1 ile 10 arası 10 sonuç (toplam 10) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034441

    Hayat
    Katılımcı

    Bir gün daha çaldım sensizlikten. Zor da olsa vurdu saat gece on ikiyi… Şimdi önümde yeni bir sensizlik var. İçinde, beni neyin beklediğini bilmediğim yirmi dört saat daha var… Sonra o da geçecek… İşte böyle kovalayacak birbirini yarınlar. Derken unutucağım seni, unuttuğumun farkında bile olmadan. Doğrusu da bu zaten, aksi halde hatırlamış olur insan. ?Onu unuttum? demek bile hatırlamaktır. Bu cümleyi aklıma getirmeyecek derecede unutmalıyım seni. İzin kalmamalı… Başkasını ararken yanlışlıkla senin numaranı çevirmemeliyim, kendimle dalga geçeceksem bu başka bir şey için olmalı… Sana dair hiçbir fikir kırıntısı kalmamalı beynimde. Zaman aşımına uğramalı tüm tasalar. Hiç sevilmemiş, hiç yaşanmamış gibi yabancılaşmalısın. Tesadüfen bir yerde adın geçtiğinde, irkilmemeliyim. Hakkında sorulan her soru cevapsız kalmalı. Çok seven insan aynı ölçüde unutmalı…

    Seni birgün hatırlanmamak üzere sileceğim. Ama şimdi değil, çünkü ardında bıraktıklarından öğrenmem gereken çok şey var daha. Eğer gerçekten dendiği gibi ayrılıklar-acılar insanı adam ediyorsa, ben kızmamalıyım gidenlere. Ben senin ve senin gibiler sayesinde birgün adam olacağım. Ama şimdi değil. Çünkü dersini çıkarmam gereken çok ayrılığım var benim. ?Adam olmak adına, nice ayrılıklara…? Bak gördün mü böyle dalga geçmeli insan kendisiyle. Yanlışlıkla o numarayı tuşladığında değil…

    Şu durumda bile gülümseyebiliyorsam, epey yol katetmişim demektir seni unutma yolunda. Acaba diyorum bu yazıyı yazmasa mıydım? Neden dersen canım acımıyor ki? Yani yazıya başladığımdan beri bir tek sigara dahi yakmadım. Evet, çok az kalmış seni unutmama… Bunu hissediyorum… Yazmasam da olurdu ama ölmek üzere olan yokluğuna can çekiştirmek hoşuma gidiyor! Amatör bir şairin intikamı olsa gerek bu…

    Oysa ben bunları yazmak için başlamamıştım sana. Hatırlıyor musun o ilk günü? İnsanın tanımadığı birinin masasına yaklaşıp, o tatlı gerginliği yaşayarak ?merhaba? demesi ne kadar garip. Kimbilir neler düşünmüştün o an… Beni senin yanına iten şey neydi diye çok merak etmiştim zamanında. Elinde sigaran, bakışlarını bir noktada toplamıştın. Buydu belki de beni sana çeken manzara. Ben sessiz insanları, az konuşan insanları hep tanımak istemişimdir. Çok sustuklarına göre vardır anlatacakaları bir şey mutlaka diye düşünmüşümdür. Neden sonra farkına varmıştım kaybolmuş bir insana selam verdiğimin. Neden az konuşuyorsun diye sorduğumda verdiğin cevap etkilemişti beni. ?Susturdular…? Anlıyordum. Neden diye sormaya gerek yoktu. Artık bakışlarını topladığın o noktanın yerini benim yüzüm almıştı, konuşmaya başlamıştın nihayet… ?Dinleyecek bir insan buldum? diyordun ya da buna inanmak istiyordun. Suskunluk benim dilime uğramıştı sonra. Soru sorma sırası sendeydi bu sefer ?Sen de pek konuşmuyorsun, neden? ? Benim cevabım seninkinden biraz farklıydı. ?Kelimelerimi çaldılar, bana söyleyecek söz kalmadı? Sonuçta ilk ortak noktamızı bulmuştuk, -susmak-… İkincisi ise, yani karşılıklı yaşadığımız en gerçekçi şey -ayrılmak-… Ve nihayetinde ?unutmak-… Farkında mısın bilmem insana hoş gelen hiçbir ortak yönümüz yok… Hep kaybetmek üstüne, susmalarımızın içinde bile yenilgiler var… İnsan, ilk başta iki yaralı kişinin birbirini daha iyi anlayabileceğini, mutlu olmak adına birbirlerine daha sıkı sarılabilecğini düşünse de, aslında tam tersi doğru… Biri hasta, biri doktor olmadan olmuyor aşk… O yüzden bizim mutlu olmamız uzak ihtimaldi….

