cicceekk tarafından gönderilen her şey
-
YALNIZ KADIN
Kimbilir yalnızlığı kadınlar kadar Karlı dağların en yüksek tepeleri mi Terkedilmiş şehirlerin caddeleri mi Gökyüzünün yıldızsız geceleri mi Kadınlar bir ömür boyunca yalnız Ta dünya kurulduğundan beri Yalnızlık ışığını yakar her gece Sonsuz karanlığımızda elleri Nasıl yağmur yağarsa yalnızlığına şehrin Öyle mahzun ve yalnız kadınlar tanıdım Denizler ortasında geniş ve derin Bir dünyü gördüm kadınların gözlerinde kapkara Yalnızlık ne imiş anladım Acıdım kadınlara
-
YAĞMURCU
bir yağmur mevsimi sevişmeliyiz seninle o kapkara o deliniş gökkubbenin altında çılgınlar gibi ıslak çimenlerin üstünde boyluboyunca yağmur altında saatlerce günlerce hep benim olmalısın böyle serin, böyle soğuk baksana çıplak atlar üşüyor mu ne boyunlarında atkı ne üstlerinde yağmurluk bir yaz elbisesi giy öyle gel benimle yağmur altına ayakların çamurlu elbise tenine yapışmış olsun hep böyle kadın hep böyle istekli ve gözyaşların yağmura ıslanmış olsun.
-
YABANCI
Hangi cennetten geldim bu cehenneme Ki her yokluk bendedir, her acı benim Baltalar kıyasıya inmiş gövdeme Bak! Şu devrilen hayat ağacı benim Bir gün beni de unut her yalan gibi Adımı sokaklara tükür kan gibi Oysa ki yaşadıkça bir çıban gibi İçinde sızlayacak o sancı benim Terkedilmiş eski bir şehircesine Sensiz yaşıyor o can verircesine Tutuşmuş özleminle erircesine Bir zaman sevdiğin bu yabancı benim
-
UZUYOR YILLAR GİBİ DAKİKALAR..
Uzuyor yıllar gibi dakikalar sen yoksan Teselliler, ümitler neye yarar sen yoksan Alev alev yanarken bilsen nasıl her gece Bin defa ölüyorum fecre kadar sen yoksan
-
UNUTULMAYANLAR
Biliyorum, unutamayacaksın! Ağır ağır geçecek mevsimler, Bir bir ağaracak saçının telleri Solacak albümde eski resimler. Beni hatırladıkça için ürperecek, Boşanan gözyaşlarını tutamayacaksın. Boşuna zorlama kendini, sevdiğim; Biliyorum, unutamayacaksın. Ve biliyorsun, ben de unutamayacağım, Eskimeyecek içimde sana ait ne varsa Şöhretmiş, servetmiş her şey geçiyor, inan Dostluklar ve sevgiler kalıyor, kalırsa. Sen benim gökyüzümdün, denizim, toprağımdın, Şimdi bir hatıra olamazsın belirsiz, uzak Biliyorsun bazı şeyler vardır elimizde olmayan İşte öyle imkânsız birşey seni unutmak. Zannetme ki her şey bitti sevdiğim; Bir gün yeşerecek şu sararmış yapraklar. Ve bundan sonra kim severse dünyada; Seni ve beni hatırlayacaklar.
-
UNUTAMAMAK
Sen bilemezsin, paslı hançerdir yalnızlık Gelir, en can alacak yerimden vurur Sen bilemezsin, gecenin en uzak bir saatinde Bir böcek nasıl girer beynime, kımıldar durur? Sen bilemezsin, çaresizlik nasıl boğar insanı? Yaşamak bir yerde nasıl çekilmez olur? Tutunacak bir dal aramaktan, koşmaktan, özlemekten El yorulur, ayak yorulur, yürek yorulur. Sen bilemezsin bu türlüsünü ölümün Bilemezsin, bir tek kibritin cılız aleviyle Benzine bulanmış bir insan nasıl tutuşur? Bu belki sevmektir bir yerde, belki unutamamak Bu, kişinin kendi içinde eriyip, yok olmasıdır Bilmesen de anlamaya çalış biraz, ne olur.
