardığım namazlarda secdeye kapanıp
    Rabbime ettiğim dualarım,
    Tuttuğum dilekle aynı olması ve sonra umudumu yitirmeden
    Rabbimin bir bildiği var deyip
    Kabul olmadığında dualarımın
    Tekrar tekrar yalvarmalarım.

    Seni okyanusların diplerinde
    Bir midyenin içinde ki
    İnciyi görme ihtimalimin olmadığı gibi kabul ettim aşkım
    Ve seni hiç ulaşılamayacak dağların zirvesinde
    Koklayamayacağım bir çiçek olduğunu fark ettiğimde
    Tek bir şey düşündüm?

    Dokunamadan tenine,
    Öpemeden öpülesi dudaklarını mahşere erteledim vuslatı.
    Ben o kargaşada ne yaparım bilmem ama
    İnsan mahşerde sevdiğiyle beraberdir derler
    Seni seviyorum meleğim.

    Acımasız olan ne sensin ne de ben,
    Bize gümüş tepsiyle sunulan hüzünlü bir hayat sadece
    Ve kabul etmesi zor olan bu ayrılıklara katlanmak sanırım.
    İnsan yaşamın değerini
    Yüzü ve kalbi güldüğünde anlıyor
    Anlıyor ki ölüm sadece toprağa girmek değil
    Ve nefesi kesilene kadar yaşadığı her şeyin
    Gözlerinin önünden geçmesi değil.
    Ölüm sensizliğin sadece yaşarken verilen cezası sevdiğim.

    Seni bulduğumda sevgi anlam kazandı
    Her anımsadığımda yaşamamım oldu gülüşlerin
    Hiç tükenmedi içimde senin için yanan ateş
    Ve ben o ateşle yanmayı,
    Sırf seni sevmek olduğu için
    İnan bana çok sevdim.

