1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 107) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100032000

    admin
    Yönetici

    Gözlerin doğuyor zifiri gecelerime,
    Nasıl da ışıldıyorum bir görsen,
    Bütün yıldızlar avuçlarımın içinde,
    Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    Dudaklarımda sevdalılara ait
    Eski bir mehtap şarkısı..

    Ben seni unutmak için sevmedim
    İşte doğduğun o virane evdesin,
    Nasıl bakarsa su toprağa
    Öylece bakmaktayım sana,
    Yolunu gözlemekteyim senin, beklemekteyim?
    Gözlerin dalgalanmakta olan bir mavi deniz
    Ben dalgalı denizin kucağına aldığı
    Sabah Yıldızı,
    Denizin mehtap şarkısı güzel
    Gece yıldızları kıskanmakta bu Sabah Yıldızı?nı,
    Bütün balıklar mutludur denizlerde
    Bir deniz girdabı çeker beni içine,
    Çaresiz bir kuştur çırpınan ellerim
    Mavi denizinde gözlerinin,
    Bu tekne ben miyim mavi denizinde yüzen?
    Bu rüzgar ben miyim, sarı gök yüzünü dalgalandıran?

    Gözlerin doğuyor zifiri gecelerime,
    Nasıl da ışıldıyorum bir görsen,
    Bütün yıldızlar avuçlarımın içinde,
    Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    Dudaklarımda sevdalılara ait
    Eski bir mehtap şarkısı,
    Ben Sabah Yıldızı.

    #100034948

    dervis_zel_ali
    Katılımcı

    Bu gökyüzü
    Şu toprağı yalayan rüzgar
    Bana göre değil
    Ateş su
    Gözlerinde uyumak bir akşamüstü
    Deniz kum güneş
    Ve çocuklar
    Bana göre değil umut
    Ve uçurtmalar yapmak tepelere layık
    Dilek fenerlerinden yıldızları yakmak
    Şiir yazmak ince parmaklarına
    Yalnızlığı övmek sensiz şarkılarda
    Bana göre değil
    Gece bulutlara uçmak
    Kuşlara kanat takmak beyaz kağıtlardan
    Maviyi baş üstünde tutmak ufukta
    Limanlara gemi bağlamak
    Pasından anılar pişirmek demirlerin
    Ağlamak köşe başlarında bana göre değil
    Baharı beklemek
    kar yağarken tepeden tırnağa
    Aşık olmak bana göre değil
    Yaşım kırkı geçmişken saçlarını taramak
    Ay ışığında yıkamak gözbebeklerini
    Yağmurdan vazgeçip bulutları sevmek
    Bana göre değil
    Karanlığın ihtişamında ölümü ötelemek
    Bana göre değil
    Korkuya ümidi değişmek
    Ve papuç bırakmak soysuza
    Masaya bırakıp anahtarları öylece gitmek
    Gölgesine sığınmak izbe sokakların
    Bana göre değil
    Karasında üşümek gözlerinin
    Üflemek fitilini lambaların
    Surat asmak yüzüne aynaların
    Bana göre değil
    Duldasına koymak başımı
    Ciğerimi bitiren ahının
    Bana göre değil