-
UMUTLARIN BİTTİĞİ YERDE
Bir düş gibi başladı her şey, o sonsuz Ve el değmemiş güzelliğinde aşkın Uzaklarda arayıp da bulduğumuz Belki de bizdik, sessiz ve dalgın Her yer yeşile kesmişti yaprak yaprak Büyülü sessizliğinde ormanların Elele, dağlar ve denizler aşarak Bir yere vardık, mutluluğa en yakın Öyle yükseldik, göğe değdi başımız Tüm mesafelerini aştık dünyanın Öylesine hür ve öyle yapayalnız Ve sonra bir yere geldik ki ıpıssız Çaresizlik bir tek hançer gibi yalın Saplandı bağrına bütün umutların
-
TÜKENİŞ
ne bu tükenmişliğimiz daha dün yenilmemişken bu bezginliğimiz, eski çağlardan arta kalmış o köhne zaman şimdi yitirdiğimiz mi nerede o sabırlı ellerle gökyüzüne işlediğimiz nakış karanlığımız sönmüşlüğümüzden mi nedendir bizi mıhlayan bu duvarlara hangi söz hangi bakış yorgun bir el açar şarkısızlığımıza perdeleri sallanır yalnızlığında rüzgarın bir ince kamış şimdi o adam var yaşamış çokçasına saçları, sakalları bütün kılları uzamış beklediği ne iyilik ne merhamet tanrıdan perde iniyor artık, bir kıyamet bir alkış.
-
TOPRAK OLMAZ BENDE
Toprak olmaz bende tenden başkası Seni bunca sevmez benden başkası Ölürsem sen ağlama arkamdan, yeter Gelmesin kabrime senden başkası
-
TESBİH
Sen giderken gözlerim dopdoluydu Ve yağan yağmurla caddeler ıslak Yokluğundan bir rüzgar esti hazin Teselliler döküldü yaprak yaprak Gökyüzünde bir bir söndü yıldızlar Bir karanlık geldi gittiğin yerden Ümitlerim vardı tesbih misali Sen giderken dağılıverdiler birden.
-
TATLI!...
Dünyada en tatlı şey Kadın bir, meyva iki İkisi birbirine Öylesine benzer ki. . Kadın var, can eriği, Kah tatlı, kah buruk. Kadın var, üzüm gibi, Yenir olsa da koruk! Kadın var, vişne gibi, Reçel yap tabak tabak. Kadın var, karpuz gibi, Yandın çıkarsa kabak Kadın var, kestanedir, Kış mevsimine sakla, Kadın var, kavun gibi, Aman alırken kokla! Kadın var, incir gibi, Kuru yenir, yaş yenir. Kadın var, muz gibi, Soya soya yenilir. Kısaca her kadının Benzeri bir mevyadır. Ama nikah masasında Evet! diyen erkeğin Yediği hep ayvadır...
-
TANRI BİLE AĞLAR
Ne zaman seni düşünsem yalnızlığım aklıma gelir Bir ürperti gibi derinden derine duyarım çaresizliğimi Nedir bu gürültüler derim, top patlamaları Nedir bu şakaklarımda zonklayan ağrı İçimden dalga dalga boşanan gözyaşları ne Bu hangi nehir ki uzayıp gider alabildiğine Nedir bu ümitsizlik dolu bu kahır dolu yaşlar Bu denizler altında kopup gelen fırtına Bu bir çağlayan gibi uğultulu yaşlar Oysa zamandır ilerleyen imkansızlıklar içinde Başlangıcı olmayan bir sondur yaklaştığım Bu ipince nehir nereye gidiyor bilen var mı Ağlatan ne beni O doyamadığım dakikalar mı Düşen aksi mi gözlerime o bal rengi gözlerin Ki içimde çalkantısıyla hıçkırır denizlerin Sorarım; bu ağlamak ne kadar, nereye kadar O zaman rüzgar durur, fırtına diner ansızın Kapanır yorgun gözlerim bir gece başlar Ve karanlık uykularla sürer ağlama saatleri Uyanınca bir ıslak şafaktır gördüğüm Bir büyük resimdir gökyüzü seyrederim Yine Özleminle yanıp tutuşur göz bebeklerim Duyarım vurgularını başımda çaresizliğin Ben ağlayacak adam değildim bir kadın için Beni perişan edecek ne vardı bu kadar Bir de "Erkekler ağlamaz" diyorsun Tanrılığından utanmasa Tanrı bile ağlar.