    Ben, bugün bunları yazmak için gelmemiştim o masaya. Gel gör şimdi unutmak üzereyim. Pek sevimli değil bu… -Bir insanı unutmak – Anlamı olmalıydı oysa geride kalanların… Biz şimdi onca zamanı unutmak için mi yaşadık? Geriye birkaç şey kalmalıydı hatırlanmaya değer… Akla geldiğinde insanın içini titreten, anlatıldığında dinleyen kişiyi düşündüren, en azından bir sigara yaktıracak kadar burukluk veren bazı anılar kalmalıydı geriye… Demek ki biz unutmak zorunda kaldığımız tüm zamanları biraz boşa haracamışız. Şu an benim aklıma gelen zamanlar?ın çoğu zorlama… Belki ilerde bir anlamı olur ümüdiyle, adettendir diye yaşanmış, klişeleşmiş şeyler…

    Galiba zamanı geldi de geçiyor. Eğer yapacak bir şey kalmadıysa en doğrusu bu, unutmak!

    Göreceksin seni hiç bir şey olmamış gibi… Seni, yüzüme o tatlı gerginliği alıp da masana hiç yaklaşmamış gibi… Adını hiç duymamış, ellerinden hiç tutmamış gibi… Hiçbir anı, hiçbir geceyi, hiçbir mutluluğu ve hiçbir acıyı yaşamamış gibi unutucağım… Sonra bu yazının karşısına geçip, yine hiçbir şey olmamış gibi okuyacağım senden kalan kırıntıları…

    Üzgünüm, yapacak hiçbir şey yok artık…
    Belki de unutmak, adam olmaya çalışan insanların tek silahı…

    #100032921

    Konu: AYRILIK…

    forumda AYRILIK…

    newbahar
    Katılımcı

    Ayrılık tescil edildi…
    Kalemi kırıldı hayallerin
    Dokunuyor içime yavaşça, sadakatsizliğin
    Kapıları kapattım, betondan bu şehrin sokaklarında
    Bir var bir yok işte yaşamak dediğin.
    Hem acı, hem senden bir parça yanımda.
    Taşınıyorum içimden ve bedenimden
    Damlayarak akıyorum yüreğime.
    Gittiğim bugünün yarını olmayacak
    Fotoğraflar yalan, renkler yalan
    Beyazlar siyaha mahkum
    Sevmeler yalan.
    Hayat çok acımasız
    Tanıdığım en sıcak ellerle
    Beni vuracak kadar…

    “Bir anlık cennetti, yakaladığın
    İçimde mavi sevdalardan kalma…
    İstanbul’a dair.”

    #100028789

    Konu: SANA AGLADIM

    forumda SANA AGLADIM

    gunluk
    Katılımcı

    Adini anmak zor geldi belki
    belki de yoklugunun gölgesi
    düştü yüregime
    ve ben,
    sustururken sevda sancisini
    benden suskun yüregimde,
    oturdum herhangi bir gecede
    sana agladim.

    beklemedim zaten gelmeni hiç
    umutsuzluguma vicdansizligini
    ayrilik acisina geceyi kattim
    simsiyah gecede akrep ile yelkovani
    birleştirmeden efkarimla
    oturdum herhangi bir zamanda
    sana agladim..

    zaman bile geçmedi inan
    hasretin kadar gözlerimin önünden
    gelmeyeceksin nasilsa artik
    böyle yaşamanin,
    farki ne ölümden
    baktim etrafima usulca
    gecenin en iyi vurdugu yerden
    güzel bir yer seçip
    sana agladim..

    Ankara – 28.02.2003

    Atılım Türk

    #100028103

    Konu: AYRıLıK

    grup forumunda Ceyhun YILMAZ

    gunluk
    Katılımcı

    Islak bir sokakta bulursun kendini
    Yüreğin taş, dudakların yok
    Yaşadığını zannedip yürümek istersin
    Ellerin titer, gözlerin dolar
    Yüreğinde ne varsa yaş olup akar gözlerinden
    Üşüdüğünü zannedersin; ölmektesindir
    Sıkı dur bebeğim buna AYRILIK derler…..

    #100028123

    Konu: BUNA AYRILIK DERLER

    grup forumunda Ceyhun YILMAZ

    gunluk
    Katılımcı

    ıslak bir sabah dağıttım kendimi.
    gözlerimde yaş,
    dudaklarım yok!
    adım atmak istersin,
    yürüyemezsin ki!
    ellerin donar, yüreğin titrer.
    gözyaşı…
    üşüdüğünü zannedersin,
    ölmektesindir.
    sıkı dur bebeğim,
    buna ayrılık derler!

