likevoyager tarafından gönderilen her şey
-
İSTERSEN HİÇ BAŞLAMASIN
İstersen hiç başlamasın Bu hikaye eksik kalsın Onca yaraların ardından Yeni bir aşk yaratamazsın Örselenmiş bir çocukluk İşte benim bütün hikayem Kaç sevda geçse de yüreğimden Bu yıkıntıları onaramazsın İstersen hiç başlamasın Geç kalmışız birbirimize Yanlış kapılarla geçmiş bunca yıl Dönemeyiz artık ilk gençliğimize İstersen hiç başlamasın Söz verelim kendimize.
-
AYAKÜSTÜ YAŞANMIŞ ÖLÜMSÜZ AŞK HİKAYELERİ
Her durakta ölümsüz bir aşk edinecegim Bir bakıştan bir duruştan Çağrışımın sonsuz hazından Unutulmaz bir sevgili daha birakacağım ardımda Belki de yaşanabilecek en uzun serüveni terk edeceğim Daha otobüsün ilk basamağında Kim bilebilir ki? Sonrayı, sonrasını kim bilebilir? Gizli gizli veda edeceğim ona, görmeyecek Ve bu duyguyla burkulmuş yüreğim Otobüs camına bağrında kanlı bir ok ile Bir aşk levhası çizecek, ah min-el! Bu da ötekiler gibi kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden Yaşayıp gidecek
-
FOTOĞRAF
Dört kişi parkta çektirmişiz, Ben, Orhan, Oktay, bir de Şinasi... Anlaşılan sonbahar Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli Yapraksız arkamızdaki ağaçlar... Babası daha ölmemiş Oktay'ın, Ben bıyıksızım, Orhan, Süleyman efendiyi tanımamış. Ama ben hiç böyle mahzun olmadım; Ölümü hatırlatan ne var bu resimde? Oysa hayattayız hepimiz.
-
YILDIZ FALI
Barıştan eser yok yıldız falında, Sen benim bahtımın burcu değilsin, Bin aşkın zehri var dudaklarında, Tadılacak gibi acı değilsin. Sormam hazanını, anmam yazını, İlkbaharın gelse çekmem nazını, Kimseye vermesin Rabbim sızını, Çekilecek gibi sancı değilsin. Şahlansın aşk atın, hür bundan böyle, Ne yana dilersen sür bundan böyle, Ne halin var ise gör bundan böyle, Sen benim gönlümün harcı değilsin. Sormam hazanını, anmam yazını, İlkbaharın gelse çekmem nazını, Kimseye vermesin Rabbim sızını, Çekilecek gibi sancı değilsin.
-
YA EVDE YOKSAN
AŞKINLA NE GARİP HALLERE DÜŞTÜM HERŞEYİM TAMAM DA,BİR SENDİN NOKSAN YAĞMUR YAŞ DEMEDEN YOLLARA DÜŞTÜM İÇİM ÜRPERİYOR,YA EVDE YOKSAN YA YOLU KAYBETTİM,YA BEN KAYBOLDUM NE OLUR BİR YERDEN KARŞIMA ÇIKSAN TEPEDEN TIRNAĞA SIRSIKLAM OLDUM İÇİM ÜRPERİYOR,YA EVDE YOKSAN ELBİSEM GÜNDELİK,PABUCUM DELİK HABERİN OLSA DA SOBAYI YAKSAN YAĞMUR İLİĞİME İŞLEDİ ÜSTELİK İÇİM ÜRPERİYOR,YA EVDE YOKSAN SARHOŞSAN KAPINI ÇALDIĞIM ANDA FAHİŞELER GİBİ AÇIK SAÇIKSAN BİR DE UFAK RAKI VARSA MASANDA İÇİM ÜRPERİYOR,YA EVDE YOKSAN SABAHLARA KADAR İÇSEK,SEVİŞSEK NE BEN İŞE GİTSEM,NE SEN AYILSAN DERİN BİR UYKUNUN DİBİNE DÜŞSEK İÇİM ÜRPERİYOR,YA EVDE YOKSAN NE KADAR ÜŞÜDÜM,NASIL ACIKTIM İLKÖNCE SICACIK BANYOYA SOKSAN SANIRSIN ŞU ANDA DENİZDEN ÇIKTIM İÇİM ÜRPERİYOR,YA EVDE YOKSAN YANLIŞ MI AKLIMDA KALMIŞ ACABA MUHABBET SOKAĞI NUMARA DOKSAN BOŞA MI GİDECEK BU KADAR ÇABA İÇİM ÜRPERİYOR,YA EVDE YOKSAN...
