Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

likevoyager

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

likevoyager tarafından gönderilen her şey

  1. Hala sana şiirler yazıyorum. Şarkılar biriktiriyorum yüreğimde senin için. Kucağımda papatya demetleri, Kardelenler, Nergisler... Rengarenk kır çiçekleri. Sana umutlar yetiştiriyorum gönül bahçemde. Sevgiler topluyorum dallarından. Birgün göreceksin... Birgün duyacaksın... Birgün... Alacaksın...
  2. Ağla küçüğüm, Ağla ki sussun isyankar ruhların çığlıkları. Sitemlerine karışıp yok olsun Gökyüzünün dinmeyen hıçkırıkları. Ağla küçüğüm, Ağla ki anlasınlar hatalarını Diz çöksün önünde dünya Silmek için gözyaşlarını. Ağla küçüğüm, Hiç bir tasa, hiç bir dert kalmasın. Sarsın seni annenin şevkatli kolları. Ve, Tatlı sesiyle ninniler söylesin akşamları. Ağla küçüğüm, Ağla ki acısın haline silahlar Sussun toplar, tüfekler. Ve, Gözyaşların bitirsin savaşları... Ekim-1994
  3. Adı gece, Yalnızlıklarla birlikte anılır çok zaman. Oysa, Gece binlerce dostun adıdır benim için. İlk önce yıldızlar vardır, İlk gözağrılarımdır onlar benim. Karanlık çöktüğünde ilk gördüğüm dostlarım. Her biri bir başka dünyadır. Her biri bir başka insan. Saatler boyu konuşurum onlarla. Sıkılmadan, yorulmadan dinler her biri. Sırdaştır, Anlatmaz kimseye derdimi. Zaman ilerledikçe, Uyku çöküverir gözlerime. Rüyalarım gelir yanıbaşıma. Bir sonsuzluğu paylaşırlar benimle. Seni... Onlar anlatırlar, Ben dinlerim. Ellerimden tutup, Bazen bir gül bahçesine götürürler beni, Bazen bir gelincik tarlasına. Oradan cennetin bilmem hangi köşesine. Kuşlar olur etrafımda uçuşan, Kelebekler, uğurböcekleri. Yaşamaya doyamadığım, Vazgeçmeye kıyamadığım, Aşk gibi,sevda gibi bir şey. Bütün dünyam olur bir anda o cennet. Sonra... Bir günün doğuşuyla bitiverir her şey. Mayıs-1999
  4. Mutlu oluyorum Gözlerime baktığında, Mutlu oluyorum Ellerimi tuttuğunda, Mutlu oluyorum Sen yanımda olduğunda. Sen attığım her adımda Düşüncemin her noktasında Baktığım her yerdesin. Gözlerin bana güzelliğini, Ellerin bana sıcaklığını veriyor. Mutlu oluyorum sevgilim Gözlerin gözlerime baktığında, Mutlu oluyorum sevgilim Sen yanımda olunca. Derya Deniz
  5. HASRETİN GÖLGESİNDE BEKLETME BENİ BU SON BAHARDA TERKETME BENİ YANLIZLIK ÇOK ZORMUŞ AĞLATMA BENİ NE OLUR BİRTANEM UNUTMA BENİ HASRETİ SENSİZDE YAŞAR BU YÜREK GECELERİ UYKUSUZ AŞAR BUYÜREK NE SÖYLERSEM YALANDIR SADE BİR İNAT NE OLUR GURURU BİR KENARA AT
