likevoyager tarafından gönderilen her şey
-
BİR GÜN
Sevda kaç çeşittir sormayın bana Sevda kuşa kurda önce Rab' ba Vatan' a Millet' e ana baba ya Sevda varya Öz' üne öz sevda Yaratmış Yaradan hiç görmez misin Dolaşıp evrene bir bakmaz mısın Suya toprağa ateşe bülbüle güle Sanma dilsizlerdir dillenir bir gün 15 Ocak 2007
-
BİLMEZLER Mİ?
Alelacele telaşın nere Nereye gidiyorsun dostum Durup dinlen bir nefes al Dünyaya sınava geldin Anladın mı yürekleri Tuttuğun el kaç taneydi Kendi kendini dinleyip Sabah ezana erdin mi Yüreğinde huş' u Rab' binden af diledin mi Uyan uyan Silkin uyan Bugün yeni bir gün doğdu Geç kalmadın inan Rab' bim en affedici Bu Saltanat kimde var Neden göremiyorsun Korkmadım hiç Rab' bim den Görmeye de gücüm yetmez Yüreğime aşkla doğdu Bana yön veren oydu Kalbimin sırça köşkü Hep onun tahtıydı Neler istemez ki insan Gel-geç olsa da dünya Tek dileğim Rab' bim den Şu aklımı korusun İdrak edeyim O' nu Hayat bu hayat işte İsyana varmaz dilim Çekilecek tecellisi Bir sebebi vardır derim Doyurursam bir yetim bir fakir İstemem ne para ne pul Mutluluk andım olur Taşıp ta paylaşmayana ahdım olsun Bu kin haset dünya malı niye Götürdüğün bez iki metre Uzak görünüyor Ahir Ondan mıdır neden Yolcular hep sorgusuz Anlamamışlar Rab' bim seni Dönüş sana bilmezler mi Geride bıraktığın Akilse meziyetin Bilmezler mi..? 16 Aralık 2006
-
BENSİZ
bu gece nerdesin biliyorum sevdam benim en sevdiğim yerde çaldırmaya cesaret eder misin şarkımı -------seninle bir dakika bensiz... yudumladığın her kadehte bende varım eminim... yinede bensiz 14 Nisan 2006
-
BAHAR BAHÇESİ
Ruh gençse eğer; Beden bitmiş demiyorsun Gönlünün kuytusunda heyecanın kıpır kıpır Özlem yapamadıklarına ----özlem yaşayamadıklarına Bir düşün; Uçsuz bucaksız bir dağ eteği Buram buram kekik kokusu Kır çiçekleri açmış sere serpe ----Sarı turuncu mor Yemyeşil derya da rengarenk cümbüş Gelincik tarlası bir köşe de ----Ara ara papatyalar Papatyaları gördüysem biter işim Çocuklar gibi bir sevinç ----Güvercin kanadında mutluluk Alelacele toplayıp bir taç yaparım kendime İki tane de kulağımın arkasına sıkıştırmasam olmaz Bir de seviyor sevmiyor fal bakarım Onun verdiği haz Yaş geçse de yürek hep genç Bir de düşün; O bahar bahçesinde ----Olmuşsun sevdiğinle Bir iki de adınızı kazımak için ağaç Papatyalarını topla Güneş sana göz kırparken Sevdiğinin dizinde tacını yap İşte sensin kraliçe... 14 Mart 2006
-
AŞK VE SEVGİYE DAİR BENDEN
sevgi gül/ aşk diken sevgi iç deniz/ aşk okyanus sevgi meltem/ aşk tufan sevgi özenli/ aşk delişmen sevgi sabretmek/aşk sabırsız sevgi almadan vermek/ aşk bencil sevgi esirgemek/ aşk zirveye tırmanmak sevgi yüreğinde taşımak/ aşk yüreğin göğsü zorlaması sevgi sineye çekmek/ aşk haykırmak sevgi özlem/ aşk arsız bir dilenci sevgi o yoksa aç kalabilmek/ aşk erimek bitmek sevgi mutluluk/ aşk taşkın, lirik, huzursuz sevgi umuda yolculuk/ aşk karanlık aşk hazırlıksız/ zamansız yakalar aşk başkaldırı/ kapıp koyuvermek aşk bir büyü/ en güzel suç ortaklığıdır aşk çıldırmak uğrunda ölmek aşk sömürmek sömürülmek aşk anı yaşamak aşk yaşadıklarını kar saymak aşk acımasız aşk hiç masum değil aşk bekletilmeye de gelmez maharet maharet mi..? maharet aşkı sevgiye dönüştürebilmek 29 Mart 2006
-
AŞK -1
Tutsağınım senin Hiç olmadığım kadar Söz dinletemez mi insan Avuç kadar yüreğe Aşk sınır tanımıyor Bunu yaşayan bilir Çılgın mı çılgın Bir o kadar da bencil Utanması hiç mi yok Doğru Utanması yok 03 Nisan 2006
-
ASLINDA...
