1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 188) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100036011

    Konu: AKLIMA DÜŞTÜN YİNE

    grup forumunda Hatice KATRAN

    neslihan
    Katılımcı

    Çok uzaklarda biri vardı
    Hatırlarmısın
    Kimi mi?
    Canım bitânem benim……..

    Belki gülüp geçeceksin
    Gül! Birtânem gül
    Ben senin gülüşünü sevdim…
    Belkide kim bilir?
    Aklına bile gelmem…
    Düşündükçe seni, sensiz gecelerde
    Yıldız olur, çakılırım karanlığa
    En ufak, olur olmaz her şeyde
    Un ufak olur kalırım
    Aklıma geldikçe gözbebeklerin..

    Ağlar, ağlarım
    Ben senin yağmur gibi tenime
    Dökülüşünü sevdim
    Ahhh, bu nasıl kader? !
    Bu, nasıl yaşamakk ki?
    Canımdan, yâni senden ayrı…
    Ben senin!
    Hasret kervanı gibi,
    Yollarda bükülüşünü sevdim

    Belki çok yakın!
    Yakınımdasın, can evimdesin
    Elini uzatsan, tutacağım elini

    Büyük aşkımızı düşünüpde
    Acaba, söyle bir içini çekipde
    Bir tânemmm!
    Diyip hatırlıyormusun arada bir?
    Yoksa!
    Evet yoksa unuttunmu? Canımmm!
    Boşver mi diyorsun? !
    Ben! Senin
    Kadere meydan okuyup,
    Dikilişini sevdim…

    Biliyorum!
    Hemde çok iyi biliyorum ki,
    Benim bir tânem unutmaz,unutmayacak…
    Bekleyeceğim
    Aylar, yıllarda geçse
    Dönecek bana! Dönecek…
    Ben! Senin
    Bana dönüşünü sevdim…

    Söz Yazarı:
    Hatice KATRAN

    #100032000

    admin
    Yönetici

    Gözlerin doğuyor zifiri gecelerime,
    Nasıl da ışıldıyorum bir görsen,
    Bütün yıldızlar avuçlarımın içinde,
    Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    Dudaklarımda sevdalılara ait
    Eski bir mehtap şarkısı..

    Ben seni unutmak için sevmedim
    İşte doğduğun o virane evdesin,
    Nasıl bakarsa su toprağa
    Öylece bakmaktayım sana,
    Yolunu gözlemekteyim senin, beklemekteyim?
    Gözlerin dalgalanmakta olan bir mavi deniz
    Ben dalgalı denizin kucağına aldığı
    Sabah Yıldızı,
    Denizin mehtap şarkısı güzel
    Gece yıldızları kıskanmakta bu Sabah Yıldızı?nı,
    Bütün balıklar mutludur denizlerde
    Bir deniz girdabı çeker beni içine,
    Çaresiz bir kuştur çırpınan ellerim
    Mavi denizinde gözlerinin,
    Bu tekne ben miyim mavi denizinde yüzen?
    Bu rüzgar ben miyim, sarı gök yüzünü dalgalandıran?

    Gözlerin doğuyor zifiri gecelerime,
    Nasıl da ışıldıyorum bir görsen,
    Bütün yıldızlar avuçlarımın içinde,
    Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    Dudaklarımda sevdalılara ait
    Eski bir mehtap şarkısı,
    Ben Sabah Yıldızı.


    dilek
    Katılımcı

    GİRİŞ:

    Öğretmen öğrencilerine selam verdikten sonra günlerinin nasıl geçtiğini sorar.Onların bilgilerini yoklamak için bir takım soru sormaya yönelmektedir.

    -Doğup büyüdüğümüz bu dünyada her günümüz birbirini kovalarken biz her güne yeniden merhaba deriz ancak en çok yanımızda uyandığımızda kimleri görmek isteriz?

    -Birilerini severiz ama hayat şartları bizleri onlardan ayırmak zorunda bırakabilir mi?

    -Sevdiğine şiirler yazan hangi şairlerimizin hangi şiirlerini biliyorsunuz?

    -Ömrümüzde kimleri unutmak durumunda kalırız?

    -Mutlak unutmak var mıdır?

    -Unutmak kavramı sizler için neyi ifade eder?

    KEŞFETME: UNUTURSUN (MİHRİBAN)

    Unutmak kolay mı? deme

    Unutursun Mihriban’ım.

    Oğlun, kızın olsun hele

    Unutursun Mihriban’ım.

    Zaman erir kelep kelep

    Meyve dalında kalmaz hep

    Unutturur bir çok sebep

    Unutursun Mihriban’ım.

    Yıllar sinene yaslanır

    Hâtıraların paslanır.

    Bu deli gönlün uslanır…

    Unutursun Mihriban’ım.

    Süt emerdin gündüz-gece

    Unuttun ya, büyüyünce…

    Ha işte tıpkı öylece

    Unutursun Mihriban’ım.

    Gün geçer,azalır sevgi

    Değişir her şeyin rengi.

    Bugün değil, yarın belki

    Unutursun Mihriban’ım.

    Düzen böyle bu gemide

    Eskiler yiter yenide.

    Beni değil, sen senide

    Unutursun Mihriban’ım.

    AÇIKLAMA:

    Şair bu şiirinde unutmadığı ve hiçbir zaman unutamadığı kişiyi hatırlamaktadır. Bu unutmanında birgün değil belki yarın olacağını söylemektedir.Şair şiirini Mihriban adlı bir kıza yazdığını bu kızın gerçek hayatta var olup olmadığını da kimsenin bilmediğini,şairin de buna hiçbir zaman bir açıklık getirmediğini bilmekteyiz.Bazı kişilerde bu şiiri kızına yazdığını söylemektedir.

    DERİNLEŞTİRME:

    1.DÖRTLÜK:Şiirin ilk dörtlüğünde şair sevgilisine öyle büyük konuşma unutursun beni diyor.Hele hele de bir evlen başkasının sevdiği ol ondan çocukların olsun bakalım.Ben o zaman aklına bile gelmem diyor.Şair sevgilisine sitem ediyor.Ben seni bu kadar çok severken sen beni nasıl unutursun beni nasıl yüreğinden söküp atarsın diye sitem etmektedir.

