likevoyager tarafından gönderilen her şey
-
ARINDIM SENDEN
arınmaya başladı sol yanım ağırlığından uğurluyorum seni hak etmediğin işgalinden yıkandı usum yanıtsız sorulardan? yürü iri cüsseli cüce yürek sana sürgün yakışır benden özgürlüğün doruğunda huzurun koynundayım? gidişinle griler maviliğe yüz tuttu umutlar beyaza el bile sallamıyorum ardından dönme diye duyduğun prangasını kıran serçenin kanat sesidir sevinçle mutluluk vuslatına? git yolun açık olsun benden uzak zaten gidişinle kapandı bana çıkan tüm yollar sana artık çıkmaz sokak!
-
ANKARA KAR'A YENİK
Ankara'ya kar yağıyor düşünceme sen umut gibi bembeyaz bir görebilsen Ankara kar'a yenik yüreğim sana içimdeki hükmünü bir bilebilsen Ankara'ya kar yağıyor düşünceme sen! kar baharın umudu yeşermek için sevdan yüreğimin gelecek için mevsimler değişip te kavuşmak için Ankara'ya kar yağıyor düşünceme sen!
-
AMED ÖZLEMİ
uyandım gecenin arsız acılarından şerefsizliğin kiri tenim de yağlı tabaka ve doğan güneşle kulaklarımda tatlı bir ses sendin o... masmavi Fırat?ın tertemiz sesiydi duyduğum yıkandı sesinle ruhum arındı suyunda bedenim ey Fırat! hep can alacak değilsin ya? doğ artık doğ? taze canlar senin sesinle açsın gözünü asırlar kadar uzak olsalar da Amed topraklarına ki onlar senden parça onlar ki; ilk çığlıkları sana sevda ağıtı zılgıtlar yollanır sana,her gün doğumunda yeni doğan bebelerin yüreğinden? nice şerefsizliklere inat ince hesaplara adam satmalara inat doğmalı yürekli canlar her yeni doğumla bin onurla doğmalı,aydınlatmalı asırlık yazgıya inat Amed ' imin güneşi!
-
YILDIRIM
en güzelim oldu ansızın yerleşti dünyama hesapsız çırpmaya başladı miadsız uykularından uyanıp kanatlarını serçeler mavi açtı gene yediverenler çiçeklerini en mutlu şarkıları esmekte rüzgar aşk kokuyor toprağım her damlasında yağmurun daha bir mavi sanki göğün yüzü uyandı asırlık uykusundan şımarık kızım paratonersiz yakalandım dostlar bir yıldırım düştü soluma!
-
YAKLAŞMAK
yaklaşmak mı? peki kimdi biz olduğum? sıcak bir dudak izi göz bebeklerimde ve titrek bir ses kulağımda bendesin diyen yaklaşmak mı? ya ben hayal görüyorum. ya sen yalan yada sen erişilmez ütopyasında bir megaloman!
-
TARİH AFFETMEZ
aşk diyoruz sevda diyoruz bir bakışına, gülüşüne satıyoruz Dünya'yı sevgilinin tapusu babamızdan kalmış sanki katmanlarında pıhtılaşmış kaç yiğit kanı kaç çocuk,kaç kadın? ölü bebeler doğurmakta bir yerlerde açlık ki yenilerine gebe hala doğurgan kısrak aymazlığında! kaç bomba nikah kıymakta şimdi savaşlara kaç namlu hedef kollamakta hala? tezek dumanı değildir tüten köylerden can yanıyor kan kokuyor kimyasal cellat duman! yar diyoruz canan diyoruz dağlar delmeye yemin uğrunda dedelerimizden miras sanki kaç yiğide mezar kaç kayası bin ağıt destan yazar? zılgıtları ağaçların göklere zarar ağlıyor, Fırat ağlıyor Dicle yasta Munzur, yasta Hazar! delindi üst katmanları kurudu yerde okyanuslar ötenazi istiyor senden Dünya! kaç aşk şiiri çare yazar? elbette yaşanılası aşk elbette sevda özlenesi ey beşer koy elini soluna ağlarken Dünya çağlarken acıyla ırmaklar yok olurken insanlık sevmek olur mu adı sevmelerin? Dünya' yı sevmedikçe aşık olamadıkça dağlara saramadıkça doğayı yanamadıkça bir ucundakinin göz yaşına Dünya' nın mutluluk olur mu adı mutluluğun? ne babamızdan tapusu ne dedemizden miras aç gözünü kır zincirini usunun duy dokun hisset ey beşer tarih hesap sorar tarih affetmez hep yazar!
