Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

likevoyager

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

likevoyager tarafından gönderilen her şey

  1. on ay diyor takvimler yüreğimdeki yangınsa? on salise... daha demin gibi daha düğüm, düğüm boğazım da yutkunamıyorum... güçlüsün gülom derdin gel de gör gidişinle tükendi yokluğunla yok bir görsen,ne haldeyim gelemiyorum işte bilemiyorum gelmeyi sende duy! korkuyorum sessiz yokluğundan adını andılar yandı göz bebeklerim acının tuzu yayıldı gene damağımdan dilime tutamıyorum düşüyorsun yanaklarıma göz bebeklerimden... avuçlarım hala boş inat yüreğimde ki dolgunluğuna varsın bitimsizce var oldukça ben ve yoksun anlamsız kılarcasına yaşamı yok!
  2. seninle var ya? yeniden gülebilmeyi tabuları devirmeyi cesur dokunabilmeyi pişmansız sevebilmeyi sevmeyi öğrendim... seninle var ya? yüreğimi dinlemeyi dünyaya sırt çevirmeyi bendeki beni görmeyi sevmeyi öğrendim... seninle var ya? geçmişe sünger çekmeyi güneşe bakabilmeyi güzellikleri görmeyi sevmeyi öğrendim... ama var ya? seninle yeniden ağlamayı yürekten kaybetmeyi ömürden aldatılmayı harbiden aldanmayı öğrendim! ve seninle bir yudum sevgi için bir anlık gülüş için bir parça umut için ağır bedel ödemeyi kalleşliği öğrendim!
  3. güneşi küstürdüm bebeğim doğmuyor sabahları pencereme nasıl olsa sen doğuyorsun diye oysa bilmesi gerek sabahlarım sensiz başlıyor artık insanları küstürdüm bebeğim konuşmuyorlar bile nasıl olsa bir bedende ikiyim diye oysa bilmeleri gerek günlerim geçiyor sensiz bedende ayı küstürdüm bebeğim,yıldızları da eşlik etmiyorlar geceme nasıl olsa sen ediyorsun diye oysa bilmeleri gerek geceler sabah oluyor sensiz biçare dön bebeğim güneşe, aya, yıldıza insanlara inat, dön artık yeter sensiz daha ne kadar, çarpar bu yürek dön bebeğim dön artık, sensizlik beter!
  4. sanki her gün bir asır devretti onuncusu isyanlardayım kaç asır ceza kestin söyle vicdansız bilmek değil mi hakkım meçhullerdeyim kaç asır susacaksın kaç asır bu işkence damla,damla ağu gibi erimekteyim kime neyi ispatın neyin mücadelesi ne sandın ki kendini bilinmezdeyim unuttun mu sahiden bitti mi harbiden yalanlardayım konuş duygu yoksunu konuş yürek mahkumu sevgin gerçek idiyse unutman yalan unuttuysan harbiden sevginmiş yalan çıldırmaktayım!
  5. masumluğu kar tanesiydi hassaslığı serçe yüreği aşkımın söz vermişliğimiz vardı hani uzaktaki mavilere günler geceye benzedi gitgide israf ettik telaşla harcadık mutlulukları boş şimdi avuçlarımız imgelerde tükendi bilemedik kıymetini yolcu ettik el bile sallayamadan ardından zaman bulamadık buna bile...
  6. gözlerinde asılı kaldım yüreğindi sehpam kovsan? sallanacağım gözbebeklerinden düşüversem yüreğinin ayaklarına? bil ki, bakışların benimle ölecek gene berabere kalacağız bu aşkın galibi yok!
  7. ruhun şad olsun Ahmet Arif nur içinde yat Yılmaz Güney ve diline sağlık Akbayram teline sağlık... say ki Arif gibi hücredeyim say ki Güney gibi sürgündeyim say ki volta atamasam da bir garip hücredeyim... ayağımda pranga dilimde asma kilit ve yüreğim de dinmeyen fırtınalara sansür... mayalanmış hamur gibi kabarsa taşsa da yüreğim susmaya,yutmaya mahkum itfaiyesi gelmeyen yangınlardayım... dışarıya bahar gelmiş diyorlar tüm cemreler kalkmış bile düştüğü yerden yedi renge bürünmüş diyorlar yeryüzü görmesem de görmek isteyip hissediyorum gönül gözümle bahar gelmiş yeryüzüne... tüm sevdalarım umarsız acılarım vurmuş dibe hadi bağlandı ayağım hadi gardiyanım olup çöktünüz üstüme bırakın be bırakın konuşayım yüreğimle!
