Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

karcocuk

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

karcocuk tarafından gönderilen her şey

  1. Tüm kızgınlığında batıyor Tepemden aşağıya farklı bir ateş Ve yakıyor silüetinde -ki kahır- Yarıyor perdeleri soyarcasına kızgın Bir oh çeken, bir ol devriminde Ve daha da soğuyor gün tepemde Tüm kızgınlığı eriyor bakın bakın! Bunu yalnızca ben mi görüyorum Allahım!
  2. Madenin kömür değil! kalbin, Ne güzeldin sen! gözleri maden..! Ateşi kömür değil! gözlerin, Ne güzeldin sen! dilleri yaren..! Maden güzeli dedim! Sana bir kere... Maden güzeli,sevdim! İşte,seni bir kere... İçinde saklı bir maden var! Ne güzeldin sen! saçları maden! Duy beni duy! maden gözlü ey yar..! Ne güzeldin sen! endamı maden...! Maden güzeli dedim! Sana bir kere... Maden güzeli,sevdim! İşte,seni bir kere...
  3. Müptela Yavrucaktan Bir Anne Şiiri Ardından satırlar döküldü kulp kulp Göz yaşları aklıma gelirdi önce Selam verdi mi? başını Toprak ana kokardı ?o? - elleri öpülesi elleri- Yazması sarardığında gözleri çile saçardı Şimdi yeşeren dallarımda bir tomar resmin var ? Bak! müptela yavrucağın sana ne yazmış? ''Elleri yaralı,tarifi zor kadın?''
  4. Seni bekler bu gönül, Seni ister bu yürek, Varmı seni benden alacak Bir tane erkek! Seni bekler bu can, Seni ister,olsun canan! Gel artık Ey yüreği kararmış ceylan! ! ! Gerçekten ölürmü? Bu sevda bilmem! Çıkmam bu kuyudan, Çıkmam bu dipten Ben dönmem sözümden, Dönersen sen dön sözünden! Ben söz möz bilmem! Ancak giderim ölümün önünden!
  5. Sen -Denizde yelkeni olmayan- Bir gemisin! Yelkenin cesaretin, Pırlantadan yapılmış bir perisin, Peri kızı diyorum artık! Beyazlara büründüğünden beri... Yüzündeki, 'O' ay yüzlü kızı gördüğümden beri... Sen -Denizde yelkeni olmayan- Bir gemisin..! Bu yolda yalnız başına Yürümeye eminsin..! Bilki -peri kızı-, beyazlar içinde Hep bana emanetsin..! Her düştüğünde yanındayım, Bilki bir yerlerde hep benimsin... Sana hep iyi şanslar diliyeceğim, Gittiğin yerde! Mutlu ol,mutlu ol! Hep o sevgiyi bulduğun yerde! Dedim ya.! ..sen -Denizde yelkeni olmayan- Bir gemisin Yelkenin cesaretin! Pırlantadan yapılmış bir -perisin-!
  6. Rahle altında kuran,saat sesi tik tak Hacı dede sorguda titrek Cennet kapısı minber ağlamakta Kimsecikler yok hayır halısında Sükut etmiş madde Tertemizimde caminin kuşları En ön safta rahleli gençler? Rahle üstünde kuran saat sesi tik tak
  7. Yine nefes hışırtılarıyla geçiyor Bir gece daha,, Of babam of diye yanıyor Bir oğul daha,, Öksürük sesleri bölüyor Yarım uykuları, Dışarıdakilerin bitmiyor Şifa duaları! Arada,sırada kalkıyor Hasta babamın elleri.. Hastanede olmayan, Nasıl bilir hastanın derdini? Saat bir türlü geçmiyor, Sanki denize demir atmış! Hasta babamın elleri, Sanki -semada secdeye yatmış! Boncuk boncuk terleyen Başına uzanmak isteyen halleri, Doktorların hoşuna gittiği O mücadeleci halleri,, Gözleri boş boş bakıyor Tavana çaresiz! Elleri işaret ediyor Rabbini şüphesiz!
