You cannot copy content of this page

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 44) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034966

    Konu: senin sesin

    forumda senin sesin

    Haydar
    Katılımcı

    sesinde ne var biliyor musun
    süt beyazı bir çığlıkta kaybolmak
    çay buharında sessizce yunmak
    maviyle küsüp küsüp barışmak
    ve beyaz tül örtülerinde,
    en sevdiğin ölüyü ağırlamak

    sesinde ne var biliyor musun
    çınarlara su vermek bir akşamüstü
    ve örtmek üstünü kedilerin
    sokaklar yorulmadan soğuktan

    sesinde ne var biliyor musun
    melodilerin tınısında haz bahçeleri
    ve barış mektupları taşıyan elçilerin gözleri
    kar içinde çalı diplerine tutunan dağ kekliği

    sesinde ne var biliyor musun
    bin rengiyle güneşi kutsamış umut
    gülüş ve öpüş gibi bir pencereden gece
    gelip geçenlere aşk dağıtan hece hece
    ve dinmiş bir susuşun avuçlarında izi

    sesinde ne var biliyor musun
    bir şey var tarifi külfet aşka yakın
    fesleğen kiraz biraz naz
    denizden toprağı döven meltem ve yaz

    sesinde ne var biliyor musun
    ateşi suda ısıtan yağmur
    buğday tarlalarında beyaz bir düş
    ay ışığında büyümüş masal var,
    salıncaklarında çocuklar uyutan

    aşk var sesinden de öte gülüşünde
    çiçek vadilerinde boy veren kardelen
    kelebek var cemreden erken gelen
    abı hayat var bende ölümü öteleyen

    //haydar şahinbay//


    banucukk
    Katılımcı

    incir yaprağının, güçlü damarlarındaki
    sütlü gözyaşı kadar
    duru bir sevgi
    anne sütü kadar ak
    büyümek kadar kara
    yaşam yosma bir gül annem
    çingenenin göğsüne iliştirdiği
    göçebe çadırlarda sevişirken
    bedenim büyüdü ve ben hep çocuk kaldım
    nemli gözlerinde elahe ışık hüzmeleri
    kalabalık bir ormanın gür dalları arasından
    gözlerin diyorum anne
    ötenazi isteyen yatalak keder halkaları taşır
    eğil n’olur,kulağına fısıldamak istiyorum…

    okuduğun her masaldan sonra;
    ”bu sadece masal,sadece masal,sadece…”
    oysa çocuk kalbim,nasıl küserdi sana

    keşke diyorum keşke anne
    efsunlu bir öpüşünle
    kalbinin ılık suyunda sakladığın cenin olsam yine…

    #100034731

    Kaptan
    Yönetici

    gün ağlar kayısı çiçeklerinde
    penceremde soğuk bahar ışıltısı
    kuş cıvıltılarında buruk sevinçler

    buz beyazı denizde mutsuz dalgalar dolanır bileklerime
    toprak bir özlem kokar, bir ölüm
    kah sana yanarım, kah sensiz üşürüm
    bulutlardır gözlerimde kördüğüm

    çağla gülüşlerini aşırdı arsız mevsim
    bir karıncaya takılıp düştü kelebek peşindeki çocukluğumun gölgesi
    umrumda değil avcumda siyahını bırakan uğur böcekleri

    yokluğunun ilk nisan yağmurları
    ölü bir bedende dirilir doğum sancıların
    ruhum seni yüklenmiş, bu can beni tüketmekte

    yitik bir kent buldum karanlıkta
    unutulmamış kapı eşiklerinde çalınmamış zilleri sevindirdim
    çalıp kaçtım
    yorgun bir rüzgar buldum
    maviyi eledim uçurtma kuyruklarında

    büyümek; en öksüz haliymiş insanın
    ne sesim yetiyor, ne ellerim
    şiirmiş, yaşamakmış, sevişmekmiş
    her şey anlamını yitirmiş