-
YILDIZ GÖZLÜM
Bu kez alnından öpüyorum Gidiyorum iki gözüm Neden diye sormazsın biliyorum Seni bu yüzden seviyorum Gece uyurken açık olmasın üstün Ayaza meydan okuma kalın giyin Kendi gider, hatırası kalır Evladiyelik değil aşk dediğin Kirli sakallarımı sevdiğin günden beri Hasat mevsimi gelmedi yüzüme Ayrılık ensemizden hiç inmedi Ellerimse başka ele değmedi Sana benden yalan yok Alnım açık gül yüzlüm Hadi sil gözyaşlarını ve hakkını helal et Yıldız gözlüm Yar yar benim için ağlama Bana o koyar Gezdiğimiz yerler,gördüğümüz günler Yakama yapışırda hesap sorar. Ne bir ölüm ayırıyor bizi Ne de bir celse, sadece gidiyorum Onurum elimde, gururum cebimde Ve seni şimdiden özlüyorum Zenginlik hayallerim fakirlere Baba olabilme özlemimi yetimlere bırakıyorum Sen şimdi bensiz akşamları sineye çekersin Gizli gizli ağlarsın biliyorum Kimseye yokluğumu hissettirmezsin Seni bu yüzden seviyorum
-
BENDEN KURTULMAK
Size hayir dedikçe vazgeçemiyorum Soluk soluga kosuyorum pesinizden Üç ögün yedigim dudaklariniz Zamani içiyorum gözlerinizden Gece oldu mu bir seviniyorum ki Duvarlara gölgeniz düsüyor Durmadan uzuyor boynunuz bende Enseniz güzel ya daha güzellesiyor Tutup gölgenizi soyuyorum Meydana çikiyor güzellliginiz O çizgiler o üçgenler o yuvarlaklar O seyler benden gizlediginiz Hepsi bir bir asikar oluyor Siz uyurken sizden uzakta Ayni yastigi paylasiyoruz he gece Ben bir yatakta siz bir yatakta Gördünüz mü yine kahroldunuz iste Öpüsmekten sevismekten yorulmaktan Bari evet deyin de kurtulun Böyle her gece benim olmaktan
-
BEN EYLÜL SEN HAZİRAN
Bir eylüldü başlayan içimde Ağaçlar dökmüştü yapraklarını Çimenler sararmıştı Rengi solmuştu tüm çiçeklerin Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı Katar gidiyordu kuşlar uzaklara Deli deli esiyordu rüzgar Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar Neydi o bir zamanlar Sevmişliğim, sevilmişliğim O heyheyler, o delişmenlikler neydi Ne bu kadere boyun eğmişliğim Ne bu acıdan korlaşan yürek Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım Beni kötü yakaladın haziran Gamlı, yıkık eylül sonuma Bir ilk yaz tazeliği getirdin Masmavi göğünle Cana can katan güneşinle Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime Çiçekler açtı dokunduğun Çimler büyüdü yürüdüğün Ve güller katmer oldu güldüğün yerde Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi Oldurduğun yemişlerin ağırlığından Dallarım yere değiyor Güneşi batmadan saçlarının Bir dolunay doğuyor bakışlarından Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan Ölebilirim artık Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma Baksana; parmak uçlarım ateş Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan Benimle meydan oku her çaresizliğe Benimle uyu, benimle uyan Birlikte varalım on üçüncü aylara
-
BEN SENİN EN ÇOK
Ben senin en çok sesini sevdim Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren Bana her zaman dost, her zaman sevgili Ben senin en çok ellerini sevdim Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak Nice güzellikler gördüm yeryüzünde En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak Ben senin en çok gözlerini sevdim Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil Ben senin en çok gülüşünü sevdim Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran Unutturur bana birden acıları, güçlükleri Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman Ben senin en çok davranışlarını sevdim Güçsüze merhametini, zalime direnişini Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim Tüm çocuklara kanat geren anneliğini Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini Ben senin en çok bana yansımanı sevdim Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...
