Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

hayat

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

hayat tarafından gönderilen her şey

  1. yokluğun da üfledim sanma bir başkasının adını yeni doğan günlerin kulağına yağmur duaların da ben düşmedin bir damla sen düştüm susuz toprağıma ?sonra sizi yine öldürecek, yine diriltecektir? bir şans bir şans daha verilse bu aşka kokum dan tanır konarmıydın yaprağıma?
  2. mutluluk ormanlarımdı gözlerin ne soğuk ne açlık üşütmedi beni sensizlik kadar sense papatya yapraklarına soruyorsun seviyor/sevmiyor dalından düşer bahar eylül vurur yüreğime yağmurlar yağıyor son kez içime aşk bize __________sürgün..
  3. içim de kuşlar havalanır günbatımlarına dokunamadım yağmur sonrası gökkuşağına kıyıların da bıraktın yaşamak istedikçe derinler de seni hem katilimsin hem yaşama sebebim seçemedin birini dudaklarının arasında sıkı tut vebalimsin bir gün adım sana sorulacak?
  4. yalnızlığım sahil kasabası sırdaşım sessiz gece dert ortağım duman duman akşamın rengi kırmızı kadeh masamda oturduk dertleniriz kulakların çınlar mı yar radyodan istekler saati fal tutarım şarkılara Adem ile Havva'dan kalan kime sorduysam dedi aşk eski bir yalan serinlik vurur çıplak tenime üşürüm kalem yazar hasreti yoksa beni mi yoksa seni mi sen aşksan niye yalnızlığı yazar bitmedi mi bitmeyecek mi üşüyorum dedim yar üşüyorum yetmedi mi
  5. Göz kırpıyor gecelerime ışığın Uzandıkça elim Kaybolup gidecek Bir yıldız gibiysen Girme rüyalarıma Yalnızlığın denizinde Kıyılarına sürükleniyorum Kulaçlarımla ulaşamayacağım Bir ada gibiysen Yeşerme umutlarıma. vuslatın vahasının çöl sıcağında Onca koşturmama Serapmış diyeceksem Görünme Susuzluğuma Gelmesi beklenen Cemre değilsen Solsun çiçeklerim Düşme toprağıma Yüreğimin derinlerinden Vurgun yedim Birde sen vurma
  6. Bir yalnızlık büyütürdüm saksıda kalandı çok eski günlerden bir bana yetsin, hıncımı arttırsın aşkımı pekiştirsin diye sevince. Günüydü, gelip durdu hüznümün önünde gidilmemiş bir saklı deniz sandım. Kıpırdamazdı yapraklar geceyle tüketirdi çiçeği, kuşu sevdiremeyen konyak bana neydi gülmeler, şarkılar otobüs durakları, alandaki kalabalık geldi durdu, alana merhaba dedim. Bir göz bozgundur yerine göre vururdu pencereme rüzgâr, ben hep öyle bir gözdüm çığlığını kendine saklayan. Düş kurmazdım, beklemezdim şurda burda, çiçek demetleri, bisikletler geçmezdi apansız geliverdi sokağıma. Hıncım bana kalsın gayrı sen yalnızlığımı götür. Bana çay demlemeyi öğret elimi yüzümü yıkamayı, ağzıma rakı koydurma. Hıncım bana kalsın diyorum çünki ben bu kenti kendimde büyüttüm bir barbarın vahşi ateşiyle, çünki yapılarının taşında onulmazlığım çünki şarkılar kanımın bedeli. En sevdiğim kelimeler gibisin örneğin öfke gibi hani bir zamanlar dağda ve sokakta açan. Örneğin umut gibi günde, gecede yitip durduğumuz zeytin dalını dal eden. Örneğin aşk gibi denizlerin üzerinde yürüten. Örneğin kavga gibi yüreğimi sıkı, saçlarımı kara tutan kayaları yumuşatan kavga gibi. Denizler benim kadar kıpırdayamaz bak şimdi parklardayım bir çocuğun menevişli gözlerinde. Hüzünleri bırakmanın günü günü çığlığı olmak dünyanın, hüznümü iki kat ediyor ama gecede alnıma dayalı alnın...
  7. ACI

    hayat gönderdi Ahmet OKTAY
    Usandım taş basması günler yaşamaktan yalnızlığımı büyütüyorum korkunç yani bağırmak sana sulardan. Her gün yeniden ölmek elinden karanlık adamların yalanla, ekmekle, silahla. Üstümüze bakarken çağlar her çocuk başı okşadığımız suçlu bizmişiz gibi büyüyor avcumuzda. Gözlerinde bile deniz dibi gözlerinde ölüler askerler ve gemiciler halinde. İhtiyar yüreği toprağın buğdayı, elma'sı korkuda. Suskunluğum, utancım büyük sıkıntım kara. Gel dağıt mavini kör kuyular uykuma...
  8. Yağmur da var Çok sevdiğim rüzgar da Bugün Pazar Daha uyanmadı komşular Damların üzerinde kuşlar Daha rahatlar Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru Yağmur da var Çok sevdiğim rüzgar da Daha uyanmadı komşular Bugün Pazar ve ben seni çok özledim Dışan çıkmak istiyor canım Tek başına haytalık etmek Islanmak Pazar sabahında yağmurda Boş caddelerde dolaşmak Vitrinlerine bakmak mağazaların Sinemaların afişlerine Sokakların isimlerine Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara Bir merhaba demek sessizce Sahilde martılara simit atmak Otobüslerin ilk seferlerine binmek Gitmek istiyor canım Hayatın gittiği yere? Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine Fırından taze ekmek alıp Buğusunu çekmek içine Ve ben seni çok özledim Tam böyle bir şey Çiçeğe su yürümesi Bebeğin ağlaması Toprağın uyanması Yağmurun yağması Ateşin sıcağı Bu Pazar sabahı Tam böyle bir şey Bir sabahçı kahvesine uğramak Bir bardak çay Taze dem kokusu Hayatın atardamarlarında dolaşmak Bölmeden şehrin uykusunu Bir siir yazmak Pazar bulmacasının boş karelerine Şiirde tam da bunu anlatmak delice Tam böyle bir şey Hesapsız gölgesiz bedelsiz kimsesiz Bir şiir yazmak Bir bardak çay içmek Sokaklarda gezmek Yağmurda ıslanmak Ve ben seni çok özledim!.
