sudenaz tarafından gönderilen her şey
-
SENDEN SONRA
bir güvercin kadar özgürüm artık, uçmayı öğrendim, ben senden sonra, seninle, çöldeki kaktüs gibiydim, açmayı öğrendim, ben senden sonra. seninle acıydı, çileydi adım, servetmiş sensizlik, artık uslandım, kavga mertlik değil, gördüm anladım, kaçmayı öğrendim, ben senden sonra. boşa kullanmışım, kalp servetimi, sonunda kazandım, hürriyetimi, Yüce huzur veren, Hakk şerbetini, içmeyi öğrendim, ben senden sonra. artık görüyorum, o doğru yolu, başlayan herşeyin, varmış bir sonu, öğrendim artık çok geç olduğunu, koşmayı öğrendim, ben senden sonra...
-
SEN OLSAN DAYANAMAZDIN
gittin... tek bir kelime söylemeden. beni kendi acılarımla, senin acıların ve yalnızlığımla bırakıp gittin... aynısını sana da yapsalar, dayanamazdın... sen bilemezsin ki, sensizliğin acısını, ıssız gecelerin sancısını bilemezsin... seninde, hayat damarlarını kesseler, kor ateşlere koysalar, çalsalar yüreğinden sevgi adlı parçanı, umutlarını boğsalar sevgi zindanlarında, kelepçeler vursalar hayallerine, yarınlarını, paslanmış demirlerin ardına koysalar... seninde, ''canım'' dediğin canını alsalar, sen olsan, dayanamazdın. ben dayandım... anlıyabilir misin, sensiz nasıl yaşadım? nasıl yaşadım biliyor musun? sensizliği, satırlarımla paylaştım, seni, sensiz yaşadım... sen, sen olsan, inan dayanamazdın...
-
BENDEN SONRA ÖĞRENECEKSİN
ben, umudun karanlığa atıldığı dünden geldim, insalığın, üç kuruşa satıldığı yerden geldim, ben şu üç günlük dünyaya, ne O'nla, ne senle geldim, benden sonra anlayacak, benden sonra göreceksin... hayat denen bu okulda, öğretmezler bu gerçeği, acılarım dağlar gibi, tartamazsın yok ölçeği, nasıl kaldırıma düşer, nasıl solar Kırçiçeği, benden sonra öğrenecek, benden sonra bileceksin. yarın Hakk'ın Huzuruna, elbet sen de geleceksin...
-
GİDERİM DEMİŞTİM
işte artık yokum, sevdan acıtmıyor yüreğimi, güzelliğini aramıyor gözlerim. hatta toprakta Melek'lere bile sormuyorum seni. ne yapar, ne halde, evlendi mi? seninle dolu yüreğim, toprakta şimdi, dayanamadı vefasızlığına, tükendi... şimdi kendi toprağımdayım Gülüm, beyazlar içindei tepeden tırnağa. bir annem vardı başucumda ağlayan, birde seninle dolu yüreğimi anlayan, seven dostlarım... dünyalara sığmayan bedenimi dokuz tahtanın altına sığdırırken sevdan, o zaman bile seni, o halde bile seni beklemiştim. gelmedin!... gelmezdin, öylesine bencildin. oysa sendin önce seven, sonra gururun ve zenginliğin ağır bastı, ''bizi ayırırlar'' demiştim, bunu sana söylemiştim... ''dayanamam, giderim'' demiştim, sen sensizliğime gülüp geçmiştin, malı, mülkü,parayı seçmiştin. TOPRAK sevmiyor parayı bilmelisin. burada, saçını okşadığın çocuklar, karşı kaldırımdan kolundan tutup geçirdiğin, yaşlı teyze, saksında suladığın çiçekler, soğuktan koruduğun serçeler, bir lokmanı paylaştığın fakir komşun, güler yüzün, tatlı sözün, bilerek çiğnemediğin karınca yuvaları, kabrinin duvarları önemli... burada bir görsen beni, nasıl mutluyum... sense mutlu değilmişsin gururunla, paranla. para-mal-mülk mulu etmiyor Gülüm, karıncalar komşum, ben toprağa düşünce mutlu olmuşum... yalan dünya kadar, yalanmış sevdan, keşke sen de bunu, hayattayken anlasan... önce can, önce insan olsan, gerisi yalanmış, koca bir yalan...