-
BİR VEDA HAVASI
Vakit tamam!.. seni terk ediyorum. O bütün alışkanlıklardan Ve bütün sıradanlıklardan öteye, Yorumsuz bir hayatı seçiyorum. Doyamadım inan, Kanamadım sevgiye... Korkulu geceleri sayar gibi, Deprem gecesinde bir yıldız, Birdenbire kayar gibi; Ellerim kurtulacak ellerinden, Bir kuru dal, ağacından Çatırdayıp kopar gibi... Aşksa bitti... Gülse, hiç dermedik. Bul kendini kuytularda, hadi dal! Seninle bir bütün olabilirdik... Hoşça kal gözümün nuru, Hoşça kal... Vakit tamam!.. seni terk ediyorum. Bu, kırık ve incecik Bir veda havasıdır. Tutuşan ellerimden Parmak uçlarına değen sıcaklık, İncinen bir hayatın yarasıdır... Kalacak tüm izlerin hayatımda. Gözümden bir damla yaş, Sızlayıp resmine aktığında; Bir yer bulabilsem keşke Bir yer, seni hatırlatmayan; Kan tarlası gelincik şafağında... Ölümse, korktun. Savaşsa, hep kaçtın... Vur kendini kuşkularda, hadi al! Sen bir suydun oysa, Sen bir ilaçtın... Hoşça kal canımın içi, Hoşça kal.
-
AH ULAN RIZA
Neden halâ gelmedi, yoksa Saati mi şaşırdı hıyar? Gerçi hiç saati olmadı ama En azından birine sorar. Cebimde bir lira desen yok, Madara olduk meyhaneye! Ah eşşek kafam benim, Nasıl da güvendim bu hergeleye! Gelse, balığa çıkacaktık, Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık. Kafamız tam olunca, şarkılar döktürüp Enteresan hayâllere dalacaktık. Bu sandalı geçen hafta denk getirip Çalıntıdan düşürdük. Arkadaşlar ısrar etti, Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük. Saat sekizde gelecekti, Bana birkaç milyon borç verecekti. Yoksa o nemrut karısı kaçtı da Onun peşinden mi gitti? Eğer öyleyse yandık, Gudubet gene yaptı yapacağını! Geçen sene de merdivenden itip Kırmıştı Rıza'nın bacağını. Abi, kadında boy şu kadar; Kalça fırıldak, göz patlak, kafa çatlak! Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak, Ya horlarken Rıza'yı boğacak! Bak, şimdi acıdım, aşkolsun adama, Ben olsam, vallahi baş edemem!.. Hele beş tane velet var ki boy-boy, Allah'tan düşmanıma dilemem! Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur, Herkesin suyuna gider. Yoksa, kalıba vursan hani, Tek başına on tane adam eder! Bir keresinde, hiç unutmam Üç-beş zibidi haraca dadandı; Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi Herifleri hastaneye kadar kovaladı! Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik, Aynı kafadaydık. Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu, Biz, başka havadaydık. Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır, Aynı takımı tutardık. Fener'in her maçına iddialaşıp Millete az mı yemek ısmarladık!.. Bir tek askerde ayrıldık, Bana Bornova düştü, ona Gelibolu. Döner dönmez evlendirdiler, En büyük salaklığı da bu oldu!.. Bense hiç düşünmedim, zaten param yoktu. Hep tek tabanca gezdim. Benim beğendiğimi anam istemedi, Onun gösterdiğini ben sevmedim. Neyse, bunlar derin mevzu... Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek. Ufaktan yol alayım Anam evde yalnız, şimdi merağından ölecek!.. Gittim, vurup kafayı yattım; Rüyamda gördüm, gülümseyerek geldiğini. Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp Hastaneye kavuşmadan can verdiğini!.. Vay be Rıza!.. Sonunda sen de düşüp gittin Azrail'in peşine! Dün, boşuna günahını almışım, Ne olur, kızma bu kardeşine! Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler Ne kolay söylediler! Sanki dev bir taş ocağını Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler! Ah dostum... o kocaman gövdene O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler? O zalim tabutun tahtalarını Senin üstüne nasıl böyle çivilediler? Yani sen şimdi gittin, yani yoksun, Yani bir daha olmayacak mısın? Yani bir daha borç vermeyecek, Bir daha bira ısmarlamayacak mısın? Peki, beni kim kızdıracak, Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak? Peki, beni bu köhne dünyada Senin anladığın kadar kim anlayacak? Ulan Rıza... ne hayâllerimiz vardı oysa, Ne acayip şeyler yapacaktık... Totoyu bulunca dükkân açacak, Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık. Talih yüzümüze gülecekti be!.. Karıyı boşayıp sıfır mersedes alacaktık. Hafta sonu iki yavru kapıp Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık! Ah ulan Rıza... bu mahallenin, Nesini beğenmedin de öte yere taşındın? Ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki, Benim en kıral arkadaşımdın!.. Ah ulan Rıza... ben şimdi, Bu koca deryada tek başıma ne halt ederim? Senden ayrılacağımı sanma, Bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim!..
