likevoyager tarafından gönderilen her şey
-
VEDA ŞARKISI
Geçti günler habersiz, ne kaldı ki yarına Yalnız bir özlem içimizde, Silivri akşamlarına. Öpüştük denizle, buluştuk dalgalarla, Uçuştuk martı, martı, küçücük sevdalarla, Ayrılmak acı belki, elvadalarla. Geçti günler sessizce ne kaldı ki yarına Yalnız bir özlem içimizde, Silivri akşamlarına. Deniz mavi, gök mavi, minik sevdalar mavi, Aşkla keder yan yana mutluluklar müsavi... Tam yanmağa başlarken gönüllerin alevi Geçti günler sessizce ne kaldı ki yarına Yalnız bir özlem, Silivri akşamlarına. İçimizde bir şey var, tarifi yok/kırık. Havaya uçan sevda bir kısacık hıçkırık, Boşuna, kaçamayız, en sonunda ayrılık, Geçti günler sessizce, bir şey kalmadı yarına Yalnız bir özlem, Silivri akşamlarına.
-
BİR GÜN KAPINA GELSEM
Bir karanlık geliyor yokluğunun ardından Ne zaman güneş batsa bu son gecem diyorum Vazgeç yalan dünyanın köhne saltanatından Yetişir bunca keder, bunca elem diyorum Her şey sağır içimde ne şiir ne musiki Dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski Öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki Bune bitmez ayrılık bu ne özlem diyorum Beni çağırdığını bir defa duyabilsem Avuçlarımda ateş, yorgun gözlerimde nem Aşarak denizleri bir gün kapına gelsem Başımı duvarlara vurup ölsem diyorum
-
BİR YERDE ÖLÜM GÜZEL OLUYOR
İnsan bir kere ölüyor ne fena Bu düzeni değiştirmeli Bir kere yaşamalı; çok çok ölmeli En büyük kederler bizim için Bizim için karşılıksız sevgiler Kör kuyular, çıkmaz sokaklar bizim için Dünyaya nasıl gelmişiz sormayın Saygı değer annelerimiz incinmesin Her yerim ayrı ayrı ölmeli Yoksa ölüm yok bana dünyada Bir kurşun beynime girsin Bir bıçak kalbime saplansın Kızgın bir demir dağlasın gözlerimi Sonra gelsin bir manga asker Sert bir komut; bir yaylım ateş Bırak kim bağlarsa bağlasın gözlerimi. Çok düşündüm bilek damarlarımı kesmeyi Rönesans öncesi devirlerden kalma zehir içmeyi Ve düşmeyi yüksek kulelerden mermerler üstüne Ayaklarıma taş bağlayıp denizler altında ölmeyi Yine de ölmedim görüyorsun, ölmedim O asağılık hesaplar, küçük korkular bırakmadı beni Belki de sen bırakmadın, bilmiyorum Bıraksaydın çoktan unutmuş olacaktın Halbuki şimdi benden kaçman da zor Anlıyorum beni sevmen de zor Dedim ya bir yere kadar yaşamak güzel Ama bir yerde ölüm güzel oluyor.
-
SEVDALAR BÖYLE BAŞLAR
Önce dünyama sesin girdi özlemli, kisik Bir mutluluk muştusu gibi ta uzaklardan Çok sonrasi öptügüm o gül dudaklarindan Önce sesindi cagiran beni gür ve aydinlik Önce küçük ellerin kondu avuçlarima Yolunu şaşirmiş bir kuş gibi, ürkek Aliştim herşeyine, her yerine giderek Saplandin ignelerce parmak uçlarima Önce bir akşamdi gelen seninle dopdolu Inanilmaz, doyulmaz, anlatilmaz, kanilmaz Bir akşamdi sevgiden, apaydinlik, bembeyaz Bir akşamdi, alev alev istekli, duygulu Herşey gerçekti, öylesine güzel, yalansiz Agladim sensiz geçen ve geçecek günlere Sende ölümsüzlügün çagrisini duydum önce Sonra tutuşup, yandim ben, sevdalandim apansiz.