    #100034571

    Konu: AŞK BU!…

    grup forumunda Abdulhamit GÜLLÜK

    Hayat
    Katılımcı

    Denizlerin dalgalı, fırtınaların sert,
    Yüreğin mert olacak!
    Başın dumanlı, dağların karlı,
    İçin hüzün, gönlün matemlidir sevgilim…
    Fırtınalı zamanlarda sığınacağın
    Barınağın bile olmayacak…
    İsyan edeceksin gecelere
    Gökteki yıldızlar ümidin olacak,
    Karlı dağlar gibi sevdayı yaşayacaksın,
    Bazen kızgın çöllere düşeceksin,
    Kerbelayı ruhunda yaşatacaksın,
    Bir damla suya hasret kalacaksın,
    Aktığında gözyaşların dinmeyecek,
    Çiçeklerden bir buket olacaksın,
    Açan bir gonca gülü bekleyeceksin,
    Ayaz gecelerinde,
    İliklerine kadar hissedeceksin soğuğu,
    Buz kesilecek terleyen dudakların,
    Dizlerinin bağı çözülecek,
    Vuslata kavuştuğun an,
    İçin ürpermeyle dolacak, titreyecek dalgalarda,
    Yakamozlardan iz süreceksin,
    Sevgiliye giden yollara…
    Deniz fenerleri gibi bekleyeceksin günlerce,
    Belki hiç gelmeyecek sevdiğin,
    Şarkılardan türkülerden kısmet arayacaksın,
    Gittiği gün matemlere bürüneceksin,
    Gördüğün an, çocuklar gibi ağlayacaksın,
    Bir gülüşüne, bir bakışına,
    Hayat bahşedeceksin dostum
    Aşk beklemektir sevgiliyi
    Gelmese bile…
    Karşılıksız sevmeyi bileceksin,
    Diz çöküp önünde af dileyeceksin,
    Yağmurlar yağdığında
    Onu hatırlayacaksın belki
    Gözün yollarda olacak bir süre
    Bir kere sevdim dese,
    Ölümsüz aşkı buldum diyeceksin,
    Ölüm bile sana vız gelecek,
    Bir ceylan bakışlıyı seveceksin,
    Belki O sevmeyecek…
    Anlayacaksın ki aşk bu, aşıksın! …

    #100034609

    Konu: BEKLEMEK ZOR…

    grup forumunda Abdulhamit GÜLLÜK

    Hayat
    Katılımcı

    Zordur beklemek,
    Gidenin geri gelmesi..
    Hakk’ın huzurunda bekleyeceğim seni!
    Hakkım senden çok bilirsin..
    Gittiğin için değil,
    Allah’adır ağladığım..
    Bir parça sızlar yüreğim,
    İsyanım,intizarım belki boşuna…
    Bir damla yaşı yaradan bilir..
    Merhamet sahibidir O!
    Sana sızlanmalarım boşunadır..
    Tevbelerim O’nadır!
    Sevdiğimi,affımı isteyeceğim..
    Aşka yandırsın beni! ..
    Sonbaharlarım,kışlara dönsün..
    Dönsün bu yürek yangımlarım temmuzlara..
    Kaybolsun kardaki izlerim,
    Hasretim,hasretin olsun!
    Dönesin Leyla’ya!
    Cümle canlara can,cananıma canansın..
    Ateşlere yanayım,
    Güzelliğine hayran olayım!
    Göklere yükselir ahım,
    Sevmek ise günahım!
    Kalpler aynadır,sevgi sonsuz..
    Lakin,gidenler geri gelmez,
    Ölüm hakikat!
    Sensiz ölümü beklemek zor..

    #100034527

    Konu: BİR EŞİ OLMALI İNSANIN

    grup forumunda Can YÜCEL

    Hayat
    Katılımcı

    Bir Eşi Olmalı İnsanın!
    Bakarken yüreğinin kabardığı,
    Gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı?
    Aşık olduğu bir eşi olmalı!

    Sabah gözlerini açtığında, yanında olduğunu görüp,
    Şükürler etmeli Yaradana.
    Koklamalı saçlarını uyuyan eşine şefkatle bakıp,
    Usulca dokunmalı yüzüne.

    Bir eşi olmalı insanın!
    Varlığını hissedebilmek için.
    Parmakları titremeli, incitirim korkusuyla.
    Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü..
    Kramplar girmeli midesine,
    Onsuzluk aklına geldikçe!

    Bir eşi olmalı insanın!
    Rüzgar O?nun kokusunu getirmeli,
    Yağmur O?nun sesini.
    Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için.
    Akşam O?nu görecek diye, pırpır etmeli yüreği.
    Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi.
    Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi.
    Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli.
    Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine.

    Bir eşi olmalı insanın!
    Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini,
    Tasasını, öfkesini, sevincini, coşkusunu..
    Güven duymalı, her şeyiyle.
    Başını göğsüne koyup huzurla uyuyabilmeli,
    Tüm düşüncelerinden arınmış olarak.
    Babası, abisi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı..
    Şımarabilmeli yanında.
    Kıskanılmalı zaman zaman da..

