likevoyager tarafından gönderilen her şey
-
DÜRÜSTLÜĞÜN BEDELİ
düşüşün son resmi bu çöküşün son perdesi son atışı kalbimin belki de son soluk alışı duman yüklü ciğerlerimin son enayiliği mantığımın son aldatılışı yüreğimin belki de son kırıntıları dürüstlüğümün acı olan kayıplar mı? duyarsızlığındayken yaşamın banane artık somutlardan ben dostluğa ben samimiyete ben inancımı kaybetmişken insanlığa? cehenneme yolu var elimin kirinin lanet olsun iyiliğe lanet olsun yardıma eğer ki, şereflice yaşamanın bedeliyse bu lanet olsun şerefe hoş geldin şerefsizlik!
-
GAFLETTESİNİZ
asılmışsınız uzuvlarımdan çekin anasını satayım çekin gücünüzce gün gibi amacınız çekerken batağınıza beni çıkarabilmek Yosunlaşmış ruhunuzu bataktan heyhat? çirkefin sarhoşluğunda usunuz ayrımına ayılma zamanı tenler var doğası batak ve tenler var doğası güneş sıvanır mı balçıkla? yorulmaya devam siz gerilen uzuvlarıma inat yol almaktayım ben gülümseyen aydınlık usumla hak ettiğime aitliklerime!
-
DOĞUDA BİR KIZ DOĞUYOR
anam bir zemheri ayazında doğurmuş beni ayazın güne devrinde bir devinimi ki mevsimin dağlar zılgıtta bir isyan ki gecede yıldızlar feryatta ve bin kahrediş ki tanık olmamak için bu doğuma direnmekte doğmamaya güneş bile ar?da! ve anam kasıklarında ihtilal med-cezir yenilgisiyle umarsız çığlıkta! doğmaaa! doğma can yıkılmasın tabular doğma! duyulmasın avazlar doğma can! saklı kalsın zulalar doğma ki, rakkase dünyanın rölantisini bozma! anam hala çığlıkta? yorgun bedeni tarihi belirsiz, kayıtları kaypak milatsız bir devrimi kutlamakta! ve Mezopotamya kendi çamurundan doğan candan korkmakta! mısır mumyaları gömemediklerinden diri diri toprağa çaresizliğinde debelenişin lahitlerinde kıvranmakta! doğmaaaa! doğma can doğma ki rakkase dünyanın huzurunu bozma!
-
GAMSIZ
bana gamsız derdin dinle kimmiş en büyük gamsız saat gecenin bir yarısı ben ayaktayım uyku tutmuyor tutmaz ki bundan böyle? sen hain sen sinsice girdin beynime usul usul yerleştin hücreme sonra kaçtın birden bire kaçtın be gamsız kolay mı unutmak kolay mı başkasını koymak yerine üzülmez mi insan bakınca geriye bu enkaz benim eserim diye denilmez mi be gamsız yakışmıyor be gamsız yakışmıyor senin gibi birine bana gamsız derdin dinle kimmiş en büyük gamsız? sence böyle kolaysa unutmak sence böyle kolaysa terk etmek sensin be, sensin en büyük gamsız!
-
DİŞİ ASLAN
söylesene şimdi soruyorum işte tüm dürüstlüğümle erkeklik nedir sence? bir cinsiyet mi kuru soğuk ve somut kavram mıdır yoksa insancıl,sıcak ve soyut... ve söylesene gene hangimiz daha erkeğiz? mazisini yok sayıp sözlerini unutan sen mi? sevdasına saygılı sözünün eri ben mi ? hangimiz söyle! ben desen de şaşırmam ki ne yakışmazları yakıştırdın ya kendine bir fazla ne fark eder susma söyle,buda yakışır eyvallah... ama kalma kusura küçük bey demagojiye de sığınma erkeklik sen ise? sen erkek isen? meydan okurum sana sen gibilere... hele birde duyarım ki gururu kadınlığımdan buyrun derim, hodri meydan! ve haykırırım inadına, erkeklik yüreklilik erkeklik mertlik erkeklik cesarettir ki, yoksa biri bile özünde geçmemişse kapısından hele çıkıp ta adem içine demesin o kimse erkeğim ben diye yuhalarım! kınarım! üstüne birde söverim yedi ceddine yapmam mı? yaparım be yaparım birde cıgara yakarım ki ardından sorarım cümlenize aslanın erkeği var da yok mu dişisi? tanışalım mı? memnun oldum ben aslanın dişisi!
