Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

likevoyager

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

likevoyager tarafından gönderilen her şey

  1. Benim derdim beni aşmış Seni düşünmüyorum Bir boşluğun ortasında Gerçekleri arıyorum Ben kendimi kaybetmişim Beni nerden bulacaksın Bulsan bile bu enkazla Nasıl mutlu olacaksın mutlu olacak mısın..? Uzatma ellerini Uzak olsun istemez Benden aldıklarını Vermeye gücün yetmez Rüzgar ektiğin yerlerde Fırtınalar esiyor Sana uzanan kollarım Kökünden çatırdıyor Bir cehennem ki içim Sıcaktan üşüyorum Gözümü yaşlar bürüdü Hiçbirşey görmüyorum Bu enkaz arasında Kimbilir sen nerdesin Kaçıp kurtulmaya bak Ben....çöktükçe çöküyorum......
  2. bizler çocukken ne oyunlar oynardık bizler çocukken ne oyunlar oynardık kurşun askerlerle sırça saray alırdık dünyayı bir baştan bir başa kuşatırdık hepsi dağıldı hepsi kırıldı şimdi geçmişe bakan gözlerimle yıkılan sarayların sırçası doldu bizler büyüdük ne oyunlar oynardık bizler büyüdük ne oyunlar oynardık binbir tane arzuyu bir yerde tarttık dünyayı bir baştan bir başa parçaladık
  3. durmadan taşirdim yanimda üç şeyi iri çakil tanelerini, çatlamiş bir nari bir öpüşün biraktigi harli lekeyi ipekten çalinmiş umutlarla taşirdim ah sevgilim derdim, ölüm ne kadar çoktu yaşadigimizda. bize hep beyaz mendil sallayan ölüm ki, iki kapisinda haki bir yalnizlik dikilirdi ve hatirlatirdi bize, güz kuşlarinin uçup gittigi denizleri. bense, yulaf kokan dagli ellerinde dolaşmak gibi kolaydir sanirdim yaşamak ve sana kansiz bir gökyüzü getirirdim getirebilsem ah, - avlusunda çocuklarin korkmadan oynadigi - lalelerle donanmiş simli bir gökyüzü. bir öpüşün biraktigi harli lekeyi çatlamiş bir nari, unutmadim.
  4. rüzgâr bu şiiri sana götürsün kâgittan yaptigim o işlemeli kayiklar firtinalara dayanan. koş rüzgâr koş. yazmadan edemedim
  5. Karlar tozarken bekle Ortalık ağarırken bekle Kimseler beklemezken bekle beni -K.Simonov I Bekle beni küçüğüm umudu karartmadan sevinci yitirmeden bekle döneceğim bir gün elbet bekle beni Bahar geldiğinde kırlara çıkacaksın dizboyu otlar üstünde koş koşabildiğince ve sakın yitirme neşeyi Kırların sessizliğinde yüreğinin sesini dinle ve orada benim için küçücük bir yer ayır ve bekle beni küçüğüm Doğa pervasızdır biraz bakarsın en olmaz yerde masmavi bir su fışkırır ve suyun ışıldayan göğsünde sevincin nilüferleri Bahar şaşırtmasın seni sırtüstü uzan bir gölgeye suların, kuşların sesini dinle ve bekle beni orada döneceğim küçüğüm II Mapusane türküleri hüzünlüdür biraz belki her dinleyişinde yüreğin burkulmakta için sızlamaktadır Ama acılara alışılmaz birşeyler var değişecek birşeyler var değiştirmemiz gereken önce acılardan başlanacak Beş on yıl dediğin pek kolay geçmeyebilir üstelik bu savaş bu kahredici kıyım bitmeyebilir daha uzun süre Ama sen sahip çıkarak yaşama ve sevince bekle beni küçüğüm acılar bitecek bir gün sevgiler çiçek açacak Mapusane türküleri hüzünlüyse de biraz yüreğin burkulmasın için sızlamasın sakın ve bekle beni küçüğüm III Kış kıyamet bir gün bakarsın çıkıp gelmişim varsın azgınlaşsın tipi ve uğuldayadursun dışardaki rüzgâr Sakın şaşırma küçüğüm üşümüş bir serçe gibi titremesin ellerin apansız çıkıp geleceğim kış kıyamet de olsa bir gün Uğuldayan bu rüzgâr bu delice yağan kar ürkütmesin seni direnmektir artık bekleyişin öbür adı Sen türküler söyle ve gülümse küçüğüm çünkü sesinin ırmağıyla yeşerecek hasretin bozkırları Bekle beni küçüğüm umudu karartmadan sevinci yitirmeden bekle döneceğim bir gün elbet bekle beni küçüğüm
  6. Feryâdımı duymasan da, Yoluma baş koymasan da, Unuttuğumu sansan da, Seni ben hiç, unutamam. Kaçsan da sen köşe bucak, Benim aşkım yaşayacak ! Çağırmasan, gelmesen de, Güldürmesen, gülmesen de, Kıymetimi bilmesen de, Seni ben hiç, unutamam. Kaçsan da sen köşe bucak, Benim aşkım yaşayacak ! Kabul etsen, etmesen de, Kovsan beni git desen de, Gözüm gönlüm yine sende, Seni ben hiç, unutamam. Kaçsan da sen köşe bucak, Benim aşkım yaşayacak ! Hüzne boğsan hep üzsen de, Seviyorum demesen de, Öyle bir kalp var ki bende, Seni ben hiç, unutamam. Kaçsan da sen köşe bucak, Benim aşkım yaşayacak !