    Nisan-2010

    canım annem?e

    doğumgünü dileğimsin…

    #100034038

    Serkan
    Katılımcı

    Ay ışığı vuruyordu odaya, sararmış tüllerden dışarıya bakıyordu Kıvırcık siyah saçları vardı, sararmış parmaklarıyla sigarasını içiyordu, kalabalık sokağı izleyerek ?Şimdi ben bu çocuklar gibi olabilseydim,? dedi Sonra, ?Şarap içer misin?? dedi ıslak gözleriyle İki kadeh şarap aldı Yanıma oturdu; üzerindeki ince gecelik yorgun vücudu bedenini cömertçe gösteriyordu ?Anlat,? dedi Ne anlatmam gerektiğini bilmiyordum ?Bana bir şarkı söyle,? dedi Sararmış tüllerinden dışarıya bakarak top oynayan çocuklara takıldı gözlerim Benim şarkılarım ıslak, asi, yorgun Bir efsane olabilirdi eğer söylenebilseydi ?Neden söylenmiyor senin şarkın?? dedi, dudaklarını ısırarak Biz ne zaman şarkı söylesek gözlerimiz dolar, bir nehir boşalır gözlerimden, bileğimi kessem kan akmaz, donarım buz gibi, üşürüm, ölümle sözlenirim, ne zaman şarkı söylesek dilimde ağır bir küfür ?Sus,? derim, derine dalmadan çıkamam bilirim Yarım yaşanmış aşklarım vardır anımsamak istemediğim En çok çocuk olmak isterim, hiç büyümeden saklambaç oynamak, horoz şekeri yemek, şarkılara aldanmamak isterim Bildiğim tek şarkı küçük kurbağa olsun isterim
    ?Ama büyüyoruz ve tüketiliyoruz,? dedi ?Hayır!? dedim, ?Tüketiyoruz Aşkları yoran, hayatı özürlü yapan yine bizleriz, bir suçlu aranıyorsa bizden başkası değil?

    #100033597

    yaparkaleli
    Katılımcı

    Sevgiliden Sevgiliye…

    Aradığın bensem sendeyim elbet
    Ben seni atmadım, gel sen de atma
    Hayalin başında tutarım nöbet
    Hayalime sarıl yorganla yatma

    Günlerin güzeli seninle olsun
    Ne işin var senin on dört şubatla
    Bağrında gül açsın, karanfil dolsun
    Gözün gül mü olur, üstünden atla

    Çocuk büyümez mi, insan düşmez mi?
    Sevginin göğsünde uyurken düşte
    Tabibin kötüsü çıban deşmez mi?
    Her taraf uyanık baksana işte

    Bir türlü bitmiyor bendeki sancı
    Kızılca kıyamet koptu kopuyor
    Bugün benim değil, bana yabancı
    Baharlar tuvalsiz resim yapıyor.

    Çatlayan başımı göğsüne yasla
    Gül kokun duygumu okşayadursun
    Öpmenle okşaman kandırmaz asla
    Yüreğim yeter ki sinende vursun.

    Arzu ikliminde terlere batma
    Hayal aynasına bakılıyım ben.
    Beni el âlemle tartma, bir tutma
    Otuz yıl evvele takılıyım ben.
    Zülfikar Yapar Kaleli

    #100033167

    salimkanat
    Katılımcı

    dinle
    tüm suskunluklara bedel sözler söyleyeceğim
    sözlerimin ardı sıra akar akıllar
    akar adımlar

    dinle ki dilim beynine dokunsun
    dokunsun kalbine

    ezber değil sözlerim
    gördüğümü duyduğumu bildiğimi söylerim
    şair sözüdür bilirsin
    kalbiyle bilir şair bildiğini en çok
    kalbiyle duyar duyduğunu
    kalbiyle görür gördüğünü