Sarı turuncu kırmızı -Mor Siyah beyaz mavi Erguvan Günbatımının renkleri Tüm aşkları depreştirir amma Benim tuvalimin yansıması -Aslında... 10 Nisan 2006
-
ASLA...
Kar yağmış dağlarıma -yüreğimdeki buz çığ yüzünden Tutan yok ya coşmuş rüzgar esiyor delice -tarumar oluşum ondan Ateşim mi yükselmiş üşüdü ellerim titriyorum da - şu mel' un virüs olsa gerek Sen değilsin içimi kanatan inceden inceye -cam kırıkları, ah sakarlığım var ya Biraz fazla mı kaçırdım ne -habersiz doldurmuş saki -sarhoşluğum da ondan Bu gönül gönüllü mahpus sana Asla Suçlu sen değilsin 20 Ocak 2007
-
AN...
Çekipte gitmek istedi an Heybesinde biriktirdiklerine inat Sildi gözlerini... Sere serpe kucak açmıştı sahil Gökle öpüştüğü yerde İki çivi Bir kaç çekiç darbesi Doğaya aykırı tek sesti Özgür rüzgarların beşiği Çatısında martıların seviştiği Hamuru toprak Köşkünü kurdu Sarmalamıştı bulutlar da Koparıp kasvet zincirlerini Döküldü halkalar Çisil çisil Yıkandı zift karası Tutuşturdu evren tütsüsünü Cömertti toprak ilk nefesi üflerken Goncalar fısıldaştı Meltemin kanadında iyot Arındı ruh Göz kırptı güneş Daldırdı fırçasını boya kutusuna Rengarenkti kuşak Şen çocuk sesleri Kuş cıvıltıları Işıdı ufuk Doğruldu... Belki bu sefer geçebilirdi altından Zamansız zamana 21 Ocak 2007
-
AHMAK ISLATAN
severim -ıssız sokaklarda yürüyüşü azıcıkta aydınlık olsa sukut ruhun dinlencesi arada geçerse -bir-iki de araba ne ala delsin bu amansız sessizliği gündüzden yağan yağmurun serinliği ürpertiyor beni... gök kapanmış deliksiz -griyle kırmızının bulanıklığı bu pusarık aydınlık bana mı eşlik ediyor ne? boş ver..... derin bir nefes çek -vakit kaybetmeden ciğerlerin dolsun -dağılsın efkarın az da olsa bu oh la çisil çisil başladı önce sonra şakır şakır bu huzurlu gecemde ne işin var ahmak ıslatan 14 Nisan 2006
-
AHLARI ÇEKTİĞİN AN BU ANDIR
Senin farkına çok mu geç vardım Öğüttün değirmeninde un ufak oldum Nazlı söğüt dalıydım aynam da nehir Bakardım doyamazdım kendi seyrime Gençliğin cilvesi bu olsa gerek Hakikate kör gözler hep mi düş görür Kabarık af defteri bir gün kabarır Döner döner de ucu yine sana varır Kaybolan yıllara dönüp bakarsın Aynada kendini kendin ararsın Minare yıkılsa da mihrap yerinde Ahları çektiğin an bu son demdir 22 Ocak 2007
-
ADSIZ ÇOBANLAR
Arılar kelebekler Cırcır böcekleri İlhamıydı Serveti yanık yanık inleyen kavalının Dağlardan yankılanan sesi Koyulaştırsa da girift yalnızlığını Sürünün alkış tutan sessizliği Ruhunun dinlencesi Güneş sımsıcak sarılıştı ana kucağı gibi Cömertti rüzgar tenini okşarken Azığını paylaştığı karıncalar Kararan bulutlar hüznüne ortak Yağmurdu susuzluklarını doyuran Yumuşacık yatağı çimenler Aynı atardı yüreği Çomar? ıyla Uzaktan gelen kurt uluması Hayatının dinamiği Öksüzdü yine de Tanımadığı yitikliklerinin kucağında Adsız çobanlar 27 Ocak 2007