-
GECEKONDU
gece/kondu diyorlar ikametgahıma umurumda mı? bir o saklıyor bir o paklıyor yorgun yüreğimi ve beni hayatıma gece konduğundan beri!
-
DİLİM SUSUYOR
çok şey var dilimde ha desem dökülecek ha desem susmayacak şuracıkta dilimin ucunda ha desem? ....................? kırabilsem zincirlerini usumun çözebilsem ilmeğini yüreğimin olmuyor, olduramıyorum... hasılı kelam ben susuyorum susuyor dilim!
-
GEÇ KALDIK
sevgiye geç kalmışlığın sancısı bu kaybetmeye baştan ladesli azla yetinmeye mahkum anlık mutluluklar teselli? üzülmek mi? boş versene kadercilik olsun varsın adı kabul mecbur doğanlardanız yok ötesi?
-
DEĞİLSİN
yok olmayacak bilirim serap bu görmek istediğim hayal bu olsun dediğim ütopyamdır bu özlemini çektiğim sen değilsin ol desem de, yakışmıyor esas oğlan imgesi kimseye yakışmadı sana da... ters giydin kaydı düğmeler oturmadı yakası sen git yoluna iyisi mi bozmadan filmi üzmeden daha fazla serçe yüreği git esmer çocuk git sende anlayamadın beni ben mi? kendi dünyasında bir deli!
-
GELECEK
bitecek elbet bu zor günlerinde sonu gelecek doğacak üstümüze pırıl pırıl apaydınlık bir güneş umut dolu yarın dolu uçurtmalarımızı masmavi bir gökyüzünde uçuracağız hep birlikte bekleyin yavrularım sabredin umutlarım o günde gelecek... korkmayın karanlık geceden her gecenin var mutlaka sabahı ulaşmak istiyorsak aydınlık yarınlara katlanacağız elbet bu kör karanlıklara dalgalanmadan durulmazmış denizler fırtınaları boranları sağanak sağanak yağmurları aşacağız hep birlikte bekleyin yavrularım sabredin umutlarım o günde gelecek...
-
ÇÖZÜM
masmavi göklere baktım kuşlar sendin baktım yeşil ağaçlara tomurcuk sendin görmüyorum senden başka düşüncemin odağı gözbebeğimsin ve sen inadına ve sen yüreğin sızlamadan kaç be sevgili saklan dehlizlere ben buldum çözümü gülüşünü Ahmet'e verdim öfkeni Mehmet'e şakaların Ali'ye düştü ağlayışın Veli'ye... seni parça seviyorum artık bölük,pörçük herkeste bir şeyini bulup sana bakar gibi seni sever gibi seviyorum onları... anlamıyorlar soramıyorlar kim bilir belki de deli diyorlar... ne derlerse desinler umurumda mı bilmedikleri bir şey var vermedim,veremem asla yakışmaz ki o zeytin karası gözlerin var ya onlar hala bende saklı!
-
GİDİYORUM
ölüm öpüp geçti sol yanımdan seni istedi sağ yanım feryat figan... geldin... ne can acısı kaldı bedenimin ne korkusu ölümün... ellerindeydi ya ellerim kilitlendi ya gözlerine ruhum Yanındayım dedin ya can özüm? bırakın be gelirse sefa gelsin ölüm! ve gittin... en acımasız yargıçlar masum kaldı en yargısız infazlar aklandı geçmişi tokat gibi vurup yüzüme suçlu sayıp en suçsuz yıllarımdan terk ettin! en zayıfken en muhtaçken bir yudum sevgine en çareyken gülümseyişin çaresizliğe boğup çarelerimi kahrettin! say ki haklıydın say ki hak ettim sırası mıydı zalim? zamanı mıydı ihanetin? boş ver bedenimin kaybını doğum günüm saydığım bir tarihte güller beklerken senden gülüşlerinle gittin... ben asıl şimdi öldüm! saat kimi geçiyor? tarih kimi göstermekte? kim bilir... boşluğa bakan gözlerim dünyaya küsmüş yüreğim ve elimde kırık bacağımla nereye olduğunu bilmeden gidiyorum! kime isyanım kim duyacak sesimi bilmiyorum haykırıyorum şimdi neden beceremedin be Azrail? neden acıdın be ölüm? ! ! ! 11.09.2004 / Ankara Numune Hastanesi...
