Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

sudenaz

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

sudenaz tarafından gönderilen her şey

  1. Ben şimdi biraz da Senin için görüyorum; Gökyüzünün parlak, Bakış seken mavisini. Ben şimdi biraz da Senin için duyuyorum; Gecenin o sarsak, Yokuş çıkan ezgisini. Ben şimdi kanayarak Senin için yaşıyorum; Sazan derisi gibi Günlerimi külle soyarak
  2. Artık benim onurum Çamurlara batarak, Kendini aşınmaktan Güç bela koruyacak. Kirletecek çaresiz Taammüden kendini; Çarşı pazar gün boyu Kentleri dolaşarak. Artık benim onurum Eğri pervazında, Ahşap bir kapı gibi Gıcırdayıp duracak.
  3. acının vergisini verdik, gülün haracını ödedik hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra sen ki eyvan ağıtlarda sürekli ve ahşap bir gülümseme gibi durdun gözlerin bozkırdan devşirme yolların bozgundan derlenmiş karanlık yolcusu turnaların ve kurdun ey hüzünlere reâyâ olan derviş acının vergisini verdin, gülün haracını ödedin hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra tarlalarla uzar gider al kısrak gökçe çiçek tozar durur sılalarla oysa ölüm, bir uçtan bir uca bir uzun kervansaraydır ki savrulur günü saati gelince yıkılır yırtıla yırtıla
  4. bir dağın uzantısı olmak sana yetmediği zaman gör ki sıradağlar talanda... sözlere bak, bağı çözük çiçekler gibi ortada, dağılmış duruyor nerdesin? hangisinde? solmakta mısın doğrularda ve yalanda? işte hangi uçurum dillerinin dip kuytularında olmak beni sana göre daha sınırda kılar? ve aramızdaki sınır hangi kaybolmalarda? tenhayla çizilmiştir? her şeydir, savrulur, ama bir şey direnir o hala bende kalanda kayboldum akarsudan sözlerde aktıkça yıpranan şiirlerde ve en yabanıl olanda... şimdi kim dindirecek, erguvanları bende? çünkü Söz'üm ben, Söz'üm, hem bulandım hem de arındım aynı zamanda
  5. ben kendime derinim, -sana! bir uzun 'kaybol! ' gibi olduğum; kalbim kül dağları, yüklenir ateşten kayıklara odunum... orda geçti 'geç kaldınız! ...' günleri; bağlar bahçeleri gibi yokluğum; anımsarım, öyle sor ki kolay mı âh, o sarı anılarda sönen mum! aşklar durdu, ben de artık dururum; yolculuk musun, öyleyse içeriye gir; gök bir ip midir, kuşlar kaç boğum? yüzümün yerinde bulut... çoktanberidir...
  6. ben hep yollar düşledim derin yollarda yürürken yollar gül sesleridir beni yazın ta içine çağıran gitsem mi? yoksa daha erken mi akşamın kovanında anılar oğul verirken senin gittiğin yollar bana dolanan yollardır solduğum bir büyük ormandır acılarım geçmişten ve gürgen ve derin bulut sözleri olarak yazlar kalbime girerken ah bellek, acı bellek! hem arısın sen hem kimbilir hangi gülden kalma diken? ve ne uzun bir büyü'sün, yaz! gurbetler senin ülken, yalnızlar senin ülken ben hep yollar düşledim derin yollarda yürürken