  7. Bakışınla, gülüşünle, Hayalimde, düşümdesin. Endâmın süzülüşünle, Hayalimde, düşümdesin. Zarafet incelik sende, Güzellik sende ki tende, Akıl mı koydun ki bende? Hayalimde, düşümdesin. Ateşin sardı saralı, Yanan yüreğim yaralı, Sen yanımdan ayrılalı, Hayalimde, düşümdesin. Aramıyor, sormuyorsun, Gözlerimde tütüyorsun, Hiç aklımdan çıkmıyorsun, Hayalimde, düşümdesin. Ceylan gibi gözlerinle, Sımsıcacık ellerinle, Cilven, nazın ve işvenle, Hayalimde, düşümdesin. Nağmelerin kulağımda, Şarkı oldun dudağımda, Geceleri yatağımda, Hayalimde, düşümdesin. Aşk, bu değil mi neyleyim? Ne diyeyim, ben böyleyim, Koş gel bana serinleyim, Hayalimde, düşümdesin.
  8. Kim susturabilir bizim türkümüzü, kim? Biz ki bu hasreti, Semahların seyrinden alıp gelmişiz, Biz ki onu sitemkar anaların Kirpiğinden derlemişiz; Süzülsün de acının derin izler bıraktığı Gül yanaklardan, Yere dökülsün istememişiz! Bizim türkümüzü rüzgar söyler her gece Ay vurdukça parıldar Gün doğdukça hız alır. Nevroz ateşleriyle sağaltarak Çırpınan yarasını, Can havliyle, kardaş, Kan içinde bir kartal gibi, Vadilere saldırır! Türkülere ilişmeyin! Türküler nehirdir, gecenin bağrına akar. Fazla eşelemeyin kardaş, Taşınca ne siperler kalır, Ne dev barikatlar. Deşmeyin diyorum... deşmeyin!.. Kim susturabilir bizim türkümüzü, kim? Biz ki nice amansız badirelerde, Serden geçmişiz. Biz ki, ilmikler boynumuza takılıyken bile Türkü söylemişiz. Sonra ırmak boylarında gövertip, Körpe otların serinliğinde, Dağlara emanet etmişiz! Biz ki her yangının külünden, Diri canlar yaratmışız. Biz ki mazlumların defterine Kanlı resimlerle sıralanmışız. Banaz yaylasından Kerbela'ya Kar götürsün turnalar! Ölürüz sanma kardaş, Dostun attığı gülden yaralanmışız... Türküleri dövmeyin!.. Türküler gökyüzüdür, karanlığa yıldızlar çakar.. Üstümüze gelmeyin kardaş, Namuslu bir delikanlının Alnında kavga ışıldar! İncitmeyin diyorum... incitmeyin!.. Kim susturabilir bizim türkümüzü, kim? Biz ki Karacaoğlan'ı aşkla, Veysel'i toprakla yüceltmişiz... Biz ki Köroğlu'nun narasıyla nice beyleri Yere çökertmişiz! Yine de masum bir bebek gibi, Avuç-avuç sevdamızı, Kalanlara vasiyet etmişiz... Adam dediğin, sapına kadar yiğit olmalı, Ne karıncayı incitmeli, Ne de ozanları yakmalı... Öyle sansar gibi pusu kurup Punduna getirmek de neymiş? Adam dediğin, kardaş, Yüreği varsa eğer, Getirip ortaya koymalı!.. Türküleri yakmayın!.. Türküler çiçektir, en umutsuz zamanlarda açar. Kavgayı uzatmayın kardaş, Yüzyıllardır tuz döke-döke Çürüdü bu yaralar, Kanatmayın diyorum... kanatmayın!..
