1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 423) görüntüleniyor
  • Yazar
    Arama Sonuçları
  • #100034952

    Konu: Aşk Aynalarda

    grup forumunda Haydar ŞAHİNBAY

    dervis_zel_ali
    Katılımcı

    Asırlardan geldim aynalar eskittim
    Yanar avuçlarım yoruldu mezhebim
    Babil’de bir kabile ateşi yanar
    Aşk kendine küser baş aşağı devrilir heyecan
    Irkçı bir yalnızlık konar pencereye
    On tekerlekli bir otobüs gidiyor
    Kuşlar gidiyor sancak boylarından
    Altılı vagonlarda kömür taşır trenler
    Borazan gibi çalıyor korna sesleri
    Raylara serilmiş güvercin ölüleri
    Ve yanında yatmış intihar girişimi
    Gül gözü entarisiyle bir gelin
    Ayrılık vakti birbirine düşer
    Asur tüccarları katar katar kanun taşır
    Yağmur taşır bulutlar
    İsyan taşır kadınlar
    Kara bir gecede gözlerim seni taşır
    Yasak çiğner adımlarım
    Telefon şarjına takılı akıllar
    Toynak başlarında gül bahçeleri kurulur
    Yüksekten atlayıp ölüme gülenlerin çağı
    İş yerinde zorunlu bir selamdır yârin
    Kentler yarar göğsünü havanın
    Gitarım imgesel bir şiir ve derin
    Notaları olası gözlerinde asılı
    Mızıka çalıyor plaza camlarında
    Kuşkular neşter vuruyor dilek fenerlerine
    Her gün yığınca yorgun
    Aç bir dilenci kirli gözlerinde
    Görmezden gelse ne olur
    Örselenmiş hisleri
    İlk seansta ölür hep umutlarım
    Sıcak asfalt zeminde kuşatılmış şehirler
    Apartman dairelerinde modern hücreler
    Devrik bir lider gözlerin
    Balkonlara ekilir fesleğen
    Kurulur tezgah bozulur oyun
    Amansız aşk pazarı kurulur
    Sevgiliye isyanım var
    Burjuva kanatları taktı kollarına
    Mahalle gevezesini alır yanına
    Haylaz çocuk ısrarına yol verir günler

    Haydar Şahinbay

    #100034948

    dervis_zel_ali
    Katılımcı

    Bu gökyüzü
    Şu toprağı yalayan rüzgar
    Bana göre değil
    Ateş su
    Gözlerinde uyumak bir akşamüstü
    Deniz kum güneş
    Ve çocuklar
    Bana göre değil umut
    Ve uçurtmalar yapmak tepelere layık
    Dilek fenerlerinden yıldızları yakmak
    Şiir yazmak ince parmaklarına
    Yalnızlığı övmek sensiz şarkılarda
    Bana göre değil
    Gece bulutlara uçmak
    Kuşlara kanat takmak beyaz kağıtlardan
    Maviyi baş üstünde tutmak ufukta
    Limanlara gemi bağlamak
    Pasından anılar pişirmek demirlerin
    Ağlamak köşe başlarında bana göre değil
    Baharı beklemek
    kar yağarken tepeden tırnağa
    Aşık olmak bana göre değil
    Yaşım kırkı geçmişken saçlarını taramak
    Ay ışığında yıkamak gözbebeklerini
    Yağmurdan vazgeçip bulutları sevmek
    Bana göre değil
    Karanlığın ihtişamında ölümü ötelemek
    Bana göre değil
    Korkuya ümidi değişmek
    Ve papuç bırakmak soysuza
    Masaya bırakıp anahtarları öylece gitmek
    Gölgesine sığınmak izbe sokakların
    Bana göre değil
    Karasında üşümek gözlerinin
    Üflemek fitilini lambaların
    Surat asmak yüzüne aynaların
    Bana göre değil
    Duldasına koymak başımı
    Ciğerimi bitiren ahının
    Bana göre değil


    gulbeyaz
    Katılımcı

    Aşk bu
    Kanatları yıldırımlanmış katı boğalar
    Ateşin saydam gövdesini kırarak
    Yatarak hayat dolu sarnıçların karnına
    Sıkı sıkıya kapalı sivri ve kıvrak gaga