-
TACİR
kurt puslu havayı severmiş umut tacirleri dibe vurmuşunu yüreklerin! ayakların yenik erozyona avuçların çaresiz, cıva kayganlığına hayatın. yaşama gri/loş bakmaktayken gözlerin gıcırdamaktayken telleri, oksitlenmiş yüreğinin. vurmuşken hatta, en dibine/dibin! çalar kapıyı tacir yürekler puslu havanın tek galibi kurt misali... açtır ruhun sevgiye açtır gözlerin maviye... ve açtır bedenin sıcağına sevmelerin...aşkın... bitmemiş, küsmemişsindir hala yedi rengine umudun en dibindeyken bile dibin... çiğnenir şuur, sollanır mantık tıkanır duyular tüm ariflere ve uçulur kanadın da Serçe?nin tacir faklarına... say ki hücre mahkumu kopup zincirlerinden! mavi görürsün zifir karası yüzü bebek bakışı gelir sana yakamoz ışıklı gri gözler inanırsın sorgusuz, en gerçek yalanlara tutunursun korkusuz çöl sıcağı özleminde tutkuyla yılan soğuğu ellere... istese yakarsın bakmadan ardına gemileri topyekün koşarsın dörtnala hayatına enkaz artığı, tacirin... ateşe verip tüm yaşanmışlığı seriverirsin ayaklarına fütursuz... geç kalmışsındır dönüşe fark ettiğinde barikatları bitimsiz aşamadan birini, bini çıkar karşına hortlar ölümsüz/ölüler gaipten düşer peş peşe kayalar başına yağmurca her biri bir Antartika! tükenirsin tükenmelerinde umudun geri adım pişmanlık ileri, uçurum/batak vaktidir terk etmeleri tacirin vaktidir, korkup cesaretinden sevdanın saklanmalar inine... gün doğmuş, pus inmiştir şaşırır tacir,yansımasında aynaların sapmıştır amaç sevdaya,takılıp kısa metrajlı bir filmdir oysa ütopyası... ve eklemek,geldiğinde sıran kurbanlar listesine seni... ve yazmak üstüne adının yüzyılın şiirini, değişmez senaryoyla. beyaz atlı prenstir tacir uyuyan prenses sen! acı bitmelidir, Yıldırım aşkıyla başlayıp Çınar?ca ölümsüz... gün doğmuş pus inmiş kabus bitmiştir! çarpar şakaklarına gerçek, lodosça.. kötü bir oyuncudur terkisine atlanan prens... ve sol yanı boş, bir yer cücesi...! silkelenip yalanlardan şükredip bin kez daha yeniden dönersin hak ettiklerine..aitliğine.. kurt puslu havayı severmiş umut tacirleri dibe vurmuşunu yüreklerin ve perde...! yok olur her seferin de tacir korkularının puslu koynunda, ve azad olur seven yüreğin yelken açıp, gerçek prenslere sevgiye/aşka! Kurt puslu havayı severmiş (!)
-
SALLANAN ŞEHRİMİN GECESİNDE...
gece devinmekte güne kasık sancılarında gebe ananın ha doğurdu, doğuracak ve deprem sıvazlıyor, saçlarını artçıların dudağında en sinsi gülüşleri... son sancılardır bu kopmasıdır canlardan canın ve ACIDIR! ve ZORLUDUR! KANLIDIR! doğmalıdır gün, bin umuda gebe yatmalıdır gece huzura yatağında lohusa bir ananın kusmalyım seni solumdan kalmalıyım gebe yeniden umutlarına umudun uyumalıyım koynunda huzurun... ve sallanıyor şehrim usul usul... gece yalnız değildir ellerim gecenin ellerinde ilk değildir tutunuşlarım karasına karanlığın dönüyor başım gömülmüş zamanında tünelin kapalı gözlerim saçlarım daha hırçın bu gece ter yağıyor zerrelerimden, sağnaklarca gebeliğim solumda! dolmuştur beklediğin miadın vaktidir haksız işgalinden kusmaları seni solumun sallanıyor gecesi şehrimin sinsi kurnaz... çatırdıyor son direnişinde kafesim düştü düşecek mindere sarılmış soluğuma ihanet rengi pençelerin ya ben kusacağım seni ya boğacaksın sen beni! binlerce yürek aşkına! Aslı,Şirin'ler aşkına! hıçkırmalıyım solumdan seni! şaşırıyorum şaşkınlığıma baktığımda son kez sana sen misin direnen inatla? ! buluşuyor bakışlarımız görmemiştim yakından bu kadar! korkutuyor bebeklerindeki çırpınış elası karaya çalan... kanatıyor elllerini, kavradığın parmaklıklar ki herbiri kaburga kemiklerim! KUSMA! diyorsun SUSMA! diyorsun ilk kez... feryadın son şanslara ağıtların, 'bırak kalayım' lara heyhat! neden duymuyor