Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

hayat

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

hayat tarafından gönderilen her şey

  1. Bir gün daha çaldım sensizlikten. Zor da olsa vurdu saat gece on ikiyi... Şimdi önümde yeni bir sensizlik var. İçinde, beni neyin beklediğini bilmediğim yirmi dört saat daha var... Sonra o da geçecek... İşte böyle kovalayacak birbirini yarınlar. Derken unutucağım seni, unuttuğumun farkında bile olmadan. Doğrusu da bu zaten, aksi halde hatırlamış olur insan. ?Onu unuttum? demek bile hatırlamaktır. Bu cümleyi aklıma getirmeyecek derecede unutmalıyım seni. İzin kalmamalı... Başkasını ararken yanlışlıkla senin numaranı çevirmemeliyim, kendimle dalga geçeceksem bu başka bir şey için olmalı... Sana dair hiçbir fikir kırıntısı kalmamalı beynimde. Zaman aşımına uğramalı tüm tasalar. Hiç sevilmemiş, hiç yaşanmamış gibi yabancılaşmalısın. Tesadüfen bir yerde adın geçtiğinde, irkilmemeliyim. Hakkında sorulan her soru cevapsız kalmalı. Çok seven insan aynı ölçüde unutmalı... Seni birgün hatırlanmamak üzere sileceğim. Ama şimdi değil, çünkü ardında bıraktıklarından öğrenmem gereken çok şey var daha. Eğer gerçekten dendiği gibi ayrılıklar-acılar insanı adam ediyorsa, ben kızmamalıyım gidenlere. Ben senin ve senin gibiler sayesinde birgün adam olacağım. Ama şimdi değil. Çünkü dersini çıkarmam gereken çok ayrılığım var benim. ?Adam olmak adına, nice ayrılıklara...? Bak gördün mü böyle dalga geçmeli insan kendisiyle. Yanlışlıkla o numarayı tuşladığında değil... Şu durumda bile gülümseyebiliyorsam, epey yol katetmişim demektir seni unutma yolunda. Acaba diyorum bu yazıyı yazmasa mıydım? Neden dersen canım acımıyor ki? Yani yazıya başladığımdan beri bir tek sigara dahi yakmadım. Evet, çok az kalmış seni unutmama... Bunu hissediyorum... Yazmasam da olurdu ama ölmek üzere olan yokluğuna can çekiştirmek hoşuma gidiyor! Amatör bir şairin intikamı olsa gerek bu... Oysa ben bunları yazmak için başlamamıştım sana. Hatırlıyor musun o ilk günü? İnsanın tanımadığı birinin masasına yaklaşıp, o tatlı gerginliği yaşayarak ?merhaba? demesi ne kadar garip. Kimbilir neler düşünmüştün o an... Beni senin yanına iten şey neydi diye çok merak etmiştim zamanında. Elinde sigaran, bakışlarını bir noktada toplamıştın. Buydu belki de beni sana çeken manzara. Ben sessiz insanları, az konuşan insanları hep tanımak istemişimdir. Çok sustuklarına göre vardır anlatacakaları bir şey mutlaka diye düşünmüşümdür. Neden sonra farkına varmıştım kaybolmuş bir insana selam verdiğimin. Neden az konuşuyorsun diye sorduğumda verdiğin cevap etkilemişti beni. ?Susturdular...? Anlıyordum. Neden diye sormaya gerek yoktu. Artık bakışlarını topladığın o noktanın yerini benim yüzüm almıştı, konuşmaya başlamıştın nihayet... ?Dinleyecek bir insan buldum? diyordun ya da buna inanmak istiyordun. Suskunluk benim dilime uğramıştı sonra. Soru sorma sırası sendeydi bu sefer ?Sen de pek konuşmuyorsun, neden? ? Benim cevabım seninkinden biraz farklıydı. ?Kelimelerimi çaldılar, bana söyleyecek söz kalmadı? Sonuçta ilk ortak noktamızı bulmuştuk, -susmak-... İkincisi ise, yani karşılıklı yaşadığımız en gerçekçi şey -ayrılmak-... Ve nihayetinde ?unutmak-... Farkında mısın bilmem insana hoş gelen hiçbir ortak yönümüz yok... Hep kaybetmek üstüne, susmalarımızın içinde bile yenilgiler var... İnsan, ilk başta iki yaralı kişinin birbirini daha iyi