1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 19) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034796

    Pelin
    Katılımcı

    I

    Bugün de suskun başlıyorum geceme
    Dilimin kilidiyle yüklendiğim
    Dayanılmaz acıları
    Geleceğimin diliyle çözüyorum
    Yarının umuduyla yaşadığım gerçeği
    Bu gecenin anısına çiziyorum
    Alnımın en eskimez yerine.

    Yorgun bir zamansa yaşadığım
    Yüreğim ağırlaşmış,
    Koyamazken bir yerlere
    Sığmazken zamana ağlayışlarım
    İki yüzlü,
    Nefret dolu insanları görüyor
    Ve susuyorum
    Tüm gerçeklere nanik atarcasına
    ZAMAN GİBİ

    II

    Düşlerimin dostluğuyla yaşıyorken hayatı
    Gerçeklerin imbiğindeki yalnızlığa
    Dönüşüyorken zaman
    Özgürce bir başına
    Hiç kimsesiz yüzlerinde insanların
    Bir köz gibi yanan yüreğimi
    toprağa bulamaksa
    özgürlüğü duyumsamak.

    Benim düşlerimin
    gerçeğe dönüşen sancısı
    bir avuç dolusu düşüncem
    ve yokluğun kederiyle
    ürkütürüm uyuyan suları
    tıpkı insanlardan, düşünmekten
    konuşmaktan ve gerçeklerden
    korkup kaçtığım gibi.
    insanca yaşama istemine çektiğim yabancılık
    BEN GİBİ

    III

    Yüzümüze savrulan her şeye
    Aldırmadan yaşamaksa hayat kanım.
    Ezilmenin tadına nanik atmaksa düşüncem.
    İnsanlardan nefret etmek gibi adice gerçeklere
    “hayır” diyebilmek gibi
    Yalnızca hayat damarlarımızda
    Dönmek aynı noktaya
    Ve yürümek sonsuzla
    Gerçeğin ta kendisidir işte
    Biz sevmesekte;
    yalnız yaşar,
    ölürüz çünkü
    Ama yine de bitmek bilmez hiçbir şey
    HER ŞEY GİBİ

    IV

    Yüzümde yıkanabilse şu sabahlar
    Kalbim simsiyah olmaz aynalarda
    Ve zorlu acılarla yatan benliğim
    Beynimdeki afakanlar gibi.
    Gerçeklerle sarar,
    İlk ışıkta her yeri
    Yeryüzü ateş kesilir
    Hiç kimse anlamaz
    Bir şeyleri nedense
    Hiçbir şey
    ONLAR GİBİ

    V

    Akşamlarca yıkık,
    Yazılmamış senfoniler kulaklarımda
    Ipıslak bir çizgi
    Gözlerimden ellerime
    Ellerimden yüreğime
    Hayatım bir manastırın kadehinde
    Eskimiş bir şarap kadar yorgun
    Sadece gecenin avutkanlığında
    Sabahı anımsamak
    Kötü geçen saatlerin
    KELEĞİ GİBİ

    VI

    Yüzler yorgun
    Ve beynimce zerrelerim
    “Bulduklarım gerçek mi yoksa”diyerek
    Kendimce hüzünlenip,sustuğum
    Kabuğuma çivileyip tüm hayatı
    gerçekler gibi
    Geçen saatleri,
    zamanı, yaşadıkça
    Suskuluğuma yüklemiştim
    HERŞEY GİBİ

    VII

    Bir geceyi yüklerken,
    Hasretin küfesine
    Omuzlarım çökmüş,
    Dudaklarım çatlamışsa susuzluktan
    Hayalleri getiren geceler
    Bir günahın sıcaklığıysa
    Yüzümde yanıp sönen karanlık renkler
    Hala eskimemişse yüreğim
    Sesi geliyorsa uzaktan
    Çarklar dönüyorsa,
    Durgun sularda
    Ve Odamın duvarları hala
    Aynı yankıyla fısıldıyorsa yüzyıl
    İşte orada bir ben
    SENSİZ GİBİ

    VIII

    Bir sigara yanmış ellerimde
    Önümde kağıtlardan mezeler
    Elimde demlice bir çay
    Sarhoşsam bir şeylere
    Kapımda asılı duran bir çivi üzerinde
    Çakılmış bir resimse duygularımla ben
    Gece boyu dört duvar
    Suretlerle karşımda
    Sisli bir odada hep yanımda
    Yüreğimse kelepçe
    Sessiz voltalardan sonra
    Adımlarım meydan okuyorsa mahkumluğa
    Sensiz gürültülerde
    Yürek kesilir gümbürtüler
    Her şeyin odağında,
    yalnızca kaybolurum
    Yüreğimde paramparça bir mavzer
    sevdalar
    HEP BİZ GİBİ

    IX

    Tütündür ellerimde yüzyıllarca
    Çıkmayan isi karanlığın
    Senin pembe dudaklarındır
    Paramparça eden gecelerimi
    Bir kabrin karanlığındadır
    Gündüzüm, gecem ve ben
    İşte o öyküdür yazdıklarım
    O karanlıkta parlayan yıldızlar benim
    Sadece ve sadece avutan
    Mezar taşlarını
    Senin hayalindir sevdiğim
    Yani benim hasretim
    Ebediyete kurulmuş bir köprü
    SANA GİBİ

    X

    Sana hiç hoşçakal demişmiydim bilmiyorum
    Zaman bir cendere
    Ve biz kaybolmuş paradokslarız
    Sonsuzun izinde
    Ve tüm yazılanların
    ANISINA

    (12.12.1988-30.011989)