-
ÇOK YAŞA BEN
yine bozdum içine ettim yine tüm güzelliğin tarih tekerrürden gelir ya asıl görevim bu ya yine becerdim lanet olsun be! olur mu? var mı mutluluklarda payım? yakmalı yıkmalı yok etmeliyim öyle emrettiler ben asla gülmemeliyim... mutluluk? o başkalarının kavramı ya varken duygu yoksunları varken sevgi arsızları ben kim oluyorum be? ben ağır top ben namus timsali sırtında rızalı kamburu giymişken gran tuvalet misyonu tarihe kazıyacağım ya adımı ne demek be hadime mi? sizin olsun sizin gümüş tepside sizin olsun hak etmeseniz de istemem.... bozarım işte yıkarım böyle hem de profesyonelce bilemezsiniz ne mutluluklar kaydı elimden yıkadım hem de en pahalı matikle istemem... alın gözünüz doysun hakkım yok benim bu sahnede bir çekimlik rolüm var elimde gümüş tepsi kırmızı kurdele içinde tüm varsıllığım özveriyle sunmalıyım tüm başrollere ben özveri ben fedai ben onur savaşçısı şövalyeyim ya emredin başım üstüne sunarım size mutluluk ve ben haddime mi be? oynamıyorum arkadaş oynamıyorum bana ne? bak ne güzel bozdum işte ben çok yaşayayım be!
-
ÇOCUK
gene aldırdın ya kalemi elime gene tuttu ya şair damarım helal sana çocuk... tanımıyorum tanımakta istemiyorum doğrusu bu böyle güzel böyle yaşanılası yalan bile olsa bırak yalan kalsın sevmiyorum gerçekleri yordu beni ne yaşımı bil istiyorum ne yaşını bilmek ne medeni durumun ilgilendiriyor ne memleketin kaşın gözün umurumda değil canım bu böyle güzel bırak yalan kalsın suç ne sende,ne bende suç,şu yalancı bahar da geldi ya gene, uçuk/kaçık girdi ya kanımıza, deli/deli alıp ta kanatlarına uçurdu bizi... biliyor musun, gülmeye başladım seviyorum artık, tüm insanları kızmıyorum, en kötüsüne bile ayaklarım yerden kesik aklım havalarda canım bu yalan güzel... ah be çocuk bilsen neler yaşadı bu yorgun yürek bilme, yine de bilme sen beni, taze bahar san hazan bile olsam... değil mi ki, unutturdun yorgun dünleri? değil mi ki gene güldürdün beni? helal sana! sağol be çocuk!
-
GİT
sana açken ruhum firariyken aklım sende sen diye çarparken yalvaran yüreğim ...ve kilitlenmişken yedi cihanın umursuzluğunda sana sadece sana... aylarca tuttuğum nefes derin bir solukla boşalmadan ciğerlerimden daha gelmeliydin işte o zaman gelmeliydin ki yersiz kalmamalıydın ne Çin Seddi ne Eyfel nede Nemrut'tum ki... yanıldın,hem de çok deli seven bir yürektim salt uğrunda harcayacak dünyayı şahindim kırpmayan gözünü ...ve sendim kaybolan özünde sen olmak isteyen sen ki yoruldum ki tükendim ki bıktım ki sevdamca büyük artık anlamı yok gelsen de bir, gelmesen de... bana sana açken gelmeliydin pusatsız duldasız Amed güneşi gibi parlak Fırat nehri gibi berrakken yüreğim gelmeliydin işte o zaman gelmeliydin ki bensiz kalmamalıydın git! ... gelme şimdi,sakın ha değil izin adın bile kalmamışken usumda var git be vefasız ver git be zalimler hükümdarı git... git te... günaha sokma beni demiştim ya? ya adam gibi, ya da çek git! madem ki beceremedin sevmeyi git be yürek yoksulu git be duygu yoksunu bari... becer gitmeyi ADAM GİBİ! ...