seni kulaklarım? gülüşlerini binlerce çocuğun neden göremiyorum bakışlarında? kim bu hıçkırığımdan korkan parmak adam? kemiklerinde kaburgamın ellleri! ve şehrim sallanıyor çaktırmadan okşuyor yanaklarını deprem artçıların... gece avazında doruğun ki ACIDIR! ki ZORLUDUR! KANLIDIR! ellerim ellerinde gecenin kan kaybediyor sol yanım AFAT SANCIDIR! ve bir çığlık düştü geceden güne! bir çığlık ki? devindi korkunç hırılıtılarla dünya sağır uğultularda yeryüzü uyandı yedi katı gökkubbenin şimşekler korktu! saklandı yıldırımlar! kan kokusu var havada ve bir çığlık koptu benden tan yerine! bir çığlık ki? susturan şimşekleri! kaçırtan yıldırımları! eşlik etti dağlar lavlarıyla kızıl sarı... ve GÜN DOĞDU! ve KUSTUM SENİ! gök yerde, maviye kesti yeryüzü... sıçradın kendi çığlığına uzağımda bin mil saklanmışlığın bir hıçkırık kusuyorsun sıcak, ıslak, ağırlık ayalarında ayaların kadar küçük... bakıyorsun sağına ürkerek derin uykuda en büyük barikatın kızıl ve sıcak bir damla düşüyor yatağına solundan bu bir kabussa, neden yanıyor diyorsun sol yanım ve dokunuyorsun titrek şaşkın... yağmaya başlıyor başına antartikalar ne Lice'ye benziyor çığlıkların ne ağıtların Gebze'ye... depremler yağıyor başına sağnak sağnak rasathaneler grevde bu gece tarih bilmeyecek şiddetini enkazının! sağ yanında uyuyor hala barikatın... gece yorgun gece terli oluklar sızıntıya dönmekte usulca havada kan kokusu ellerim ellerinde hala gecenin ayrılıyor belli belirisiz parmaklarımız bakıyorum sağ elime korkuyorum parmaklarıma bulaşan kızıldan! gülümsüyorum sanki yakışıyor gamzelerim gene çukuruna soluğumda bin huzur ve dokunmak istiyorum doğrulup soluma kızıl lekeli parmaklarımla... BOŞSUN! YOKSUN! ve gece doğurdu günü bin umuda gebe, yaşama... ve seni kustum ben solumdan gebe kaldım yeniden umuda! varsın sallansın şehrim sinsi kurnaz hala kustum solumdan seni, ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA! ağıt yakmayacağım artık doğmamış 'Çınar' larımın yasına saklıyorum düşlerimi mavilerin en onurlusuna! Gülten Kahraman 28 Aralık 2007/ANKARA 'Gün doğuran, gece zamanlarında...
-
MUTLULUĞUN RESMİ
çizmekle kalmadım be ustam Dino içindeyim yaşıyorum dört nala yedi renginde çarptı gökkuşağının kanatlarıma yakamoz bak göreceksin gözlerimde dokun ateşi tenimde duy iliklerimde sesi tüm geçmişime inat yemin ettim asacağım gökyüzüne sende gör ustam işte bu mutluluğun resmi!
-
İYİ BİLİRDİK ŞAİRİ
tapınacak sevdalardı özlemin, kısa ömürler biçtiğin acılarda boğulası terkedişlerdi mazoşist ruhunun en deli ütopyası akıttıracak kadar kanını devasa nehirlere büyüktü isyanın hayata! ve yazmak... yazmaktı, evrenin en acılı şiirini gitmeden... en büyük ihanetini sevdanın... en inanılmazını! sıyrılıp sıradanlıktan alkışlanan bir yıldız olmaktı göklerde! Tarancı'nın öldüğü yaştasın şimdi inme vaktidir merdivenlerden aynalardan boş bakışlar takılmakta garipliğine... boşa geçirdiğin yıllaradır öfkesi sıkılmaktan morarmış yumrukların... çenende ki zangırtılar ürkütüyor katmanlarında fay hatlarını geri dönülmez yolların işmarı sinsi,hınzırca korkuyorsun ilk kez varlığından! yorgunsun... suçlu arıyorsun sararmış yapraklarında, listenin altın değerinde olan vaktiyle... çoğu çoktan unutmuş adını bile ve kendi adlarını, yakıştırdığın... son umudun son çırpınışındır son duan... ve dilinde gecikmiş korkunç bir yankı keşke! ters düz edip zamanı sevmeye...dürüstlüğe...mutluluğa şimdi anlamsız eyvahların! ve sıradanlığa.... buldun! kafesinin solunda zayıf bir kıpırtı, ağrılı 'bas tetiğe, suçlu benim, yetemedim! ' diyor fersiz...mahçup...pişman... ve perde! Şizofren aşıklar mezarlığında bir tören vaktidir gönülsüz bir uğultu bozuyor sessizliği... iyi bilirdik şairi!