anlayabileceğini, mutlu olmak adına birbirlerine daha sıkı sarılabilecğini düşünse de, aslında tam tersi doğru... Biri hasta, biri doktor olmadan olmuyor aşk... O yüzden bizim mutlu olmamız uzak ihtimaldi.... Ben, bugün bunları yazmak için gelmemiştim o masaya. Gel gör şimdi unutmak üzereyim. Pek sevimli değil bu... -Bir insanı unutmak - Anlamı olmalıydı oysa geride kalanların... Biz şimdi onca zamanı unutmak için mi yaşadık? Geriye birkaç şey kalmalıydı hatırlanmaya değer... Akla geldiğinde insanın içini titreten, anlatıldığında dinleyen kişiyi düşündüren, en azından bir sigara yaktıracak kadar burukluk veren bazı anılar kalmalıydı geriye... Demek ki biz unutmak zorunda kaldığımız tüm zamanları biraz boşa haracamışız. Şu an benim aklıma gelen zamanlar?ın çoğu zorlama... Belki ilerde bir anlamı olur ümüdiyle, adettendir diye yaşanmış, klişeleşmiş şeyler... Galiba zamanı geldi de geçiyor. Eğer yapacak bir şey kalmadıysa en doğrusu bu, unutmak! Göreceksin seni hiç bir şey olmamış gibi... Seni, yüzüme o tatlı gerginliği alıp da masana hiç yaklaşmamış gibi... Adını hiç duymamış, ellerinden hiç tutmamış gibi... Hiçbir anı, hiçbir geceyi, hiçbir mutluluğu ve hiçbir acıyı yaşamamış gibi unutucağım... Sonra bu yazının karşısına geçip, yine hiçbir şey olmamış gibi okuyacağım senden kalan kırıntıları... Üzgünüm, yapacak hiçbir şey yok artık... Belki de unutmak, adam olmaya çalışan insanların tek silahı...
  2. hayat gönderdi Okan SAVCI
    Gözlerinde gezinen bir şilep olsaydım Gömülseydim sularına. Batsaydım derinliğine, Ve çıkmasaydım bir daha. Ellerinde ter olsaydım Saçlarında rüzgar! Beyninde fikir, dilinde zikir Oysa yer bulamadım sesinde Devrik bir cümle kadar... Sevdiğim, Beyhude beklemek benimkisi... Çark bu ya Gidenden yana döner. Kalanın payına ise; Bir bu şiir, Bir de sensizlik düşer...
  3. Canım yalnızca sevmek istiyor seni. Öncesinin ve sonrasının arasına alıp değil, alışılmış bir tören gibi değil. Hiç dokunmadan, belki de gözlerine bakmadan, konuşmadan belki de her zaman yaptığımız gibi değil.. Canım yalnızca sevmek istiyor seni. ... Unutup, tekrar hatırladığım çok sevdiğim bir şarkıyı hiç bıkmadan defalarca ara vermeden içten içe mırıldanıp zamandan koparıp alır gibi.. Canım yalnızca sevmek istiyor seni. Saçlarını yüzünden ayırıp, gözlerini kirpiklerinden, ellerini bileklerinden, ismini bedeninden ayırıp, ayrı ayrı bir evin odalarını gezer gibi, keşfeder gibi, ilk kez ve merakla ve hayranlıkla, bir kırmızının detayında dakikalarca takılıp bakar gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni.. Canım yalnızca sevmek istiyor seni, nereye varacağını bilmediğim bir kaçamak yolculuğa, sırf aklıma esti diye, sevdiğim hiçbir eşyayı almadan yanıma çıkar gibi.. Süregelen bir sevgiyle değil, öğretilmemiş, bilmediğimiz biçimlerde, kuşların kanatlarını açıp, özgürlüğe süzülmesine yarayan içgüdüleriyle, içimden geldiği gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni. Tarifsiz bir hisle sevmek istiyorum seni. Tatlı, ekşi ya da tuzlu değil, bilmediğim bir tatla, bir duyguyla. Öyle, bir meyvenin tadını alır, bir kitabın adını okur gibi değil; bir yaz günü tenine vuran sıcaklığı gibi güneşin, serin bir akşamın denizden esen rüzgarıyla içine işlediği yosun kokuları gibi, anlatamadığın ama bırakmak istemediğin, bitmesini istemedigin bir hisle.. CANIM YALNIZCA SEVMEK İSTİYOR SENİ.. NE UMUT ETMEK, NE DE BEKLEMEK.. BAŞKA HİÇ BİR ŞEY...