    dinle ve bir çay daha söyle
    sözlerim simit gibidir çayla iyi gider
    bir çay da bana söyle
    tuzludur sözlerim boğazımı kurutur

    sözlerimi ilaç niyetine dinle
    yaran yoksa bir başkasına verirsin ilacı
    sözlerimi heder etme
    sözlerim yoldur gidene
    yol biter söz bitmez
    davos biter söz bitmez
    onun için davos benim için yahudi bitmiştir
    bitik doğmuştur aslında yahudi
    benim köle doğduğuma inansa da
    inanmak iman değil inattır onlarda
    kırılan kol benimki olsa da akibet bitiştir onlarda

    dinle ve benden alışılmadık sözler duyarsan şaşırma
    sana filistin bitmedi diyorum
    ne türkiye parçalanacak ne pakistan
    ne ırak yıkılacak diyorum ne afganistan
    şaşırma
    çeçenler yine destan yazacak
    uyanacak tüm ümmet uyanacak insanlık
    yeni bir medeniyet ellerimizle yoğrulacak diyorum
    bitmiştir yükselişi küfrün
    bitmiştir büyümesi zulmün
    iflastadır fikri felsefesi diyorum onların şaşırma sakın

    konuşuyorum o halde yaşıyorum
    yaşamak tadını bilmektir tuzun
    özünü karmaktır tuz su ve unun
    söz ola harman ola
    bilirsin bizde kırkında başlanır yaşamaya
    talimdir kırkından öncesi
    gençlik affedilir kırk ceviz kırsa da
    kırkında ceviz kırmasın da

    yaşadığımı söylüyorum yaşamak dersen buna
    tuzu biliyorum oysa başörtüsü hâlâ yasak okullarda
    biberi de biliyorum yani
    bitmiştir yahudi evet ama söylenecek söz var hâlâ
    yıkılmadık sur açılmadık kapı var hâlâ
    dirilmekte olan simurgun kanatlarına asılanlar var
    yelkenleri şişirecek yele cüssesiyle engel olanlar var

    dinle ve duyur sözlerimi sevdiklerine
    sol gözüm hâlâ dicle’yi ağlar ortadoğuya sağım fırat’ı
    haber ver onlara bunu ve de ki gevşemiştir zincir belki
    ama durmaktadır nil’in boynunda

    bir geveze şair vardı ağzından kaçırdı dersin
    mehdinin ayak sesleri duyulmuş dersin
    şavkı vurmuş ufuklara doğumu engellenemeyecek olanın
    boş durmamalı insan
    yapmalı ne lâzımsa lâyıkıyla

    sözlerim bitti sanma
    yeni başladık daha
    şair sözü lastiklidir uzar biraz

    #100033147

    Hazini
    Katılımcı

    20.06.2009

    Saksıda büyütülmüş bir bitki gibiyim.
    Kanatları kırılmış kuşlardan biriyim.
    Yardım görmeden yaşamak imkânsızdı.
    Yıllar geçer, büyütülmüş kadar kaldım.
    Goncalarım büyümez, çiçeklerim açılmaz.
    Yapraklarım safravi, saplarım narindir.
    Böyle mahkûmiyet, asla olmaz olsun.

    Kırılsın saksılar, onarılsın kanatlar.
    Bırakın beni namütenahi tarlalara,
    Sallayın beni hudutsuz mekânlara,
    Güneş ısıtsın her tarafımı,
    Rüzgâr essin her yerime,
    Yağmur yağsın daima topraklara,
    Yeni gün doğsun fani beşere,

    Kırılsın saksılar, onarılsın kanatlar.
    Birleşsin tüm topraklar, aksın nehirler.
    Uzansın eller tüm uzaklara,
    Yürüsün ayaklar her yere,
    Adû da gelsin bu topraklara,
    Yaraşsın bu iklimlere,
    Yaren olsun da bu toprağa.

