likevoyager tarafından gönderilen her şey
-
ARDINA DÖN BAK !
Gün olur, Uçurumun kenarında bulursun kendini... Boş gözlerle bakarsın boşluğa... Gökyüzüne bakarsın, Ne bir güneş parlıyordur, Ne de bir yıldız ışık saçıyordur... Tüm ümitlerin yitip gitmiştir bir gemi misali, Dönülecek ne bir liman kalmıştır, Ne de bir fener parlıyordur yol gösteren... Umutsuzca bakarsın boşluğa... Yüreğindeki ayazlar itmeden seni sonsuzluğa, Son anda bir gözyaşı salınır göz pınarlarından... Ardına bir kez olsun dön bak! ... Bir çift göz vardır mutlaka... Seninle ağlayan,seninle gülen... Sımsıkı sarıl ona, Bir şekilde yalnız değilsin,unutma... Yeter ki her uçurumunda, Ardına bir kez olsun dön bak! ...
-
YOLUN SONU
İşte geldik yolun sonuna... Bir gemi misali yitip gitmek var ufuklara... Güneş battı mı bilmiyorum ama, Gidiyorum ardımda binbir çeşit ışıklarla... Bilmiyorum gittiğim yerlerde güneş doğacak mı, Arkamda binbir çeşit güzellik kaldı... Dönüşü yok bu yolculuğun, İzimde köpük köpük dostluklar kaldı... Bakmaya gücüm yok ardıma, Yürekte parça parça anılar kaldı...
-
MAVİ
Şimdi,mavinin en güzel olduğu yerde, Mavi gökyüzünün altında, Mavi denizlerin kıyısındasın... Mavi düşler kurardın ya hep, Ve sen, Maviyi çok severdin ya hani... Uzaklardasın... Olmak istediğim yerin yanıbaşındasın... Nereye gitsen de... Hep o yerin yanıbaşındasın... Başımı kaldırıp her maviye baktığımda aklıma geliyorsun, Aklıma geliyor gözlerin... Gözlerin... Bir güvercin uçuyor salına salına, Senin olduğun yerlere doğru kanat çırpıyor, Kıskanıyorum... Kıskanıyorum,hani benim de kanatlarım olsa, Aşsam şu koca dağları, Gelsem yanına... Hiç gitmesem sonra.... Bu yaz gününde, Buralarda da güzel oluyor akşamüstleri... Nedendir bilinmez ama, Yarım yamalak bi hüzün gözlerime doluyor sanki... Uzaklara dalıyor gözlerim, Mavinin en güzel olduğu yerlere doğru, İç çekiyorum sade... Ve nedense hep bi Sezen çalıyor bir yerlerde, Ya da ben mırıldanıyorum farkında olmadan galiba... Biliyorum... Sen de mavilere dalıyorsun o hüzün dolu saatlerde... Kıyıya oturup dalıyorsun mavilere... Dalga sesleriyle mırıldanıyorsun ne olduğunu bilmediğim bir şarkıyı... Özlüyorum seni... Mavilerin en güzel,en çok olduğu yerleri... Ve o yerdeki seni...
-
AĞUSTOS SICAĞI
Tüm pencere kapıları açık evimin... Ağustosun ortaları... Uzanıyorum yatağıma, Seni düşünüyorum gözlerim gökyüzünün mavilerinde... Beyaz bir güvercin dans ediyor sanki rüzgarlarla, Gülümsüyorum... Hatta belki biraz da kıskanıyorum... Ellerim kelepçelenmiş ensemde... En sevdiğim şarkı çalıyor odamda, Bir sıcak rüzgar esiyor, Taşıp gidiyor açık penceremden tüm sokaklara, Rüzgarlarla... Ellerim terliyor, Terliyor bedenim, Yine de özlüyorum sıcaklığını, Bu ağustos sıcağında... Hani sarılsam sana, Ellerim ellerinde erise, Aldırmam... Ağustos... Ve ben, Yine de özlüyorum sıcaklığını...