  4. Yoksun ya güneş doğmuyor Her şarkıda hüzün var Şiirler bile dost değil Her mısrada yüzün var Yastığımda hala kokun var Her tarafta yüzün var Sen yoksun ya sanki yarım kalmışım Sen yoksun ya çıldırmış bunalmışım Sen yoksun ya hep bu şarkıyı çalmışım Sen neredesin...? ? ? Ne hayallerimiz vardı Yar beni anlayacaktı Kar düştü umutlara Böyle mi olacaktı Korkuyorum yarınımdan Böyle mi olacaktı Sen yoksun ya şimdi bomboş sokaklar Sen yoksun ya gözyaşım pişmanlık saklar Sen yoksun ya umurumda mı yasaklar Sen neredesin...? ? ? Yoksun... Yoksun... Beni anlamıyorsun... Yoksun... Yoksun... Niye gelmiyorsun...? ? ? ?
  5. Seni yağmalamışlar kuytularda Korkuların nefes nefese Yüreğinden bıcaklanan sevdalarda Pişmanmısın kendine Hep yanlış sevdalara çiçeklenmiş Kuruyup savrulmuşsun Özlemin çıldırıyor anılara Gecelere sığmıyorsun Ağlıyorsun Ağlıyorsun Artık gülüp geçiyorsun aşklara inanmıyorsun inanmıyorsun?. Yorgunsun biliyorum Oysa bir tek sözcük yeterdi anlatmaya Saçlarım o elleri özlüyor Çığlar yuvarlanıyor ömrümün uçurumlarında O en saklı yerinde ağlayan kahkahalar Hangi yasak umudun ihanetidir Birer birer koparmışlar büyük büyük çiçekleri Birer birer koparmışlar anlıyormusun Su soğuk duvarların dili olsa Anlatsa neler çektiğini Buz gibi yastıklara sarılıpta sabahı zor ettiğini Ağlıyor Ağlıyorsun Artık gülüp geçiyorsun aşklara inanmıyorsun inanmıyorsun? Yaprak döken gençliğimin satırlar aralarında Altı kırmızı ile çizilmiş Ve tırnak içine alınmış Suskunluğun baş harflerisin Şehirler uyurken Boğazına sarılırken öfkeler Bu gizli gülmelerin Bu sessiz ağlamaların nedir anlamı Sen hangi mevsimin yağmurusun Ağlıyor Ağlıyorsun Ağlıyorsun? Artık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsun.. Hep yanlış sevdalara çiceklenmis Kuruyup savrulmuşsun Hasretin çıldırıyor gecelere Anılara sığmıyorsun Ağlıyor ağlıyorsun Ağlıyor ağlıyorsun Artık gülüp geciyorsun aşklara inanmıyorsun...
  6. Demek gidiyorsun? Ben bunu hakketmedim! Ne varsa aşka ve cesarete dair Sırtlayıp o büyük yangınınla gidiyorsun demek!! Git??.. Oysa Sen öğretmen çıktığın yıl Vurup alnıma kavgayı Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı Akşamlarım olmuştu ve kuduz gecelerim Göz yaşlarım ağlarken Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime O gün bugündür tetikte bir ömrün son kurşunusun Hiç aklıma gelmezdi gülüm Buda bana ders olsun!!!! Demek gidiyorsun? Böyle olsun istemezdim oysa!! Hazin vedaların bu baş dönmesi Cellat kırmızısı bir hüsrandı yollarda. Sen öğretmen çıktığın yıl Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler Eyvahhhhh??. Esmer bir ağadı bileylemişsem Cinnetin ucunu yakmışsam bir kez Cehennemin nizamiye kapısındaysam Ateşten bir nehre dönen bu isyan Hep o gül yangınına kanat çırpar Ve en korsan şarkılar yüzünü şarapla yıkar. Gidiyorsun demek? Ben bunu hakketmedim!! Ne varsa aşka ve cesarete dair Sırtlayıp o büyük yangınınla git. Hadi durma,gençliğimin vebalini, Ve sevgisiz hayatımızın bedelini ödemeden git.. Bu şiiri sana armağan ettim Yanına almayı unutma sakın Issız gecelerde okur ağlarsın Kimseler görmese de kanarsın gülüm Neler çektiğimi o gün anlarsın!!! Sonbahar yağmuruyla ıslandım sokaklarda Ağladım ikimize senden çoook uzaklarda. Şimdi hüzün makamında bütün şarkılar Bu yorgun ses,bu kör lamba,bu ateşi sönmüş soba Tanığıdır yanlızlığın,pişmanlığın tanığıdır. Çünkü,çünkü benim kitabımda, aşk bir defa yaşanır.. Demek gidiyorsun? Git????????.. Bir yanda ölümün alnındaki ter Bir yanda suya düşen sardunya Ve sabahın saçlarındaki kırağı kadar ışıyorsun Hadi durma, Sırtlayıp o büyük yangının vebalini Ve sevgisiz bir hayatın bedelini ödemeden git. Bilirsin,gecenin en karanlık olduğu an Sabahın en yaklaştığı zamandır Ve hiç bir şey hakkında bildiğimiz her şey Aslında YALANDIR?. Demiştim ya? Sen öğretmen çıktığın yıl Vurup alnıma kavgayı Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı, Hüzün sarısı yapraklarını Akşamlarım olmuştu,kuduz gecelerim Göz yaşlarım ağlamıştı Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler. Demek gidiyorsun? Git? Bu şiiri sana armağan ettim Yanına almayı unutma Belki soban sönmüş,kitabın bitmiş,dizlerinde battaniye Yanlızlığın iç çekişini duyarsın Paketteki son sigaran Ve titrek bir mum alevi hüznüyle geçmişe dalarsın Kimseler görmese de kanarsın gülüm. Sende yanarsın?