    Delip geçecek dalıp yeryüzünü
    Bak istersen avuçlarıma
    Küçük parmağın hizasında o derin havzada
    Göğüs göğüse iken ikimize
    İki ayrı kadeh gibi doldurulmuş yudum kat’i
    Sesin
    Sırrım
    Gözüm palaspandıras çehremde

    Aşk bu
    Çölün sarı sofrasında atlılar
    Hepsinde
    Gererken parçalanan elimde
    Çelik yay parçaları
    Ağızlarımız kum rüzgarlarıyla yanık
    Yiyip içmezik acıkmazık

    :Başkanları
    Uyutmasın vahalar diye
    Koynuna doldurmuş yılanları:

    /çocuk
    Bir tane.Dayanmış yanağını cama
    Karşı evin balkonuna bakıyor
    Orada bir çocuk
    Tutunmuş demirlere../

    İki kadeh arasında ufak kara nehrim
    Beni senden bölen.Suyu yakut de ki kafur
    Çölün arı çehrenin gamsız ölümün uzakça olduğu bir demde

    Diz çökeyim söyle
    Tahtın nerede
    Bende kaynayan sende kaynak
    Tıpatıp iki kristal küre

    Aramızda ceylanımsı bir sıçrama
    Çalkalanır sonsuzca.Şöyle irice
    Bir kelime bul ok atsın döş kemiğime

    Öfkemi iyi belesin öfken

    Aşk duraksar ve yara alır
    Uçak çelik rengi göğü sesiyle sokunca
    Alçalarak yemyeşil ekinlerin arasına
    Kuru ekmek yiyen üzgün köylüleri bombalamaya

    İlkin küçük nir göl kan dolu ağzı
    /hava nasıl da yeşil/
    Su mu yoksa o katı ışık mı yanakların taşıdığı
    Nilüferler isteklerkoca bir dev

    Aşk bu çiğnenmiş kırbaçlanmış alta alınmış
    Tanıyıp tutunacak bir insan arayan
    Gördükçe çelik kazanlarının iç kaynamasını
    Kaliforniyadaki silah fabrikalarını

    /Doların egemenliğ halkın refahı:
    Depolar boşalmalı/

    Aşk aşk bir şehir harabesi daha kazandın
    Kurşun kanatları gergin
    Fosforlu mermiler yine taze
    Yıldırımlanmış boğalar
    Havanın katı gövdesini kırarak
    Yararak hayat dolu sevdanın karnını
    Pilot ağzı zehirli bir dil
    Kentelenmiş çeneler arasından
    Gözler ovaya başını çıkaran insanları

    Haydi aşk aşk
    De ki dağları delerim senin için
    Yıldızlar yakarışlar açık kartlar
    Ve haydi hoşçakal

    Kilimin üstünde
    Bir ampül
    Bir kırbaç bir ayakkabı

    Cahit Zarifoğlu

    #100034824

    Pelin
    Katılımcı

    Bir büyük sır söyleyeceğim sana Zaman sensin
    Kadındır zaman sevilmek özlemi duyar
    Aşıklar eteğinde otursun ister
    Bozulacak bir entaridir zaman
    Perçemdir sonsuz
    Taranmış
    Bir aynadır buğulanan buğuları dağılan
    soluklarla
    Zaman sensin uyuyan uyandığım şafakta
    Sensin bıçak gibi geçen boynumu
    Geçmek bilmeyen zamanın işkencesi oy
    Mavi damarlardaki kan gibi durmuş zamanın
    işkencesi oy
    Hep doyumsuz arzudan daha da beterdir bu
    Daha da beterdir bu
    Sen odada yürürken gözlerin susuzluğundan
    Korkarım hep bozulur diye büyü
    Daha da beterdir bu senle yabancılaşmaktan
    Başın
    Kaçak dışarda ve yüreğin başka bir çağda oluşu
    Sözcükler ne ağır Tanrım anlatırken bunları
    Arzunun ötesinde erişilmez yerlerde bugün aşkım
    Sen şakağımda vuran duvar saatisin
    Sen solumazsan eğer ben boğulurum
    Duraksar ve tenime konar adımın

    Bir büyük sır söyleyeceğim sana Dudağımdaki
    Her söz dilenen bir yoksulluktur
    Bir yoksulluktur ellerin için bakışında kararan
    bir şeydir
    Bundandır sana sık sık seni seviyorum demem
    Boynuna takacağın bir tümcenin saydam
    kristalinden yoksunum
    Şu sıradan sözlerimi hor görme Onlar
    sade bir sudur ateşte o sevimsiz gürültüleri
    yapan