-
ZAMANI GELDİ GALİBA
Zamanı geldi galiba... Senden sonra, Yerine koyabileceğim bir sevdaya, Kapılarını açacağım yüreğimin, Gecelerimi adayacağım belki ona... Tüm yaralarımı sardım yüreğimde senden kalan, İzleri kalacak elbet, Engel olamam, Bu kadarına bile şükür aslında, Öyle büyük bir sevdadan sonra... Yaşamak ve bu yaşamda ayakta kalmak, En büyük zafer aslında... Kendimi bile şaşırtıyorum artık, Sandığımdan da güçlüymüşüm aslında, Ya da... İnançlar sebep bu zaferlere galiba, Ve umutlar... Umutlar mutlaka... Zamanı geldi galiba, Olabilecek, Ve başarabileceğim en büyük zaferi de elde edeceğim, Yerine bir başkasını koyacağım... Sen kadar sevilir mi bilmem ama, Seni unutulmaz kılan da, Çektirdiğin acılarmış aslında... Ama ben, Bundan sonra acıları unutturana aşk diyeceğim, Sen bu kalbin bir yerlerinde olsan da,olmasan da... Bir kaybediş olarak kalacaksın belki de, Yüreğimin kıyısında köşesinde... Bir zamandan sonra düşünebiliyor insan ancak, Düşüncelerine duygularını katmadan, Başarabiliyor ancak... Ve tüm bu düşünüşlerin sonucuydu bunlar, Farkediyorsun nerelere sürüklendiğini yavaş yavaş, Ve dönüyorsun hayata kendin sadece kendin başararak... ...... Ve aşk kendini yineleyerek karşına çıkıyor bir yerden sonra, Bir başka kimliklere bürünüyor, Farkettim bunu, Bir yerden sonra da aşk özüne dönüyor... ......Aşk aşklığını yapıyor... ....... Ve... Zamanı da geldi galiba, Biraz kenara çekil o en güzel yerinden kalbimin, Bir başkası gelecek oraya, Kusura da bakma...
-
TÖVBEME TÖVBE ETTİM
Gözlerin... Gülümsemelerin... Ya tövbelerim? ... ..... Uzun uzun bakma bana,ne olur... Gözlerin... Ne kadar da güzeller... Bildiğim renkler o kahveler, Ama hiç bu kadar güzel görünmemişti ki bana... ...... Neyin nesi bu anlamsız gülümsemelerim, Yoksa anlamsız olan mı söylediklerin? ... Aşk mı demiştin? ... Hatırlıyorum... Güzel birşeydi sanırım... Hayır... Bilmiyorum... Gözlerin... Neden bu kadar güzeller? ... Fazla uzun sürüyor bu bakışlar, Fazla uzun sürüyor bu yerli yersiz gülümsemeler... Korkuyorum... Bu mutluluğu bir yerden hatırlıyorum... Korkuyorum... Bu kadarı da çılgınlık artık, Sana aşkım diyorum... Gözlerin... Gülümsemelerin... Ya tövbelerim? ... Hangisinden vazgeçeyim? ... Bir yanımda tövbelerim, Bir yanımda sen... Ve sen sevdaysan, Tövbelerim sevdalaraysa... Sana tövbeliyim... Sevdalara... Ve ben, Bir tövbe daha ediyorum, Vazgeçeceğim tüm tövbelere tövbe ediyorum... Ben de... Seni seviyorum...
-
MASUMCA
Ben, ondan masum muyum ki? O,benden masum mu ki? ... Sen de insansın, O değil mi? ...
-
GÖZLERİN
gözlerinde tanıdım seni hayata gülümsemeye çalışan kalbinin bakışlarına düşen güzelim yansımalarında kocaman küçümen yaşına sığdırdığın onca yükün kah kadınsı kah çocuksu içten konuşmalarıydı paylaştıkların aldırdığın kaşlarında hatırlamak istemez gibiydin unutmaya çalıştığın günler aylar yılların kalın kapkara yitirilmiş umutlarını ardında kalan ince çizgilerde belki hiç tatmadığın dişiliğinin okşanasılığı hoyrat sözcüklerinde saklı zerafetinin sevilesiliği çocuksu kadınlığının omuza, kalbe, dudağa düşen beklentisi..ni.. yaşamak ister gibiydi doyulası gözlerin duyamadığım sende saklı sözlerin kimbilir ? Ocak 2005 Ali Işık
-
GİTMELİYİM
Şimdi bir kayık gerek bana... Masmavi bir denizde yol gerek, Rotası belli olmayan bir gemi misali, Alıp başımı gitmeliyim uzaklara... Ardıma bakmadan,kimselere el sallamadan, Bir veda bile etmeden, Hakkını helal et geçmişim diyerek sade, Alıp başımı gitmeliyim uzaklara... Sezen'den bir parça mırıldana mırıldana, O da istiyordu ya hani... Kürek mürek fazla bana, Kollarım bile yeter buna... Şimdi, Bir kayık gerek bana, Masmavi bir denizde yol gerek, Rotası belli olmayan bir gemi gibi, Alıp başımı gitmeliyim uzaklara...