-
GİT HADİ
geldin heybende umut dolu gözlerinde ışık masmavi... gülümsedi dudağın dökülürken dilinden aşka dair bitimsizler fark edememişim kıvrımındaki alayı! ve sen sen katmamışsın hesaba sana ve sen gibilere ebedi güvensizliğimi! git hadi şimdi zamanı gitmelerin ve bitmelerin ne sen bendin ne ben sen! git yolun açık kel şövalyem!
-
UMUDUMU GÖTÜRMESEYDİN
terledi zemherinin ayazında bedenim karları konfeti saydım dökülen üstüme şarkı oldu aç midemin çığlığı tarihin en güzel romanıydı yoksulluğum ellerindeyken ellerim... tefeci dostum oldu en yakın sarılıp öpesim geldi düşmanlarımı bol sıfırlı senetlerim aşk mektubu aldığım tehditler iltifat oldu kulaklarımda gözlerindeyken gözlerim... azrail?e rest çektim külhanbeyi ayağına bastım ölümün dans ederken abu-hayat tılsımındaydı ruhum kollarındayken bedenim... güneş sendin dört mevsim sen sırtımı dönebildiğim dostum sen tokluğum sağlığım tüm varlığım sen hayattın hayatımın anlamı yanımdayken... şimdi yoksun yokum ben mahkum ettin müebbete bitiremem madem duramayacaktın yemininde çaldığın yüreğim senin olsun da umudumu götürmeseydin zalim beraberinde!
-
AŞK BU İŞTE
?ve özlemek ?ve yok olmak yokluğunda? bakışı yaşam gülüşü soluk tutmak elinden uçmaksa sema da? aşıksın sen aşktasın işte! ?ve sevmek ?ve saçından topuğa? öfkesi yağmur sesi hiddeti seher yeli asiliği asaletse sana aşıksın sen aşktasın işte! ?ve tarifsiz ?ve sınırsız ölümüne? mantık çok uzaktaysa görmüyorsa gözlerin kulakların sağırsa aşıksın sen aşktasın işte?! ?ve ayrılık? ?ve katran karası acılar? dolmuyorsa yeri eksilirse yarın kararırsa mavin aşıksın sen aşk bu işte!
-
SENDE DOĞAN BEN
güneşi içtim gözlerinde ılık/sarı kandı asırlarımın susuzluğu hırsız gökkuşağını öptüm dudaklarında güneşten çalıntı armonisinde vuslat lezzetine özlem var şimdi dilimde! bahar aktı mavi pembe iliklerime ellerinden damarlarımda kan şelalesi! korkuyorum fırlamasından ok gibi o var derininde, uslu dur ey kalbim! İksir varlığıma, ödül gibi ruhuma! çocukluğumun bayramlarında duyularım saklayamıyorum gülüşlerimi tuhaf bakışlardan yankılanacak ta haykırışlarım arşta korkuyor göze gelmesinden efendim olmuş, sus diyor bana kalbim! bedenim alabora yaş evriminde ben değilim sende, o muzip kız devrede dudağına armağanın busenle alıyor bulutlardan uçurtmasını başarabilecek misin geri almayı söyle uçurduğun göklerin mavisinden? yazamadıkça oraya henüz yazılmayanı!