-
GELDİM ARKADAŞ
neden içiyorsun?... derdini söyle, seninle, içmeye geldim arkadaş. boyun bükmek çare değildir derde, seni, mutlu görmeye geldim arkadaş... dünya mı yıkıldı, nedir bu matem? birkaç kadeh ile biter mi sitem? dedin varsa anlat, gizleme benden, derdini, çekmeye geldim arkadaş... hayat bitmiyor ki, sevgi ölünce, bırakma kendini, diren ömrünce, bak yanındayım ben, ağla gönlünce, gözyaşını, silmeye geldim arkadaş... anla dostum, sevmek en zorlu meslek, çare de değildir, böyle tükenmek, sence çare ise kahredip ölmek, seninle, ölmeye geldim arkadaş..
-
BEN DOSTUNUM
bir derdin var ise gel anlat bana, bütün dertlilerin durağıyım ben. yaslanıp göğsüme, istersen ağla, yıllardır, ağlama duvarıyım ben. bir dost dertli ise, vardır nedeni, dostlara adadım ben bu bedeni, hasret yolcuları bilirler beni, gurbet yollarının hancısıyım ben. hayatım, dostların hedef tahtası, yüreğim, doğuştan dostluk hastası, gurbet yollarının büyük ustası, sıla yollarının, çırağıyım ben. kaybettikten sonra, kıymet bilenler, severken, yarine acı verenler, pişman olup gelir, affetmeyenler, tövbe edenlerin, dergahıyım ben...
-
BEN AĞLARSAM
bir hıçkırsam, sararır bütün çiçekler, feryat eder ağlar, kuşlar böcekler, hem gidenler ağlar, hem gelecekler, ağlarsam, yolcular benimle ağlar. çektiğim hasrete yollar tanıktır, zalimler hep yargıç, garip sanıktır, yıllardır dertlerden bağrım yanıktır, ağlarsam, anılar benimle ağlar. ayrılanlar ağlar, yaş dolar gözü, unutur sevenler, verdiği sözü, dünyaya sırtını döner gökyüzü, ağlarsam, bulutlar benimle ağlar. batar yalan dünya, tersine dönüp, geceyi ışıtmaz, yıldızlar sönüp, geleni gideni, bağrına gömüp, ağlarsam, topraklar benimle ağlar. ağlarsam, yıldızlar ağlar benimle, denizler dalgalar, çağlar gönlümde, titreşir sarsılır, dağlar tenimde, ağlarsam, Kainat benimle ağlar...
-
BEKLEDİM SENİ
geceler, yaşanmaz olmuştu sensiz, dün gece, yağmurda bekledim seni. her düşen damlaya, sordum çaresiz, dün gece, yağmurda bekledim seni... sordum, cevap vermedi köşe başları, ''görmedik'' dediler sokak taşları, zor sildim, gözümden akan yaşları, dün gece, yağmurda bekledim seni... sırılsıklam oldu resmin elimde, her damla kan oldu, şu gözlerimde, kasırgalar koptu, sensiz kalbimde, dün gece, yağmurda bekledim seni... seni öyle sevdim, ölecek gibi, hasret, yüreğimi delecek gibi, her ayak sesinde, gelecek gibi, dün gece, yağmurda bekledim seni... yağmur ağladı, ben boyun bükerken, hasretin çıldırdı, beni yakarken, isyan edip gökler, şimşek çakarken, dün gece, yağmurda bekledim seni
-
TUTSAĞIN OLMAZSAM
Özgürlük için- Tutsağın olmazsam senin bu gece de tüm geceler gibi kıyısız okyanuslara düşerim dalgasız denizlere. tutsağın olmazsam senin kanayan kanatlarımla enlemsiz boylamsız gezerim ülkesiz atlaslarda. Tutsağın olmazsam senin yaşadığım uçlar arasında çılgınlığı ararım sığamam küçük kalıplara. Tutsağın olmazsam senin çıktığım yazılarda ismini ve ismimi kazırım duvarlara yanyana. Tutsağın olmazsam senin yaşayamam tutsak et beni yoksa savaşamam.
-
SEVGİ ÖLDÜ
Sevgi öldü duydunuz mu Sevgi öldü insanla sevişirken En önemlisiydi aykırı düşlerden Tozlarını silkeliyordu güneş Her kayan şiirin ardından Çocukların kışkırttığı sendikalı işçi arılar Çiçekleri solluyordu tutsak günde Gömleğinden pul pul türküler dökülen Bir çocuk koşturdu haberi Kaldırıp taa uzaklara hatta sonsuza İnsansız=düşmansız yerlere attı ismini Çınladı derin uçurumlar dağlar Sevgi öldü, öldü sevgi.