    #100034553

    Hayat
    Katılımcı

    Güneş her gün sensiz bu şehirde batıyor,
    Ayazlar, akşam hüzünlerime,
    Kederlerime nağmeler söylüyor
    Yine sen varsın kimsesizliğimde bu gece…
    Poyrazlar bir başka, rüzgarlarda hoyratça esiyor…
    Gecenin sessizliği, içimi ürpermeyle dolduruyor..
    Sızlıyor kalbim, buz tuttu yüreğim…
    Yine geldi geçti yıllar…
    Karlı dağlar geçit vermiyor, gel gör ki…
    Gönlüme tutku, gözlerime kar düştü…
    Bekle beni tez geleceğim gittiğim yerden demiştin…
    Günler aylar geçti…
    Hasret gemisi yolda, bir de göçmen kuşlar…
    Ufukta yolcu hala bekliyor sevenini…
    Tüm yolcular geldi… Sen gelmedin!
    Buz kesti kalbim, saçlarıma aklar,
    Aklıma yar düştü…
    Bilirim yollarda karlar, arada engeller var,
    Haberin var mı? Kar yağmış oralara,
    Aman dinlemez
    Bilmez ki ruhumda, gönlümdeki intizarı..
    Sineme ateş düştü, aklıma sen düştün…
    Vedalaşmayı sevmezdin, bekletmezdin çaresiz beni
    Saçlarıma kar düştü, aklıma sabır düştü…
    Banada ayrılık düştü.. Haberin var mı?
    Hicran ateşiyle yalnız elveda düştü! ..
    Unuttum diyince,
    Kalbime gece düştü….

    #100034144

    Konu: ŞARKI GİBİSİN

    grup forumunda N.Gökhan SONSEL

    N.GOKHANSONSEL
    Katılımcı

    Bir sen vardın içimde , birde beyaz zambaklar,
    İlk günün ışıkları gibi , kirlenmemiş sabahlar.
    Serinlikte erkenden , açılırken goncalar,
    Sen içimde çok eski , mahur şarkı gibisin

    Oturarak kumlara, dalgalarla tanıştım,
    Bembeyaz köpüklerle , uzun ,uzun konuştum.
    Geçen yıl ben seni , yine burada bulmuştum,
    Sen yeni bestelenmiş , hüzzam şarkı Gibisin.

    Sen değil miydin bu sabah, gördüğüm güzel,
    Yoksa yine mi?yine mi?o eski rüya ?
    Uçarken gönlümde , mutluluk kelebeği ,
    Sen dilimde nihavent, şarkı gibisin.

    Sen benim bir tanem, sen benim gönül kuşum,
    Seviyorum seni ben , aşkınla ben sarhoşum.
    Sen benim geçmiş mazim , sen benim geleceğim,
    Sen benim en son bestem , hicaz şarkı gibisin.

    Güllerden daha güzel , mor gelincik olur mu ,
    Dalgalanmayan deniz , hiç sahile vurur mu.
    Bu gönlüm seni görür , duygulanmaz durur mu,
    Sen içimde son şarkım , bestenigar gibisin.

    N.Gökhan SONSEL

    #100034059

    Konu: FOTOĞRAFLAR

    grup forumunda Serkan KURT

    Serkan
    Katılımcı

    Çocukluğumdan kalan birkaç fotoğraf var beni heyecanlandıran. Kırmızı bir bisiklet, babamın bana alması için ağladığım, küstüğüm kırmızı bisiklet. Selesinde o güneş saçlı yüzü kirli çocuğu taşıyan. Bir de bayramlıklarım var benim, pabucum, pantolonum, kazağım. Bayramın erken olması için uyuduğum akşam güneşi. Çocukluğumdan kalan birkaç fotoğrafım var benim.
    Şimdi sen heyecanlandırıyorsun beni, yeleleri rüzgâra sığmayan, ruhu bedenine dar gelen. Her şey normal, her şey hayat içindir senin için. Sevdiğini bir çırpıda buruşturup atabilen. Kendine güveniyorsun, güvenmelisin elbet. Tüm kapıları açık bırakan sen, hayatını fallarda arkadaş masallarında harcayan sen. Umudumu törpülerken senin hayallerin sığmıyordu bu kente. Yaşamak azgın bir nehirde duru bir su gibi, yaşamak dikenlerin olduğu bir bahçede asil bir gül gibi…
    Ben de çıkarım hayatından, elbet sen de gidebilirsin. Başka kentlerde başka insanlar, kirli çarşaflar, yine gidersin başka kentlere, nasıl olsa hayat yeniler kendini, kirlenen beden değil hayattır deyip aldanırsın. Oysa hayatı kirleten bizleriz. Sonra, çok sonra aynaya baktığında o parlayan gözlerin artık yoktur. Arkana dönüp bakmaya korkarsın, bedenin tükenir. Artık parlayan gözlerle “Seni seviyorum,” diyen de kalmaz. Özlersin seni sevenleri, çocukluğunda bıraktığın oyuncaklar gibi. Şarap içersin, dağınık evine girip sevişirsin, sabah mutsuz bir kadın bakar aynaya, yorgun bir kadın. Kenti alt üst edip alışveriş yaparsın. Sonra yine bir barda alkol kurbağalar ve sen…
    Mutsuz olma kadın, bir rüyadır bu hayat, karabasan olmasın hiç bir şey. Ve bu adam gidecekse senden, hiç almadığı o renkli dünyanı sana geri verip siyah beyaz dünyasında yaşayacak. Küçük teknesinde şarabını yudumlayacak hiçbir zaman geçmiş diyemediği seni geleceğim diyerek yakamozlar düşürecek yüreğine. Birkaç damla gözyaşı süzülecek yanaklarından, yalnızca senin gördüğün o gözyaşlarını bir daha göremeyeceksin. O yeşil gözlerimden dökülen gözyaşlarını da özleyeceksin. Kim bilir umurunda olmayacak belki de. Sen başka tenlerde yaşarken ben siyah beyaz dünyamda balık tutacağım. Ki bu gidiş diğerlerinden uzun olacak hiç gelmeyeceksin belki de. Ama ben bekleyeceğim. Şimdi gidiyorsan, bil ki ağlamayacağım, hiç dokunmayacağım başka tenlere, öpmeyeceğim dudaklarından, bu kenti diğerlerine bırakıp anamın huzurlu dizlerinde uyuyacağım. Biliyorsun ondan daha büyük sevgiyle dokunan yoktur, yalan yoktur sevgisinde, durudur. Ve inan yatağım boş kalacak.
    Ve sen, her şeyim; gözlerinde çocuklar misket oynuyor, hiç gördün mü onları? Bıraktığın bu eller ve yeşil gözlerim hiç unutmayacak, yanılma!
    Gidiyorsan her şeyini al ve git. Seni çocukluğumdaki kırmızı bisiklet gibi hiç unutamayacağım, yırtık sararmış bir fotoğraf olarak kalacaksın. Baktığımda beni yaralamayan huzurlu bir deniz olacaksın.
    Şimdi git, fotoğraflar bende kalsın…