-
BİRGÜN SENİ SEVDİĞİMİ ANLARSIN
Uykuların kaçar geceleri Bir türlü sabah olmayı bilmez Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar, ne yastık Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın Onun unutamadığın hayali Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine Sevmek neymiş birgün anlarsın Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için Vurursun başını soğuk taş duvarlara Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın Duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın Sevmek neymiş birgün anlarsın Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin Niçin yaratıldığını Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın Dolar gözlerin için burkulur Sevmek neymiş birgün anlarsın Birgün anlarsın sevilen dudakların Sevilen gözlerin erişilmezliğini O hiç beklenmeyen saat geldi mi Düşer saçların önüne ama bembeyaz Uzanır gökyüzüne ellerin Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı Sevmek neymiş birgün anlarsın Birgün anlarsın hayal kurmayı Beklemeyi Ümit etmeyi Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi Lanet edersin yaşadığına Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden Bir gün seni sevdiğimi anlarsın
-
GÖZLERİN GÖZLERİMDE
Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin? Hep böyle içinde uzak bir işik mi yanar? Bakişlarinda beni dinlendiren bir şey var; Kiyisindaymiş gibi en sakin denizlerin... Bir yelkenliyim şimdi ben senin limaninda Firtinalardan geldim sende dinleniyorum. Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum; En eşsiz dakikalar sürsün senin yaninda... Hiç yumma gözlerini, işigin eksilmesin, Gündüzüm aydinligim, ipek böcegim benim! Güz bahçemde açilmiş o son çiçegim benim! Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin; Ayirma gözlerimden çocuksu gözlerini, O sakin o yalansiz, o kuytu gözlerini.
-
SENSİZ OLMAK
nerde o denizim benim, lekesiz gökyüzüm? hani o içtikçe susuzluğumu arttıran çeşme? kim götürdü bakışlarımı, ne oldu gözlerime? hani benim ellerim, ayaklarım, saçlarım, yüzüm? bu ben değilim besbelli, bu bir başkası! gözlerim yabancı bakıyor gözlerime aynadan o kim? böyle durup durup beni aldatan? besbelli bir oyuna gelmişim açıkçası birini sevmişim besbelli, beni koyup gitmiş, ondan şimdi aradığım hep o, hep ben! o ikisi kırmış beni, yıkmış , incitmiş şimdi bilmediğim bir şarkı her yerde söylenen; sevinçten , mutluluktan , sevgiden uzak. ne acı! senin olmak , sende olmak , sensiz olmak! Kaynak: Acılar Denizi Ümit Yaşar Oğuzcan
-
AH BİLSEN!