    Saksılar kırılsın, ufacık parçalara
    Toz hale gelince karışsın topraklara
    Hayat başlasın, sıfırdan ufuklara
    Yardım ulaşsın, garip ellere
    Cami kubbesi mesken olsun, yoksullara
    Ezanlar erişsin, tüm mahlûklara
    Yüreklerde yeşersin, Allah sevgisi.

    Şiir: İbrahim HAZİNİ


    neizm
    Katılımcı

    Sana çirkin dünyadan güzellikler getirdim
    Dur..konuş, gül biraz
    Kader değil bizi karşılaştıran
    Şans değil inan.
    En içli şarkılar..
    Bir hüzzam, bir hicaz….

    Sana İSTANBUL’dan güzel ,
    İSTANBUL’dan karışık duygular getirdim.
    Sabırla dinle..çözüm bul biraz
    Senli İSTANBUL’lar giriyor düşlerime her gece dolu dizgin
    Her İSTANBUL mutluluk dolu
    Karanlıklardan uzak…
    Her İSTANBUL bembeyaz…

    Yalnızlıklar savaşını kazanan
    Muzaffer bir komutan getirdim sana..
    Bak, nasıl yorgun…
    Şefkate susamış yüreğine konuş biraz..
    O insan ki..
    Beş yıl savaşmış sabırla, inatla..
    O yıllar ki-sen dolu…
    Seninle geçti her kış,
    Her bahar,
    Her yaz.

    Sana şarkılar getirdim bilinmedik
    Şiirlerimi getirdim-okunmadık..
    O güzel, duygusal sesinle
    Söyle, oku biraz…
    Sende buldum Beni
    Beni bırakma-beni terketme..
    Sen
    Çirkin dünyayı güzelleştiriyorsun
    Seninle olmak en büyük haz..

    Sana benden büyük,
    Benden güzel BENİ getirdim.
    Gözlerime bak
    Dudaklarımdan öp biraz…
    SEVİYORSUN
    Gün geçtikçe büyümekteyim.
    Duygularım yüceliyor…
    Bazan bir keman oluyorum
    Bazan bir saz.

    Sana bak neler getirdim, neler…
    Hadi susma, sevin.
    Atıl boynuma.
    Sarıl biraz..
    Seni sevmek
    Sana dönmek değil bu-Daha öte…
    Tanrıya yaklaşmak gibi..
    Ne söylesem
    Ne yazsam az..
    Yine az.

    Necdet GÖKNİL

    #100032951

    Konu: GELENİM YOK

    forumda GELENİM YOK

    ozanefe
    Katılımcı

    tan kızarıyor
    gelenim yok
    kuşlar çırpınıyor
    gülenim yok

    hoş geldin ecem
    diyebilseydim şimdi
    özledim vallahi
    koca kadın seni

    anamın gözünde
    karaçocuğum ben
    büyümedik öyle
    daha dünkü çocuksunu derken

    arada derede kaldım
    bir yanım dökülüyor
    bir yanım uyuyor
    zamanı gelinceye dek

    gün kızarıyor
    gelenim yok
    kanat çırpanlar dönüyor
    gelenim yok

    ummadık anda
    karşımda buluversem
    dünyalar benim olurdu
    birazcıkta öpüverseydim

    20:05 10.07.2009 Denizli

    #100032179

    Sevgi
    Katılımcı

    ben tek kişiydim somurtuyordu ruhum sessizce
    sıcaktım hiç ısıtmıyordum kendimi kim bilir
    hep zamansız ölümü giyindim aynada hep varlığımı
    büyümedim tahta salıncaktaki çiviyim hala

    hiç olmadım nasıl oluyorsa ki o, bilmem
    sadece içimdeki gölgeye düşsün diye güneş
    biraz daha yalnızlığa ve sürgüne
    işte dedim bırak beni

    sen beni tek kişilik ruhumun somurtganlığında izledin
    ne kadar soğuktun hiç ısıtmıyordun sen bilirsin
    ölüm sana uzak bir tarihti aynada başkalarını giyindin
    büyüdün kalbinde salın(a)cak yok

    ne istediysen oldun olmak ne kadar kolay,bilirsin
    güneş derini yaktı bronz heykeller gibiydin
    biraz daha kalabalığa ve örgüne
    işte dedin gidiyorum.
    Alper Yıldırım