  9. Sen: Çamlı dağlarda ağaran şafak... Sen: Duru göllerin nilüferisin. Sen: Engin ovada sararan başak Sen: Umut kaynağı, alınterisin... Sen: Gökte yıldızsın, uykularda düş.. Sen: Yeşil ekinsin, sen beyaz gülüş Sen: Mavi denizsin sise bürünmüş Sen: Sevda sırrının düğümlerisin Sen: Her güzelliğin canlı sergisi Sen: Kalp yarasının emin sargısı Sen: Benim dileğim hakkın vergisi Sen: Gönlüme saklı aşk hançerisin. Sen: Koyu gölgesin ,yaz sıcağında Sen: Olgun meyvesin dal kucağında Sen: Korsun alevsin aşk ocağında Sen: Gadir Allah'ın şaheserisin Sen: "Ben"sin, gel gör ki ben "sen " değilim Sen: Benim düşüncem, ruhum ve dilim Sen: Benim gözlerim, ayağım, elim.. Emin ol, sen bana benden berisin
  10. Üzülme her hafta gelemem diye Haftada olmazsa ayda gel canım. Üçyüzaltmışbeşi böl onikiye Sırala otuzu say da gel canım. Bekletme geciken müddet ziyandır Güzel kin, öfke, hiddet ziyandır Varsa gurur, kibir, şiddet ziyandır Onları orada koy da gel canım. Kitap aşak, masal der, yıkar bırakmaz ? Akıl "tedbir al" der çöker bırakmaz Korku "gitme kal" der çeker bırakmaz Sen gönül sözüne uy da gel canım. Yazı, güzü, kışı bahar zamanı Yaşadın bilirsin ki her zamanı Dinle rüzgarları seher zamanı Uzaktan sesimi duy da gel canım.
  11. Üzgün bir çocuğun yalnızlığı Kadar saydam kalabilseydim Ömrüm derdim, ömrüm nasıl da Dolu geçmiştir ölebilirim artık Ölüm hiç de ürkünç gelmiyor Yaşanmışsa tüm yaşanacaklar Acı yitiriyor anlamını ve renkler Kül oluyor körleşirken gökboşluğu Bu dünya, dünya mıdır hani Bildiğimiz o yamyam küresi Ki apiz öküzlerinin çekip durduğu Bir cansıkıntısıydı önceleri Hantal ve gürültücü bir tehdit Gibi düşüyorken üstümüze Alaycı bir gülüş takılıyor yalnız Dudaklarımın hüzün kıvamına Ömrüm diyorum şimdi, ömrüm Üzgün bir çocuksun sen ve yalnız Öyle kal çünkü bu dünyada Sana en çok mutsuzluk yakışıyor
  12. Bu vadideki karanlığı ve büyük soğuğu düşün B. Brecht Gitmek. Bir hançeri inceltip Okyanusa daldırmak isteği Ya da düşebilmek atlasların Dışına ki ey kalbim Yalnızsın bu yolculukta da Gitmek. O kaos duygusu, aklın Sarsıntılarla yorgun düşüşü Bilincin kamaşması belki de. Rehin bırakılacak bir şey yok Unuttuklarından başka. Gitmek. Bir büyü gibi saran Ağrılar yumağı, kışkırtılmış Düşlerdir ki sen şimdi Esirgeme kendini kalbim Kederin o derin yalnızlığından
  13. Anısı biz olalım bu sokakların öpüşmediğimiz tek saçak altı hiçbir otobüs durağı kalmasın Biz yürüyelim kent güzelleşsin gürültüsüz sözcükler bulalım yeni sevinçlere benzeyen Biz gelince bir yağmur başlar yüzün çizilir buğulanan camlara bir uzun karatma biter akasyalar köpürür birdenbire ve her avluda adınla anılan çiçekler sulanır akşamüstleri Bir arkadaş evinde uğrarız yolüstü bir fincan kahve içeriz, ısıtır bizi başını sessizce omzuma koyarsın gülüreyhan olur soluğun Biz kalırız kuşlar dönüp gelir her balkonda bir menekşe sesi Belki yeniden güzelleştiririz adları değiştirilen parkları perdeleri hiç açılmayan evlerde ışıklar yanar çocuk sesleri duyulur tanıdık sevinçlerle dolar yeniden kendi sesini kemiren alanlar Anısı biz olalım bu sokakların ve hiç durmadan yağmur yağsın Biz gürültüsüz sözcükler bulalım sarmaşıklar fısıldaşsın yine Gidersek birlikte gideriz yeni sevinçler buluruz hüzne benzeyen