    Bir büyük sır söyleceğim sana Beceremem ben
    Sana benzer zamandan sözetmeyi
    Senden sözetmeyi beceremem ben
    İnsanlar vardır hani istasyonlarda
    El sallayan tren kalktıktan sonra
    Yani ağırlığıyla göz yaşlarının
    Kolları yana düşer onlara benzerim ben.
    Bir büyük sır söyleyeceğim sana Korkuyorum
    senden
    Korkuyorum ikindilerde seni pencerelere götüren
    şeyden
    Korkuyorum davranışlarından söylenmedik
    sözcüklerden
    Hızlı ve usul geçen zamandan korkuyorum
    senden
    Bir büyük sır söyleyeceğim sana kapıları ört
    Ölmek sevmekten daha kolaydır
    Bundandır yaşamanın sancılarına yönelmem
    Sevgilim.

    #100034788

    Konu: İLHAM VE PERİ

    grup forumunda Latif MEMİŞ

    Pelin
    Katılımcı

    Baharın tortusu yapışmış ellerimize, yüreğimizin resminde düşler kurar,
    Mutluluğun binlerce tonunu acıtır zaman, olduğun mekân zamanda yağar,
    Gülün adına, ibadetin mihrabına ve sevgilinin lütfüne erdikçe pınar
    Kaynağında gizemdir dudaklarının kıvrımından içildikçe gönül kanar

    Ey sevgili
    Sensin serseri
    Bende hem deli
    Sende seferi.

    Bir okun sadağında saklanır savaşın hırçın naralarındaki korkular
    Olgunlaşıyor zaman, bekledikçe büyüyor içimizde sana dair tutkular
    Aşkının derin girdapları, gözlerinin renginde başlayıp biten aydınlıklar
    Ellerin sonra, dokunulası ve hatta kaybolası ellerinden tutan rüyalar

    Ey sevgili
    Sensiz matemi
    Sendedir emeli
    Bendedir alemi

    Yüreğim uzak denizlerde, tenim senin varlığında hayata dokunuyor
    Aşkımın çığlığı çığlığında, sevgimin zehri kanayan sözcüklerde anlamlanıyor
    Yağmurun vedası, gülümsemenin salası yaklaşıyor kapına, büyülüyor
    Kışın cefası, kokunun sefası yürüyor yolların kıvrımlarında içimizi sarıyor

    Ey sevgili
    Sensin gizemi
    Bende temeli
    Sende merhemi

    Uzun yolculuklardan geldim sana, hasretinden çatladı zaman ve mekânlar
    Şehirler geldi kapına sana ulaşmanın zor anlarında, kapında kapılar
    Evlerin odalarında yalnızlık ve yalnızlıktan izlere tutundu şarkılar
    Sade ve duruydu yanında tüm öyküler oysa sesinde anlaşılır sensiz anlar

    Ey sevgili
    Sen hem peri
    Bende cemali
    Sende zemheri

    Ey sevgili günüme sen dokun, geceme sen doğ aydınlansın karanlıklar
    Bulutlar yağsın en mahrem anlarına ve anılarına kavuşsun ayrılıklar
    Bir gelincik dokunsun tenine, mor yıldız çiçeklerinde karşılansın baharlar
    Gel işte gel uykulardan uyanıp, sarsılsın izleri zamanın gerçek olsun masallar

    Ey sevgili
    Sen serseri
    Bende deli
    Sende peri.

    #100034796

    Pelin
    Katılımcı

    I

    Bugün de suskun başlıyorum geceme
    Dilimin kilidiyle yüklendiğim
    Dayanılmaz acıları
    Geleceğimin diliyle çözüyorum
    Yarının umuduyla yaşadığım gerçeği
    Bu gecenin anısına çiziyorum
    Alnımın en eskimez yerine.