  7. Benim tanıdığım benim sevdiğim Gözlerinin içi gülen bir kızdı Yıllar sonra gördüğüm hayat yorgunu Yaralı bir kadındı yapayalnızdı Yıllar sonra gördüğüm bin defa pişman Ezik bir mavi güldü yapayalnızdı Söyle gülüm ne olur söyle Yıllar sonra ne yaptı böyle Mavi gülüm ne olur söyle Hayak sana ne yaptı böyle Söyle kimler getirdi seni bu hale Özlemleri yarım düşleri kırık Yenilmiş kaybetmiş acılar tanık o güzel gözlerinin ateşi sönmüş Mutluluğa uzaktan bakıyor artık Ah o güzel gözlerin güneşi batmış Mutluluğa uzaktan bakıyor artık Söyle gülüm ne olur söyel Yıllar sonra ne yaptı böyle Mavi gülüm ne olur söyle Hayak sana ne yaptı böyle Söyle kimler getirdi seni bu hale Söyle söyle mavi gül kanıyor musun Yaşanmamış yıllara yanıyor musun...
  8. Zamansız acılarla, yaprakları dökülen, portakal çiçeğimsin sen... Ben bu aşkın uğruna nelerden vazgeçmişim, Ne haldeyim bir görebilsen... Her yerde yokluğun var, nefes alır anılar, Tutsaksın düşlerime... Ben seni düşünmeden, su bile içmiyorum, Sevdanın pençesinde... Gel...gel...portakal çiçeğim gel... Gel...hadi gel...portakal çiçeğim gel... Özlemeye doydum, Sana acıktım artık, Ölümlere doğmakmış bu, hasret, ayrılık, Beni yalnız bırakmıyor yalnızlık... Çıldırıyor gözlerim, uykularım kaçıyor, Tutuşuyor özlemlerim... Toprakta suyu bulan, kök gibi sarıl bana, Hasretinin acemisiyim... Biliyor musun beni, tek sen gördün ağlarken, Farklısın öylesine... Hadi gel sevişelim gel portakal çiçeğim, Bekledim yeterince... Gel...gel...portakal çiçeğim gel... Gel...hadi gel...portakal çiçeğim gel... Özlemeye doydum, Sana acıktım artık, Ölümlere doğmakmış bu hasret, ayrılık, Beni yalnız bırakmıyor yalnızlık...
  9. Toros yaylaları buzlu ayazlı Üşür Nazlı bebe solgun benizli Yüzüne baktıkça Nazlı bebenin Ağlar Elif kadın hep gizli gizli Kalktı göç eyledi Türkmen obası Elifin`in sırtında Nazlı bebesi Fransız harbinde Yörük elinde Sırtından vuruldu yiğit babası Dağların kuytuluk tenha yerinde Gavurdağları`nın mor segerinde Göz pınarlarında iki damla yaş Yağlı kurşun durur ciğerlerinde Sus ağlama Nazlı bebe Zaten ağlatacaklar Baban nasıl şehit oldu Bir gün anlatacaklar Dayan Elif kadın dayan Kara gündür geçecek Sabrın çiçekleri er geç Filizlenip açacak Nazlı kız Elif`in aşk tomurcuğu Şehir Mustafa`nın en son çocuğu Elinde katıksız bir kuru ekmek Başı boydan boya nazar boncuğu Yavru ceylan gibi ürkek bakışlı Yay gibi kaşları hilal nakışlı Babası görseydi öper koklardı Kınalı saçları çiğdem kokuşlu Sus ağlama Nazlı bebe Zaten ağlatacaklar Baban nasıl şehit oldu Bir gün anlatacaklar Dayan Elir kadın dayan Kara gündür gececek Sabrın çiçekleri er geç Filizlenip açacak...