  9. Git. Yüzüme öyle bakma git. Hiç durma, bir gidenin bir daha asla giremeyeceğini kapı orada git. Hiçbir şey açıklamak zorunda değilsin. Giderken söyleyecek şey bulamaz insanlar. Sen bahanelerin arkasına sığınanlardan olma, git. (Oysa daha doyamadım sana?. Kokunun yeterince çekmedim içime? Yapacağımız ne çok şey vardı? Neler planlamıştık. Şimdi ne yapacağım ben? Nasıl duracağım ayakta? 'Kal' dersem kalır mısın yar? Nasıl istiyorum Yalan bile olsa 'Bu gidiş sadece zorunluluktan, bekle beni döneceğim' demeni) Her aşk biter, sen de git. Hem zaten biteceği daha baştan belli bir aşktı bizimkisi. Sen gitmesen belli ki bir gün ben gidecektim. Herkes kendi tercihini yaşar ve sen tercihini yaptın. Rahat ol, git. Aklın kalmasın burada. Dramatik vedaların kahramanları olmayalım git. (Benim aklım sende kalacak. Sadece aklım değil yüreğim de? Bitmezdi bizim aşkımız. Asla terk etmezdim seni. Benliğimi, varlığımı, hayatımı adamıştım ben bu aşka. Beni tercih etmeni isterdim, benimle yaşamanı isterdim. Şimdi kimi ya da neyi seçtiğinin ne önemi var artık¿ Ağlayacağım ardından, kahretsin ağlayacağım?) İstersen dost olabiliriz, haberleşiriz birbirimizle. Mutlu olmanı isterim. Sen mutluluğu hak eden bir insansın. Elbette bende mutlu olacağım merak etme git. Hayatımızda başkaları girecek ve biz belki de birlikte yaşadıklarımızı bir süre sonra hatırlayamayacağız bile, git. Hangi yara kabuk bağlamamış ki bugüne kadar? Hangi ateş sönmemiş ki? Yapman gerekeni yap, git ! (Sensiz mutlu olabilir miyim be yar? Unutulabilir misin bu kadar kolay? Yaşadığımız onca şeyi silebilir miyim? Mümkün değil, seni içimden çıkartıp atmam mümkün değil. Biliyorum hiçbir ilaç iyileştirmeyecek senin açtığın yarayı. Senin yaktığın sevda ateşi hiçbir zaman sönmeyecek. Senin mutlu olmanı istediğimde de yalan. Mutlu olma yar, benim gibi sen de mutlu olma. Belki o zaman, yeniden dönersin bana?) Haydi zaman geçiyor artık, git. Hem neden suratın asık? Sevinmelisin gittiğine. Aslında sana teşekkür etmeliyim. Beni bu aşkın yükünü taşımaktan kurtardığın için. Rahatladım biliyor musun¿ Bende kalan birkaç para eşyanı da gönderirim ardından. Fırsat buldukça ararım seni, haydi git... (Gitme benim güzel sevdalım, gitme. Beni bu aptal dünyada bir başıma bırakıp gitme.Gidip de yüreğimi öldürme. İçim acıyor, kalbim sıkışıyor. Ben asıl sensizliğin yükünü taşıyamam gitme. Ne olur, gitme?)
  10. Aşk biter...Bu limandaki zamanın dolmuştur. Yelkenlerini şişirip engin denizlere açılmanın vakti gelmiştir artık. Bir özgürlük çağrısı gibi gelir başkalarına bu durum. Ama sen bilirsin ki,nice fırtına seni beklemektedir. Bu yüzden o limanı terk etmek istemezsin. İçin hep hüzün doludur. Bir yanın bittiğini kabul etse de diğer yanın" belki yapılacak bir şey daha vardır" der. Durursun, kıpırdayamazsın. Bir tek adım bile atmak istemezsin.Öylece durup gözlerinin içine bakarsın. Sana yeniden "Gel" demesini beklersin. "Ben de senden ayrılmam" demesini beklersin. Ama o söz hiç çıkmaz ağzından, duyamazsın... Gururlusundur, istemediğin yerde duramazsın. Ağzından "Evet, bence de bitmeliydi bu aşk" sözcükleri çıkar; ama, buna sen bile inanamazsın. Gururun, oyun oynamaya başlar sana. Önce Belki biraz zaman vermeliyiz birbirimize" diyerek gururunu ucundan köşesinden yemeye başlarsın. Öyle bir an gelir ki,"Ne olur ayrılmayalım" demeye kadar verdırırsın işi. Bu sözleri nasıl söylediğine inanamazsın... Alışmışsındır. Onun sıcaklığını hiç kimsede bulamayacağını bilirsin. Kimse onun gibi gülemez, kimse onun gibi dokunamaz. Kimseyi onun kadar sevemeyeceğini düşünmeye başlarsın. Bunlar içini sıkar. Nefes alamaz hale gelirsin. Ne uykular uykudur ne geceler gece...Bir kaç dakika huzurlu uykuya hasretsindir artık...Uyuyamazsın... Ondan gelecek bir tek haberi umutsuzca beklersin. Telefonun yanında kaç gece sabahladığını hatırlayamazsın. Yoktur, bir tek haber bile yoktur. Beklemek,ölüm gibi gelir insana.Aslında ölüm fikri de pek garip değildir artık. Öylesine umutsuz kalırsın ki ölümü tek çare olarak görmeye başlarsın. Ölümle ilgili planlar yaparken bile onun tekrar geri dönme olasılığını hiç çıkarmazsın aklından. Bu yüzden ölemezsin... Hayat devam ediyordur;ama,bir şey hep yarım,hep o eksiktir. Yüreğin asla eskisi gibi atmayacaktır. Başka aşklar seni kandırmayacaktır. Kimle beraber olursan ol,onu her zaman hatırlayacaksındır. Yıllar sonra bile olsa bir gün sana"gel"dese nerede ve kiminle olduğuna bakmadan ona koşacaksındır. Kahredici bir gerçektir bu. Bu gerçeği bilmek çok daha acı vericidir. Katlanırsın çünkü acı senin kardeşindir. Okim bilir kimle,hangi mutlu hayatın içinde yeni aşkının tadını çıkarmaktadır. Bunu da bilirsin.Bilirsin ama...Ayrılamazsın
  11. Her şey bitti artık dediğimiz zamanlar olmuştur, aşktan elimizi eteğimizi çektiğimiz her gün aynı gökyüzüne bakıp iç geçirdiğimiz dar vakitler yorgunuyuzdur mutlaka hayatımızın bir bölümünde. Herşey birbirinin aynısıdır! Deniz bildiğimiz maviliktedir, güneş artık ısıtmaz içimizi temmuz sıcağında bile... Her gün bildik yüzlere aynı selamlar verilir ve her sabah üşenmeden taktığımız maskelerle yeni bir güne daha başlarız. Yeniden... Yeniden... Yeniden... Oysa hiçbir şey yeni değildir, hatta aksine her gün hayatımız bir parça eksilmektedir. heyecansız, dingin, suspus bir hayatın sürgününde geçmektedir artık günlerimiz ve içimizden kimseye ne şikayet etmek gelir ne de buralardan çekip gitmek.. El ele tutuşmuş her sevgili bir parça daha içimizi burkar, her ayrılık şarkısı içimizi bir kez daha kanatır... Ve tamda her şeyden ümidi kesmişken çıkageliverirsin, özür dilerim geç kaldım dersin. Başlarsın anlatmaya kendini. Hiçbir şey ses vermez olur, zaman durur; ama sen akmaya başlarsın içime doğru bir çağlayan gibi.. İş te o an aşk yakalar seni...