    #100033512

    neizm
    Katılımcı

    Yaşadıkça
    Hiç unutma ”’Dalgın Bakışlım”

    Sevdamıza
    Alkış tutarken benim ellerim
    Söylediğin ilk ve tek bir yalanın ile
    Yumruk oldu /senden bana…
    Yüreğime vurdu /sözlerin.
    İnan ki,
    Ben bunu hak etmedim.

    Bugün
    Bu son buluşmamız olacak.
    Birazdan yanında olacağım..
    Sana gelmeden önce
    Bir kez daha düşündüm.
    Yüreğim için için yansa da..
    Bu aşk böyle sürüp gidemez…
    Yazık olur,
    Günah olur ,
    Sana da /bana da…
    En güzeli,
    Şimdi ayrılsın yollarımız..
    Sonradan acılara,
    Hüzünlere dönüşmesin yıllarımız…

    Birazdan yanında olacağım.
    Sana gelmeden önce
    Bir kez daha düşündüm.
    İçimde çığlıklar kopuyordu oysa..
    Ne desem..
    Nasıl desem..
    Nasıl anlatsam..
    Bir çıkar yolunu bulamadım.
    Son bir kez olsun
    Cüzdanımdan resmini çıkarıp,
    Sana doya doya bakamadım..
    İçimden gelmedi
    Yapamadım…

    Sana gelmeden bir kez daha düşündüm..
    Aklım karıştı..
    Elim ayağım birbirine dolaştı.
    Kirpiklerim ıslandı..
    Belki de bu son ağlayıştı…

    Sakın şaşırma !
    Bir damla gözyaşı olarak düşersem gözlerinden..
    Ya da /sen/
    Bugünden sonra
    Baktığın her yerde..
    Baktığın her şeyde..
    Beni görürsen..
    Beni özlersen…
    Şikayet etme çaresizliğini kendine
    Ya da bir başkasına.
    Yalnız kendin bil.
    Böyle olmasının nedeni sensin
    Ben değil.

    Biliyorum
    Hayat belki de bana bir daha
    Böylesine sımsıcak gülmeyecek..
    Varsın gülmesin.
    Seninle var olmuşken
    Sevinçler, güzellikler,
    Mutluluklar koşarak gelirdi.
    Varsın gelmesin.

    Nasıl olsa
    Böyle bir sevdayı
    Bir daha
    Bir başkasıyla yaşamaz bu yürek.
    Varsın yaşamasın.

    Yine de
    Senli günlerimi unutmam gerek.
    Sen olmadan da
    Sensiz yaşamayı öğrenmem gerek..
    Yürekli olmam,
    Dayanmam derek.
    Çünkü hayat devam ediyor…
    Günler
    Gözünün yaşına bakmadan
    Koşar adım geçip gidiyor…

    Evet..
    Bu son buluşmamız olacak .
    Bıçak gibi kesip attın her şeyi
    Bir kez yalan çıktı sözlerinden…
    Anlamalıydım dalgın bakışlı gözlerinden.

    Bugünden sonra…
    Her söylediğin kelimelerin doğruluğuna
    Her gülüşün içten olup olmadığına..
    Kuşkularım da olmayacak..
    En azından kendime geleceğim.
    Bir yalana kurban giden bu sevda sonrası
    Kendimi yeniden bulacağım.

    Oysa
    Yürekten inandığım bir şey var ki,
    O da :
    Sesin, nefesin
    Aynı tazeliğinde..
    Aynı sıcaklığında
    İçimde kalacak /bilesin..

    Bu son buluşmamız olacak ”’Dalgın bakışlım”’
    Bugün sonumuz olacak.
    Biraz sonra yanında olacağım.
    Bugün son günümüz olacak.
    [font=Arial]

    Yaşadıkça
    Hiç unutma ”’Dalgın Bakışlım”

    Sevdamıza
    Alkış tutarken benim ellerim
    Söylediğin ilk ve tek bir yalanın ile
    Yumruk oldu /senden bana…
    Yüreğime vurdu /sözlerin.
    İnan ki,
    Ben bunu hak etmedim.

    Ben sana hiç yalan söylemedim ki…
    Ben sana hiç ..
    Ben sana. ..
    Sana…
    Ben sana hiç yalan söylemedim ki..

    Necdet GÖKNİL

    #100032240

    Konu: DJ-ZOZE

    forumda DJ-ZOZE

    Kaptan
    Yönetici

    ALLAH CANIM ALSIN…

    Ucsuz bucaksiz denizlerde,
    Bir vurgundan ciktim bak yine,
    Bu son güvenisim birine,
    Gidip sende yalan olma yarr..