    2.DÖRTLÜK:Şair şiirinin bu bölümünde de zamandan dem vuruyor zamanın hızlıca akıp gitmesinden sevgilinin şairi bu zaman diliminde unutmasından şikayet ediyor. Zamanla birlikte değişen hayatlardan,hatta doğanın dengesinden bile bahsediyor.Meyvanın bile dalında durmadığından herşeyin aslında zamanla elimizden kayıp gitmesinden duyduğu öfkesini,sitemini bu sözcüklerle hayat buldurmaktadır.

    3.DÖRTLÜK:Şair sevgilisine sesleniyor zaman akıp giderken yıllar sinene bir ok gibi yaslanır,seninle yaşadığımız o güzel günler birgün aklına gelir ve beni hatırlarsın belki o zaman yanında ben olamam Mihriban’ım ama sen hep benim gönlümde yer edersin.Ben seni hiçbir zaman unutmam.

    4.DÖRTLÜK:Sevdiğim kadın sen de zamanında çocuktun annenden süt emerdin gündüz gece,zaman akıp gitti,biz büyüdük ve yollarımız ayrıldı seninle nasıl ki o küçüklük günlerini ilk günkü gibi hatırlayamıyorsan gün gelecek beni de tıpkı öyle unutacaksın benim güzel sarı saçlı Mihriban’ım.

    5.DÖRTLÜK:Hiçbir şey bıraktığımız gibi durmaz ne sevgimiz ne de özlemimiz zamanla unuturuz,köreliriz,hatırlamak istemeyiz aklımıza geldiğinde tebessümle yad ederiz.Günler birbirini kovalayacak,değişecek bu dünya da herşeyin rengi,tadı,tuzu bugün olmasa da Mihriban’ım birgün gelecek beni unutacaksın.Çünkü bu hayat dediğimiz yaşam bizi öyle bir koşuşturmacanın içine atıyorki zaman geliyor ne yaşadığımızı bile hatırlamıyoruz.

    6.DÖRTLÜK:Artık şair şiirinin son dörtlüğünde sevdiği kadın olan Mihriban’ına nasihatta bulunmaktadır.Bu fani olan dünya da bir düzen vardır.Bu düzene hepimizde uyarız.Yeni bir yere alıştığımızda eski yeri hatırlamayız,yeni birini sevdiğimizde eskiyi hatırlamayız.Sen gidince Mihriban’ım elbette yenisi gelecektir yanıma çünkü bu düzen böyle devam etmektedir.Bu düzen de sen beni değil gün gelir kendini bile unutursun Mihriban’ım demektedir.

    DEĞERLENDİRME:

    Öğrenciler bu şiirin sonunda şairin sevgilisini zamanla unutacağını bunun belli aşamalardan geçerek olacağını öğrenmektedir.Unutmanın şairde bıraktığı derin izlerini görmektedirler.Şairin şiirinde kullandığı edebi dili çözmeyi öğrenirler,şairin nasıl şiirler yazdığını öğrenirler.Edebiyatımızda Mihriban şairi olarak bilinen ve Mihriban’ı öksüz bırakan şair Abdurrahim Karakoç gibi Anadolunun telli coğrafyasını şiirlerine yansıtan bu güzel insanı tanımış olurlar.

    PINAR ŞİMŞEK

    #100034810

    Pelin
    Katılımcı

    Yokluğunla dolar avuçlarım
    Gözlerimde bir hasret
    Mutlu şafaklarda gözlerim
    Gözlerim ellerimde
    Ellerim yüreğimde

    Bir sabah okunur hükmüm
    Nabzıma zincir vururlar
    Hece hece
    Sesime
    Başıboş rüzgar
    Ilgıt ılgıt çeker perdesini
    Keser sesimi

    Ağaçlarda yaprak yaprak
    Dökülür
    Karlar gibi üzerime
    Damla damla
    Sonra……………..
    Bir ayak sesi duyulur
    Bir kapı açılır
    Sessizce yüreğime
    Sevgi söyler

    Bir balık çırpınır suda
    Bir çocuk doğar karanlıkta
    Tekerlek sesleri kaldırımlardan
    Çığlıklar konuşurken duvarlardan
    Esir alır gecenin düşlerini
    Ve beni

    Konuşamam
    Konuşamaz ellerim
    Dudaklarım,gözlerim
    Susarım duvarlar gibi
    Göz yaşlarım kısık bir ses
    Konuşur sensizliğe
    Geceler boyu

    Ellerim uzatırım gökyüzüne
    Yıldızlar ellerimde
    Yüreğim ay parçası
    Işır sabaha kadar

    Sabahlarım sensizliğe bürününce
    Donar kalırım
    Yaz güneşinde
    İnsan soluğuyla

    Yalnızlığım sırdaş olur
    Yalnızlığım şarkım
    Yalnızlığım aşkım
    Sever dururum sen gelene dek

    Ve yine bir gece vakti
    Kaybolur gider umudumun şafağı
    Varlığım silinir yeryüzünden yokluğunda
    Bir şiirim kalır belleklerde
    Bir de ıslak mendilim ve telefonum

    Ağlarım gündüz gece
    Ağlarım hece hece

    Hasrete bürünür saatler
    Şarkılar hasret çalar
    Gözlerim,ellerim
    Hasret kokar dudaklarım

    Bir karanlık gecede gelirim yine
    Bir sabah gün ağarırken şiirim
    Uzanır ellerine
    Beni söyler sayfalar
    Beni çalar heceler
    Benliğimdeki hasreti koklar

    Ama
    Sakın ağlama
    Üzülmesin yüreğin

    Ben her gece
    Küçük bir yıldız ellerinde
    Yüreğinde ay
    Damarında kanım
    Akar dururum sonsuza dek

    Ve unutma
    Geceler benim
    Ben gecelerdenim.

