likevoyager tarafından gönderilen her şey
-
SEVDALAR DUMAN OLMAYACAK
Acının bağrından mavi bir çelik gibi fışkıran öfke dünyayı değiştirecektir mutlaka Yani hayat kendini yeniden yaratacaktır ona sahip çıkan ellerde ve bu yüzden öfke sevda gibidir kimilerinde Yüreğinin pas tutmakta olan kıvrımları sarılsın bir an öfkenin gökgürültüsüyle beyninin her hücresi bir gerilla gibi kuşansın pusatlarını ve sokağa çıksın ve bir hançer gibi saplansın puştlukların, ihanetlerin bağrına Bak o zaman nasıl bitecek yanlışlar ve cehennemleşen yalnızlığın Sevdalar duman olmayacak o zaman Hüznün isyan olmuştur çünkü Hüznün isyan olmalıdır...
-
KALBİM KATLANMA BU DÜNYAYA
Anılar biriktikçe sisleniyor aşklarda Yitiriliyor serüven duygusu ki o zaman Şeytanımı koluma takıp gitmeliyim Yeni bir cehennem kurmalıyım kendime Hep kendini yineliyorken sesler, kokular Gittikçe birbirine benziyorken dünle bugün Ölümsüz olmak kadar ürkünç birşey Bu dünyaya alışmak duygusu Sonsuza kadar sonsuzluğa asılı kalmak Tanrılara ödül, insanoğluna cezaysa Kalbim, bağışlanmayacak birşey yap Katlanma kendine ve bu dünyaya Kalbim, ödünç say sana ayrılan ne varsa Geri vermiştin dinini Dilini de unut artık Aztektin yahut Kürt, hüznünse Kızılderili Geri ver ne kalmışsa sende, umutların dahil Hiçlik, o sezdiren keder Buydu senin payın Duyumsa sülfürün yarışını Seni vur, seni bekleme, seni tarihsiz kıl Bir kartala parçalat seni kayalara zincirleyerek Kurbanla kurban eden bilinmiyor tarihe bakarsan Bir efsaneydi yaşamak, sen de bilmiyorsun bunu Medyomdu kimya, bir senfoninin diliydi belki Yeni cehennemler kurmuştuk bilinebilir şeylerden Sözünü tut artık, seni tarihsiz kıl Ve katlanma bu dünyaya ey kalbim
-
YENİDEN YAŞANACAKTIR
Bir kent nasıl öldürülür göz göre göre ben inanmıyorum, kim ne derse desin Sodom ve gomore efsanelerde kaldı yaşanan bir başka tarih şimdi şöyle bir dokunsak toprağa yalınayak duyacağız belki tarihin akışını Bahar da gecikebilir unutmayalım böyle okuduk hayatın kitaplarından Hele vakt erişsin, sevda dal versin uzanacağız bir sabah çiçekli bir ağaca Unutmayalım aşkın sımsıcaklığını suskun bekleyişlerini varoşların Kitapları, fabrikaları unutmayalım Unutmayalım dağların öyküsünü Zincirlerini kırmasını bilir bir kent Aurora'yı unutmayalım Kışlık saray ne kadar dayanabilir hayatı kollamasını bilenlere
-
SUÇLAMA BENİ
Suçlama beni böyle bırakıp gidiyorum diye bağrımı yakan bir yaradır bu ayrılık şimdi Bil ki kanımdadır sevişmelerin yangını öylece girerken gecenin bağrına taşıyorum sımsıcak gülümşeyişini Yaşanan günler hayatı oyarak gedikler açıyor durulur mu artık durgun sularda bekleyerek seheri Talan ediliyor bahar ve aşk öyle bir soyun ki duracak gibi değil vurmazsak eğer kendimizi yola Yaşamak zorunlu kurtarılırsa eğer bahar ve aşk ve şimdi hayat acı yeşil bir kader renginde Hayatın ve sevincin kaderinin altettiği yer kavganın ortasıdır ki umudun çiçeklenişi aşkın yengisidir bu Söylenecek bütün sözler sevincin ve sevdanın savunulmasına dairdir ve şimdi onlar yaralarını saracak birilerini beklemektedirler Ey anısıyla kalbimi yakan kederlenme hemen ve suçlama beni böyle bırakıp gidiyorum diye
-
SEN VE GÖKYÜZÜ
Bir güzelim sensin, bir de gökyüzü, Gerisi denizler ötesi, hepsi. Gökyüzüyüm gündüzüyle, gecesiyle, Sen güzelim aşkıyla, neşesiyle Uyumlu, esgin, el ele, ikiniz, Umutlarla bezer, gönendirirsiniz Ömrümü, kıyısında bir akşamın. Bu kutlu anlarında yaşamamın Solumayı bile unutuyorum; Sanki ölümsüzlüğü tutuyorum! Ya o gökyüzü; öylesine mavi Üstümüzde, öylesine ebedi O gökyüzü ve öylesine gerçek; Büyük, büyük, büyük, kocaman çiçek.