    Yorgun bir zamansa yaşadığım
    Yüreğim ağırlaşmış,
    Koyamazken bir yerlere
    Sığmazken zamana ağlayışlarım
    İki yüzlü,
    Nefret dolu insanları görüyor
    Ve susuyorum
    Tüm gerçeklere nanik atarcasına
    ZAMAN GİBİ

    II

    Düşlerimin dostluğuyla yaşıyorken hayatı
    Gerçeklerin imbiğindeki yalnızlığa
    Dönüşüyorken zaman
    Özgürce bir başına
    Hiç kimsesiz yüzlerinde insanların
    Bir köz gibi yanan yüreğimi
    toprağa bulamaksa
    özgürlüğü duyumsamak.

    Benim düşlerimin
    gerçeğe dönüşen sancısı
    bir avuç dolusu düşüncem
    ve yokluğun kederiyle
    ürkütürüm uyuyan suları
    tıpkı insanlardan, düşünmekten
    konuşmaktan ve gerçeklerden
    korkup kaçtığım gibi.
    insanca yaşama istemine çektiğim yabancılık
    BEN GİBİ

    III

    Yüzümüze savrulan her şeye
    Aldırmadan yaşamaksa hayat kanım.
    Ezilmenin tadına nanik atmaksa düşüncem.
    İnsanlardan nefret etmek gibi adice gerçeklere
    “hayır” diyebilmek gibi
    Yalnızca hayat damarlarımızda
    Dönmek aynı noktaya
    Ve yürümek sonsuzla
    Gerçeğin ta kendisidir işte
    Biz sevmesekte;
    yalnız yaşar,
    ölürüz çünkü
    Ama yine de bitmek bilmez hiçbir şey
    HER ŞEY GİBİ

    IV

    Yüzümde yıkanabilse şu sabahlar
    Kalbim simsiyah olmaz aynalarda
    Ve zorlu acılarla yatan benliğim
    Beynimdeki afakanlar gibi.
    Gerçeklerle sarar,
    İlk ışıkta her yeri
    Yeryüzü ateş kesilir
    Hiç kimse anlamaz
    Bir şeyleri nedense
    Hiçbir şey
    ONLAR GİBİ

    V

    Akşamlarca yıkık,
    Yazılmamış senfoniler kulaklarımda
    Ipıslak bir çizgi
    Gözlerimden ellerime
    Ellerimden yüreğime
    Hayatım bir manastırın kadehinde
    Eskimiş bir şarap kadar yorgun
    Sadece gecenin avutkanlığında
    Sabahı anımsamak
    Kötü geçen saatlerin
    KELEĞİ GİBİ

    VI

    Yüzler yorgun
    Ve beynimce zerrelerim
    “Bulduklarım gerçek mi yoksa”diyerek
    Kendimce hüzünlenip,sustuğum
    Kabuğuma çivileyip tüm hayatı
    gerçekler gibi
    Geçen saatleri,
    zamanı, yaşadıkça
    Suskuluğuma yüklemiştim
    HERŞEY GİBİ

    VII

    Bir geceyi yüklerken,
    Hasretin küfesine
    Omuzlarım çökmüş,
    Dudaklarım çatlamışsa susuzluktan
    Hayalleri getiren geceler
    Bir günahın sıcaklığıysa
    Yüzümde yanıp sönen karanlık renkler
    Hala eskimemişse yüreğim
    Sesi geliyorsa uzaktan
    Çarklar dönüyorsa,
    Durgun sularda
    Ve Odamın duvarları hala
    Aynı yankıyla fısıldıyorsa yüzyıl
    İşte orada bir ben
    SENSİZ GİBİ

    VIII

    Bir sigara yanmış ellerimde
    Önümde kağıtlardan mezeler
    Elimde demlice bir çay
    Sarhoşsam bir şeylere
    Kapımda asılı duran bir çivi üzerinde
    Çakılmış bir resimse duygularımla ben
    Gece boyu dört duvar
    Suretlerle karşımda
    Sisli bir odada hep yanımda
    Yüreğimse kelepçe
    Sessiz voltalardan sonra
    Adımlarım meydan okuyorsa mahkumluğa
    Sensiz gürültülerde
    Yürek kesilir gümbürtüler
    Her şeyin odağında,
    yalnızca kaybolurum
    Yüreğimde paramparça bir mavzer
    sevdalar
    HEP BİZ GİBİ

