Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

tatlibela

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

tatlibela tarafından gönderilen her şey

  1. Ellerimin arasında başım, Hayallerime bakıyorum. Nasıl oldu? Kendimi hiç böyle hatırlamıyorum, Bu kadar yalnızken iki kişi olduğumu Ve bu kadar çok konuştuğumu SESSİZCE... Sorduğum suallerin cevapları, Yanar mum gibi yakar sözün! Yüzüm asılır. Kalbimin satırlarında Kandırılan mutlulukların acı içindeki heceleri Sus konuşma !!! Sevmeyi sende sevdim, Sevgime, dokunma bana Seninle yada sensiz çağlayan gönlüme, Bir bardak daha su atma. İmkansızda olan bu duyguları boğma, Sen gittikten sonra... Kal bu dünyada Biliyorum zor yerdesin. Bense sensiz yerlerde, Yaşamaya alışıyorum. Şu son zamanlarda, Gelip geçen mevsimlerde Ölüp yeniden doğan ağaçlar gibi, Olmuyor, sensiz yeşermiyor Bensiz olmuyor sensizlik, KURTULAMIYORUM !!! Sevgini, sensizliği dokunduğum SENİ SEVİYORUM....
  2. Zaman gece yarısı Yine seni düşünüyorum Islak gözlerim camda Belki gelir diyorum Hani bir şarkımız vardı Hep onu söylüyorum Öylesine sevmişim ki! Unutamıyorum Şair : İlkay Tan
  3. GİRDAPTAKİ ÇİÇEK Nehirdeki çiçekten nedir farkımız? Çiçeği akıntı, bizi zaman sürükler. Doğumdan ölüme döner çarkımız, Çiçeği girdap, bizi can meleği bekler. Nehre düşen çiçek gibidir insan, Gözünü fânî dünyaya, açtığı an. Zaman su gibi akar, hiç durmadan. Çiçeği akıntı, bizi saliseler sürükler. Çiçeği çeken girdabın döngüsü. Ölüm, alnımızın değişmez yazgısı. Sonuna dek bitmez insanın kaygısı, Çiçeği girdap, bizi can meleği bekler. Kaçış yok, Azrail baştan eder sobe. Her insan ölüme, doğuştan gebe. Öyleyse neden, bu sevinç, debdebe. Çiçeği akıntı, bizi saniyeler sürükler. Bak suda, hem çiçek hem tomurcuk, Azrail dinlemez ne ihtiyar ne çocuk. Hepimiz aynıyız, yalnızca bir konuk. Çiçeği girdap, bizi can meleği bekler. Zaman bu, kaçınılmaz bir gerçek. Hayat ne ki, süratle gelip-geçecek. Her çiçek o girdaba, birgün düşecek. Çiçeği akıntı, bizi dakikalar sürükler. Girdaba düştük, ağlamak ne fayda. Feryâtlar boş, girmez onlar kayda. İster dünyada yaşa, istersen uzayda, Çiçeği girdap, bizi can meleği bekler. Sandalî sen de iyi bak o girdaba. Aman isyan etme, düşme azaba. Her zaman uy, erkân ve âdâba. Çiçeği girdap, seni Azrail bekler. Sandalî
  4. Boşa çaldım çabaladım Şu sevdaya yenik düştüm O kaçtıkça kovaladım Şu sevdaya yenik düştüm Aşk atına binem dedim Şu dünyada gülem dedim ben yoluna ölem dedim şu sevdaya yenik düştüm gecelerim gündüz ettim tükendim eridim bittim kahbe felek sana n'ettim şu sevdaya yenik düştüm sevem dedim sevdirmedi kim olduğun bildirmedi çok ah çektim aldırmadı şu sevdaya yenik düştüm kader dedi de aldattı elim ayağım bağlattı yaktı, kül etti dağlattı şu sevdaya yenik düştüm İNCE yarayı sarmadı bir gün halimden sormadı yeter dedim ya durmadı şu sevdaya yenik düştüm
  5. Okyanusda dalgalar gönlüm kadar coşmadı kalbimde fırtınalar, bir sana ulaşmadı... binbir geçit aştımda, bir sana ulaşmadı uçarak yaklaştımda, bir göz atıp bakmadı. dağlar denizler geçtim, aşk sinemden çıkmadı, birtek ben onu seçtim, dönüp bile bakmadı yaralandım yar deyi, yaram açıp bakmadı Al İNCE bir gül deyi, Verdim amma kokmadı.