  14. Feride için Gün batarken sula fesleğenleri balkonun kokusu sokağa taşsın sokaklar kayıp çocuklar gibi hırçındır, ürkek ve biraz şaşkın Sular bulutlanır sen susarsın ve kent çıngıraklı bir yılan kadar zehirlidir artık sevgilin mahpusken üstelik kirli bir lekeye döner umutlar Acılar katlanır mendil yerine sarışınlaşırsın bu kaçıncı güz ellerin üşür, çiy düşer çiçeklere beklediğin mektuplar da gelmez Bomboş sayfalara dönerken aklın tecrit?teki kitabı fareler kemiriyor ve düşlerin sonsuz bir boşluktayken bir sigara yakıyorsun, tutuşuyor sular Akşamı geciktirebilirsin belki suladığın fesleğenlerle, kimbilir ama vaktin ayırdındadır şimdi kuşlar, çocuklar ve mahpuslar Usulca inse de koldemirleri
  15. Bir süredir kuşlar da yok Kentin bulanık göğünde Dumanlı bir uğultu Uzayıp dururken sokaklarda Ürküttü bütün kuşları da Öfkeyi kollayarak sakin Kalabilmenin zamanıdır Biliriz ki bizimledir doğanın Ve sevdanın gülümseyen sevinci Ve onlar sahip çıkacaktır bize Biz ki acılarla olgunlaştık Biliriz kederi, kahrı ve zulmü Aşkı ve hicranı da biliriz Nice onmaz denilen yarayı Acılarla sargılamadık mı Ve ölesiye bağlıyızdır Sevdamızı paylaşan Uzak ve yakın dostlara Ki ahde vefa denilen şey Bizimle girmiştir kitaplara Ama neler getireceğini yarının Ve neler alacağını bizden Hesaplamanın zamanıdır Bel bağlayamayız çünkü Feleğin ve zalimin insafına
  16. Geldiğin yer, gelişin belli, yaşayışın, sevdan, aşkların, gülüşün, gözyaşın, ölüşün, gidişin belli. Bir yanda; gri renkli acılar, simsiyah haykırışlar, hayatı zindan eden alışkanlıklar, başkaldıran tutkular. Bir yanda; berrak akmaya çalışan su, günışığı, gökkuşağına bürünmüş mutluluk ve sen insanoğlu yalnızlığınla randevulaşan. Sığmaz için içine gün gelir, gün gelir alıp başını dönmek istersin nar ağaçlarının kırmızı rengine, alaca karanlığına akşam vaktinin, gün gelir haykırırsın mor bulutlara doğru, umutsuzca, binbir telaş içinde. Beyhude feryatların, sen bir yanda hayat bir yanda. Mutluluğun taa içindeymiş gibi sana değecek kadar yakın, bihaber yaşamaktasın hala kalmamış takadın. Yalan mı bilmem? Söylenenler, yazılanlar, duyulanlar, yaşananlar gibi olsaydı eğer; "Ya r ı n l a r h e p g ü z e l o l a c a k t ı r d e n i r, p e k i y a b u g ü n l e r d ü n k ü y a r ı n l a r d e ğ i l m i d i r" der miydi, umudun baharında ve bir yasemin çiçeği saflığında, yalnızlığın randevusuna geç kalmış keşfedilmeyi bekleyen bir şair?...