    IX

    Tütündür ellerimde yüzyıllarca
    Çıkmayan isi karanlığın
    Senin pembe dudaklarındır
    Paramparça eden gecelerimi
    Bir kabrin karanlığındadır
    Gündüzüm, gecem ve ben
    İşte o öyküdür yazdıklarım
    O karanlıkta parlayan yıldızlar benim
    Sadece ve sadece avutan
    Mezar taşlarını
    Senin hayalindir sevdiğim
    Yani benim hasretim
    Ebediyete kurulmuş bir köprü
    SANA GİBİ

    X

    Sana hiç hoşçakal demişmiydim bilmiyorum
    Zaman bir cendere
    Ve biz kaybolmuş paradokslarız
    Sonsuzun izinde
    Ve tüm yazılanların
    ANISINA

    (12.12.1988-30.011989)

    #100034772

    Konu: BEKLERİM

    grup forumunda Ali İHSANOĞLU

    Asu
    Katılımcı

    Başı sen olan zamanda,
    Sonu sen olan mekanda.
    Bilineni olmayan bir yolda
    Beklerim istersen,
    Bekleneni, beklenen o anı

    Bir ayna karşısında bir ayna ve zaman
    Ha şimdi ve burada iken, ha her zaman ve orda
    Mekanı olmayan bir zamanda,
    Beklerim istersen
    Bekleneni, beklenen o anı

    Zamanı olmayan mekanda
    Yolu sen olanla, senin olan yolda
    Rüzgara emanet rotada,
    Menzilim ölüm olsa da
    Beklerim istersen,
    Bekleneni, beklenen o anı

    Aştığımda sen, vardığımda sen
    Bildiğimde, bilmediğimde de sen
    Tüm aynalar ters döndüğünde sen
    Her şeyimden hariç yaşasam da sen,
    Beklerim istersen,
    Bekleneni, beklenen anı.

    #100034735

    Konu: SEVGİLİ BEN !

    grup forumunda Arzu ALTINÇİÇEK

    Kaptan
    Yönetici

    Sevgili ben;

    kaç mevsimlik suskunluğu vardı arzuların, saymadım
    Yıldızlı gecelerde bile yönümü bulamazdım
    çünkü; her yanım dört duvar yalnızlık

    oysa sevmeye açtım, sevilmek kadar sevişmeye de
    akşamları kısık sokak lambalarının ışığı öperdi bedenimi
    kuytularda kendi dokunuşlarıma ses olurdu o saçma sapan şiirlerim
    an gelir öfkem olurdu
    yeri gelir en büyük çığlığım

    her defasında bir kadehle başlardı boşalmaya gözlerimden acizliğim
    ve titrek dudaklarımdan keskin bir şarkı düşerdi
    her şey susardı sanki
    her şey donardı.

    renkler silinirdi, bilinirdi sebebi
    siyah beyaz resimler keşkeli cümlelerle süslenirdi
    ne kadar saklasam da ele verirdi kırılganlıklarım saçlarımda kendini

    uykusuz saatler bir çizik daha atardı yüzüme
    bilirdim
    ama yapacak bir şey yok

    erguvanlara bulansa da, anıların hep üşüten bir yanı vardı
    ve mavilerin buz kesikleri
    ne bedenim
    ne ellerim…yüreğim titrerdi
    yüreğim tir tir

    herkese bir aşk düşer mi? cevabını kim bilirdi?

    tek korkum y a l n ı z l ı k…

    kalabalıkların uğultusunda bir cümle yakalamaya çalışıyorum
    sıcak
    sadece bana öze
    ya da tensel açlıktan uzak bir el uzansın elime yeter, bir “merhaba” için
    gidişlere alışkın gönlüm nasılsa ama
    gelişler önemliymiş asıl
    b i l i y o r u m

    turuncuların içinden kırmızıları çektim
    mevsim sapsarı

    tarihler değişse de takvimler hep yedi güne gebe
    temmuz nisan çamurlarına bulanık ama o halinden memnun
    batak gülleri süslerken yaz düşleri
    lacivertler hep kıskançsa
    kime ne !

    aşk; kaç yıldır suskunluğumsun
    bir ben biliyorum bunu.

    sesimden düşen kahkalarıma kanmışlarsa benim suçum değil bakıp da görmeyişleri

    aşk; her halimi saklayan siyah bir elbisesin üzerimde…renklerime sırdaş

    oysa ne kadar da net ortada duruşum,
    ne kadar da kollarım savruk
    hangi yana çekseler giderim zannedenler
    ne kadar da haksız

    kilitleri vurmuşum bir kez
    ne öncesi ne sonrası
    hep o andayım

    sana tutsağım a ş k, sana niyetli ama sen y o k s u n.