-
SÖYLENCE
akdeniz gülüşlü bir çocuk, olsaydın ağzının kıyısında uçarılıklar biriktiren. yüzünde binbir haylazlıkla sevseydin beni, yüreğinden beyaz kuşlar uçardı yüreğime. dokundukça portakal çiçekleri dökerdi, sevilmekten ürpertili dingin gövden ah çocuk ah kadın ah sevgili sözlerin aşkı anımsatsa da, gülüşünde onmaz acılar gizli.
-
SON MEKTUP
Ölürsem şaşırma Ölebilirim Ölürsem ağlama Yine gelirim Ölürsem seslenme Uyuyacağım Ölürsem üzülme Yaşayacağım Ölürsem bekleme Geri dönemem Ölürsem ölme Sensiz edemem
-
SON LİMAN
Çekilmez kahrimi çektin yillar boyu Benimle agladin, benimle güldün Kuru ekmegimdi Fakir yatagimdi Bitmez çilemdi benimle paylaştigin Nice günler dert ortagimdin benim Omuzlarina dayayip yorgun başimi Az mi agladim hiçkira hiçkira Az mi sildin seven ellerinle gözyaşimi Kimi gün dostum oldun en vefali Koşarak geldim sana Teselliyi, umudu sende buldum Doyulmaz aşimdin akşamlari Bardagimda su, soframda ekmektin Ve her sabah anasiydin çocuklarimin Kollarin evimizin temeli Saçlarin süpürgesiydi Ben bu yere seninle vardim Bu iyiligin, güzelligin son çizgisine Kederleri sevinçleri seninle yaşadim Seninle baktim bu çirkin dünyaya uzaktan Sendin bütün firtinalarda Sigindigim o tek liman Sonsuz karanligimda tek işiktin Sönmeyen ateşimdin karli daglarda Çölümde fişkiran bir pinardin serin Ne zaman yitirsem bütün umutlarimi Bana hayatin kapilarin açardi ellerin Sevenim benim, ak saçlim, küçük melegim Sen benim can yoldaşim oldugun kadar Kadinimsin, anamsin, bacimsin Ver öpeyim vefali ellerini Sen benim şerefimsin , inancimsin
-
SİYAH MERMER İŞLEYENLER
Biz iki serseriyiz bu yeryüzünde Kibar konakları bizim harcımız değil, biliyorsun Ne güne duruyor balıkçı meyhaneleri, kötü evler Bizi karanlıklara götüren ayaklarımız değil, biliyorsun Biz oldum olası böyle sarhoş, böyle umursamaz Bu ilk saltanatımız değil, biliyorsun Yaşamak bir siyah mermerdir işlediğimiz İçimiz serseri bizim, adımız değil, biliyorsun Biz seninle açık saçık şarkılar severiz Duyduğun bu şarkı bizim şarkımız değil, biliyorsun Kim yaratmış onca güzel bu siyah mermerleri O tanrı bizim tanrımız değil, biliyorsun.