    Bir eşi olmalı insanın!
    Sabah yolcularken işine, içi acımalı,
    Daha yollarken özlemeye başlamalı.
    Seni şimdiden özledim!

    Bir eşi olmalı insanın!
    Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla.
    Gözleri yollarda kalmalı
    Ve kapıyı çalmadan açmalı..
    Aşkla karşılamalı,
    Hasretle sarılmalı boynuna,
    Özlemle koklayıp öpmeli,
    Yıllarca uzak kalmışçasına!

    Bir eşi olmalı insanın!
    Her günü bir başka güzel olmalı yaşamın,
    Bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında.
    Verdiği hiçbir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı,
    Daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli.

    Bir eşi olmalı insanın!
    Cennetten köşe almışçasına
    Sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı..
    Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı,
    Çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı insanın!

    Ben seni ölene dek seveceğim boş laf !
    Ben seni sevdikçe ölmeyeceğim..

    #100034438

    Konu: ADALET..

    grup forumunda Okan SAVCI

    Hayat
    Katılımcı

    Gözlerinde gezinen bir şilep olsaydım
    Gömülseydim sularına.
    Batsaydım derinliğine,
    Ve çıkmasaydım bir daha.

    Ellerinde ter olsaydım
    Saçlarında rüzgar!
    Beyninde fikir, dilinde zikir
    Oysa yer bulamadım sesinde
    Devrik bir cümle kadar…

    Sevdiğim,
    Beyhude beklemek benimkisi…
    Çark bu ya
    Gidenden yana döner.
    Kalanın payına ise;
    Bir bu şiir,
    Bir de sensizlik düşer…

    #100034435

    Hayat
    Katılımcı

    Canım yalnızca sevmek istiyor seni.
    Öncesinin ve sonrasının arasına alıp değil, alışılmış bir tören gibi değil.
    Hiç dokunmadan, belki de gözlerine bakmadan, konuşmadan belki de her zaman yaptığımız gibi değil..

    Canım yalnızca sevmek istiyor seni.
    … Unutup, tekrar hatırladığım çok sevdiğim bir şarkıyı hiç bıkmadan defalarca ara vermeden içten içe mırıldanıp zamandan koparıp alır gibi..

    Canım yalnızca sevmek istiyor seni.
    Saçlarını yüzünden ayırıp,
    gözlerini kirpiklerinden,
    ellerini bileklerinden,
    ismini bedeninden ayırıp,
    ayrı ayrı bir evin odalarını gezer gibi,
    keşfeder gibi,
    ilk kez ve merakla ve hayranlıkla, bir kırmızının detayında dakikalarca takılıp bakar gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni..

    Canım yalnızca sevmek istiyor seni,
    nereye varacağını bilmediğim bir kaçamak yolculuğa,
    sırf aklıma esti diye,
    sevdiğim hiçbir eşyayı almadan yanıma çıkar gibi..
    Süregelen bir sevgiyle değil,
    öğretilmemiş, bilmediğimiz biçimlerde, kuşların kanatlarını açıp, özgürlüğe süzülmesine yarayan içgüdüleriyle,
    içimden geldiği gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni.
    Tarifsiz bir hisle sevmek istiyorum seni.
    Tatlı, ekşi ya da tuzlu değil, bilmediğim bir tatla, bir duyguyla.
    Öyle, bir meyvenin tadını alır, bir kitabın adını okur gibi değil;
    bir yaz günü tenine vuran sıcaklığı gibi güneşin,
    serin bir akşamın denizden esen rüzgarıyla içine işlediği yosun kokuları gibi,
    anlatamadığın ama bırakmak istemediğin, bitmesini istemedigin bir hisle..

    CANIM YALNIZCA SEVMEK İSTİYOR SENİ..
    NE UMUT ETMEK, NE DE BEKLEMEK..
    BAŞKA HİÇ BİR ŞEY…

    #100034304

    Konu: AYRILAMAZSIN

    grup forumunda Mehmet COŞKUNDENİZ

    Hayat
    Katılımcı

    Aşk biter…Bu limandaki zamanın dolmuştur.Yelkenlerini şişirip engin denizlere açılmanın vakti gelmiştir artık.Bir özgürlük çağrısı gibi gelir başkalarına bu durum.Ama sen bilirsin ki,nice fırtına seni beklemektedir.Bu yüzden o limanı terk etmek istemezsin.