  6. Sevgileri yarınlara bırakma Doyasıya, inadına sev bugün Sevgiyi sevdayı yabana atma Doyasıya inadına sev bugün Yarınlar meçhuldür, bugünü yaşa İnadına haykır dağlara taşa Sevdanın türküsü dosta ulaşa Doyasıya inadına sev bugün Sevgisiz yaşanmaz damarın kurur Bu yolda engeldir kibir ve gurur Severek yaşamak en büyük onur Doyasıya inadına sev bugün İNCE bir noktadadır sevgiyi tatmak Sevgisiz kalplere bir çıngı atmak İlk hedef sevgiye aşkı da katmak Doyasıya inadına sev bugün
  7. Mavi Yalnızlık mı dersin bu arayışa Biten kavgalara düşüncelere Hoşça kala yalnızlık mı dersin Sonbahar şarkılarına solan yapraklara Sönen ışıklara yalnızlık mı dersin Coşan deniz bizim kıyılar boş Biten umut biten yaşam Yalnızlık mı dersin Gözler bakışlar sevgi sağanağı Hançer kalbe yalnızlık mı dersin buna Hey kahpe dünya mutsuz Aşksız sevinçlere Yalnızlık mı dersin sonuçsuza Dert ortağı değil aradığı Ten mutluluğu değil Yaşamı paylaşmak ister Yalnızlık mı dersin bu arayışa Maviye boyadı penceresini Sevda çiçeklerini suladı Uyumadı güneşe kadar bekledi seni Birden çıktı bardan Koşarak gitti kıyılarınıza Ağladı dalgalara ağladı Yalnızlık mı dersin zavallıya Kapat gözlerini Erken doğdu ay Hemen kaynaştık Yıldız birdenbire çıktı Sevdim Gökyüzünde bulut yok Aşık oldum Boyum kısa Olsun Saçlarım da dökülüyor hani Çaresizim Bir yıldız kaydı yalnızca O kadar Sonsuz yıldız Sonsuz sevgi Biri güzel Biri yazar Ikisi de meteliksiz Sevgi doğdu birdenbire Kapat gözlerini Sonbaharın gülüşü ağlıyorum Beni görme böyle Adını koyamadığım Senin hissettirdiğin Dün gece gördüğüm rüyayla Beni yarattığın Zavallı beni Kapat gözlerini Görme böyle Der ki Hayal et Otel lokantasındayız Bir masa güzel örtüsüyle Masa üstünde iki bardak Bardakların içinde 1979 bortaçina Fransız kırmızı şarabı Her çeşit yemek var Loş ışık kırmızı mumdan Gözler parlar kulaklar dans eder müzikle Müzik dedim O melisa sonra alta crasia Tam konuşurken love story Hadi tut elimi Sevgimi Emeğimi Mücadelemi Ihtiyacım var bu aşka Yaşama Ihtiyacım var yaşatmaya Yaşayıp ta yaşatmaya umutlarla Özgürlük yansıması sevgili Karalar içinde maviye Sevgilerin en güzeline En yüksekte ya da en derinde Güzeller güzeli seninle Özgürlük yansıması sevgili Bir solukluk havaya Bir içimlik suya Aydınlığa Kesinlikle özgürlüğe eş sana sevgim Bekletme derim ben beklerim Severim seni Sevmeyi severim özgürlük gibi Özgürlük yansıması sevgili Bir deneyelim içimde kalmasın Seven bu deli yürek yanmasın Tanrım derim sana çarpılmasın Özgürlük yansıması sevgili Kafiye olsun diye yazmadım Örnek aldım ama ayna olmadım Memleket yerine sevgili dedim Sen benim memleketimsin Özgürlük yansıması sevgili Yıllar sonra bir yerde değil Hemen şimdi ve her yerde Gözlerdeki yaşta ve ışıkta Güneşte ayda bulutta Sevgilerin en güzeli Özgürlük yansıması sevgili Üç beş yedi Hepimiz ayrı birer sevgi Umudum sevgili Mutluluk sofrasında tek iyisi Özgürlük yansıması sevgili Sen sevgi sağanağı Ben yaşam salağı Yok bunun şakası Özgürlük yansıması sevgili Şimdi sorarım sana Bilirsin ne diyeceğimi Seni seviyorum