    #100034752

    Konu: BİR KIŞ BOZGUNU

    grup forumunda Galip SERTEL

    kurtpinar
    Katılımcı

    bir İsa’dan mı önce
    bir İsa’dan mı çoook sonra
    bir kalubelâdır burası bir Tuna yalısı
    ve evrilen bir zamandır bir yüzkarası
    bu bir kış bozgunu ve sen bir âdemoğlu
    bir hava ki sıfırın altı onaltı
    köyü sarmiş birebir kâfirin hınzırım tankları
    tanklara bakıyor üzgün üzgün bir köy halkı
    ve sen bir âdemoğlu
    bir orman bekçisi Salih Korucu
    uykusuz bir koca hacıyatmaz
    bir ormanın bir tilkisi kadar kurnaz
    bir dem,bir kıdem demli demli
    bir bir döküyorsun kara kara kar üstüne
    bir kar kadar beyaz
    bir kar kadar saf saf bildiklerini…

    “Komşular,diyorsun, bir beni işidin
    burası bir köy meydanı komşular
    unutmayın ki, ben bir birim
    benim de ezanlı bir adım var
    siz, siz olun gene bir bir
    bir benden duymuş olmayın
    bir Salih Korucu dedi demeyin sakın
    bu bir kıyım
    ağacın bile bir adı değişmez böyle rastgele
    çün Tanrı “Kün”dedi
    yarattı ağacı bir adı ile”
    ve bakire eller bir bir çırılçıplak
    bakire göklerde birebir çoğalıyor ulak ulak
    bir ağıttır şimdi kiliseden gelen çifte çan sesi
    gönüllerde gurur boyun eğmiş bir bir
    bir sürgünlerdedir bir ezanlar nağmesi
    gümüş kakmalı bir haç gelmiş oturmuş
    oturmuş bir dal yeşil gözlere haraç mezat
    bu bir kış bozgunu
    ve sen bir âdemoğlu
    delik deşik bir karlı gece kan ter içinde
    bir soykırım sırıtıyor haince
    namluları bir uzun bir uzun
    birtakım zalim tanklar içinde…

    Galip Sertel

    #100034678

    Konu: DELİ SEVDAM!

    grup forumunda Filiz TURAN

    ebruli40
    Katılımcı

    Sen!
    deli esen
    hırçın ve asi yelim
    fırtınalı, dalgalı denizim
    bazen bu yorgun gönlümü
    savurur durursun oradan oraya
    incitirsin ve acıtırsın da yüreğimi
    hatta gözlerimden yaşlarda döktürürsün
    ama yinede ne sevdandan ne de senden
    asla vazgeçemem ben..
    gönlümde ki deli sevdamsın sen!
    Kara gözlüm gül yüzlüm
    her fırtına sonrası
    sokulman yok mu sessizce
    şu acıyan göğsüme
    hele de o karşı koyamadığım busene
    ne kırgınlığım kalır ne de öfkem
    içimi ruhumu sarar tüm sıcaklığın
    sinemde öpüp kokladığım ipek saçların
    ah benim deli esen hırçın rüzgarım..
    elbet bir gün gelir durulursun
    biter hoyrat esen fırtına ruhunda
    durgun bir deniz bir gün doğumu olursun
    işte o zaman varıp ak saçlı anacığının koynuna
    yine sessizce sokulur musun?
    yıllar önceki gibi başını koyup dizlerime
    okşayarak saçlarını bakarım gözlerinin içine
    sevgiyle hasret dolu göz yaşlarım değer belki
    o güzeller güzeli gülümseyen yüzüne..
    sakın unutma anacığının yüreğinde
    sıcacık kocaman bir sevgin var
    unutturmasın bunu sana sakın ha! başka sevdalar
    ne esen deli yeller nede fırtınalar
    asla soğutmaya yetmez
    bu yürek seni sevmekten
    asla vazgeçemez
    ta ki ölüm bizi ayırana dek..
    canım!
    yüreğimin parçası
    karagözlü gül yüzlü oğlum..
    hep mutlu ol ve daima gülümse..

    27 ocak 2003

    Filiz Turan

    #100034441

    Hayat
    Katılımcı

    Bir gün daha çaldım sensizlikten. Zor da olsa vurdu saat gece on ikiyi… Şimdi önümde yeni bir sensizlik var. İçinde, beni neyin beklediğini bilmediğim yirmi dört saat daha var… Sonra o da geçecek… İşte böyle kovalayacak birbirini yarınlar. Derken unutucağım seni, unuttuğumun farkında bile olmadan. Doğrusu da bu zaten, aksi halde hatırlamış olur insan. ?Onu unuttum? demek bile hatırlamaktır. Bu cümleyi aklıma getirmeyecek derecede unutmalıyım seni. İzin kalmamalı… Başkasını ararken yanlışlıkla senin numaranı çevirmemeliyim, kendimle dalga geçeceksem bu başka bir şey için olmalı… Sana dair hiçbir fikir kırıntısı kalmamalı beynimde. Zaman aşımına uğramalı tüm tasalar. Hiç sevilmemiş, hiç yaşanmamış gibi yabancılaşmalısın. Tesadüfen bir yerde adın geçtiğinde, irkilmemeliyim. Hakkında sorulan her soru cevapsız kalmalı. Çok seven insan aynı ölçüde unutmalı…

    Seni birgün hatırlanmamak üzere sileceğim. Ama şimdi değil, çünkü ardında bıraktıklarından öğrenmem gereken çok şey var daha. Eğer gerçekten dendiği gibi ayrılıklar-acılar insanı adam ediyorsa, ben kızmamalıyım gidenlere. Ben senin ve senin gibiler sayesinde birgün adam olacağım. Ama şimdi değil. Çünkü dersini çıkarmam gereken çok ayrılığım var benim. ?Adam olmak adına, nice ayrılıklara…? Bak gördün mü böyle dalga geçmeli insan kendisiyle. Yanlışlıkla o numarayı tuşladığında değil…

    Şu durumda bile gülümseyebiliyorsam, epey yol katetmişim demektir seni unutma yolunda. Acaba diyorum bu yazıyı yazmasa mıydım? Neden dersen canım acımıyor ki? Yani yazıya başladığımdan beri bir tek sigara dahi yakmadım. Evet, çok az kalmış seni unutmama… Bunu hissediyorum… Yazmasam da olurdu ama ölmek üzere olan yokluğuna can çekiştirmek hoşuma gidiyor! Amatör bir şairin intikamı olsa gerek bu…