    #100031212

    irfan
    Katılımcı

    Hoşçakal Canım

    hoşçakal canım…
    hep olduğun gibi…

    benim dağınık bir gazel gibi kalışım
    döndürmesin seni yolundan.
    gözbebeklerimin büyümesi
    istemsiz iç çekişlerim tutmasın kolundan.
    hoşçakal canım.,
    hep öyle kal…

    ses çıkarma…
    gizliden git..
    belki gitme derim.
    belki gözyaşı dökerim.
    ağlarım.
    biliyorsun uykum hafiftir.
    uyanırım.

    hoşçakal canım..
    görüyorum gidişini…
    hissediyorum.
    hoşçakal canım..
    ben uyanmadan git yalvarıyorum…..

    hoşça…kalma canım…..
    git……….

    İrfan Bakırcı

    #100030938

    Konu: YİTİRİLEN

    forumda YİTİRİLEN

    safir
    Katılımcı

    Ola ki yürürüm bir başka aşka
    ya da yürürüm mavi olmayan bir gülüşe
    unutma ki tek aşk olduğum sensin
    âşık olduğum değil.

    Karanlıkla süzülüyor içime yıkım
    dur diyorum yıkılıyorum
    uçurumları başucuma koyuyorum sonra
    okşuyorum saçlarını rüzgarda
    sıcak ılık bir koku siniyor yüreğime
    gitme diyorum gitme düşüyorum
    sonra beni soruyorlar bana
    tanımıyorum diyorum daha hiç karşılaşmadık
    aynı çizgide bilge susu mu dinliyorlar ben sustukça
    yazık bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar
    önce bir bir sonra hepsi
    sonra mı bir ben kalıyorum bir de yalnızlık
    uçurumlar yıkımlar ben ve yalnızlık.

    Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi yatıyoruz yan yana
    öpüşüyoruz sevişiyoruz da hatta
    her şey oyunun yasaklarına uygun bir yasak oluyor sonra
    tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz telli kanlı düğün işte.

    Üşüyor saçlar biliyorum dargın mısın
    bu baharda mayısa bıraktığım gibi misin hala
    vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğinde hüzün
    hala kaçıyor musun gözlerini bırakarak birilerinde
    hala ellerinden tutup sevgileri dipsiz kuyuya salıyor musun ağlayarak
    küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliyor musun
    kendin kadar aklımdasın.
    Hala öyle savruk bir gök
    hala öyle yerini yurdunu bulamamış bir mavi
    ve aşkını şaşırmış bir tanrı.
    Çoğalan sızısıyla mutlu bir yara.

    Öyle misin mavi gözlü sarı saçlı yoldaşım
    öyle bıraktığım gibi misin
    gerçeği yakmada hala usta mısın
    yoksa çırak mı yanarken yalanda
    saçlarıma dolanan aydınlığımsın
    somutlaştıramadığım tek imgemsin şiirede
    anlattıkça eksilen tek anlam
    anlattıkça eksilen tek anlam.
    Hala bıraktığım gibi misin.
    Yoksa beni bıraktığın gibi mi
    kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma.
    Kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma.
    Hala bıraktığım gibi misin.

