sudenaz tarafından gönderilen her şey
- Kİ
-
İMKANSIZ ŞEYLER
İmkansız olan şeyler vardır bilirsin Yaşlanmamak gibi, ölmemek gibi Ve seni sevmemek çigan gözlüm Mümkün değil ki Çıkarıp atamam içimden Neyleyim yer etmişsin bir kere Ne zaman elime bir kağıt alsam Siner güzelliğin kelimelere Yumsam gözlerimi seni seyrederim Devamlı bir musiki kulaklarımda sesin Mevsimler seninle başlar, seninle biter Yıl oniki ay benimlesin Ne zaman bir gemi görsem limanda Alıp başımı seninle gitmek isterim Umurumda değil bu oyunlar, bu düzenler Anlasana;seni arıyor ellerim İmkansız düşünmemek gecelerce seni Ve sevmemek ömür boyunca, bir gün değil "Başka çaremiz yok, beni unut" demiştin Mümkün değil çigan gözlüm, mümkün değil
-
BİLDİĞİM BİR ŞARKI VAR
Merhametsiz karanlık içindeyim Ne zaman güneş doğacak bilmiyorum Mavi denizlere mor dağlara karşı Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum Bütün şarkılar gibi kederli Sokaklar,caddeler, evler bomboş Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi Akıtır taşa,toprağa kanımı Dünya seninle aydınlık ve güzeldi Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı Yanmaz elinin değmediği ışıklar Gel, o şarkıyı bereber söyleyelim Tut ellerimdem beni aydınlığa çıkar Tut ellerimden beni aydınlığa çıkar Yumdum gözlerimi seni düşünüyorum Mavi denizlere, mor dağlara karşı Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum.
-
KUM
sEN KUM NEDİR BİLMEZSİN DENİZ GÖRMEDİN Kİ YUM GÖZLERİNİ ZAMANI DÜŞÜN DENİZ BİR GÖZÜNDE KUM BİR GÖZÜNDEDİR SEN TAŞ NEDİR BİLMEZSİN DAĞA ÇIKMADIN Kİ YÜRÜ UFUKLARA DOĞRU DAĞ BİR AYAĞINDA TAŞ BİR AYAĞINDADIR SEN KÜL NEDİR BİLMZSİN ATEŞ YAKMADIN Kİ UZAT ELLRİNİ GÖZYÜZÜNE ATEŞ BİR ELİNDE KÜL BİR ELİNDEDİR SEN KAN NEDİR BİLMEZSİN ÖLMEDİN , ÖLDÜRMEDİNKİ YAT TOĞRAĞA BOYLU BOYUNCA ÖLÜM BİR YANINDA KAN BİR YANINDADIR SEN AŞK NEDİR BİLMEZSİN BENİ SEVMEDİN Kİ AĞLA AĞLAYABİLDİĞİN KADAR BÜTÜN GÜZELLİKLER SENDE AŞK BENDEDİR
-
ANLATSALAR GÜLERDİM
Dolanıp sokaklarda, arıyordum kendimi. Tılsımın ne bilmedim, bana sen öğrettin sevmeyi. Acılardan geçerken ne hissederse insan. En fazla öyle bildim, ağlamaklı gülmeyi. En uzak derinlikler dizlerimi geçmezmiş. Anlatsalar gülerdim. Aynı denizden yine geçsem, yine aynı yolu seçerdim. En uzak yıldızlar, gözlerinden geçermiş. Anlatsalar gülerdim. Bir daha gelsem bu dünyaya, ben yine seni isterdim. Her şeyim sensin, Her şeyim seni sevmemden geçer benim. Her şeyim sensin, her şeyim seni sevmemden geçer benim.