  12. Bu gece bir başıma kentin ışıklarına dalıp dalıp gidiyorum. Kalbimin sokaklarında uzandığım yolculukta, ırmak boylarında, deniz kıyısında hep seni, sadece seni arıyorum. Yüzün yok, sesin de. Gözlerimi uzağa dikmiş, öylece bekliyorum. Geleceksin, biliyorum.. Her geçen gün daha çok bağlanıyorum, Sana susuyorum. Seviyorum seni beklemeyi, özlemeyi. Seni düşünmek bile tarifsiz bir sevinç yayıyor içime, bedenime.. Sana dair düşler kuruyorum, içinde sen olan dizeleri bir yumak sarar gibi ezgilere harmanlıyorum. Okuduğum her sevda dizelerinde, dinlediğim en güzel aşk sarkıllarında bizi yaşıyorum. Biliyorum, sen yoksun. Gözlerimi uzağa dikmiş öylece bekliyorum. Nereden çıkıp geleceğini bilmiyorum ama, Geleceksin biliyorum. O büyük gün geldiğinde en güzel elbiselerimle değil, seni yüreğimle karşılayacağım. Yüreğimin tüm kapılarını açıp, içeri buyur edeceğim. İçimde coşkun ırmaklar gibi akan sevgi pınarımdan yudum yudum sunacağım sana. Damla damla. Şayet ağlarsam, aldırma! O büyük güne hazırım ben. Kuşkum yok, kaygım yok.. Geleceksin elbet, biliyorum. Ne yaptın bana bilmiyorum! Yüreğimi ve tüm bedenimi titreten o çıldırasıya özlemle bekliyorum. Aska susuyorum. Seni düşünmek güzel, tıpkı şairin dizelerinde olduğu gibi; Dünyanın en güzel sesinden, en güzel şarkıyı dinlemek gibi? Yüzün yok, sesinde Gözlerimi uzağa dikmiş öylece bekliyorum. Geleceksin, biliyorum. Sana umutlanmak, sana dair düşler kurmak, seni dizelerime katmak içimdeki o haylaz çocuğu nasılda mutlu kılıyor, bilemezsin.. Yokluğun ağlatmıyor beni. Kalbimin tüm sokaklarında senli yolculuklara çıkıyorum. İçimdeki deli çocukla bas edemiyorum. Ansızın bir dağ yamacında buluyorum kendimi. Bir tutam papatyadan taç yapıyorum kendime. Sımsıkı kapatıyorum gözlerimi. Birden beliriveriyorsun tam karsımda. Yüzün yok, sesinde. Ellerinin sıcaklığını avucumda hissediyorum. Koşuyoruz alabildiğine o uçsuz bucaksız dağ yamacının eteklerinde. Güneşe veriyoruz sırtımızı. Öpüşmekten bitkin düşüyoruz. Susuyoruz birbirimize. Aradan ne kadar zaman geçtiğini bilemiyoruz. Zamanı yok sayıyoruz. Akreple yelkovanın telaşına kahkahalarla gülüyoruz. Doğanın tüm güzelliklerinden faydalanalım istiyoruz. Delice koşuyoruz masmavi engin denizlere. Bir kayanın yamacında buluyoruz kendimizi. Gün batımını izlerken sevda türkülerini mırıldanıyoruz. Birbirimize kenetleniyoruz. Gözlerimizi sımsıkı kapatıyoruz. Kocaman bir salonun orta yerinde beliriveriyoruz. Piyanonun o ahenkli ritmine pencereden odamıza dolan rüzgârın sesi karışıyor. Dans ediyoruz. Hiç bıkmadan saatlerce, öylece. Ayni kadehten yudumluyoruz ask sarabımizı. Bedenlerimiz birbirine karışıyor. Terden sırılsıklam oluyoruz. Aşkı yaşıyoruz doyasıya. Hiç bitmesin istiyoruz el ele yağmurda yürümelerimiz. Çocuklar gibi koşar adımlarla tırmandığımız bir uçurum kenarında sevgimizi haykırıyoruz. Ve sesimizin yankısına gülümsüyoruz. Beklemeyi, umut etmeyi seviyoruz. Yüzün yok, sesinde . Bu yürek seni istiyor, sadece seni. Gözlerimi uzağa dikmiş bekliyorum. Geleceksin elbet, Biliyorum. Bu büyük güne hazırım ben. Seni bırakıp gidemem...