-
SEVMEK
Erimek tadılmamış hazların ortasında Sevgiden kanatlarla bir boşluğa yükselmek Yaşamak dolu dizgin ve her gün biraz ölmek Zevklerin sonsuzluğa açılan sofrasında Akar ta, içimize çeşmelerinden sükun Dopdolu göllerinde gezer beyaz bir kuğu Huzur; o sevilmeyen kaplerin unuttuğu En eski bir seraptır ellerinle sunduğun Büyük bir yangın gibi ateşin dudaklarda Duyarken özlemini en uzak bir yıldızın Sırrına eremeyiz nasıl yandığımızın Bir gün o ateş bizi alev alev sarar da. Ne kadar tutuşsak boş, hala yanmak isteriz Ellerindeki bir şey çeker bizi derine Bir büyü varmış gibi dalarız gözlerine Biliriz kanılmasın, yine kanmak isteriz Bir rüyadan silkinip görürüz tek gerçeği Çeker bizi o tutku eşiğinden ölümün Anlarız hayallerin bizi terkettiği gün Dünyada tek gerçek var, SENİ SEVMEK GERÇEĞİ
-
SEVGİ ÇIKMAZI
O artık benim için bir ölüdür demişsin Seni bunca sevene acı bir sitem mi bu Ayrılıklar içinde taş mı kesildi kalbin Hiç unutmam dediğin günleri unuttun mu Bir ev hatırlıyorum sonra küçük bir oda Ve hazdan yeryüzünde kaybolmuş iki kişi Ellerini sürdüğün her şey güzel olmada İnan her gün yeniden yaşıyorum geçmişi Değil sevistiğimiz o eşsiz birkaç ayı Bir elmas parçasını ustaca işler gibi Bir bir düşünüyorum geçen her dakikayı Dilerim yeniden doğ gel de güneşler gibi Mahzun dudaklarımda aşkın ateşini yak Sevenler için değil yaşarken ölü olmak
-
SEVENLER İÇİN
Perdeleri kapat, sevgime tanık istemem Işığı söndür, gel otur yanıma konuş Ergeç anlaşacağız başka çaremiz yok Sonra sevişeceğiz, bu düzen böyle kurulmuş İstersen yine hep hayır de, olmaz de, ne çıkar Her şey olacağına varıyor çaresiz Yaşamak zorundayız, sen de biliyorsun Öyleyse gel otur yanıma sevişmeliyiz Durmadan sevişmeliyiz aslında gece gündüz Daima istekli aç, doymak bilmez, vahşi çılgın Sabaha karşı koşu atları gibi yorgun argın Yine de usanmış değil, pişman değil, bıkkın değil Belki biraz sarhoş, biraz durgun, biraz uykulu Ama her zaman ateşli, sabırsız, her zaman dolu
-
SEVEN BİR KADIN İÇİN SONE
Siz ne zaman sevdiyseniz çaresizlik vardı Bir karanlıktı basan içinizi aşkla beraber Sevince her yeriniz bir humma ateşiyle yanardı Sonra gözlerinizde yaş, alnınızda ter Onu severdiniz bilirim ama gidemezdiniz ki Sizin gibi niceleri sevip gidemediler İşte ümitsiz aşkınızın şahidi Dişlediğiniz yastıklar, kırdığınız kadehler Ve sizi o keder güzelleştirdi o keder O isyan etmeler Tanrı'ya, o içinizdeki kırıklık O sabahlara dek ağladığınız geceler Bütün kadınlığınızla aşkın üstündesiniz artık O içinizdeki fırtınalar da gelir geçer Siz de bir gün dersiniz - sevmek yalanmış meğer.
-
SESSİZCE ÖLMEK
Dogarken mi başladi benim son yolculugum Ondan mi öyle geçti o garip çocuklugum Masallarla düşlerle beni hep aldattilar Yaşadigim; en büyük yalandi biliyorum Boşlugu kucaklardim uzatsam ellerimi Düşsem diye beklerdi pusuda bir uçurum Kol gezerdi çevremde acilar ölüm gibi Ben ondan böyle kaldim, ondan karardi ruhum Yagmur mu yagmazdi ne, tarlalar mi çorakti Neden hiç yeşermedi serptigim onca tohum Şimdi ölen bir şey var içimde azar azar Ha söndü ha sönecek yillar önce yanan mum Susmayin biliyorum, ben bir yalan dünyada Gürültülü yaşadim, sessizce ölüyorum
-
SENSİZLİĞE SONE
Sensizliğin ölüme benzediği o yerde Bir el uzanır çeker beni yaşamaktan O kalır dolu, hüzün dolu gecelerde Birer kan çanağı gözlerim ağlamaktan Gitgide yayılır damarlarıma yokluğun Bir hançer bilenir kalbimde soğuk, sivri Durup durup vurur başıma sarhoşluğun Üst üste içilen dopdolu kadehler gibi Artık ne yapsam boş, uykular gitti gelmez Vıcık vıcık bir gecedir ellerimde kalan Güneş doğmayı, karanlık bitmeyi bilmez Saplanır kalbime bir türlü geçmez zaman İçerim senden uzak günlerin getirdiği Yavaş yavaş öldüren bu zehir sensizliği.