Sevdiği ve sevildiği halde kavuşamayanlara... Ah bilsen ne çok isterdim, Bir bahçıvan olmayı, Sen gülümseyip de, Yüzünde güller açınca... Ah bilsen ne çok isterdim, Bir fincan çay olmayı, Sen beni içip de, Dudakların ıslanınca... Ah bilsen ne çok isterdim, Bir deli poyraz olmayı, Sen bana karşı durup da, Sarı saçların savrulunca... Ah bilsen ne çok isterdim, Bir takvim yaprağı olmayı, Sen beni koparıp da, O gün doğum günün olunca... Ah bilsen ne çok isterdim, Bir yabancı olmayı, Sen beni görüp de, Kim olduğumu sorunca... Mücahit Doğan
-
DOĞUM GÜNÜ HEDİYEM
İki tel ağarmış saçım, Birkaç damla gözyaşım, Uğruna harcanan hayatım, Sana, doğum günü hediyem... Uykusuz geçen gecelerim, Gerçekleşmeyen hayâllerim, Karşılıksız kalan bu sevgim, Sana, doğum günü hediyem... Bana çektirdiğin çileler, Yıktığın pembe hayâller, Kırdığım şişeler, kadehler, Sana, doğum günü hediyem... Beni, bıraktığın için üzgün, Ecelim gelsin, doğduğun gün, Hatıralardan, bir demet hüzün, Sana, doğum günü hediyem... Osman İnci
-
SANA ŞİİR YAZMAK İSTİYORUM BU GECE
Sana şiir yazmak istiyorum bu gece... Bir türlü doya doya bakamadığım gözlerine... Uzaktan seyrettiğim o güzelim yüzüne... Sana şiir yazmak istiyorum bu gece... Bir anda gözgöze geldiğimiz o anı düşünerek... O andaki yüzümde beliren tebessümü yeniden yüzüme koyarak... Sana şiir yazmak istiyorum bu gece... Seni görmek hoşuma gidiyor... Seni herkesten farklı bir şekilde görmek hoşuma gidiyor... Yüreğime taze umutlar koyman hoşuma gidiyor... Yanımda olmasan bile,bir yerlerde olman hoşuma gidiyor... En çekilmez anlarda seni seyretmek, Hayaller kurmak hoşuma gidiyor... Sana şiir yazmak istiyorum bu gece... Biliyor musun? ... Sen bana huzur veriyorsun... Ve bu benim çok hoşuma gidiyor... Kibirli hallerin bile,sana çok yakışıyor... Seni seviyorum demiyorum sana... Aşkından divane oldum demiyorum... Sadece... Sadece... Sana şiir yazmak istiyorum bu gece... Utanır gibi herkesten, Belki de kızararak yanaklarım... Tüm şehir sustuğu anda... Sana şiir yazmak istiyorum bu gece... Ve o şiiri koymak istiyorum defterinin arasına... Gizlice... Ve uzaktan seyretmek istiyorum farkedişini... Yüzümde kocaman bir tebessümle... Herkesin arkasından hem de... Sana şiir yazmak istiyorum bu gece... Sana şiir yazmak istiyorum bu gece...
-
BİR ŞAİR SEVDASI
Bir sevda uzanır yatar, Bağrımın kara tahtasında. Çıkarıp atmak yakışmaz, Bir şair sevdasında... Kal... Kal... Öylece kal... Gideceksen durma... Hiç durma... Sen benim şiirlerimsin, Acımsın, Yaramsın... Zaman olur, Busemsin, Tebessümüm, Şımarıklığım, Deliliğimin,masumluğumun sebebisin... Git... Kal... Ne istersen onu yap, Yeter ki var ol... Bir yerlerde var ol... Aradığımda bulayım seni, Bulduğumda kaybedeyim kendimi... Sen benim şairliğimsin, Ruhumu saransın, Ömrümü çalansın... Git... Kal... Yeter ki var ol... Şiirlerim ol... Şairliğim ol... Bir sevda uzanır yatar, Bağrımın kara tahtasında... Çıkarıp atmak yakışmaz, Bir şair sevdasında...
-
GEÇE KALMASIN BU SEVDA
Hiç farketmedin mi günün bittiğini? Günün bitip de ay olduğunu, Ayın bitip yıl olduğunu... Akrep ile yelkovan hep olduğu yerde mi senin saatinde? Takvimlerin hep aynı günde mi unutuluyor? Farketmedin mi akıp giden zamanı? Sabah,akşam oldukça, Zaman olduğu yerde mi duruyor? Senin hayatında zaman diye bir kavram mı yok? Yoksa sen zamana inat mı yaşıyorsun? Yarın da var olduğundan, Ya da benim var olacağımdan, O kadar da emin misin? ... Gözlerde beliren ışığın, İkimizde de farksız olduğunun farkında mısın? ... Kolay mı sanıyorsun, Bu zamanda sevdalara karşılık bulmayı, Görmedin mi hiç,aşkı için mecnun olanları, Görmedin mi aşk deyip bir günde unutanları? ... Yapabilirsen durdur zamanı, Erteleyelim sevdamızı... Akrebin ucunu sen tut,yelkovanınkini ben... Pişmanlıksa yaşamak istediğin, Yaşa... Ben hep burdayım da sanma... Geç kalmak için bir bahanen yok bilirim... Sönmeden gözlerdeki pırıltı, Gel dünyama... Toprağa gömülmüş sevdalar gibi bir sevda, Bu zamanda, Bekliyor seni şu sol yanımda...