-
SEN BENİM SARHOŞLUĞUMSUN
Sen benim sarhoşluğumsun ne ayıldım ne ayılabilirim ne ayılmak isterim başım ağır dizlerim parçalanmış üstüm başım çamur içinde yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim. NAZIM HİKMET
-
HENÜZ VAKİT VARKEN GÜLÜM
Henüz vakit varken, gülüm Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri Volter rıhtımında dayayıp seni duvara öpmeliyim ağzından sonra dönüp yüzümüzü Notrdam'a çiçeğini seyretmeliyiz onun, birden bana sarılmalısın, gülüm, korkudan, hayretten, sevinçten ve de sessiz sessiz ağlamalısın, yıldızlar da çiselemeli, incecikten bir yağmurla karışarak. Henüz vakit varken, gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, şu Mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz söğütlerin altından, gülüm, ıslak salkım söğütlerin. Paris'in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana, en güzel, en yalansız, sonra da ıslıkla bir şey çalarak gebermeliyim bahtiyarlıktan ve insanlara inanmalıyız. Yukarda taştan evler, girintisiz, çıkıntısız, birbirine bitişik ve duvarları ayışığından ve dimdik pencereleri ayakta uyukluyor ve karşı yakada Luvur aydınlanmış ışıklarla aydınlanmış bizim için billur sarayımız... Henüz vakit varken, gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, şu Mayıs gecesi rıhtımda, depolarda kırmızı varillere oturmalıyız. Karşıda karanlığa giren kanal. Bir şat geçiyor, selamlıyalım gülüm, geçen sarı kamaralı şatı selamlıyalım. Belçika'ya mı yolu, Hollanda'ya mı? Kamaranın kapısında ak önlüklü bir kadın tatlı tatlı gülümsüyor. Henüz vakit varken, gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm... Parisliler, Parisliler, Paris yanıp yıkılmasın... NAZIM HİKMET
-
BİR AŞK DEĞİYOR
Kapına biri gül bırakıyor tanımadığın Trafik birden açılıyor Köprüden geçişte para almıyor gişedeki kadın Bi o kadar yakışıyor üstüne siyah kazağın Menekşe tutuyor köşe başında yalnızlığın Sarı kanaryalar hep senin için kazanıyor Ne de güzel geliyor insana sırtından vurulması insanın Oğlum sana bir aşk değiyor Bi yerinden bakınca nede keyifli hayat Bi yerinden bakınca rahat Oğlum sana bir aşk değiyor Bundan sonrası tufan, talan, fırtına, bora, kar Aşık-ı mecnun sensin mecnun'un ancak adı var Oğlum sana bir aşk değiyor Oğlum seni bir aşk sarıyor İBRAHİM SADRİ
-
TENTATION
Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç Sana diyeceklerim söylemekle bitmez. Yıllardır yaşamımdan çaldığım zamanlar Adına düğümlendi. Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç, Başka şehirleri özleyelim orada seninle. Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar İkimize yetmez. Özdemir Asaf
-
SÖZ
Benim en sevdiğim söz , senden duyduğum ben'dir . Hep yinelediğim söz , sana koyduğum ben'dir . İyi olmak adına bilgiç olmak istemem , Seni sen'lediğim söz , bir-bir oyduğum ben'dir
-
ÇAĞRIM
Biri olsa biri gelse İlim-ilim diri gelse, Sözün-sözün eri gelse Dimdik, yalın dursa ya. Gözüm-gözüm akılardan, Duyum-duyum takılardan, Uzak, yakın yakılardan Duru-duru baksa ya. Soğuk olsa, dese ısıt, Karanlıksa, dese işit, Buram-buram dese ışıt, İçin-için varsa ya. Birim-birim yanaş olsa, Dirim-dirim söyleş olsa, Adım-adım yaklaş olsa, Can-can, kan-kan baksa ya. Sular gibi paklayarak Kuşlar gibi şaklayarak, Adım dese, çoklayarak, Güneş-güneş yaksa ya. Özüm-özüm gözü göze, Süzüm-süzüm sözü aza, Düğüm-düğüm bizi bize, Birden tüme katsa ya.
-
BEN DEĞİLDİM
Bir akşam-üstü pencerenden bakıyordun Ağır ağır, yollara inen karanlığa. Bana benzeyen biri geçti evinin önünden. Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya.. O geçen ben değildim. Bir gece, yatağında uyuyordun.. Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya. Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan, Ve karanlıklar içindeydi odan... Seni gören ben değildim. Ben çok uzaktaydım o zaman, Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya. Artık beni düşünmeye başladığından Bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya.. Bunu bilen ben değildim. Bir kitap okuyordun dalgın.. İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı. Genç bir adamı öldürdüler romanda. Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın.. O ölen ben değildim.. Özdemir Asaf
-
YALNIZLIĞI DENEMEK
gecenin ortasında ne işin var yıldızlara dokunma yanarsın bak birazdan ay da batacak karanlık bulaşmasın ellerine tersine döner yolunu bulamazsın içi dışı uzay tozu yansımalar sahi mi yalan mı anlayamazsın bir rüya gemisi iskele sancak dokunup geçiyor hayallerine ağlayasın gelir ağlayamazsın sevmek insanın yüreği kadar küçükse büyüğünü taşıyamazsın yalnızlığı da dene oldu olacak nasıl yankılanır derinden derine iyi midir kötü mü çıkaramazsın insan insanı kendisi tamamlar içinde başka dışında başkasın eksikliğin fazlana elbet bulaşacak öbürü sığacak bunun derisine yoksa sabaha sağ çıkamazsın ATTİLA İLHAN
-
BEKLE
Geleceğim bekle dedi Ben beklemedim o da gelmedi ölüm gibi birşeydi Ama kimse ölmedi ATTİLA İLHAN
Jump to content