  6. BİR BAK GÖZLERİMİN İÇİNE İÇİNE BİR BAK BU BİR DÜŞ DEGİLKİ KALDIRSINLAR UYANAYIM DOLU DOLU DİĞİLMİ YAŞANANLAR SÖYLE HANGİSİNİ UNUTAYIM ŞİMMDİ BİR BU ŞEHRE İNAT BİRDE SANA İNAT NEFES ALIP VERİYORUM SANMAKİ KALMADI HİÇ UMUDUM HERSABAH UMUTLA DOGAN GÜNEŞTEN BORÇ İSTİYORUM ARTIK HİÇBİRŞEYE İSYAN ETMİYORUM BUNADA OLSUN DİYORUM ,BUDA GEÇER DİYORUM ,BUDA GEÇER. BAK GÖRDÜNMÜ? GEÇTİ İŞTE NE SDENDEN BİR ESER KALDI ,NEDE BEN BİR ESERDE HEM ŞİMDİ DAHA İYİ ANLIYORUM KENDİ KENDİLERİYLE KONUŞANLARI. BİR BURUŞUK RESİMLE ÖNÜNE GELENE GÖRDÜNÜZMÜ DİYE SORANLARI. DAHA İYİ ANLIYORUM AKLIMDA SENDEN KALAN İKİ CÜMLE UMUTSUZ YAŞAYAMAZ BİR İNSAN DEMİŞTİN OYSA BENİM TEK UMUDUM SENDİN BİRDE İNSAN BİRKEZ ÖLÜR DEMİŞTİN LANET OLSUN YALANMIS SENSİZLİK HERGÜN ÖLMEK DEMEKMİŞ
  7. Bir gün gelir unutursun ardında kalanları. Soluk alışlarını, Gülüşlerini? Üzerine sinen bütün kokuları. Sahipli sahipsiz yürüdüğün bütün kaldırımları. Öyle bir gün gelir ki, Unutmak hoşuna gider, Duvar diplerinde yolunu gözleyenleri. Vazgeçtim deyip bıraktıklarını. Gün olur, Hatırına getirmeye korkarsın Dipsiz bir kuyuya düşerde Çıkamam diye. Ve gün gelir, Çoktan terk eder Çeker gidersin...
  8. Nasıl kar yağdı bugün,gece sabaha karşı, Ortalık bembeyazdı,sanki bir gelin gibi. Tane tane döküldü,göklerin sevda marşı, Günahtan arındırdı,tüm günahkar yüzleri... Yüzünde güller açtı kar yağınca herkezin, İlk kez böyle günahsız,ilk kez böyle neşeli. Çocuklar gibi gülşen,çocuklar gibi şen Gökten armağan gibi döküldü her tanesi... Sokak lambalarından,süzüldü tane tane Usul usul indiler bir birine değmeden. Melekler indirirmiş her bir kar tanesi, Annem öyle derdi de inanmazdım küçükken. Bir iken bin oldular,on binlere karıştı, Çoğaldı da yerden bir karış açtı. İnsanlar döküldüler yollara birer birer, Değen her ayak izi bir günah gibi kaldı... Allah kar gibi yağdı kullarının üstüne, Temizledi akladı,bembeyaz bir kuş gibi. Her birimiz yıkandı,katran katran üstüne, Bakamaz olmuştuk biz aynalara gün gibi. İnsanlar kötü artık,zaman hiç değişmedi, Geçen zaman ne yapsın,biz ettik kendimize. Bu karda yağmasaydı halimiz ne olurdu? Allah yine acıdı,bak yetişti bizlere... Kar da bembeyaz yağar, anamızın sütü de Gelinlik de beyazdır,giydiğimiz kefen de, Birinde ağlarız biz diğerinde güleriz, Beyazdan ak beyazı, buyurun sıyırın işte...
  9. Bu yolda gitmek zormuş Senin hasretin bir alev, kormuş İki kaşın ortasından vurmuş Bir mermi gibi saplandım sana Bu yolda zor varmış, acı varmış Sevdalar tükenmiş, yanmış Gözlerinin ateşi içimi yakmış Bir alev gibi yandım sana...