-
SENİNLE ÖLMEK İSTİYORUM
Dağbaşında bir avcı kulübesi Yerler dizboyu kar ocakta ateş Dışarda rüzgar Hadi gel önce sevişmeliyiz uzun uzun Yerdeki ayı postunun uzerine uzanmalıyız Bütün vücudunu santimetre karelere ayırıp Birer birer öpmeliyim Ve sonra sımsıkı sarılmalıyım sana Böylece ölmeliyiz aradan yıllar geçip Bizi buldukları zaman Etlerimiz çürümüş olsa da Kemiklerimiz ayrılmamalı birbirinden Hadi gel Nefes almak hüner değil Seninle ölmek istiyorum?
-
SEN AĞLAMA
Ben ağlayan şairim Bana gülmesini öğretmediler Eğil de bir bak mahzun yüzüme Anlatır sana çektiklerimi Birer bıçak yarası gibi Alnımdaki çizgiler Ben mutluluk nedir bilemedim Saçlarım okşanmaya alışık değil Hep böyle dalıp gider gözlerim Ve ne zaman düşünsem geçen günleri Bir karanlık basar içimi Aydınlık değil Seni nasıl severim bilirsin Nasıl yanarım özlemler içinde Bastığın yerler cennet olur Bilirim en serin rüzgarla gelirsin Yine de yanar tutuşurum ben Cehennemler içinde. En mutlu sandığın yerde kederliyim Ben seninle sensizliği düşünürüm Bir korku düşer içime apansız Burkulur yüreğim Seni şiirlerimde bin yıl yaşatır da Ben bin defa ölürüm Bir gün yokluğum bir gölge gibi Düşüverirse gözlerine Unutma ağlayan şairini Unutma o günde kapanıp dizlerine Kendi yokluğuma kendim ağlarım Sen ağlama e mi Sen ağlama e mi?
-
SANA BİR TANRI GETİRDİM
Hani o iki kişilik dünyalar bizimdi Hani sen iyiydin Halden anlardın Hani sen git demiyecektin bana Ve ben herşeye rağmen gelecektim İçimde bir umut Ellerimde olgun meyvalar Dünya nimetleri Gözlerimde yanıp yanıp sönen bir pırıltı Ama ne sen gel dedin Ne de ben gelebildim herşeye rağmen Aşkımız ayrılıklarla başladı Deli dolu akan nehirlerden tas tas sular içtik Öyle ateşlerle doluydu yüreklerimiz öyle tutkundu Karlı dağların serinliğinde uyurduk geceleri Deniz fenerinin ışığında yıkanırdık Köpükten bir çalkantıydı içimizde zaman Ne yana baksak denizdi, maviydi, ışıktı Sonra bir çaresizlikti zifir Akıntıya kapılmış gemiler gibiydik Bir org çalınır gibi yanıbaşımızda Öyle kendinden geçmiş, öyle başıboş Öyle derin duygular içindeydik, anlatılmaz Sarhoş rüzgarlara bıraktık kendimizi Aldığını geri vermez dalgalara Görmediğimiz ülkeler gördük gün doğusunda Tatmadığımız yemişlerden tattık; günahkar olduk Alevden bir tasta eridi günler Bir cehennem ateşiydi aşk içimizde Hiç sönmeyecekmiş gibi yanıyorduk Tutsaklığımız nasıl başladı bilinmez Paslı demir kapılar kapandı üstümüze Taş duvarlarda kayboldu boğuk seslerimiz Çaresizliğimizi bize aynalar söyledi, inanmadık Kuşatıldık ansızın kederle, ayrılıkla Aman vermez karanlıklar sardı dört yanımızı Yalnızlık bir ağrı gibi çöktü başımıza Uyuduk bir daha uyanamadık Şimdi bir kutup var sana çeker beni Bir kutup var senden öteye Ben onun için böyle ortalıklarda kaldım Dağ yollarında, caddelerde, sokaklarda