    İçin hep hüzün doludur.Bir yanın bittiğini kabul etse de diğer yanın”belki yapılacak bir şey daha vardır”der.Durursun,kığırdayamazsın.Bir tek adım bile atmak istemezsin.Öylece durup gözlerinin içine bakarsın.Sana yeniden”Gel”demesini beklersin.”Ben de senden ayrılmam”demesini beklersin.Ama o söz hiç çıkmaz ağzından,duyamazsın…

    Gururlusundur,istemediğin yerde duramazsın.Ağzından “Evet,bence de bitmeliydi bu aşk”sözcükleri çıkar;ama,buna sen bile inanamazsın.Gururun,oyun oynamaya başlar sana.Önce Belki biraz zaman vermeliyiz birbirimize”diyerek gururunu ucundan köşesinden yemeye başlarsın.Öyle bir an gelir ki,”Ne olur ayrılmayalım”demeye kadar verdırırsın işi.Bu sözleri nasıl söylediğine inanamazsın…

    Alışmışsındır.Onun sıcaklığını hiç kimsede bulamayacağını bilirsin.Kimse onun gibi gülemez,kimse onun gibi dokunamaz.Kimseyi onun kadar sevemeyeceğini düşünmeye başlarsın.Bunlar içini sıkar.Nefes alamaz hale gelirsin.Ne uykular uykudur ne geceler gece…Bir kaç dakika huzurlu uykuya hasretsindir artık…Uyuyamazsın…

    Ondan gelecek bir tek haberi umutsuzca beklersin.Telefonun yanında kaç gece sabahladığını hatırlayamazsın.Yoktur,bir tek haber bile yoktur.Beklemek,ölüm gibi gelir insana.Aslında ölüm fikri de pek garip değildir artık.Öylesine umutsuz kalırsın ki ölümü tek çare olarak görmeye başlarsın.Ölümle ilgili planlar yaparken bile onun tekrar geri dönme olasılığını hiç çıkarmazsın aklından.Bu yüzden ölemezsin…

    Hayat devam ediyordur;ama,bir şey hep yarım,hep o eksiktir.Yüreğin asla eskisi gibi atmayacaktır.Başka aşklar seni kandırmayacaktır.Kimle beraber olursan ol,onu her zaman hatırlayacaksındır.Yıllar sonra bile olsa bir gün sana”gel”dese nerede ve kiminle olduğuna bakmadan ona koşacaksındır.Kahredici bir gerçektir bu.Bu gerçeği bilmek çok daha acı vericidir.Katlanırsın çünkü acı senin kardeşindir.Okim bilir kimle,hangi mutlu hayatın içinde yeni aşkının tadını çıkarmaktadır.Bunu da bilirsin.Bilirsin ama…Ayrılamazsın

    #100034240

    Konu: ÖZLEME DAİR

    forumda Can DÜNDAR

    Hayat
    Katılımcı

    Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir?

    Beynimi uyuşturuyor özlemin?

    Çok sık birlikte olamasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.

    Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadi bir boşluğa dönüşüyor.

    Sabahlara seni okşayarak başlamaları akşamları, her işi bir kenara koyup seninle başbaşa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, hırlaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü?

    Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken? ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken?

    Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında? o şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek?

    “Atlattı” müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi:

    “Yaşayamaz artık bu evde? yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde” dedi, “O gitmeli? ve kendine yeni bir hayat çizmeli?”

    Bilsen, ne zor gitmen gerektiğini bile bile “Kal” demek sana?

    Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek?

    Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden “Git artık” demek?

    “Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa” demek sana ne zor?
    Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hâlâ beynimdeyken?

    ? seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden?

    ? yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek?

    ? ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yanyana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkandan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor?

    ? ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre “Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git” demek?
    ? yokluğunu beklemek, ne zor?

