likevoyager tarafından gönderilen her şey
-
BAHAR AĞRISI
bir bahar daha dönüp gidecek kapıdan bir bahar daha sensiz yaşanacak demek bir bahar daha insanlar asılacak şafakta ben en çok şafakları ağlarım
-
TUT Kİ BEN
tut ki sen bir şiiri çok iyi yazsan ya da çok iyi bir şiir yazsan bir saatin aralıksız işleyişi bir çocuğun bir sokak kedisini sevişi bilmem ki sanki güzel bir akşam gibi onun için her akşamı iyi yaşamalıyım yani kıskanılan onu demek istediğim hepsi
-
UZAK KADERLER İÇİN
Birgün, bir yağmurla garip garip -Çoluğu çocuğu terk edeceğim.- Bir sevgiyle doymayacak kalbim,anladım Alıp başımı gideceğim. Asır yirminci asırdır,amenna Bir yanımda sevgilerim, bir yanımda sancım Neon lambaları büsbütün karartır gecemizi Uzaklar daha uzaklaşır Bir define çıkarır gibi kayalardan, Ademden beri Sımsıcak sevgilere muhtacım. Bir gün alıp başımı gideceğim -Yıldızlar ışısın, yollar üşüsün, yollar...- Belimi bir ılık şal sarsın, mavi Hüzünlü bir serencamın ardından, şarkısız Rüyalarım unutulmuş bir handa pes desin Görmüş geçirmiş bir çift duygulu dudak karşısında. Kendi kendine çekilmez oluyor ömrüm Her insanın ayrı ayrı yaşayabilsem kaderinde Diyarı gurbette kanlı bir aşk Bahtsız bir çocukluk uzak köylerin birinde En uzak beyazlar, En yakın ikindilerde, duygulu Ve bir sahil meyhanesinde bir akşam İçip içip ağlasam... Nasıl kısa kesmeli bilmiyorum? Herkesin derdinden pay isterken. Uzak kaderlerin suları çağlar şimdi Yıldızlar dökülür sonsuza içimizden. Birgün, bir parkta otururken, biliyorum Bir el yağmurla dokunacak omuzuma Bir çift göz,bir davet, bir kalp Çoluğu çocuğu terk edeceğim. Yapraklar dökülecek, çiçekler solacak Bir sonbahar, bir sabah ve bir yağmur olacak Toprak ve insan kokularıyla, Uğultulu bir sarhoşluk içinde, yıllar için Başımı alıp gideceğim.
-
SANA YAKIN
Bir dostun sıcaklığına Öylesine Yaslamak istiyorum ki başımı Ya omzunu uzat sevgilim Ya da telleri kopuk Bir kemanı Kanadının altına sığınacak Bir kuş arayan Eskimiş saçak gibiyim sensiz Yada bütün balinalarının Kıyıya vurup intahar ettiği Bir deniz Bir hitit çanağıyım Toprağa gömülü Ve sen İlk kazısını yapan Bir arkeolog ürkekliğiyle Ellerinin arasına Al beni Tek dileğimdir çünkü benim Sana yakın bir sunay akın
-
SULARDA GÜNEŞ OLMAK
I Kıyıda kum çakıl yosun. Gidenlerden Boşuna değil martıların hırçınlığı Köprülerin altından geçen sular var ya Kürsülerde lafını ettiğimiz Biraz da köprülerin üstünden akmalı II Yeşilin sarıya dönüşü korkutmasın seni Morarıp silinmesin maviliklerin Kırmızının akıp gitmesi damarlarından İşimiz kolay değil o denli Kargaların içgdüsel ölmezliğine inat İnsanca ölebilmeli III Ne ilkyaz bulutlarında yıkanan Bir mezar taşının uzun ömürlü Ne kış güneşinde silkinen selvisin Bir mezarlık değilsin anıların gömüldüğü Yeşilin bitkiselliğini sürdürmeye gelmedin IV En güzel sarılara düşsel Bir ayçiçeği güneşte tek başına Bir de karanlık sularda güneş olmak Bu daha güzel