-
FATURA
sevdiği kadar unuturmuş insan miadı büyüklüğü kadarmış sevdanın ayrılık acısının bir aya sığdırmıştık hani say ki bir ömürlük sevdayı enkaz mı olurum sanmıştın? bak bittin! bir aylıkmış miadın bugünmüş son kullanma tarihin kestim! vergisi de içinde ister at istersen yeni aşklarında iskonto kullan al dostum iki aylık irsaliyeli faturan!
-
DOST İLE SOHBET / ANLASANA
haklısın dostum,haklı olmasına da? bir de beni dinle...anla! biliyorsun asilce sevdim bilirim gitmesini de asilce yakıştığı gibi bana... sinsi ihanetidir hazmedemediği yüreğimin 'katlanılmaz olan sevdaya ihanettir' derdi er gibi (!) onu delirten yansımalarım, buna! kaçışlarına sunarken barikatlarını sebep? şimdi neden varken, beni aldığı soluna eski gözdeye rağbet? en yaklaşanken ona yazacak kadar tarihini güya sevdalanmışken bana atamadığı geçmişten nikahlı hüzün maskesini üç satır pembe dize mi alacak sanıyor yüzsüz yüzünden? nerdesiniz yürek katili barikatlar? kalkın ayağa! dedim ya dostum hazmedeğim işin kahpeliği! ayakta uyuturken seven yüreğimi yaptığı kalleşliği! ibret almıştı güya ustayı 'mertçe olsun dostlukta düşmanlıkta' diye? mutlu ol deyip çekilirdim yolundan yemin sana... Sansar'lığı seçti madem nağmelerim aynı dilden! kızma bana dost kusura bakma... haklısın dost haklısın değmez adını bile anmaya da? bilmediği şey yazmayan onun kitabın da 'onur' dur o, anlasa (! ?) ve kaldırmadan birini dansa baksa 'kim' olduğuna! kızma bana dostum,asma suratını geçirene kadar ihanet pençelerini kendi boynuna huzur yok ona, anlasa (! ?) leke sürdü kutsalına sevdanın çiğnedi sözlerini tabansız ayaklarıyla oldu efendisi bol keseden salladığı her hece borçlandı diyete, günleri çalacak geceye! anlasa (! ?) çıkarsa kumdan kafasını çıkarsa at gözlüğünü bir avuç değildir Ganj! görmüyor engelli bakışları hala kirli/kızıl, kansız kanıyla! yürek ölür önceden şah damarı atmıyor, anlasa (! ?) heyhat! gece doğurur yıldızları haybeye satıldı bir ruh daha geceden evvelki yapaylığa kamaştıran ışık yansımasıdır yakamozların sinsi/mavi gittikçe kararmakta buhranları bitmedi asırlara ödenecek bedel çürümüş çocuk cesetleri tükenmiş uygarlıklar mezarlığında hala! anlasa (! ?) aslında bal gibi farkında mı? neden kıvırıyor peki hala? rakkaselik yakışır mı er kişiye? kime bu gerdan kıvırmalar? kime atılır bu göbekler? efendim? yapma be dost bilmez mi ki ters teper bende? anlamaz mı daha düşer gözümde? hayır hayır yanlış anladın beni dost yok elbet gözümde elbet kustum onu sol yanımdan nefretmiş bir adım ötesi aşkın ben miller aştım öteye de.... hani der ya adam dalınca maziye onurlu anayım dostu da, düşmanı da diye işte öyle anla... ah bir de o anlasa (! ?) efendim? ya sırası mı şimdi bunun? dedik ya başta sevdik elbet, hemde haketmediğince asilce şartsız, sınırsız, yüreklice sakınıp gözümden serime taç edercesine... ömrüme sebepcesine... dedim ya artık anlamı yok, sorma bunu devlerin aşkı umman olur olur da... ya devlerden biri cüceleşirse? geç bunu bir kalem dost geç.. sen beni dinle bak toparlıyorum bilinmese de sahte aşkının bedeli (!) anladık iyi senaristmiş çapında klasikler doğuyor jön olduğu siyah/beyaz filmlerden şiirler dünyasına! bunu anladık anlamasına da ondan büyük Allah var ağır olur umutların vebali ah bir de bunu anlasa! vazgeçip oynamaktan artık anlasa! efendim dost duyamadım? anlamaz mı dedin? adam olsa oynamaz mı dedin? adam sende... anlamazsa anlamasın, kimin umurun da? o anlamsın da ama lütfen sen beni anla dost... bari beni anla!