    Ceyhun Yılmaz

    #100022595

    Konu: AYRILIK HEDİYESİ

    grup forumunda Yusuf HAYALOĞLU

    afflicted_
    Katılımcı

    Şimdi saat, sensizliğin ertesi…
    Yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın…
    Avutulmuş çocuklar çoktan sustu.
    Bir ben kaldım tenhasında gecenin,
    Avutulmamış bir ben…

    Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
    Ki bu yaşlar
    Utangaç boynunun kolyesi olsun.
    Bu da benden sana
    Ayrılığın hediyesi olsun…

    Soytarılık etmeden güldürebilmek seni…
    Ekmek çalmadan doyurabilmek…
    Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
    Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
    Mülteci isteklerim oldu ara-sıra, biliyorsun…
    Şimdi iyi niyetlerimi,
    Bir-bir yargılayıp asıyorum…
    Bu son olsun be… bu son olsun!
    Bu da benim sana,
    Ayrılırken mazeretim olsun!

    Şimdi saat yokluğunun belası…
    Sensiz gelen sabaha günaydın!
    İşi-gücü olanlar çoktan gitti
    Bir ben kaldım voltasında sensizliğin
    Hiç uyumamış bir ben…

    Şimdi dişlerimi sıkıp
    Dudaklarıma kanamayı öğrettim
    Ki bu kızıl damlalar
    Körpe yanağında bir veda busesi olsun.
    Bu da benden sana
    Heba edilmiş bir aşkın
    Son nefesi olsun…

    Kafamı duvara vurmadan,
    Tanıyabilmek seni…
    Beyninin içindekileri anlayabilmek…
    Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü,
    Bütün saatleri öylece durdurabilmek için,
    Çıldırasıya paraladım kendimi…
    Lanet olsun!
    Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
    Olsun be… ne olacaksa olsun!
    Bu da benim sana,
    Ayrılırken şikayetim olsun!

    gözyaşım, utangaç boynunun
    inciden kolyesi olsun.
    her damla, vefasız teninde
    bir veda busesi olsun.
    Isterim, sen de ben gibi yan,
    ömrüne hep ağla.
    hep ağla, bu benden, son dua,
    bu benden, ayrılık hediyesi olsun…

    #100021932

    Konu: AYRILIK GÜNÜ

    grup forumunda Ümit Yaşar OĞUZCAN

    cicceekk
    Görevli

    Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce
    Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı
    Ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm
    Hiç bir ayrılık bana bu kadar komadı

    Ayrılığın bir ağrıdır vurur şakaklarımda
    Ve büyür gözlerimde bir okyanus kadar
    Derinden ses verir içimde bir tel
    Sonra, birdenbire kırılır, kopar

    Yeryüzü çekilir altından ayaklarımın
    Geçer başıma çöken bir tavan gibi gökyüzü
    Durmadan çalınır kulaklarımda
    Şarkıların en hüzünlüsü

    Seni alıp uzaklara giden otobüs
    Benim üzerimden geçer hışımla
    Devrilir, bakakalırım ardından
    Bir sel gibi akan gözyaşımda…

    Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız
    Karanlık gitgide en derinlere çeker beni
    Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin
    Böyle perişan beklerim dönmeni

    Dolaşır birbirine yorgun ayaklarım
    Ellerimi koyacak bir yer bulamam
    Nereye gitsem, en koyusu acıların
    Ne yana baksam, çıldırtan bir akşam

    İstemem ben bu ömrü, bu talihi istemem
    Böyle durup durup senden ayrılmak varsa
    Orada bir mezar kazılır benim için
    Ayrılığın nerede başlarsa.

    #100021938

    cicceekk
    Görevli

    Ne gariptir şu ayrılık günleri
    Bir dosttan da, düşmandan da ayrılsan
    Nedense bir tuhaf oluyor insan

    Derin bir sızı giriyor içeri
    Son bir defa bakarken caddelere
    Dükkanlara, evlere, kahvelere

    Hatıra yüklü kervanlar geçiyor
    Dolu dolu gözlerinin önünden
    Bu son yadigar mı bir ayrılık gününden

    Ne unutulmaz zamanlar geçiyor
    Ağır ağır biz farkında değilken
    Gökler masmavi, yaprak yemyeşilken

    Sen istediğin kadar unutulmaz de
    Bu son dakika, bu vakitsiz yağmur
    Unutulur, azizim unutulur

    Başka ne yapılır böyle bir günde
    Kapanan bavul, çivilenen sandık
    Ve sonra kuru bir “Allaha ısmarladık!”