-
YÜZ
Biliyor musun sen bir şiirde ilk satırsın ilk sözcük Beyaz bir gül beyaz bir gül ne kadar beyaz olursa o kadar Ne kadar suysa bir su o kadar Ben en yakın yüzüm yüzüne Uyandığın sabaha, yatağına Birden bulup birden yitirdiğin bir şey olur ya, ona Bir dağ okulunda ilk derslere giren çocuklara İlk coğrafyacılara İlk harflerine bir alfabenin. Yüzün ki korkular verir bana ne zaman yüzümü tutsam yüzüne Ben ki ölüme hiç eğilmedim hiç girmedi sözlüğüme Belki sokağa ilk çıkan bir çocuktur ölüm Belki senin bazen topuz yaptığın saçın Bir yaban çiçeği ya da ve daha ilk geliyordur dünyaya Bir demet maydanozu koparıp bırakmak belki de. Dedim ya hiç bilmiyorum arabi belki de benim sık sık çıkarıp baktığım bir fotoğrafın Bıyıkları hep yüzüne düşen bir adama çektirdiğim Bir suya bakarken Bir suya Duru mu duru ve daha sessiz ölümün kendinden. Ben ki seninle aştım yaşları Koydum çağıma adımı. Bir burukluğu yüzün gibi.
-
UZAKTAN UZAĞA
Gel deniz bakışlım, sel gibi coş gel, Bana doğru köpür, bana doğru ak... Ne haberin gelir, ne mektup, ne tel; Sen benden uzakta, ben senden uzak... Her sesi bir âh olur sînemi deler! Hasretinle neler çekmedim, neler... Aldı bizi bizden bu mesafeler Sen benden uzakta, ben senden uzak... Ben ayna misâli, sen içimde sır; Ruhum varlığını, seninle tanır. Ah nasıl yaşanır, nasıl yaşanır? Sen benden uzakta, ben senden uzak... Bahtım taştan katı, topraktan yalnız! Gel ey sarışınlık, gel ruhuma sız... İkiye bölünmüş sıcaklığımız; Sen benden uzakta, ben senden uzak... Ah o şuh sarhoşluk, ah o tatlı dem! O baygın hararet, o nefes, o nem... Bu ayrılık pek çok sürer mi bilmem, Sen benden uzakta, ben senden uzak... Ey sabah! Ey bakir aydınlık! Sükûn! Yaklaştır yüzünü, yüzüme dokun! Gökler yere değmiş, dağ dağa yakın; Sen benden uzakta ben senden uzak... Gönül Mecnûn olmuş, kaderim Leylâ! Ne çöl var ortada, ne dağ, ne yayla... Gün güne, yıl yıla kavuştu, hâlâ Sen benden uzakta, ben senden uzak...
-
KARA GÖZLÜM EFKARLANMA GÜL..
Kara gözlüm, efkarlanma gül gayri! İbibikler, öter ötmez ordayım. Mektubunda diyorsun ki: 'Gel Gayri! ' Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım. Ah çekerim resmine her bakışta! Bir mahzunluk var o boyun büküşte. Emin ol ki, her sigara yakışta, Sanki, duman tüter tütmez ordayım... Mor dağlara, karargahlar kurulur; Eteğinde bölük bölük durulur... On dakika istirahat verilir; Tüfekleri çatar çatmaz ordayım! .. Dağlar taşlar bu hasretlik derdinde; Sabır, sebat etmez gönül yurdunda! Akşam olur, tepelerin ardında, Daha güneş batar batmaz ordayım... Aramıza dağlar girmiş koskoca! Meraklanma, gönlüm dağlardan yüce... Bir gün değil, beş gün değil, her gece, Yatağıma yatar yatmaz ordayım... Bahar geldi; koyun, kuzu koklaştı, İki aşık, senelerdir bekleşti... Kara gözlüm, düğün dernek yaklaştı; Vatan borcu biter bitmez ordayım!
