Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

likevoyager

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

likevoyager tarafından gönderilen her şey

  1. Yuvarlağın Köşeleri-Birinci Bölüm-57 Ölü yaşayanlar yaşayan ölüleri çekemezler.
  2. Yuvarlağın Köşeleri-Birinci Bölüm-58 Gençlik?in yaşlılık çağları vardır. Orada birçok genç ölür. Yaşlılık?ın da gençlik çağları vardır.. Orada da birçok genç ölür.
  3. Yuvarlağın Köşeleri-Etika-Birinci Bölüm-62 Bir gün yüksek bir yere çıkıp konuşmaya başladım. Doğumdan, yaşamdan, sevgiden, ölümden söz ettim. Sevgi, sevmek sizin elinizdedir. Oysa öbürleri elinizde değildir, dedim.. Doğmamak, ölmemek sizin elinizde değildir, dedim. Sevgisiz yaşamak yaşamamaktır dedim. Yaşamak, dedim, ilkin sevgi ile, sevmek ile başlar, doğumla, doğmakla değil.. Yaşam da sevgisizlikle biter dedim, ölümle, ölmekle değil.. Şimdi sizlere ?seven ölmez? deyorum.. Yaşamakla ölmek konularının kavramları arasında sizleri, kendinizi yeniden gözden geçirmeye çağırıyorum dedim, ve indim. Dinleyiciler arasında büyük bir kavga çıktı. Üç kişi öldü. Sordum, soruşturdum. Ölenlerden biri ?evet, seven ölmez? deyenmiş. Öbürü buna karşı: ?hayır, seven de ölür? deyenmiş. Ya üçüncü ölen? deye sordum. O mu? dediler, anlattılar. O, bunların ikisinin arasındaki tartışmanın sonucunu öğrenmek için bekleyenmiş..
  4. Yuvarlağın Köşeleri--İkinci Bölüm-104 Ne kadar çok olursa o kadar ölmek kolay. Ne kadar ölmek olursa o kadar saymak kolay. Ne kadar saymak olursa o kadar bilmek kolay. Ne kadar bilmek olursa o kadar anlamak kolay. Ne kadar anlamak olursa o kadar unutmak kolay. Ne kadar unutmak olursa, o kadar yaşamak kolay. Bunun için o kadar zor Kolay yaşamak.
  5. Yuvarlağın Köşeleri-Birinci Bölüm-178 Zamanın varsa, her şeyin gelir geçer.. Her şeyin varsa.. Zamanın gelir geçer.
  6. Bir öykü var, sakladığın, Bir öykü var, ardında duran Bırak onu, uyansın. Şimdi sen bir anı düğümü önünde Duvarcana uzanıp duran, Taşlanmış yükünle uyuyansın.
  7. Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden. İnanırdım saadetli yolculuklara. Adalar var zannederdim güneşli, maavi, dertsiz. Bütün hızımla koşardım dalgalara. O zaman beni görseydiniz. Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden. Beni o zaman görseydiniz Siz de gelirdiniz peşimden. Ama simdi su aksam saatinde Son liman kendim, bu döndüğüm, Bilmiş, bulmuş, anlamış. Hatırımda, bir vakitler güldüğüm. Yoluna can serdiğim o kaçış. Simdi, şu aksam saatinde Dönüyorum görmüş, geçirmiş, atlatmış, Gözlerin doymayan sahilinde.
  8. Ah ben hep duyguyla akıl Kapılarını bunca yıl Zorladım. Bir düş gerçeği Topladım gerçek düşümde. Savaştı bu huyla akıl, Hep kafamda ve gönlümde. Baktım, bölüşmüş gerçeği, Aklım bir düş-dönüşü'mde. Duyguyla anlaşmış akıl.. Aşk motoru olmuş düş'ün, Ve düş de aklın eşeği. Vardığım her öpüşüm'de Aklım ısırdı her şeyi. Motor çıkmaza dayandı, Eşek renklere boyandı. Baktım, o uslanmaz aklım, Elinde duyu çiçeği, Bir yorgun, renkli eşeği Koklayarak okşayandı.