  10. Esti de hazan yeli, kırdı kanatlarımı. Eşeledi yaramı, söz tükendi dilimden. Bir göründü yok oldu, çekti ayaklarını, İşte doğuyor derken, güneş kaydı elimden... Nisan yağmurlarına katan var ya aşkımı, Bir kerecik bakmadı gözlerimin seline. Gönlünün yamacından yıktı gitti köşkümü, Acmadı kül olan, yüreğimin haline... Ben yine böyle garip doğmuşum taa doğarken, Bundan sonra gülersem, vatan mı kurtulacak. Bağ harap,gül tarümar, gece günü boğarken Vurgun yiyen bu bahar, nasıl vuslat bulacak... Gözlerin önündeyse, bin kat firkat perdesi, Ne yandan bakarsan bak, bir tek huzme görünmez, Nasıl olsa yetecek elbet ömrün vadesi Aşk solgunu cemalim, bin baharla dirilmez... Cemile Düzgün
  11. Sözleriyle ince çizip, Nakışı bitirir beni Şöyle bir gözünü süzüp Bakışı bitirir beni Güzü, bahara caydırıp Dikene gonca giydirip Kasketi hafif eğdirip Takışı bitirir beni Asalet yansır diliyle, Yüreğinin menziliyle Gönlüme sağnak seliyle Akışı bitirir beni Demir atıp aşk çağına Maralı çekip dağına Göklerde yıldız avına Çıkışı bitirir beni Tutabilseymiş elimi Olacakmışım gelini Uğruma aba, çulunu Yakışı bitirir beni Hesap ettim de bu hâlı Bulamadım çıkar yolu Yüreğime dolu dolu Çöküşü bitirir beni Cemile Düzgün
  12. Sen, gerçeklerden kaçışım, Platonik aşkımsın Sen rüyam, hayali dünyam, Aşka susuz yüreğe ırmağımsın... Sen platonik aşkımsın... Sen bazen bebeğim, Beşiğim, evimin eşiğisin. Çatımsın, bacamsın, yatağımsın Sen platonik aşkımsın... Sen sevdamsın yüreğimde, Doyamadığım, Dokunamadığım, Koklayamadığımsın... Sen platonik aşkımsın... Cemile Düzgün
  13. Şu deli gönlümden neler çekerim Bana,benden başka mecnun bul getir Bu gözlerden yaş değil kan dökerim Sana benden sağlam köle,kul getir Aşkın ile yanar bağrım sen diye Dilerim senden de, sönmüş kül getir Hazine istemem! Neye yarar ki? Senin ellerinden bana pul getir...
  14. Hasret kuşalı her yanım Aşk dokulu kafeste gel... Senin ile ışır tanım Kuşlardaki şen seste gel Zor, oyunu bozar derim Arzu karışık histe gel, Gün serili gör her yerlm, Meltem ile, aheste gel... Yoksan, açmaz tomurcuklar Çiçek çiçek, gül deste gel Öksüz morda,göz boncuklar Prangaları kes de gel Aşkın gücü saza dolsun Her notada, her es te gel Adın deli poyraz olsun, Nasıl esersen es te gel Gel,gürleyip, coşup da sen Candan özde, heveste gel Gel yeter ki, geç demem ben, İstersen son nefeste gel Cemile Düzgün
  15. Bir goncanın gülşende açtığı ay ağustos, Bir ömrü çekip çekip gerdirendir, yay gibi. Zümrüd-anka kuşunun uçtuğu ay ağustos. Bundan böyle ağustos,katlanılmaz ay gibi... Sevda desenlerinin çizildiği ağustos. Hayal huzmelerinin süzüldüğü ağustos, Vuslat öykülerinin yazıldığı ağustos, Bundan böyle ağustos, yanık sesli ney gibi... Ormana bir filizin katıldığı ağustos Kırkyedi kez çentiğin atıldığı ağustos, Çatısının alavle çatıldığı ağustos, Bundan böyle ağustos, eyvah gibi, vay gibi... Cemile Düzgün
  16. Ömür ahesteden akıp erirken Yıllar an misali geçer Orduda Mevlam her zerreye hayat verirken Kuşlar bir edâlı uçar ordu da Cömert toprakları bereket dolu Sisler kucaklamış hep sağı solu Mayısta tutulur yaylanın yolu Çiçek bir sevdayla açar Ordu da Peştamallı kızlar bahçeye gider Yanaklarda gülün goncası biter O bakış, o gülüş ömüre yeter Gönül aşk yolunu seçer Ordu da Mısırın püskülü altın sarısı Ambara asılı koçan kurusu Köpüklü dereler ilham perisi, Ceylanlar kaynaktan içer Ordu da Hamsinin tavası, balığın hası Bilirim takalar sabırın tası Turkuvaz mavidir baba mirası Suya alın teri saçar Orduda Bizi bir görmeli fındık zamanı Kimsenin kalmıyor zerre amanı Eylülde mis gibi kokar harmanı Emektar biraz da naçar Orduda Mübarek semanın çulu delinir Dereler bulanır, yaprak silinir Çalışmak ibadet diye bilinir Cemocan da ışkın biçer Orduda Cemile Düzgün