  17. sen varken kötü diye birşey bilmiyorduk mutsuzluklar, bu karalar yaşamada yoktu sensiz karanlığın çizgisine koymuşlar umudu sensiz esenliğimizin üstünü çizmişler nicedir bir pencereden deniz güzel değil nicedir ışımayan insanlığımız sensizliğimizden sen gel bizi yeni vakitlere çıkar
  18. Sevgilimsin, kim olduğunu düşünmeye vaktin yok, yapacak işleri düşünmekten Kalabalığın içinde kalabalıktan biri Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi Sevgilimsin, ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden Sevgilimsin, boğuk aşkım, kanayan gençliğim Uçuruyorum seni çocukluğuna doğru Kanatların yorulur, ter içinde kalıyorsun Gece yanıbaşımda bağırarak uyanıyorsun Her sabah el sallıyorum metalle karışmana Sevgilimsin, arasıra bir kağıt koyup erteliyoruz aşkı Otobüslerde ve trende kaçamak yaşanan Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana
  19. Bir çift güvercin havalansa Yanık yanık koksa karanfil Değil bu anılacak şey değil Apansız geliyor aklıma Nerdeyse gün doğacaktı Herkes gibi kalkacaktınız Belki daha uykunuz da vardı Geceniz geliyor aklıma Sevdiğim çiçek adları gibi Sevdiğim sokak adları gibi Bütün sevdiklerimin adları gibi Adınız geliyor aklıma Rahat döşeklerin utanması bundan Öpüşürken o dalgınlık bundan Tel örgünün deliğinde buluşan Parmaklarınız geliyor aklıma Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm Kahramanlıklar okudum tarihte Çağımıza yakışan vakur, sade Davranışınız geliyor aklıma Bir çift güvercin havalansa Yanık yanık koksa karanfil Değil, unutulur şey değil
  20. Sen gülünce güller açar Gülpembe, Bülbüller seni söyler, biz dinlerdik Gülpembe. Sen gelince bahar gelir Gülpembe, Dereler seni çağlar, sevinirdik Gülpembe. Güz yağmurlarıyla bir gün göçtün gittin, İnanamadık Gülpembe. Bizim iller sessiz, bizim iller sensiz, Olamadı Gülpembe. Dudağımda son bir türkü Gülpembe, Hala hep seni söyler, seni çağırır Gülpembe. Dudağımda son bir türkü Gülpembe, Hala hep seni söyler, seni çağırır Gülpembe. Gözlerimde son bir bulut, Gülpembe, Hala hep seni arar, seni bekler Gülpembe.
  21. Dün yine yapayalnız dolaştım yollarda Yağmurlarda ıslanan bomboş sokaklarda Gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni Unutamadım, unutamadım, ne olur anla beni "Unutmak kolay" demiştin, "alışırsın" demiştin Öyleyse sen unut beni, yeter ki benden isteme Gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni Unutamadım, unutamadım, ne olur anla beni Yıllar ikimizden de çok şeyler götürmüş Sen yeni yuva kurarken, beni paramparça bölmüş Gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni Unutamadım, unutamadım, ne olur anla beni...
  22. Diyar diyar dolaştım ben Yollara düştüm derdinden Her çiçekte gördüm seni Kara toprak ver yarimi Yaza yaza bitti kalem Bir gün elbet dolar çilem Ben bu yola kurban olam Kara toprak ver yarimi Gönül ferman dinlemiyor Bu ayrılık çok acı Gönül ferman dinlemiyor Yok mu bunun ilacı Geri ver, geri ver, kara toprak ver yarimi Bir sabah ansızın elimden aldığın gibi Bir gün olur devran döner Vade gelir yollar biter Zengin fakir burdan geçer Kara toprak ver yarimi Deli gönül coştu çağlar Derdime dayanmaz dağlar Gelen ağlar giden ağlar Kara toprak ver yarimi ................ Bak şu dünyanın haline Meyletme dünya malına Razı oldum hayaline Kara toprak ver yarimi Kimi alır kimi satar Hepsi de yan yana yatar Barış derdine dert katar Kara toprak ver yarimi.