  7. hüzün ki en çok yakışandır bize belki de en çok anladığımız biz ki sessiz ve yağız bir yazın yumağını çözerek ve olumu bir kepenek gibi örtüp üstümüze ovayı köpürte köpürte akan küheylan ve günleri hoyrat bir mahmuz ya da atlastan bir çarkı felek gibi döndüre döndüre bir mahpustan bir mahpusa yollandığımız biz, ey sürgünlerin Nazımı derken tutkulu, sevecen ve yalnız gerek acının teleğinden ve gerek lacivert gergefinde gecelerin şiiri bir kus gibi örerek halkımız, gülün sesini savurup bir türkünun kekiğinden tüterken der ki, böyle yazılır sevdamız hüzün ki en çok yakışandır bize belki de en çok anladığımız
  8. Bir gülün açılması devrimdir Bildiğin anladığın bir devrim Kim bilir nereye varmışlığımız Bir av sonu ağırlayan gözlerim Seni anmak öyle kolay değildir Denizler: biraz çocuk kalmışlığımız Bir gülün açılması devrimdir Bildiğin anladığın bir devrim Gecede bir bozkır kalmışlığımız Bakışları ağırlayan seslerim Sana bakmamak öyle kolay değildir Simgeler: en çocuk yanlışlığımız
  9. biz batan güne sahip çıktığımızda ay, Bitlis?te sarı tütün ya da bir akarsu imgesi gibi yiğit ve bütün bir ağıttı kadınlarımızda onlar hüznü bir çeyiz çileyi ince bir nergis ve gülerken bir dağ silsilesi taşırlar ve birer acıdan ibarettiler kayıtlarımızda kadınlar ki alınlarımızda doğuyu mavi bir nokta ve yazgıları çok uzakta bir nehir yoluna karışırlar ölümleri duvaktan beyaz ve ahlat, Erciş, adil cevaz üzerinde geçen bir kederle yarışırlar ve birer yazmadan ibarettirler sevdalarımızda biz bir yazın ayağında en küçük bir gurbeti bile içi titreyerek okuyan ve bir gülü tersinden dokuyan umutlarımızda başlığı kınadan turaç bebesi doğuştan kıraç ve bir ninniyle darılıp bir türküyle barışırlar ve birer hasretten ibarettirler mektuplarımızda
  10. ikimizdik, sen ve ben, bir çiçekle onun tomurcuğu arasında bir yerde; öylece durur muyduk, ikimiz gibi? dâima birlikte olurduk hüzünlerde... anımsar mısın, yaz günü, bir bahçeyle gizledikti kendimizi birbirimizden; sen ve bahçe, ben ve bahçe, sen ve ben: akşamlar derlerdik her ikimizden... üşürüz, çünkü uzağız şimdi o yazdan; ey, birazdan bir yazdan geçer olan, ey! kim bilir ne anlama geliyor artık, şu eskiden "hüzün" dediğimiz şey?
  11. Saçak altına sığınmış göçmen kuşun kar tanecikleri arasında düşen beyaz tüyünü de görebilmek İşte sevmek
  12. Görür görmez kalbim sana vuruldu Sanki canım, canın ile bir oldu Sevdan ile kanatlanmış yüreğim Biliyorum bana bir haller oldu Gel bana bu gece, gel yanıma Artık seni istiyorum kollarıma Deli gibi beklemek öyle zor ki Yetti canıma, yetti canıma Görmeyince özlüyorum delice Rüyalarım senle dolu her gece Değişti tüm duygularım sevince Biliyorum bana bir haller oldu
  13. Hiç rüyana girmedi mi Seni seven biri vardı Hiç kalbine doğmadı mı Sana aşık biri vardı Biri vardı, biri vardı Seni seven, sana tutkun Biri vardı, biri vardı Her şeyiyle sana vurgun Sevdiğine hep gizledi Hiç karşılık göremedi Seviyorum diyemedi Sana aşık biri vardı
  14. Gülen çehreleri, sahte dostları Aldana aldana öğrendim artık Ne seven isterim, ne vefalı bir dost Aldana aldana öğrendim artık Dostum gölgem olur sessiz, sedasız Yalnızlığımda var ne ararsanız Yaşarım sevdasız, yaşarım aşksız Aldana aldana öğrendim artık Kimbilir daha ne günler gelecek Kimbilir bu gözler neler görecek Aynada ki çehre en acı gerçek Aldana aldana öğrendim artık İyi günde her şey iyi oluyor Kötü günde her şey kötü oluyor Canciğer olanlar artık olmuyor Aldana aldana öğrendim artık