  17. İçimde figan vardı,sesimi yayamadım, Yüreğim öyle dardı,elveda diyemedim. Öyle bir vedaydı ki,acı bir nidaydı ki, Elimden bir kaydı ki,elveda diyemedim... Çakılıp yollarına,kapılıp sellerine elimde ellerine,elveda diyemedim... Son kez bakacak sandım,orda kül olup yandım, Gelir sandım,aldandım,elveda diyemedim.. Duasın dudaklarda,kurbanda,adaklarda, Olurken odaklarda,elveda diyemedim... Boğazım düğümlendi,gözlerim mühürlendi, Yüreğim sihirlendi,elveda diyemedim... Halâ şu gönlümdesin,kulağımda şen sesin N`olur son kez gelesin,elveda diyemedim... Cemile Düzgün-Küçük Yelkenlim`den
  18. Biri yörüngemde dönüp duruyo, Yaşını,başını almış olmalı. Belli ki benli bir hayal kuruyo, Hem uyanık, hem de bilmiş olmalı... Akşam-sabah mahalleye gelıyo, Kaş-göz edip, aralıktan gülüyo, Bakıversem heyecandan ölüyo, Dipsiz ummanlara dalmış olmalı... Bir yolunu bulup selam veriyo, Kapıyı açmasam, damdan giriyo, Havalı da, gasılarak yürüyo, Sırılsıklam aşık olmuş olmalı... Düzenli ve titiz giyim-kuşamda, Büyükçe bir gedik kalmış yaşamda, Sanki sürgündeymiş Libya'da,Şam'da, Gerçek dosttan uzak kalmış olmalı... Büyük ihtimalle,sevgi kırgını, Bakışları kahır, hüzün yorgunu, Gün yüzüne hasret, bahar sürgünü, Vakitsiz zamanda, solmuş olmalı... Dedim; ?pek üzgünüm,gonca veremem, Kanatlarım kırık, yara saramam, Bu bir rüya olur,hayra yoramam...? Saçını, başını yolmuş olmalı...
  19. Ömür bağ salkımıydı, Tatlıydı ilk taneler. Elimde kaldı çöpü, Nasıl geçti seneler... Çirkin yürekler gördüm, Gönle siperler ördüm, Tükenirken kırk dördüm, Nasıl geçti seneler... İyi günüm olmadı Artık gücüm kalmadı Aklım fikrim almadı Nasıl geçti seneler... Önü kapalı yoldu Güller goncada soldu, Yüzüm çizgiyle doldu Nasıl geçti seneler... Poyraz savurdu,itti Umutlar battı gitti Ne acı herşey bitti, Nasıl geçti seneler... Cemile Düzgün
  20. Görürdük çekilse dağlar aradan Dost mudur, düşman mı sırdaş bildiğim Ne ummuştum neyi buldum buradan Sanmayın kan değil, yaştır sildiğim? Nefse yenilmeden, acze düşmeden Yan yana, kol kola yürünemez mi? Zaman sahnesinde hiç didişmeden Devri alem, sevgi bürünemez mi..? Derler ?taş atana ekmek atmalı? Kılavuzsan icraatta görsünler Kusur varsa gece olup örtmeli Bencilliği dehlizine sürsünler? Sen sümbül, o lale, ben yaban gülü Her renge doymaktır gönülde emel Coşup çağlamalı sevginin seli Ölümsüz mevsime atmalı temel? Menfaatin çanı çalıyor diye Nasıl bir çırpıda içtimâ durduk Ak kuzu tuzumu yalıyor diye Bahane uydurup arkadan vurduk? Bu yüzden, fırlayıp kopamadık biz, Kem bakış yıprattı, ince ufaldık Söz ürettik durduk, yapamadık biz İşte bu defa da sınıfta kaldık ? Kendince planı ek çoraklara Toprağın hasında hoşgörü biter, Kin saçı bulaşır pak taraklara Ve lâkin bu dünya herkese yeter..! Cemile Düzgün 04/04/06
  21. Korku sinmiş gözlerine Nedir söyle sızın ceylan. Derman olam dizlerine Kalbimdedir izin ceylan... Ardına düştü düşlerim, Irmağa döndü yaşlarım, Adısın bitmez işlerin, Gönle düştü, közün ceylan... Sana saklayamam garaz, Gururumu okşa biraz, Saçlarım olmadan beyaz Öldürmesin nazın ceylan... Seni gördüm,serden geçtim, Aşkı yüreğinden içtim, Sevdan olmasaydı hiçtim, Ama doldum hüzün ceylan... İzin ver dağına gelem, İste,hep yanında kalam, Kederi çöllere salam Dünya olsun bizim ceylan...
