Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

Ayser

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

Ayser tarafından gönderilen her şey

  1. Son nefesimde dahi sorulsa bana ?kimdi,? Çıksın yerinden gözüm adını yâd ederdim. Bir mucize yaparak kalkıp gelseydin şimdi, Kör olup aksın gözüm gönlümü şâd ederdin. Beraber okşasaydık sevginin ensesini, Usul usul duyursan yüreğime sesini, Ya da biraz sokulsan koklasa nefesini, Ardından baksın gözüm gönlümü şâd ederdin. Gözlerim hâyâline soğuk soğuk dalınca, Buz bağlayan gecenin ortasında kalınca, Üşüyen ellerimi avucuna alınca, Gözünü yaksın gözüm gönlümü şâd ederdin? Ayser ÖZBAKIR
  2. Acıları unutup kulak vermeden zevke, Merhametli yürekte yakut yüklü taç gördüm. Yükseliş ötesinde vardım diyerek fevke, Ben kendi arşivimde türlü türlü suç gördüm. Amacımdan, arzumdan artık feregat edip, Yenibaştan açılan kapıya konuk gidip, Yaş toprağın karnında sınanmak için yitip, Böylece giderayak gönüllerde öç gördüm? Üç-beş günlük han için nafile yordum kafa, Nerede acı vardı, neresindeydi sefa, Çaktırmadan ardımda kalanlara son defa, Dönüp bakayım derken son gidişi güç gördüm? İhtiyarı, körpesi koşarken akın akın, Bu gidişin dönüşü yoktur, aldanma sakın! Dedim kendi kendime ?yıllar önceye bakın?, Bu âlemden ebede katar katar göç gördüm? Ayser ÖZBAKIR
  3. ?Aşk? diyerek tükensin ömrümüzün son faslı, Her nefes alışımda ?Ya Aşk? diyen dil bende. ?Leyla? diyorsun kolay, özümde duran Aslı, Tüm aşk romanlarında, okuduğun hâl bende? Kurtul yalan dünyadan, gönül tahtımda otur, Dağları, taşları del, aşkın gereği budur, Çiçek aç katmer katmer, istersen meyveye dur, Neyin varsa yüklen gel kaldıracak dal bende? Aşk yolunda can fedâ, nedir bundan şâhâne, ?Katli vaciptir? densin, bundan öte daha ne! ?Geç oldu de, korkarım? uydur başka bahane, Yahût masum bir yalan söyleyiver kal bende? Gecenin ayazında soğuk dokunmaz bize, İtiraf ediyorum, ya gelirsek kem göze! Açıkcası razıyız bir omuza, bir dize, Yum gözlerini uzan, şakacıktan öl bende? Ayser ÖZBAKIR
  4. Birlik için nen varsa, avucuna koy da gel, Geç kalmış sayılmayız hâlâ zamanımız var. İçinde hissettiğin duyguları duy da gel. Sevgi, saygı eşittir dingin limanımız var. Tüm renklerin içinde özlem kokan moru var, Hayat iniş, çıkışlı kolayı var, zoru var, Yaktığımız ateşin közleri var, koru var, Bulutlarla yarışan ılık dumanımız var. Kin denen hastalığın pençesinden kurtul gel, Dün şöyle, bu gün böyle artık kalmasın engel, Dizinde derman varsa ardına bakmadan gel, Nefes alıp verdikçe elbet imkânımız var. Sar sarmala sevdayı sonra gönlüne dola, Sorgu-sual etmeden tut elinden gir yola, Sakın şeytana uyup, bir yerde verme mola! İçinde sevgi gizli süslü imanımız var? Ayser ÖZBAKIR