  10. Seni düşündüm yine bu akşamüstü Gelmedin mor salkımlar sana küstü Umutsuz bekledim sabaha kadar O çok sevdiğin yağmurlar bile sustu Seni düşündüm de çıldırdım yine Kahrettim seni benden çalan geceye Seni sordum yastığıma Seni sordum boş odama Hesap sordum yumrukladığım duvarlara Mor salkımlı o sokakta ellerimi tut Okşa yine saçlarımı dizinde uyut Ne çok severmişim Gidince anladım... Bu serseri gecelerde sana ağladım Bu akşamda sensizliği anılara sarıp içtim Kaybettikten sonra anlıyor insan Meğerse hiçkimseyi senin kadar sevmemişim Bir dönsen En güzel yerinde biten o rüya Yeniden yaşanır istesen Yıldızları sermez miyim ayaklarına Geldiğin yollara toz olmaz mıyım Yine şafak söküyor Uykuların unuttuğu gözlerim yine tavanda Ne vardı diyorum Ah bir dönseydin son anda Şarjörüme hasret sürdün sazımın Şimdi hüzün işgalinde yüreğim Ve ben hala Mor salkımlı o sokakta Bıraktığın yerdeyim Ekmeğimi sen bölersen çoğalırdım Kaçıp sana sığındığım geceler Pazarlıksız düşlerimdin Gel de Yine bir kuş dirilsin küllerimizden Ekmekle tuz olsun yeter ki sen ver Türküler kondurayım dudaklarına Karımsın Öteki yarımsın VE DE SEVMEK KADARIMSIN Mor salkımlı o sokakta ellerimi tut Okşa yine saçlarımı dizinde uyut Ne çok severmişim Gidince anladım Bu serseri gecelerde sana ağladım...
  11. Sevdiğine sözü olan bir kilim dokur Kilimin dilinden ancak anlayan okur Sırlarımı verdim sana sevgimi verdim Şu gönlümü kilim yaptım yoluna serdim Ayıptır günahtır diye Kilit vurdular dilime Aşkı dokudum kilime Anlıyor musun Yetinmedim türkü yaktım Gayrı bu canımdan bıktım Hani senin olacaktım Dinliyormusun Kilim kalbin aynasıdır gönlün sesidir Her nakışı bir duygunun ifadesidir Kilim sevgiliye cağrı aşka davettir Kimi renkler şikayettir kimi hasrettir Ben şu gönül dergahında aşkı okudum Kilim yare mektupumdur arzıhalimdir Her nakışı bir kelime kalem elimdir Elin değmedi elime İsmin dolandı dilime Aşkı dokudum kilime Anlı yormusun Yetinmedim türkü yaktım Gayrı bu canımdan bıktım Hani senin olacaktım Dinliyor musun...
  12. Sen baharı ertelenmiş boynu bükük karanfil Gücenmiş bir şarkısın sen yol ayrımında Sonuncu bahar olsaydın sonbahar değil Keşke böyle bitmeseydi bu hüzzam sevda Ansızın kapılar çarpar Duvardan bir resim düşer Merdivende bir an için titrenir sendelenir Dönsem dönsem mi denir Ağlamaklı bakışlardan sitemler yağar Çekip de gidenden fazla geride kalan tükenir O şiirler tek başına okunmuyor gel yalvarırım Ve o şarkı söylenmiyor sen olmayınca Dönüp de gelirsen diye herşeye rağmen huysuz bebek Anahtarın o paspasın altında hala Yine girdim bulutuna yalnızlığın sensizliğin Aç kurt gibi üzerime yine saldırır hüzün Karanlığın kollarında sayıklayan gece gibi Yine gizlenir ay,yine belirir güzel yüzün Dallarımı insafsızca Söküp kıran bu fırtına Sevdamıza çöken kışın çığ düşüren kar sesidir Eğer bir gün mezarda kırmızı bir gül açarsa Gözyaşlarım yaprağında çiy tanesidir ...
  13. Güller kelepçeli çiğdemler tutsak Aysız gecelerde kanar öfkemiz Düşlerde sevişsek el ele tutsak Dilsiz duvarlara siner öfkemiz Şafak sancıları var kulaklarımda Yarınların ninnisi bozlaklarımda Bir türkü çıldırır dudaklarımda Çiçekli dallara döner öfkemiz Güneşi biz uyandırdık Yıldızların yerine Sesimizi yorgan yaptık Umut türkülerine Alnımızda çizgiler belirmiş derler Gelirse üst üste gelirmiş derler Çıksak şu dağlara delirmiş derler Haykırsak belki de diner öfkemiz Varmışız hayatın buruk tadına Ne aşka muhtacız ne de kadına Yangınla seviştik ışık adına Alevler içinde söner öfkemiz ...