-
UNUTMA Kİ
Sen uykusuzluk nedir bilir misin Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı Gözlerini tavana dikip Düşündüğün oldu mu bütün gece Ve bütün bir gün Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç Gelmeyince Seni aramayınca Ölesiye ağladın mı Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların Ona ait ne varsa Bir bir hatırladın mı Sen günden güne erimeyi bilir misin Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi Bir teselli aramayı Issız parklarda, tenha sokaklarda Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda Deli divane yollara düşüp Yaşlanmış bir köpek gibi Eskimiş bir gömlek gibi Atılmışlığını hissettiğin oldu mu Sevmekten Günler geceler boyunca yürümekten Elin ayağın yoruldu mu Sen yalnızlığın acısını bilir misin Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı Bütün gururunu çiğneyip Sevdiğinin geçtiği yollarda Bastığı toprakları eğilip öptün mü Sen çaresizlik nedir bilir misin Sen yokluk nedir gördün mü Yanan başını Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden Sen her gün bin defa öldün mü Böyleyim diye ayıplama beni Bir gün kendimi Sonsuzluğun koynuna bırakırsam Yaralı ve yenik bir asker gibi Darılma Unutma ki Her seven isimsiz bir kahramandır Unutma ki İnsan; sevebildiği kadar insandır.
-
ERKEKLER DE AĞLAR
Kederler vardır yağlı bir ilmek gibi Dolanır boynumuza kör gecelerde. Bir boşlukta durmadan sallanır insan Ki ağlamak son çaredir o yerde. Gözyaşı... O ilk isyanı çocukluğumuzun Bir nehrin yatağından ilk taşması, Yaşamak, sele boğulması arzuların Ve nehirlerin sonunda bir denize karışması Ölür zamanla anılar, dostlar, sevgiler Bir yürek ne kadar dayanır bu özleme? Çalgılar çalmaz olur, şarkılar biter O yer son çizgidir erkekte direnmenin, Son gülüş de uçar gider dudaklarından Bir damla yaş süzülür solgun yanaklarından.
-
YANAN GÜL
Ne kadar saklasan özlediğin belli Söndüremezsin içindeki yangını Başlamışsa zamanların en güzeli Artık susturamazsın dudaklarını Anlatır özlemini bana derinden Yanan alnınla, terleyen avuçların Alevler taşarken gözbebeklerinden Yakar değdiği yeri parmak uçların Çok geç bu sevdadan dönebilmek için Bak! Şimdi seninle dopdolu aynalar Bu özlemli halinle daha güzelsin Benim de saçımdan tırnağıma kadar Tutuşan, yanan bir şey var her yerimde Sen şimdi alevden bir gülsün ellerimde.
-
BİLİR MİSİN?
Tam sınırdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin? Nöbetçiler ha gördü, ha görecek Parmaklarının ucu dikenli tellere değdi değecek... Ama... Bir adım daha atamazsın. Uzanıp tutamazsın; Göz pınarlarında donup kalır hayallerin Planların, kaçışın, kurtuluşun Ve deler sevgi dolu yüreğini Sevgi bilmeyen bir kurşun. Bir okyanus da boğulmak nedir bilir misin? Batan bir gemiye el sallayamamak, Oturup ağlayamamak, Birkaç kulaç ötedeki Bir tahta parçasını tutamamak, Nedir bilir misin? Sevmek nedir bilir misin? Bir şeyler tutuşur yüreğinde kıpır kıpır Bütün benliğini sarar, ısıtır. Her gülüşte yeniden doğarsın Ve bin kere ölürsün her iç çekişte Nasıl anlatsam bilmem ki. Yani "sevmek" işte. Duymak nedir bilir misin? Duymak, ama anlatamamak Çemberini kıramamak kelimelerin. Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek "Seviyorum" diyememek Yani ölümü yaşamak nedir bilir misin?