-
BEN ŞAİR DEĞİLİM DOSTUM
yok yok ben şair değilim dostum ne haddime? sansasyon yaratamadım çarpık ilişkilerimle hırsıma köle satmadım onurumu beş paralık ilişkiye yapamadım promosyonumu yapamadım reklamımı benden olmaz dostum ben şair değilim adım bile sıradan bir garip serçe türkülerimiz gibi gizemli bir ad bile bulamadım kendime ne Sir Thomas'ı bilirim ne Kafka'yı, Taha'yı imgelerim bile sıradan yok yok benden olmaz... soyamadım ruhumu çırılçıplak seremedim bayrak bayrak çalamadım tek satır alkışlanmış şairlerden oynamadım anlaşılmazı entelektüel olmak adına tek satır bilmem ana dilimden öte yok yok ne haddime ben şair değilim dostum geçiremedim sanal da üç yüz altmış beşimi alkışlayamadım şiir yazamayanı bilmem ki beylik sözleri olsa olsa ikazımdır dostuma köylü ruhlu şehirliyim ben yok yok benden olmaz? erişilmez olamadım boy gösterip etkinliklerde yalanla süsleyemedim mahremimi çıkmak için zirveye öpmedim el etek yalvarmadım sürünmedim kirli basamaklarda ve satmadım dün dost dediğimi bugün vurmadım arkadan dilimin zehiriyle yok yok benden olmaz ben şair değilim dostum bir dostluğu bilirim ben katıksız şekilsiz birde sevmeyi adam gibi mert ve yürekli baş koyupta yoluna arada bir okurum en güzelini şiirlerin yazarım bazen de dile gelir yüreğim Fırat akar Dicle ağlar dizelerimde Afrodit'i bilmem ama yanar yüreğim üçkuruşa satılan köy güzeli Ayşe'ye Kafka'yı bilmem ama bilirim Mecnun'un deli sevdasını öğrenemedim Thomas'ın ütopyasını ama bilirim ay sonunu getiremeyen Ahmet'i yedi çocuklu ve bilirim dağlarda can verenleri! yiğit gözü kara yürekli... en kralı geçmedi kırkı puanımın deli hayranım olmadı hiç kaç yüz kere tıklanmadım danışıklı hele polemik yaratmayı beceremedim hiç yok yok benden olmaz ben şair değilim dostum ne şairi azarladım ne hor gördüm şiirini yorumlamadım en fazla beğenmediğimi ama bildim adam gibi saygı duymayı olmadı taktiklerim marka olmak adına basmadım kimsenin damarına hele ahkam kesmeyi ar saydım kimliğime ne anlarım operadan ne cazdan tek nota anlamam ben arya'dan ama yanar içim Helin'e yakılan ağıta Berivan'a çekilen zılgıta yok yok benden olmaz ben şair değilim dostum ne Yunan mitolojisinden çakarım ne edebiyatından Frenkin Aslı'dır Şirin'dir benim aşk temsilim ben Arif okurum küçelerim dile gelir ağıt ağıt Tarancı'da dolar gözlerim yaşayamadıklarıma ve kükrerim Nazım gibi buysa perverliğiniz? ben hainiyim vatanın diye! yok yok benden olmaz ben şair değilim dostum eşkiyadır ruhum benim dilim türkü dans bilmem konçertolarda söyletmem ama halayıma ben sabah Anadolu öğlen türkü akşam halay gece sevda olurum ve dokunur yüreğime ay'ıyıldızı memleketimin rüzgarlarım titretir solumu ve dile gelir sol yanımın solu bir bakmışsın şiir olmuş dilinde memleketim insanının yüz yorumsuz bin alkışsız tek müritsiz şiir olur yüreğim ama düşer diline hatçenin tarlada beste olur sazına mehmedin öfke olur işçime umut olur yarın olur sevdalılara yok yok benden olmaz ben şair değilim dostum olsa olsa yürek işçisiyim ustanın dediği gibi yürek işçisi vatanına toprağına dağlarına eşkıya! 20.11.2007 Ankara
-
ŞARTSIZ SEVDAM
yokluklarım içinde, tek varlıksın karanlıklarıma doğan tek ışık loş bile olsan.. ben seni umutsuzluklar da buldum sevdim yasaklar da ve direndim, limitsiz barikatlara engebelerine hayatın uç acımasızlıklarında umudumsun sönmeye ramak fersiz ışığı olsan da son mumun sevdim sevmelerin doruğunda inandım en zalim en gerçek yalanlarda bilsem ki tek enzimin düşecek payıma? baş koyarım yine de sana çıkan her sonu olmayan yola hücre kilidi pasında oksitlenmişken sol yanım tek silik ışık huzmen can verdi sızıp ta derinime kuru dalları yeşerttin doğaya inat kutsallaştın iklimlerim de inancım ibadetim yeminim onurum oldun tüm onursuzluklara inat meydan okudum geçmişine, geçmişime geçmişimize! dermanımsın dermansızlığın dibine vurmuşken sen karanlıkta kaybolmuşken... kollarında dindi asırlık ürpermelerim bebek kokun oldu soluk aldıran, yorgun ciğerlerime yokluklarda tanıdım seni yoklukların en varsılında! bilmez misin can özüm? ısısı içimin prensi