  5. Manevi boyutu yok, bayram etmeyeceğim, Haksızlık Hak getire, bütün yürekler kısır. Hazzına hasret kalıp yansam tütmeyeceğim, Yaşanmıyorsa eğer bayramlara münhasır? Herkes kendine göre bir yol tutturmuş gider, Göz görmez, kulak duymaz kalkmış tatile gider, İşte tam bu nokta da ?insanım? deme yeter! Düşünmemiz gereken âzamız tutmuş nasır? Yalnız özel gün değil ?kimine? her gün bayram, Adresini verseniz nerde ?samanlık seyran?, Gücü yetmeyen vardır, bakıyor garip, hayran, Çamur üstünde yatar, olsa altında hasır? Zaaflarımız taşkın, bundan hâlimiz yaman, Siyonist?ler pür-neşe kan ağlıyor Müslüman, ?Son gülen iyi güler? bekle! Gelecek zaman, Bayram edersem eğer, ağlar Suriye Mısır? Ayser ÖZBAKIR
  6. Sakın sorma ?ne hâldesin? duyunca için sıkılır, Yaşamaksa yaşıyorum hoş değilim şu aralar. Vedasız çekip gidersen gökler üstüme yıkılır, Yerli-yersiz garip hisler gelir canımı yaralar? Elimden bir şey gelmiyor aylak aylak dolaşırım, Ara-sıra bir duyguyla hâyâllere ulaşırım, Ağlama hastalığının nöbetine bulaşırım, Gözlerimi yaşa boğar unutulan hatıralar? Yanan yalnız yürek değil avucumda köz köz cisim, Evimin her duvarında ya çehresi ya da resim, Başımı öne eğerim dizlerimde ondan isim, Tam da unutmuşum derken bir bir önümde sıralar? Dünya döner güneş batar elde kalan ondan eser, Uyutsa unutacağım gelir nefesimi keser, Göz yummaz kalkar oturur içinde tufanlar eser, Kendini avutmak için gönül maziyi aralar? Ayser ÖZBAKIR
  7. Yastığa baş koyup öyle dalınız, Uzayan geceler harbi saradır. İster kırk kişi ol, istersen yalnız, Gecelerin rengi yine karadır? Uzaklardan ses ver usulca çağır, Bir duyanın yoksa gelmez mi ağır, İstersen isyan et, istersen bağır, Tamamının adı yine naradır? Gözlerde bir tutam uykunuz yoktur, Gözükmez derinde, yaralar çoktur, İster hekim değsin, isterse doktor, Yüreğin köşesi yine yaradır? Ruhun enginlere kaymasın hele, Gücün yetmez olur en hafif yele, İster göz göze gel, ister el ele, Gönül vuslat bilmez yine aradır? Ayser ÖZBAKIR
  8. Sözlerime gem vurdum açıktır algı yolu, Ağzımı mühürleyip çekip gidenler gibi. Boy vermem bundan sonra her yer kırağı, dolu, Zemheride bağımı ekip gidenler gibi? Sinemin üzerinde kollarımı bağladım, Yatağıma sığmadım bir taştım, bir çağladım, Kan çanağı gözlerim saatlerce ağladım, Rengini gözetmeden döküp gidenler gibi? Hem gözden hem gönülden ırak olur deniyor, Böylesi bir rüyayı gel de sen iyiye yor, Acısı bende taze dön kendi içine sor, Etimi tırnağımdan söküp gidenler gibi? Ruhum karanlıklarda sönmüş kandil misali, Sararınca atılan eski mendil misali, Sözcükler düğüm düğüm, lâl olmuş dil misali, İşte böyle maziyi yakıp gidenler gibi? Ayser ÖZBAKIR