    Kaslarimi cattim gideni biraktim,
    Allah canim alsin bu defa son!
    Sende gider isen
    Bir kösede ölsem allah canim alsin seversem…-

    Yorgun cocuklardik,
    Gecmisimiz kan revan icinde,
    Gelecegimiz agit.
    Neyi unuttuysak yeniden yasadik,
    neyi yasiyorsak unutulmaz oluyor..

    Bizki Direnmeyi ögrenmistik acilardan,
    Kavgayi ögrendigimiz kadar,
    Yakip dursada bagrimizi hicran,
    Zemheri ayazinda kalsada güller,
    Bel baglamadik sevdadan gayrisina..
    ki inandik, cikarip baltasini topraktan
    Törenin geregini yerine getirecektir sevda..

    Kavganin kesintisiz tarihinde Yalnizca sevdanindir ferman,
    Ki bir gül gibi tasiriz hayatimiza vurulmus mührünü,
    Ve Hükmünü yerine getirmek boynumuza borctur bizim..

    Bir yol ayrimindayiz artik,
    Bitirdik bütün yanlislari ve yanilgilari,
    Elveda sararmis sayfalar hayatimizin,
    elveda keder,,,

    Simdi sevdamiz icin vurusmaya geldi sira,

    -Aşilmayan dalgalarla ben,
    Yillar yili savastim neden?
    Ey sevgili neredeydin sen?
    Gidip sende yalan olma yarrr..

    Kaslarimi cattim gideni biraktim
    Allah canim alsin bu defa son
    Sende gider isen bir kösede ölsem
    Allah canim alsin seversem….

    ((..batan..günes..))

    #100030914

    temptation
    Katılımcı

    Öylesine bütünlüklü ve öylesine sade güzelliği var ki bu erken yaz sabahının, başka hiçbir güzelliğe içinde yer bulunmuyor; belki de ilk kez, bir başka güzelliğin, bir mısranın, bir şarkının, hatta uzun bir şampanya kadehinin içinde duran şu çiçeklerin, derin bir duygunun, eğlenceli bir düşüncenin bozabileceği böyle bir vakte rastlıyorum. Sabah, sanki bir beyaz manolya yaprağı…
    Parlak, mavi bir yaz sabahı.
    Sakin, sessiz.
    Sanki hiçbir sese, hiçbir harekete tahammülü yok.
    Müziği kapattım.
    Dümdüz lacivert bir deniz, koruluklarının yeşili bile gözüken adalar, bir beyaz yelkenli, uzaklarda bir şilep.
    Balkondaki sardunyaların kızgın kızıllığından bile rahatsız olan bu masum ve aydınlık sabah, kendi mavi masumiyetiyle hayatın bütün karmaşasını, düşünceleri, duyguları reddediyor sanki.
    Bu ışıklı sessiz örtünün altında yatan heyecan verici karanlıklara uzanan yollar erken yaz sabahının sükunetiyle kesilmiş.
    İnsan, bu durgun güzelliğe boyun eğmekten başka bir çare bulamıyor.
    Sessiz mavi bir yaz sabahının bir parçası oluyor.
    Bir sevinç bile istemiyor.
    Hiçbir duygu olmamalı, bir düşünce bulunmamalı.
    Bir maviliğin içinde süzülmelisin.
    Bu sabah vaktinin bir parçası olmalısın.
    Ve bunun için, bütün varlığından, geçmişinden, hayallerinden bir anlığına da olsa vazgeçmeli, bu sükuneti bozacak hiçbir kıpırtıyı içinde taşımamalısın.
    O sessizliğin içine kendimi istekle bıraktım.
    Hiçbir şey olmamanın muhteşem sükunetiyle uçuk bir maviliğe büründüm, kendimi terkettim.
    Minik bir yaprak bile değilim, kavak ağaçlarının uçuşan pamukçukları da değilim, bir ağaç ya da bir çiçek de değilim.
    Mavi bir sabahım şimdi ben.
    Bütün derinliklerim sessiz.
    Beni çağıran hiçbir şey yok.
    Hiçbir yere gitmeyeceğim.
    Hiçbir şey düşünmeyeceğim.
    Hiçbir şey hissetmeyeceğim.
    Kendi sesim de dahil bütün seslerden uzaklaştım.
    Öylesine bütünlüklü ve öylesine sade güzelliği var ki bu erken yaz sabahının, başka hiçbir güzelliğe içinde yer bulunmuyor; belki de ilk kez, bir başka güzelliğin, bir mısranın, bir şarkının, hatta uzun bir şampanya kadehinin içinde duran şu çiçeklerin, derin bir duygunun, eğlenceli bir düşüncenin bozabileceği böyle bir vakte rastlıyorum.
    Sabah, sanki bir beyaz manolya yaprağı.
    Ona hiçbir şey değmemeli, dokunmamalı, değerse küser ve kararır.
    Hatta güzelliğini bile seyretmemelisin.
    Bir parçası olmalı, o maviliğe karışmalısın.
    Uyandığımda bende olan ne varsa artık yok.
    Ben yokum.
    Bir sabah vaktiyim.
    Sessizim, sakinim, maviyim.
    Beni terkeden herşey, bütün sesler, bütün düşünceler, bütün duygular, bütün kaygılar, bütün özlemler aniden ve büyük bir gürültüyle geri dönecekler, bunu biliyorum.
    Ben, yine ben olacağım.
    Hayat, yine hayat olacak.
    Bu mavi örtünün altında dolaşan o olağanüstü karmaşa, bütün karanlığı ve çekiciliğiyle yeniden ortaya çıkacak.
    Onları yeniden gördüğümde belki de çok sevineceğim.
    Ama, şu kısa an, sabahın içinde dağılıp bir mavi sabah olduğum şu vakit, neredeyse inanılmaz olan bu tanrısal armağan, herkes gibi benim de en çok kurtulmak istediğimden, kendimden kurtarıyor beni.
    İçimde dolaşıp duran, birbiriyle çatışan, beni bazen eğlendirip bazen yoran bütün o ‘ben’ler sustular, gittiler, yokoldular.
    Issız içim.
    Kendi ıssızlığını da özlüyor bazen insan.
    Bunun asla ele geçemeyeceğini, o kalabalığın asla beni terketmeyeceğini sanırken, erken bir yaz sabahı, beni kalabalıklarımdan kurtarıp içine aldı.
    Görkemli bir cömertlikle kendini bütünüyle bana verirken, beni de inanılmaz bir hoşgörüyle kendi içine kabul etti.
    Bir şarkı duymak istemiyorum.
    Hiçbir şeyi, bir çiçeği, bir insanı, bir ağacı, bir kuşu, bir duyguyu tek başına görmek istemiyorum.
    Bu bütünlük, kalabildiği kadar bir bütün olarak kalmalı.
    Onun parçası olmalıyım.
    Tek olan her şey bu bütünlüğü bozacak.
    Ben bir bütünün parçası olamayacağım o zaman.
    Bütüne bazen hayranlıkla, bazen merakla, bazen dehşetle bakan, ayrı bir parça haline geleceğim yeniden.
    Buna da sevineceğim belki.
    Ama şimdi…
    Şimdi değil…
    Parlak, mavi bir yaz sabahı.
    Sessiz ve sakin.
    Ben yokum.
    Siz yoksunuz.
    Kimse yok.
    Mavi bir sabah var yalnızca.
    Ve, mavi bir sabah vaktiyim şimdi ben.
    .