  8. Eğer ki unutmadıysan Adım'ı; Duyduğun zaman âniden, İsmim sende hâlâ bir heyecân uyandırıyorsa Düşlerinde o güzel günler yoğunlaşıyorsa İçindeki kıpırtılar, çarpıntılar hızlanıyorsa Hani, ya da belki kaabilinden ümid beliriyorsa Kalbinin derinliklerinde, Bir şeylerin eksikliğini, burukluğunu hissediyorsan Pişmanlık duygusu sarıyorsa büsbütün Gözlerindeki o parlaklığın yerini, İki damla gözyaşı alıyorsa Kahroluyorsan, utanıyorsan, Üzülme sakın! Şafakla birlikte koş gel!.. Ben yine oradayım Aynı yerde... Sen yeter ki gel...
  9. Bu gece, çok ince bir çizgi üzerindeyim öyle keskin, öyle yalın bir çizgi, Rüzgar hangi taraftan eserse diğer tarafa düşürecek beni, Bir tarafta yaşanmışlık bir tarafta yaşanacak karanlık. Hiç bir şeyi anlamak istemiyorum Kavramak çok acı tüm yaşananları Ve öylesine korkunç ki tutarsız bir hayatın anlamı, Bir tarafımda kar, tipi, boran, bir tarafımda kırkikindi yağmurları, Baharsa gelmeyecek kadar uzak, Beynim kendi sınırlarını zorluyor neyin kavgasını veriyor bilmiyorum. Gözlerimdeki ışıltı, yıldızlara göç etti, Yüreğimi bir kutuya koyup rafa kaldırdım, Geriye kalansa, Görmeyen, bilmeyen ve anlamayan umarsız bir kadavra, Bir tarafımda kuytu bir orman, bir tarafımda dağların dorukları, Ne tarafa gideceğimi bilmiyorum. Bu gece, acımasızca kendimi yargılıyorum söz hakkım bile yok biliyorum Karar açıklanıyor: -idam- Sabaha karşı infaz edilecek diyorum, Herşey bitmeli, yok olmalı tüm yaşananlar, Ama, insanın celladı kendi olunca çekemiyor ipini, Bir tarafta birden soluksuz kalmak, bir tarafta yavaş yavaş yok olmak, Silinip gitmek hayattan, lanetlenmiş şehirler gibi. Bir yaprağın ucundaki çiğ tanesi gibi hayata tutunuşum, Ufak bir sarsıntıda yerlere düşecek ve paramparça olacak, Toprak açmış ağzını bekliyor düşmemi zakkum çiçeklerini yeşertmek için, Güneş doğsa diyorum, toprağa düşmeden, buharlaşsam uçsam gökyüzüne hiç bir şeyi kavramadan, Bir tarafımda bulutlar, bir tarafımda sonsuz evren, Uçup gitsem diyorum Tutarak çocukluğumun ellerinden...
  10. Seziyorum ki kaçacaksın.. Yalvaramam koşamam Ama sesini bırak bende Biliyorum ki kopacaksın Tutamam saçlarından Ama kokunu bırak bende Anlıyorum ki ayrılacaksın Çok yıkkınım yıkılamam Ama rengini bırak bende Duyumsuyorum ki yiteceksin En büyük acım olacak Ama isini bırak bende Ayrımsıyorum ki unutacaksın Acı kurşun bir okyanus Ama tadını bırak bende Nasıl olsa gideceksin Hakkım yok durdurmaya AMA KENDİNİ BIRAK BENDE...........