    Ertuğrul Bayam

    #100030822

    Konu: ÇİĞDEM

    forumda ÇİĞDEM

    ahmtdgr
    Katılımcı

    Hayatın son demini yaşayan ömrümle
    Hayatın son güzelliğini yaşamaya çabalıyordum
    Hayatın anlamsızlıklarıyla boğuşan ruhumla
    Hayata inat yaşamaya direnen tükenmiş bedenimle
    Hayata bir daha sevmemeye yeminler ederek bakan kalbimle
    Ömrümün son demini yaşıyordum
    Hayat bana gülmüyorken
    Hayat bana acı yüzünü gösteriyorken
    Seninle yolumu kesiştirdi hayat ihanetlerine rağmen bir araya getirdi.
    Her şey boştu bir şeylere sarılmak
    Umutla geleceğe bakmak
    Umutla bağlanmak hayata ve bir sevgiliye
    Anlayacağın her şey boşken anlamsızken
    Kaderin bazen anlamını ve neden yaptığımızı bilmediklerimizle
    Kader bizi bir araya getirdi.
    Farklı sevecen hayata umutla bakan dingin ruhlu
    Güzelliği hayallerimde saklı kalan düşlerim kadar güzel
    Sesindeki huzur verici ahenkle
    Gözlerini gözlerimin içene dikip
    Baygın baygın bakışların ve o çocuksu bakışların davranışların
    Ve daha yazamadığım kelimelerimin yetmediği güzelliklerin
    Farkında olmadan beni sana bağladı
    Seni sevdiğimi fark ettirdi
    Hayata yeniden umutla bağlanmaya başladım seninle
    Geriye döndüm her yönümle eskisi gibi olmaya başladım
    O başı hiç eğilmeyen her şeye kafa tutan
    Tanrıdan başka kimseden korkusu olmayan
    İnadına her şeye diren solculuk oyununda başta olan
    Kişiye geri döndüm
    Bunu da bilmeni isterim ki ben radikal değilim
    İtikatım var itikatliyim ama radikal değilim
    Olamam da zaten ben sol yanı yaralı olan biriyim
    Ama her yerde saygı gören sevilen biriyim
    Ne kadar farklı olsam da her kesimce sevilen
    Kolu uzun biriyim yalnız değilim
    Seni düşündüren soruya yanıt verdiğimi fark ettin mi
    Bilmem ama benimle ilgi kafanda oluşan büyük soruya yanıt verdim
    Ben sana
    Hayata inat acılarıma inat insanlara inat ölüme inat mazime inat?.
    Tutuldum sana inanamayacağın kadar çok bağlandım
    Seninle hayata bağlanmaya başladım
    Ama bitiyor sayılı günler
    Be güzelim
    Bana acı veriyor seni bir daha göremem ihtimalleri
    Be güzelim seni ölümüne seviyorum
    O kadar çok seviyorum ki
    Bir bilsen bir bilsem yarın ne olacağını
    Güzelim benim canım benim
    Hayatın bana kazandırdığı güzel yeteneklerimden biri
    Senin düşüncelerini okumamı sağladı ve hala okuyorum
    Düşüncelerini ve duygularını içinde yaşattıklarını
    Canım benim her şeyin farkındayım
    İçinde yaşattığın fırtınaların geceleri kaçan uykularının
    Düşlerindeki rüyalarındaki gerçekleri biliyorum
    Bana baktığını görüyorum yüzüm önüme eğilmiş olduğu halde
    Vücudunda oluşanları algılayabiliyorum
    Gözlerime bakmamı içinden beni sevdiğini haykırarak
    İstediğini biliyorum
    Bazen farkında olmadan kendini ele veriyorsun
    Ben psikoloji eğitimi de aldım
    İnsanların düşüncelerini duygularını davranışlarına gizlediklerini
    Okuyabiliyorum bunu da öğrendin bilmiyordun be güzelim
    Bunun yanında yaşadıklarının aynısını ben de yaşıyorum
    Hissediyorum
    Son iki haftadır uyku gözüme girmiyor
    Her yanımdasın aldığım nefeste baktığım gözlerde?
    Canım benim seni yaşıyorum beni yaşadığın gibi
    Duygularımız karşılıklı bunu biliyorum
    Ama konuşmaya cesaretim yok be güzelim
    Sana ulaşmanın yollarını arıyorum
    Sana dokunabilsem
    Gözlerine saatlerce bakıp dalsam
    Ellerinde tutsam
    Sana kavuşabilsem
    Seninle bir ömrü paylaşmaya hazır olduğumu
    Bir bilsen
    Seni ne kadar çok sevdiğimi
    Be canım benim gel ve bana anlat
    Yaşadıklarımı yaşadıklarını diyorum
    Çünkü sen de farkındasın her şeyin
    Canım benim gel ve kollarıma sarıl
    Gerçekten ciddiysen ne olur gel
    Sana adıyorum ruhumu ve her şeyimi
    Seninim ben gel al sana adadıklarımı
    Aslında biraz cesaretli olsak
    Bir araya gelmemiz o kadar zor değil ki
    Cesaretli değiliz be güzelim cesaretli olsak
    Ret edilmeyeceğimiz kesin
    Ne sen beni ret edersin ne de ben seni
    Buna rağmen susmayı seçiyoruz
    Farkındasın bizi bir araya getiren sürecin bitmek üzere
    Olduğunun az kaldı belki de bir daha birbirimizi göremeyeceğiz
    Bir acı olup kalacağız
    Be güzelim canım benim böyle olmasını istemiyorum
    Tüm yolları sana açıyorum
    Çünkü ancak o yolları sen kat edebilirsin
    Beni hayat tüketti
    Gel ve hayata inat sarıl bana güzelim
    I LOVE YOU AUTUMN CROCUS