    Oysa ben bunları yazmak için başlamamıştım sana. Hatırlıyor musun o ilk günü? İnsanın tanımadığı birinin masasına yaklaşıp, o tatlı gerginliği yaşayarak ?merhaba? demesi ne kadar garip. Kimbilir neler düşünmüştün o an… Beni senin yanına iten şey neydi diye çok merak etmiştim zamanında. Elinde sigaran, bakışlarını bir noktada toplamıştın. Buydu belki de beni sana çeken manzara. Ben sessiz insanları, az konuşan insanları hep tanımak istemişimdir. Çok sustuklarına göre vardır anlatacakaları bir şey mutlaka diye düşünmüşümdür. Neden sonra farkına varmıştım kaybolmuş bir insana selam verdiğimin. Neden az konuşuyorsun diye sorduğumda verdiğin cevap etkilemişti beni. ?Susturdular…? Anlıyordum. Neden diye sormaya gerek yoktu. Artık bakışlarını topladığın o noktanın yerini benim yüzüm almıştı, konuşmaya başlamıştın nihayet… ?Dinleyecek bir insan buldum? diyordun ya da buna inanmak istiyordun. Suskunluk benim dilime uğramıştı sonra. Soru sorma sırası sendeydi bu sefer ?Sen de pek konuşmuyorsun, neden? ? Benim cevabım seninkinden biraz farklıydı. ?Kelimelerimi çaldılar, bana söyleyecek söz kalmadı? Sonuçta ilk ortak noktamızı bulmuştuk, -susmak-… İkincisi ise, yani karşılıklı yaşadığımız en gerçekçi şey -ayrılmak-… Ve nihayetinde ?unutmak-… Farkında mısın bilmem insana hoş gelen hiçbir ortak yönümüz yok… Hep kaybetmek üstüne, susmalarımızın içinde bile yenilgiler var… İnsan, ilk başta iki yaralı kişinin birbirini daha iyi anlayabileceğini, mutlu olmak adına birbirlerine daha sıkı sarılabilecğini düşünse de, aslında tam tersi doğru… Biri hasta, biri doktor olmadan olmuyor aşk… O yüzden bizim mutlu olmamız uzak ihtimaldi….

    Ben, bugün bunları yazmak için gelmemiştim o masaya. Gel gör şimdi unutmak üzereyim. Pek sevimli değil bu… -Bir insanı unutmak – Anlamı olmalıydı oysa geride kalanların… Biz şimdi onca zamanı unutmak için mi yaşadık? Geriye birkaç şey kalmalıydı hatırlanmaya değer… Akla geldiğinde insanın içini titreten, anlatıldığında dinleyen kişiyi düşündüren, en azından bir sigara yaktıracak kadar burukluk veren bazı anılar kalmalıydı geriye… Demek ki biz unutmak zorunda kaldığımız tüm zamanları biraz boşa haracamışız. Şu an benim aklıma gelen zamanlar?ın çoğu zorlama… Belki ilerde bir anlamı olur ümüdiyle, adettendir diye yaşanmış, klişeleşmiş şeyler…

    Galiba zamanı geldi de geçiyor. Eğer yapacak bir şey kalmadıysa en doğrusu bu, unutmak!

    Göreceksin seni hiç bir şey olmamış gibi… Seni, yüzüme o tatlı gerginliği alıp da masana hiç yaklaşmamış gibi… Adını hiç duymamış, ellerinden hiç tutmamış gibi… Hiçbir anı, hiçbir geceyi, hiçbir mutluluğu ve hiçbir acıyı yaşamamış gibi unutucağım… Sonra bu yazının karşısına geçip, yine hiçbir şey olmamış gibi okuyacağım senden kalan kırıntıları…

    Üzgünüm, yapacak hiçbir şey yok artık…
    Belki de unutmak, adam olmaya çalışan insanların tek silahı…

    #100034466

    Hayat
    Katılımcı

    Bahar bitmeden
    Sen bitmeseydin,
    Dünya öylesine dönerdi!
    Ve hüküm sürerdi yeryüzünde
    Hep aynı mevsim.
    Nereden getirdin aklına ayrılığı?
    Bu nisan da hiç çekilmez şimdi.

    Önce söküp atmalıyım dilimden,
    Beraber söylenen tüm şarkıları.
    Sonra,
    Senli şiirleri hiç yazılmamış
    Ve hiç okunmamışcasına unutmalıyım.
    Sıfırdan başlamak imkansız, evet ama
    En azından olmadıgın bir şehirde,
    Yabancı sabahlara uyanmalıyım…

    İstiyorum ki,
    Bu şehir sürmesin hükmünü üstümde
    Gece gündüz hatırlatmasın seni.
    Gidişimin mantığı olmasa da
    Bir yüreği var elbet adımlarımın!
    Kaldırımlar biliyor niçin gittiğimi.

    En çok, o geceleri özleyeceğim
    Kısık lambaların gölgesinde
    Kollarını boynuma dolayışını…
    Ve ziline bastığımda
    O tarifsiz heyecanla kapıyı açışını…

    Seni özlemek nasıl olacak kimbilir?
    Ama benim o kapıyı açacak gücüm kalmadı.
    Gitmek zamanı şimdi,
    Söz geçmiyor adımlarıma.
    ?Belki gelir? diye uyumadan önce,
    Anahtarı koyma artık paspasın altına…

    #100034469

    Konu: ANKARALIM

    grup forumunda Okan SAVCI

    Hayat
    Katılımcı

    Sen miydin yüreğime kor düşüren
    Sen miydin içkiye çelen aklımı
    Yıllar boyunca uğruna ağladığım
    Sen miydin Ankaralı…

    Seni sevdiysem suçlu ben miyim?
    Namert değil mi sırtıma saplayan bıçağı
    Senin sevginle hergün doğan ben?i
    Kalleşce vuran sensin Ankaralı…

    Kış geldi aşkım üşürsün bu mevsimde
    Unutma giymeyi sana aldığım hırkayı
    Sırtını kalbimi yaslamak yerine
    İhanete dayanan sensin Ankaralı…

    Beni meyhanelerde unutup
    Siyaha sen çevirdin bu masalı
    Kadehlerin dibinde sevgimi kurutup
    Yudumlayıp giden sensin Ankaralı…

    Son veda yaklaşınca o saatte
    Aklına gelmeyen umutlarımı duygularımı
    Üstümden geçen o otobüsle birlıkte
    Çiğneyip giden sensin Ankaralı…