  13. Duymuyor musun sesini? Şşşşt? sessiz ol biraz.Kulak ver.Hala yok mu?O zaman önce yerini bulmalısın.Hayır ben yardım edemem, sen bulmalısın; ama tarif edebilirim.Önce tüm düşüncelerinden sıyrıl.Kendini sadece bu işe odakla.Kapat gözlerini.Bu arayışta gözlerin yardımcı olamaz sana. Elini göğsünün üzerine koy. Biraz bekle, sakince nefes al, heyecanlanma. Şimdi elini yavaşça sol tarafına doğru götür. Hayır, aşağı doğru değil, daha yukarıda. Sol koluna doğru götür. Evet iyi gidiyorsun, parmaklarının altında hisset. Bir değişiklik var mı? Elinin altında bir şeyin attığını hissetmiyor musun? Yanlış yerde olmalısın o zaman. Çok mu yukarılara çıktın yoksa? Biraz aşağı indir elini. Avucunu tam olarak aç. İyice yasla göğsüne. Ya şimdi? Çok hafif bir şey hissettin demek. Bu güzel, doğru yolda ilerliyoruz o zaman. Kapalı değil mi hala gözlerin? Şimdi parmakların koltuk altına doğru ilerlesin. Evet avucunun altında duruyor olmalı. Orada değil mi? Atışını hissediyorsun şimdi. Neden şimdiye kadar bulamadım diye hayıflanma, geçmiş geçmişte kaldı. Sen bundan sonrasına bak artık. Buldun ya yüreğini, bundan böyle hayattaki en iyi rehberin olacak. Sesini dinlersen ve kaybetmezsen onu, sana hep doğru yolu gösterecek. Evet bazen yanılıyor, bazen gittiği yolda tökezliyor; ama olsun. Sen yine de dinle yüreğinin sesini. Bugüne kadar başka şeyleri dinledin de ne oldu? Hangisi mutlu etti seni? Mutlu etseydi arıyor olur muydun bugün yüreğini? İyi bak yüreğine, oraya sadece senin izin verdiklerin girsin. Hoyrattır bazıları, kendi yürekleriyle yapamadıklarını senin yüreğinle yapmaya kalkarlar. Kullanırlar. Bu yüzden iyi korumalısın. Darbelere karşı güçlendirmelisin onu. Unutma, narindir yürek, çabuk kırılır. Başkalarının yüreklerinin de çabuk kırılacağını bilmelisin, kırmamalısın. Ve bir gün, o yüreğin gerçek sahibini bulduğunda ona tertemiz, saf, duru ve sevgi dolu bir yürek sunmalısın?.
  14. Seni anlatıyor gözlerim,sadece seni.Bitip tükenmek bilmeyen heyecanım deli bir ritmle dans ediyor yüzünde.Adını anarken titriyor dudaklarım.Dört mevsimi aynı anda yaşar mı insan?Görüyor musun çiçekten çiçeğe dolaşan beyaz kelebekleri? Özlem dolu kanat çırpışların sahipleri o kelebekler. Beyaz kelebekler... Senin varlığınla doldurdular içimi ve şimdi hiç gitmiyorlar. Bedenimin her yerinde uçarlarken senin ismini söylüyorlar, duyuyorum. Kadifemsi kanatları tenin gibi tıpkı. Dokunsam ,incinecekler sanki. Uzaktan baksam, dokunmuyorum diye küsecekler belli. Ve sen kelebeklerin kraliçesi, uzaklığı, varlığınla yakın kılıyorsun. Kelebeklerimi yaşatıyorum. Şimdi başka bir dünyadayım. Gözümü açıyorum sen, kapıyorum sen. Sen varsın ya, senden öncelini hatırlamıyorum. Senden önce nasıldı bu hayat? Neler yaşanırdı? Nasıl dile gelirdi sevgi sözcükleri? O aman da özler miydim ben? Bilir miydim özlem duygusunun ne olduğunu? Saklamıyorum hasretimi. Deli mavi bir özlem benimkisi. Özledikçe mavileştiriyorum seni de.Seni, içimde, kelebeklermin kanadında,uzaklarda olsan bile taşıyacağıma inan.Gözlerindeki derinliği,minik hüzünleri,tedirginliği ve o eşsiz heyecanı unutmayacağıma inan. Bakışlarımla okyaşayağım yüzünü dokunmasam bile. Adını söyleyeceğim karşımda olmasan bile.Yoldaşın olacağım bensiz gecelerinde.Bir denizin kıyısında gözlerini ufka dikmiş bakarken birden ortaya çıkıp içini ürperten rüzğar olacağım,saçlarını savuracağım.İçki kadehine değdiğinde dudakların,benim dudaklarımın tadını alacaksın.Bana susayacaksın,beni içeceksin yudum yudum.İçine akacağım ve bu akışı hiç bir şey geri çeviremeyecek.Dokun bana.Tenimde alev alev yandığını hissedeceksin.Durma, bak gözlerime.Orada sadece kendini göreceksin. Söyle kelebek kraliçesi,ben böylesine yaparken seni,gidenlerden olacakmısın? Bu umudu,bu heyecanı,bu özlemi,bu tutkuyu bir anda elinin tersiyle itip başka ülkelerde hüküm sürecek misin? Ya kelebekler? Onları sensizliğe mahkum edip ölümle baş başa bırakacakmısın?