    #100021948

    cicceekk
    Görevli

    Ne gariptir şu ayrılık günleri
    Bir dosttan da, düşmandan da ayrılsan
    Nedense bir tuhaf oluyor insan

    Derin bir sızı giriyor içeri
    Son bir defa bakarken caddelere
    Dükkanlara, evlere, kahvelere

    Hatıra yüklü kervanlar geçiyor
    Dolu dolu gözlerinin önünden
    Bu son yadigar mı bir ayrılık gününden

    Ne unutulmaz zamanlar geçiyor
    Ağır ağır biz farkında değilken
    Gökler masmavi, yaprak yemyeşilken

    Sen istediğin kadar unutulmaz de
    Bu son dakika, bu vakitsiz yağmur
    Unutulur, azizim unutulur

    Başka ne yapılır böyle bir günde
    Kapanan bavul, çivilenen sandık
    Ve sonra kuru bir “Allaha ısmarladık!”

    #100034623

    Konu: AYRILIK

    forumda Can DÜNDAR

    likevoyager
    Katılımcı

    ?İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır?, der Dostoyevski?
    Veda acısı, kabuğunu soyar insanın; yıldızını kazıyıp çırılçıplak ortaya serer.
    Birlikteliğin örttüğü tüm kusurları ayrılık sergiler.
    Bir ayrılık arifesinde helalleşilir ve o an hakiki tabiatlarıyla yüzleşilir.

    ?Ölene kadar? diye söz verilmiştir, ama ?ölüm yolunda? başka tercihler belirmiştir.
    Kararsız prensesin vicdani azap çekerken 7 cücelerin somurtkanı ?aklini başına? al diye fısıldar kulağına; haytası ise ?kalbinin sesini? dinle diye çekiştirir eteğinden.

    Hep hayran bakan gözlere, hatalar takılmaya başlar.
    ?Ama?yla biter alelade iltifat cümleleri: ?Sen iyi bir insansın, ama arkadaşların kötü?,
    ?Seni seviyorum, ama bu ilişkide mutlu değilim?,
    ?Ben başka türlü bir beraberlik düşlemiştim? vs.vs.

    Sonra gelsin uykusuz geceler? Bir türlü karar verememeler?
    Ruhen gidip gelmeler?
    ?Hele biraz daha zaman geçsin? diye nikah ertelemeler?
    Birlikteymiş gibi yaparken, sevecek başka yüzler, yüzecek başka denizler kollamalar.
    ?Aslında bütün bunlar bizim iyiliğimiz için?e kendini kandırmalar.

    Sonrası hep aynı:
    Bekleyenin ?Hani sonbaharda buluşacaktık. Hazan geldi geçti, sen gelmez oldun? sızlanmaları?
    Bekleyenin ?Geliyorum az kaldı? oyalamaları?
    Bittiğini bile işi uzatmalar; söyleyemedikçe hepten batağa saplanmalar?
    Terke makul bir gerekçe ararken hepten çarşafa dolanmalar?
    Veda konuşmasında süslü iltifat cümlelerinin arasına, o cümleleri hiçleştiren mayınlar serpiştirmeler?
    Üzgün görünmeler? Bağış dilenmeler???ama kaçınılmazdı? demeler?
    ?Sözünden caydın? yakınmalarını ?Sen de eski sen değilsin.
    Değişmişsin? diye göğüslemeler?
    ?asil kendinin değiştiğini bilmezden gelmeler?
    Ve son sahne:
    Terk edenin o mahcup ?Gönlüm başkasında? itirafına karşılık terk edilenin kirik calimi:
    ?uğurlar olsun! Ben yoluma devam ediyorum?.
    İhanetler hep böyledir: ilki, bir yenisine gebedir; ikincisi daha az acı verir.
    Ondan sonra dur durak yoktur:
    Güvenilmez aşık, sevdikçe kıran, gezdikçe ardında bir kırık kalpler mezarlığı bırakan bir dervişe döner.
    Artik acılara hapsolmuştur: Buluşmak istedikçe ayrılacak, birleşmeye çalıştıkça parçalanacak, sonunda terk ettiklerinin ?ah?ı tutup terk edildiğinde mukadder yalnızlığına kapanacaktır…

1 ile 10 arası 10 sonuç (toplam 10) görüntüleniyor