    Bunları düşündükçe, şu anda uzakta bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp terkedilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları. yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geçiyor içimden?

    Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum.
    Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terketmişlere özgü bir terkedilme korkusunu da yüreğimin derinlerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve “Geri dön bebeğim” demek istiyorum:”Geri dön? kulüben seni bekliyor?”

    #100034278

    Hayat
    Katılımcı

    Hiçbir duygumu ertelemedim ben
    Yaşayacağım hiçbir şeyi sonraya bırakmadım
    Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü
    Hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benim işim değil
    Aşk zamana meydan okur; ama, sen karşı koyamazsın ona
    Orada durup öylece bekleyemezsin geleceği
    Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru
    Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar?
    Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için?
    Kaç gece geçti hesaplasana?
    Kaç gece bir sonraki günü düşünerek geçti
    Neler yapabilirdik,
    neler yaşayabilirdik düşünsene?
    Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle
    Sevişmekten yorgun düşmüş bedenini öpücüklerle yeni güne hazırlayabilirdim
    Gözünü açar açmaz ilk gördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün
    Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik
    Girmediğimiz sokak kalmazdı
    Bakişlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdim seni
    Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik
    Sonra bir filme gider,
    bir kitap okur,
    bir martının bir lokma simit kapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdik
    Paylaştığımız her anı,
    beynimize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı
    Özlerdik birbirimizi delicesine
    Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saatlik yaşardık, arayı kapayalım diye
    Peki biz ne yaptık?
    Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik Her an aşkı yaşamak varken,
    her gün birbirimizi yeniden keşfetmek varken,
    bu yolda birer kâşif olmak varken sürgünleri yaşamaya mahkûm ettik birbirimizi
    Bu sürgünlüğe son vermenin zamanı geldi artık
    Sana huzur vaat etmiyorum
    Aşkta huzur arayan yanılır
    Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüsüyüm
    Onlar adına konuşuyorum
    Yarını olmayan zamanlarda erimek adına konuşuyorum
    Gözlerinin içine bakıp ?Seni Seviyorum? demek istiyorum
    Aşkın akışına kapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum
    Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığı ile irkilmek istiyorum
    Yaşama senin adınla anlam katmak,
    mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum
    Seni istiyorum ey yar, canıma bir can daha katmak için,
    daha mavi bir deniz,
    daha mavi bir gökyüzü,
    daha mavi bir sevda için
    Seni istiyorum, yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil?
    Şimdi!