  8. I. Ulu kavmin Asil Türk evlatları Ebedi İstiklal uğrana koş yarınlara Koş yarınlara yüksel arş?a Silkin ölü toprağı üzerinden Muhtaç olduğumuz kudret Damarlarımızdaki asil kanda mevcut Bunu biliyorsunuz! Asil evlatlar? **** II. Sapına kadar Atatürkçüyüm İngiliz, Fransız, Amerikan Ve diğer adını anmadığım Kukla milletler? Yüce Türk milleti sizi yine gömecek Lozan?a? **** III. -Onun istediği genç - ?Türk genci, devrimlerin ve rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların gerekliliğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Bunları güçsüz düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı duydu mu? Bu memleketin polisi vardır, adliyesi vardır demeyecektir. Hemen müdahale edecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla Yine düşünecek, demek adliyeyi de düzeltmek gerekir, diyecektir. Onu hapse atacaklar. Yasal yoldan itirazlarını yapmakla birlikte; Bana, İsmet Paşa?ya, meclise telgraflar yağdırıp, Haklı ve suçsuz olduğu için serbest bırakılmasını, korunmasını istemeyecek, Diyecek ki: Ben kanaatimin gereğini yaptım. Müdahale ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, Bu haksızlığı oluşturan nedenleri düzeltmek de benim görevimdir. İşte, benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği...? **** IV. Ulu önderin Samsun?a çıktığı çizmenin çamuru olamaz Vatanı satan vatansız topraklarda yatan hainler Biz de bu yoldan gidip yolsuz olmayalım Türk milletini aziz ve üstün kılalım. Kahraman ordumuz gerecek gözlerini Ateş püskürecek Bayrağa uzanan ellere Türk?e kefen biçenin Kellesini biçelim! Hep beraber? Bu topraklar dikenin üzeri gibidir Ya istiklal bizim olmalı yâda ölüm! Sezer Çalışkanoğ
  9. Kutsal sözlerle başladıkları dans Yarım kaldı Diz çöktürüldüler Pompei putları gibi? Ve gök yeşerdi vakit gelince Zamanın siyahına bulanmış Gerçek kutsal bir söz kurtardı beni. ''La ilahe illallah! Muhammedün Resullullah ''
  10. Gittin gideli, Yüzüm gülmedi bir an, Herşey üzerime geldi, Öldüm,yarım kaldı davam! Böyle olmayacaktı hani, Nerede o büyük sevgin? Hiç sevmedinki! Alt tarafı küçücük bir yemin! Gönlüm karanlıkta kaybolmuş Ölgün bir deniz! Sen içimde aradığım Küçük bir iz! Ne yöne gitsem, Hayallerim duman oldu, Kimi sevdiysem, Hepsi yalan oldu!
  11. Tabut içinde 'hayal ettim' kendimi Giydim sonra yakasız beyaz gömleğimi Yıkadılar beni,temizlediler... Üzerime yeşil çarşafımı gerdiler..! Yeniden koydular beni,tabuta..! Bir kalabalık arkada,bir kalabalık altımda Kimi ağlıyor,kimi gülüyor arkamdan, Ruhum onları izliyor tabutumdan....! -Ne yaptığını bilmeden...! Ve koydular beni en sonunda zafer arabama Selamlıyorum,seveni,sevmeyeni,bırakarak arkamda Yanımda iki kişi tutuyorlar küflü tabutumu...! Bir rüzgar zerresi,havalandırıyor yeşil örtümü..! Ve yollar çıktı,en sonunda köyümün toprağına Toprağımın üstündeki o yaşlı hana...! Üstünde yosun var,musalla taşının... Ağacın gölgesinde -ne güzel bir portre..! Kalabalık besmeleyle koydu,beni yosunlu