-
GİDİYORSUN
yorgunum soluma bakıyorum sararmışsın sanki, zayıflamış kıvrılmışsın daha bir içine doğru azda sağa kaymışsın sanki eee? diyorsun bana eee? diyorum bende sana susuyoruz kös kös dudak büküyorum ben sen çatıyorsun kaşlarını kırpıyorum sol gözümü ısıtırım diye belki arayı saçmalama! diyorsun... sayıyorum isteksiz iki gün kaldı diyorum ayrılığımıza sadece iki... eee? diyorsun gidiyorsun diyorum bulutlanıyor gözlerim vaktidir diyorsun gitmelerin nasılsın? diyorum sen gibi diyorsun ben gibi... biliyor musun? ben hep çakardım aritmetikten diyorum başlıbaşına aritmetiktir diyorsun hayat... bugün neden bu kadar öfkelisin? anlamıyorum yoksa senide mi burkuyor ayrılık ben gibi? sıkı dostluğumuz oldu seninle biliyorsun ve şimdi gidiyorsun sende gidiyorsun! eee? diyorsun alay etme be! diyorum biliyorsun ve öfkeleniyorum yüz ifadene kopuyorum sabrımdan işte gene boş ayalarım! işte gene koca bir sıfır! farkın yok seninde diğerlerinden! bir halka bırakıp avuçlarıma üzgünüm başaramadım bende deyip sende gidiyorsun! oysa... ne güzeldi ilk tanışmamız hatırlıyor musun? ilk dokunduğunda sana ellerim kıpır kıpırdı içim dışarısı ayazdı, dışarısı zemheri bugün gibi.. odamdaysa yapay bir sıcaklık buğulanmıştı camları odamın içimde baharlar açıyordu ama doğum doğum sana dokunuyordum... sol gözümü kırpmıştım gene sana gülümsemiştin sende sanki sahi ya? ne güzel kokuyordun sen o gün ağaç gibi..yaprak gibi...bahar gibi... pırıl pırıldı yüzün..rengarenktin... daha bir ağırdı duruşun ve gebeydin sende sanki umuda... tekli değil, ikiz değil yediverenler doğuracaktın ve doğurtacaktın gökkuşağını bana sayısız yaşamlara bölüşecektik doğumlarımızı güya... tek korkum 'taşıyabilecek miydi seni duvarlarım? mıhlarken seni sol duvarıma mıhlamıştım yüreğime usuma umutlarıma da... ve dikmiştim bakışlarımı bitimsiz ufka gördüğümce buğulu camlarından odamın hayatın tüm renklerine! gamzelerim çökmüştü gene çukuruna ve ışığın gözbebeklerime... hızlanmıştı atışlar solumda koyversem fırlayacaktı ok gibi kırıp buğulu camları atlayıp bir serçe kanadına en beyazına yerleşecekti gökyüzünde bulutların... sen ise alkışlıyor destekliyordun beni evet! evet! elele birlikte yazacağız diyordun kazıyacağız tarihe! yanındayım diyordun... şimdi gidiyorsun... devirdik peşpeşe mevsimleri soldurduk gitgide griye çaldı gene maviler konuştuk geceler boyu seninle her mevsim bitimlerinde... ben suçlu sen küskün başımı öne eğdim hep ben haykırışların kulağımda hala BECERİKSİZSİN! diyordun APTALSIN! diyordun BEN SANA DEMİŞTİM! diyordun ve susuyordum ben hep... göremiyordum ellerimi ıslanıyordu gözlüğümün camları silemiyordum... haklısın demek düştü bana hep ve şans dilenmeler senden üç şansım daha var diyordum küsme diyordum ilkbahar yaz sonbahar kızma bana başaracağım, söz sana.. başaramadım be ortak geçti ilkbahar geçti yaz ve işte gidiyor sonbahar ve sen gidiyorsun son yaprağın duvarımda izin kalacak gittiğinde ardında tertemiz ama, tıpkı ilk geldiğin gibi soldurdum seni de, eskittim seni de bak yordum dertlerimle haksızca ve korkularmla... arada isyan ettin sen de düştün duvarımdan hayır hayır taşıyamadığından değildi duvarımın bana dayanamadığındandı düşmelerin ve sayısız küsmelerin... bak