    #100034072

    Konu: KORKAK MARTI

    grup forumunda Serkan KURT

    ddnzsk
    Katılımcı

    O sabah çok erken uyandım, kahvaltımı ayak üstü edip, sırt çantamı kaskımı alıp dışarı çıktım. İstanbul da arabayla bir yere gitmek güzel bir günün içine edebilirdi! Haftada bir kaç kere bine bildiğim motorumu çalıştırdım kalp atışlarım şimdiden hızlanmıştı, bir süre motorun sesini dinledim. Klasik bir şarkı gibiydi.
    Kaskımın içinde hafif bir melodi geliyordu ‘Ezginin günlüğü Martı ‘ çalıyordu. Motor kullanmak beden olarak yorsa da ruhen dinlendiriyordu beni. İki saatlik yolun son yarım saatinde heyecanlanmaya, korkmaya başlamıştım. Korkuyordum çünkü; yükseklik korkum vardı. O yamacın ucundan kendimi boşluğa bıraktığım o ilk sahne ne kadar güzel görünse de, beni korkutuyordu. Bu korkuya rağmen bunu zevkle yapacaktım.
    O yokuşu tırmanmaya başlamıştım, yanımdan eşli grup halinde otomobiller, motosikletler geçiyordu. Bu uzun yolun ardından nihayet o yamaca gelmiştim, kalabalıktı. İçimde çocuksu bir sevinç vardı. İlk ata bindiğim an geldi aklıma sevişirken her iki kişininde orgazm olması gibi bir zevkti bu. Hazırlıklar ve sıramın gelmesi bir buçuk saati bulmuştu. Beklemekten nefret ediyordum.
    Ve cılız adımlarla koşmaya başladık dizlerim titriyordu, aslında tüm vücudum titriyordu. Kendimi kontrol edemiyordum, yükseklik korkuma rağmen atladık. Gökyüzünde süzülmeye başlamıştık. Kendimi çıplak hissediyordum, rüzgarın yüzüme vurması ve kulaklarımda ki o uğuldama. Güneşe dayanamayan yeşil gözlerim kısılmıştı ve yaşlar akıyordu. Gökyüzünde süzülürken aklıma bir sürü güzel şey geliyor ve nedense yere indiğimde hepsi üzerimden uçup gidiyordu. Gökyüzünden aşağıya bakmak insanı daha da çok korkutuyordu.
    Sekiz ya da dokuz yaşındayken bahçemizde bulunan tek katlı kullanılmayan piriketten örülme bir kulübe vardı. Ağaçtan pekte kullanılmadığı için sağlam olmayan birde merdiveni. Arkadaşlarımın oyunundan sıkıldığımda yada birine küstüğüm de ‘en çokta anneme küserdim’ o sağlam olmayan merdivenden düz zemine çıkıp külebenin tam ortasına sırt üstü yatar, gökyüzünü seyrederdim. Biraz kenarda dursam düşeceğimden korkardım. Yaşımdan büyük düşler kurar kendime bir dünya oluştururdum. Bu benim en çok keyif aldığım oyundu. Hatta tel ve makaradan yapma arabamdan bile çok seviyordum düşlerimi. Annemin sesiyle daldığım düşlerden uyanırdım ve hiç gitmek istemezdim. Çok sonra büyüdüm, ama o korkuyu hala üzerimde taşıyordum.
    Korktuğum için motorla sürat yapıyordum.
    Korktuğum için yamaç paraşütü yapıyordum.
    Korktuğum için aşık oluyordum sonunu bile bile.
    Ben korkularıyla beslenen, hala çocukluk düşleriyle yaşayan küçük bir adamım …

    #100033988

    Konu: DÖRT BAŞI MAMUR

    grup forumunda Ayser ÖZBAKIR

    Ayser
    Katılımcı

    Ya gökyüzü yarıldı, ya da ben öyle sandım,
    Anılar eski deyip, silen var mı dünyada.
    Su akar yolu bulur “boş ver” dendi ve kandım,
    Şöyle dört başı mamur, bilen var mı dünyada…

    Her şeyde biraz sen var kuşattığın dünyamda,
    Gönül gözüm uyanık, gel görürüm rûyamda,
    Yorulmadan yüreğim beklemekte kıyamda,
    Şöyle dört başı mamur, gelen var mı dünyada…

    Hiç bir şeyde gözüm yok senli ânlar dışında,
    Üşümeden yaşarım mevsimlerin kışında,
    Saklarım gülüşleri gözlerimin yaşında,
    Şöyle dört başı mamur, gülen var mı dünyada…

    Daha koklayamadan kurur gül veren bağlar,
    Yıkılır yerle-yeksan yaslandığın dev dağlar,
    Kilit vurur diline hem hastalar, hem sağlar,
    Şöyle dört başı mamur, ölen var mı dünyada.?

    Ayser ÖZBAKIR

    #100033920

    keremel
    Katılımcı

    Hadi çabuk karar ver
    Bu aşk bizi bekler
    Tut elimi,al gönlümü
    Bas kalbime mührünü

    İstemem pırlanta,yakut
    Bir öpücük biraz umut
    Aramızda geçenleri unut
    Sevgilim ol elimi tut

    Beklemekle geçmez zaman
    Müptelan oldum bana inan
    Aramızda geçenleri unut
    Sevgilim ol,elimi tut

    #100033902

    Konu: BİR BİLET HATIRINA

    grup forumunda Selim EMRE

    Kaptan
    Yönetici

    Seninle, bir durakta tanışmıştık…
    Hatırlıyor musun bilmem, Kasımpaşa’da…

    Çekinerek, fazla biletiniz var mı diye sormuştun,
    Bu akşam mı çekiliyor demiştim de gülmüştün.
    Elimdeki bileti sana verip,
    Fazla bileti olan var mı demiştim de
    Hani, sen üzülmüştün.