  9. Git için huzur bulsun, ben maziyi korurum, Ardında bıraktığın izler bana emanet. Ayrıldığımız yerden ayrılmadan dururum, Bir zaman şaha kalkan ?bizler? bana emanet? Nelere maruz kaldım, ne zamanı ne yeri, Ağzımı laf doldurdun sen söylettin Ayser?i, Siyahlara büründü söndü gözümün feri, Usanmadan baktığın gözler bana emanet? Yüreğim boyun eğdi, aklım sana kin etti, Kurduğun her cümlenin yüzdesi ihanetti, Yemine gerek yoktu her kelimen senetti, Senin dilinden çıkan sözler bana emanet? Artık gücüm yetmiyor en ihtiyar yaştayım, Özümden ara beni topraktayım taştayım, Takvimleri tükettim mevsimlerden kıştayım, Baharlar senin olsun güzler bana emanet? Ayser ÖZBAKIR
  10. Anladım ki, senden insan olamaz, Kudurmuş nefsini etmeden talim. Arayan yanında beni bulamaz, Bir kere bulundum ortada hâlim? Sunduğunu helâl yemek isterdim, Yalnız cürmüm kadar emek isterdim, Kalkarak ?efendim? demek isterdim, Adını dünyaya yazdırdın zalim? Uğraşıp çözerim atarsın düğüm, Belli değil ağladığım güldüğüm, Yaşayışım gizli gizli öldüğüm, Bu sıralar böyle benim âhvâlim? Aklımı binlerce soru kurcalar, Birini yöneltsem susar bocalar, Huzurunda boyun eğer hocalar, Meşrepsiz kendini sanıyor âlim? Ayser ÖZBAKIR
  11. Sana söylüyorum şımarık dünya, Ne yalan diyeyim senden soğudum. Kurgu silsilesi, gördüğüm rüya, Yarını unutup dünden soğudum? O güzelim günler nerede geçti, Felek vurmak için beni mi seçti, Ömrümü su gibi yıllarca içti, İçinde olduğum günden soğudum? Dört bir yanın ateş nere döneyim. Üzerime yağmur yağdır söneyim, İklimler kara kış doğum, güneyim, Yörüngesi eksik yönden soğudum? Güneş tepsi olmuş yıldızlar sunar, İkrama susayan yüreğim kanar, Gözyaşlarım yanaklarımda donar, Ruhsuz giyindiğim tenden soğudum? Ayser ÖZBAKIR
  12. Bir sonraki nesil torunlar anar, Şiirin sözünde bir ruh bulunca. Kirpikler ıslanır dudaklar kanar, Şiirin bağrına hüzün dolunca? Seçer sözcüklerden en çok vuranı, Benimser kendine yakın duranı, Kazır belleğine soru soranı, Şiirin içinde aklı kalınca? Sen yaz havale et, yerini bulur, Emektar göç eder emeği kalır, Şeytan sağır kalsın melekler alır, Şiirin dilinden selâm salınca? Dünya hastalanır, insanlık kanar, Bir nesil unutur diğeri anar, Memleket tutuşur kıyamet yanar Şiir şairinden büyük olunca? Ayser ÖZBAKIR
  13. Şeytanın arkadaşı, dedi ?uy bu ?veliye?, Uydurdun ya serseri en sevdiğin kadını. Akıl ermez işleri ettin-yaptın deliye, Döndürdün ya serseri en sevdiğin kadını? Duyurdum eşe-dosta, elimden tuttu kardeş, Hiç sırtından vurandan insana olur mu eş? Güvenimin ödülü oldu bir tutam ateş, Yandırdın ya serseri en sevdiğin kadını? Eğilmezdim! eğerek yoluna ettin köle, Şimdi kaya gibiyim, kanardım bir dal güle, Ocağımı söndürüp, koru çevirdin küle, Söndürdün ya serseri en sevdiğin kadını? Estin bir bahar günü masum seher yeliyle, Yüreğim susamıştı kanar oldum hâliyle, Girdin şah damarımdan öyle tatlı dil ile, Kandırdın ya serseri en sevdiğin kadını? Ayser ÖZBAKIR