    aşk;
    tütsülü gecelerin kokusunda terli şiirsin sabaha
    rengin kırmızı…
    utanmak mı gerekir koynunda uyurken ya da vaftiz mi gerekir su akışında sevişleri

    dar sokaklarda düşer yasaklı adın
    ya ihanettir gölgen, ya gölgende ihanetler.
    her türlü yapış yapışsın ama her türlü kapış kapış

    sağ koluma takmışım denizi sınırlar çiziyorum
    ağırlaşıyor ihanet kokuları şehrin
    git gide yamacıma geliyor ayrılık
    ötesinde
    zamana vuran metal kurşunlarda yalnızlığım

    bir ben yakınım kendime
    sonra
    yine ben
    yine ben

    en çok da kendimle konuşmalarımı sever oldum ayrılıklar üstüne.
    bu sabah yabancı olsam aynaya
    hiçbir kıyafet olmasa üzerime
    adımı unutmuş olsa çevremdekiler ve ben hatırlamasam düne aitleri

    çocukluk kumbaramda biriktirdiğim dünlerle
    günleri harcıyorum
    elim açık
    avucumda o kadar çok bozuk günler var ki
    var mı aranızda bütünleyecek yıllarımı?
    üstü sizde kalsın !
    nasılsa aşk herkese lazım

    yalnızlıktan başka kuruşum yok…

    aşk; seninle dolu nice yıllarım olsun.

    Sevgiler
    Sen

    #100034701

    Konu: AŞK SENDE SAKLI

    grup forumunda Arzu ALTINÇİÇEK

    Aysun
    Katılımcı

    Ben kıyısından sordum aşkı, sen okyanusu verdin

    Hiçbir denizin rengine bulanmadım oysa
    Şimdi okyanus rengi saçlarım
    Kum kum öpüyorum dudaklarını
    Köpük köpük kabarıyorum teninde
    Deniz yıldızlarını bıraktığın avuçlarımda
    Koca bir volkan a ş k
    Kıyılar kayıp
    İskeleler yıkık
    Aşkın sen yanı mı, senin aşk yanın mı en güzel
    Aynı yüzüyle bakar ay yeryüzüne, aynı yüzü görmez insan aynada
    Bundandır geceler aynı, rüyalar başka
    Bir büyü olsa çıplak uyansa insanlar
    Anadan dogma saf…
    Oysa ışığa ağlar tüm bebekler
    gün gelir ışığa yürüyene ağlar insanoğlu
    Ay yanar, dünya döner
    hayat soğuk mu soğuk
    bir damla turuncu yağmur kalsın kirpiğinde
    Baktığın her yüz güneşi yüzünde görsün
    sıcağı gülüşünden alsın

    Nefesinden uzak soluklamam hiçbir mevsimi
    Sana doğuyorum tekrar tekrar bakir gelinciklerde

    Sözlerim, inmemiş yağmur serinliği
    Beni bana sunarken ne kadar da aşksın
    Sensizlik, yanmış bir ormanın soluksuzluğu…

    Her gün yeni bir insan buluyorum kendimde.
    Aşkın gerçeğine sarılmamış kadınlar düşlüyorum
    sonra senin gözlerinden bana bakıyorum
    Devrilmiş ağaç…

    #100034662

    Konu: AYNADAKİ YABANCI…

    grup forumunda Filiz TURAN

    ebruli40
    Katılımcı

    Bir sabah uyanıp aynaya baktığımda
    Farklı bir insan gördüm karşımda
    Bu gözler benimmi yaş dolu buğulu bakan
    Bu yüz benimmi sararmış yorgun duran
    Ya o saçlar bir çok yerine ak düşmüş
    Benmiyim Allahım bu aynadaki yüz
    Bir yabancıya bakar gibi baktım
    Saatlerce aynanın karşısında öylece kaldım
    Yıllar ne çabuk geçmiş
    Aynadaki bu yüz nasıl değişmiş
    Bir an geçmişe döndüm yıllar öncesine
    Işıl ışıl parlayan yemyeşil gözler gördüm
    Umut dolu sevgi dolu gözler
    Sonrasında gülümseyen bir yüz
    Hayatın baharında sımsıcak bakışlı
    Ve boylu boyunca uzanan saçlar gördüm
    Dalga dalga rüzgarlarda savrulan..
    Oysa şimdi gördüklerim
    Bahar sonrasındaki hüzün
    Sonbahar gibi güz gibi
    Kış gelmiş dayanmış kapıya
    Karlar tane tane düşmüş saçlara
    Ömür defterinin sayfaları nasıl da tükenmiş
    Gülümsedim
    Olsun ak düşmüş bu saçlarda benim
    Yaş dolu buğulu bakan gözlerde benim
    Solgun ve yorgun görünen bu yüz
    Bu çizgilerde benim
    Her mevsim kendince güzel
    Hoş geldin ömrüme hazan