taşa Beş kişi durdu başımda,elleri tabutta..! Dostlar baktı,solmuş yüzüme...! Kimi güldü,kimi üzüldü halime, -Sanki ben değildim 'o'..! Biraz zaman geçti ve vakit geldi... İkindi okundu,taşta ilk ve son kez... Namaz kılındı,bekledim musallada tabutumu, -Sanki ben değildim 'o'..! Ruhum sabırsızlandı,bir an... Vermek istedi hesabını hemen o an! Ve Allahu ekber denildi, Önde tabutum,arkamda hoca ve halk... Tabuttaki bana niyet edildi..! Ruhum bir gökte bir yerde...! Namazını uzak bir köşeden izlemekte... Namazda bitti,yapıştı bölük tabutuma...! Ve artık sona gelindi...! İki kişi atladı,yatacağım mekana Ve bedenimi indirdiler,yavaşca oraya, Önce başımı sonra ayağımı çözdüler..! Dualarla üzerime tahtaları çektiler... Burası ne kadar da soğuk..! Son tahtayı koymadan girdim kabrime, Dinledim karanlıktan,kazma kürek sesini.. Dinledim,amin amin diye inleyen dilleri Ve bir sessizlik çöktü üzerime..! Anladım ki! kimseler kalmamıştı ortalıkta...! Biraz bekledim! belki bir belki iki nefes Ve bir yerden bir ses geldi..! Ruhum hemen yanımda ki cesede girdi! Panikten vurdum başımı tavana..! İşte anladım öldüğümü en sonunda..! Ve melekler geldi,sınav başladı...! ! ! ! Kabir içinde hayal ettim kendimi...! ! !
  12. - Şairin Zerre Zerre Ziyan Adlı Şiir Kitabından - Ziyan edilen bir gençlik Düşünmeden yapılan iğrençlik İşte zerre zerre çıktık yoldan... Güneş ağarır,hafif hafif batıdan... İşte zerre zerre ziyana döndük Kalbimiz mühürlendi de, Günaha gömüldük! Al sana hayat,al sana beyan Bu yolun sonu,zerre zerre ziyan Sezer Çalışkanoğ
  13. Girince kabre,sayarsın üstünde kaç tahta var! Sayarsın, Üzerinde kaç kürek toprak var Mezar taşların dikilir, Bir bir ayak ve baş ucuna Rahmet için okunur! ''fatiha'' Falancının ruhuna... Geride kalır! Yalnız sen ve hoca Gerisine kimse karışmaz Artık bir ömür toprakla koca Artık tek dostun... İki soğuk mezar taşın Çürüyüp toprağa karışmış Günahkar naaşın...
  14. Hastane büyük, İçinde nice can küçük! İki kat yerin dibinde yatıyor, Sahibine gidecek kütük, Çığlıklar,ölümler, Yakıyor her yanı İçim kan ağlıyor, Görünce her solmuş canı, İki dakikada bir zırlıyor -ambulans - Açın yolları Öyle boş boş bakmayın, Sıvazlayın buz tutmuş kolları! Artık anlayın insanlar, Burası geliş değil gidiş yeri Nefesi tükenmiş kütüklerin Yeniden diriliş yeri! Sezer Çalışkanoğ 'Şairin Zerre Zerre Ziyan Adlı Şiir Kitabından '
  15. I. Tüfeğinden bir nefes üfürdü 'sahip' Kedi tüylerini dikti ağlayarak... Tak tak ayak sesleri kesildi... Duyulan kıyametin -üçüz dili::: Kedi tüylerini dikti ağlayarak... II. Taş yağdı,yer yüzünün en tatlı döşeğine Musa geçemedi Nilden karşıya! Asa'sı yoktu o gün,'o gün'riyakar Halk,yalaka tohumunda pişmiş üryan Musa geçemedi Nilden karşıya! III. Keşkeşan ketum kustu! adalı bir çiçeğe Kör oldu toplayamadı peygamber çiçeğini Yağmalandı Kudüsüm,İstanbulum,İznikim Çiçeğim adaya sığındı,başında altın toka Kör oldu toplayamadı peygamber çiçeği IV. Sözüne mızrak girdi, Deccal-İsa