    Kendini düşmandan da yabancı gösterip
    Yüreğime kazıyan sensin yalanları
    Zalimlere karşı seni koruyan yüreğime
    Kurşunu ilk sıkan sensin Ankaralı…

    Kursağımda bıraktın en güzel geceyi
    Ve zindana çevirdin o son sabahı
    Can vermeden diri diri
    Beni mezara koyan sensin Ankaralı…

    Şimdi bana halimi hatrımı sorma sakın
    Doğan güneş aydınlatmıyor karanlığımı
    Yokluğun bana varlığından da yakın
    Son vefasız sensin Ankaralı…

    Sonbaharda öldüm ben
    Çiçek arama hayırsızım
    Gözyaşını dök mezarıma yeter!
    Seni seviyorum Ankaralım…

    #100034416

    Konu: DEMEK GİDİYORSUN

    grup forumunda Fatih KISAPARMAK

    Hayat
    Katılımcı

    Demek gidiyorsun?
    Ben bunu hakketmedim!
    Ne varsa aşka ve cesarete dair
    Sırtlayıp o büyük yangınınla gidiyorsun demek!!
    Git??..
    Oysa
    Sen öğretmen çıktığın yıl
    Vurup alnıma kavgayı
    Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı
    Akşamlarım olmuştu ve kuduz gecelerim
    Göz yaşlarım ağlarken
    Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime
    O gün bugündür tetikte bir ömrün son kurşunusun
    Hiç aklıma gelmezdi gülüm
    Buda bana ders olsun!!!!
    Demek gidiyorsun?
    Böyle olsun istemezdim oysa!!
    Hazin vedaların bu baş dönmesi
    Cellat kırmızısı bir hüsrandı yollarda.
    Sen öğretmen çıktığın yıl
    Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler
    Eyvahhhhh??.
    Esmer bir ağadı bileylemişsem
    Cinnetin ucunu yakmışsam bir kez
    Cehennemin nizamiye kapısındaysam
    Ateşten bir nehre dönen bu isyan
    Hep o gül yangınına kanat çırpar
    Ve en korsan şarkılar yüzünü şarapla yıkar.
    Gidiyorsun demek?
    Ben bunu hakketmedim!!
    Ne varsa aşka ve cesarete dair
    Sırtlayıp o büyük yangınınla git.
    Hadi durma,gençliğimin vebalini,
    Ve sevgisiz hayatımızın bedelini ödemeden git..
    Bu şiiri sana armağan ettim
    Yanına almayı unutma sakın
    Issız gecelerde okur ağlarsın
    Kimseler görmese de kanarsın gülüm
    Neler çektiğimi o gün anlarsın!!!
    Sonbahar yağmuruyla ıslandım sokaklarda
    Ağladım ikimize senden çoook uzaklarda.
    Şimdi hüzün makamında bütün şarkılar
    Bu yorgun ses,bu kör lamba,bu ateşi sönmüş soba
    Tanığıdır yanlızlığın,pişmanlığın tanığıdır.
    Çünkü,çünkü benim kitabımda, aşk bir defa yaşanır..
    Demek gidiyorsun?
    Git????????..
    Bir yanda ölümün alnındaki ter
    Bir yanda suya düşen sardunya
    Ve sabahın saçlarındaki kırağı kadar ışıyorsun
    Hadi durma,
    Sırtlayıp o büyük yangının vebalini
    Ve sevgisiz bir hayatın bedelini ödemeden git.
    Bilirsin,gecenin en karanlık olduğu an
    Sabahın en yaklaştığı zamandır
    Ve hiç bir şey hakkında bildiğimiz her şey
    Aslında YALANDIR?.
    Demiştim ya?
    Sen öğretmen çıktığın yıl
    Vurup alnıma kavgayı
    Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı,
    Hüzün sarısı yapraklarını
    Akşamlarım olmuştu,kuduz gecelerim
    Göz yaşlarım ağlamıştı
    Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime
    Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler.
    Demek gidiyorsun?
    Git?
    Bu şiiri sana armağan ettim
    Yanına almayı unutma
    Belki soban sönmüş,kitabın bitmiş,dizlerinde battaniye
    Yanlızlığın iç çekişini duyarsın
    Paketteki son sigaran
    Ve titrek bir mum alevi hüznüyle geçmişe dalarsın
    Kimseler görmese de kanarsın gülüm.
    Sende yanarsın?

    #100034240

    Konu: ÖZLEME DAİR

    forumda Can DÜNDAR

    Hayat
    Katılımcı

    Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir?

    Beynimi uyuşturuyor özlemin?

    Çok sık birlikte olamasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.

    Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadi bir boşluğa dönüşüyor.

    Sabahlara seni okşayarak başlamaları akşamları, her işi bir kenara koyup seninle başbaşa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, hırlaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü?

    Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken? ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken?

    Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında? o şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek?

    “Atlattı” müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi:

    “Yaşayamaz artık bu evde? yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde” dedi, “O gitmeli? ve kendine yeni bir hayat çizmeli?”

    Bilsen, ne zor gitmen gerektiğini bile bile “Kal” demek sana?

    Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek?

    Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden “Git artık” demek?

    “Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa” demek sana ne zor?
    Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hâlâ beynimdeyken?

    ? seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden?

    ? yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek?

    ? ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yanyana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkandan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor?

    ? ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre “Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git” demek?
    ? yokluğunu beklemek, ne zor?

    Bunları düşündükçe, şu anda uzakta bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp terkedilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları. yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geçiyor içimden?

    Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum.
    Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terketmişlere özgü bir terkedilme korkusunu da yüreğimin derinlerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve “Geri dön bebeğim” demek istiyorum:”Geri dön? kulüben seni bekliyor?”