    #100030320

    Ayça
    Katılımcı

    Yillar.
    Yillar neleri aldi götürdü biçarem.
    Daha yeni aldim.
    Cuzdanimda sakladigim resminin tozunu.
    Ne acilar gördüm ben.
    Nelerine katlandida bu yürek.
    Yinede seni unutamadi.
    Agaçlar çiçek açanda gelirim demistin.
    Kuru dallar yaprak döktü gelmedin.
    Agaçlar boy atanda gelirim demistinde.
    Küküç çinar yaslandi bak gelmedin.
    Herseyin tadini unuttum.
    Herseye bir kirmizi çektimde.
    Yook bi çarem yook.
    Insan sevdigini unuturmu be.
    Kendimi bile unuttumda.
    Bir seni unutamadim bi çarem.
    Bir seni unutamadim.
    *ben seni unutmak için sevmedim*

    #100029391

    Konu: MANŞET

    forumda MANŞET

    Bülent
    Katılımcı

    Hayatıma manşet istiyorum.

    Birkaç manşete ihtiyacım var, günler tekdüze

    Karton filmlerden yapılma bütün serüvenlerin

    içinden geçtiğimiz karanlık tünel bizim olmayan gündelik

    Büyük bir köy artık bana tanınan, dünya!

    ölüm tek ticaretin

    Biz söyleriz başkalarına kalır kelimeler

    sanal gerçeklikler için vurguna inmiş manşet

    Gözlerimize attıkları bandın sakladığı karanlık

    kimsenin ofsetinde kazınmıyor yalan sarmal grafik

    kendine çevriniyor

    Biz söyleriz başkalarına kalır kelimeler

    Rekabetten başka yapacak bir şey bırakmıyorlar bize

    Şerefin, haysiyetin, adaletin ve ümidin

    eski moda öyküsüne bir biletim var, alıp cezalı bir biletle

    değiştiriyorlar. Sesim hiçbir metinde tanınmayacak böyle

    giderse.

    Aşık olmak istiyorum.

    Kendileri koyuyorlar kuralları. Naklen yayınlamak

    istiyorlar bütün duygularımı. Güzel pişmanlıklar yaşamak

    istiyorum, bırakmıyorlar, sterilize ediyorlar hemen yaşadığım

    her anı. Hilesiz kuşlar bile kartpostallarda tuzağa düşürülüyor,

    Tebrik ediliyor; poz verdiriliyor kanatlarına.

    Pozdan putlar yaratılıyor her yanda, afişlerde, ekranlarda,

    vitrinlerde, sokak pozlara tapmaya zorlanıyor insanlar.

    Zorlandıklarını hiç anlamıyorlar.

    Her yerde bela var. Olmayacak yerlerde üşüyorum.

    Çarşaflarımı denetliyorlar ben yokken. Pencereme konan kuşları

    takibe alıyorlar. Tek kişilik bir içbükey zaman bile

    bırakmıyorlar bana.

    Çıkmasam odam gömleğim oluyor. Çıkmasam sokaklar tundra.

    Aynaya bile şebekemi gösteriyorum.

    Bakın kimseyi dövmek istemiyorum. Aktör de olmak

    istemiyorum. Vücuduma ve ruhuma muhtacım. Rahat

    bırakmıyorlar. Yerimi bilmeliyim gitmeden önce. İzmarit olmak

    istemiyorum. Gençken ve yeniyken bir şeyler denemeliyim. Önce

    bir manşet bulmalıyım kendime, her şeye bir manşetten

    başlamalıyım.

    O zamanları anlatmak istiyorum.

    Zamanı öğrenmeye çalışırken yitirdiğimiz zamanları.