  9. Benim bahçem yoksuldu; İki dala bir yaprak düşerdi ağaçlarımdan. Kuşlarım ödünç alırdı kanatlarını İşlerinden yorgun dönen arkadaşlarından. Zeytin, peynir, reçel, bal Konserleri verilirdi her gece Sofralardaki yapayalnız ekmeklere Ve yokluklar yarına bırakılırdı böylece.. Soğuk sular akardı çeşmelerden, Doktorlar saklambaç oynardı hastalarla. Her akşamki sazlı-sözlü eğlencelerden Çocuklar hasta olurdu pastalarla. Aylı-yıldızlı-mehtaplı gecelerdi tüm Sokaklar, evler ışıl-ışıl parlardı. Çözümlemesi zor bilmecelerdi, kördüğüm; Ve bakar bakmaz çözüm bulan adamlar vardı. Öyle okullarımız vardı ki orada Öğretmenler Hoca?larının öğrencisi değil. Ner?deyse kulu-kölesiydi, kıran-kırana. Derslere bile girilirdi arada. Nasıl anlatsam, bizim ora?lar Öyle sıradan bir semt, bakımsız bir mahalle değil, Sanki Cennet?ten bir köşe, Bağımsız bir masal ülkesiydi. Ah! Sizler görmediniz çocuklar, çünkü - Dilerim görmeyiniz - o günler geride kaldı. Dinlemediniz böylesine bir öykü. Şairine gülmeyiniz, bir masaldı.
  10. Benden, onlara benzer olmamı beklemeyin, Ve onları yineler olmayı beklemeyin. Herkes yeniliğine varır, kendi kalırsa. Kimseden bana benzer olmayı beklemeyin.
  11. Ağaçlar çizerdim, yeşillenirdi; Çizdiğim ağaçlara çizdiğim kuşlar gelirdi. Ormanlar düşünürdüm, uyurdum, Düşündüğüm ormanlarda kaybolurdum. Anı kuyularından çekmek bir yudum acı su, Bir yudum acı su, çekmek anı kuyularından, soğuk su. Bilmedim bu, ya bir korkunun duygusu, Bilmedim bu, ya da bir duygunun korkusu. Kent dayanıyor bahçenin duvarlarına, Yeni bahçeler çiz, gözlerinin kuşlarına. Hazır kent dayanmışken bahçene Kuşlarını gözüne sal, götür ağaçlarına.
  12. Ne zaman bir yakını ölse birinin, Onu ilk-olum sanır kalır o. Ne zaman bir sevdiği ölse birinin, Onu en-ölüm alır kalır o. Ne zaman bir saydığı ölse birinin, Onu hep-ölüm bulur kalır o. Ne zaman bir-bildiği ölse birinin, Onu son ölüm sayar kalır o. Ne zaman bir umduğu ölse birinin, Onu yok-ölüm duyar kalır o. Ne zaman bir her şeyi ölse birinin, Kendini ölümlere yaşar kalır o. Ne zaman bir kendisi ölse birinin, Ölümlerde kendini yaşar kalır o.
  13. Ölümümden biraz sonra anladım Olmayınca oyun. Gözlerim dışına kapalı, içine açık. Kalıbım belirsiz bir yerde artık. Sırtüstü yatıyorum, up - uzun. Öyle bir dünyadayım ki şimdi, Ellerim tutabildikleriyle kalmış, Büyük beynim kıvrım kıvrım, donuk. Artık ne karanlık var benim için, ne aydınlık, Ne sıcak, ne soğuk.
