likevoyager tarafından gönderilen her şey
-
NEREYE GİDİYORUZ
Bir resim çizmek istedi zaman Öylesine bırakıp gittiği odasına girdi çat kapı Herşey bıraktığı gibiydi Hepsi yerli yerinde Şaşkın bakışların arasında Biraz utangaç gülümsedi Kucaklaştılar sahte çığlıklarla Sarmaşdolaş O gelmişti..... Sonradan farketti Tuvali bıraktığı gibiydi yarım, biraz tozlanmış Fırçalarının rengi soluk boynu bükük Boyaları kurumuştu Tineri Tinerinin yüreği aynı mı atıyordu ne? Biraz buruk 8 Şubat 2007
-
NERELERDESİN
ne oldu bana nerde o güçlü kadın nerelerdesin söyle kiminlesin ne önemi var ki olamazsın ya benimle kiminle olursan ol nefesin yetiyor -------bu şehirde 08 Aralık 2005
-
NEFESİM...
Seninle sevmiştim bu şehri Efsununla silinmiştin en kötü anılarımı Gönlümün erguvanı Şimdi bu şehir mi öksüz Ben mi öksüz kaldım bilemiyorum sensiz Yarışta ağıt döken tüm yürekler Küskün suratlar yılgın omuzlar Şu kaldırım şu cadde şu sokak kısık sokak lambaları Ağaçlar kuşlar çiçekler Sonsuz ıssızlığın yortusunda Yasta Salıncaklar bomboş artık Rüzgar hırçınlaştı metal gıcırtısı bozuyor sessizliği İhtilal gibi Bu şehir sensiz tarifsiz Şimdi soluksuz Gök her gece puslu kasvetinin ağırlığında Ay donmuş Yıldızlar yaslı gizlenmiş Ağlayabilseydim keşke Keşke Boğulacağıma göz yaşlarıma Haykıra haykıra sevdiğim Bu şehir şimdi tarifsiz Dön de gel Dön de gel sevdiğim Bu şehir nefessiz Nefes alamıyorum Sensiz Nefesim
-
NASIL BİR MERHABA
hani nefesin yetiyor bu şehirde -------demiştim ya karabenizlim hani sensizliği -------iliklerime kadar hissetsemde suskunluğum artık....artık bu şehirde olamayacağını öğrendim bu gece bu gece acı çığlık bu gece gamın her teli bu gece dile gelse bu geceyi anlatabilmem mümkün mü daha seni anlatamazken bu kaderin oyunu ya da koca bir tuzak sana sevgimi sınamak -------yetmedi mi sınandığım bu gece aşıklar dergahı böyle bir gecenin tarifini tüm sevenlere bıraktım bu gece elvedasız bir gidiş mi olacak yeniden ------yeniden bir bekleyiş besbelli belirsiz bu son gidiş gibi geldi dönüşü olmayan duam dönüşüne fakirin ekmeği umut bu gece aldın da götürdün beni soydun çırılçıplak bedenimi ruh ayrı naaş ayrı ben ruhsuz naparım yeni güne sensiz nasıl bir merhaba? 05 Mayıs 2006
-
MEMLEKET SEVDASI
Yıllarım sevdayla geçti Bir sevda vardı ki..! Memleket sevdası hepsini ezip geçti. Ben anaya babaya haset Ben kardeşlerime hasret Ben doğduğum şehre hasret Ben sevdiğime hasret Ben en önemlisi evladıma hasret Öyle bir sevdaydı ki Memleket Sevdası? ben bekledim kimse bilmedi Ben ağladım kimse duymadı Ben yemedim, aç kalan mı oldu? Ben,ben,ben?. Benleri saymayayım Benler bitmez Benler bu sayfalara sığmaz. Ah bu Memleket sevdası var ya; Helal olsun evladım --Bu Vatan' a diye ağıt yakan analar-babalar Tabuta sarılıp doyamadım sana diyen eşler Babamı hiç tanımadım diyen çocuklar Bende askerim diyen bacılar Ah bu memleket sevdası Ateş düştüğü yeri yakar ey dostlar Yurdumun insanları siz rahat olun yeter Bu Memleket Sevdası varken sizi taşıyan çıkar . Göz yaşlarımı içime akıttım Eridim, bittim, tükendim, demedim Demeyenler gibi 31 Mart 2006
-
KIŞA İNAT
doğa uyandı çetin kışa inat kim güçlüyse onda taht dünya dönse devran dursa kime sorsam benim bu baht satılık değil sevgim pahası yok istemeyin ister anne kucağı ister aşk odun da yangın sen kalbimde saklı kal ağır gelsede yükü bu sevgiyi ben taşırım arada bir uğra nolur gönlümdeki kışa inat . 17 Mart 2006
-
SADECE BEN MİYDİM?