    Ölümden anlayan bir yanımız vardı gene de

    Sesimiz açılırdı. Uyurken korkardık. Sıçrardık uyku

    arasında ya da birinin elini tutardık

    Gecenin koyu kibrinde gölgelense de erden masumiyetimiz

    gelip geçerdik her şeyin yanı başından

    derinleşmekti en büyük tehlike

    Bağışlanırdık. Gençtik. Gençlik kaba cephane.

    hiçbir şeyin içimize fazla işlemesine izin vermezdik

    kahkahayla baş etmeye çalışırdık gözümüzle göremediğimiz

    her şeyle, ölesiye korkardık

    kendi içimizden tanımadığımız biri çıkacak diye günün

    birinde

    anonim bakış için rehin verdiğiniz gözler

    önünde

    geçip giden yazıp duran söyleyip eyleyen

    ben değilim

    duru suyun arı mantığın dingin optiğin

    önünde

    görülmek görünmek gözükmek isterim

    çok mu zor çok mu olanaksız bilmek isterim

    karşı durduğum şeyler vardır hayatta

    manifestoya varmadan daha kısa mesafelerde

    çözgüsü atkıya daha kolay dolanabilecek bir dolu yol

    derin çözümsüzlükte

    adı konmamış gizli bir sözleşme saklı madde

    imha ve imla

    ne çöllerde yiten geç dönemin mecnunları

    ne teneke kutularda biriktirdiğim madeni paralar

    en büyük günahımı işlemedim daha

    elementlerin minimal kullanımı

    daha yolun başındayım, yakında

    şimdiki zaman yalnızca çarşı

    pop ve popcorn zulmün bütün ayları

    iki bin yıllık kadim şehirlerde işkenceciler emniyet

    müdürü, katiller vali, Bağdat naklen bombalanıyor tarih ekrana

    çıkıyor, şifreli çantalarda taşınıyor parçalanmış haritalar, zulme

    çalışıyor devletin ve sermayenin bütün kanalları, polisler

    gazeteci, sarı kartlı muhbirler, satılık şeref koltukları,

    eski bir alınlık: Geçmişi anlamayan onu bir daha yaşamak

    zorundadır

    hem ortadoğudayız hem viyana kapılarında

    kuşe bir gravürde dağılıyor kimlikler değerler özsu; katil

    hep başkası çıkıyor kara piyasada kapalı iktisat

    her yıl geriye çalışıyor infilaka kadar körlük

    infilaka kadar kötülük

    herkes birbirine düşman olursa sistem mümkün oluyor ve

    buna, hayat işte, deniyor

    şairler biliyor sonuna geliyoruz büyük duvara

    herkes bir manşet bulmalı parçalandığı fragmanlara

    bugünlerden bir gün çıkacaksak eğer, çıkılacaksa,

    gömdüğümüz şeyler olmalı bugünlere, bir gün başka gözler

    bugünleri yeniden okuduğunda bizi görsünler diye, birkaç

    manşetlik kaba cephane

    ne yalnızca siper ne barikatta verdiğimiz ölüler

    şiir gizimizi herkesin gözleri önünde kaçırır geleceğe

    kolay kirlenmeyecek mecralar deltalara vurur akıntısı

    çıkarız çıkmalıyız acemi şiirler büyür başkalarının okuduğu

    olduğu yerde

    bizi de oldurur derin teorisiyle

    tekin olmayan şiirlerin kotuma altına aldığı yarınlar

    saklar kendi çocuklarını da

    eski ve kara bir şarkı yineler kendini başkalarının

    kaderlerinde:

    “kendini ele verdiğin yerde

    başkasına ihanet etmiş olursun

    yapma n’olursun!

    bizi almazken bizim kurduğumuz şehirler

    biz söyleriz başkalarına kalır kelimeler

    varsın olsun sen gene de

    yapma n’olursun!”

    yarım bırakılmış bir fragman gibi,

    parçalanmışlığın sunduğu acemilikler gibi

    mükemmel olmaktan özellikle kaçınmış şiirler gibi

    söylenebilecek binlerce sözden yalnızca birkaçı gibi

    kirletilmiş kayıtsızlığın her vahşeti mümkün kıldığı bir

    dünyada

    hayatımızın başına çekin kendi manşetinizi

    #100027373

    Bülent
    Katılımcı

    Önce, büyük büyük düşündüm.