-
DIŞARDA KAR
kar yagiyor dişarda sokak lambasina düşüyor ve serçeler üşüyor kenarlari hafifçe yanmiş sayfalarina kan siçramiş bir kitapta nâzim hikmet okuyorum. dişarda kar yagiyor ve dag lokantasina gidiyor zengin kasabalilar. kar yagiyor dişarda mektubun yeni gelmiş istanbul kokuyor. dişarda kar yagiyor seni seviyorum.
-
KUŞLAR DA GİTTİ
yalnızlık senin o konuşkan kuşun hani hep duvarlara anlattığın hapislerden kalma sürgünlerden. yalnızlık senin o konuşkan kuşun bulutlar taşıdığın yakut sürahide begonyalar büyüten eski alışkanlık. yalnızlık senin o konuşkan kuşun kırk kapıdan geçmiş kırk kilitten. yaralı, dili lal, kanadı kırık vurulmuş başında bir yokuşun.
-
NEREYE ?
Nereye sevdiğin benim , inandığım nereye , Rüyaların yarasalar gibi uçuştuğu geceler içinden. Dalgınlığımla hareketlerini seçemiyorum , Varlığının altın kafiyesini arıyorken ben . Hangi dünyaları dolaştıktı bilmiyorum , O nasıl bir adaydı , nasıl bir deniz . Gök , bir söğüt dalı gibi eğilmişti sulara doğru , Ve eğilmiştik o dal gibi hayata doğru ikimiz . Kim ellerini alnımda gezdirirken o ten , ses ile , Bana kalbin musikisini verecek , haberi olmadan. Geceyi avuçlarımda siyah bir gül gibi duyuyorum , Ve sen misin bilmiyorum bu gülü bırakan . Nereye , ey göz yaşlarımın sıcaklığı , Ki başka birisi yok beni duyan . Rüyalar nereye gidiyor , anlamıyorum ; Ve sen nereye gidiyorsun , hatıralardan .
-
TELEFONDA SEN
Bundan daha güzel müjde mi olur? Merhaba diyorsun telefonda sen, Sen ki konuşursun derdim mi kalır? Nasılsın diyorsun telefonda sen... Bu gece misketi çaldırmaz mıyım, Başkenti ayağa kaldırmaz mıyım, Sesini duyup da çıldırmaz mıyım! Delisin, diyorsun telefonda sen... Sağlığını düşün herşeyden önce, Kendine iyi bak içme her gece Seni Seviyorum, hem de delice! Bilesin, diyorsun telefonda sen... Mutluluk ne kadar kolaymış meğer, Sevginin kadrini bilseydik eğer, Kim ne derse desin, çekmeye değer, Çilesin, diyorsun telefonda sen... Çoktan terk ederdim, bu şehri, çoktan, Arar diye caydım her yolculuktan, Dostlar ne âlemde, çoluk çocuktan Ne haber, diyorsun telefonda sen... Sabrımı yenmese hasret nöbetim, Arayıp sormaya yoktu niyetim. O anda hapşırdın, çok yaşa dedim, Beraber, diyorsun telefonda sen... Albümde görünce aklıma esti, Berbere uğradım dün akşam üstü, Resmime bakarak saçımı kesti Severdin, diyorsun telefonda sen... Sevgi bu, insanı böyle inceltir, Aklın ermediği yere yöneltir. Sen de şiirlerinde böyle yüceltir, Överdin, diyorsun telefonda sen... Biraz da fedakâr olsaydın keşke, Ne verdin destanlar yazdığın aşka? Ömründen üç gece, hepsi bu, başka? Ne verdin, diyorsun telefonda sen... Hem içme diyorsun, içme de çıldır! Hem de kalk şu anda bir kadeh doldur, Hadi sağlığına şerefe kaldır, Çınçınlat, diyorsun telefonda sen... Bu yıl kurak geçti, bahar da yaz da, Erik de olmadı, dut da, kiraz da, Neler söylüyorum, lütfen biraz da, Sen anlat, diyorsun telefonda sen... Ne söylersen söyle, sen ne dersen de! Anlat düşmanımı düşte görsen de! Bir sigara yaksam, izin versen de; Devam et, diyorsun telefonda sen... Seni dinlemekten güzel şey mi var? Çölde şırıl şırıl akan su kadar, Yeter konuştuğum, benden bu kadar, Merhamet, diyorsun telefonda sen... Gelirsem görünme, kendini gizle, Seni yağmalarım, yerim bu hızla! Yerin kulağı var, açılma fazla, Orda kal, diyorsun telefonda sen.. Canım ne istiyor şu anda bilsen? Ah mümkün olsa da bulup da gelsen, Kendi ellerinde incecik dilsen, Portakal, diyorsun telefonda sen... Afedersin bazen sapıtıyorum, Böyle saçma sapan lâf ediyorum, Kapı çalınıyor, kapatıyorum, Hoşçakal, diyorsun telefonda sen...