-
ADIN-4
Kıpırtısızdı don saatler Buz kesmiş yüreğim alazına rest Sensiz tünümün her gününde Suları çekilmiş okyanusum Talanım viranım derbeder Sustum Dile gelseydi tutsak geceler Ay ışığı kor Yıldızlar lav olup yağardı gök kubbeden yar Dile gelseydi benliğimdeki tsunami Yutardı acunun tüm kıyılarını yar Dile gelseydi duygularım Kükrerdi volkanlar artçılar hiç dinmezdi Hop oturup hop kalkardı evren yar Dile gelseydim dile gelseydin Ah 21. yüzyılın destanlarına adın kazınırdı Ben senin için Senden bile vazgeçtim Sustum 21 Ocak 2007
-
ADI YOK SANA SEVDAMIN
Adı yok sana sevdamın Kokun sinmiş yüreğime Nefesin nefesime Adı yok inan sana sevdamın Henüz adını koyamadım Sen yoksula sunulan dumanı tüten yemek Sen öksüz çocuğa sımsıcak sarılış Sen fırtınaya göğüs geren liman Omzunda huzur bulduğum Sen toprak ananın kıpırtısı Sen tohumların demlendiği yağmur Sen gönüllerdeki bahara davetiye Tuvalimdeki tüm renkler Sen tende şehvet gönlümdeki coşku Sen dilimdeki lirik ezgi nağmelerin raks edişi Dimağımda çakılı isim Sen ruhumdaki yeniden varoluşun resmi Seni sana anlatamam Adı yok inan sana sevdamın Henüz adını koyamadım Sen Zamanı sende durduran adam Tutukluyum sende kaldım 31 Ekim 2006
-
ACİZİM...
Sen neydin? Bilemiyorum... Çözemedim ruhumu Neydin sen? Kifayetsiz kelimeler ağıtta hepsi Anlatmaya çalıştıkça seni Battıkça daha bir batıyorlar Demlenmeye aldım kalemimi Kutsanmışsın enginlerimde Şahin gözlüm Seni anlatmaya Acizim... 18 Aralık 2006
-
ÖZLEM KANIYOR YÜREĞİMDE
Seni özledim bir tanem, Seni çok özledim. Kelimeler hiç olmadıkları kadar suskun şimdi Şiiler hiç olmadıkları kadar yanlız. Sen uzaklardasın, Bahar senin şehrin de. Özlem yağıyor saçlarıma, Özlem kanıyor yüreğim de. Ben sensiz çok yanlızım bu karanlık şehirde... Avutmuyor ne şarkılar, ne şiirler. Gece güne kavuşmuyor, hasret vuslata ulaşmıyor Sensizliğe alışılmıyor... Özlem yağıyor saçlarıma yağmur yerine, Özlem kanıyor yüreğimde...
-
SEN YABAN GÜLÜSÜN
Dokunsam duman gibi kırılırsın, Konuşsam incinir misin? Seviyorum seni desem, Gözlerin gözlerimden ayrılmasın desem, Yaban gülüm küsüp, solar mısın? Uzaktan da olsa severim seni Yeter ki sen sen iste, yeter ki sen sev de... Dokunmadan, konuşmadan, Gözlerin gözlerime değmeden Bile bile yanarım yaban gülüm... Gülümse gülüm, gülümse... Solmasın o gül dudakların Türküler söylesin saçların rüzğarla Sen yaban gülüsün... Uzak dağlar senin mekânın. Dokunsam duman gibi kırılırsın, Konuşsam incinir misin? Yaban gülüm küsüp, solar mısın?