    Yan yana oturmuştuk hani.
    Elimdekilere bakıp sormuştun, yazıyorum demiştim.
    Ayvacık tüylerime takılırcasına siyasi mi demiş,
    Şiir yazıyorum dediğimde
    Gülmüştün.

    Aşk nedir diye sormuştun sonra.
    Ben, belki günahtan sonra üzülmemek
    Belki şarkı söylemek
    Belki de durakta bilet beklemek demiştim de
    Birkaç dakika susmuştun.

    Sonra, aşk dediğin
    Benim doğama aykırı galiba demiş
    Başını cama dayamıştın.
    Ben de insan doğaya aykırı belki de demiştim,
    Hatırlıyor musun?

    Tebessüm ederek, peki neden şiir diye sormuştun…
    Belki de bedavacılıktan demiştim de
    Yani ben de yazabilir miyim demiştin.
    Ne bileyim, ben bir biletin hatırına yazamam,
    Belki sen yazarsın dediğimde yine gülmüştün.

    Kaldırımda taş döşeyen işçileri göstermiştin hani,
    Ne zor iş değil mi demiştin.
    Ben, kolayı mı seversin diye sormuştum da
    Dalga geçercesine hayır ayranı deyip
    Beni lal etmiştin.

    Sen, omzuna düşen saçımı neden cüzdanına koydun deyince,
    Yavaş yavaş çeyiz düzüyorum demiş ve
    Seni lal edip, oyunu bir bire getirmiştim, hatırlıyor musun?
    Hatta, şu trafik olmasaydı keşke dediğinde,
    Ben, çoktan ikiye bir öne geçmiştim.

    Vay be! Şimdi, sekiz yıl geçmiş aradan öyle mi?
    Yırtılmadan ben, bu müsvettelerin arasından,
    Yırtamadan, hiçbir şey olamadan
    Sekiz yıl yaşlanmışım…
    Bin dokuz yüz doksandan öteye geçememişim!

    Biliyor musun, doksandan sonra dört gol yedim…
    Biri, tam yanımdan geçti ki sol yanımdan,
    Üçü de tam doksandan.
    Senin anlayacağın
    Üç iş bir de eş değiştirdim.

    Neyse, başını ağrıttım boşuna…
    Dertliydim, hatırını sormadan girdim lafa.
    Demek çalışıyorsun, buralardasın ha?
    Geçerken ara sıra uğra, laflayalım.
    Artık, bu durağın biletçisi benim…

    2006

    #100033573

    yaparkaleli
    Katılımcı

    Yeter Bunca Beklemek?

    Ayrılık göründü ufukta gülüm,
    Çıldırmak zamanı! Çıldırmalısın…
    Hasretin, özlemin yarısı ölüm!
    Kaldırmak zamanı? Kaldırmalısın?

    Ocak yanmasa da dumanın tüter
    Derya kabul etmez, rüzgârlar iter
    Senin bu talihin beterden beter!
    Soldurmak zamanı, soldurmalısın?

    Hangi nefis arzulamaz övgüyü
    Hangi akıl kâmil, hangisi iyi
    Öz gönlüne nefes gibi sevgiyi
    Doldurmak zamanı? Doldurmalısın?

    Mazlumu sömürüp yutanlarını
    Bol keseden nutuk atanlarını
    Şu nefsin ayaklı şeytanlarını
    Öldürmek zamanı… Öldürmelisin?

    Derle gönlün çakaralmazlarını
    Topla demet demet solmazlarını
    Talihin olmazsa olmazlarını
    Oldurmak zamanı? Oldurmalısın?

    Dosta yönelsin de bana el olsun
    Yeter ki el etsin, sitem gel olsun
    Lale olsun, sümbül olsun, gül olsun
    Yoldurmaz zamanı, yoldurmalısın?

    Gönle koyar ise dünya varını
    Sabrı yoksa kayıp eder arını
    Arzulara yitik sevdaların
    Buldurmak zamanı, buldurmalısın?
    Zülfikar Yapar Kaleli

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 107) görüntüleniyor