-
RÜYALARIM OLMASA
Yıldızlara baktırdım, fallara çıkmıyorsun, Seni görmem imkânsız rüyalarım olmasa. Pencereden bakmıyor, yollara çıkmıyorsun; Seni görmem imkânsız rüyalarım olmasa... Zor mu geldi kalbinde bana sevgi saklamak? Yakıp gittiğin yeri dönüp bir kez yoklamak? Değil sabaha kadar seni öpüp koklamak, Seni sarmam imkânsız rüyalarım olmasa... Sevmesem özler miyim seni can pahasına? Ne olur bir fırsat ver, beni bir daha sına. Adını söyleyemem, senden bir başkasına; Seni sormam imkânsız rüyalarım olmasa... Düşlerimde incitsem günlerce uyuyamam, Sana değil, saçının bir teline kıyamam. Yıllar sonra dönsen de nerde kaldın diyemem; Seni kırmam imkânsız rüyalarım olmasa... Yalvarırım mektup yaz, beş dakkanı ayır da, Su serp yanan sineme sağlığını duyur da, Yaban gülü gibisin, dağda, kırda, bayırda; Seni dermem imkânsız rüyalarım olmasa...
-
İÇTİM
Yakılacak yara bu, yandırır diye içtim Dudakların şarabı, andırır diye içtim Kahroldum gidişine, içtim peşi peşine Gönlüm senin işine, son verir diye içtim Vurduğun günden beri, sormadın derbederi Ateş ettiğin yeri, söndürür diye içtim Ne hal bildin ne hatır, yazmadın tek bir satır Senin gibi aldatır, kandırır diye içtim Saki'ye sor sancımı, o bilir ilacımı İflah olmaz acımı, dindirir diye içtim Yokluğun hışım gibi, bastırdı kışım gibi Seni de başım gibi, döndürür diye içtim İçtim sensiz yarına, içtim intiharına Selviler diyarına, gönderir diye içtim
-
BİLSEN
Kırdığın kadehte kalan ömrümden Ağlarsın içtiğin yılları bilsen Sayende sararıp solan ömrümden Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen. Bağban eyle dedin beni bağrına Yanılıp yakılıp uydum çağrına Bir demet hercai çiçek uğruna Ağlarsın kırdığın gülleri bilsen. Ateşe su dedim göz göre göre Aklım zavallıydı duyguma göre Bahtına şükretti Mecnun bin kere Ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen. Ar ettim sakladım uğraşlarımı Haberdar etmedim sırdaşlarımı Gizlemek isterken gözyaşlarımı Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen. Sefiller gücünü bende sınadı Kimi kaçık dedi kimi bunadı! Berduş eleştirdi sarhoş kınadı Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen. Felsefe böyledir divanelerde Teselli aranır bahanelerde Bir kadeh mey için meyhanelerde Ağlarsın düştüğüm halleri bilsen...