Sessiz bir sada da mı yok Dayanmak zor hasretine Hiç mi sevmedin sevdam Sendeki yüreğe hayret Aşk iki kişiliktir Bunu bir ben mi yaşadım Sendeki yürek mangal Ben kor ateş miydim Yanıpta tutuşan Sadece ben miydim 02 Temmuz 2006
-
RÜYA OLMASIN
Başka bir dünya isterdim ben Seninle sadabat bahçelerinde El ele diz dize yürek yüreğe Tutuksuz doyumsuz ---------biraz pervasız Her demi yaşamak rüya olmasın Seninle sadabat bahçelerinde El ele diz dize yürek yüreğe Seninle yaşamak rüya olmasın 27 Mayıs 2006
-
GİDİŞİN GİDİŞTİ?
gidişin gidişti --------en ağulusundan elveda demedin hiç kendine iyi bak ya da Allah'a emanet ol sadece gidişin gidişti --------yaşanılan anların tükendiği ne senin ne de benim zamana dur diyemediğim gidişin gidişti hiç dönmemecesine neden suskundun --------neden di gözlerindeki çaresizlik nutkum tutulmuştu gözlerim dolu bir kelime tek bir kelime --------söylemedin ayrılırken gözyaşlarımı görmemek için alelacele gidişin gidişti --------her zamanki gibi en ağulusundan elveda demedin hiç kendine iyi bak ya da Allah'a emanet ol sadece döneceğim bekle beni bekle demedin hiç neden? beklediğimi bilirken 23 Nisan 2006
-
ACISIYLA TATLISIYLA?
Sen hiç sevdin mi Sevdin mi gerçekten Beni yada başka birini hiç önemli değil Katran karası geceler Yapayalnız.. Duvarlar katmer katmer üstüne gelirken Kuytusunda mahşerin kısık mum ışığı umutların Alevin yalpasında gözlerin boş bomboş tek nokta da Yüreğin buz... Erdin mi hiç sabah ezana Sayamayacağım kadar çok Sevdanın kokusuna hasret... Emek harcadın mı sevgine hiç Beklentisiz Hatıran serçe yüreği Bildin mi Bildin mi sevilmeyi Eminim bilemedin... Sevilmeyi bile bilemedin eminim.. Bir gün... O bir gün gelecek Sevmenin tadını anlayacaksın Acısıyla tatlısıyla... 28 Ekim 2006
-
ACI KAYIP
İçtim yine bugün kadehler en yakın dostum Bir kadeh fazla içsem elbette ki kardayım Burnumdaki ilk uyuşukluk yüreğimdeki sızı Bedenim benim değil Kulaklarım duyduğuma sağır Umudum yitik gönlüm şaşkın Ben idam sehpasındaki mahkum Gözlerin gözlerimde durur Başım mı ağır sanki taşıyamıyorum Zamana ve mekana isyanım Bu insafsız bitişe Sen Asla kıyamadığım Bağrım yansa da boş ver Aynısını aynısını çeker gibisin Hislerim yanıltmıyorsa sanki Sanki sen de benimlesin Bu gece duracak beynim Belki biraz uyurum Başım mı ağır sanki taşıyamıyorum Beni serkeş eden kadehler değil Dost sandığımın zamansız terk edişi Asude bir bekleyiş Amansız paramparça Sen asla kıyamadığım Dost olmuşsan Sen habersiz ben habersiz... 07 Mayıs 2006
-
BEN SANA AMADEYİM