  15. Ne olur hasrete bir çare söyle Çekilmez hasretin, çekilmez canım Senden uzaklarda kalamam böyle Çekilmez hasretin, çekilmez canım Günaydınım olmaz, sabahım olmaz Odama güneşin ışığı doğmaz Nefessiz durulur, sensiz durulmaz Çekilmez hasretin, çekilmez canım Sigara üstüne sigara yakıp Çılgınca şeyleri kafama takıp Her an gelir diye yollara bakıp Çekilmez hasretin, çekilmez canım
  16. Zehroldu içimde aşk yudum yudum Seni hayatımdan silmek istedim Ne yaptımsa terketmedi hayalin Bağrıma bir kurşun sıkmak istedim Acıdır, biriyle gördüm el ele Eskiden benimle olurdun böyle Birden isyan ettim kendi kendime Boş kalan elimi kırmak istedim Şimdi bir bedende bir kalp boş kaldı Bu aşktan geriye bir sarhoş kaldı Nasılda inandım aşk bir masaldı Yine de sonunu bilmek istedim Canlandı gözümde hatıralarım O güzel gözlerin, siyah saçların Ömrünce doymadığım o dudakların Öptüğüm yerleri yakmak istedim
  17. En büyük duyguya, en büyük aşka Sonunda elleri neden güldürüp gittin Gözümde güneştin, gönlümde mabed Baktığım güneşi birden güldürüp gittin Sen açtın sen, gel kapat bu sayfayı Öldür içimde ki kara sevdayı Ben sensiz olamam mutlu olmayı Beni mutsuzluğa terkedip gittin Bu arzu, bu dua kabul olmadı Dualarımı isyana döndürüp gittin Bana bir can borcun kaldı, unutma Sen beni yaşıyorken öldürüp gittin
  18. yalnız aşkımızmı kaybolup giden bende bittim aşın bittiği yerde gelecek günleri hayal ederken bende bittim aşkın bittiği yerde... süzüldü gözyaşım yanaklarımdan çaresizlik gezdi damarlarımda dünya durdu sanki gittiğin anda bende bittim aşkın bittiği yerde...
  19. Ayrılıktan acısı yok Özlemenin sancısı çok Bir sabah uyandığında Bakarsın ki sevdiğin yok Seviyordu sevmez olmuş Yüreğine bir hal olmuş Vefasızlık, hayırsızlık Dedikleri demek buymuş Aşk düştüğü yeri yakar Depremler misali yıkar Alabora olur her şey Bu savaştan kim sağ çıkar Bir düşte gör yangınlara Bir düşte gör sevdalara Ölüm Allah'ın emri Bir çare yok ayrılığa
  20. Duysun cümle alem, duysun tüm dünya Sevdalandım dostlar, aşığım aşık Aradığım aşkı buldum sonunda Seviyorum dostlar, aşığım aşık Birbirinden güzel şimdi her günüm Kalmadı gönlümde artık bir hüzün Böyle bir sevdaya sizde bir düşün Seviyorum dostlar, aşığım aşık
  21. Yakışmıyor cepheyi terk edişin, Mert dayanır, namert kaçar sevdiğim. Fazla sürmez hatanı fark edişin, Hasret eken, hüsran biçer sevdiğim. Adet ettin aşk dersini asmayı, Hüner saydın sırra kadem basmayı, Yetti artık çok denedim susmayı, İsyan eden bayrak açar sevdiğim. Nice avcı bende silah sınadı, Geri tepti, sineleri kanadı, Kırılsa da yüreğimin kanadı, Yine açar, yine uçar sevdiğim. Bir resmimiz bile yoksa başbaşa, Revamıdır ben yanayım, sen yaşa, Aşk sunacak sakimi yok sarhoşa, Yine bulur, yine içer sevdiğim. Aynaların farkı kalmaz düşmanla, Tanışırsın doğduğuna pişmanla, Hüzün adres değiştirir zamanla, Benden geçer, sana göçer sevdiğim. Üzerime yar sevdiğim sahi mi? Kalp çalmakta senin gibi dahi mi? Ağlama der dosta aşık Daimi, Bu da gelir, bu da geçer sevdiğim.