-
SEN
Gönlümün perdesinde en hazin sahnesin sen Felâketim olacak aşka bahanesin sen Mecnun bile Leyla?ya bu nazarla bakmadı İlahlaştın gözümde nasıl efsanesin sen?..
-
SON BİR KERE DAHA
Eski bir gemiye yükler gibi ayrıldım duygularımdan Vedalaşmak çok zor inan ümit vaad eden yarınlarımdan Herşeye sünger çektim, bir seni çıkartamadım aklımdan Bir kere daha bak gözlerime son bir kere daha. Ekmeğin tadı yok mavi gökyüzü kayıp Belki hiç umursamadın beni yanlış tanıyıp Mesafeleri çiğneyip de gururunu arkana alıp Bir kere daha konuş benimle son bir kere daha. Eskimiş toka gibi fırlatıp attın hislerimi Herhangi bir taş gibi ezip geçtin düşlerimi Bir mahkumun son arzusu gibi yerine getir isteğimi Bir kere daha bak gözlerime son bir kere daha. Hayallerim pusu kurup aklımı tuzağa düşürse de Bu hatıra seni yaşatıp beni hergün bitirse de Çok sıkılabilirsin canın gitmek istese de Bir kere daha kal yanımda son bir kere daha. Mesela eski bir para kadar değersizim senin için Mesela başımın tacı bir yudum suydun benim için Düşün ki sana hayat borcum olsun insanlık için Bir kere daha tut ellerimden son bir kere daha. Eskimiş toka gibi fırlatıp attın hislerimi Herhangi bir taş gibi ezip geçtin düşlerimi Bir mahkumun son arzusu gibi yerine getir isteğimi Bir kere daha bak gözlerime son bir kere daha.!!
-
DOLMAYAN BOŞLUK
Şiir okumak istiyorsan gözlerime bak Gözyaşlarimdir dökülen misra misra. Ben'im sonbaharda düşen ilk yaprak. Benim içim çöl, bagim bahçem çorak Ben söylüyorum, özlem türkülerim yollara. Ezilmişligin acisi içimde dügüm dügüm, Yorgunlugum tonlarca gözkapaklarimda. O günü unutamam-seni ilk gördügüm. Çözülmeyecek ömür boyu bu kördügüm. Seni ariyorum adim adim Mezara giden sokaklarimda. Agaçlarda tüm dallar kirik / kurumuş özsuyu, Rengini kaybetmiş çiçekler / acisindan kurumuşlugun. Yaşantim bomboş, özlemine serdim uykuyu. Mezar desem degil, ya nedir bu kör kuyu Dolmuyor bir türlü, dolmuyor boşlugun.