  14. Nisan yağmurlarıyla ıslandım sokaklarda Ağladım ikimize, senden çok uzaklarda Evim barkımdın benim, en son şarkımdın benim Gözlerinden içtiğim mavi rakımdın benim Bu dağ ne rüzgarlar gördü Ne çığlar, ne karlar gördü Beni hiç tanımamışsın Kaç yağmurda ıslanmışım Ne alevlerde yanmışım Beni hiç tanımamışsın Hadi git, bir ihanet borcum olsun Hadi git, anılar sende kalsın Hadi git, senin canın sağolsun Hadi git, sen de git... Düşümde yarattığım hayale sen demiştin Oysa ben seni değil, o hayali sevmişim Evim barkımdın benim, aşkta korkumdun benim Gözlerinden içtiğim yeşil (siyah) rakımdın benim Hadi git, bir ihanet borcum olsun Hadi git, bu şarkım senin olsun Hadi git, senin canın sağolsun Hadi git-me... n'olursun!
  15. Şu yaralı gözlerimde Bir damla yaş kalmadı Yalvardım insanlara Bir duyanım olmadı Ne çileli kulmuşum Kaç kere vurulmuşum Dertlerle yoğrulmuşum Benim için farketmez Aklımdan hiç çıkmadı Vuranların listesi Bunu benim için çal Yıkıkların bestesi Sende söyle sözlerin kurşun olsun Sende söyle o gözler beni vursun Sende söyle inceldiği yerden kopsun Benim için farketmez... Neler neler görmüşüm İnan saymakla bitmez Sende vursan ne çıkar Benim için farketmez Benim tek dostum yollar Yalanmıs tüm sevdalar Kaybedecek neyim var Benim için farketmez ...
  16. Bu adam benim babam Sekiz köşe kasketiyle Omuzunda sekosuyla hey! Cebinde yok parası Bafra'dır cigarası Yüreğindedir yarası Altı çocuk büyütmüş Bir işçi maaşıyla Bu adam benim babam hey! Ağlama benim babam Ağlama naçar babam Kara gün geçer babam hey! Bir kapıyı kapayan Gene açar babam Ağlama benim babam hey! Ağlama mazlum babam Ağlama naçar babam Kara gün geçer babam hey! Bir kapıyı kapayan Gene açar babam Allah büyük babam hey! Bu adam benim babam Derdi dağlardan büyük Çaresiz (biçare) , beli bükük hey! Bir gün olsun gülmemiş Rahat nedir bilmemiş Gözyaşını silmemiş Bir lokma ekmek için Kimseye eğilmemiş Bu adam benim babam hey! Benim babam mert adamdı Mangal gibi yüreği Yufka gibi kalbi vardı Hayatım boyunca o'na özendim Fedakardı Bir dikili ağacı olmadı belki Ama kendisi Onuruyla yaşayan koskoca bir çınardı Üstümdeki kol kanat Sırtımı yasladığım dağ gibiydi Ben babamın oğluyum Tepeden tırnağa Anadolu'yum...
  17. Gün gelir bunları da unutursun Gün gelir gözyaşını kurutursun Gün gelir bunları da unutursun Gün gelir yüreğini avutursun Zamanla öyle değişirki insan Gün gelir ateşini soğutursun Ağlama yaşamak kumar olsada Ağlama seni vuran yar yar olsada Ağlama mevsim sonbahar olsada Ağaclar ayakta ölür Ağlama seni vuran yar olsada Ağlama saclarında kar olsada Ağlama yaşamak kumar olsada Ağaclar ayakta ölür Şimdiki aklınla yeniden başlaya bilseydin herşeye Pişmanlıkların olmazdı bugüngü kadar Doya doya gülmeleri zaten unuttun Ve sevmeleri Ve sevilmeleri Seneler nasıl da su gibi aktı Hatırası bile öyle uzak ki Başını koyupta bir omuza Güzel şeyleri duymayalı cok oldu Lanet olsun Varsın kimseler bilmesin hayatta mısın Ah``Bu şarkıların gözü kör olsun`` Gün gelir hayata yine doğarsın Gün gelir kahrolduğuna yanarsın Gün gelir hayata yine doğarsın Gün gelir üzüldüğüne yanarsın Yüzünde acı bir gülümseyişle Anarsın geçmiş günleri anarsın Ağlama seni vuran yar olsa da Ağlama saçlarında kar olsa da Ağlama yaşamak kumar olsa da Ağaclar ayakta ölür Ağlama seni vuran yar olsa da Ağlama buraya kadar olsa da Ağlama sonu intihar olsa da AĞAÇLAR AYAKTA ÖLÜR ...