-
SEN
Çok değer verdiğim bir dostumun yüreğindekiler bunlar...Sen dostum,o dostum...Sen ''sevdam'' dedin... O ''dostum'' dedi...Geçecek bunlar,üzülme... Biz arkadaşız... Arkadaşmışız biz... Susmalara yenilmiş sevdam, Ertelenmelere mahkum... Konuşması gerekirken susmuş dillerim, Gözlerim haykırmış, Tüm gücüyle çığlıklar atmış gözyaşlarıyla... Erkekler ağlamaz(mış) ! ... Yalan! ... Söylemekle erkeklikten de çıkmaz ki insan, Ki insan sonuçta,insan! Erkekler ağlamaz(mış) ! ... Yalan! ... Biz arkadaşız... Arkadaşmışız biz... Ben farketmeden daha, Arkadaş etmiş bizi zaman... Benim içinse,ondan başkasını yalan... Yüreğimden çıkan her damla kanın, Her damla kanın her zerresinde, O vardı artık,can veriyordu tüm zerrelerime, O benim için candı, Biz arkadaşmışız, Biz... Gözümden sakına sakına, Gözümün önünde göz yumdum başkalarına gitmesine, O benim hayatımdı, Hayatım, Başkalarını hayatım yapmıştı... Her görüşümde bir zerrem tükeniyordu... Gülüyorduk,eğleniyorduk, İçimden bir şeyler tüketiliyordu, Bir parçası kemiriliyordu yüreğimin,her defasında... Ama... Biz arkadaşız... Arkadaşmışız biz... Bir başkası için üzülüyordu yanımda, Bir başkası için çekiyordu sigarasının dumanını ve, Bir başkası için çektiği duman, Benim nefeslerim oluyordu aslında, Tükeniyordum,tüketiliyordum, Farkında olmuyordu,görmüyordu... Hep yanındaydım, Olmak istediğim yerde, Olmak istemediğim konumda, Hep yanındaydım... O,başkaları için söylerken şarkıları, Ben ona haykırıyordum, Dilimin her ucuna gelişinde sevdam, Isırıyordum ucunu dilimin, Kanıyordu,sevdam kalıyordu, Her zerrem acıyordu... Ama... Biz arkadaşız, Arkadaşmışız biz... Dayandım,dayanmaya çalıştım, Kaybetmek seni, En son isteyeceğim şey bile olamazdı, Hani ölüm desen, Ondan bile daha önceydi... Varlığın tek avuntum, Yanımda küçük mutlulukların, En büyük umudum olmuştu... Bir nefes kadar yakınımdayken sen, Lanet olsundu tüm susuşlara, Yasaklara lanet olsundu! ... Ama... Biz arkadaşız... Arkadaşmışız biz... Ben sevdamı gözyaşlarıyla taşırırken içimden, Sen,gözümün önünde,başka elleri tutarken, Beni herkese ''dostum'' diye tanıştırırken, O sözleri duymak... Ama... Arkadaşız biz... Biz... Arkadaşmışız...