    Sonra, büyük büyük yaşadım.

    Ne varsa, onlar aldı.

    Şimdi, bana-küçük/bir ölüm kaldı


    Ogniela
    Katılımcı

    Ben hiç gitmedim senden gidemezdim, ben sendim
    Ben, her yeni güne merhaba diyen beyaz bir güvercin oldum sevginle
    Sevdigine öylesine inanmak istedim yeserdim, çiçek açtim
    Gerçekten sevdin mi, hala süphesi hançer yüregimde
    Ama ben öylesine sevdim ki, hiç bilemedin
    Belki de sevgime kendini layik göremedin
    Ben mi geç kalmistim yoksa sevilmeye
    Giden sendin toplayip herseyini
    Alamadigin, tek gözlerin kaldi bende
    Hayalimde yasattigim
    Derinliklerinde kaybolmayi en çok arzu ettigim gözlerin
    Boynum bükük içimde herseyinle sen, ardina bakmadan giderken
    Gitme kal, seni çok seviyorum diye haykiramadim
    Tutmadin ellerimi, oysa ki bir dokunusun eritecekti beni
    Ben seni içimden hiç atamadim
    Hergün, geleceksin umuduyla yasadim
    Sen hiç sevmediysen, sevmiyorsan, sevemiyeceksen
    Ben seni öylesine sevdim ki
    Sen yüregimde, ben düsüncelerinde
    Hiç istemesen de
    Sana söz, kendime söz
    Aldigim nefes kadar yasayacaksin bende..

    #100026887

    Ogniela
    Katılımcı

    Dön Sevgilim
    Dön sevgilim sevgiline dön
    Sen gitmistin bu sehirden
    Beni bir basima birakip gitmistim
    O zaman yetim kaldim,öksüz kaldim

    Vedalasirken biraktin pak ellerimi
    Bilemedim gurbetin bu kadar hasretini
    Ve ellerim kirlendi sensiz bu sehirde
    Ayriliklarin dili hece olup dilimden düsüyor

    Hasretlerim kalbimin daglarindan yankilaniyor
    Gecelerim sessiz,issiz,soguk ve sensiz
    Sana nasil iltica ettim ki simdi sensizim
    Huzur yok bu sehirde bana ve askima

    Karinca yürüsü günlerim var bu sehirde
    Mehmet Akif gibi sabrim var sensizlige
    Dilim söylemese her gece ay huzurunda
    Dualarimda sesimi duyurmak var; ac kalbini

    Ask efendileri günes misali mesale tutarlar
    Benim gecelerimde,hasretin elcileri ay tutuyor
    Dolunay bekcileri gibi sabahlarim hep gece
    Bir sesin,bir nefesin,bir bakisin,dilencisi oldum

    Sabah günesinin yildizlari cikar pencereden
    Onlarin icinde ben de varim,sen görmesen de
    Senin uykunda gül misali kokusu var rüyalarimda
    Deniz gibi sessiz,dag gibi suskunum bu sehirde

    Dert ve keder bulutta yüklü bir yagmur
    Gurbet verse beni sana bir gece ansizin
    Dokunabilsem dudaklarina,ellerine,yüzüne
    Hasretim gül olur tomar tomar elimde acar

    Gönlüme gölge düstü bu sehirde bilmedim
    Dön diye kac gece agladim ki artik islak yok
    Aklimi yitirdim bu askta hasreti neyleyim
    Gönlüme gölge düsmüs gece olmadan gel

    Ask; muhtacin sultani,hasretin efendisi
    Gurbet gönlümün dinmeyen sensiz acisi
    Bir olup kalksam kacsam,bu sehirden sana
    Gelir misin yanima,gelir misin yanima sevgilim

    Kelimeler anlamlarini yitirdi aklimi kaybedince
    Ölüm kefenim yirtildi yasarken bu sehirde
    Her sözümde kann gördüm,damlalarimi sayarim
    Son damlam düsmeden,akmadan dön sevgilim