  14. Herşey yapılabilir Bir beyaz kağıtla Uçak örneğin, uçurtma mesela. Altına konulabilir Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için Sallanan bir masanın. Veya şiir yazılabilir Süresi ötekilerden kısa Bir ömür üzerine.. Bir beyaz kağıda Herşey yazılabilir, Senin dışında.. Güzelliğine benzetme bulmak zor, Sen iyisimi sana benzemeye çalışan Herşeyden: Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor. Belki tabiattadır çaresi Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin.. Ve benim Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim.. Anlarım bitkiden filan Ama anlatamam Toprağın güneşle konuşmasını Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla Sen bana ışık ver yeter Bende filiz çok.. Köklerim içimde gizlidir Gelen giden, açan soran, bere budak yok Bir şiir istersin "içinde benzetmeler" olan Kusura bakma sevgilim Heybemde sana benzeyecek kadar Güzel birşey yok Uzun bir yoldan gelen Tedariksiz, katıksız bir yolcuyum Yaralı yarasız sevdalardan geçtim Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu Herşeyi anlattım.. Olan olmayan, acıtan sancıtan.. Bilsem ki sana varmak içindi Bütün mola sancıları Bütün stabilize arkadaşlıklar Daha hızlı koşardım Severadım gelirdim Gözlerinin mercan maviliğine.. Sana bakmak Suya bakmaktır.. Sana bakmak Bir mucizeyi anlamaktır.. Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır Aşk sorgusunda şahanem Yalnız kelepçeler sanıktır Ne yazsam olmuyor Çünkü bilenler hatırlar.. Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar Bahçıvan değil tüccarlardır Sen öyle göz, Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı Sen teninde cennet kayganlığı iken, Sana şiir yazmak ahmaklıktır.. Bir tek söz kalır Dişlerimin arasından Ben sana gülüm derim Gülün ömrü uzamaya başlar Verdiğim bütün sözler Sende kalsın isterim Ben sana gülüm derim Gül sana benzediği için ölümsüz.. Yazdığım bütün şiirler Sana başlayan bir kitap için önsöz Sana bakmak Bir beyaz kağıda bakmaktır. Her şey olmaya hazır sana bakmak suya bakmaktır.. gördüğün suretten utanmak.. sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır.. sana bakmak Allah?a inanmaktır.
  15. Okulda, anladıkça başaracaksın. Yasamda, başardıkça anlayacaksın. Gelecek mutlu-mutsuz, inanmasan da; Gözlerin yaşardıkça anlayacaksın.
  16. Ecoute, Malrouth, Nous sommes au milieu de la route Antonin Artaud Dinle barbut Yarısındayız yolun Sen bunu unut Bilinmesin sağın solun Ortada kalanlar Ortada bıraktıklarından kaçanlar Ortada bırakılanlar Ortada kaldıranları suçlarlar Ortanın da dereceleri (!) var Başında ortasında sonundalar Belirsiz bir yer yoktur var Ortanın ortası kadar Ortanın başında duranlar Ortanın sonundakilere uzanırlar Sonra sıralar sıralar sıralar Ortanın sağındakiler, solundakiler Ortadan kaçma akışında sular Ortadan akma kaçışında sular Bakılınca tepelerden ovalara kadar Kalır karalarla göklerin ortasında havalar Bir birikme düzlüğüne kadar Doğanın ortasında süzülür yataklar Yaya kaldırımlarından yürüyen vatandaşlar Ortada Tanrı belası trafik var Bir roman ortasında cıvıklar Bir oyun ortasında alkışlar, kahkahalar Genç kız odasına çekilir ağlar Palyaço ortada halkın önünde ağlar Pazarlık üç aşağı beş yukarı uzar Ortasını bulurlarsa alır satarlar Cehennemi cenneti bir güzel uydurmuşlar Ortasına da bir durak kondurmuşlar Kadını ya göklere çıkarmış ya yerlere atmışlar Sonra cayıp ortasında bulmuşlar Ne içli fotoğraflar var Gelinle damadı ortalarına almışlar Ne zaman kar yağsa fırtınalar Tuzu kurular ortada Tanrı?yı arar Solun sağında, sağın solunda beyler paşalar Ortanın solu alındı, sağını bakalım kim kapar Şimdilik ortayı boşalttılar Sağın da solun da ortası var Anneannem derdi bir zamanlar Tanrılar ortada kalanları korusunlar Bir başla bir son A-B noktası var Aradığını ikiye böl ortası çıkar Bunları bana yazdıranlar Yazdıklarımın ortasına baksınlar
  17. Yüzümde hüzünden gölgeler varsa, O hüzün yüzündendir olsa olsa. Bilmiyorum, bu yaşamın çoğu yaşanmamışsa, Yaşanmadığı okunur, şimdi, daldımsa. Özledikçe yalnız durup-susup baktımsa, Sorulacakken nedeni nasıl sormadımsa. Geldiğini umudumla umudla umdumsa, Geleceğini görüyor-biliyordum, anlattımsa. O geçip-gitti ora' sına, ben göremedim, baktıysa. Derim ki şimdi, bir daha gelse de, sorsa. Sözümle, yüzümle, gözümle dedim, duysa. Bense buramda onu bekledim oysa. Yüzümde hüzünden gölgeler kaldıysa, İçimde örülen duvardan düşmüştür, çatladıysa.