-
KAN VAR BÜTÜN KELİMELERİN ALTINDA
Posta arabalarından söz et bana Kan var bütün kelimelerin altında Ezop'un şu lanetli dilinden söz et Kan var bütün kelimelerin altında Umulmadık birgün olabilir bugün Aslan kardeşçe uzanabilir kayalıklara Bir çay şöyle yağmurların kokusunda Kan var bütün kelimelerin altında İşte durup dururken surda Bir yelpaze gibi açıldı sesin Güzün en gürültülü kanadında Göğün en ince dalında Kan var bütün kelimelerin altında Umulmadık bir gün olabilir bugün Bir çeşme gibi akabilir cumartesi Çığlığındaki sessiz harfler Dün gecenin ağırlığıdır damarlarında Ne güzel konuşur sokak satıcıları Fötr şapkalarıyla ne kalabalıktırlar Ve çiçekçi kızların göğüsleri Daha suçsuzdur kırlangıç yumurtasından Kan var bütün kelimelerin altında Yaprağını dökecek ağaç yok burda Ama ışık sökebilir olanca renklerini Sürekli işbaşındadır belleğin Tanık şairler arasında Oyuncu arkadaşlar arasında Yolculuk bir kafiye arayabilir Atının kuyruğundaki düğümde Ölüm bir kafiye arayabilir Ak gömleğinde Yol bir kafiye arar ve bulur Dönemeçlerin benzerliğinde Kan var bütün kelimelerin altında Bir gül al eline sözgelimi Kan var bütün kelimelerin altında Beş dakka tut bir aynanın önünde Kan var bütün kelimelerin altında Sonra kes o aynadan bir tutam Beyaz bir tülbent içinde Koy iç cebine Bütün bir ömür kokar o ayna Kan var bütün kelimelerin altında İşte o kandır senin gülüşün Sızmıştır hayatın derinlerine Siyahtır orda kırmızıdır Daldan dala atlar Sever çocuklara anlatılan masalları Ama iş savunmaya gelince Yalnız alevi savurur Ve güneşin solmaz çekirdeğini Yalnız doruklarda Umulmadık bir gün olabilir bugün Kan var bütün kelimelerin altında
- YAKIN
-
MUTSUZLUK GÜLÜMSEYEREK
Mutsuzluk gülümseyerek gelir, adıyla süslenmiştir; Banliyo treninde rastladığımız Sınav saatini kaçırmış liseli kız, Hep kazanırsın ey çözümsüzlük! Ey otobüssever ey Troya yolcusu! Anımsarsın günlerce konuşup durmuştuk O İB(ipekböceği) sesli kadını; Birinin Grönland'ı olmaya hazırlanıyordu. İki çay söylemiştik orda, biri açık, Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
-
BİR ÇİÇEK
Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde, Bir yanlışı düzeltircesine açmış; Gelmiş ta ağzımın kenarında Konuşur durur. Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda, Güverteleri uçtan uca orman; Aldım çiçeğimi şurama bastım, Bastım ki yalnızlığımmış. Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
-
ÖLÜM
Ölüm geliyor aklıma birden ölüm Bir ağacın gölgesine sarılıyorum
-
SESSİZ AKŞAM DÜŞLERİ
Bembeyaz akşamlara çıkmak Deniz kıyılarında ya da dağ başlarında Daha doğar doğmaz sarhoş Pırıl pırıl bir günden Akşam gelin gibi süzüle süzüle Yamaçlardan ağır ağır inerken Seni duymak, seni sevmek, seni okşamak Seni konuşmak ve seni susmak İlk karanlıkla birlikte erkenden Senin hazırladığın sofraya oturmak Senin yaydığın çarşafların üzerine Uzanıp uzun uzun düşünmek seni Dünyayı yepyeni güzelliklerle Yeniden yaratır gibi Elinle kapladığın yorganı örtünüp Seni duymak, seni düşünmek, seni bulmak Haritaya yeni bir ada yazdırır gibi Her yanını, herşeyini öğrenmek Saçlarını, boynunu, sırtını, belini Kollarını, omuzlarını, dizlerini, ayaklarını Hatta ayıp olmasın en gizli yerlerini Yanı baştan sona seni ezberlemek
-
GÖZLERİNCE SEVDAM
Düşünmesen de sen saatler akıp geçer, geceler karanlığın koynunda kaybolur, uzanır, sarılır buruk sabahlara doğru. Boş bir şarap şişesi, ısıtan bir mum ışığı, bir sigara dumanında hayat kayıp geçer sensiz. Bir bilsen neler geçer aklımdan. Bir an sen, bir an ağlayan gözlerin, yüreğin, ayrılığın, hırçınlığın geçer, sen geçersin, ela gözlerin geçer. Başak saçların, hüzünlü yüzün geçer. Dokunuşun geçer Ağustos sıcağı gibi. Sarılırım düşüncelerime ağlayamam. Yarım kalır hayallerim yarım kalan şiirim gibi, yarım kalan sevdam, yarım kalan gözlerin, ela gözlerin, gözlerinde sevdam...
Jump to content