  23. Sen içerdeyken ben Sinemalara gittim Bütün filmlerini seyrettim O sevdiğimiz artistin Sen içerdeyken ben Vita kutularında çiçek yetiştirdim Sokakta top oynadım çocuklarla Ayakkabılarımı eskittim Güneşe karşı durdum sabahları Geceleri bir başıma yıldızları bekledim Annenin gönlüne su serptim Aldırma dedim aldırma Bir şarkı söyle, bir dilek tut herkes için Bir ada rüzgarı gibi Sürtünerek geç hayata Bir sarmaşık gibi tutun Ve değer ver hatıralara Aldırma dedim Sen annesin, aldırma Sen içerdeyken ben Kiramı ödedim, pijamalarımı giydim Haber bültenlerini izledim Gazetelerden kupon kestim Sen içerdeyken ben Sigara içtim, öksürdüm Otobüse bindim Fotoğraflarımıza baktım Acıyan yanlarımı körelttim Deniz kıyısında yürüdüm Manavdan soğan aldım Yeni çıkan şarkıları dinledim Kafeste beslediğimiz kuşu saldım Islık çaldım Sen içerdeyken ben Hep uyandım, sayıkladım Kanadım boyuna Takvimler aldım Her gün bir yaprağını kopardım Deli ayrılığın Sen içerdeyken ben Gömleğimi ütüledim Sobada elimi yaktım Bir şiir yazdım Bir hercai menekşe aldım çiçekçiden Hani o alnına kader değmiş Hani o dudaklarına deniz tuzu dokunmuş Hani o erken vurulmuş Gençliğimiz gibi dağıldım Sen içerdeyken ben Bir adını söyleyemedim Şöyle bağıra bağıra Bir yüzünü göremedim Görüş günlerinde Bir de eline değemedim Bir de yüreğine Şöyle kucaklayamadım bir de Ölümüne Sen içerdeyken ben Kapı kapattım, pencere açtım Mutfakta oyalandım Kanepede yattım Hatta bir yolluk aldım odaya Çok da kulak asmadım Çok da koymadı bu bana Alt tarafı içerdeydin Alt tarafı bir yanımı alıp götürmüştün Bir yanımı Yani adamlığımı Yani gözlerimin ferini Yani canımı Alt tarafı şarkılar ölecekti Alt tarafı kanayacaktı kalbim İşte sensiz İşte nefessiz İşte kimsesiz bir sesti alt tarafı Her tarafım Yıldızlar yine oradaydı oysa Yazdıklarım Gözden kaçan o defter yapraklarında Boşver 128 Hayat bir gemi Yürüt onu göreyim seni Boşver 128 Boşveriyor ya Aldırma reis Reis aldırmıyor ya Bir adını söyleyemedim Şöyle bağıra bağıra Bir yüzünü göremedim Görüş günlerinde Bir de eline değemedim Bir de yüreğine Şöyle kucaklayamadım bir de Ölümüne Sen içerdeyken ben Vitrinlerin önünden geçtim Minibüs duraklarında bekledim Simitçilerle yarenlik ettim Üstüme bir ceket aldım El tezgahlarında kitaplara baktım Sen içerdeyken ben Hiç oturup ağlamadım Hiç karartmadım umudu Hiç bulandırmadım onuru Öyle dimdik durdum ortada İşte burada ulan işte burada Böyle burada Hiç yıkılmadan Hiç utanmadan Ve hiç unutmadan Sen içerdeyken ben Gülen resmimi yaptırdım Sokaktaki ressama Her zaman yaptığım gibi Buzdolabını ayağımla kapadım Parkların banklarına adını kazıdım Adını kazıdım duvarlara Adını, adımın yanına yazdım Hiç unutmadım, utanmadım Korkmadım Parmaklarımı şıklattım Fidayda'da Hani vardı ya Fidayda'da hanım kızım Fidayda Gelip geçen her tren bağırtısında Kalkıp aynaya baktım sonra Sen içerdeyken ben Perdeleri hiç kapatmadım Hiç bakmadım arkama Başını ellerinin arasına alan Üç-beşinin arasında olmadım Öyle bıraktığın gibi Öyle yaşadığımız gibi yaşadım Sen içerdeyken ben Bir adını söyleyemedim Şöyle bağıra bağıra Bir yüzünü göremedim Görüş günlerinde Bir de eline değemedim Bir de yüreğine Şöyle kucaklayamadım bir de Ölümüne Sen içerdeyken ben...
  24. Kanatları, lacivert denizlerin yansımasıyla maviye çalan ürkek bir martı gibisin. Dünyanın en ürkek, dünyanın en hassas, dünyanın en tatlı martısı. Her kanat çırpışında usulca uzaklaşıyor, uzaklaşıyorsun sevdiklerinden süzülerek. Sen süzülüyorsun, gözlerimden yaşlar süzülüyor. Gözlerimden yaşlar süzülüyor denizlerin maviliğine, gözlerimden yaşlar süzülüyor sana ağlayan yüreğime. Her kanat çırpışında uzaklaşıyorsun uzaklaşıyorsun ama, sen kanatlarnı çırparken senle çırpınan sevda dolu yüreğime hüzünlü akşamlardan kalan bir hisle daha da, daha da yaklaşıyor, yaklaşıyorsun...
  25. eksilenler vardı yanımızdan yöremizden ne yapabiliriz başka, bilemeden yürüyoruz arada küçük molalar ağlıyoruz o sevdiğimizse aşikar değilse derine daha derine acıyla hüzünle yasla doldurulmuş hazine açıyoruz arada, giderek uzaklaşma ah yas, süreğen saati unutkanlığın yüzeyde avunma şaşkın sarkaç çevresi boşalmış anlamsız biz kalır mıyız