    #100034297

    Hayat
    Katılımcı

    Seni anlatıyor gözlerim,sadece seni.Bitip tükenmek bilmeyen heyecanım deli bir ritmle dans ediyor yüzünde.Adını anarken titriyor dudaklarım.Dört mevsimi aynı anda yaşar mı insan?Görüyor musun çiçekten çiçeğe dolaşan beyaz kelebekleri?
    Özlem dolu kanat çırpışların sahipleri o kelebekler.Beyaz kelebekler… Senin varlığınla doldurdular içimi ve şimdi hiç gitmiyorlar.Bedenimin her yerinde uçarlarken senin ismini söylüyorlar, duyuyorum.Kadifemsi kanatları tenin gibi tıpkı.Dokunsam ,incinecekler sanki.Uzaktan baksam,dokunmuyorum diye küsecekler belli.Ve sen kelebeklerin kraliçesi,uzaklığı,varlığınla yakın kılıyorsun.Kelebeklerimi yaşatıyorum.
    Şimdi başka bir dünyadayım.Gözümü açıyorum sen, kapıyorum sen. Sen varsın ya, senden öncelini hatırlamıyorum.Senden önce nasıldı bu hayat? Neler yaşanırdı? Nasıl dile gelirdi sevgi sözcükleri?O aman da özler miydim ben? Bilir miydim özlem duygusunun ne olduğunu?
    Saklamıyorum hasretimi. Deli mavi bir özlem benimkisi. Özledikçe mavileştiriyorum seni de.Seni, içimde, kelebeklermin kanadında,uzaklarda olsan bile taşıyacağıma inan.Gözlerindeki derinliği,minik hüzünleri,tedirginliği ve o eşsiz heyecanı unutmayacağıma inan.
    Bakışlarımla okyaşayağım yüzünü dokunmasam bile.Adını söyleyeceğim karşımda olmasan bile.Yoldaşın olacağım bensiz gecelerinde.Bir denizin kıyısında gözlerini ufka dikmiş bakarken birden ortaya çıkıp içini ürperten rüzğar olacağım,saçlarını savuracağım.İçki kadehine değdiğinde dudakların,benim dudaklarımın tadını alacaksın.Bana susayacaksın,beni içeceksin yudum yudum.İçine akacağım ve bu akışı hiç bir şey geri çeviremeyecek.Dokun bana.Tenimde alev alev yandığını hissedeceksin.Durma, bak gözlerime.Orada sadece kendini göreceksin.
    Söyle kelebek kraliçesi,ben böylesine yaparken seni,gidenlerden olacakmısın? Bu umudu,bu heyecanı,bu özlemi,bu tutkuyu bir anda elinin tersiyle itip başka ülkelerde hüküm sürecek misin? Ya kelebekler? Onları sensizliğe mahkum edip ölümle baş başa bırakacakmısın?


    N.GOKHANSONSEL
    Katılımcı

    Semtimizde şekerci , bir deli Rıza vardı ,
    Kimsesizdi sersefil , sokaklarda yatardı .
    Soğuklardan mosmor olmuş, limon gibi sapsarı ,
    Yardım kabul etmezdi , nane şeker satardı.

    Karga burun lakaplı , Fevzi ağabeyimiz ,
    Arap ilhan-Berduş Ahmet, Gürsel beyimiz .
    Zargana Kemal- tosun Bekir , Oflu Bahtiyar ,
    Namusların bekçisi , ünlü kabadayılar .

    Bakkal Necdet-Kasap Mahmut, Aşçımız Hasan Saka,
    Efe Mehmet ?Pala Osman, bir de çolak Mustafa.
    Merter?deki Hasan beyle, Hacı beyin üzüm bağı,
    Unutmak mümkün mü ki, gençliğimin deli çağı.

    Fil damı denilen yer , sebze bahçemiz ,
    Etrafında küçük evler , hepsi tertemiz.
    Güllerden görünmezken ,çift kat evimiz ,
    Bir huzur sokağıydı , bizim mahallemiz.

    Nerede bisikletçi Salih , gazeteci Cemal?im
    Maça kızı Zekiye , aziz dostum dev Halim.
    Benim bütün dostlarım, sizleri çok özledim ,
    Sizleri her anışta , nemleniyor gözlerim.

    Bakırköy ?Osmaniye , ta…içime yer etmiş,
    Benim gibi eskiler , hep orayı terk etmiş.
    İstanbul?a gittikçe , onları arıyorum,
    Ölen tüm dostlarımı , rahmetle anıyorum.

