Profil fotoğrafı

Galip SERTEL

  • Açık Şair Grubu
  • 4 ay 2 hafta önce
  • 2

    Şiir

  • 2

    Katılan Üye

Dolaşır Dururmuş Hep Daha

Son Güncelleme  kurtpinar 2 yıl 3 ay önce
Şuan görüntüleyen 1
0 yanıt
  • Oluşturan
    Şiir
  • #100034977

    kurtpinar
    Katılımcı

    Dolaşır dururmuş hep daha bağı bahçeyi Küçükmustafa’da
    dilinde dilâver dülgerlerin taşlara yonttuğu aşk türküleri
    ve o yaşlı muhacirin sancılı söylencelerinde
    uzaktan yakından bir göç anısı
    anlatıp durur Silistre’yi…

    Yelkenler iner
    demir atarmış Kalealtı’na Osmanlı İnce Donanması
    İslâm’ın koruycu duvarıymış bu liman
    demirden,taştan,imandan
    beyazmış kale duvarları
    yosun bağlamışlar şimdi
    üşüyorlarmış terkedilmişliğin sığ yalnızlığından
    bahtı kara garip zamanlarmış
    kızı kızanı ağlar olmuş bir zemheri vakti ikindiüstü
    küs düşmüş Tuna’nın sularına Mecid Tabya’nın top sesi
    zaman hasım sulara meyletmiş
    sular ahir vakte gelmiş denk
    Urumeli’nin kaderine kılağılı bir bıçak gibi bilene bilene
    vurulmuş bin bir asi mihenk.

    “Bir gün, diyor
    bir gün Uşumnu alçağında
    bir manda kotası üç yaşında
    bir kan gölünde yüzse gerek!”
    ve sahice olsaymış
    “Sahi olsaydı,diyor,o muskaların efsunlu bedduaları
    boğardı küffarı bizim Tuna’nın bozbulanık dalgaları!”

    Zaman hasım sulara akmış
    sular olmuş gözyaşların seli
    viran kapılarda dilenip durmuş tufan gibi
    amansız göçlerin amaz yeli
    duçar olmuşlar uçsuz yollara
    yolları sarıp sarmalamış bir katı kasvet
    “Oradan,diyor,oradan!”
    Tuna yalısından kalkar gelirmiş bu delice hasret
    dilinde dilâver dülgerlerin taşlara yonttuğu aşk türküleri
    vebalinde kan kardeşlerinin bahtsız kaderi
    deli gönlünde bir umut
    bir deli umut masmavi
    beyaz beyazımsı bembeyaz ak pak bir demokrasi…

    “Demokrasi,demokrasi deyip deyip, haykırıp durdular”, diyor
    ille velâkin ne balık çıkabilmiş kavağa
    ne beklenen huzur inmiş sokağa
    ölenler hep ölmüş
    gidenler hep gitmiş tek tek basarak
    yalanlarmış,dolanlarmış köşe bucak, sinsi sinsi kıskıvrak
    rüyalarının nehri Tuna sakinmiş hep öyle
    “Bıraktığım gibi,diyor, çocukça mavi”
    bülbül yine gül dalindeymiş her seher vakti
    yerli yerindeymiş Silistre
    bir baş kuru soğanın,bir bayat ekmeğin derdinde…

    “Bir dertleri daha var” diyor
    bir dert ki dünden bugüne,günden güne aza aza
    düşmezmiş dillerden ne handa, ne pazarda…
    Oy anam,oy babam!
    “Dil yarasıdır,diyor
    bir mahşer günü,diyor
    soru suali edilir de kalem kalem
    ahı tutar seni de ,beni de
    anamın babamın dili Türkçem
    okutulmuyor bir türlü
    bir türlü okutulmuyor güzelim mekteplerinde..”

    Ve dolaşır dururmuş hep daha
    bağı bahçeyi Küçükmustafa’da…

Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.