    29 Mayıs 2004

    Filiz Turan

    #100034627

    Hayat
    Katılımcı

    Karanlıktaymışlar. İki embriyo, bir ana rahminde?
    Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin içinde?
    Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar öylece?
    Haftalar geçmiş, ikizler gelişmiş.
    Elleri, ayakları belirginleşmiş.
    Gözleri çıktıkça meydana, Ikisi de çevrede olup biteni fark etmiş?
    Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu?
    Sıcak, ıslak, sevgi dolu?
    ?Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki? demişler, ??bize ne mutlu??
    Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe girişmişler.
    Bu karanlık dünyayı ve hayatın kaynağını deşmişler.
    Onları besleyip büyüten kordonu fark edince O kordonla kendilerini var eden Anne?lerine şükretmişler.
    Sonra başlamış bir var oluş tartışması:
    ?Buraya nereden geldik, biz nasıl olduk? diye sormuş ikizler?
    ?Annemiz? demiş biri, ?O bizi var etti, bize can verdi.?
    ?Ne biliyorsun? diye itiraz etmiş öteki, ?Sen hiç Anneni görmedin ki??: ?Belki de o sadece zihnimizdedir. Anne inancı bizi rahatlattığı için uydurduğumuz bir şeydir.?
    Süredursun ana rahmindeki tartışma, ikizler büyüyüp gelişmişler.
    Rahme sığmaz olup tekmeleşmişler.
    Artık parmakları ve kulakları varmış kerataların?
    Büyüdükçe anlamışlar ki, yolun sonu yakın?
    Gün gelecek, bu güzelim hayat bitecek;
    Karanlık bir yolculuk, onları bir başka diyara çekecek.
    ?- Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz? diye fısıldamış ikizlerden biri efkarla?
    ?- Ben gitmek istemiyorum? diye diretmiş öteki; ?doyamadım ki daha hayata??
    ?- Ama mukadderat alnına yazılandır; dua et, belki doğumdan sonra hayat vardır.? Sormuş karamsar olan:
    ?- Bir gün bize hayat veren kordon kesilecek. Ondan sonra başımıza neler gelecek??
    Şiirle cevaplamış iyimser olan: ?Birçok giden/ memnun ki yerinden/ çok seneler geçti/ dönen yok seferinden??
    Ve günlerden bir gün, yer sarsılmış, duvarlar kasılmış.
    Dayanılmaz sancılarla ikizler beklenen günün geldiğini anlamış.
    Buruşuk kollarıyla birbirlerine son kez sarılıp vedalaşmışlar.
    Ve
    ?ömrümüz bitti? diye çığlık çığlığa ağlaşmışlar.
    Azrail sandıkları bir el kesmiş onları hayata bağlayan kordonu,
    Ağlaya ağlaya karanlık bir koridordan öbür hayata çıkmışlar…

    #100034583

    Konu: AŞKIMDI O..

    grup forumunda Abdulhamit GÜLLÜK

    Hayat
    Katılımcı

    Aşkımdı O: Bana her gün gözyaşı döktüren.
    Aşkımdı O: Beni her gün yeniden öldüren.
    Aşkımdı O: Hayaller alemine ücretsiz götüren.
    Güldüren, öldüren, yaşatan aşkımdı O…

    Aşkımdı O: Beni köleye köle yapan.
    Aşkımdı O: Prangalara sefil yapan.
    Aşkımdı O: Beni benden ebedi koparan,
    Saba rüzgarıyken de yine aşkımdı O…

    Arkadaş! Sana diyorum ki aşkımdı O.
    Dipsiz kuyularda benim hayatımdı O.
    Pembe dünyalarda ise aynalarımdı O.
    Herşeyimdi O, çaresizliğimin baştacıydı benim..