umut mavisi düşlerimin bastığın yer kadar ağır soluduğun hava kadar tarifsiz güçsün bende sen ol gene de seni sensizlik yapan lanet dünya da ve ben ol farkındasız bana sunduğun zenginlikler de varsılım sevdam helalim ben seni olduğunca sevdim başka dünyalarda parsellenmiş olsan da çocuk gülüşlerinden tek içten bakışın yeter bana dünyayı yerinden oynatacak güç olursun bende yaktıracak tüm sevdasızlıkları doruğuna diktirecek bayrağını tarihini yazdıracak kadar sevdanın zirvesinin ve tek söz var heybem de verilebilecek benden sana affet sevdiğim tek varsılım bu seviyorum seni seni seviyorum şartsız sevdamsın sevmelerin en imkansızın da! Gülten Kahraman
-
SEN OLMALIYDIN ŞİMDİ
sen olmalıydın şimdi prematüre uygarlıkların çocuğu,sen? silkinip tozlarından şair mezarlığının Mezopotamya?da almalıydın soluğu selam vermeliydin güneşine Amed?in şehrimin direnen surlarından Fırat?ta arıtıp ruhunu Evsel?de dinlenmeliydin bir soluk Kırklardağın?da yudumlayıp kaçak çayı ciğer kebabıyla gidermeliydin açlığını Dağ kapı?da? Ulu cami?de kılmalıydın namazını sonra, on delikli köprüden geçip bana gelmeliydin koşar yürek! yollarda durup üzümler toplamalıydın bağlardan ceviz ağaçlarına sapanla taş atmalıydın çocukluğundan bir ?an? çalıp sokakta ki çocuklarla bilye oynamalıydın dalaşmalıydın hatta, yenilince el ense mızıkçılık yapmalıydın anasını satayım basmalıydın okkalısından küfrü! tadını çıkarmalıydın taşın toprağın yerlerde yuvarlanmalıydın akşam anandan yiyeceğin köteğe nispet korkmadan kahkahalar atarak hatta! sonra aklına ben gelmeliydim birden! geç kalma korkusu sarmalıydı seni! uçar yürek gelmeliydin bu kez yarın olmadan! geç kalmadan! solmadan güneş! düşmeden yaprağı takvimin! sabahı vurmadan saatler! bana gelmeliydin? sen olmalıydın şimdi sen bugün sevgili/liler günüymüş be sevdam? yetişemeyeceksin biliyorum hatta hiç düşünmemiştin bile gelmeyi hayal bu ya? umut ya yüreği ayakta tutan? inan bana, binine bir kuruş almıyorlar bol kepçe kullanıyorum mutluluk oyunu diyorlar ya hani? öylesi işte? üzülme yeter ki sen yeter ki fırsat verme kargalara tünemesinler benden kalan yerime yoksunluğumda var say yeter ki beni hayal et sende ben gibi bir değil, bin serçe ötüyormuş say yüreğinde inan ki almıyorlar tek kuruş binine hayal et ruhları bile duymuyormuş kargaların varsın ötsün, onlar çalmaya yüreğini en tiz sesleriyle maskeli tüketmeye hepten yorgun ruhunu kanını emmeye sen hayal et sevdam hayal et varmışım gibi? sen olmalıydın şimdi sen bugün sevgili/ler günüymüş be sevdam? eskidenmiş küllerinden doğmaları Anka?nın tükenmiş sihri yıldızların,ruhları diriltmeye yakılan gemiler, sürükleniyormuş alabora, okyanuslara eski camlardan bardak olmuyormuş artık olacağından değil, hikayeden benimkisi boş ver be sevdam boş ver uzattım gene değil mi? var selametle oyna rolünü prematüre uygarlıklarda yaşarken gir, tozlu şair mezarlığına mutlu ol, mutlu et, yapay da olsa nasılsa miladımızın ne öncesi vardı, ne de sonu demedim say, unut ve git! dur sevdam! dur gitme! son bir şey kalmış en dibinde heybemin şunu al da öyle git? kim tünemişse sen kimdeysen bugün kim düşüyorsa bugün soluna varsın onun için olsun ama sevgililer günün kutlu olsun! ben olmasam da? 14 Şubat 2008 / Sevgililer günün de.../Ankara Gülten Kahraman
-
DÖNEMEZSEN...
halamı beklersin o limanda? -gözyaşından sular çekildi, bedenden kanım. olmayacak vuslata amin dedim! -dudağımda hala adın, sensiz geçen yıllar acı, olsada, bal gibi geliyorsa yaşadıklarım. Seni ölesiye seviyorum canım Mehmet Göden
-
NEDENLERİN SENDE KALSIN
Bende sana mecburum, bilmiyorum... Adımı kaç kere yazdın kör duvarlara Ve kaç kere fısıldadın Akşamüstü kızıllığına Deli etme beni Bir daha gitme ansızın Bu şehir zayıf Bu şehir ürkek Aklar gözlerinin mavisini Bakamaz ardından... Oysa biliyorsun Nasıl baktığını martıların Son uçuşlarında denize... Bekliyorum seni Olmadığın saatlerin serserisi Ve sesine hasret Hadi konuş şimdi... Anlat neden gittiğini... Yada bırak kalsın Nedenlerin sende Nasıl olsa biliyorum Yeter, üzme beni... Haşim Altunsoy
-
SUÇ BENİM Mİ?