ne güzeldi hayaller ilk dokunuş -----o ilk göz süzüş sımsıcak avuçların hep mi boş kalacak ne sana yakıştı sevdiğim nede bana -----yarım/ yarım kalmak bizim için çalan sazlar ağıtmı yakıyor ne seninle dinlediğim tınılar şimdi göğsümde hançer ne sana yakıştı sevdiğim nede bana -----yarım/ yarım kalmak ben neredeysem orda sen eksiksen yüreğim inliyor karşımda sululetin sanki bana gel diyor hayalin acı versede -----bağrım parçalansın boşver niye git diyemem çözdüm ben sana amadeyim 06 Nisan 2006
-
KENDİNİ ACITMAK
oynadığın oyunun kuralları çok ağırdır yüreğini hakem tuttuysan 31 Mart 2006
-
ADSIZ ÇOBANLAR
Arılar kelebekler Cırcır böcekleri İlhamıydı Serveti yanık yanık inleyen kavalının Dağlardan yankılanan sesi Koyulaştırsa da girift yalnızlığını Sürünün alkış tutan sessizliği Ruhunun dinlencesi Güneş sımsıcak sarılıştı ana kucağı gibi Cömertti rüzgar tenini okşarken Azığını paylaştığı karıncalar Kararan bulutlar hüznüne ortak Yağmurdu susuzluklarını doyuran Yumuşacık yatağı çimenler Aynı atardı yüreği Çomar? ıyla Uzaktan gelen kurt uluması Hayatının dinamiği Öksüzdü yine de Tanımadığı yitikliklerinin kucağında Adsız çobanlar
-
KARANLIK BİR DEHLİZDE...
Anlatamazsın bazen Kendini hiç kimseye Kendi kendine bile Sen seni tanıyamazsın Şaşırıp bazen Kendi kendini bile ararsın Bulamazsın Duvarlara çarpa çapra Karanlık bir dehlizde 01 Kasım 2006
-
KAPLUMBAĞA
Kimseye dokunmazdı Kendi çapında yaşam Allak bullaktı dünya Neden ters gelmişti Görmemişti hiç böyle Bir şenlik bir kalaba Birbirine karışmış Çığlık neşe haykırış Neyi kutluyorlardı Baş rolde o varken O neyi kaçırmıştı Darbeler ard arda geldi Acıyordu canı Peki bu sıcaklık neydi Okkalı tükürük gibi Ne yapmıştı kime Bilmiyordu kendi de Makosen ayakkabılar Suçu bu mu ola Anlaması güçtü Bulaşmamıştı kire Ermezdi aklı hine Kendi çapında yaşam O bir kaplumbağa 10 Ocak 2007
-
KAPIPTA KOYUVERMEK VARDI
Kapıp ta koyuvermek vardı hayatta Kapıp ta koyuvermek Her şeyi olduğu yerde Olduğu gibi bırakıp Darmadağınık Alıp ta gitmek vardı başını gönlünce Dünden düşünceden yarından sıyrılarak Kapıp ta koyuvermek Gür ormanlarla dolu Keskin kayalıkların eteğindeki vadi de Uçsuz bucaksız bakir bir yolda Son gaz bir araba da tozu dumana katarak Acılara set çekip Kapıp ta koyuvermek vardı hayatta Her şeyi olduğu yerde Olduğu gibi bırakıp Darmadağınık Alıp ta gitmek vardı başını gönlünce günbatımının kızıllığından Sonsuz sanılan karanlığa Lades Sonsuza kadar sürmez ya karanlık Dönecek elbet yeni güne 11 Ekim 2006
-
KALP ÇALAN ADİ SUÇLU DEĞİL...