  18. Belki hiç yaşamadım diye düşün Belki yıldızlara hiç değmedi başın Belki balığa çıkmadın hamsi zamanı Trenlerde hiç sigara içmedin Belki hiç oturmadın o tahta iskeleye Ayaklarını denize sokmadın Belki üşümedin,kalkıp yürümedin Belki ayakların hiç olmadı........ Belki yakacak kömürün var senin Yürüyecek yolların Güneşin var kumsalları yıkayan ve şarkıların Ve oooff olanların.... Senin vapurların var Güvertesinde çay sigara Umutların, çiçeklerin. Ağaçların meyve verir zamanında Kuşların bulutlara inat Battaniyelerin var üşütmeyen Yağmurda şemsiyen ve siyah takım elbisen Canın çektimi gelsin rakı, hatta peynir,hatta kavun İster dua edersin,ister küfür Rüzgarların var senin,püfür püfür En çok sevdiğin şiirler ezberinde Cebinde kirbit ve aspirin Domateslerinse kütür kütür Çocukların var senin,alabildiğine yarın Bir evin,kitapların ve çocuklarının oyuncakları Ve sabahlığı karının Bir adın var sana en çok yakışan Öyle çoğul,öyle yanlız............ Belki hiç yaşamadım diye düşün Belki yıldızlara hiç değmedi başın Belki rizeye hiç gitmedin hamsi zamanı Trenlerde hiç sigara içmedim Belki oturmadın o tahta iskeleye Ayaklarını denize hiç sokmadın Belki üşümedin ve kalkıp yürümedin Belki.... Belki senin belkilerin hiç olmadı..!!!
  19. Yokluğuna adandım, Bir anlamda, Mevsiminden tekerrür sabahlarına, Çivi pasından avuçlarına, Kırık uçlarında hayatın gözyaşı, Sırça saraylara gün yüzü, Mahkumluğumsun, Varlıkta yokluğum, Yalnızlığım, Suyun bekleyiş çarpanı sesinden, Nehirler doğuran suskunluğumsun, Ki ben acımasız zamanın, Yüreğine tutunan yelkovanı, Kendi gezegenine doğmamış bir sabahtan, Yaşanmamış bir aşkın arta kalanı, Çocukluğum, Masumluğun gibi büyür içimde, Tomurcuk mevsiminden, Yoksulluğum kalır dudaklarına, Ve yazılmamış yitik tarihinden, Rimbaud'un gözlerinde boğulan, Gözlerimdir sığınan uykularına, Deliren bir okyanus renginden, Acının kıyısız isyanlarına, Usulca, Ardarda sahipsizlik dokuyan, Mazeretsiz bir sevda gibi, Fırtınalar kaldıran ellerinden, Kendi aşkını, Kendi yüreğinde sorgulayan, Dinle, Ey tanınmamış sevgilim, Yalnız ikimiziz burada, Bu şiirde, Bu kayıp şehirde, Şimdinin vaktindeyiz, Gönlünce, Birtek sen kaldırıyorsun havanın soğukluğunu, Hergün artık fırtına, Eskiyen evlerin çatı katı, Değmez bendeki uykusuzluğuna, Ardımsıra, Ey tanınmamışlığı ile yüzüme gülen sevda, Yaşamak herşeyi, Hiçbirşeyden çoğalarak, Kalandır kanayan bir yara gibi avuçlarına, Sensiz düştüğüm büyülü uykularda, Bilesin sevdiğim, Yaşayamadığım herşeydi, Seni hatırlatan mevsimlerde, Yaşadığını sanan, Yalnız senin uğruna...
  20. Yorgunuz, İki ayrı şehirde, Birbirini göremeyen, İki yaşlı çınar gibi, Güneş?e, Yağmur?a, Sevdasına karşı yüreğin, Suçluyuz, Zamana zincirlenmiş, Şafakla yenilenmiş, Türkülerde dillenmiş, Her umudun acısından, Yürek adına, Yüreğini veren her cana, Can borçluyuz, Unutsalar da bizi, Bizim dışımızda, Göğün rengini, Suyun sesini, Rüzgarın nefesini, Boşver be sevdam, Bırak unutsunlar, İçimizdeki yıldızlarla, Biz böyle de mutluyuz...