-
HER SEVDA
"Yeni aşk kelimeleri, yeni öğrenilen incelikler öbür sevgiliye saklanıyor." F.Scott Fitzgerald Her sevda başlangıçtır bir yenisine Öteki başkaldırır daha bitmeden biri Biz isteyelim istemeyelim sürüp gider böylece. Baksak ki unutmuşuz günün birinde her şeyi Ne o sevdalar, ne ölümsüz sözler kalmış Toplasak toplasak hepsini işte Onca sevda bir sevdayı yaratmış Döner durur başımızın üstünde Gözlerden ağızlardan saçlardan Ellerden omuzlardan yapılmış bir hâle. Ve çınlar herbiri bir silahın yankısı gibi Bir yaşam boyu biz tetiği çektikçe.
-
YOKLUĞUNDAKİ SEN
Yine yalnız değilim her zamanki gibi Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım, Aramızda yirmibeşbin kilometre Sen kıştasın ben yazdayım Sen bir yarısında dünyanın Ben öte yarısındayım Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun Daha da bir gönlümcesin Varlığından bin kat güzel O yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz Ve en gizlerden konuşurken ellerin İçimden gelmiyor mektup yazmak demeden Sevişiyoruz yirmibeşbin kilometreden Saigon - 21.10.1982
-
VEDA
Ellerim titredi veda ederken Yalvarıp 'dur gitme' diyesim geldi Sen gittin karardı gözümde dünya O anda orada ölesim geldi! Ansızın kayboldun köşe başında Zamansız bir deprem koptu bağrımda Kendimi kaybettim işte o anda İnan ki dünyayı yıkasım geldi! Ardına bakmadan gittin o gidiş Kalbimi koparıp atasım geldi Bu veda gerçek mi inanamadım Başımı taşlara vurasım geldi!..
-
USANMADAN SEVECEĞİZ BİRBİRİMİZİ
Hayır! Bu sana son şiirim olmayacak Ne de son şarkım... Asla! Yazacağım hergün yeniden Hergün bir öncekinden fazla... Bir gün seni anlatacağım Bir gün aşkını... Belki sonuncu şiirimde bulacağım En sıcak bakışını!.. Sonra kendimden bahsedeceğim Mısralarda titreyeceğim ılık ılık. ''Bu şarkı var ya!'' diyeceğim Anlayacaksın ve güleceksin ışık ışık... Z'ye gelmeyeceğim hiç Hep A'larda demirleyeceğim Sen özlemler açacaksın sabırsızlığında Bense fırtınalarda serinleyeceğim!.. Ve böyle sürüp gidecek aşkımız usanmadan Usanmadan seveceğiz birbirimizi Sen bana, ben sana doymadan Ancak ölüm yenebilecek ikimizi...
-
GECELERDEN BİR GECE
Senden uzakta seni yaşadım Maziye yeniden daldım bu gece Acı bir pişmanlık sardı içimi İçmeden bir başka oldum bu gece Seni düşündükçe başka kollarda Kadehim kırıldı avuçlarımda Sana dur demeyen gururumu da Ayaklar altına aldım bu gece Bensiz ne haldesin şimdi kimbilir Sen yoksun bu hayat nasıl çekilir Gözümde canlanır anılar bir bir Resmini bin defa öptüm bu gece Ne kadar mutluyduk niye ayrıldık Kendime sorup da durdum bu gece Neye yarar artık bu geç pişmanlık Başımı taşlara vurdum bu gece.