-
SENİ DÜŞÜNMEK
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey... Fakat artık ümit yetmiyor bana, ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum...
-
VEDA
Hani o birakip giderken seni Bu öksüz tavrini takmayacaktin? Alnina koyarken veda buseni Yüzüne bu türlü bakmayacaktin? Hani ey gözlerim bu son vedada, Yolunu kaybeden yolcunun dagda Birini çagirmak için imdada Yaktigi ateşi yakmayacaktin? Gelse de en aci sözler dilime Uçacak sanirdim birkaç kelime... Bir alev halinde düştün elime Hani ey gözyaşim akmayacaktin?
-
DEMEDİM Mİ?
Demedim mi bu hasret bitirir seni Ay dolanır gider, yalnız kalırsın. Her gün yeni baştan dağılır, ufalırsın Demedim mi yüreğim sevme! İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz Geri dönen hangi güvercinin var? Senin hangi çiçeğini sakladı bahar? Demedim mi aklım inanma! Birgün naza çeker kendini demedim mi? Görmesen, zindana döner bu şehir Görsen, umursamaz, aldırmaz kafir. Demedim mi gözlerim bakma! Demedim mi bu ürperten sıcaklık Bu taze güzellik kaybolur birgün? Sonra boşu boşuna aranır, dövünürsün Demedim mi ellerim dokunma! Demedim mi birgün susar şarkılar Sesine ses veren rüzgarlar olur İstediğin kadar artık bekle dur Demedim mi kulağım duyma! Bir gün çıkıp gideceği belliydi Ayan-beyan belliydi anlayamadın. Başka bir rüyada şimdi o kadın Demedim mi kollarım sarma! Bütün çektiklerim senin yüzünden Gölge bile geçirmezdin bir zaman üzerinden Ah! Şimdi paramparça oldun binbir yerinden Demedim mi gururum kırılma!
-
İSTANBUL'A KAR YAĞIYORDU
Yetmişdokuzun kışıydı Sertti, soğuktu İstanbul'a kar yağıyordu Kömür yanıyordu sobalarda Geceleri polisler, bekçiler oluyordu Bir de biz oluyorduk Ölümüne üşüyorduk ha, Yalan yok, polisler de üşüyordu Onaltı yaşındaydım Herşeyi bükecek bileğim vardı Onaltı yaşındaydım Aslan gibi ortadaydım Gündüzleri, okulda coğrafya defterimin arkasına Senin için şiirler Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için Kahrolsun yazacak kadar adamdım Onaltı yaşındaydım Ne senin haberin oluyordu şiirlerimden Ne de birileri kahroluyordu Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden Onaltı yaşındaydım Yalan yok Ben yazmaya böyle başladım Coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer Yıkıldı gitti Şimdi güzel kağıtlara yazıyorum Kocaman laflar ediyorum Marşlar biliyordum Kitaplar okuyordum Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan İstanbul'u seviyordum Seni seviyordum Dualar öğreniyordum Meydanlarda toplanıp bağırıyordum Herkes gibiydim Herkes kadar cesur Herkes kadar korkak Herkes kadar filinta delikanlı Ve herkes kadar buralı Yetmişdokuzun kışıydı Sertti soğuktu İstanbul'a kar yağıyordu Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken Haliç'in arkasında toplanıyorduk Gece adamı içine çekiyordu Biz geceyi içimize çekiyorduk En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları Herkes beni seviyordu En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa Coğrafya defterimin arkasına Bunu kimse bilmiyordu Sizin evin duvarına "kahrolsun" diye yazıyordum Ve hızla kaçıyordum Sizin evin duvarına birkez olsun "Seni seviyorum" diye yazamadım O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu Dedim ya Yetmişdokuzun kışıydı Sertti soğuktu İstanbul'a kar yağıyordu
-
NE BÖYLE SEVDALAR GÖRDÜM NE ...