  11. Bu gece, İçimde girdaplanan dalgalar var. Haykıran nameleriyle ürktüğüm, Hiç duymadığım şarkılar içimde. Çözemediğim bilmecelerle gülümsüyor yıldızlar Nedense bu gece.. Karşı kıyılardan uzanan Hafif bir melodi. Gecenin sihrini kıran Ürkek dalgalar. Gurur dolu deniz. Büyülenmişcesine durgun Işık veren yıldızlar. Ve derince çekilen Bir nefes sigara.. Bu gecede şimdi Çılgınca dansediyorken içimde duygular. Bitmezliğin coşkusuyla sürüyorken düşlerim. Elele vermiş düğümlenmişken yüreğimde Sevgiliye özlemle sıla hasreti. Çalkalanıyor dövünüyorken Benliğimde şimdi tüm anılar. Ve adımlıyorken geceyi sürekli. Yorgun ayaklarıma bakmadan fısıldıyor Ilık bir rüzgar şu cümleyi. Sonsuz bu gece hiç bitmeyecek..
  12. Şiirlerde bir sevgili uğruna can verilen, Gece gündüz düşünülen ama çok az görülen, Bu yüzden hasret kokar mısraların tamamı, Bir özlem girdabında geçiririm zamanı. Bebek özentisiyle beslediğim o sevgi, Attığı çığlıklara bulamıyor bir yankı. Taşa döndü sevgili duygusuz his fakiri, Tahammülüm kalmadı tükettim son sabırı. Canana can adadım bilmedi kıymetini, Hafife aldı beni ve sevgi demetini. Hayallerimde artık vuslat o sevgiliye, Ne geliyor ne gel diyor bilmiyorum ki niye. Mesafeler çok uzak halbuki yolu yakın, İki adımlık yolda ama hasrete bakın. Nasıl bir engelse bu bir türlü aşılmıyor, Çırpınıp duruyorum ama ulaşılmıyor.
  13. Adını unut Acını sil aklından umursamadan Bir kor kalsın yüreğinde Bir de onsuzluk... Dağıt ne varsa bedeninde Günü gelince yoramasın seni Rüzgara kapılıpta.. Uykuya bırak hayallerini Dönüşü olursa acımadan Bırak ve git Terklerin en güzelini yaşayıpta.. Sabretmeyi koy aklına Delirsin umutların Bir köşede kalıpta.. Benzesin içinden geçenler Sevda rıhtımında kalan sevgiliye.. Durma hadi koş yalnızlığa Nasıl olsa sendedir aşkın anlamı Hayatı hep mükemmel mi sandın yoksa! Göremedin mi zalimliğin labirentlerini Duyamadın mı zamanın gidişini Hadi bindir artık gözyaşlarını bir hasret trenine Uçsuz bucaksız dünyalara kapılıp kalsın.. Dönüpte bir bak geriye Ne kalmış senden Unutulmaz mı sandın olanları! Hep sen mi olacaktın sevginin oyunu Şimdi bak nasıl kaldın cezasına sevdanın.. Büyüt içindeki çocuğu insafsızca Ve hala titreyişlerini zavallı bir halde... Zamanın durdur gönlünde Duraklarına as bedenini hayalin Ve gülümse sadece içten içe yanarak.. Bir yalan söyle kendine Olma umudu çıkarsa ortaya Vur kendini bir köşede Tarafsızca...