    N.Gökhan SONSEL

    #100034069

    Konu: KİMSE AŞKTAN KAÇAMIYOR

    grup forumunda Serkan KURT

    ddnzsk
    Katılımcı

    Üniversiteyi kazandığımda tek hedefim derslerime çalışıp okulu bitirmekti. Bir çok erkek üniversiteyi özgürlük olarak görür, kızlar uzun geceler. Evde iki arkadaş kalıyorduk: Tuna ve ben…
    Ev arkadaşım her akşam, ?Şu kızla tanıştım, bu bana baktı, o benden hoşlanıyor galiba,? diyordu; sırtına bir çift kanat takarak anlatıyordu bunları bana. Bense bu duruma anlam veremiyordum; bir insanla neden yetinmiyordu, özgürlük bumuydu, hayır hayır bu olsa olsa bencillik olurdu. Bense, hayatıma bir sevgili girmeyecek, okul sürecinde bana dost gerek diyordum. Bunu söylerken ben de inanmıyordum insanın kaçtıkları en çok yaşamak istedikleridir?
    Esra sınıfın maskotuydu. Kantinde otururken, ?Sana çok güzel bir kız ayarlayacağım,? dedi. Şaşırmıştım, ?Kim?? diye sormayı çok isterdim ama sormadım, soramadım, çünkü hemen kim olduğunu söyledi. ?Ahsen,? dedi, şaşırmıştım; okulun en çok beğenilen kızıydı Ahsen. Gözlüklerimi çıkartıp Esra?nın gözlerine baktım, hayır demek çok zordu ama ben bir sevgili yani yeni bir bela istemiyordum. Yutkunarak, ?Ben sevgili değil dost arıyorum,? dedim. Esra şaşırmıştı. Ahsen kantinden içeri girdi, gözlerine bakamadım bile; çok güzeldi, bütün gözler Ahsen?in üzerindeydi. Esra, Ahsen?in yanına oturmuştu; bana bakarak konuşuyorlardı. Esra yanıma gelerek, ?Ahsen seninle tanışmak istiyor,? dedi. Şaşırmıştım, neden benimle tanışsın ki bu kadar yakışıklı erkeğin içinde neden ben? ?Ne söyledin Esra, yanlış bir şey söylemedin değil mi?? diye sordum. ?Hayır,? dedi; ?yalnızca senin söylediğini söyledim. Ben sevgili değil dost arıyorum dediğini. O da bu zamanda böyle erkekler var mı diye sordu.?
    Masadan kalkıp Ahsen?in masasına oturduk. Esra bizi tanıştırdıktan sonra ilk an konuşmakta ikimiz de zorlandık, bizi susturan neydi bilmiyorum. Yine görüşmek üzere telefon numaralarımızı birbirimize verdik. Ahsen yanımdan ayrıldı, kantinde bütün gözler üstümdeydi, bu bakışlara anlam veremiyordum ama tuhaf biçimde mutlu da olmuştum.
    Anahtarı kapıya taktığımda Tuna?yı rahatsız etmemek için zile basmayı tercih ettim, sürekli kız arkadaşları sürekli eve geliyordu. Tuna, havluyu beline sarmış, yüzünde anlamsız bir mutlulukla, ?Oğlum içerde mükemmel bir kız var, sen bizi biraz yalnız bıraksan,? dedi. İçeri girmeden sokağa çıktım. Ders çalışmam gerekiyordu; evimize Kordon çok yakındı. O kısa aralıkta Ahsen?i düşünerek yere oturdum, balıkçı teknelerini izledim. ?Aaa selam, ne yapıyorsun burada?? dedi, Ahsen. Çok şaşırmıştım çok da mutlu olmuştum. ?Oturuyorum, ya sen?? diyebildim. ?Ben de biraz evdeki gürültüden kaçtım, ev arkadaşlarımın memleketinden arkadaşları gelmiş, ev çok kalabalık ben de bu gece bir arkadaşta kalmaya karar verdim,? dedi. Uzun bir süre bir çok konudan konuştuk; siyaset, öğrenci sıkıntıları, eski aşklar…
    ?Ben artık gideyim,? dedi. ?İstersen bizim evde fazladan bir yatak var bizde kalabilirsin,? dedim. ?Yok ya ben sizi rahatsız etmeyim,? dedi. ?Yok canım ne rahatsızlığı?? dedim. İçinde birçok bilinmez olmasına karşın bu teklifi kabul etti. Eve geldik, Tuna beni okulun en güzel kızıyla görünce şaşırdı. Ahsen, salondaki yırtık koltuğa oturdu; ben de çay demlemek için mutfağa girdim, arkamdan Tuna geldi. ?Seni kurt,? dedi. ?durdun durdun turnayı gözünden vurdun. ?Yok be Tuna, sadece arkadaşız,? dedim. ?Ne yani sen bu kızı eve getirdin ve sadece arkadaşız diyorsun; oğlum bu kızın yanına yaklaşmak çok zor, ama sen eve getirdin,? diyerek üsteledi. Meraktan çıldırdığını biliyordum. ?Tuna biz arkadaşız. Esra tanıştırdı bizi bugün kantinde,? dedim; inanmadığını belli eden gözlerle beni bir süre süzdükten sonra sustu.
    Çayı Ahsen?e götürdükten sonra kütüphaneme baktı, kitaplarımı karıştırdı, ?Okumayı seviyorsun galiba,? dedi. ?Evet okuyunca ya da yazınca rahatlıyorum. Hayal kuruyorum, aşk böyle daha güzel, insana acı vermiyor,? dedim. ?Acı çekmekten korkuyor musun?? diye sordu. ?Hayır ama bana o acıyı verecek insan bunu hak etmeli,? dedim. Ahsen?in yatağını hazırladıktan sonra lavaboyu gösterdim. ?İyi olur, bugün çok yoruldum,? dedi. En güzel tişörtümü üstüne parfüm sıkarak verdim, iyi geceler diledikten sonra odama girip yattım.
    Sabah kalktığımda küçük bir not bırakıp evden çıkmış, teşekkür etmiş. Daha adımı bile bilmediğini yazmış.
    Ahsen?le sık sık buluşup konuşuyorduk artık. Okuldakiler aramızda dostluğa inanmaya başlamışlardı; her yere birlikte gidiyorduk; sinemaya; tiyatroya; konserlere… Çok eğleniyorduk, yüzümüzdeki gülücükler artıyordu. Tek bir sorun vardı, bu korkak çocuk Ahsen?e âşık olmuştu. Ne yapacağımı bilmiyordum, geceleri gözüme uyku girmiyordu, küçük bahaneler üretip arayarak sesini duyuyor, yeniden hayal kuruyordum. Tuna?ya anlattım duygularımı, ?Oğlum sakın söyleme arkadaşlığınız da bitebilir,? dedi. Biliyorum ama bir yol buldum galiba. Odama girdim birlikte çektirdiğimiz fotoğraflara baktım, saatlerce şarkılar söyledim, ağladım, güldüm.
    Sabah uyandığımda bir buket çiçek alıp Ahsen?in kapısının zilini çaldım; yağmur yağıyordu. Kapıyı Ahsen açtı; çiçekleri uzattım, şaşırdı; ?Dur sakın bir şey söyleme, sana söylemek istediğim bir şeyler var,? dedim. Heyecandan dizlerim titriyordu; kekeleyerek boğazıma dizilen sözleri çıkarmaya uğraşıyordum. Sustu. ?Ahsen biliyorum bunları benden duymak seni hayal kırıklığına uğratabilir ama ben artık bu duyguları seninle paylaşmak istiyorum. Ben sana âşık oldum, eğer sen de istersen,? diyebildim. Yüzündeki ifadeden bu yaklaşımıma tepki duyduğunu anlamam zor olmadı. ?Bak gördün mü senin de artık öteki erkeklerden farkın kalmadı,? dedi. O an elimdeki çiçekler yere düştü. ?Ahsen, bugün bir nisan,? dedim. Daha çok kızdı, ?Şimdi gözümden daha da düşütün,? dedi. ?Yalan söylüyorsun, gözlerinden anlıyorum, iyi bir plan ama aramızdaki arkadaşlığı bitirdi Deniz.? Kapıyı yüzüme kapattı; onun da benden hoşlandığını biliyordum. Yağmurda yürüdüm bir süre. Birkaç ay hiç konuşmadık, aynı ortamda bulunmadık. Hiç kimseyle bu konuda tek söz etmiyordum. Ama hiç umudumu kesmedim, mutlaka bir gün bir yerde yeniden…
    Dört ay sonra eve girdiğimde Tunay?la Ahsen?i oturup konuşurlarken gördüm; ?Affedersiniz rahatsız ettim,? deyip odama giriyordum ki Tuna bağırdı, ?Oğlum benim için gelmedi senin için geldi,? dedi. Yanına gittim; Tuna bizi yalnız bıraktı; okul bitiyordu, son günlerdeydik artık; iyi ama neden bu kadar beklemişti? Yanına oturdum, boynuma sarıldı, ağlayarak, ?Biz hatayı nerde yaptık biliyor musun?? dedi. Bana sarıldığında içim ürpermişti, sıkıca sarıldım, kokusunu özlemiştim. ?Hayır bilmiyorum,? dedim. Bir nisanda hiç ayrılmamalıydık,? dedi. ?Artık geç kaldık ama içimde kalmasın sana ilk günden beri âşıktım,? dedi. ?Ama okul bitti sen başka kentlere, başka aşklara, ben başka bir kente… Ama seni asla unutmayacağım,? dedi.
    Bu aşk böyle başlamadan bitmişti. Yedi yıl sonra bir nisanda telefonum çaldı, telefondaki ses ?Beni tanıdın mı?? diyordu. Sesi uzaklarda geliyordu, sanırım ağlamıştı, burnunu çekiyordu, yorgun bir sesti. ?Düşün istersen,? dedi; ?ben bir sigara alayım…? O an anladım Ahsen olduğunu. ?Parlament mi?? dedim. ?Unutmamışsın,? dedi. Uzun uzun konuştuk; yaptığımız o hatadan söz ettik. ?Deniz bir ay sonra evleniyorum, şu an Ankara?dayım, burada öğretmenlik yapıyorum. Telefonu 118 den buldum; gel de her şeyi bırakıp sana geleyim,? dedi. Yeni boşanmıştım, kafam çok karışıktı, yine yanlış zamandı. Yıllardır kafamdan atamadığım kadın olmadık zamanda karşıma çıkmıştı yine; ama bu kez son şanstı bu. Dudaklarımın arasından çıkan söz göz yaşlarım kadar gerçekti, ?Gelirim,? dedim.
    Aşk bir gün mutlaka buluyor bizi, kimse aşktan kaçamıyor?