-
AYRILIK SEVDAYA DAHİL
Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın En görkemli saatinde yıldız alacasının Gizli bir yılan gibi yuvarlanmış içimde kader Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın Rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan Onu çok arıyorum onu çok arıyorum Heryerimde vücudumun ağır yanık sızıları Bir yerlere yıldırım düşüyorum Ayrılığımızı hisettiğim an demirler eriyor hırsımdan Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş Tedirgin gülümser Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili Hiç bir anı tek başına yaşayamazlar Her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar Gittikçe genişliyen yakılmış ot kokusu Yıldızlar inanılmıyacak bir irilikte Yansımalar tutmuş bütün sahili Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil Çünkü ayrılanlar hala sevgili Yanlızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık Hava ağır toprak ağır yaprak ağır Su tozları yağıyor üstümüze Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır Eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı Karanlık çöktü denize Yanlızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin Ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin Kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan Bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince Sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice Yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak Bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına Benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle Sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız İkimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız Hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi Tuz parça kırılsak da hala içimizde o yanardağ ağzı Hala kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek AŞKIMIZ
-
BENİ SEVMENİ İSTİYORUM
Seninle buluşmamız ne kadar zor olsa da, Senden sadece beni sevmeni istiyorum. Beş dakika baş başa kalmamız suç olsa da Senden sadece beni sevmeni istiyorum. Çağırsam bile gelme, yorulma ne olursun, Sen üzülme, incinme, kırılma ne olursun, Beni yanlış anlama, darılma ne olursun, Senden sadece beni sevmeni istiyorum Bir gün bensiz kalsan da benimle yaşamanı, Aşkımın değerini sır gibi taşımanı, Nemli bakışlarınla resmimi okşamanı Senden sadece beni sevmeni istiyorum. Senden tek dileğim var, özel imtiyaz değil, Kulun başka bir kula ibadeti farz değil, Haşa! Yaratan gibi beş vakit namaz değil, Senden sadece beni sevmeni istiyorum.
-
GÖNÜL NİKAHI
İlk görüşte başlar, kalplerde telaş Çok erken kıyılır gönül nikahı Sevgiyi yudumlar, göz yavaş yavaş Bakarken kıyılır gönül nikahı... Beklenen karşına çıkar bir sabah, Belki yeşil gözlü, belki simsiyah, Daha ilk görüşte yürekten bir ah, Çekerken kıyılır gönül nikahı... Neler uydurursun gör daha neler Nice mazaretler, ne bahaneler Kederli gözlerden billür taneler, Dökerken kıyılır gönül nikahı... Alnında sevecek yazdıktan sonra Eninde sonunda senindir sıra Bir vesile olur kibrit sigara Yakarken kıyılır gönül nikahı Düşürür sevdaya yaşı onüçü Tanımaz günahı, kanunu, suçu Gururun belini sevginin gücü Bükerken kıyılır gönül nikahı...
-
GİT
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git! Git de şen şakrak geçen günlerime gün ekle, Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle. Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar, Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar Madem ki benli hayat sana kafes kadar dar, Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar. Hadi git, benden sana dilediğince izin, Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin. Kahrımın nedenini söylesem irkilirler; Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler. Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın; Oysa ki hep yedekte, hep elde var saymıştın. Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak, Zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak! Sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez, Sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez. Her darbene tehammül edecektir bedenim, Gururum mani olur perişanıma benim. Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne? Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine. Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka, Sana gül bahçesini kim açar benden başka! Hercai arılara meyhanedir çiçekler, Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler! Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin, Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin. Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet, Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et! Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan! Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan! Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm, Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm. Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum; Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum. Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git!