  15. Belli ki çok beklemişiz birbirimizi. Belli ki acıların süzgeçinden geçip öyle damlatmışız sevda damlalarını birbirimizin üzerine. Şimdi bundandır tedirginliğimiz. Ama bilirsin, aşk sevmez tedirginliği. Ya tam açacaksın yüreğini, ya hiç yeltenmeyeceksin. Grisi yoktur aşkın, ya siyahı, ya beyazı seçeceksin. Bambaşka diyarların sakini, başka başka yolların yolcusuyken nedir bizi karşılaştıran şey? Nedir bir anda hayatımızı değiştiren şey? Aşk elbette... Aşkı bulmak zordur yar... Öyleyse kıymetini bileceğiz aşkın. Bir kez buldun mu yapışacaksın yakasına. Ellerini bir saniye bile ayırmayacaksın aşkın üstünden. Bir çiçek gibi sulayacaksın. Büyüteceksin. Öyle uzaktan bakmayla yaşanmaz aşk. Ruhunu adayacaksın. Beni düşündüğünde bedenin titreyecek, ellerin titreyecek, yutkunamayacaksın. Ayrılık fikri deli edecek seni. Yokluğum aklına geldiğinde bir taş gelip yüreğine oturacak, ağırlığının altında ezileceksin. Yerinden kalkamaz hale geleceksin. Düşünemeyecek, konuşamayacak hatta ağlayamayacaksın. "Seni Seviyorum" dediğinde bunu sadece dilinle değil, yüreğinle, gözlerinle de söyleyeceksin. Ben, beni sevdiğini senin söylemenle değil gözlerine baktığım zaman anlayacağım. Ancak o zaman inanacağım. Birlikteyken unutacaksın dünyayı. Sadece bana ait olacaksın, ben de sana... Birbirimizden başka hiçbir şeyin önemi olmayacak. Sana dokunduğumda kanın hızlı hızlı akacak. Yüreğin deli gibi çarpacak. Nefes nefese kalacaksın. Ve sanma ki senden farklı olacağım ben de... Bin kilometre ötede olsan "gel" dediğinde, koşacağım sana, merak etme. Bir tek gün bile bırakmayacağım elini. Yanımda olmasan aklımda olacaksın, baktığım her yerde seni göreceğim. Ben aşktan bunu anlıyorum işte. Sıradan olamadım hiç. Birkaç sevgi sözcüğüyle geçiştirilecek aşklar bana göre değil. Yaşayacaksam, doya doya yaşamalıyım aşkı. Her hücreme girmelisin. Aşk kaçağı değil, aşk mahkumu olmalısın. Şimdi bırakalım tedirginliği bir kenara. Kenetlensin ellerimiz ve aşk bizi alsın kollarına...
  16. Hani bir yerlerde birinin varlığını hissedersin ve bir gün mutlaka gelip seni bulacağını bilirsin ya? Hani bu yüzden hayatına giren herkesi geçici olarak görüp sadece ona odaklanır ve sadece onu beklersin ya? Hani onun geleceğine dair umudunu bir tek gün bile kaybetmeden, her güne Belki de bugün gelecek diye başlarsın ya? İşte öyle bir şeydin benim için? Seni ilk gördüğüm an, yıllardır beklediğim o insan olduğunu anladım. O güne kadar yoktun ama hep bendeydin. Şimdi burada, yanı başımdaydın. Yeni bir hayat başlamıştı benim için ama yanıtlanmamış sorularımda vardı. Belli etmeli miydim ki kendimi? Sen benim için oydun ama ya ben senin için? Ne kadar istesem de, kendimi tutamıyordum, saklayamıyordum. Seninle konuşurken yüreğimin atışlarını duymandan korkuyordum. Ölecek gibi oluyordum .Aklıma ve dilime gelen her şeyi sana da söylüyordum. Söyledikten sonra pişman oluyordum ama bir işe yaramıyordu. Belki de büyüydün. Sen tanrının bana ödülüydün. Peki sen niye konuşmuyordun? Kendini niye gizliyordun? Ben, içimdeki coşkuyu anlatmak için yeni yeni kelimeler keşfederken, sen yıllardır söylenen klasik kelimeleri bile söylemiyordun. Hep beni dinliyordun, bense abartıyordum. Sana dair hislerimi durdurmuyordum, yüreğimi susturmuyordum. Değişiyordum senin karşında, güçsüzleşiyordum. Çünkü ben, söndüğünü sandığım bir alevi seninle körükledim. İçimi titreten soğuklarda, martıların Boğazın üzerinde uçuşunu tek başıma seninle izledim. Kıyıyı boydan boya, ellerim ceplerimde, amaçsızca Seninle belki bir gün böyle? diye diye dolaştım. Şimdi istiyorum ki, sen de teslim ol aşka. Serbest bırak yüreğini ve beni takip et. Bırak taşsın içindeki o kan, durdurma sakın. Bedenin çekilsin, boğazın düğümlensin. Yutkunduğun zaman beynine bin kat özleyiş gitsin. Senin için ben olayım, hep olayım. Aşk olup, kalbine dolayım, kan olup damarlarında dolaşayım. Artık, ağzından çıkan kelimelere başka başka anlamlar yüklemek istemiyorum. Ne söyleyeceksen dümdüz ve basitçe anlatmanı istiyorum. Ya sev beni, dünyanın en mutlu çifti olalım, ya da bırak, ben yalnızlığımda kalayım diyorum. Öyleyse? Söz sende?
  17. Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine, ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim. Sen yoktun... Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi her parkı her ağacı ezberledim. sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım. Sen yoktun... Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı. Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken beni enkazın altından çekip alacak elini aradım.. Sen yoktun.. Özlem şarkılarını ezberledim.kimini bağıra bağıra kimini fısıltıyla söyledim.karanlığa haykırdım hasretimi. Sesimi duyacaksın diye bekledim. Sen yoktun... Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibiydi, geçmek bilmedi. Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen atışlarıyla açtım. Senden başka duyduğum her seste hep aynı hayal kırıklığını yaşadım. Onlar beni duymak istiyordu,bense seni. Sen yoktun... Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını istedim. Olmadı! Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan. Kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim,gelen sensindir diye. Sen yoktun... Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı. Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim. Hayat merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm. Sen yoktun... Her istasyon, her otogar adresim oldu. Bir trenden inersin sandım. Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım. Ya da yolculuklara vurdum kendimi. Kimsenin uğramadığı köylere,adı duyulmamış kasabalara gittim. Senden bir iz aradım. Sen yoktun... Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım. Kıyılarda tükettim bekleyişlerimi. Hep sensiz gemiler geçti limanlardan. Ben gemicilerin hasret türkülerine eşlik ettim. Sen yoktun.. Gözümden bir tek damla yaş akmadı. Onlar sana aitti sana kalmalıydı. Kimselere söyleyemedim acılarımı. Bekleyişimin öyküsünü kimselere anlatamadım. Nice fırtınalar koptu yüreğimde. Dalgalar dövdü hayallerimi. Sığınacak bir liman, yaslanacak bir omuz aradım. İçimi dökecek bir insan aradım. Sen yoktun... Her gece ay paramparça oldu. Her gece yıldızlar birer birer düştü sokaklara. Yıldızları saçına takıp gelmeni bekledim ve bir güneş gibi doğup aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı. SEN YOKTUN...