Kalbim seni görünce çırpınmadı ki, Hiç böyle kanat çırpmamıştı kuşlar Senden uzak,sana uçuşlar Kuşlara uydu kalbim suç benim mi? Sen yüzüme gülünce sevinmedim ki... Sen gülerken nehirler çağladı, Dudaklarımın tebessümü suyaydı, Susuzluğunu giderdi suç benim mi? Elini tutmayı istemedim ki... Sen dokununca utancından kızardı güller, Güllere özendi bu eller, Utandı,tutamadı elini suç benim mi? Ben arkandan ağlamadım ki... Yağmurlar yağıyordu sen giderken, Bulutlara özendi gözlerim, Döktü damlalarını,suç benim mi? Ben seni hiç sevmedim ki... Bir melek hayran olmuş sana, Anlatıyordu yana yana, Meleği kıskandım,suç senin mi,benim mi?
-
UNUTMUŞUM
Doğmasın yüzüme gülümseyen güneş, Ben seni severken,mevsimi unutmuşum, Dalıp gözlerine okyanus diye İçimdeki deryada boğulmuşum. İstemem! Bilmesin gönlüm mutluluğu, Ben seni severken kendimi unutmuşum, Gelme sakın uzaklarda bekleyen yolcu, Ben seni beklerken hayalle avunmuşum. Gülmesin hayallerimdeki yüzün, Ben onu özlerken,sen beni unutmuşsun, Ey gönlüm! En büyük hüznün, Yar satanı sevip,Yaradan'ı unutmuşsun....
-
SEVME BENİ
Sevme beni ey sevgili! Layık değilim kutsal sevgine, Layık değilim ağlayan gecelerine, Layık değilim kimliğime, Layık değilim ümmetine. Sevme beni ey sevgili! Yüzüm tutmaz gözlerini görmeye, Ürkek bir serçe gibi korkarım rüyamı şereflendirmenden, Beni sevmenden, Bana olan şefkatinden korkarım sevgili, Korkarım çünkü layık değilim ben Korkarım çünkü Mecnun değilim ben, Sevdan benliğimi almaz benden, Korkarım çünkü Hatice gibi sevemem seni, Korkarım çünkü ben bilirim beni, Ben bilirim sensiz geceleri, Ben bilirim sensizliği sevgili. Ey Nebi! Sevme beni! Ağlayan gözlerine kurban olacak cesaret yok bende, Mubarek göğsüne siper olacak gücüm yok, Şefaatini isteyecek yüzüm yok, Çünkü gaflet dolu gecem çok. Sevgili! Mesela senin aşkını istemez oldum dualarımda, Dedim ya senden kaçar oldum rüyalarımda, Bin türlü safsata dolu hülyalarımda, Senden bir medet ummaz oldum. Görmez oldum sevgili! Hak olanı duymaz oldum, Gözlerim dâhi gömülü bir bataklığa, Sözlerim dâhi ait değil bana. Yüreğim! Yüreğim asi! Sabrım yok,sanki yüküm çok, Halbuki bir Sümeyye değilim bedeni gerilen, Bir Aişe değilim varlığınla şereflenen, Dostun Ebubekir değilim, Kızın Fatıma değilim, Din kardeşin 'Biçareyim'. Gelme sevgili! Görme halimizi, Demez misin; 'Emanetin hali bu mu diye? ', Sormaz mısın; 'İmanınızdan ne kaldı geriye? ', Kızmaz mısın bize sevgili,darılmaz mısın? , Adını terbiyesizce andıklarında ıslatmaz mısın gül yanağını gözyaşlarınla, O zaman gözyaşına boğulmaz mı bulutlar, Gökler çatırdamaz mı demez mi; 'Ya Muhammed ağlama! '? Ağaçlar eğilmez mi senin huzurunda? Yer gök lanet okumuz mı seni ağlatana? Biz! Gönülleri kararmış bizler hüzne boğulmaz mıyız? Senin huzurunda seni savunamamaktan utanmaz mıyız? Muhammed! El- Emin! Adı övülen,lakabı güvenilen, Ey yaratılanların en hayırlısı olarak bize gönderilen, Üzerine alemlerin kitabı indirilen, Uğruna bir değil bin canlar verilen, İsmini yüceltme bize kadar düşen sevgili, Ey nebi sevme beni! Sevme çünkü layık değilim ben, Hz Hamza'nın dövdüğü ben olmalıydım, Benim suratıma inmeliydi Hz.Ömer'in tokatı, Suçlanıp hırpalanan ben olmalıydım Hz.Osman yerine, Rabbimin ve senin adını sayıklayarak ölen seferde, Şehitlikle şereflenen ben olmalıydım. Senden kalan son bir gül kokusu vardı havada, Onu da rüzgarlar aldı ben almalıydım. Güzelliğine güneş bile bakamayan çehrene, Kan ağlatanları ben vurmalıydım. Bize dediğin 'kardeşlerim' sözüne, Bir parça olsun layık olmalıydım. Bak sevgili! Bu halimle sevme beni! Ya sök al bu kalbimdeki bu kiri, Ya da öldür sözlerinle ve sevme beni!