    #100034059

    Konu: FOTOĞRAFLAR

    grup forumunda Serkan KURT

    ddnzsk
    Katılımcı

    Çocukluğumdan kalan birkaç fotoğraf var beni heyecanlandıran. Kırmızı bir bisiklet, babamın bana alması için ağladığım, küstüğüm kırmızı bisiklet. Selesinde o güneş saçlı yüzü kirli çocuğu taşıyan. Bir de bayramlıklarım var benim, pabucum, pantolonum, kazağım. Bayramın erken olması için uyuduğum akşam güneşi. Çocukluğumdan kalan birkaç fotoğrafım var benim.
    Şimdi sen heyecanlandırıyorsun beni, yeleleri rüzgâra sığmayan, ruhu bedenine dar gelen. Her şey normal, her şey hayat içindir senin için. Sevdiğini bir çırpıda buruşturup atabilen. Kendine güveniyorsun, güvenmelisin elbet. Tüm kapıları açık bırakan sen, hayatını fallarda arkadaş masallarında harcayan sen. Umudumu törpülerken senin hayallerin sığmıyordu bu kente. Yaşamak azgın bir nehirde duru bir su gibi, yaşamak dikenlerin olduğu bir bahçede asil bir gül gibi…
    Ben de çıkarım hayatından, elbet sen de gidebilirsin. Başka kentlerde başka insanlar, kirli çarşaflar, yine gidersin başka kentlere, nasıl olsa hayat yeniler kendini, kirlenen beden değil hayattır deyip aldanırsın. Oysa hayatı kirleten bizleriz. Sonra, çok sonra aynaya baktığında o parlayan gözlerin artık yoktur. Arkana dönüp bakmaya korkarsın, bedenin tükenir. Artık parlayan gözlerle “Seni seviyorum,” diyen de kalmaz. Özlersin seni sevenleri, çocukluğunda bıraktığın oyuncaklar gibi. Şarap içersin, dağınık evine girip sevişirsin, sabah mutsuz bir kadın bakar aynaya, yorgun bir kadın. Kenti alt üst edip alışveriş yaparsın. Sonra yine bir barda alkol kurbağalar ve sen…
    Mutsuz olma kadın, bir rüyadır bu hayat, karabasan olmasın hiç bir şey. Ve bu adam gidecekse senden, hiç almadığı o renkli dünyanı sana geri verip siyah beyaz dünyasında yaşayacak. Küçük teknesinde şarabını yudumlayacak hiçbir zaman geçmiş diyemediği seni geleceğim diyerek yakamozlar düşürecek yüreğine. Birkaç damla gözyaşı süzülecek yanaklarından, yalnızca senin gördüğün o gözyaşlarını bir daha göremeyeceksin. O yeşil gözlerimden dökülen gözyaşlarını da özleyeceksin. Kim bilir umurunda olmayacak belki de. Sen başka tenlerde yaşarken ben siyah beyaz dünyamda balık tutacağım. Ki bu gidiş diğerlerinden uzun olacak hiç gelmeyeceksin belki de. Ama ben bekleyeceğim. Şimdi gidiyorsan, bil ki ağlamayacağım, hiç dokunmayacağım başka tenlere, öpmeyeceğim dudaklarından, bu kenti diğerlerine bırakıp anamın huzurlu dizlerinde uyuyacağım. Biliyorsun ondan daha büyük sevgiyle dokunan yoktur, yalan yoktur sevgisinde, durudur. Ve inan yatağım boş kalacak.
    Ve sen, her şeyim; gözlerinde çocuklar misket oynuyor, hiç gördün mü onları? Bıraktığın bu eller ve yeşil gözlerim hiç unutmayacak, yanılma!
    Gidiyorsan her şeyini al ve git. Seni çocukluğumdaki kırmızı bisiklet gibi hiç unutamayacağım, yırtık sararmış bir fotoğraf olarak kalacaksın. Baktığımda beni yaralamayan huzurlu bir deniz olacaksın.
    Şimdi git, fotoğraflar bende kalsın…

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 188) görüntüleniyor