  18. Bir melek gibi,sevgi vermek için gönderilmiş dünyaya.Karşılık beklemeden sevmenin,fedakarlık yapmanın,şefkatin ne demek olduğunu öğretmek için.Bıkmadan anlatmak üzere,sabretmek üzere,her türlü kabalığa,aşağılanmaya,alay edilmeye,yalanlara,ikiyüzlülüğe dayanmak üzere gönderilmiş.Dayanıklılığı, ne kadar anlayışlı olduğu ve kararlılığı test edilsin diye dünyada kadın. Bu melek,aşkın kılığına bürünüp gelmişse kapınıza,dünyada sizden daha şanslı bir erkek olamaz.Ama görmeniz gerekiyor,anlamanız gerekiyor.Kapıya gelen herhangi biri gibi davrandığınız an meleği küstüreceğinizi ve onun bir başka kapıya doğru yola çıkacağını bilmeniz gerekiyor.O melek,aşkı sunmaya bu kadar hazırken siz burun kıvırırsanız,bir başka meleğin de kapınıza uğrama olasılığını yok denecek kadar azaltırsınız. Kapınıza gelen o kadını,hayatınızın sonuna kadar bir melek olarak yaşatmayı başarırsanız ne mutlu size.Ama bu hiç de kolay değil.Kırılgan,alıngan,ilgisizliğe tahammül edemeyen,dünyanın merkezi olmak isteyen,sevgiye her daim aç,zaman zaman yırtıcı bir kaplan gibi saldırgan olduğunu unutmamalısınız.O,size her şeyini vermeye hazır ya,sizden de aynı şeyi bekleyecektir.Bir erkeğin bunu yapabileceğini de bilir.Yapamayacağınız şeyi istemez zaten.Ama yapabilecekken yapmamanız halinde er ya da geç size bunu ödetecektir. Hayır,klasik bir intikamdan söz etmiyorum.Bir kadının hesap sorma yöntemi ya da öç alma yöntemi erkeklerinki gibi dümdüz bir şey değildir.Onların her şeyi ince ince hesaplayan,planlayan beyinleri öyle kusursuz bir kurgu yapar ki, siz bir şeylerin değiştiğini anladığınızda ne yazık ki çok geç olur.Kadının,isteyip de elde edemeyeceği hiçbir şey yoktur dünyada.Hayatınızı isterse,onu da ele geçirir.Direnemezsiniz bile. Bir melek,kötülük yapamaz bilirsiniz.Kadının yaptığı da kötülük değildir aslında.Ama nasıl ki kendisi,dünyada çok şey için sınava giriyor,sizden de beklediği onun için bazı sınavlar vermeniz ve o sınavlardan da başarıyla çıkmanızdır.Bir kadının koşulsuz desteğini alan erkeğin sırtının yere gelmesi mümkün değil.Emin olun,hayatınız hep iyi yönde değişecektir.Onun zengin ruhu,yaratıcılığı,hayal gücü,size,tahmin edemeyeceğiniz dünyaların kapısını açacaktır.Bir melek varsa hayatınızda onu melek olarak yaşatmak için çaba gösterin...
  19. O gidecek ve sen bakacaksın. Kimse olmayacak yanında, acını yalnız yaşayacaksın. Aşkı tek kişilik yaşamanın mevsimidir şimdi. Bahar da olsa yaz da, kış hüküm sürecektir sende. Buz tutacaksın? Herkesin buram buram terlediği güneşli bir günde üşümenin ne demek olduğuınu öğreneceksin. Tüm renkler, dönüş tarihinin belli olmadığı bir yolculuğa çıkmıştır. Baktığın her şey ya gri. Ya siyahtır.hayata dair hiçbir şey ilgi alanına girmez. Öylece bir köşede, sessizce, gözyaşlarını içine akıta akıta oturup durursun. Ne dostlarını görmek istersin, ne de söylenecek bir tek sözü bile duymayı. [ Neden ben? ] diye bin kere soracaksın kendine. [ Hak etmedim bunu ] diye hayıflanacaksın. Merak etme, her terk edilen hak etmediğini düşünmüştür. Hiçbir farkın yok onlardan; ama, sen, terk edildiğini de kabul etmiyorsundur. [ Neden gitti? ] sorusu gelecek ardından.Bulduğun yanıtları beğenmeyip gidişine bir başka bahane arayacaksın. Hiçbir bahane gerçek nedeni anlatmayacak.Çünkü aslında başından beri gördüğün; ama, bir türlü kabullenemediğin o gerçeği bir kez dile getirirsen, zaten buz tutmuş bedenin, parça parça dağılacak.Bunu bildiğin için bahanelerin arkasına saklanacaksın. Sevmemiştir seni. Sevmişse de, senin onu sevdiğin kadar sevmemiştir. Suçlayabilir misin onu? Sen sevdin diye sevmelimiydi seni? Şart mı bu? Değil elbette; ama, gel de bunu yüreğine anlat. Anlatamayacaksın. Yürek bunu kabul etmez çünkü. Sen [Seni benim kadar kimse sevemez] diye sayıklarken ya da [Benim kıymetimi bilemedin] diye suçlarken onu, o, senin ne halde olduğunu bilmeden, bilse bile umursamadan, [ Her seçim bir vazgeçiştir ve her seçim bir başlangıçtır ] sözünü kanıtlarcasına yeni bir menzile doğru yol almaya başlamıştır bile. Senin seçiminse kışı yaşamaktır, o zaman yaşayacaksın. Hiçbir kış, yaşanmadan bitmez. Kışı atlayıp bahara, ondan sonra da yaza ulaşamazsın. Birçok kez donarak öleceğini düşünerek, gözyaşların buz kristallerine dönüşerek, soğuğun verdiği acıdan nefesin kesilerek, ılık bir rüzgarı sarı sıcak güneşi düşleyerek dibine kadar, titreye titreye yaşayacaksın. Sonra bir gün pencereden güneşin girdiğini, yanaklarında donan gözyaşlarının eridiğini, içindeki titremenin hafiflediğini, renklerin gittikleri yerden döndüğünü, susturduğun tüm dostlarının yeniden konuşmaya başladığını göreceksin. Bir gülümseme yayılacak yüzüne, oturduğun o köşeden kalkacaksın ve baharın kokusunu içine çeke çeke, güneşin ve sıcağın keyfini çıkaracaksın?Bir başka kış-a kadar?