-
AFFETTİM
Zor geliyor insana, Affetmek... Büyüklükse de büyüklük, Umrumda değil... Seni bu yüzden affetmedim ben. Kırılan insan affetmez mi sanki? Kurallarından biri mi aşkın? . Çiğnedim işte ben, Ben, Affettim seni... Beddua etmak sana, Ne sana kar eder,ne bana, Dua da edemem,kusura bakma, Yalnızca şu anda ederim,sadece şu anda... Dua et de duysun Allah'ım beni,şu anda, Kabul olsun sana dualarım, Kendim için istemiyorum, Sadece sana... Mutluluğu haram ettinse de bana, Senden uzak olmasın mutluluk asla... Kırdığın kalplere inat, Kırmasın kimse kalbini, Ama lütfen, Sen de kırma... Bir gün yine benim sevdiğim gibi, Delicesine ama yine de ömürlük sev. Ve sevildiğin kadar da,sen de onu sev... Ağlattınsa da beni her gece,her gece, Mutluluktan dahi olsa akmasın gözyaşların, Ki biliyorum,dolmaz,dolmayı bilmez senin karaların... Ben,affettim seni... Hakkımı da helal ettim bak... Beddua etmem sana, Duamı da bekleme artık asla... Kırılan kalbimden çok şey feda ettim sana,hala... Ben,affettim seni... Artık, Allah affetsin seni...
-
YİTİRİLME
Hala burda mısın? ... Hayret! ... Nasıl da yitirmedi, Bu koca yalan seni? ... Git! ... Git,sen ait olamazsın buralara. Sus! ... Kimse alışık değil gerçekleri duymaya... Bir yalan söyle, Kal bu koca yalanda... ''Seviyorum'' mu diyorsun? ... Anlamadım? ... En son siyah beyaz bir filmde, Gözlere bakarak söylendi o... Gözlerime bakıyorsun... Gözlerin... Neden farklı diğerlerinden? Kaçırmıyorsun, Ki... Sen kimsin ki? ... Hala burda mısın? ... Bu yalan,seni farketmedi mi? ... Ki sen... Yalanlar içinde en güzel yalansın, İçinde en güzel doğruları saklayan...
-
İKİ ÖZNE
Sen ve ben... Kelimeler yığını içinde iki özne... Yüklemi olmayan bir devrik cümle... Ne kadar anlamsız geliyorsa da sana, Farkındayım... Anlamsızlıklar içinde, Yitirilmiş kalplerde, Birbirinden başkasına kör, İki özne... Sen ve ben... Kaybolmuşuz hayatın, En güzel ikliminde... Sevişirken bile gözlerimiz nemli, Yürekler ise siyahlı bir matemli... Sus,dedim, Sus! ... Konuşamayız ki biz... Konuşursak, Yitiririz kendimizi en yalanlarda, Sahte bir hayatın, Sahte bir zamanında... Kimsin ki sen? Kim? ... Hayata kafa tutacak, Kadere karşı oynayacak, Kimsin ki sen? Kim? ... Sensin... Sadece sen... Bu üç harftan ibaret diilsin... Boşver... Farketmesin hayat seni, Eskitsin bedenini, Doldursun yaşları gözüne... Biz kimiz ki, Hayata karşı duralım? Bir anlam yükleme birbirimize, Anlamsızlıklar içinde... Cümleler yığılsın kalsın dillerimizde... Sus... Farkında değil hiç kimse... Görmüyorlar yalan dünyada,en doğruları kalbimizde... Birbirimize... Sus! ... Farketmesinler bizi...
-
ELMA
Oturup bir tepeye... Döndüm yüzümü senin olduğun yere... Salladım ayaklarımı boşluğa, Önce bi el salladım sana... Diğer elimde yeşil bi elma... Bulutlu muydu ne oraları? ... Aramıza engel diye konmuş o dağların üzerleri? ... Yağmurluydu oraları? ''Bak'' dedim,''bak,buraları masmavi...'' Sen... Sen pek sevmezdin yağmurları... ''Yağdır Allah'ım...Ver Allah'ım,ver...'' İnşallah sokaklardadır şimdi, Kafasına kafasına... Ver Allah'ım,ver...'' Bir kez ısırdım elmamı... Daha bi hızlı,daha bi keyifli salladım ayaklarımı... ''Saçında da bi ton jöle vardır inşallah da... Aksın dursun yüzüne yüzüne...'' ''Ver Allah'ım,ver...'' ''Çamurlara bassın da,kirletsin o marka pantolonlarını, Göstere göstere salınırdı ya ortalıkta... Ver Allah'ım,ver... Kaldırımlarda koştururken,sıçratsın arabalar çamurlu suları, Allah'ım alnından öperim o yapanları...'' Bi kez daha ısırdım elmamı... Salladım ayaklarımı... Güldüm sonra kendi kendime... ''Yanında sevgilisi de var olsa bari... Bozulsa da saçları, Aksa da makyajı... Telefonuna su kaçsa da arayamasa onu... Salladım ayaklarımı... Salladım ayaklarımı... Hırslandım bir de... Isırdım elmamı, Isırdım elmamı... Al bi de dudağımı! ... Bitti elmam... Fırlattım sana doğru... Sanki gelecekti de alnının ortasına! ... Olsun... ''Sen ver Allah'ım,veeer... Kafasına kafasına... Yağdır Allah'ım... Berekettir,yağdır Allah'ım... Romantizmi bari tutmasa... Koşmasa el ele sokaklarda... Ver Allah'ım,ver... En çok onun kafasına kafasına... Salladım ayaklarımı... Isırdım diğer elmamı... Gitme güneş sen oralara... Biz elma yiyelim senle... Gitme... Soyiyim mi? ... Söylesene...