  22. bir sevda efsanesi yarı baygın ölümcül? ataklarda alaca karanlıklar bir ucu aşkın kanayan elinde bir ucu hoyrat zemherilerde ıslak bütün mısralar, saçaklar damla damla ve bir de, deli bir sepken penceremde..... bir sevda efsanesi suskun? kopmak üzere ipek kordonlar ayrılıyor birbirinden mutluluk vagonları bir kıvılcım,bir alev oluveriyor deniz, gök oyuncaklar kırık, yıklmış oyun bahçesi ufukta bir yeldeğirmeni dönüp duruyor iğreti pervanesi tek solukta ebrüli akşamsefası dağlar hiç tanımadığım morlukta geceler kara tesbih tanesi say say bitmeyen? bir sevda efsanesi yarı baygın inleyen?
  23. Nevbaharda buldum seni, Hiç esmesin artık hazan. Kuruttukça ayaz teni, Ağlıyordum zaman zaman? Kumrular dert oluyordu, Gökkuşağım soluyordu, Gönlüm hüzün doluyordu, Bir daha hiç gitme aman? Keder, çıkma yolumuza! Hasret, girme kolumuza! Baykuş, konma dalımıza! Hele dağıl çisil,duman?! Bir gülüşün değer neler, Kıyım,köşem orkideler, Varsın diye bu cemreler Yokluğunsa sorma, yaman..! Virane han oldu yalı Bütün dünyam uçan halı Can bulduya kuru çalı, Dal, budağım engin orman? Hayat sundun içiyorum, Gökler benim,uçuyorum, Dostu süzüp, seçiyorum, Cemocan?da yoktur güman?!
  24. Gönlüm dost niyeti sezer uzaktan, Muhabbeti şifa sayılır cana Hem de tyo verir şerden, tuzaktan, Gökkuşaklarını serer zamana? Başka bir marifet değil yaşamak Yaşamak dostluğu,paylaşmak demek Olursa hep iyi niyet taşımak O zaman boşuna değildir emek? Para, pul,şan şöhret neye yarıyor? Hepsi bir tarafa, can dost bir yana. Her şeyin en sonu kabre varıyor Toprak yenilirse ye, kana kana? Bu dünya kaç kere boşalıp doldu, Giderken bir kefen ucu ucuna Kimi, gönüllerde kurudu, soldu Sevgi sofrasından kalktı acına Ne güzel bir gönlüm kibire fakir, Neye baksam hüzün, hüsran eriyor Her zerre getirir binlerce fikir Cemo?ca yaşamak huzur veriyor?.
  25. Ne hale koysa da aşkın bedeni, Kaşıkçı elmasa değişmem seni, Sevgiye verimsiz ellerde beni, Bırakmazsın diye güveniyorum... Hayalimde bile kara sevdan var Dört yapraklı yoncam, sar bedeni sar, Muhabbet özünden doğan ey pınar! Selamınla bile avunuyorum... Uzaklardasın ya, hayata bağsın Gönlü şen eyleyen, bitmeyen çağsın, Zümrüt, altın, elmas yığılı dağsın, Aşkın güzelliktir, savunuyorum...