    Vicdanim nefsimle oyun oynar sana hasretken
    Hicbirsey kazanmadim bu hasretten; acidan baska
    Sevmeyi unutmaya basladim bu sehirde,gel sevgilim
    Yar diye sarilmak varsa icinde dön sevgilim,dön

    Gönlüm ihanetin bir hamlelik yani,sonra ölüm
    Yüz akim kalmadi günesin gölgesinde oysa ölüm
    Uzun gecelerimde ziyaret eder oldu beni
    Sensizim ya bu sehirde gülmek zor be sevgilim

    Dön sevgilim sana avareyim,pejmürdeyim
    Harcai rüzgarlara kapilmadan gel sevgilim
    Dokunuslarimin bir rengi kalmadi düslerimde
    Yitirdim kendimi bu sehirde,ask diye diye

    Sevgili hani askti bizimkisi; oysa hasret
    Sevgili hani güzellikti bizimkisi; oysa dert
    Sevgili hani biz asktik,asiktik; oysa dert
    Sevgili hani ask bahcesinin nadiriydik; oysa yokuz

    Askin olmasa idi bu sehir bana bir ölüm
    Dertlerime iki metrelik bir mezar olur
    Hasretimin güllerini diker,yagmurla sulardim
    Iklimler yok bu sehirde ben varken kalbinde

    Sevgili gel,yar gel,bir gülüsle gel
    Bir sevgiyle gel,bir hasretle gel
    Yeniden dog kalbime,dokun bana
    Sar beni,gir gönlüme sevginle,askinla

    Dön sevgili hasretken sana,dön bu kalbe
    Hasretimin kann damlalari bitmeden dön
    Günes batmadan gel,gece olmadan dön
    Ben gitmeden dön,askinla,sevginle,kalbinle dön

    Hüseyin Kırkgeçit


    Ogniela
    Katılımcı

    Hasretin Ayak Sesleri
    Hep bu sevdanin hasret sesini ve ayak sesini duyuyorum
    Dolasiyor kanimda,canimda,bedenimde,ruhumda
    Günesin batisindan beri ve senin gidisinden beri
    Bu sesler dokunuyor kalbimin bam teline

    Bir ciban gibi isliyor bedenimin icine yavas yavas
    Ey simdi bana kara haber gibi yaklasan hasret
    Seslerin en agriyan yanima yani kalbime dokunuyor
    Sonra saadet olup yanimdan pervasizca uzaklasan
    Hasretin, özlemin ayak sesleri kesilmez kalbimden

    Bu aksam bana gelen müjdeyi caydirdilar bu sesler
    Bu sesler beni benden alip götürdüler yarin yanina
    Göstermeden getirdi beni bu sesler yarin yanindan

    Anladim bu hasretin citirtilari kulaklarima ve kalbime
    Iste böyle adim atar hasretin ayak sesleri adamin icine
    Bir hayal yasatir gercek icinde sana bu hasretin ayak sesleri
    Tabutun pesinden gidenler gibi gelir hasretin ayak sesleri

    Kimsesiz gecelerim var hicran dolu hüsran dolu hasretten
    Artik sevgiden atan kalbimde bir ayak sesi oldu hasretten
    Hasretle dolu bu bas bir gün düserse sen aglama hasretime
    Ben gelirim senin yanina hasret dolu gecelerinde bir tek sana
    Sonra senin hicran dolu gecelerinde koynuna yavasca dalacagim
    O hasretin uyanilmaz ve kalkilmaz uykusuna senin kollarinda

    Bir Ask Olsun Kitabindan

    Hüseyin Kırkgeçit

    #100026891

    Ogniela
    Katılımcı

    Sözümü unutmadim
    Sözüne sözüm yok
    Lafina lafim yok
    Bakislarina bakisim yok
    Utancimdan kelamim yok