  20. O'na Senden önce ne yapardım ben,bunu hatırlamaya çalışıyorum Hatırlamaya çalıştıkça da kocaman bir boşluğun içine yuvarlanmış gibi oluyorum Senden önce ne yapardım ben? Niye düşündükçe herşey boş ve anlamsız?Şaşırıyorum çünkü bir insanın hayatını bir başka insan nasıl bu kadar değiştirebilir ki?Sen olmadan önce anlamsız mıydı hayatım? Değildi elbette Belki hayatıma seninle birlikte yüklenen anlam, daha önce yaşanan herşeyi silip götürdü Ne dersin ? Doymak bilmeyen bebeklerin annesini gözlemesi gibi gözlüyorum bende seni Sürekli senden gelecek bir haberi beker durumdayım Zamanı seninle nasıl geçireceğimi hayal eder durumdayım Ne yaptın bana bilmiyorum Aşksa aşk, sevdaysa sevda Daha önce de yaşadım en koyu aşkları Ama bu başka bir şey Hani aşktanda üstün diyeceğim, bir türk filminin kavuşamayan iki kahramanı gibi olacak Bu da değil Senden önce nasıl mutlu olurdum ben?Neler sevindirirdi beni? Yine aynı kitapları okurdum, yine aynı müzikleri dinlerdim Ama senden sonra sanki hayatımda ilk kez müzik dinliyormuşum gibi geliyor İlk kez bir kitabı elimden bırakmadan her satırını beynime kazıyarak okuyorum Ansızın hayatıma girdiğin o andan öncesi yok Daha ne olduğunu anlayamadan birdenbire doldun içime Teslimdim artık sana, yüreğimle bedenimle ruhumla teslimdim Varlığınla hayatımı değiştirmene seviniyorum; ama, senden öncesini hatırlamayan ben gidersen ne yapacağım? ya herşey tıpkı hayatıma girişin gibi yarım kalırsa? Gidersen ve ben yarım kalırsam herşey yabancı gelecek bana Herşeyi yeniden öğreneceğim Üstelik öğretmenim de olmayacak Bunu yapabilir miyim bilmiyorum Düşüncesi bile ruhumu karartıyor Senden önce ne yapardım ben? Nasıl mutlu olurdum?Ya gidersen? Nasıl yaşarım ben senden sonra?Söylesene sevgili ne yaptın bana?
  21. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun zaten Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimdi olmalıydın, orada kalmalıydın Şimdi Oradasın ve Hepte Orada Kalacaksın Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni Herhangi bir konuk değildin artık Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama Artık o yüreğin gerçek sahibiydin Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya Ben dört mevsim baharı yaşıyorum seninle Çiçek çiçek açıyorsun yüreğimde Gökkuşağı zayıf kalıyor, senin renklerin karşısında Taze bir yaparak gibi yeşilsin Açelyasın pembeliğinle Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı gülümsün Kırmızısın, ateşlerin kraliçesi, tende yanan alev gibi Ve tabi ki sonsuzluk kadar masmavi En çok bu renklerle anmayı seviyorum seni Denize tutkuluyum; denizi sensiz, seni denizsiz düşünemiyorum Seni severken dünyayı da seviyorum ben, Hatta insanları da Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiyim artık En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetiyor bana İçimdeki sevinç yüzüme yansıyor, gülüyorum Beni böylesine güldüren senin sevgin ve ben hasrete rağmen, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anlıyorum seninle Her şeye rağmen seviyorum seni Güçlüyüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yok seninle Senin için Bizim için Koca bir kente, koca bir ülkeye bile kafa tutabilirim Sana Dokunduğumu hayal ettiğim de bile, patlama hazır bir volkan gibiyim Menzil sensin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirim Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritip, kül edebilirim Sana ulaştığımda ise bir Ceylinin su içmesi gibi kanacağın Ve sadece senin girebileceğin Masmavi gözlerin gibi sakin bir göle dönüşeceğim, biliyorum Sadece Sevmiyorum sana hayranım da Her halin öylesine deli çekiyor ki beni Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, tatlı kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu seviyorum Sesini de seviyorum suskunluğunu da Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını seviyorum Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamıyorum Sığmıyorsun cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olamıyor Seni severken yorulmuyorum Çünkü sen yaşam kaynağımsın Her gün yeniliyorsun beni Seninle çoğalıp, büyüyorum Eksik kalan neyim varsa sen tamamlıyorsun Ben Sen Gelmeden Ölmeyeceğim Ölmeyeceğim Yüreği Yüreğimde Dokunulmamış Teni ile Tenimde Helalim Çünkü sen ölmezliğin ta kendisisin Gel Hadi Bekliyorum, Seni Deliler Gibi İstiyorum Ötesi Yok İşte Ceylan Yüreklim Seni Çok Seviyorum...
  22. Gidiyor musun diye sorma bana Gönderen sensin Ne terk etmeyi istedim seni, Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi Senin kadar öfkeliyim ben de Senin kadar endişeli Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana Ama inandıramadım seni Sen, sorgularken beni kafanda Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla Bir tek sözün bağlardı beni sana, Oysa sen hep susmanın koynunda Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku, Teslim alır bedenleri de Sütten çıkmış ak kaşık değildim Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza O dünya ki bazen minicik bir odada Bazen kentin ortasında şekillendi Nasıl da güzeldi Zaten varsın diye her şey güzeldi ama Sen buna inanmadın Ah bu sorular Yaşamak varken sevdayı delice, Niye boğarız sorularla? Nasıl ikna edebilirdim seni? Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin Ben, seninleyim dedikçe Sen, hayır dedin Zaten az konuşan sen Olumsuz ne kadar sözcük varsa Bulup çıkardın ortaya Bense hiç bir şey diyemedim Ne kadar zarar vermişim sana meğer Nasıl değiştirmişim seni Oysa hiç böyle düşünmemiştim Kimseye zarar vermek istemem ben Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem Ama öyle oldu işte Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan Biliyor musun bir tanem! Gidişim yürekten değil, zorunluluktan Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri yalancı yüzlerde ararım Seni de götürürüm yüreğimde Her zaman yokluğunu taşırım Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını Ne yazık ki, kalamadın bana Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın...