-
KAL BİRAZ DAHA
Bu veda faslından belki cayarsın Gözümün içine dal biraz daha Yüreğim derin ağı duyarsın Aşktan nasibini al biraz daha... Gitme, gitme, kal biraz daha Gitme, gitme imanın varsa Allah'a Kurtuluş yok, aşkım alın yazındır. Ne söylersen söyle merhem nazırdır. Emrine amade gönlüm sazındır Mızrabın olayım çal biraz daha Gitme, gitme, kal biraz daha Gitme, gitme imanın varsa Allah'a
-
DEMEK ŞİMDİ GİDİYORSUN
Demek şimdi gidiyorsun; Yazdığımız son şiir, öyle yarım kalacak!. Demek şimdi gidiyorsun; Kuşlarımız acıkacak, Saksılarımız artık sulanmayacak!. Demek öykümüzü bir ruj lekesi gibi yapıştırıp Aynanın sahtekar yüzüne, - Oy benim yaralım - Demek şimdi gidiyorsun; Beni böyle toz gibi dağıtıp Merdivenlerin dibine!. Her şey tamam, diyorsun, git... Beni viran bir şehir gibi terket.. Haydi git! Dışarısı ispiyon.. dışarısı ihanet.. Seni bir gören olmasın, Dikkat et!.. Dostlukmuş.. ölüme yürümekmiş.. Üstüne titremekmiş.. Vefaymış!.. Aşk dediğin, zavallı bir kapıyı, Duvara çarpıp çıkıncaya kadarmış... Bana komaz deyip, Sancını bir kilo rakıya gömsen de gece yarıları, - Oy benim yaralım - Asıl sancı, uyandığında Bütün odaları boş görünce koyarmış!. Gitmek istiyorsun, git... Bir savaşçı asla vedalaşmaz!. Durma git! Dışarısı dinamit.. dışarısı enkaz!. Şunu cebine koy, Ne olur ne olmaz... Eylül mağdurlarıydık, Kimsemiz yoktu... Yaralarımız aman vermiyordu canımıza.. Kimseye kıymamıştık oysa, Masumduk... Rahatsız etmiyordu bizi bu yalancı tarih! Yırtılan bir pankart gibi, Şehirlerin ortasına çığ düşürdüyse öfkemiz; - Oy benim yaralım - En az bir karıncanın yüreği kadar, Namuslu ve çalışkandı ellerimiz!. Artık bitti, diyorsun, git... Kırılsın kapı-çerçeve, kırılsın bu cam! Sorma git! Dışarısı panik, dışarısı izdiham!. Biliyorum, seni vuracaklar bu akşam... Ne çok fire verdik üst-üste; Ne çok arkadaş yitirdik Bu tozlu yolculukta... Kimliği tespit edilmemiş, Ne çok ceset vurdu, Zeytin güzeli akşamlarımıza!. Büyük ütopyalar ve büyük dağlar gibi İçerden çürümüşüz meğerse.. - Oy benim yaralım - Her gelen ölüm yazmış, Her giden ayrılık işlemiş, Bu talihsiz gergefimize... Kendini arıyorsun, git.. Aptal bir hayat kur, İçinde beni barındırmayan.. Kalma, git! Dışarısı barut, dışarısı gardiyan!. Yine bir tek ben olurum, sana parçalanan... Demek şimdi gidiyorsun; Sonunda bizi de çökertiyor Bu kancık zelzele!. Demek şimdi gidiyorsun; Yıkılan bir duvar gibi Ömrime devrile-devrile... Demek mecburi istikametlerin, Ayrılığı gösteren o adaletsiz kavşağında; - Oy benim yaralım.. maralım! - Demek şimdi gidiyorsun, Ve bana bir tek seçenek kalıyor: Güle-güle!.. güle-güle!.. Beni öldürüyorsun, git.. Kalmasın sende kahrım, kalmasın derdim.. Bakma, git! Kafamı yumruklayıp Ardın sıra ağlarsam, namerdim...
-
BİR İNTİHAR GİBİ
Birazdan kudurur deniz... Birazdan dalgaların sırtından, Üst-üste fışkıran rüzgarlar, Bir intikam gibi saldırınca üstüne; Yüzüne şarkılar çarpar, Yüzüne şiirler çarpar, ağlarsın. Sen artık buralarda duramazsın!.. O büyük sessizliğin bağrı mı olur, Kimsenin bilmediği bir ağrı mı; Gider kendine gömülürsün... Yoksa bu şehir, bu sokaklar Seni alır kullanır, Seni alır kullanır, Santim-santim çürürsün!.. Hani, el değmemiş bir yanın vardır, Aynalara göstermediğin bir yüzün, Kendine sakladığın bir hüzün... Hadi durma! Üzülsen de, sen üzülürsün!.. Kim farkeder boşluğunu? Ardın sıra kim ağlar? Bir intikam gibi Çıldırmış bu sevdalar!.. Bir intikam gibi Çıldırmış bu sevdalar!.. Bazen bir uçurum kalır, Bazen de martıların ardından Velvele koparan bir leş kalır; Bir intihar gibi Puşt olunca sevdalar... Sırtını duvara yaslar, Sırtını ağaca yaslar, susarsın. Sen artık hiçbir sözü kaldıramazsın!.. Şimdi yeni bir sevda mı olur, Kimsenin kapını çalmadığı bir inziva mı; Tutar sıfırdan başlarsın. Yoksa bu ilişkiler, bu zaaflar Seni yiyip bitirir, Seni yiyip bitirir, Dirhem-dirhem azalırsın... Belki hiç söylenmemiş Bir şarkın vardır, Henüz koyvermediğin bir kahkaha... Fırsatın olacak mı bir daha? Ne bekliyorsun? Yanılsan da sen yanılırsın!.. Kim hatırlar güzelliklerini, Senin için kim yanar? Bir intihar gibi Puşt olmuş bu sevdalar!.. Bir intihar gibi Puşt olmuş bu sevdalar!..