    Ahmet Altan

    #100030640

    temptation
    Katılımcı

    Sen gözlerimdin benim
    Hiç tükenmeyen bir pınar misali
    Süzülürken damla damla sular
    Bazen ılık, yüreğinin sıcaklığında
    Bazen buz kesmiş,kartal bakışlarında
    Bakarken bazen,yıldız parlaklığında
    Sen gözlerimdin benim

    Sen sözlerimdin benim
    Dilimden dökülen bir çağlayan misali
    Ve yatağına sığmayan bir nehir
    Bazen bir çığlık sessizliğimde
    Bazen bir sitem haykırışlarımda
    Dökülürken dilimden,uçurumdan dökülür gibi
    Sen sözlerimdin benim

    Sen ellerimdin benim
    Rüzgarlarınla doldurduğun bir yelken misali
    Bir sağa çekersin beni bir sola
    Bazen savurursun açık denizlere
    Bazen vurursun acımadan kıyılarına
    Başıboş,dümensiz,kapılacakken girdaplara
    Sen ellrimdin benim

    Sen yüreğimdin benim
    Ritimsiz çalan bir saat gibi
    Bazen ileri gidiyorsun koşar gibi
    Bazen geri kalıyorsun sanki yorgun
    Ha durdu ha duracak hala sana vurgun
    Sen yüreğimdin benim

    Sen her şeyimdin benim
    Düşlerim, ümitlerim,geleceğim
    Ellerimdin,gözlerimdin ve yüreğim
    Bazen kapılsam da umutsuzluklara
    Bazen kızsam da yüreğim alev alev
    Sen ne görürsün beni, ne duyarsın
    Yine de sen her şeyimdin benim
    Ve yine de her şeyimsin.

    Can BİLGE

    #100028056

    Konu: ŞIZOFREN HAYALLER (III)

    grup forumunda Sema ŞENER

    Sema
    Katılımcı

    Zamanın durduğu bir noktada
    Bir şeyler arıyor gözbebeklerim
    Sonsuz gibi görünen uzaklıklarda
    Canımı yakan bir bekleyişti bu vuslata beş kala

    Gece karanlık..gece soğuk..
    Bir değişiklik var gecede adını koyamadığım
    İçimde oluşan anlamsız ürpertiye kulağımı kapadım
    Gelecektin sen.. ne olursa olsun gelecektin..
    Söz vermiştin bana.. seninle olacağım bebeğim demiştin
    Loş odamın penceresini araladım usulca
    Belki..belki geldin de ben duymadım gelişini
    Karanlığa uzandı kopası başım
    İçimde tarifsiz bir sıkıntı?
    Sözünü unuttun mu yoksa sevgili..
    Hani gelecektin.. hani asla vazgeçmem demiştin
    Son kez baktım karanlığın içine
    Yoksun işte yoksun?
    Gelseydin be yar,
    Gelseydin de kırılası belime bir kez daha sarılsaydın..
    Söz vermesem şimdi başlardım ağlamaya
    Ama ağlamayacağım?
    Benim sözüm sözdür gülüm
    Akamayan yaşlar gözlerimi acıtıyor
    İşte o an.. bir esinti geliyor açık bıraktığım pencereden
    Önce kokun sonra sesin doluyor odamın dört bir yanına
    Geldim bebeğim seninleyim diyor tapılası sesin
    Hayalimin hayali misin endişesiyle kımıldayamıyorum yerimden
    Ellerin omuzlarımı tutarak kendine çekiyor
    Hoş geldin demeyecek misin bebeğim diyorsun
    Dizlerimin bağı çözülüyor o an
    Kafamı hızla çevirdiğimde yıldız gözlerinle çarpışıyor bakışlarım
    Nefes alışlarımın hızına yetişemiyorum
    Midemde başlayan yangın tüm vücuduma yayılıyor
    Tadını bilmediğim dudaklarında alıyorum son nefesimi
    Dudaklarında ölüyorum sevgili
    Dudaklarında ölüyor, ellerinle hayat bulup
    Gözlerinde yeniden doğuyorum
    Sarılıyorum sımsıkı hiçbir zaman benim olmayacak bedenine
    Ne olur diyorum ne olur bırakma beni
    Bırakırsan düşerim.. bırakırsan yiterim?
    Bırakırsan o an ben ölürüm sevgili..o an ölürüm ben..
    Daha sıkı sarılıyorsun bana.
    Ölümden bahsetme bebeğim diyorsun..
    Ölüm gelirse ikimize aynı anda gelir?
    Ölüm zaten her an koynumuzda..
    Sesin tüm benliğimi huzura boğuyor sanki
    Önce kelimelerimiz başlıyor sevişmeye
    Harfler kan ter içinde..
    Noktalama işaretlerine aldırmadan nefes nefese hepsi de
    Bedenlerimiz tek vücut olurken
    Gece, karanlığını örtüyor üzerimize