  23. Hiçbir duygumu ertelemedim ben Yaşayacağım hiçbir şeyi sonraya bırakmadım Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü Hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benim işim değil Aşk zamana meydan okur; ama, sen karşı koyamazsın ona Orada durup öylece bekleyemezsin geleceği Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar? Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için? Kaç gece geçti hesaplasana? Kaç gece bir sonraki günü düşünerek geçti Neler yapabilirdik, neler yaşayabilirdik düşünsene? Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle Sevişmekten yorgun düşmüş bedenini öpücüklerle yeni güne hazırlayabilirdim Gözünü açar açmaz ilk gördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik Girmediğimiz sokak kalmazdı Bakişlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdim seni Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik Sonra bir filme gider, bir kitap okur, bir martının bir lokma simit kapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdik Paylaştığımız her anı, beynimize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı Özlerdik birbirimizi delicesine Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saatlik yaşardık, arayı kapayalım diye Peki biz ne yaptık? Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik Her an aşkı yaşamak varken, her gün birbirimizi yeniden keşfetmek varken, bu yolda birer kâşif olmak varken sürgünleri yaşamaya mahkûm ettik birbirimizi Bu sürgünlüğe son vermenin zamanı geldi artık Sana huzur vaat etmiyorum Aşkta huzur arayan yanılır Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüsüyüm Onlar adına konuşuyorum Yarını olmayan zamanlarda erimek adına konuşuyorum Gözlerinin içine bakıp ?Seni Seviyorum? demek istiyorum Aşkın akışına kapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığı ile irkilmek istiyorum Yaşama senin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum Seni istiyorum ey yar, canıma bir can daha katmak için, daha mavi bir deniz, daha mavi bir gökyüzü, daha mavi bir sevda için Seni istiyorum, yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil? Şimdi!
  24. Şimdi sen gideceksin ve ben arkandan bakakalacağım Dur diyemeyeceğim, sesim çıkmayacak Susuşlarımda saklı kalacak duygularım ne kötü Söz geçiremeyeceğim gözyaşlarıma akacak Saklayacağım görmeyesin diye, beceremeyeceğim "Ağlama" diyeceksin bana, seni dinlemeyeceğim İçimde biriken ne varsa gözlerimden taşacak dışarı Dokunmak isteyeceksin, başımı geri çekeceğim öfkeyle Kızgınım gidişine çünkü, öfkem bir dağ gibi büyük Ne varsa hayata dair alıp götürüyorsun benden farkında değilsin Ya da farkındasın ama değilmiş gibi davranıyorsun Sen kendi yolunu çiziyorsun şimdi ve doğru bildiğini yapıyorsun Bense binlerce yanlışın ortasında tek başınayım Oysa beklediğim sevgiliydin sen Yorgun günlerden damıtılmış, kimliksiz sevdalardan süzülmüş aşkımın tek sahibi Sanki seni aramıştım yıllarca da, ararken aşk niyetine yabancı kollarda uyumuştum Bu yüzden kimse kandırmadı beni, dindirmedi aşka susamışlığımı Hep eksikti hep yarım Ne yazık ki "Bu kez tamam" dediğimde de yarım kaldığını görüyorum Belki de sevmeyi beceremiyorum ben Öyle ya, deli sevdalar bana göre değil belkide Dümdüz, heyecansız, içimdeki kuşlar kanat çırpmadan ve tutkuyu kanımda hissetmeden yaşamalıyım aşkı Buna aşk denilirse tabii Bu yarım kalmışlık duygusu yok olur mu o zaman? Peki sen biliyor musun bu acıya katlanmanın ilacını? Bu yürek sancısını ne dindirecek? Bu geceler nasıl geçecek? Söyle yar, içimi kor gibi yakan bu ateş nasıl sönecek? Acelen var biliyorum Gideceksin, yaşanmamış zamanları da beraberinde götüreceksin Bunu hiç istemiyorum Ne berbat bir duygu bu İstemediğim bir şeyi yaşıyorum ve buna engel olamıyorum Benden bağımsız gelişiyor her şey Çarpmanın etkisiz elemanı gibiyim Ya da bir savaş filminin daha ilk karesinde atılan ilk kurşunla düşüp ölen ve bir daha da hiç görünmeyen figüran Haydi git, bu yol senin yolun Dilediğince özgür at adımlarını Kendin için iyi olanı yapıyorsun ya ne önemi var gerisinin Yaşadığımız kısa günlerin anısına sığınır, atlatmaya çalışırım bu acıyı Sensiz olmaktan daha kötü ne olabilir bu hayatta ki? Bir insanın başına en kötü şey gelmişse başka hiçbir şeyden korkmuyor Bir tek seni kaybetmekten korkuyordum, onu da yaşadım zaten Haydi git, merak etme, yaşayacağım Sensiz olsam da bu sevdayı yaşatacağım...
  25. Meğer seher yelleri de kırarmış başakları, Umutlarda hep hanımeli açmazmış Düşünceler,sarıp sarmalarmış solmuş baharları Anılara küskün görüntülerde yaşarmış meğer düşler, Ve geceler,hep yıldızları gizlemezmiş koynunda, Hasretlere tutsak olurmuş karanlığın kolları Meltem değilmiş tüm rüzgarların ismi meğer, İsmi martı değilmiş, Beyaz olan tüm kuşların Sırlar taşımazmış gündönümleri uzaklara her zaman, Kolay değilmiş her bilmece, İri sorular varmış yüreklere saplanan Nankör diye haykırırmış, Saatler her geçen an'a, Meğer arkadaş değilmiş akreple yelkovan Ağacın dalında filizlenirmiş meğer sevda, Yalnızlıkmış kökleri, Ayrılıkmış derinlere uzanan Şimdi sanma yalnız senin gözlerinde geziyor nemli bulutlar, Yalnızlık doruklarından çığ gibi yıkıldığında, Erkekler de ağlarmış inan Olsa da göz pınarları ıslanmadan...