    UMUT ALTINÇAĞ

    #100029175

    Konu: BEN BUYUM

    forumda BEN BUYUM

    Bülent
    Katılımcı

    Anam beni hangi günde hangi ayda doğurdun
    Çok mu sancılar çektin hep çileyle yoğurdun
    Dokuz evlat içinde en kötüsü ben oldum
    Düştüm hazan yaprağı gibi gurbet eline

    Sevmeyi hem saadet hem de sevap bilmiştim
    Layık olmayanlara hayatımı vermiştim
    Mutlu oluruz diye yalan söylememiştim
    Seviyor zannettiğim o zalim insanlara

    Şimdi ellerim bomboş çektiğim hep ızdırap
    Bu hale düşürene bin çeşit göster yarab
    Kalbim feryat ediyor çaresiz olmuş harap
    Hani ak günler nerde onu sen bul sen yarat

    Ne kirli iş ne haram sürmedim ellerimi
    Bir kişi ispat etsin keseyim bileğimi
    Kulak verin ne olur dinleyin sözlerimi
    Geçtim otuz beşini beyhude çırpınışlar

    Bir ağaç dört mevsimde bir kere meyve verir
    Önce tomurcuk olur sonrada filizlenir
    Binlerce çiçek açar yüzlerce meyve verir
    Kim bilir kim oturur gölgesinde zamanla

    İşte ben buyum dostlar ateş içinde yanan
    Çaresizlik içinde nerde yazılı derman
    Dudakları kurumuş bir açılıp bir solan
    Bulacaksın diyorlar mutluluğu mezarda

    #100028864

    Bülent
    Katılımcı

    Hangi isyanın bedelidir acılarım
    Katkım olacaksa yüz yıl sonraya
    Oyuk oyuk olsun bırakın hücrelerim
    Bırakın ruhumu bana
    Ben beni bıraktım karanlıklara…

    Kendi kendime verdim
    Kürek cezalarını
    Hüzün
    Hüzün
    Hüzün…
    Yüz yıllık yalnızlık hüznüyle
    Tutundum evrene
    Oysa ne kolaydı çekip gitmek.
    Ellerimi bıraktım küreklerde…

    Hepimiz baktık durduk o suya
    Sudaki yansımaya
    Kolaydı kendini sevmek.
    Yüzleşseydik korkmadan
    Katlanabilseydik ah!
    Ardımda yüz yıldır sakladığımı
    Götürecektim yüz yıl sonraya…
    Yüzümü bıraktım suya…

    Ağlamakla eskidim
    Büyümedim.
    Açıp baksam neydi
    Durup baksam neyim eksikti?
    Yürümem ne kolaydı oysa
    Kumsalda bıraktım ayak izlerimi…

    Sevinemedim varolmaya
    Bakıp durdum o suya
    Akıp giden o suya
    o suya
    akıp giden o suya…

    25.08.2005

    #100028877

    Bülent
    Katılımcı

    öksüz sözcükleri koynunda
    hüznü ne anlamsız güzün
    yine erken batıyor güneş
    gecenin sesi yine uzun

    açıp bakılan kimi zaman
    sessizce solmuş mu ne yüzün?
    uzaklarda titrek bir iyi kalp
    fısıltısı anne gibi hüzün

    pembe kundaklar
    mavi patikler ne masum
    eskitmeden büyümüşler
    onların da maskeleri var
    kendilerini anlatmayan
    hırkaları büyük uzun

    gün gelecek gün gelecek
    devran mı dönecek
    aynı gök aynı su
    içi heves dışı kabuk
    çözülmüş mü inadı ne buzun?
    ağlatıcılar ağlamacılar seyirde
    oturmuşlar içine közün

    her gün düne uyanış
    bir gül susuyor ansızın
    yine ayaz yine kurak
    vagonlar gibi dizilmiş
    ya aksak ya koşarak
    sızım sevincin sevincim sızın

    yağmurlar kadar temiz olsak
    kirli ellerimizle sildik
    yüzünü birbirimizin
    sende benim bende senin izin
    yollar duruyor yerli yerinde
    çetrefil uzun

    öksüz sözcükleri koynunda
    gecenin sesi yine uzun

    24.08.2006

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 44) görüntüleniyor