  22. Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git! Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle, Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle. Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar, Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar. Mademki benli hayat sana kafes kadar dar, Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar. Hadi git, benden sana dilediğince izin, Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin. Kahrımın nedenini söylesem irkilirler; Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler. Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın; Oysaki hep yedekte, hep elde var saymıştın. Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak, Zannetme ki, pişmanlık, mutluluk kadar ırak! Sanma ki fasl-ı bahar geldiğim gibi gitmez, Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez. Her darbene tahammül edecektir bedenim, Gururum mani olur perişanıma benim. Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne? Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine. Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka, Sana gül bahçesini kim açar benden başka! Hercai arılara meyhanedir çiçekler, Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler! Mademki aşk tablosunun takdirinden acizsin, Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin. Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet, Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et! Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan! Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan! Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm! Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm. Korkulu düşlerimi yorumdan kaçırıyorum; Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum! Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git! ...
  23. Sen misin neşemi götüren zalim, Senin de bugün son gülüşün olsun? Aşkımı burnumdan getiren zalim, Dönüşü olmayan gidişin olsun? En kötü günümü arattın bana, Ne benli hayalin nede düşün olsun? Melekten bir şeytan yarattın bana, Dönüşü olmayan gidişin olsun? Kimseden merhamet dilenmemiştim, Kapımda dilenmek son işin olsun? Kimseye ah edip ilenmemiştim, Dönüşü olmayan gidişin olsun? Ben aşkın narına yandım seninle, Mum gibi eriyip sönüşün olsun? Gözyaşın ismimi yazsın diline, Dönüşü olmayan gidişin olsun... Hıçkıra hıçkıra çığlık çığlığa, Martılar misali ötüşün olsun? Peşimde koşuştur soluk soluğa, Dönüşü olmayan gidişin olsun? Sarhoşa meze ol meyhanelerde, Günahkar ellerde bitişin olsun? Enkazın bulunsun viranelerde, Dönüşü olmayan gidişin olsun?
  24. Her gün biraz daha yoruyor beni, Hasretinle başa çıkamıyorum. Her gece bir yerden vuruyor beni, Sağ salim sabaha çıkamıyorum... Savaşta geçirdim sanki bir ayı, Düşmandan almadım ben bu yarayı, Giderken verdiğin tek sigarayı, Hatıradır diye yakamıyorum... Vicdanın halimi hiç mi sormuyor? Küsecek ne yaptım, aklım ermiyor! Zalimsin demeye dilim varmıyor, Tavrına bir isim takamıyorum... Yeter ki mektup yaz canımı dile! Yetmezse uğrunda çektiğim çile! Nazar değer diye resmine bile, Besmele çekmeden bakamıyorum
  25. İş işten geçmeden, gel de söz dinle, Sen benim aşkımla baş edemezsin... Ben sarhoş gezerken senin derdinle, Sen kendi gönlünü hoş edemezsin? Gül sefa sürse de bülbül çilerken, Bin pişmen olmaz mı rengi solarken, Ben sana dört mevsim bahar dilerken, Sen benim yazımı kış edemezsin? Fırtına biçersin ey rüzgar eken, Borcunu faizle öder geciken, Sen benim gezdiğim yolları diken, Yattığım yatağı taş edemezsin? Gülersin aşığı yedekte sayıp, Yetmez mi arından verdiğin kayıp, Kınalı kekliğim elde var deyip, Sen beni kafeste kuş edemezsin... Kapılma hayalin renk akışına, Ağlarsın gerçeğin can yakışına, Ben kurban olurken bir bakışına, O canım gözleri yaş edemezsin? Aklını başına topla da vazgeç, Beni dinle de vuslata gün seç, Sen benim elime mecbursun er geç, Bahtımı Mecnun'a eş edemezsin