  21. Sor kendine beni, Sor sevdiğim, Sonra kağıttan gemiler yap, Yelkenleri olmayan, Direkleri mavi bildiğim, Sor beni gördüğün her buluta, Sevdalıların hatırına, Geceleri yıldızlarda parlayan, Denizlerin suskunluğuna bırak beni, Ve çek gökyüzümü üzerine, Dalıp git hayallerin sonsuzluğuna, Çocuklar çıkarsa karşına, Gülümse,uzat ellerini, Ceplerinden çıkarıp verirler sana, Tenimde gizlenen dudak izlerini, Şaşırma, Sabah olacak birazdan, Sor beni yağmurlarına, Sor sevdiğim, Ve pencereden bak bakabildiğin kadar, Gördüğün son noktada, Seni seyretmekteyim.....
  22. SON

    hayat gönderdi Birkan AŞKAN
    Ne acısı kaldı yaşanılandan, Ne hatırlanan yürekte tutunan aşktan, Birgün içinmiş herşey, Herşey yaşanmıyor yeniden baştan, Koşturdu bulutlar içimde, Hüznü aşkla kaplayan sabahtan, Bekledin, Yoktum düşlerinde, Yalnızlık zormuş, Her akşama sensizlik katmaktan, Yazdıklarınla, Düşündüklerinle, Kalelerim düştü artık, Savunmasızca yaşamaktan, Ne acı kaldı benden geriye, Ne de yüreğim, Yüreğinde unutulmaktan, Son elbet unutulmayan için, Diline dolanan silüetin hatırası, Oysa ben, Şiirlerin sayfasında yazan, Üç harf,tek yıllanmış kelime, Yüreğinin sevdalısı, Ellerimle yazıpta verdiğim, Ellerinde kaybolan, Unutulmamak yazgısı....
  23. Kapandı şehrin kapısı, Soluksuz gecede, /Hiçbir günahta eskitilmeyen, Işıkları yandı kaldırımların, Göç zamanı, Sevdiklerim durur karşıma, Avare ruhun çıkmaz sokakları, Yasaklanmış aşkların, Sonsuz geçitlerinde kayıp, Olasılık bayramları, /Yortulan sessizlik, Tuvalde renksiz, Yakamoz vurgunu, Cümleler tutulması, /Serin sularında, Yelkensiz, Bir nefeslik düş kaldı içimde, Gelişimde utangaç, Gidişimde mevsimsiz...
  24. Kendimi ışıktan geçirdim, Göğsüme değen sıcaklığın kanı akar, Yaralarım dağlar tutmaz,/Kartal pençeli, Çürüyen ölüm besbelli geriden, Dönsem yüzüm kime bakar, Islıklanır fırtınadan önce mağrurluk, Yaşamak içindir öncesi bu suskunluk, Dudaklarında diazem,/Gözlerinde umutsuzluk, Sürüyen aşk besbelli geriden, Haritasında bedenin isyana kusursuzluk, Ertelenmiş arsızlıklar tufanı,/Yalanı her gerçeğin, Pencerede çırpınan kanatlar,/Zırhını savuran aşk, Acı giyinen hücrelerde kurşunlanan yasaklar, Us bütününde karışık bir mevsim salatası, Bir Kararsızlığım ben kıyısız her denize, Gerisi dil yarası,/Geçip giden ısırgan otu sancısı, Dokunsalar ölüm yazar duvarların alnındasın, Düşünsen kalansız kaldığın yerde,/Çırpınsan, Tavafı tamamlanan bir ömrün,/Sonundasın, Ben suskunluk,/Yağmur ve kar ötesi,/Belkisi yok, Yarım kalmış bir şarkı dilde,/Dursa da yürek birbaşına, Sen hep koşmalısın,/Beş para etmez hiçbirşey, Kendine iyi bakmalısın...
  25. Biliyorum, Uzun oldu ayrılığın dokunuşu, Klavye köreltisi zamanlar, Baskın gecelerin yorgunluğu, Kara mizah salgını, Tedavülden kalkmanın suçluluğu, Sardı yürekteki yangını, Biliyorum, Yasak savdıran kanunsuzluğu, Haziran tebessümüne düşen, Sesi kısılan martıların yokluğu, Kayaların sabırsızlığı gökyüzünden, Kanadıkça kanayan bir yara gibi, Acı çektiren uykusuzluğu, Çekiyorum ağlardan sabaha karşı, Kalan, Gravür ve telkin, Abartısında zargana, Kendimde dışlanan yolculuğu, Götüren bedenimden, Yaprak döktüren zamana, Sürgün bıraktıran belleğim, Son kez olsun unutkanlığına, Ve uzayan yolların umutsuzluğu, Bırakılmışlığım dudaklarına, Biliyorum, Konuş desen de, Artık dinlenmeliyim, Ben, Hüzünde eskiyen bir geceyim...