    Zaman durmuyor ama sevgili
    Derin iç çekişinden anlıyorum
    Gitmelisin yine..
    Yüzümü avuçlarının arasına alıyorsun
    Gözlerime bak bebeğim diyorsun
    Diyorsun ama ben bakamıyorum ki..
    Sımsıkı kapatıyorum gözlerimi
    Sırf gidişini görmemek için
    Sırf ağlamayacağıma söz verdiğim için..
    Gözlerime birer buse konduruyorsun
    Seni seviyorum bebeğim diyorsun..
    Bende seni seviyorum demek istiyorum
    Sesim çıkmıyor..
    Gitmesen.. hep burada kalsan..
    Artık bitse imkansızlıklar?

    Şarkımız çalıyor bebeğim diyorsun.. dinle..
    ?Sen imkansızsın? ezgisiyle dans ediyoruz seninle
    Bu an hiç bitmese.. zaman hiç geçmese..
    Biz hep böyle kalsak?
    Ama imkansız..
    im-kan-sız?nefret ediyorum bu kelimeden..
    Duymaktan haz aldığım sesinle aralanıyor düşüncelerim
    Kırık bir sesle bakmayacak mısın hala diyorsun
    İçim yanıyor.. dayanamam ki ben sana
    Yavaşça aralıyorum gözlerimi
    Bal topladığım dudaklarından bir tebessüm okuyorum
    Bekle beni sevgilim diyorsun.. Yine geleceğim..
    Seni gidişlerinle değil, gelişlerinle anacağım sevgili..
    Çünkü biliyorum ki her bir gidiş yeniden bana gelişlerine gebe..

    Güle güle kayıp kentin hayal prensi..
    Seni seviyorum..

    #100024346

    Konu: MARIA

    grup forumunda Bekir Sıtkı ERDOĞAN

    damladamla
    Katılımcı

    Sustu Another Life gazinosu
    Sustu şarkılar,
    Paletimde renk sustu, fırçamda şekil
    Ve bu gece ilk defa şimal körfezinde
    Sustu Peramos’un mazgallarından
    Şehre pancur pancur dökülen arya,
    Artık ne tayfalar mevcut, ne komondoslar,
    Ne o kor tenli, kızıl saçlı kanarya.
    Bu medar ikliminin tenha gecesinde
    Sardı bambu kamışlarını pişman bir sükut
    Sardı bu sızı
    Hani birdenbire bazen bütün etrafımızı
    Sapsarı bir şüphe sarar ya işte öylesine berbat bir hal var.
    Hiç bir şey düşünmek istemiyorum, hiç bir şey
    Ama dördüncü tarassut kulesinde
    Bir şüpheli sinyal var
    Hayır hayır yalan bütün bunlar
    Artık ne kadere inanıyorum ne fala
    Yalan söylüyor o falcı kadın
    O hintli parya.
    Ben yalnız sana inanıyorum
    Yalnız sana, MARYA…
    Beni kahrediyor böyle geçen her gece
    Bu hoyrat yıldızlar, bu su, bu okyanus, bu yer
    Ve gökyüzünde emanet duran şu asma fener.
    İnan ki sevgili MARYA
    Ne varsa hepsi yalan, hepsi keder
    Ve hepsi omuzumun üstünde çaresiz bir yük
    Ve hepsi angarya.
    Biliyorum bu sabah güneşle beraber biliyorum
    Bir vapur demirleyecek bu nankör limanda
    Pol’un ebedi matemine rağmen
    Virjini olabilirdi bu vapurda
    Ama sen yoksun biliyorum sen yoksun.
    Baharda geleceğim diyordun hani
    Haydi gel daha ne bekliyorsun işte mevsim bahar ya.
    Fırçam neden böyle titrer bilir misin?
    Ve neden resimlerimde fon sapsarı
    Anlıyorsun değil mi yavrum
    Bütün kağıtlara sinmiş anlıyorsun
    Bu tropikal zehir, Bu müzmin malarya,
    Sensiz nasıl da boş iskele, sensiz nasıl da tenha şehir
    Müfreze nöbetçilerinin gözü önünde
    Koydan yıldızları çalmışlar bir bir,
    Yine de birkaç çımacı, birkaç palikarya.
    Ama kim düşünür yıldızları,
    Yüzbaşı Arnold’u vurmuş yerliler
    Matemler içinde tekmil batarya.
    Bu insanlar, bu gök, bu deniz, bu yer
    Birer birer kaybolmaya mahkum, birer birer
    Biz ki çoktan bu sapsarı hasret içinde susuz
    Biz ki çoktan beri kaybolmuşuz.
    Nasıl, ağlıyor musun MARİA? ..
    Sil gözlerini, sil yavrum
    Bizim yokluğumuzdan ne çıkar
    Aşkımız var ya.

    #100024289

    Konu: AŞKINA ÜŞÜYORUM

    grup forumunda Sema ŞENER

    Sema
    Katılımcı

    Sıradışı bir yaşamdı seni sevmekle başlayan.
    Gözleri acıyandık bakarken uzaklara..
    Bir varmış bir yokmuşla başlayan bir masalın kahramanlarıydık..
    Belki asırlar sonra Leyla ile Mecnun?un
    yitik ruhlarıydı vücutlarımızda can bulan…
    Duymadığımda seslenmediğinde kulaklarımdaki çığlıktı ölüm…
    Ve biz sonunda sobeledik ölümü en tatlı haliyle..