  14. Her gece üşenmeden usulca yol alırım, Derman diye dizime şiire gidiyorum. Etrafım siyah bulut yarı yolda kalırım, Işık diye gözüme şiire gidiyorum? İçimden konuşurum dilimde buruk bir tat, Sazımız, sözümüz bir olmuyorsa da fakat! Orta yolu buluruz sağlarız mutabakat, Onay diye sözüme şiire gidiyorum? Denize düşmüş gibi bir yılana sarıldım, Kırk yerimden kırdılar yüreğimden yarıldım, Yalnız dünyaya değil, bana dahi darıldım, Ayna diye yüzüme şiire gidiyorum? Sinemin üzerinde depreşiyor afakan, Gözümden yaş eksilir yüreğimden damlar kan, Bir medet bekliyorum her tarafımdan bakan! Huzur diye özüme şiire gidiyorum? Ayser ÖZBAKIR
  15. Revamıydı böylesi sevimsiz bir nihayet, Başını önüne eğ, ben sana ne diyordum. Beni görünce değil, hislerinden hayâ et, İçimde ki köşkünde ölmeni istiyordum… Yürünmesi güç olan sevda bağında gezdik, Yatacağımız yerin üstüne basıp ezdik, Doyamadan öylece sevgiyi yazıp çizdik, Okunsa neye yarar, silmeni istiyordum… Divitsiz mürekkepsiz dile gelmişti kalem. Artık sabah olmuyor ışıksız kaldı halem, İçimdeki yangına delildi yer gök, âlem, Allah şahit senin de bilmeni istiyordum… Bakınma göremezsin bizden kalan izleri, Kör olmuş göremiyor yüreğinin gözleri, Söylemek için sana can alıcı sözleri, Ölmeden bir gün evvel gelmeni istiyordum… Ayser ÖZBAKIR
  16. Hak edene açık terakki ufku, Günah tepesini yıktı bu gece. Mescid-i Aksâ’ya seyahat tutku, Duygularım arşa çıktı bu gece… İlâhi huzura varmak ne güzel, Lûtfeyledin Seni görmek ne güzel, Ümmet için suâl sormak ne güzel, Muallak Taşı’nı yaktı bu gece… Bir Cennet bineği benbeyaz Burak, Yumulunca gözler kendini bırak, Halis kul dergâhı olur mu ırak, Bir sırlı göz gizli baktı bu gece… Her an iletilir Hakk’ın daveti, Hoş olursa şayet kulun hâlveti, Helâk olsun nefsin şerli şehveti, Kâinat kıyama kalktı bu gece… Ayser ÖZBAKIR
  17. Her nefes sonrası ölüm zamanı, Nefeslerden ödünç almak isterim. Sönmeden bağrımda hasret dumanı, Ömürden birkaç gün çalmak isterim… Bir tutamlık huzur, bir yudum rahat, Suçlu benim, bendedir çok kabahat, Aklımdan çık diye yirmi dört saat, Ebedi uykuya dalmak isterim… Kulağıma değen sözünde şifa, Susuşun çiledir, söylersen sefa, Kapının önünde bilmem kaç defa, Ölsem, göresiye kalmak isterim… Çemberinden geçiyorken Feleğin, Seçtim de üstünde kaldın eleğin, Sancıyan yüreğin, kırık bileğin, Toprağında huzur bulmak isterim… Konduk göçüyoruz bak birer birer, Kimi ağır-aksak kimi de seker, Biri var gözünden kanlı yaş döker, Ağlayan gözlere dolmak isterim… Ne ki şu bedenin dünyada yeri, Olamazsan insanlığın neferi, Özünü şaşmayan, sözünün eri, Vefa bilenlerden olmak isterim… Ayser ÖZBAKIR
  18. Ya gökyüzü yarıldı, ya da ben öyle sandım, Anılar eski deyip, silen var mı dünyada. Su akar yolu bulur “boş ver” dendi ve kandım, Şöyle dört başı mamur, bilen var mı dünyada… Her şeyde biraz sen var kuşattığın dünyamda, Gönül gözüm uyanık, gel görürüm rûyamda, Yorulmadan yüreğim beklemekte kıyamda, Şöyle dört başı mamur, gelen var mı dünyada… Hiç bir şeyde gözüm yok senli ânlar dışında, Üşümeden yaşarım mevsimlerin kışında, Saklarım gülüşleri gözlerimin yaşında, Şöyle dört başı mamur, gülen var mı dünyada… Daha koklayamadan kurur gül veren bağlar, Yıkılır yerle-yeksan yaslandığın dev dağlar, Kilit vurur diline hem hastalar, hem sağlar, Şöyle dört başı mamur, ölen var mı dünyada.? Ayser ÖZBAKIR