duvarlarda sararmış bana ilk geldiğinde yeni boyatmıştım, buz mavisine seninle yaşamayı umduklarım gibi.. şimdi griye çalıyor şimdi puslu kabarmış ve şimdi yorgun benim gibi...sen gibi... eh kabul etmek gerek şu lanet cıgaram da suçlu bunda engel olamadığım yıllardır esiri olduğum... yahu kızma sende dostlar gibi onsuz da çekilmiyor ki be! iki gün evet son iki gün öyle mi? bilirsin hep çakardım aritmetikten ama sayabiliyorum bak miadını boynumu büktüren.. ve gidiyorsun işte... affet beni ortak tutamadım sözümü bak gene boş ceplerim gene boş sol yanı göğsümün kabul be ne bağırıyorsun? evet ben başaramıyorum sevmeyi sevilmeyi! evet gideniyim önde delinin! başaramıyorum zengin olmayı! ama biliyor musun bay ukala? aç şimdi yaşlı kulaklarını beni dinle! başaramıyorsam sevmeyi sevilmeyi? mertliğimdendir! çokların haketmediği... başaramıyorsam zengin olmayı? dürüstlüğümdendir! çokların olamadığı... buna rağmen doluysa hala yüreğimin iç cebi? varsa orda sayısız dost sesi? insanlığımdandır! en büyük aşk en büyük zenginlik dostluktur be ortak! tamam git git... ama unutma şunu da giderken senide çok sevdim be herşeye rağmen acınla tatlınla sende aldın yerini iç cebinde yüreğimin sevdim seni 2007 odamın sol duvarının işgali duvar takvimim dertdaşım, ortağım, arkadaşım git hadi! uğurlar olsun... git ve huzurunda uyu tarihin sevdim seni hoşgeldin iki bin sekiz hoşgeldin! tanışalım mı? ben yürek eşkiyası ben delinin önde gideni! umutlarım koynumda hala masmavi karşılıyorum seni! 29 Aralık 2007 / Ankara Bir dönüm noktasında...
-
ÜRKÜYORUM SESSİZLİĞİN SESİNDEN
gecenin konukluğundayım çoklardan birinde ben çayımı yudumluyorum/o karanlığı baş ağrılarımdan dem vuruyorum ona muzdaripliğim aşmış milleri homurduyor konuştukça ben sıktığını hissediyorum dişlerini, paslı raylar geliyor aklıma en dostumdun hani diyorum, ürkütme dilimi sende olmazsan? sende olmazsan, kime anlatacağım beni? biliyor musun? delirtiyor ses/sizliğin sesi ürküyorum uğultusundan! tutamadığım sözlerime bin öfke var bakışlarında aşamadıklarıma kara kusuyor, katran kar beyazı sanırsın yazamıyorum diyorum hayli zamandır yazıyor da yazamıyor/anlatamıyorum aklımı arama ilamı çıkarmışlar sokaklarda aptal gülüşlü bir afiş süslüyor duvarları yakalayana ödül sunmuşlar, bedel bin yıllık saltanata peki neredeyim ben söyler misin diyorum varsın bir ömür kavrulayım lavların koynunda ben bulayım, akıl cellatlarından önce beni! hangi sokaklara gömdüm güvenimi hangi caddelere sattım özlemlerimi hangi yıllara sundum çocuksu düşlerimi hangi suret-i beşerlere sattım bir gülüş bedeli yedi rengimi yeter diyorum yeter, azad edin beni! kahramanları üstüme geliyor hatim indirdiğim kitapların cümle dünya edebiyatı hükümler veriyorlar infazıma dolmuş miadlarda beyhude arayışlarım telaffuzsuz sözcükler cenke çıkmış beynimde uğulduyor kılıç şakırtılarında kulaklarım korkuyor muyum? hani yoktu lügatımda? meydanları da kalmadı erliğin savaşacak bu ne telaş ki, tedavüle gömülüyor erdemler düdenler taşmaya yüz tuttu kusacaklar az daha istifliyorum sözcükleri ansiklopediler sırada yeni basımlarda mı bulacağım mealini çok şey değil istediğim, birkaç kelam beş heceye tekabül bulan varsa, bilen varsa söylesin