  14. Bütün ışıkları söndürün yanmasın bu gece sokak lambaları Ağlatmayın ne olur susturun şu ağlayanları Gönlümde isyan var bu gün Söndürün ne olur görmesinler bilmesinler ağladığımı Yadırgamayın hor görmeyin sakın ağladığımı Siz hiç kaybettiniz mi...? Canımdan can dediğiniz bir arkadaşınızı
  15. Sende ki Sen - 1 Biraz zamansız oldu gidişin! En zor durumda gittik birbirimizden , Oysa söz vermiştik ayrılmamaya, Zor günleri beraber omuzlamaya, Beraber ağladığımız gibi gülmeye hatta filmlerden kıskanıp beraber ölmeye söz vermiştik Sen uzak bir şehrin havasından mı, suyundan mı etkilendin bilmiyorum. Ama zamansız oldu bu ayrılık. Ve yine zamansız... Hiç bir şey bilmeden ani bir telefon bir sanal ortam aracılığıyla bu ayrılık istemin ruhumu bedenimden ayırdı. Sebepsiz ve zamansızdı çünkü Ya da en azından ben sebebini bilmiyordum. Alışmak zor ama alışmak istiyorum artık, Bu acılara zoru başarmayı Sensizliğe alışıyorum sanki, yanlış anlama sevgili zoru başarıyorum. Yeni yılda akan göz yaşların, bu yılda da zamansız ıslattı beni, Sırılsıklam bir yağmur misali ve benim çaresiz kaçışım gerçeklerden. Tutunca ellerini ve sıcaklığını hissedince gönlümde bu sevdaya ayrılığı haram kılmıştım. Fakat oldu işte! Şimdi hangimiz haram bir şeyi yapmakla cehennemde yanacağız bilmiyorum. Sen yanma sevgili! Ben yanarım. Bazen göz yaşlarım akar içime kanarım. Gecen günlerin yasını tutarım artık sevgili, Artık kendimle hesaplaşırım, Falakaya yatırırım sevgimi gönlüme verdiği o umuttan ötürü... Kime küstün niye küstün, neden ayrılık kustun miden bulanmazken? Bilmiyorum Ama şimdi hiç sırası değildi sevgili. Yolunu gözlerken, özümle beraber ,ayrılığın çıkageldi! Oysa en güzel kıyafetlerimi giyinecektim, Saçlarımı bile senin istediğin gibi tarayacaktım seni karşılarken. Ama sen ayrılığı getirdin gelirken, Beynimde geçen günlerin hatırası canlanırken, her hatırada bir hücremi öldürdüm ben. Seni beklerken dört gözümün yarenliğinde ,ayrılığın çıkagelmesi! Ne acayip, ne anlatılmaz bir durum tahmin bile edemezsin. Bilemezsin terk edilmişliğe yapılan haykırısı. Yalnızsın çünkü kimse yok sesini duyan! Yar senden geçmiş zaten, kendine hayrı yok!!! Yani sen şimdi yoksun öyle mi? Yani bir daha ellerini tutamayacak mıyım? Bir daha bakamayacak mıyım gözlerine saramayacak mı bu can seni? Hadi canım! Yoksa şaka mı yapıyorsun, böyle zamansız, böyle sebepsiz bitmemiştir herhalde. Konuş hadi yalan de şaka yaptım de......... Demek gidiyordun ve beni götürmüyorsun. Şimdi içimde alevlenen yakıcı bir korsun. Artık dört mevsimide yasadık seninle. Sanırım artık senli tüm cümlelerim geçmiş zamanla çekimlenecek. Ve sanırım her gece beni daha da içine çekecek. Dört mevsimin yüzlerce günü, karı kışı güzü hatta yazı yaşamıştık. Upuzun günleri, sonra karanlık geceleri, sonra, hep sonra deyip mutluluğumuzu ertelemiştik. Hayaller kurmuştuk oysa uykusuzluğu paylaştığımız her gece, Sen ben ve gerçekleşmemiş onca hayal. Belkide rüyalarla yetinmektir çaresi, ardı ardına görülen bizli rüyalar, hepsi bende kaldı. Bende kalsın ne olur birer birer yansın gönlümde ve canı yansın. Yetmemiş bu acı ona ve boğulsun, amansız yaralarda sızlasın. Ama şimdi yoksun öyle mi? Olsun. Bende ayrılığını takarım koluma. Sırf senden geldi diye ayrılığı bile sevmeye çalışırım (beceremesem de). O şehrin suyu yaramadı sana, isteseydin eğer oksijen ve hidrojenin içinden elektrik geçirip sana aşka mayalı su bile yapardım. Zamansız oldu gidişin, beni terk edişin, ayrılığı tüm çıplaklığıyla bana gönderişin... Yoksa aramızda ki kilometreler mi sebep oldu? Ama olamaz herhalde! Çünkü ben orada mıydım bilmiyorum ama, sen uzakta da olsan hep benim yanımdaydın Hoşcakal diyorsun ya bana ,sende güle güle git. Ama biliyorum ve sende biliyorsun, uzun bir süre ne ben hoş kalabileceğim, ne de sen gülebileceksin. Bir elveda bile demeden gidiyorsun ya! Neyse suçlamıyorum seni, ne olduysa, başımıza ne geldiyse o şehrin suyundan oldu. Ne olduysa seni sana bırakmayan o sen deki sen oldu, o sen senide benilde sevemedi zaten..