-
SANA GELİYORUM
Benim sabah keyfim yeni açmış bir gülü insanların gülücüklerine yerleştirmektir. II. Sana karlı bir günde geleyim saçımın beyazlığı ve paltomun ıslaklığıyla üşüyen dudaklarımı ısıt, tenimi kurula uzun bir şarkıda susalım farkında olmadan sobanın çıtırtılarına dalalım sana küçük törenlerimizde şarkı söyleyeyim içki içelim güneşle başbaşa saçlarına dokunan tarağın hışırtısını dinleyeyim gözlerinin titreşimini yansıtsın aynalar bir gece şelalesi gibi damarlarıma akıp yankılan yüreğimde. III. Sana yağmurlu bir günde geleyim parkta ıslanalım birlikte gürültüller toprağın kokusunda erisin kentin görüntüsü değişirken bulutlarla duraksamadan parlayan gözlerin ve ıslaklığınla sar beni en koyu kızıllığında dudaklarının kıralım demir parmaklı pencereleri önlerine ortanca saksıları yerleştirelim ağız dolusu sobe diyelim dudaklarımıza. IV. Sana güneşli bir günde geleyim ışıklı yollara halılar serelim birlikte aşkınlığa yükselelim, okyanus sularının ortasında altın kumsallarıyla mücevher gibi parlayan adada, ben hep iskeleye demir atmış beyaz bir yelkenlinin düşünü gördüm tuzlu dudaklarını yakmak için sana kendi yaptığım güneşleri getireyim
-
İHTİYAÇ
Bu akşam içimde Tuhaf bir sıkıntı var Dünyada sanki bir ben kalmışım. Sanki herkes nerde keder varsa bırakmış Ben nerde bulduysam toplamış almışım. Önümde söğüt ağacı Her zamanki haliyle, çaresiz Havuzda su rahat İnsanlar susmuş Sessiz bir yağmur gibi başladı bende Konuşmak ihtiyacı.
-
GİTTİN İÇİMDE KALDI AYRILIK
Gittin Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı Dudaklarımızda sıradan sözcükler Vedalaşmayı bile beceremedik Son bir bakış kaldı arkanda Kalabalığa karışan Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü Gittin. İçimde Yığınlarca kitap kaldı uçuşan Sözcükler beynimin köşelerinden Çıkıp korkuttular gecelerimi Peşimden geldi gölgeler Aynalara bakamaz oldum Hiçbir oyun avutmadı beni Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı İçimde. Kaldı Yeni bir kent işkenceye hazır Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle Belleğimi silkeleyip anılardan Tik tak çaldın uzun zaman Alışamadım yarımlığa Düşlerimde intihar tutkuları Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk Kaldı. Ayrılık Çoğalarak giriyor günlerime Senden başka kim bilebilir Geçmişin dökümünü yaptığımı Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler Sonbahar hüznüne benziyor pencerede Artık konuk beklemeyen gözlerim Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı
-
ELLERİN
Ellerimden çıkmıyor ellerinin izi Yalnızlık çalarken sirenlerini, Sensiz duygular da anlamsız Nasıl yığdın aramıza Bunca dağı ovayı denizi Ayaklarıma dolaşıyor gözyaşlarım Özlem yine dizi dizi Sular akmıyor Sevişmeler yakmıyor tenimizi. Ben hüzün avcısıyım bilirsin Bu yakınmalar kendime Sen üstüne alınma Yalnız da çoğaltırım gizi Gece beni çağırıyor bak Şimdi dalarım cadde sokak Yüreğimde gecikmiş boşluk Ellerimde ellerinin izi.
-
DÜŞÜNCELER
Pınarından özgürlüğün al bir yudum, çek bir soluk rüzgarından sevdamızın seni benden ne bu kapı, ne bu duvar ayıracak, seni ne bu kara kara gelen ölüm. al bir yudum pınarından özgürlüğün rüzgarından sevdamızın çek bir soluk gelir bir el kırar birgün kapıları karanlığın bahçesinde açar gülüm. seni benden ne bu kapı, ne bu duvar ayıracak seni ne bu kara kara gelen ölüm.