kapıştı Kelle ısmarladı İran,mabed oldu kapı! Kılıçtan bitme fahişe ruhlu melun it! Üç yüz kişi saldı ruhunu, ateşe karşı, Kelle ısmarladı İran,mabed oldu kapı! V Sular ateşe kustu,güneşe küstü... Taşlar dile geldi,yedi düvel dirildi! Ezanlar inletti taşı toprağı, Toprak secdeden kalttı,verdi selamı Taşlar dile geldi yedi düvel dirildi! VI Diz kırıldı,göz oyuldu,mızrak yağlandı, Üç silahşörler atlarına tahta kanat çaktı! Söyle 'deve dikeni toprağım' söyle! Kim vuracak ballı zamanın kör başını? Üç silahşörler atlarına tahta kanat çaktı! VII Kızıl İmam,şerbet içirdi 'taşlanan üryanlara' Hançer kanat açtı! sür?un ufkundaki yola Çatışma doğdu,gözün biri kör,diğeri hasta -Yerde sürünen- ayağa kalktı çatallarını çıkardı Hançer kanat açtı! sür?un ufkundaki yola VIII Tokat attı anne Zekeryayı kesen iblise! Yunusu 40 gün saklayan anne kucak açtı. Mesih geldi,Mesih indi,ineceği yere, Çekti kılıcı tek gözü kör pisliğe, Yunusu 40 gün saklayan anne kucak açtı. IX -Yıktılar duvarı yıktılar duvarı! Anne çağır! Zülkarneyn'i çağır yetişsin! Yecüc Mecüc sardı! küçük ambarı -Yıktılar duvarı yıktılar duvarı Anne çağır Zülkarneyn'i çağır yetişsin X Parmaklarından kan akacaktı,irin aktı, Ölmeden ta göz bebeğimin içine sarktı, Firavun atını alıpkaçtı,şimdi musa nerede Şahmaranım, zincir yerine ayaklarını kesti Ölmeden ta göz bebeğimin içine sarktı, XI Koş anne koş! -karınca yuvası- taşlandı Sivilce dağına tanker yanaştı! Yer küre pamuk ile ipe karıştı! ''Şimdi yok ne kılıç ne tüfek '' Sivilce dağına tanker yanaştı! Sezer Çalışkanoğ - Şairin, Şairler Seçkisi olan 2007 Turuncu Antoloji Kitabına Katıldığı Şiir -
  16. Neresinden tutarsan tut hayatın Bıraktığın yerde bıraktığın zamanda Nereden bakarsan bak hayata Sana kalanlar toprağın dibinde... Aç şimdi ellerini baş aşağı sallan Kendi salıncağında kendi canınla Yuvarlan tepe taklak Kafanı patlattığında anlarsın takla tepeyi... Tik tak arası yokluğunda açarsın Neresinden bakarsan baktığın gerçeği... Tak tik fazlası bolluğunda kaparsın Bir türlü ulaşamadığın perdeyi...
  17. Bağıran çıyan sesinde gürledi dehşet! Dehşetinde ürperdi dirilen su kızı? Ağladı elleri hamile? Bilmem ne kadar öldü. Geberirken çöplüğünde ötermiş ancak horozlar.
  18. Ruhum bedeninde asimile oldu... Kaçmak mı? Boşaaa... Dolu olan ne varsa avuçlarında Bana kalansa,sadece kurumuş gözyaşlarım.....
  19. Sıfır noktasından uçurdum Kurşundan sıyrılan canımı Kartallar yalnız uçarmış Tek dostu satırlar olan Şairler gibi
  20. Yontuldun darmadağın olan parçalarımda Savurdu rüzgar çarmıhtaki kanlı bedenini açamadım ölmüş gözlerimi toprağında Isırdılar kangrenli kalbimi,bana Uymadı hesap kitap... bağırıyor bulutlar üstünde bir yiğit.... kaybolan sadece bedenin... Karnında bağıran, ölecek olan ceninin
  21. Hiç bilmem ben sevilmeyi Hiç bilmem! Gözlerime değmedi göz karası ten Tükenmeden görmeliyim. Dağların arkasındaki hasreti... Yıldızlar üstümü örtmeden Gitmeliyim ay ışığına doğru Sezer Çalışkanoğ