  16. Ben Gİdİyorum Tutma sevgilim, bırak ellerimi Kararlıyım bu sefer, son kez Her şeyim sende kalsa da Yüreğim kan ağlasa da Ne olur mani olma Geri dönüşü yok bu kez Aşk'ımız kum taneleri Rüzgar savurdu hepsini Geriye ne kaldı acıdan başka Sus bebeğim, sus konuşma Pişman değilim yaşadıklarıma Hepsi güzel birer hatıra Bende, tenimde hala Ama, çok kırgınım sana Bu sana son elveda Hoşçakal, ben gidiyorum Unutamayacağım seni asla SAADET 14.1.2003 Münih-Almanya
  17. Onun adı çiçekti ve bulvarlar Baharla çalkalanırdı o yürüdükçe Başaklar hışımla çoğaltırdı tanelerini Bereketli bir umut tarlasıydı gülüşü Adı bir çağlayanın kepire dökülüşü Türküleri ateşten ve hüzünden biçilirdi Özlemle tomurcuk vururdu gözlerinde Kaç körpecik baş sunulmuş yarınlar Dirençler yaprak yaprak boy atar akşamlarında Ki onun adı rüzgâr Kaç denizi ateşe vermiş öfkesi Yemyeşil bir düğünde coşturur bozkırları Dağ kesilmiş kederler diz çöker bakışlarında Halaya durur sarı Sonra ansızdan yitti Bir isyan şarkısına karıştı sesi Derler ki Filistin askısında ölümle alay etti Derler ki Rüzgârların dilinden gülümser hâlâ Bilinen son adı kardelendi
  18. Beni uykudan uyandırır uyandırmaz Dünyanın bütün huyları yüzünde Ben bunlardan birini seviyorum en çok Sana bir nar kesip uzatıyor ya doğa Tutsam tanelerini Sevincin gözyaşları derdim buna. Bir süre bakışıyoruz karşılıklı Ben uykudan uyanır uyanmaz Benimle şiir gibidir bu Tam karşımda ama yazılmamış Durmadan bileniyor aklımda. Seni unutarak baktığımda bile Dünyanın her yerlerinden geçiyorsun Yayılıyorsun kalabalıklara Yalnız yayılmak mı Aşkın en büyüğü, en dayanılmazı demeli buna. Özlenirsin, alabildiğine varsın da Daha da var oluyorsun gün günden Olgun bir meyve gibi güleceksin zamanla Bir kadın da değilsin, bir kişi de değilsin Bir kuş olsa mavilik derdi buna.