-
GİTME KAL
Nice nice acıları aklına getir Bunca yoksulluğu aklına getir Gözyaşlarını aklına getir "GİTME KAL" var yok dinlemez bir çocuk isteğidir Gitme aklına getir Kıraç mı kıraç toprakların üstüne Güneşler açar yağmurlar kesilince Çırılçıplak kayada yeşerir inci ağacı Dağların kuytusunda bir uslu çiçek Dağıtır mavisini kendi kendine Gitme beraberlik içinde Nasıl sevinirdik aklına getir Her şeyi her şeyi aklına getir Gece yarılarını aklına getir Söylediklerini aklına getir Sinsi yağmurlar yağıyordu Soğuktu Yaktığımız ateşi aklına getir Nelerden geçiyorsun aklına getir Gitme dünyamızın her yerinde Yorgun eller gülleri derleyince Ellerin sevincini aklına getir Güllerin sevincini aklına getir Ne çok severdik seni aklına getir
-
BENİ UNUT
Açık pencereden sesleniyor, ağacın yapraklarına söyletiyor: "Beni unut!" Oturduğu evin balkonundan, bulutlara haber salmış olacak, ne dedikleri işitilmiyor ama, anlıyorum: "Beni unut!" Damların üstünden geliyor bu ses, tramvaylar, otobüsler getiriyor, denizden motorlar getiriyor. Bazen dalıyorum, insan hali, bir karanlık içinde gözleri ıslak, siyah konuşuyor: "Beni unut!" O gece yan yana yürüyorduk, hiçbir şey konuşmuyorduk, fakat sesi, durmadan kulağımda çınlıyordu: "Beni unut!" Bu trene de ne oluyor bilmem yolunda doğru dürüst yürüse olmaz, Yenikapı'dan her geçişinde avazı çıktığı kadar bağırıyor: "Beni unut!.." "Beni unut!.." Anladım, herkes ondan yana rıhtımdaki vapur, kilise çanları, radyoda şarkı, sokak satıcıları, caddeler, bulvarlar onu tutuyor. Olmayacak bir zamanda sesleniyor: "Beni unut!.."
-
BEN BENİ
Ben beni sarpa vurdum ben de böyleyim Korkulu sular boyu yalçını diki Ayın karanlığında gün ertesini Ben seçtim denizleri kendim istedim Gölleri sevmedim ki düz ovaları Kişiye bir şey katmaz yürüsen baksan Denize vurmasa da gölgen bilirsin Tuza karışacaksın maviye çalan Kaç kapının önünde bekledim durdum Kaç güneşten eli boş çevrildim geri Bir ateş böceğiyim aysız gecede Bir çağrıyım işitin geleceklerden Balıkçılar tanıdım ıssız koylarda Boya karıyorlardı çam kabuğundan Balıkçılar tanıdım ıssız koylarda Boya karıyorlardı göklerden sudan Bir ateş böceğiyim aysız gecede Muştuyum hiç olmazsa aydınlıklardan Bizim göklerimiz de çoğalır bir gün Bir gün gelir toprağın suya aşkından
-
ALICI KUŞ
Vurur düşlerine ozanın Güneş kızgınlığından birkaç ağustos Birkaç ağaç Yüksek ormanlar kuytusundan Kardeşliğin alıcı kuşu Kalkar konar Köylü Biçer ayrık otlarını ayırır başaklardan Kalkar konar Kardeşliğin alıcı kuşu İşçi Tutar ucundan en acar biçimlerin Sürer Bin başıboş atı bin cehennemi birden Kardeşliğin alıcı kuşu Kalkar konar Duran el Gitmeyen ayak Bir göz ki Arkasında bir ölü sesi Döner durur Kardeşliğin alıcı kuşu Kalkar konar Bir açık yürekten bir ötekine Bir bugüne bir yarına Alıcı kuşu kardeşliğin.
-
BİZ BİR BÜTÜNÜZ
bir ağacın iki dalıyız biz savursada devasa fırtınalar biz bir bütünüz, ağacız ayakta kalmalıyız çünki bebeğim, çünki biz yeni doğacak mevsimin baharıyız. bir gözden dökülen iki damlayız biz hangi depresyon yıldırmış bizi hangi kederden kaçmışız korkakca! gülüm biz acılara ortağız biz bir bütünüz kopmamalıyız hiçbir zaman çünkü bebeğim, çünkü biz karanlıkların aydın yüzüyüz. aynı dağın karıyız biz vız gelir bize keskin ayazlar bilirsin biz göğe yakın yaşarız yalnızlığımız çağlardan beri dayanmalıyız !! çünkü bebeğim, çünkü biz bir gün kardelenler açacağız. aynı şiirin mısralarıyız biz kederlerden dem vurur, ayrılıklar anlatırız yüreğimiz kan kırmızısı, hercai her kayan yıldız arkadaşımız yağmurlarla yıkandık, toprakla piştik biz karanfil kokulu dizelerde öleceğiz çünkü bebeğim, çünkü biz bir şiiriz ! kim bilir kaç kıyamet sonrası bir şairin ruhunda tekrar tekrar geleceğiz..