-
GELME SAKIN PERİŞAN OLACAĞIM
Öfkemin gülleridir, yağmura döner yüzünü küsüp senin güneşine İçilecek bir kadeh schnaps'unu yarım bıraktım Gelme. Gölgeni yıkma yoluma bocalıyorum Kasırgalar yaratma öyle çılgınca Korkulu soluklarda geniş olmak kim Yaşadıkça yaklaşırım sandım - oysa suyun ateşle uyumsuzluğu gibisin Kopabilir desem en ince yerinde Geçmişe uyanan gözlerinin Ateş gemilerini bir bu ürkütür Şimdi uzaktan gülüp geçtiğim Şimdi uzaktan gülüp geçtiğim Ne mi çıkar güneş tutulmasından Nasıl mı çocukluğum Ben o zamanlar da böyle üşürdüm Evlerde katı yönetimli kuklalar çatışmalara hazırlar saygımı Beklediğim günlere daha ne kadar Anlatılmaz umutlara merhaba Hatırlatma bütün onları ve onları Benzer benim çektiklerim Peygamber Yusufa Bir anda çağrışımlar yok edince zamanı Uzaklaştıkça ölçülere vurması kolaylaşan Nasıl mı çocukluğum Geçti mi çocukluğum Çocukluğum mu - hiç yaşamadığım Bırakır her yerde kendini hüzne Unutmak pazarında en pahalı Buyruklar - buyruklar - buyruklar buyruklar - itirazsız - hep baş üzre Düşünmekti ezen gözlerimi yük yanlıştı yanlış şu benim korkularım ürkerek birer mum gibi yöresi sönük. Ve bir gün yürüdüğünü her şeyin Ve bir gün eh işte nasılsa korkularımı bilinçle kovdum Dur dediler dinlemedim Koştum İsyanım onlara oh ola. Belki özüm orda diye İlle de İstanbul dersen Hırçın bir deniz bulacaksın kıyıda Sonra çok bunalıma itecek seni karanlığa kurşunla yazılan teoriler ve gölgelerin saygısız büyüklüğü aslına oranla Gerekirse açıp bütün köprüleri Yılma, yüklen şiirlere Gücün Kartaca. Kesin ayrılıklara yeni çiçek serpmek en duygulu serüveni yaşarken güneşi güldürse de arada bir buzulları çözmeye yetmez Ağusunu yüreğime akıtan aşkından yeni kavuştum kendime yine ayırma Geçitlerde yol vermez yabanlar Derim ki kimse aramadı böylesine kendini bulmak için benim kadar. Benim kadar hiç kimse öyle ülke ülke dolaşıp... Uzun da olsa yollar ne çıkar sabrımı almışım yedeğime Ne çıkar uzatsa anılar ahtapot kollarını Varsayıp her şeyi hiçbir şeye Giderim doğacak günlere. Sen yine eskiden olduğu gibi Zenci mızrakları havayı yırtarken Tam tamına katıksız Malraux'yu mu okuyorsun akşam üzerleri Bağ bozumu türküler yakılan o sancılı günlerinde dört mevsim - Hayli yakın eskidikçe onlar bana - Ateşleri yak da öyle oku Çünkü fenerini elinden alıyorlar Diyojenin. Geciken bir şey var güz sularında Bilmesem bahar belki diyeceğim Artık hiç olmadık yerlerdeyim senden uzak Söyleyemeden o çok ezberlediğimi Düşüncenin yorulduğu yerden Acıyla bıraktığım o köşeye yeniden dönmek mi İstemem bırak - Çoğalan acılara yeni direnç nerede - Oz şiirlerin Tanrısal havasında Gelmesin eski aşklar Yeni saltanatıyla. Gelme sakın perişan olacağım.