kalp çalan adi suçlu değil -----eğer hakkını verebiliyorsa 04 Nisan 2006
-
İNANMAK İSTİYORUM ARTIK SANA
Haydi bir masal anlat Bana dünya Topla silahlarını çöplüğünde yak Gelincikler açsın alevlerinde Savur küllerini alizenin kanadında Ağıt yakan yürekleri güldürsün Aşkın rengi olsun kırmızı Haydi bir masal anlat Bana dünya Sorgula kendini günahlarına ağla Göz yaşlarınla evreni yeşile boya Mavilerini serpiştir aralarına Demet demet çiçeklerini yolla Açlara yetimlere evsizlere Paylaşmayı öğret yüreklerine Haydi bir masal anlat Bana dünya Rengarenk tütsülerini yak Yunusları turnaları güvercinleri meltemleri Dört bir tarafa sal Buzdağlarını erit, sevgi ve barışın hamurunda kalıbına sok Kuğuların çay keyfinde Huzura davet et insanlarını Haydi bir masal anlat Bana dünya İnanmak istiyorum artık sana? ?????????. 10 Şubat 2007
-
İKİSİ DE ÇIĞLIKTIR
İlk çığlıktır hayata sarılış İlk direniş yaşama dair Gülüşlerde buruk yada şen İhtilaldir doğum Gizemi deviniminde Solan mavide umut hep saklı Ses verir doğum Sessizdir ölüm İkisi de varoluşa dair Çığlıktır... 28 Ocak 2007
-
İKİBİN YILINA MEKTUP HABERSİZ GEÇTİ
hep zamanı tüketmek isteriz ya içinde yaşarken sanki bir yerlere yetişmek için fakat düşünebilseydik keşke keşke saniyeyi bırak saliseyi ya da anı bir daha asla dönüş olmadığını düşünebilseydik her milimde yaşlandığımızı kim isterdi ki bu alelacele telaşı bu telaş neden bence doyumsuzluk umutsuzluk ve mutsuzlukların tüketilmesi artıları hiç düşünmeden yaşanılacak anları göremeden gelecek ışık gelecek koskoca bir umut gelecek belki de mutluluk gelecek yaşanmamışa açlık İki bin yılına mektup vardı bir zamanlar kendi adresimi bilemediğimden yazamadığım İçinde beklentilerle dolu ne kadar uzaktı bizlere hatırlar mısınız oysa geldi de geçiverdi o meşhur zaman ve ansızın hem de hiç kimseye sormadan habersiz geleceğin halatlarına yüklenmiş -------------kaç milyon kişi varken silkinin an bu an an şimdiki zaman ne geçmiş ne gelecek 12 Nisan 2006
-
HAYAT...
Sorma Hayat hayat gibi gidiyor be dostum Hayat hayat gibi Gökyüzünden kuş bakışı dümdüz değil Hayat Hayat gibi gidiyor Eyvallah diyemeden 01 Kasım 2006
-
HAYAT BU MU?...
Farkındalıkların, farkına varıp, farkında değilmiş gibi davrananlara hep acırım..... Hayat bu mu? 12 Ocak 2006
-
GÖZYAŞLARIMI İÇİME AKITTIĞIM ANLAR-3
Telefondaki ses Devlet diyordu -devlet araba göndersin Ardından Acı bir çığlık alabildiğine değin Yankılanır kulağıma Döner döner beynimin kıvrımlarına Kar püskürür gökten inadına Kar insan boyu Hırçınlaşmış rüzgar Kar olmuş okyanus Telefonda bir çığlık daha Kanıyor Yeter' im - gelmedi bebe Yetiş devlet yetiş Yok ambulans hastaya gitmiş Haşin doğa beldeyi kapatmış Geçit yok Kara bulutlar üstüme Naçarım Eri dedim eri nerde Hani olur ya filmlerde Kızak falan Eri imam Cuma namazında
-
GÖZYAŞLARIMI İÇİME AKITTIĞIM ANLAR-2
Kapaklanmıştı yere eski oto garda O dev cüssesiyle Bir ayağı yalın --ötekinde yarım pabuç Üstü başı yırtık pırtık perişan Erimişti yüreğim Hasta mı diye sordum Hayır sarhoş dediler --aşağılayan sırıtış Uzandım doğduğu ana Törenle miydi misafirliği acuna Oğul ya... Yoksa cami avlusunda mı Bir hastane odası Ya da karakolda Açmıştı yumuk gözlerini Hüzzam kucaklarda Umut mu.? Koymuşlardı adını yoksa.? Kaç cendereden geçmişti Neydi bezdiren onu hayatta Yitmeyi seçmişti --kalabalıklarda...
Jump to content