Ne zaman seni düşünsem Bir ceylan su içmeye iner Çayırları büyürken görürüm Her akşam seninle Yeşil bir zeytin tanesi Bir parça mavi deniz Alır beni Seni düşündükçe Gül dikiyorum elimin değdiği yere Atlara su veriyorum Daha bir seviyorum dağları
-
YALNIZLIK
Ben yalnızlığı Gökte uçar gördüm Ben yalnızlığı Garip naçar gördüm Ben yalnızlığı Gelip geçer gördüm.
-
VAR MISIN?
Zor değil kavuşmak sen de istersen, Kaptan da ben olurum, tayfa da ben, Mutluluk yaşanan sâhile yelken, Açalım seninle desem, var mısın ? Doğmak-ölmek kader, yaşamak sanat, Söylesene kime yaramış inat, Takıp kollarımıza iki kanat, Uçalım seninle desem, var mısın ? Kargadan başka kuş konmazmış leşe, Palamuttan başka ne verir meşe, Birlikte her yere mutluluk, neş?e, Saçalım seninle desem, var mısın ? Varsın deli dîvâne desin çoğu, Dilersen batıya, istersen doğu, Bırakıp bir kenara varı yoğu, Kaçalım seninle desem, var mısın ? Otursak bir yerde şöyle yan yana, Koyu bir sohbete dalsak can cana, Doldursa sâkîler biz kana kana, İçelim seninle desem, var mısın? Farkına vardın mı? Bu iş uzadı, Düşünmeden vur bıçağa masadı, Bizdik sevgi eken, şimdi hasadı, Biçelim seninle desem, var mısın ?
-
AĞUSTOSTA KAR
Ağlasan hisseder burdan duyardım, Zor günde yanında yine ben vardım, Demek senin için sâde kumardım, Başkası için at bundan sonra zar, Yağdırdın gönlüme Ağustosta kar! Hani sen sevince başka severdin, Sev de Leyla kimmiş, bende gör derdin, Ne yüzüm güldü ne bir gün gösterdin, Bir bir anlatmaktan ar ederim ar, Yağdırdın gönlüme Ağustosta kar! Dedin mi bir gün "al şunu yesene" Bildiğin tek şey var "çıkıp gelsene" Haydi artık sen de bir şey desene, Çektiğim yetmez mi dahası mı var? Yağdırdın gönlüme Ağustosta kar! Boşa gider sıkma artık kurşunu, Kıymetlisin, kursun anan turşunu, Biraz geç de olsa anladım şunu, Senden ne sevgili olur ne de yâr, Yağdırdın gönlüme Ağustosta kar!
-
ÖZLENDİNİZ
Kurşun sesi kadar hızlı geçer yaşamak; Öyle zordur ki, kurşunu havada, sevgiyi de yürekte tutmak! Geçtiğimiz yollarda kaybettiklerimizin bize en büyük kötülüğü kendilerini tekrar tekrar hatırlatmalarıdır. Onlar, bir kere kaybetmekle kurtulamadıklarımızdır. Yoklukları hayatımızdaki varlıkları haline gelir. Hep ama hep hatırlarız. Ne biçim kaybetmektir bu? Kim gölgesinden kaçabilir ki? Bazen duygularımız bizden erken yaşlanır ve bizden hayatın geri kalanını alır. Hayatın, kendini anlayanları cezalandırmasıdır bu. Durup, durup ardına bakan kadınlar vardır. Geçmişi düşünmekten şimdiyi yaşayamazlar. Her şeyi didikleyip duran, mazisinin gölgesinden, anılarının yükünden bir türlü kurtulamayan, gözleri ufuk yorgunu kadınlar. Güçlü, köklü bir biçimde yeni arkadaş edinecek yaşları geride bıraktıysan eğer, hasar görmüş eski arkadaşlıkları onaracak çağı da geride bırakmış oluyorsun. Zaman ilerledikçe birçok şey, daha zor olmaya başlar. Beklentisi yüksek olan kadınların yalnızlığı daha koyu oluyor. Büyük lafların gölgesinde geçen hayatlar, bir daha iflah olmuyor, geçip gittiğiyle kalıyor Zaman, aşk......her şey! Ayrılıkları ayrıntılar acıtır. Kadınları mahveden erkekler değil, ayrıntılardır. Erkekler, erkekliklerinin tadını alabildiğine çıkartırken, kadınlar bu konuda da umutsuzdurlar. Çünkü kadınlık bekler. Ummak ve beklemek kadınlığa verilmiş iki cezadır