-
SUS
Sus! ... Bu gece yıldızlara anlat derdini... Artık hep... Hep... Saklı kalan içinde ne varsa, Bir sevda tohumu bıraktıysam koynuna... Sus! ... Bana korkularından bahsetme... Anlattığın bir masalsa, Hani? ... Nerde cüceler...Külkedisi...Veya Ali baba? ... Bana anlatma... Bir sonu yoksa... Uyuyamam da... Bu masal yaşanmadan yazılamazsa... Sus! ... Bana anlatma... Sözlerin bir şarkıysa... Sözleri yok,anlasana... Sus! ... Gözlerime de bakma... Gözlerime baka baka, Bana aşkı anlatma... Aşk yaşanır... Olmuyor anlatmakla... Sus! ... Bana keşkeleri anlatma! ... Bana lütfenleri sıralama! ... Bana eğerleri söyleme! ... Bana aşkı anlatmayacaksan, Sus! ... Beni kandırma! ... Bu oyunun başrolleri ikimize de fazla... Sus! ... Bana anlatma... Gülünç geliyor artık bana... Sus! ...sus! ... Bu defa... Sus! ... Bir daha da, Yüzüme bakma! ...
-
DAYANILMAZ
Meğer nelere dayanırmış yürek! ... Dayanamam dediğim bir çok şeyi, Çıkardı hayat karşıma... Ölüm,nefes kadar yakındı bana, Hani Azrail gelse, Hiç soru sormadan,girerdim koluna... Dayanamayacak kadar güçsüz müydü yürek? Yoksa,farkında değil miydi gücünün, Ya da,hiç acımadığı için mi daha çnce, Bu kadar güçsüz kaldı o zamanlar, Afalladı,anlamsız kaldı... ''Benden bu kadar arkadaş'' diye, ''Haydi elveda'' dedi bana... Dayanamam dediğim her şeye, Göğüs gerdim sonra. Beni onlar var etmedi, Yok etmek de asla hakları değildi... Bir tek, Gözyaşlarıma engel olamadım, Gözlerim kurudu, Aktı yaşlar içime içime... Aktıkça yeşertti sanki umutlarımı... Aktıkça,tüketti tüm mutsuzluğumu... ''Hayata inat,varım! '' dedim, ''Varım! '' tüm yıkılışlara inat! ... Dayandım... Dayanmayı istedim,dayandım... Şimdi hiç olmadığım kadar, Cesaretliyim her şeye...
-
ÖMRÜ TÜKENDİ
Ömrü tükendi bu sevdanın... Tüketti, Zaman sağolsun... Ödenecek ne kadar bedeli varsa da, Ödedim... Fazlasıyla... Yılımı almayan bir sevdaya, Ömrümün yarısını verdim Sanki... Ki biliyorum... Hayata dair beslediğim tüm ümitlerim, Bir bir tükendi... Mutluluk, Sevda harici artık... Varlığım,bir bedenden ibaret... ''Seni seviyorum'' sözü, Hiç bu kadar zor olmamıştı dilimde, Duymaksa hiç bu kadar gülünç gelmemişti... Ömrü tükendi bu sevdanın... Ömrü tükendi bende sevdaların... Şimdi varsın yansın bedenim... Günahlarımı da çekerim...
Jump to content