-
ÖYLESİNE SEVMİŞTİM
Şimdi gidiyorsun, git Bütün sabahları üşüdüğüm Bütün gördüğüm senli günlerim,onlarda gitsin İçimde bir şarkı Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin Yıldızları da alsana yanına gökyüzünden Sevdiğimiz şarkıları da Pencereme konan yusufçukları da Bana karanlığı bırak Beni bırak, beni böyle bırak Böyle ansızın, böyle yakışıksız Böyle anlamsız, böyle dağınık Öyle kapıda susuşun Öyle sarsak, öyle serkeş, öyle çerkes duruşun Öyle sağlam, öyle bir de vuruşun Koy beni sensizliğe Ve otursun içime kül gibi kor yangının Şimdi gidiyorsun, git Hadi git Hepsi hepsi bir sevda benimkisi, al da git Hadi kanatma Hadi yıkma Hadi dokunma Zaten ben seni öylesine sevmiştim Şimdi gidiyorsun, git Bütün sabahları üşüdüğüm Bütün gördüğüm senli günlerim,onlarda gitsin İçimde bir şarkı Gözümde bir ışık kalmıştı her şeye inat Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin
-
NASIL BİR SEVDAYSA
Nasıl Bir Sevdaysa... Ay çok mu gecikti nerdeyse çıkar Sen yalnızlığıma varır varmaz Az sonra yağmuru durduracaklar Rüzgarı değiştirdim Ustura ağzı poyraz Yok canım yıldızları unutmadık Mutlaka yerlerinde bulunacaklar Kenarı yaldızlı mavi bir karanlık Sütlü çıplaklığını örtecek kadar Senin için olduğu asla bilinmeyecek Yapraklarını birden dökecek dutlar Şafak sökerken sekiz on kadar şimşek Balkonda işlemeli müstesna bulutlar Ayak bastığın an şehir de değişebilir Yoksa Moskova'mı Belki Berlin belki Dakar Belki 30'lardan mehtap yorgunluğu İzmir Körfez'de şerefine donatılmış vapurlar Nerede ne zaman kaç kere yaşadık Nasıl bir sevdaysa eskitememiş yıllar Bitirdiğimiz herşeye yeniden başladık Dudaklarımızda birbirimizden mısralar
-
TUT Kİ GECEDİR
tut ki gecedir karanlık sıvaşır ellerine camlardan birden kırmızıya döner trafik ışıkları kükürtlü dumanlar yükselir korkuya batmış camkırığı adamlardan tehlikeye büyür sakalları tut ki gecedir ihbarlar birer sansar bir telefondan bir telefona atlar yeraltı örgütleri tetik üstünde adres değiştirmiş silah kaçakçıları fahişeler birbirinden kuşkulanıyor tut ki gecedir katiller huzursuz hırsızlar sinirli hainler ürkekçedir elleri telefona kendiliğinden uzanıyor ihanete gece müthiş bir gerekçedir ihbarlar birer sansar bir telefondan bir telefona atlar ihanet bir bilmecedir
-
KİMİ SEVSEM SENSİN
her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet sarışın başladığım esmer bitiyor anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli dudakları keskin kırmızı jilet bir belaya çattık / nasıl bitirmeli gitar kımıldadı mı zaman deliniyor kimi sevsem sensin / hayret kapıların kapalı girilemiyor * * * kimi sevsem sensin / senden ibaret hepsini senin adınla çağırıyorum arkamdan şımarık gülüşüyorlar getirdikleri yağmur / sende unuttuğum hani o sımsıcak iri çekirdekli senin gibi vahşi öpüşüyorlar kimi sevsem sensin / hayret in misin cin misin anlamıyorum
-
GECELER
Bir dağın başındayım, yapayalnız, karanlık. Karlar var bembeyaz. Bir kapı önündeyim ardı nedir bilinmez, sevmek var zamansız. Ölüm kalanlarım uydurması, ateş yananların. Doğru bir yoldur ancak dönüşü olmaz yanlışa. Geceler bana seni anlatıyor, geceler bir ateştir yanıyor, geceler bir hüzündür sarıyor, geceler bir umudum yok mu? Bi yolun başındayım. Yorgun argın, kararsız. Karlar var, kuru dallar sapsarı. Bir aşkın buhranında sensizlik derdindeyim. Bitmek var, gitmek var çaresiz.