    Ne o gunlerin hatiralari kayboldu icimde
    Ne de senden bir gun yok oldu gunumden
    Sensizlige dem vurmusum hasretlerimle
    Sakli hic bir seyim kalmadi belki vefa icin

    Sana bahanelerim yok gelmek icin
    Dualarimda uzun omur isdedim
    Seni bir kez daha yuregimle gormek icin
    Gunlerimi kandirmak icin zamani sildim

    Yine cokmu konusdum bu sevgiye
    Sozum sozdur belki uzun belki kisa
    Hangi gunun gecesinde karsinda olurum
    Bilmem ama icimde ki umut cok yakin diyor

    Hüseyin Kırkgeçit

    #100026617

    Ogniela
    Katılımcı

    Geceleri kopar, gönüllerde fırtınalar,
    Yelkovan akrebi sensiz geceye kovalar,
    Işıl gözlerden yaşlar mütemadiyen akar,
    Sensizliğin acısı titretir uzaklardan…

    Aşkın büyüsü denir, sevginin gerçeğine,
    Girilmez ki canım sevginin derinliğine,
    Aşkı can parçasıyla gece gündüz yaşarken,
    Sevgilinin sözleri duyulur dudaklardan…

    Aşkın cazibesi saklı kalmasın kalplerde,
    Gönüller boşuna sevda matemi tutmasın,
    Aşkın iksiriyle tanışsın zevkle bedenler,
    Cennetin ışıltısı gelsin yüce ruhlardan…

    Değmesin, aşk mabudeme başka kulun eli,
    Ömür geçse de, bitmez bu sevdanın bedeli,
    Ödemek kolay değil, aramızda canlar var,
    Hasretin damlası dökülür o yanaklardan…

    Alınyazısı deyip geçilir, çoğu zaman,
    Yansan da, kavrulsan da, hiç değiştiremezsin.
    Mahşere dek sürecek denir, dillerde her an,
    Vuslatın uğultusu çınlar o kulaklardan…

    Kaderimse çekerim denir, geçiştirilir.
    Gönüllerde, umut çiçekleri soldurulur.
    Başka bahara saklanır, bir kaçış sanılır.
    Anıların sancısı, çıkar elbet ahlardan…

    Bir daha yaşadıkça hayır denilmeyecek,
    Sevgi dünyası hazırlanır, engin düşlerde.
    Gönül bahçesinde diz çökülüp, yalvarılır,
    Göz yaşların sel olur, gider hatıralardan…

    Ne umutlar besler, can verir gibi seversin,
    Canandan Mecnun olup, muradını istersin.
    Leyla olur kalpler, hasretin kemeri takılır,
    Sevdanın efsane olduğu o duvarlardan…

    Mevla?nın verdiğini yaşamazsa gönüller,
    Mevlana?da feyizle sema yapsa da eller.
    Yunus dergahında kırk yıl sabır da çekseler,
    Ahiretin kararı silinmez vicdanlardan…

    Ulu cami çeşmesinden yeminle içildi,
    Canana varınca, sözler boğaza dizildi,
    Mahşere dek çekilecekler, alna yazıldı,
    Umudun kısmet dendiği, kara yazgılardan…

    Her şeyin en güzeli, hayırlı olanıdır.
    Sarmaşık bile, güle aşık olup dolanır.
    Bir ot kadar arzulu olamıyorsa kalpler,
    Yaşananların aynısı, çalar şarkılardan…

    Sevgiler yaşanmazsa, kalbe kıvılcım düşer,
    Tatlı huzur hayali, gözyaşlarıyla söner,
    Yürekte yaşatmak için yeminler edilir,
    Bedenin bitişiyle, serpilir topraklardan…

    Kullar hakkını, ne kadar da helal etseler,
    Viran olmuş gülistana, rahmet de serpseler,
    Sırat köprüsünde, hesabı sorulur elbet,
    Ruhların merhametiyle kurtulur haklardan…

    23.06.2003 Ankara

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 21) görüntüleniyor