  19. Çiğ düşmüşken bahçelere, karlar varken dağlarıma, Baharda açan güllere, benzettimde sevdim seni. Ne yavruya ne kızana, yüreğimden sızan kana, Usulca geçen zamana, benzettimde sevdim seni. Ne ahlara ne vahlara, mübarek olan kullara, Makbul olan dualara, benzettimde sevdim seni. Kara-gri bulutlara, siçim gibi yağmurlara, Gök yüzünde yıldızlara, benzettimde sevdim seni. Uykunun derin yerinde gecenin voltalarında, Şafağın açan yerine, benzettimde sevdim seni. Çiçek donanmış bağlarda meyve arayan dallarda, Toprağa düşen cemreye, benzettimde sevdim seni. Gökte uçan turnalara belki de göçmen kuşlara, El değmemiş sevdalara, benzettimde sevdim seni. Yeminim olsun Allah`a bir daha sevmem billaha, Yara açmayan silaha, benzettimde sevdim seni... Ayser ÖZBAKIR
  20. Bu duyguyu içime koyan sensin Allah'ım, Unuttur onu bana, ince ince son bulsun. Kulunun feryadını duyan sensin Allah'ım, Unuttur onu bana, uzun gece son bulsun... Hissettiren yine sen, bu da ilahi emir, Öyle zor sınav ki bu, yerler çatlar gök erir, Yumuşacık yüreği zalimler sanar demir, Unuttur onu bana, bu işkence son bulsun... Derdimiz müşterektir bunu bilirim amma, İkrarın var içimde yanılıyorum sanma, Milyon kere çözdüm de, bilinmedik muamma, Unuttur onu bana, bir bilmece son bulsun... Damağıma işleyen lezzetini, tatını, Dudağım alev alsa, anmayayım adını, İstemem onda kalsın taktığım sıfatını, Unuttur onu bana sözler, hece son bulsun... Ayser ÖZBAKIR
  21. Allah`ın bir tek ayı, rahmeti bol Regaip İdrakine vararak ihya ediyormuyuz. Bencilliği unutup el açıp garip garip Bütün masumiyetle, O`ndan istiyormuyuz... Buyuruyorken Mevla benim ayımdır Recep Uyarak bu buyruğa emri dinliyormuyuz Ağlayarak secdede duyarak biraz hicap Bu ayın Rahmetini cidden biliyormuyuz... Cehaletin içinde hep dalmışız küfüre Bu kurtuluş ayına biz inanıyormuyuz Rahmetiyle yıkanıp dalarak tefekküre Huşu içinde durup içten ağlıyormuyuz... Bu aylar bizler için gani gani fazilet Sararak pişmanlıklar tövbe ediyormuyuz Yağıyor üstümüze gece gündüz bereket Bu ay bir daha gelmez dendi duyuyormuyuz... Yaptığımız her şeyi sanıyoruz marifet Hepsi boş fani şeyler deyip gülüyormuyuz Her an O`ndan dileyip her nefeste mağfiret Gaflet uykularını uhren bölüyormuyuz.. Ayser ÖZBAKIR