yemeden öğün niyetine son kez beynimi! onur derlerdi adına kaldı mı bileniniz? saygı gelirdi ardından, koşar adım koşulsuz erdem, isimlerinde mi kaldı delikanlıların salt güven vardı hani, el ense cıgara tüttürdüğümüz üstüne, bulunca dostluk derlerdi galiba, iki başlı, iki hece, kutsaldı ölümden ötesi yoktu yetecek gücü hani? bir de.. bir de aşk diyorlardı adına, öyle garip işte tek hece resti çekti mi dizlerine çökerdi dünya insan derlerdi hepsine topyekün hani insanlık! var mı anımsayan, bilen var mı? hangi hücrelerde doldurmakta müebbetini yada çekildi mi çoktan ipi? sehpalar tekmeye ödedi mi diyetlerini çoktan peki ben neredeydim söyleyin! hangi kahrolası zamanlarda harcadım usumu hangi takvimlere çizik attım şuursuz hangi akrep kovaladı yelkovanı koşarca hangi dipsiz yürekleri doldurmaya çalıştım, kör/sağır neredeydim söyleyin! çığlıklarım geri dönmekte bana, muhatapsız gece nerede, bunca susamazdı sabırsız? aralıyor gözkapaklarını, tüketmiş gücünü hırıltısı bu kez esniyor kocaman ağzıyla girip yok olmak istiyorum bir an, geri dönüşsüz kalırsam, bin yıl zarardır doğaya atıklarım bile sus diyor sus ve uyu? ve tek cümle çıkıyor dişleri arasından, mırıltıya benzer senin dünyaya gelmen bile hataydı! sabah olacak şimdi sus ve uyu saçmalıklarınla bozma ahengini dünyanın, raksını sus sus ve uyu araladım dünyaya açılan perdelerimi gün doğmuş sabah olmuştu varken ben yok olan insanlık gibi ben de yoktum görünürlerde! yoktum!
-
ANLA
ipe diziyorum sabırla günleri ya çok yaklaşmaya daha uzaklaşmaya ya da sana kim bilir... çekiyorum tespih tespih ayları ya arttırmaya özlemini hepten unutmaya seni ya da kim bilir... ve dilimde bitimsiz bir dua yıllarca anla beni...
-
AYDIM
aydığımın resmidir bu uslandığımın şiiri aşk aşık kemiğini aşamıyor sevgi çek yaprağına yazılıyor yürek satılıyorsa bol sıfırlara? ve sadakat yenik düşüyorsa ihtirasa? kusura bakmayın bakın isterseniz hatta kimin umurunda? ben tükürürüm böylesi aşka da, sevgiye de... bir elimde ekmeğim,diğerinde suyum alnımda onuru can özlerimin gururu yüreğimde,alın terimin çarpıştıkça parlar, eşkıyanın kılıcı kavgaysa kavga der sürerim yeniden, şaha kalkan atımı mola verdiğim hayata!
-
AŞK BU
ağzına gelir yüreğimin yüreği seni düşününce titrer ellerimin elleri gözleri parlar gözlerimin kanımın kanı ısınır seni özleyince tarifi yok diyorlar ya hani? aşk bu bence!
-
ASİYİM
mutluluğun şiiri var mı? ben yok derim yıllardır acımazsa yüreği kayıp gitmezse avuçlarından en değerlileri nasıl yazar? neyi yazar şair? yok ki tek satırım dizelerim ayan/beyan ayrılık nakaratlar acıları dövmekte kafiyelerim mi? argo üslubunda,isyan kokmakta asisin diyorlar bu öfke kime? hangi haksızlığa kusar sessiz çığlığın? dünya ya desem haksızlık o en masum hayata desem, yalan ki hem tutarsız sizlere be! insanlara bu avaz insanlara bu çığlık öyle amansız bir isyan ki desem ki, insan görünen yüreksizlere alınır mısınız? okudum be aklınızdan geçeni tevazu daniskasıymış yalanın saklamayın hadi yemem kes tıraşı, değil mi? amma abarttım, öyle mi? kabul be, size de kabul öyle yoruldum ki sizlerden hele ben suskun arif özlemindeyken hadi diyeyim ki size asiyim be! ama bilmez misiniz? Asalet Asilikten gelir be!
Jump to content