-
GEL TUT ELİMDEN
gel tut elimden değerek ayaklarımız çıplak toprağa gidelim biz bu ellerden gel tut elimden çabuk henüz tomurcuklar açmadan varalım kelebekler çıkmadan kozasından dinmeden kaval sesi düşmeden türküler dillerden gel tut elimden durma dağların karı erimeden varalım yetişelim çiğdemler solmadan henüz bereket kokmadan toprak dağılmadan sisleri dağların gel tut elimden bırakma henüz uyanmadan Anadolu toprak kokmadan yağmurlar sabaha çiğ düşmeden varalım tan delmeden uykusuz geceyi teri soğumadan bedenlerimizin gel tut elimden öldüğümüz topraklara gidelim
-
KENDİMİ ARIYORUM
kim olduğumu sakın sormayın bana kaybettim ben kendimi bir boşlukta gezinip duruyorum takmışım sırtıma hayatın telaşını sürükleyerek peşimden hertürlü belasını ben kendimi arıyorum nerde olduğumu sakın sormayın bana yolunu kaybetmiş bir yolcuyum ben nereye gitsem bir çıkmaza varıyorum kapanıyor tüm yollar yüzüme her defasında dönüp dönüp kendi özüme ben kendimi arıyorum hiç birşey sormayın bana sakın öyle bir hale bir yere geldimki ne sorsanız cevap bulamıyorum bir ağırlık var üzerımde, beynim durgun kayboluyorum karışık kelimeler arasında hayatın bir burasında bir şurasında ben kendimi arıyorum bazen bulduğumu sanıyorum oysa her defasında anlamsız bir hüsran bazen oturup ıssız bir banka şöyle bir dalıp anılarımı tarıyorum her insan yitik bir ruhtur aslında hayatın herhangi bir fani faslında bende sizin gibi hala kendimi arıyorum
-
İÇİMDEKİ SEN
seni düşündükce zeytin ağaçları gelir aklıma zakkuma bezenmiş yol kenarları evlerde salınan mevsimsiz begonyalar güneş geliyor aklıma mavi gökyüzü, mavi deniz bir meltem esiyor içimden seni düşündükce yeşile bürünmüş toroslar kadar bahtiyar beyaz bir balıkcı teknesi kadar dalgalara tutkun seni düşündükce bir nehir akar içimden kumsalda oynaşan çocuklar kadar şen çıplak bir beden kadar suya tutkun aç fedakar yüreğini sana geliyorum... kopup içinden mahzun bir karabulutun zemheride çiçek açalım doğsun gökkuşağımız, çözülmesin her düşündüğümüzde birbirimizi yaşlı bir balıkcı gülümsesin Bağır ! Çağır beni ! sesin yüreğimde inlesin..
-
AKLIMA GELİRSİN
her cana gelişinde toprak aklıma gelirsin birşey filizlenir içimde kalmış köklerinden her bahar aklıma gelirsin unutulanlar, özlem ve hasretler sanki birilerinden geçmişi dilenirsin her yağmur yağdığında nisan duyumsarım kokunu, aklıma gelirsin birşey buruklaşır içimde çamurlu yollar, lastik çizmem nemlenir gözlerim bu yolun dönüşü yoktur bilirsin sıcak yaz akşamlarında aklıma gelirsin bir harman kokusu geçer burnumdan elinde bastonu dedem gelir aklıma bir başka susuzluktur bu avanos testisinden buz gibi bir su içer gibisin her yaprak dökümü yüreğim sızlar, aklıma gelirsin dibek taşına vurulan tokmak sesleri çınlar kulaklarımda çeşme başı, tüten ocaklar bir türküdür yükselir içinden her yaktığın sigarada duman duman özlem çekersin soğuk ve buza kesmiş sabahlarda aklıma gelirsin tezek yanan bir odanın kireç beyazlığındaki sıcaklığını anımsarım bir ürpertidir sarar içimi, üşürüm donmuş avuçlarımda ninemin saf sevgisi gibidir nefesin lapa lapa yağar düştüğün yerde erirsin
-
BAKIŞLARIN
gözlerin mavser bakışların kurşundu mevzilenmemiş yüreğim işte o an sol bağrından vuruldu yerlere aktı kanım toprakla yoğruldu doğan kızıl güneşle birlik işte o yerde kırmızı bir karanfil doğdu
Jump to content