  22. Yeter! canım sıkıldı hayatıma hükmetme, Nefes alamıyorum, çık git Allah aşkına. Kirlettiğin sevgiyi omuzuma yük etme, İçimdeki köşkünü yık git Allah aşkına... Dolaşma civarımda ruhum hasta oluyor, Bakan gözler benimdir görünen sen oluyor, Aklıma düşmeyiver gözlerim yaş doluyor, Bir tel saçım kalmışsa yak git Allah aşkına... Beni benden edişin ne dün, ne de bugündü, Zamanımı şaştım ben, günüm geceye döndü, Gökyüzünde aradım, bir bir yıldızlar söndü, Tahammülüm tükendi çek git Allah aşkına... Koca dünya dar geldi, gönül bağıma daldın, Saltanat sürüyorken hesapsız karar aldın, Sevgi tohumu ekip, nefret filizi saldın, İçimden köklerini sök git Allah aşkına... Aklınla zarar verdin kendin bindiğin dala, Hatrı için merhaba, sevgi var ise hala, Ben musalla taşında kulağında ses sala, Gözünde ki yaşları dök git Allah aşkına... Ayser ÖZBAKIR
  23. Seviyorum sözünü yürekten söylemişsem, Buna zihninde zemin ister kur, ister kurma. Seni gönül bahçeme mihmanım eylemişsem, Tutmasını bilirim ister dur,ister durma... Şaşırtan bir şefkatle sana sinemi gerdim, Adın dilime düşer ne gam kalır, ne derdim, Canımdan sakındığım sana cömertçe verdim, Sarmışım kollarımı ister sar, ister sarma... Bakınca yakın gördüm sana gelen yolları, Canımda hissederim sende olan halları, Senin için yorarım,dizimde dermanları Sen otur ben koşarım ister yor, ister yorma... İster adımı unut dilersen daha anma, Kendince kurgularla sakın unutur sanma, El açıp yemin saldık beraber Hakk`a amma, Bu doğrunun yoluna ister var,ister varma... Gani gani sunduğum için sevgimle dolsun, Temennim pişman olma dünyan sevgiyle dolsun, Dilediğince kullan sevgim silahın olsun, Bıraktığın yerdeyim ister vur,ister vurma... Olur da senden önce bana gelirse ölüm, Hakkım helâldir sana istersen estir zulüm, Mezarımın üstünde kurumuş beyaz gülüm, Son arzun nedir diye ister sor,ister sorma... Ayser ÖZBAKIR
  24. Ne örfümüzde var ne kanun yazar, Allah'ın emrine uymadan gittin. Kullar kabul etmez melekler kızar, Edep elbiseni soymadan gittin... Lokma yutmaz oldum,yutsam kan kustum Yazgıma gücendim kadere küstüm, Sözlerim mühürlü söylemem sustum, Sessiz isyanımı duymadan gittin... Açtımki boş kalmış avucum elim Sanmıştım ömrümde sağlam temelim, Bir hayatı bir bedende gömelim, Ekip bçtiğimi saymadan gittim. Temennim ömrüne gelmesin zeval Her gece göğünde parlasın hilal Hakkım geçmiş ise; tamamı helal Ayrıldık duama doymadan gittin. Hatırlama artık hiçbir yanımı Kurut damarında akan kanını Bin türlü cefaya soktun canımı Öldürdün mezara koymadan gittin... Ayser ÖZBAKIR
  25. Öyle bir ayrılıktı ki; vücuddan yürek koparcasına acısı sıcak. Gidişlerinden varışa köprülerimde, yarısı kalmış acılarımın konakladığı bir yolculuktu adı. Tarifini hangi başka özne bilirdi ki bu ayrılık cümlesinin. Hangi yaşamayan bilirdi canımın, cebimde sakladığımın, iliklerime vuran kokusunu. Can düşürmüştüm yollarımın kenarlarına. Ezelden ebed kapılarını, aralamıştım bu sebebi boğulmuş düşüncelerimde. Veda vakti ilk ışıklarını bilmem kaç kez vururken duvar saatime, perde başında günü terk etmiş aydınlığa karşı, iki damla yaş dökülüyordu ağlamaktan kirlenmiş yanaklarımdan ve en ağlamamam gereken zamandı tüm zamanlarım içinde. Tutamıyorum hasretin damlalarını içimde, yaradana cılız yakarışlarım boğuldu hasretle kaynayan yaşlarımda. Canımı, candan ötemi, kim koydu benden ayrı... Kıvılcımı düşmüştü kucağıma sebebi can yangınların. Alevlere verdim bu adı ayrılık, tadı zehir hasreti. Yıllanmış, tozlu defterimdeki eski resimler düştü gözlerimin çukurlarına. 