    #100034609

    Konu: BEKLEMEK ZOR…

    grup forumunda Abdulhamit GÜLLÜK

    Hayat
    Katılımcı

    Zordur beklemek,
    Gidenin geri gelmesi..
    Hakk’ın huzurunda bekleyeceğim seni!
    Hakkım senden çok bilirsin..
    Gittiğin için değil,
    Allah’adır ağladığım..
    Bir parça sızlar yüreğim,
    İsyanım,intizarım belki boşuna…
    Bir damla yaşı yaradan bilir..
    Merhamet sahibidir O!
    Sana sızlanmalarım boşunadır..
    Tevbelerim O’nadır!
    Sevdiğimi,affımı isteyeceğim..
    Aşka yandırsın beni! ..
    Sonbaharlarım,kışlara dönsün..
    Dönsün bu yürek yangımlarım temmuzlara..
    Kaybolsun kardaki izlerim,
    Hasretim,hasretin olsun!
    Dönesin Leyla’ya!
    Cümle canlara can,cananıma canansın..
    Ateşlere yanayım,
    Güzelliğine hayran olayım!
    Göklere yükselir ahım,
    Sevmek ise günahım!
    Kalpler aynadır,sevgi sonsuz..
    Lakin,gidenler geri gelmez,
    Ölüm hakikat!
    Sensiz ölümü beklemek zor..

    #100034460

    Konu: AMANSIZ EYLÜL

    grup forumunda Okan SAVCI

    Hayat
    Katılımcı

    Hatırla o ilk günkü heyecanı,
    Ürkek bakışlarını getir aklına sonra.
    Kaçışını
    Sevdadan ayrılığa umarsız akışını düşün
    Ve şimdiki ayrılığa ekle her birini.
    Ne kadar zamansız bu kopuş
    Ne kadar da anlamsız öyle değil mi?

    Oysa sevda avucundaydı
    Gözbebeklerin büyüyordu aynalarda
    Sen, sen olmaktan çıkıyordun
    Bir sevmek geliyordu aklına,
    Bir de sevilmek…
    Yüreğimin mührünü görüyordum bakışlarında.

    Neden sonra ayrılık geldi
    Şaşırmadım,
    Mevsim sonbahardı.
    Sabaha karşı diline vurdu elveda
    Soluksuz kaldım, sustum
    Sonra birden bir yağmur başladı.

    Ben bu ağrıyı iyi bilirim
    Islanırım ayrılığın ilk saatlerinde
    Alışkınım.
    Saatler tüm gücüyle vurduğunda geceye
    Kendimi caddelere bırakırım.

    Gidiyordun sonunda.
    Bulutlar,
    Ayrılığın sancısını bırakıyordu şehre.
    Hatırlarsın,
    Amansız bir eylüldü.
    Ve güzün bütün yaprakları
    Sen gidince döküldü…

    #100034406

    Konu: KİLİM

    grup forumunda Fatih KISAPARMAK

    Hayat
    Katılımcı

    Sevdiğine sözü olan bir kilim dokur
    Kilimin dilinden ancak anlayan okur
    Sırlarımı verdim sana sevgimi verdim
    Şu gönlümü kilim yaptım yoluna serdim

    Ayıptır günahtır diye
    Kilit vurdular dilime
    Aşkı dokudum kilime
    Anlıyor musun
    Yetinmedim türkü yaktım
    Gayrı bu canımdan bıktım
    Hani senin olacaktım
    Dinliyormusun

    Kilim kalbin aynasıdır gönlün sesidir
    Her nakışı bir duygunun ifadesidir
    Kilim sevgiliye cağrı aşka davettir
    Kimi renkler şikayettir kimi hasrettir

    Ben şu gönül dergahında aşkı okudum
    Kilim yare mektupumdur arzıhalimdir
    Her nakışı bir kelime kalem elimdir

    Elin değmedi elime
    İsmin dolandı dilime
    Aşkı dokudum kilime
    Anlı yormusun
    Yetinmedim türkü yaktım
    Gayrı bu canımdan bıktım
    Hani senin olacaktım
    Dinliyor musun…

1 ile 15 arası 15 sonuç (toplam 423) görüntüleniyor