-
O DA BENİM
Unutma sevdiğim sen diye bir şey yokken, Senin adını sevda koyup,aleme duyuran benim. Şu âvâre gönlümü sevecek Leyla çokken, İlle de o diye,seni sevdiren de benim. Sen ufak bir çocuk iken sevdanın kucağında, Seni eliyle besleyip,boynuna saran da benim. Her bildiğimi öğretip sevda hakkında, Boynuza yardım edip,kulağı satan da benim. Hiçkimse bilmezken gözlerinin rengini, Dünyaya anlatırken zümrütü üzen de benim. Sana varmak için koşar adım,uğrunda Ayağımın altında sümbülü ezen de benim. Şimdi düşün seni seven ben olmasam, Boynuma zincirler vurup,her an aşkınla yanmasam, Mecnun misali,gönül gözüyle bakmasam, Sana çirkin diyen,Mecnun'a gülen de benim.
-
MÜPTELA
Belaya müptelayım! Sen; her kazadan uğruna bağışlandığım, Sen; rüzgara karşı inatla kanat çırpma alışkanlığım, Sen; en çetin,en ıssız yolları sevdamın, Sen; sarının en koyusunda yeşilliği sonbaharın, Sen,belam! sana müptelayım! ...
-
MAVİ BOŞLUK
Derin mavi bir boşluktayım... Ruhumun hissetmediği, Belki de hissedemeyeceği bir durgunluk Tenimi okşayan bulutlarla uçmaktayım Uzaklarda,çok uzaklarda,,,, Beyhude dolaşan bir ruh görüyorum. Susuzluk içinde mütemadiyen ilerliyorum Tam ona yaklaşmış,titreyen ellerimle eşini tutacakken, Kaybolacağını biliyorum.... Ama olmuyor,uzattığım elime eli değdiği an, Parmaklarımdan vücuduma dağılan, Ve tüm vücudumu titreterek kalbime dolan, Birşey hissediyorum çok derin.... Bir his, Bir sihir, Bir huzur, Galiba; Bir aşk bu! Bir anda tüm susuzluğumu gideren bir aşk! Kader fermanını hızlı okuyor hayat, Ellerimden ellerinin kaydığını hissediyorum. Titreyen ellerim tekrar titremeye, Susuzluktan çatlayan dudaklarım sızlamaya başlıyor... Ve ortadan ortadayken kayboluyorsun, Aslında kaybolmuyor,saklanıyorsun. Şimdi tekrar o derin durgunluk... Fakat bu kez hissediyorum, Biçare halimle ilerliyorum, Bu mavi boşlukta seni arıyorum... Senden önceki beyhude yaşamım olan mavi boşluklar, Aşkımın gözyaşını döken bulutlar, Gittiğin andan itibaren çakan şimşekler, O günden kalma... Uyandım,yağmurlu bir gece, Dilimde rüyadan kalan bir kaç kırık dökük hece; 'Mavi boşlukta sensiz olmuyor, Artık bedenine dön ruhum...'
-
KADER
Akşamın alaca güzelliğinde saklısın sen, Bir gelinciğin hassaslığındasın. Şimdi seni bana soruyorlar. Kaderde neyse adım,sen o'sun, Sen benim kaderimsin...
-
İHANET
Gönlümün surlarını yıkıp,burçlara yükselen sen, Fethettiğin toprağa ihanet ettin. Nefsin en kahpesine kaptırıp da kendini, Sonra da yalandan yere şehadet ettin. Bekleme sakın,sana boyun eğemem, Bir seccadeye değer anlım,yoksa yere değemem, İstediğin hiç kusursuz kulun kölen olmamsa, Ben Allah'a taparım,sana kulluk edemem! Amacın koşmak ise etten duvar peşinde, İşin zor olmasa gerek bunca şehvet içinde. Sen yolunu ayrı tut,güzellik yok işinde, Benim işim hak yolu,Rasullah'ın izinde! Helale helal gerek,gerisini anlamam, Bu ahlak zincirinde kopan halka olamam, Eşin,dostun şeytana kılavuzluk ederken, Sen zavallı kurban,sende suç arayamam.
Jump to content