-
SENSİZ OLMADI
Kaybolan neşemi şarkıda, sazda, Bulmayı denedim, sensiz olmadı, Felekten bir gece çalıp biraz da, Gülmeyi denedim, sensiz olmadı... Hasreti herkesten çok tanıyorum, Bu zehrin üstüne yok sanıyorum, Yaşlı gözlerimden utanıyorum, Silmeyi denedim, sensiz olmadı... Doğmanı bekledim battığın yerden, Dönmeyi bilmedin gittiğin yerden, Beni sarhoş diye sattığın yerden, Gelmeyi denedim, sensiz olmadı... Evlenmiş dediler, çıldıracaktım, Resim, mektup, şiir, ne varsa yaktım, İlmeği kaç defa boynuma taktım, Ölmeyi denedim, sensiz olmadı...
-
ÜMİTSİZ AŞKLAR İÇİN
Ben ümitsiz aşklar için yaratılmışım Ayrılıklar için, sonsuz kederler için Ne zaman ta derinden sevsem birini Ezilmeli yeni açmış gülleri kalbimin En güçlü zehir olmalı aşk dediğin Alkol gibi damarlarıma yürümeli Sarmalı her yanımı gece olunca İçimde bir çıbancasına büyümeli İnsan sevince her gün bir kez ölmeli Her gün bir başka yerine saplanmalı o kurşun Yollara düşmeli, perişan deli divane Erimeli potasında o garip var ölüşün Artık uzakbir anıdır huzur ve sükun O büyük yangın başlamışsa yürekte Bir gün gelir de bu çaresizliğin Aranır bütün tesellisi ölmekte O yerde sevilmek de yalan sevmekte Nereye baksan dizboyu karanlık Boşuna bir ışık arama göklerde Her şeyinle aşkın içindesin artık Böyle gitgide derinlere çeker o bataklık Orada ölümsüz olur nice kara sevdalı Sevmek, hiç sevilmeden; korkunç güzel Aşk dediğin karşılıksız olmalı
-
TO BE OR NOT TO BE
Bütün mesele İçmek ya da içmemek değil İçince küçülmemek Küçülünce içmemek
-
GÜLLER AĞLARDI İÇİMDE
Ne zaman ayrılık saati gelse En vazgeçilmez yerinde yaşamın Duysak ayak seslerini akşamın Ve sokaklardan el ayak çekilse Bir ürpertiyle duyarım o zaman Seni çağıran sesi uzaklardan Ne zaman ayrılık saati gelse Bir gariplik çöker içime birden Kalan tek anı gibi bir devirden Durmadan çalınır o gamlı beste Sanki bilir de hazin öykümüzü Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü Ne zaman ayrılık saati gelse Bir çaresizliği anlatır gibi Birden değişir gözlerinin rengi Mavi solar, koyulaşır yeşilse Sarınca ruhunu eski bir hüzün Uçar gider pembeliği yüzünün Ne zaman ayrılık saati gelse Uzatsan özlemle dudaklarını Tüm ağaçlar döker yapraklarını Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe Sadece uğultusu o rüzgarın Ve bir umut kırıntısı: belki yarın Ne zaman ayrılık saati gelse Bir fırtına çıkmışçasına, büyük İçimizdeki güllerin boynu bükük Bir zaman kalakalırım öylece Neden sonra gittiğini anlarım İçimde güller ağlar, ben ağlarım
-
SEN AŞK NEDİR BİLMEZDİN