-
BU KADAR MI BÜYÜKSÜN AŞK?
İçimi kemiriyor, bir uyurken mutluyum. Yalan da olsa, bir umut bırakmıştım acil durumlar için minicik bir avuntu. Belkide beni sevmişti gerçekten. Hastir çekecek zaman değil. En tutarlı olan ben olmalıyım. Çünkü bütün suç sadece ve sadece benim. Ne geçmiş ne gelecek, şu an bile hiç yok gibi. Bu kadar mı büyüksün ey aşk! Gerçekten bu kadar mı güçlüsün! Her şeyin üstünde, her acının önüne geçecek kadar mı?
-
ADI KONMUŞ AYRILIĞIN
Ben o eski ben değilim, çok değiştim elde değil Ben o eski ben değilim, yüzüm gülse içim zehir Ayrılığın sürükleyip kıyılara vurdu beni Kaybedenler kumsalında her gün ağlıyorum Akan yıllar sürükleyip kıyılara vurdu beni Kaybedenler kumsalında seni bekliyorum Esti rüzgarlar Bir şiir oldun dudaklarımda Tarih olmuş şarkılarda Hep seni söylüyorum Adı konmuş ayrılığın çok iyi biliyorum Seni hala seviyorum Günü geçmiş bir sevdayız çok iyi biliyorum Seni hala seviyorum.
-
BULANA KADAR
Bir nehirden geçti ruhum. Hamdı yürek, aşkta yoğruldum. Nice yoldan akıp geldim. Çok hırçındım, şimdi duruldum. Denizi bulana kadar akar sular. Geçer yürek duraklardan. Özünü bulana kadar akar yaşlar. Geçer yürek korkulardan...
-
KÖYÜMÜN YAĞMURLARI
Eğer ölürsem buralarda. Eğer benim için ağlayan biri varsa başucumda. Eğer ölürsem buralarda. Vasiyetimdir beni götürsünler doğduğum topraklara. Beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar. Başucumda biten yediverenler, aşıklar ağlasınlar.
-
SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ?
Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum Yıkadılar aldılar götürdüler Babamdan ummazdım bunu kör oldum Siz hiç hamama gittiniz mi? Ben gittim lambanın biri söndü Gözümün biri söndü kör oldum Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak Söylelemesine maviydi kör oldum Taşlara gelince hamam taşlarına Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi Taşlarda yüzümün yarısını gördüm Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü Yüzümden ummazdım bunu kör oldum Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
-
SENİ SEVDİM !
Seni sevdim, Seni birdenbire değil usul usul sevdim. 'Uyandım bir sabah' gibi değil, Öyle değil nasıl yürür özsu dal uçlarına Ve gün ışığı sislerden düşsel ovalara... Seni sevdim... Artık tek mümkünüm sensin.
-
SEN
ve gözlerin gelir aklıma ve sözlerin gidişin gitmiyor gözümün önünden ve izleri derin ilk değilsin bu senin de bildiğin ve yine biliyorsun sen son sevdiğim şimdi uzaklardasın ben çamlar arasında bir hastane odasında ciğerimde bir ince hastalık içimde kapanmak bilmeyen bir yara ve sanki elimde inadına bir sigara biliyorum dönmeyeceksin hatta arkana bile bakmazsın gün gelir belki bir yuva kurarsın oğlun olsa benim adımı koyar mısın gittin dağ gibi sevdamı devirip ardında gittin allahaısmarladık bile demedin sazlar çalınır çamlıcanın bahçelerinde o şarkıyı bir daha hiç söylemedim şimdi elimde bir bardak çay ve dudağımda buruk bir tebessüm kendi kendimi üzmemeye söz verdim ve ben seni hayatımın bir musalla taşına en yakın yerinde sevdim ısrar etmedin kendine beni sev diye beyaz bulutlar gibi sırtını rüzgarlara verip gittin bense durdum ve bekledim ve ben seni hayatımın bir musalla taşına en yakın yerinde sevdim
-
GEÇMİŞ YAZ
Rüya gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle Her anını, her rengini, her şiirini hazdan. Hala doludur bahçeler en tatlı sesinle! Bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin: Geçmiş gecelerden biri durmakta derinden; Mehtap... iri güller... ve senin en güzel aksin... Velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde! YAHYA KEMAL BEYATLI
Jump to content