    Çengelli iğnenin ucuna asanlardık yüreklerimizi…
    Ve kan damlarken sevdayı yudum yudum içenlerdik.
    Boşverenlerdik herşeye, sevdanın yeni şekline bürünenlerdik.
    Yasaktın bana, yasaktım sana..
    Sona ermiş görünen ama asla son olduğu bilinemeyen
    bir olguydu yaşayamadıklarımız.
    Sen vardın ben ise yokluktum

    Adımız aşktı bizim, adımız hüzündü..
    Kimsenin anlayamayacağı, bir paranteze sıkışmış kalan
    noktalama işaretlerinin artık hükümsüz olduğu bir sevdaydı adımız…
    Şizofrenliğimin aykırılığı kadar aykırıydı sevdamız..

    Oynadığımız körebe oyununda ebe olanlardık,
    bir türlü sobeleyemediğimiz geleceğimizle..
    Bakışlarla konuşanlardık, ukala ses dalgalarının inadına…
    Yüreklerimizle görenlerdik, gören gözlerin aksine..
    Ve biz kelimelerle sevişenlerdik tensel yakınlığı göz ardı ederek..

    Ne çok sevdin beni…
    ne çok sevdim seni..
    ne olduğunu anlamadan açılan sevda parantezimiz,
    yine ne olduğunu anlamadan kapandı..
    Üç noktalarla devam etmek istedikçe,
    inadına tek nokta oluyor artık cümlelerimizin sonları.

    Devrik hayatlarımız gibiydi cümlelerimiz de…
    düz bir hayattı oysa istediğimiz.
    Belki de devrikliğiydi cümlelerimizin, hayatımızı anlamsızlaştıran.

    Gittiğinde, kal diyemeyendim, iki damla gözyaşını saklayandım senin için gecelere…
    Gittiğimde kal diyemeyendin yaptığın en zor seçimle…

    Aşkına üşüyorum… sessizce…şizofrence..

    ‘Seni sevmek sevgili, seni özgür bırakmaya razı olmaktı…’

    #100024317

    Konu: İSYAN TADINDA

    grup forumunda Sema ŞENER

    Sema
    Katılımcı

    Aykırı bir sevdanın yokettiği ve artık çok geride kalan zamanlarımı yaşamak isterdim yeniden..

    Boşa gitmiş görünen, yine de bana çok şey kazandıran geçmişimden kurtulmak bu kadar da zor olmamalı..

    Güçlü görünen bedenlerin yardım çığlıklarına kulak kapayan sefil kimliklere her zaman isyan edeceğim…

    Dost maskelerin ardındaki hınzır gülümseyişler beynimde kazılı..
    Her yazımla tek tek yerin dibine sokacağım onları ama çıkarmayacağım ordan.. Kalsınlar yerin dibinde..
    Yerlerini bulmaları adına..

    Giden gitti… kabul.. kalanlar kim peki? Riyakar hayatın yardakçıları mı? Kalanlarla kalmak istemedim hiçbir zaman.. Gidenle gittim bedenimle olmasa da ruhumla…

    Acıları teslim aldım geçmişten, bugünüme yaydım ve geleceğimi yokettim belki de..

    Çok kişilik dünyamda tek kişilik bir oyun oynadım ama oyunu henüz kaybetmedim..

    Yenilgiyi yakıştıramadım kendime, tıpkı gidişleri yakıştıramadığım gibi..

    Ama bana çok yakıştığını düşünmüş ki hayat, iğneledi üstüme hayal kırıklığını ve terkedişleri..

    Kargacık burgacık düşüncelerimden anlamsız bir sürü nida yükselmekte..
    Kelimelerim yorgun.. bir anlam yüklemeye çalışmaktan kendilerine…
    Düz bir hayatım olsaydı, kelimelerim de devrik olmazlardı belki de…
    Ruhum karanlık.. Ne gülmeler anlamını buluyor bu karanlıkta, ne yaşanılan sevdalar, ne de kelimeler..

    Seni senden daha iyi anlayan, senden öte bir can varmı ki bu dünyada, inanmıyorum artık ben buna…

    #100024180

    Konu: ŞİZOFREN HAYALLER

    grup forumunda Sema ŞENER

    Sema
    Katılımcı

    Gecenin bir yarısında
    Saat 12?ye çeyrek kala
    İçimde tarifsiz bir heyecan
    Gözlerimde çılgın bir bakış

    Az sonra geleceğin pencereye takılı gözlerim
    İşte..
    Hafif bir esintiyle doldun tüm odama
    Ellerimi tuttun önce
    Gözlerime baktın beni öldürürcesine
    İçimde binlerce alev topu

    Dudakların aralandı sonra
    O muhteşem sesin okşadı kulaklarımı
    Ben geldim bebeğim dedin usulca

    Benim de dudaklarım aralandı
    Ama sesim çıkmadı
    Gülümsedin en tatlı bakışınla
    Anladım bebeğim dedin.. anladım..

    Yüzüme düşen saçlarımı yavaşça kaldırdın
    Gözlerime bak aşkım dedin.
    Bakamayacağımı bile bile
    Heyecandan bayılacağımı bile bile dedin
    Tutup çenemden hafifçe yüzümü kendine çevirdin
    Aç gözlerini bitanem aç.. beni gör
    Seninle dolu olan beni gör dedin

    Gözlerimi açsam ölürüm sevgili
    Açmasam da ölürüm
    Ellerinin sıcaklığı yüzümden yayıldı tüm vücuduma
    Dizlerimin bağı çözüldü o anda
    Düşecek gibi oldum
    Belimden yakaladın bir anda..