  19. Ey sonbahar! ey düşsel yolculuk! seni Dolaştım yaz sıcaklarında, bekledim Duydum ki benim değildi artık, doğanın Kalbiydi uçurumlar toplamı kalbim. De bana, anlat bana, öyleyse neden hatırlıyorum onu O fırtına kuşunu gölgesini yere düşüren Gittiydi geldiği yere, uzaklığına Döner mi bir daha dönmez mi bilmem Yüklenip yittiydi gözden onca çırpınışları Ne sevinç bıraktıydı içimde, ne keder, ne acı Bir sen kalmıştın sen, ey sonbahar ilimi, dörtnala gelen Bir atin kalkışı gibi kalkıp da gözlerimden. Parlar ki simdi arasıra geceleri Diplerde, derinlerde, yalnızlığımda Ölü bir deniz yıldızıdır mutluluk O nedensiz mutluluk, olsa da olur olmasa da......
  20. KAPLAR DENİZİN YÜZÜNÜ Kaplar denizin yüzünü Unutulmuş uykularda Şimdi değişmiş kayıp Şimdi bir başka uzak. Kopmuşsanız yıllar yılı sürmüş bir yaşamadan Kapanmışsa o sayfa İçinizde bir ezik, garipsi türkü Şimdi artık yoksa. Daralan gecede Boş yere aramak sevinci Beraberken acı yan Ayrılınca neden böyle çekici? Neden ilk yağmurlarda sonbahar İlk soğuklara ürperti Hatırlanır savrulan yapraklarda Vardı. Ben şimdi başını alıp giden Mavi bulutun muyum, Sislerdeki evin önünden geçsem Camlarda bulur muyum?
  21. Sen, Ben, O!.. Her ben , dolaylı bir şekilde bir seni anlatış, bir senden yakınıştır. Çünkü benim yerim seninle onun arasındadır. Ve o değildir bana yakın olan, sensin. Ben ben olsam dilbilgisi kitaplarındaki tekil şahıs zamirlerini şu sıraya göre düzenlerdim. Sen, ben, o! Başta sen gelir, çünkü ben diye bir şey yok sen olmadıkça. Her ben, benliğini sen'le anlar ......... Şair : Behçet Necatigil
  22. Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde, Sen neredesin, ey sevgili, yaz günleri nerde! Dağlar ağarırken konuşmuştuk tepelerde, Sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde! Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi, Hülya gibi yalnız gezinenler köye indi Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi, Gönlümle, hayalet gibi, ben kaldım o yerde.
  23. Bulamadıysan seni Senin gibi sevecek birini Kalbini açtığın, her şeyinle sevdiklerin Sevemiyorsa seni senin gibi Sen sev kendini, onları sevdiğin gibi. Sen ara kendini, sesini duymak için.. Şiirler yaz kendine, kendini onurlandırmak için.. Mektuplar yaz.. 'AŞKIM' diye başlayan, Her ne olursa olsun, 'SENİ SEVİYORUM' diye biten. Sarıl kendine, okşa saçlarını kendi ellerinle.. Ne mutlu edersin kendini, Bir düşünsene... Neden arıyorsun ki Seni senin gibi sevecek birini.. Sen varsın ya! Mutlu et kendini. Baksana su kalbine, Ne kadar büyük.. Düşünsene bir kere, Görebilselerdi bu kalbi, Nasıl da kıskanırdı tüm dünya seni. neden hep yalanlar söylüyorlar sevdiklerim, diyeceğine, Sen hep doğruyu söyle kendine. Dürüst ol, güven kendine.. Hata yaptığında kızma kendine Yaşıyorum, Ve öğreniyorum deye sevin Yaşamayı tecrübelerinle de kendine.. Üzülme, seni acıtanlar olsa da çevrende.. Biliyorsun artık, Seni hiç kimse sevemez senin kalbinle. Yumuşak davran kendine Kanayan yaralarını sar kendi ellerinle Paylaş her şeyini kendinle.. Var mı senden daha iyi sırrını tutabilecek biri, Bir düşünsene! Sen anlarsın seni en iyi... Gülümseyen gözlerinle, 'Günaydın' diye başla güne. Yine bütün gün seninleydim, 'Ne çok sevildim..' diye bitir aksamlarını. Kendine sarılıp uyu her gece. Düşünsene! Var mı bu dünyada, Seni sevebilecek biri.. Senin kalbinle...!