-
AŞKIN SÜZÜLEN YAĞMURLARI
Yazık senin için aldığım nefese, Yazık seninle geçen mavi sabahlara, Hiç de kolay olmadı inan, Çünkü sen hep bir sorun çıkardın. Beni, duymadın ki; İçten dinlemedin, bir âşık gibi, Bir gün bana ?seni seviyorum? demedim. Ya; o gün, seni Zeynep?le gördüğüm gün; İşte; o an yıkıldım, mavi sokaklarda? Seni, hiç bir zaman affetmeyeceğim! Gelme artık yanıma, yalanlarınla, Sıcak bir yürek kalmadı, artık benden sana, Unut; maviyi, sarıyı ve Özlem'i unut artık öyle biri yok! Bitti artık, onu bitirdin, seninle vardı, senin için yaşıyordu; Seni delice seviyordu. Sen, bunu hiçbir zaman anlayamadın. Ne sıcak bir söz söyledin ne de tatlı bir bakış bıraktın yüreğime, Karşılıksız, saf ve temiz bir sevgiydi bu! Hiçbir şey kalmadı geriye, Hepsini sen yok ettin! Şimdi, git durma; bu yağmurlarda, Burada, yağmurlar dinmez artık! Özlem; hep yağacak yeryüzüne, Unutma! Sen yağmurları sevmezsin! Sen, güneş zannettiklerine git! Ben, ısıtamam seni; üşüyorum mazimle! Artık Özlem hep ağlayacak, Her yağmur yağışında, sen de onu hatırla! Unut beni, dese de inan; unutmaman için hep dua edecek, Tanrıya Ne olur; sen de onu unutma; Ceketi?nin cebinde Özlem'in bir resmi olsun hep; Mavi gözlerine bak; her sabah, Unutma o seni hep sevdi, Yine sevecek, ta ki; Tanrı onu yanına alana kadar, Hep sayıkla onu, Özlem, Özlem, Özlem? (26.02.06)
-
BAŞKA BİR MAVİ
Bir başkayım bu akşam içim içime sığmıyor Maviler bir başka şimdi... Sevgilim kırmızı bir gülle beni beklerken Atım toprakla kucaklaşmada Nasıl yalnızım diyebilirim ki! Yalnız değilim işte artık. Bu fırça, bu palet, bu renkler de benimle Kemanım?ın sesi geliyor mavi odamdan Peki! Kemanı çalan kim! Artık ne önemi var? Sevgilim yanımda dans ediyoruz işte. Artık ne önemi var bu kargaşanın, bu kuralların. Bırakın herkes istediği gibi yaşasın. Bırakın gökyüzünü herkes istediği renkte boyasın? Mavi Su' da yaşasın bırakın... (24.01.2006)
-
GECE'Yİ SESLENDİREN AŞK
İzmir, geceden beyaz bir elbise giymiş Saat gecenin üçü keman sesiyle Balkona çıkıyor sarı saçlı bir kadın Biraz düşüncelerden kurtulmak istiyor sadece Sarı saçlı kadın?ın üstünde ipekten yapılmış beyaz bir elbise Hayattan sıyrılmak istiyor on iki dakikalığına Taşlı sokakta mavi şapkalı bir adam Şu sağdaki cumbalı evin yanında Evin duvarına yaslanmış Omzunda kemik rengi bir keman Bu adam bir başka çalıyor kemanı Sanki biliyor sarıyı, maviyi Tüm renklerin düşüncelerini Tanrı olmasın sakın bu! ?Kim bilebilir ki belki de o işte ya da değil her neyse,- Bizi, sizi bildiği kesin Kemanı o kadar güzel çalıyor ki Bütün düşüncelerden sıyrılıyorum on iki dakikalığına Bu ritim, bu ahenk ipek tülüme de yansıyor O da dans ediyor şimdi ipekten perdesiyle Mavi şapkalı adam?ın gözü sarı saçlı kadında Sokak o kadar karanlık ki, adamdan başka hiçbir şey görünmemekte Adam gizemli, ama sadece yüzü belirsiz bir görünümde Mavi şapkalı adam?ın yüzü de öyle? Mavi şapkalı adam kemanı?nı bırakıp Sarı saçlı kadın?ın balkonu?na yönelmekte Kadın biraz korkmada içini çekmede Mavi şapkalı adam üç buçuk dakika sonra Balkonda kadın?ın yanında Adam?ın eli kadın?ın belinde Kadın?ın sarı saçları rüzgârla şarkı söylemede Sarı saçlı kadın?ın üstünde ipekten bir elbise Keman yine çalıyor Kemanı çalan uzun saçlı bir adam Adamla kadın dans etmede, sokak karanlık, yüzler karanlık Sadece figürler var ortada Kemik rengi bir keman? Mavi şapkalı bir adam? Sarı saçlı bir kadın? Uzun saçlı bir adam? Gece?nin karanlığından kalan bu sadece Aydınlık bir güne? (25.01.2006)