-
İÇİN İÇİN
Toprak kazmak Başında dikim için Sonunda ölüm içindir İnsan kazmak Başında ekim için Sonunda görüm içindir Birim içindir Varım içindir Bugün içindir Yarın içindir Bütün için Yarım içindir Belki önce benim için Ama ondan sonra hep Hep senin içindir
-
ONARMAK ZORDUR
Şarkılar değil de Hep kulaklar bitiyor, Onarmak zordur. Bir yürek üşümüş Kapamış kapılarını, Onarmak zordur. Bir şey yitirilmiş Hiç eskimeyecektir, Onarmak zordur. İnsanın içine düşen korku Özgürlüğünden olmustur, Onarmak zordur Ölümü düşünmek yenilmek, Sevmek ölümü yenmektir, Onarmak zordur
-
YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ
Yalnızlık, yaşamda bir an, Hep yeniden başlayan... Dışından anlaşılmaz. Ya da kocaman bir yalan, Kovdukça kovalayan... Paylaşılmaz. Bir düşün'de beni sana ayıran Yalnızlık Paylaşılsa yalnızlık olmaz.
-
KELEBEK
Son istegin nedir? Sorusu, Çok, çok kolaydir, Ilk istegin nedir? Sorusundan. Çünkü, O soruyu Kimse kimseye soramadi, Korkusundan.
-
ÖZLEM
Bir gece, Gecede bir uyku.. Uykunun içinde ben... Uyuyorum, Uykudayım, Yanımda sen. Uykunun içinde bir rüya, Rüyamda bir gece, Gecede ben... Bir yere gidiyorum, Delice... aklımda sen. Ben seni seviyorum, Gizlice... El-pençe duruyorum, Yüzüne bakıyorum, Söylemeden, Tek hece. Seni yitiriyorum Çok karanlık bir anda... Birden uyanıyorum, Bakıyorum aydınlık; Uyuyorsun yanımda... Güzelce.
-
HOŞÇAKAL
siyah beyaz tuşlarında piyanomun seni çalıyorum şimdi çaldıkça çoğalıyorsun odada sen arttıkça ben kayboluyorum seni doğuruyorum geceye adını koyuyorum aya bakarak her şey sen oluyor her yer sen ben ölüyorum sesini duyuyorum rüyalarımda gözlerimi kamaştırıyor ışığın rüzgar sen gibi dokunuyor bana ben doğuyorum duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç dokunmuyorsun bana sen gibi bir şimşek çakıyor tam kalbime düşüyor yıldırımı ben gidiyorum
-
SENİ SAKLAYACAĞIM
Seni saklayacagim inan Yazdiklarimda, cizdiklerimde, Sarkilarimda, sozlerimde. Sen kalacaksin kimse bilmeyecek Ve kimseler gormiyecek seni, Yasayacaksin gozlerimde. Sen goreceksin, duyacaksin Parildayan bir sevi sicakligi, Uyuyacak, uyanacaksin. Bakacaksin, benzemiyor Gelen gunler gecenlere, Dalacaksin. Bir seviyi anlamak Bir yasam harcamaktir, Harcayacaksin. Seni yasayacagim, anlatilmaz, Yasayacagim gozlerimde; Gozlerimde saklayacagim. Bir gun, tam anlatmaya.. Bakacaksin, Gozlerimi kapayacagim.. Anlayacaksin.
-
BEKLEMEK İBADET KALMAK ZULÜMDÜR
Burası mabedim burası dünyam Bırakıp gidemem burada leylam Ahh bir garip mecnunum yücedir sevdam Beklemek ibadet gitmek ölümdür Ne ettiyse bana kaderim etti Kurduğum hayaller zamansız bitti Ahh ruhum başka canda toprağa gitti Beklemek ibadet kalmak zulümdür Aşk benim dert benim hasret benimdir Al toprak al Leyla senindir Ahh birgün buluşuruz mevlam kerimdir Beklemek ibadet kalmak zulümdür Beklemek ibadet gitmek ölümdür
Jump to content