'Hepsine veda' ydı bu ayrılık bestemin adı. Kokusunda yılları vardı bu şehrin sessiz akşamlarını izlediğim. Terketmekle, gitmenin farkı düştü zihnimin tenha köşelerine. Çare yokmuydu bu yanlış sona. Elimde olsa yeryüzünde ki güzelliklerin tüm sonlarını üşenmeden tek tek yıkar, temizlerdim yeni bir başlangıca doğru. Sonlardan değildi korkularım. Canlaraydı özlemim, özlemimdi yangınım, yangınımdı ayrılık ve 'hiç sönmeyecek bu özlem yangınlarım' damgasıydı, zihnime yapışan korkularımın en büyüğü. Hasret sebebim her düşünce fikrime, şakaklarıma kadar varan derin bir of dayanır dudaklarımın eşiklerine. Yollarına düşmüştüm artık yeni eksik şehrimin, yarım basacağım ayağını bu bedenin. Bir deniz kıyısında olcağım zamanlarımın cana boğulduğu sıralarda. Karadenizin hırçın lacivert tonu vurcak seni arayan gözlerime... Dağlarının binler tonda yeşilide gözlerini bana dikmiş olacak karşı yamaçlardan, hasretin perdelerini çekmişti gözüme çok öncesinden. Tek başıma gittiğim bu yol ise karaların en karasıydı bakınca boğulduğum. Bir uzak kehanet belirdi umut vadeden, adı Sürmene... Bir an düştü dudaklarımdan hasret kelimeleri usulca, ve yine gözlerimi doldurdum kekremsi yaşlarla, beni anlatan en az ben kadar yorgun bu harabede. Evet, ben değildi Sürmene, ama benim gibi çok ayrılık resmi vardı duvarlarında gizlediği ve hasretlere boğulan binlerce hüznü vardı bu ilçenin. Biliyordum, her akşam buraya gelip, bu denize nazır belde ayaklarımın altına serecek, buradan canımın şehrine bir rüzgar şarkısı mırıldanacağım. Her günün akşamında başlayacak günüm, yalnızlığımın icraları geceleri gelecek götürecek umutlarımı. Seni düşüneceğim bu maviyi, yeşili, yüreğime gem vurarak ve belki beni duyarsın umuduyla bir an olsun uyanacağım ıssız uykularımdan. Döküldü hasretin dağlardan denize, çağlayanlar bile durdu izledi. Gözbebeklerimde acının resmi ve gereksiz ayrılığın ağır ağır hissedilen hasreti… Hal değiştiriyor gözlerime düşen yaşlar yokluğunda. Islak, tuzlu bir kıvam alıyor ve yolunu biliyor yanaklarımın ezberlemiş tüm hatlarını. Bir nafile yakarış ki bu hasrete, beynimin en ücra tenhalarında yankılanır. Defalarca yaşarım senli hatıraları, en az eskisi kadar gerçek vefa kokan bir okadar da kırılgan. Bir kelam düşecek dudaklarımdan hain ayrılığa. Beni ayırdın canımdan, canımı bulduğum varlıktan, ömrümü yollarına serdiğim yıllarımdan. Sen değilsin acıtan, kekremsi bir hasrettir, çağlayan sebebim benim... Ayser ÖZBAKIR