-
İLLE DE MAVİ
Neden mavi bu kadar güzel? Gizemli, çekici ve asi. Biz insanlara ne de çok benzer bu terimler. Mavi bizim suyumuz, Mavi bizim gökyüzümüz, Mavi bizim gözlerimiz, Mavi bizim elbisemiz şile bezinden. Daha birçok şey mavi mavi? Siz siz olun mavide kalın dostlar. (05.06.06)
-
KEMANA DOKUNAN AŞK
Şimdi Heykel Cafedeyiz Üstü camadan ahşap bir masa O ve ben Sandalyeler de ahşap Çizgili o ve ben gibi Hayatımız gibi. Bakır şamdanlıktan bir mum masamızda Bizi duyar oldu şimdi. Sevgilimin aşkı Gitar çalan iki adam Ve keman çalan sarı saçlı bir kadın Gözümüz mumda Ruhumuz müzikte Duvarda cumbalı evler Ve taşlı bir sokak Sevgilim (içimin en sıcak yeri) O sanatsal elleri ile duvarı çizer yeniden Hasır bir örtü bize gülümsemede Beyaz fincanda nescafe (sütün köpüğü üzerinde kahve) Toz şeker de bizimle Ellerim sevgilim?in elleri ile kucaklaşmada Duvarda zamandan (saatten) bir yansıma Karanlık yüzler Kahkaha atan nefesler, ?Ellerim nerde ya beni de götür ya da gitme? ?Bilirim ben sensiz hiç yaşayamam ki ölürüm hasretinle? Derken iki adam, gitar, sarı saçlı kadın Ve içi titreyen bir keman İşte orda oracıkta Sevgilim ve ben Yeniden aşık olduk hayata O yüzden tanıyamadık bu senfoniyi Bir anlam veremedik sevdalanmadan Pekiyi ya şimdi Tanımaktayız ?mavi suyu? Ya sen hiç sordun mu kendine! Mavi ne? Su ne? Mavi Su ne? (02.02.2006)
-
MAVİ'NİN SESİ GECE'YE
Gece serin, ay en ince yerinde mehtabın, Sevgilim kanepede uzanmış, beni seyreylemekte, İçimde deli bir nikotin isteği, Hemen sigaramı yakıyorum, geceye karşı, Isınmak için belki de kim bilir, Gecenin matemini aşkıma örtüp sarayım, Müzeyyen Senar?ın seslendirdiği hüzzam şarkıyla. Ne güzel olurdu şimdi onun berrak sesini duymak, Kanunun nazlı telleri, Kemanın sevgilisinden ayrılmış gibi inlemesi nağmelerde, Tambur?un ve udun muhteşem sesleri, Ney?in huzur veren sesi, darbuka?nın kıvraklığı? Siz, hiç Türk Sanat Müziği dinlediniz mi ayaz bir gecede Üşüdünüz mü ısınan kaderinizle Şarkı söylediniz mi sanat müziği sesinizle amfi tiyatroya. Hala o gün gözümün önünde, O kalabalık, o heyecan, o coşku, Arkadaşlarımla yaşadığımız kulis heyecanı Mikrofonu tutmak, Kamera, fotoğraf makineleri, İnsanların konuşmaları, Bir arkadaşımızın bizi sunması, Fakülteden arkadaşlarımızın coşkusu, Bizi alkışlamaları, Şimdi elimde bir kadeh, Yanımda sevgilim, Gecem mavi, Hüzün yok, Sessizlik yok, Onun güzel yüzü var, kadehimde, çizdiğim resimlerde, Piyanomun tuşlarında, gitarımın tellerinde, hep Murat?ım var. Maviler onunla güzel Onunla, anlamlı maviler şimdi. (06.06.06)
-
SENİNLE OLMAK
Seninle olmak varya, bilmem nasıl anlatsam; Bulutların gözyaşlarını akıtıp rahatlaması gibi... Yada Hüzünlerin duman olup dağılması gibi... Seninle olmak varya, nasıl anlatsam; Duyguların çiçek açması gibi... Kışın ardından bahar gelmesi gibi... Yada Yok olup giden sevinçlerin geri dönmesi gibi... Seninle olmak varya; bilmem nasıl anlatsam; Yeniden doğmak gibi hayata... Ya da Olmak istediğin herşey olmak gibi, Seninle olmak, şiir gibi bir hayatı yaşamak sanki. Yelken olup açılmak sonsuz maviliğe... Seninle olmak varya, bilmem nasıl anlatsam; Ben sussam, sen gözlerime baksan Ve yaşasan... İşte o zaman belki anlarsın Seninle olmanın ne olduğunu....
-
KALBİNDE AŞK VAR
Bakışların da umut, Bakışların da sevgi, Bakışların da özlem var. Gizlemeye çalışsan da, Saklamaya çabalasan da Kalbin de bir sancı, Kalbin de bir giz, Kalbin de aşk var. 3 nisan
Jump to content