  18. O gider buralardan, sen döndüğün bir günde.. Aranırken onu sen başkaları yüzünde. Işık olur tararsın karanlıkları bir-bir.. O güneş gibi parlar, sen söndüğün bir günde. Yaşamın aramakla olgunlaşıp yitmiştir; Kocaman bir ağacın tek bir yemişi gibi.. Karamsar bir öyküdür, bir sence değerlidir; Yalnız masal ulu'su bir dağ ermişi gibi.
  19. Ben yoksam, biliyorum, ben sende yokuz.. Sen yoksan, biliyorum, sen bende yokuz.. Ve de gözlerimizde bir o ışık.. ki.. O yoksa, biliyorum, biz bizde yokuz.
  20. Çalıyor o gözlerinden o uzun saçsız boyacı; Gül-bombalı, atsız-arabasız, sakalsız boyacı. Dudaklarında bir ıslık var, yakasında bir çiçek, Solan renkleri boyamakta o boyasız boyacı.
  21. Bana yalanlar söylese yetinecektim. Ama yalan söyledi.
  22. Biri gelir sorarsa Sana beni sorarsa Gitti der misin Gittiğimi söyler misin Gidiyorum ben sana Benimle gider misin.
  23. Havalarda yakalar da tilcikleri ben, Atarım gene havalara, havalara atarım, Ve tutarım da onları tam düşerlerken, Nasıl atarım, nasıl tutarım anlamam, Anlamlarına basıp kendimi de atarım, Seni düşünüyorumsa kendimi tutamam.. Nasıl uçmam, nasıl düşmem anlamam.
  24. ''Bir insan topluluğunun nasıl yönetildiğini anlamak isterseniz onun müziğine bakın.'' KONFÜÇYUS Yeni sözler demeye geldim yeni seslerle, Bağırmalarla değil, canımdan nefeslerle.. Sana kalacak ne var dersen, anlamı derim; Susmalarında bile bulur seni seslerle.
  25. Müzik geceyi geceyi Geliyor, aç pencereyi, Sersin odana duyu, Uğultulu halıyı, O doğup büyüdüğü İnansal doğayı. Yürüsün eleyi eleyi Seviler, buğu-buğu, Gönlü, anıyı, belleği, Oğsun duyuyu. Ne sıcak anlatır seslenmeyi; Yumuşacık sen demeyi. Isıtır yorganı, sözü, perdeyi. Işıtır en karanlık odayı, Açar kilidi, açıyı, kapıyı, Kaynatır donmuş suyu, Doldurur boş tencereyi Çeker sürgüyü, Çözer bir-bir her düğmeyi. Ballandırır peyniri, ekmeği, Unutturur tabancayı, bıçağı, Süsler masayı, Ölümsüz kılar çerçeveyi, Açar sevilere yatağı Yeğ kılar saklamaya söylemeyi Fısıldar sevmeyi, sevilmeyi, Müzik donatır yeri göğü.