    Minik bir kedi gibi kıvrılıverdim kucağına
    Ellerinle saçımı okşayışınla huzur doldu içime
    Neden sanki neden konuşamıyorum
    Neden anlatamıyorum yüreğimdekileri
    Oysa öyle doluyum ki seninle
    Bir başlasam durmayacağım biliyorum
    Ama başlayamıyorum..

    Yine yardımıma koşuyorsun.
    Biliyorum bebeğim üzülme diyorsun..
    Bilmediklerin var demek istiyorum
    Diyemiyorum..

    Tüm cesaretimi toplayıp
    yüzüne bakıyorum bir zaman sonra
    Kalbim göğsümden çıkmaya çalıştığını
    Tutturduğu tamtamlarla anlatıyor
    Sende duyuyorsun o sesleri
    Gülümsüyorsun
    Bende seni seviyorum bebeğim diyorsun
    Dudaklarıma tadını bilmediğim bir öpücük konduruyorsun
    Aşk arzu şehvet kokan bir öpücük
    Ayaklarım yerden kesiliyor o anda
    Kendimi sana teslim ediyorum
    Sana aitim diyorum sonunda
    Ben sana aitim
    Ve sen sana ait olanları alıyorsun benden
    Arsız bir şehvetle sunuyorum bende sana ait olanları
    Gece bizi koynunda saklıyor
    Onun evsahipliğinde güneşi karşılıyoruz çıplak bedenlerimizle
    Gitmeliyim bebeğim diyorsun.
    Gitme diyemiyorum
    Biliyorum ki gideceksin
    Beni benimle bırakıp bana verdiklerinle bırakıp
    Gideceksin yine..
    Yüreğim sıkışıyor
    Bükme dudaklarını bebeğim diyorsun
    Yine geleceğim..
    Peki ben ne yaparım sensizlikte diyorum
    Ama beni duymuyorsun
    Açık olan penceremden yavaşça süzülüyorsun dışarıya
    Beraberindeki tatlı esintiyle birlikte
    Güneşin ilk ışıkları çıplak bedenimi ısıtırken
    Gittiğin noktada takılı kalıyor gözbebeklerim

    Bir sonraki gelmelere kadar güle güle kayıp kentin hayal prensi?
    Ben burada hep seni bekliyor olacağım..
    Hep sana ait hep sana dair kalacağım..

    #100022847

    Konu: ZEYNEP BENİ BEKLE

    grup forumunda Atilla İLHAN

    afflicted_
    Katılımcı

    zeynep beni bekle / gece agaçlarina
    yagmur çiseliyorum / cam tozu su beyazi
    yalnizligini mutlaka degiştirecegim
    bir yaprak halinde süzülüp saçlarina
    eski teşrin’lerden / kederli kirmizi
    zeynep beni bekle mutlaka dönecegim
    söyle kim önleyebilir buluşmamizi

    geceleyin işiklari söndürdügün zaman
    benim şiir kitaplarindan sizan aydinlik
    elinde uyuyakaldigin heyecanli roman
    pancurlarin çarpildigi lodos geceleri
    rüzgârin degil benim / pencerendeki islik
    her akşam koridordaki ayak sesleri
    yanliş çaldigini zannettigin telefon
    zeynep beni bekle mutlaka gelecegim
    hem bu ne ilk ayriligimiz ne de son

    pikapta eminaga acemaşirân saz semaisi
    sokakta çocuklar saklambaç hirsiz polis
    hayat akip gidiyor olsam da olmasam da
    saati durmamali ufak sorumluluklarin
    resmi birakmadin ya / son çektigin hangisi
    bak mektuplar birikmiş yine masamda
    fakülteler açilacak bak bugün yarin
    zeynep beni bekle mutlaka gelecegim
    başladigimiz filmi birlikte bitirecegiz

    kim ne derse desin içimde delice bir his

    #100021878

    Konu: G İ T M E

    grup forumunda Bedirhan GÖKÇE

    Bülent
    Katılımcı

    Gideceğim diyorsun
    Gitme be Ali gitme.
    Bu gidiş bitirir tüketir seni,
    Hırsla kalkan zararla oturur Ali.
    Gel lanet et şeytana gitme,
    Gitme be ali

    Biz sahil kahvelerin
    Romantik havasıyla,
    Otantik havasıyla sevdik.
    Tavşan kanı çayı,
    Titreyen elleriyle sunan
    İhtiyar balıkçının
    Gülümseyen yüzüyle sevdik.

    Sen gideceğim diyorsun,
    Gitme be Ali,
    Hayallerimiz var,
    Geleceğimiz var,
    Dualarımız var.
    O kızı alacağız Ali,
    Hem de istediğin
    Bir ?ebruli akşamda?,
    Sarı saçlarına Ankara?yı takıp
    Ver elini İstanbul…

    Yine gideceğiz
    O sahil kahvesine.
    Tavşan kanında çay,
    Yosun tadında köy.
    Çaydanlıkta demimiz muhabbet,
    Şekerimiz sohbetin olacak.
    Sonra ijtiyar balıkçı gelecek,
    Oturtup ihtiyarı, ona çay ikram edeceğiz.
    Ardından uzaklara dalacak gözleri,
    Ve hazin hikayesini anlatacak.
    Kim bilir belki de
    Hikayesi sana benzeyecek,
    Sonu ?yanlıştı? diye bilecek..

    Gitme be Ali gitme.
    Bak bana şiir yazdırdın.
    Gel yine hayallere dalalım,
    Düşüp sokaklara, sürüyelim Ankara?yı.
    Tamam mı Ali, tamam mı?
    At şu paltoyu,
    Çaylar iki oldu Kerim!
    Çaylar iki oldu.

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 19) görüntüleniyor