Sen aşk nedir bilmezdin Gülüp geçerdin sevgilere uzaktan Şimdi geniş bir bahçedir kalbin Sevgiden, güzellikten, aşktan Şimdi iri gözlerin arzu dolu Yakan, özleten bir şey ellerinin sıcaklığı Gitgide eksiliyor bakışlarında yüzün Geçen aşksız günlerin bıraktığı Bir çeşme var aramızda görüyor musun Tadılmamış hazlar serin sularda Şimdi bahçende açan bir gül geceler Şimdi gözlerin en güzel uykularda Boynun beyaz mı beyaz, çıldırtası, öldüresi Saçların daha parlak, daha bir kapkara Her akşam bir ay doğuyor kirpiklerinden Koşuyor ayakların şafaklardan şafaklara Artık aşk dolu söylediğin şarkılar Durmadan bir buğu yükseliyor sesinden En çılgın sevdalara çağırıyor dudakların Heder olmuş, uzun yıllar ötesinden İçkilerin tadı değişti artık Dünya, o köhne ve eski dünya değil Sımsıcak bir ekmeği paylaşıyoruz seninle Bu bir gerçek, hayal değil, rüya değil Şimdi ümitlerimiz halkaları bir zincirin Bir başka haz başlıyor biri bitti mi Bana aşkı sen tattırdın, sen öğrettin Oysa ki sen aşk nedir bilmezdin
-
DİYEBİLSEYDİM
Anladım diyemem ki! Suçluyum Belki ben anlatamadım sana kendimi Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi Her gün her dakika seni özlerdim Bitmezdi kederim senin yanında bile Susardım, gözlerime baktığın zaman Mermer bir heykelin çaresizliğiyle Oysa neler düşünürdüm sen yokken Sana kavuşunca neler söylemek isterdim Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi Ayrılık başlayınca ben biterdim En kötüsü beni koyup gitmendi O öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz Ve nice yıllar kovalardı birbirini Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler Bütün teselliler uzaklarda kalırdı Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler Ne olurdu saadetlerin en büyüğü İşte ellerimde al, diyebilseydim Anlardın, ve hiç gitmezdin, değil mi Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.
-
AŞK MIYDI O ?
Aşk Mıydı O? Aşk mıydı o, aşkımsı bir şey miydi Neydi çekip kendine, beni bağlayan Kanatan dudağımı, tenimi dağlayan Elleri ta içimde o dev miydi Etime bir alev değmişçesine Nasıl da yakardı öptüğü zaman Bir su gibi akıp gitti avuçlarımdan Yorgunum şimdi bin yıl sevmişçesine Hani o yalnız benim olan gül, kırmızı Gözlerimin önünde açılan sonsuz bahçe Hani, o var olmalarımız öpüştükçe O delice sürdürmeler yaşantımızı Hiç doymamak oysa, tene, kokuya, aşka Sarıldıkça güçlenmek, bütünlenmek Kudurmuş arzularla zamanı yenmek Ve en kuytularda buluşmak korka korka Kimi gün utanmak otlardan, çimenlerden Kimi gece mıhlamak gölgemizi duvara Varmak için o sevgiyle açılmış kollara Apansız düşmek yükseklerde bir yerden Oydu işte alıştığım, özlediğim şimdi de Sevgice bir tutku, aşkımsı bir yakınlık Avunmak... Kırık dökük anılarla artık Kimbilir? o geceler yaşanmadı belki de
-
ÇOK GEÇ
Israrina kandim diyemezsin, çok geç. Bir anda inandim diyemezsin, çok geç! Kor nerde ki? Bir baksana küller sogumuş... Ateş gibi yandim diyemezsin, çok geç!
Jump to content