Onun için bulup bulup yitirdim seni Hangi kapıyı çaldıysam sen açtın bana Hangi gözümü yumduysam seni gördüm Zamandın, zamandan öte bir şeydin Yıllarca bir meşale gibi yandın uzaklarda Bu manyetik alanda boğulmam senin yüzünden Bu zincirleri sen vurdun ellerime Sen getirdin bunca karanlıkları Al şunu mum yak Korkuyorum Bir taş aldım attım denize Günahlarımdan kurtuldum Alfabenin yirmisekizinci harfindeyim Öteye gidemem İtme beni Benim de bir insan tarafım vardı Bakma böyle kötü olduğuma Benim de dileklerim vardı Benim de bir beklediğim vardı yaşamaktan Yeter artık vurma yüzüme çirkinliğimi Her gün bir kadın ağlar benim yüzümde Büyük dertler için benim ellerim Anlamıyor musun Sen sevildiğin için güzelsin bu kadar Ben sevilmediğimden böyle çirkinim Bütün kötü yerlerde ben korkarım Biliyorum Bir hayvan leşiyim öleli kırk gün olmuş Fabrika bacalarında bir kara dumanım Zehirim akrep kuyruklarında Kötüyüm sevemediğin kadar Öyle fenayım Kapanmış bıçak yaralarında Bu pis çöp tenekelerinde unut beni Unut artık Bayat bir ekmek gibi Çürümüş bir elma gibi Sarı badanalı evlerde kazanlar kaynar Sarı badanalı evlerde günahlar işlenir her gece Sarı badanalı evlerde ölüler yıkanır Sarı badanalı evleri sev biraz Bu evlerde zaman benim akşamlarımdır yitirilmiş Bu kazanlarda benim gözbebeklerimdir kaynayan Bu sarılarda benim yüreğim bir ölür, bir dirilir Anladım Bu dünyada benden başka kimse yok beni anlayan Tosca'dan bir arya hatırlıyorum şimdi Sus biraz Ensemde bir akrep yürüyor Bırak yürüsün Sabaha asacaklar beni Dokunma Yedi canım vardı, ikisi gitsin Bunca ölümler az gelir bana Kalbimi yardım Bir damla kan aktı Kutuplara kar yağıyordu Üşüdüm Failatun vezniyle seni çağırıyorum Bana imbiklenmiş yeşilliğini getir Dur gitme Beş kuruşum vardı kaybettim Dur gitme Isırgan otlarından kurtar beni Deniz analarının gözlerini çaldım Sana bakmak için Güneşi üçe böldüm Al biri senin olsun Yüzümde beş bıçak yarası var Bir de sen vur Barut kokusunu severim Bir portakalı dilim dilim soy Acıktım Tut ki ben yoğum artık yeryüzünde Tut ki bir marul yaprağıydım Öldüm Al şu serçe parmağım sende kalsın Ben kötüyüm Allahsızım Korkunç çirkinim Ben seksensekizinci tul dairesiyim Sağ gözümün üç kirpiğini kestim Al Ben lanetlendim Chopin'in cenaze marşı çalınıyor Ölüler ayağa kalktı Görüyor musun Şu soldan ikinci benim Senin yüzünden öldüm Şimdi seni getiriyorlar karanlığıma Ağlıyorum Biraz sev beni Gül biraz Yaklaş biraz Seni affediyorum Kuşkonmaz dallarına astım kendimi Sedir ağaçlarına gül yapraklarına Başımı taşlara vurdum Gözbebeklerimde büyük camlar parçalandı Tanrısal duygular içindeydim Bütün tanrısızlığımdan uzakta Bir kemiklerinin sertliğini aldım Bir teninin aklığını Sonra sıcaklığını dudaklarının Gel bak Sana bir tanrı getirdim Gel bak Bir tanrı yarattım senden
Jump to content