  8. ey aşkların şehri! ey ayrılıkların coğrafyası! en deli şairlerin en manyak şiirlerinin doğum noktası! bana da yazdırdın beni de ağlattın helal sana? ne incisi olmanın dünyanın nede taşının toprağının altın olması umurumda ben sende ölümü gördüm sevgisizliği? yoksulluğunu duygunun ve acımasızlığını yüreklerin! sende bitmektesin koca tarih sende son demlerindesin hayatın benim gibi sevemedim seni istersen affetme beni ama gidiyorum senden azad et beni!
  9. geceme ay düştü soluma bir sızı inceden sen usuma gene... vakit hesaplaşma vaktidir kaçmalarımdan ve sorgulama... yargıcı ben savunması da... nerede ne yaptım yada ne yapmadım nerede hatalarımı... geceme ay düştü inceden...
  10. ayazın keskin ucu çiziyor tenimi zemheriler kök saldı bende yok gidesi... karmakarışığım darmadağın... serçe yavruları ötmüyor içimde artık bu yılda cılız kaldı çiçeklerim... uçurtmaların kanadına takıldı sevinç ünlemlerim... yutkunuyorum yutarak maruzluklarımı... son mu? sondan önceki mi? ovuşturuyorum avuçlarımı yorgun damarlarımda ki dermanla... hep bahara hep maviye hep umuda dair... güçsüz dudaklarımda dualarla!
  11. Hazan inadına hala bahar Hazar inadına masmavi ve gözlerin bebeğim inadına Hazar... Hazan'da Hazar'ı Hazar'da gözlerini gözlerinde seni sevdim bir tanem! hangisi daha mavi? hazar mı, gökyüzü mü gözlerin mi yoksa? Hazar daha koyu daha açık gökyüzü ve gözlerin bebeğim Hazan'dan deli Hazar'dan derin gökyüzünden daha mavi bir tanem Hazan da Hazar'ı Hazar'da gözlerini gözlerinde seni sevdim bir tanem! kim bilir kaç Hazan sonra yolum düşer buralara bekler misin? olur musun Hazar?da? yoksa? anacak mıyım her on dokuzunu Eylül'ün bir zamanlar...diye bakıp ta Hazar'a akıtacak mıyım gözyaşlarımı suyuna? Hazan da Hazar'ı Hazar'da gözlerini gözlerinde seni sevdim bir tanem!
  12. okuma be delikanlı yorma boşa ne kendini ne beni bu gazeller sıktı be koysana yüreğini ortaya tabi duruyorsa hala göğsünün sol kafesinde? haykırsana haykırırken yalanlarını aslan kesildiğin gibi desene, eksik kaldın bana eksiksin... ki aslında bile bile sana,çok ama çok fazla geldiğimi haykır!
  13. sonu başından belliydi oysa başlarken olduğunca gri yaşarken grimtrak giderken kirli, kül renginde kayboldun? bense bile bile lades belki de? umutsuzluğun, umut kırıntılarında kim bilirler de sundum sana bu arsız yüreği? beylik sözlerine inat kaçaktın hep minderde saklıydı elin sımsıkı kavramıştın eteğindeki taşları bakışlarında sinsilik? gördüm,gördüm de, aptal olmak istedim belki de inanmaya,inanmayalı asırlar oldu usumda yoruldum kaygılardan güvensizlikti kanayan içimde acıyan yorgunluğumdu sana inanmak isteyen? şaşırmadığım ondan görünen köydün kılavuzsuz kabullenmeyişim? kendime kızgınlığımdan öfkem mi? yüreksizliğine ve bu yüreksizliği hangi yürekle sevebildiğime? biraz sana,biraz bana anla işte? ben hancıyım biliyor musun? sen ve sen gibiler yurtsuz yolcu musallaya dek,yalpa,yalpa her han terkinde günah heybeniz daha ağır taşıyabilmeye de yürek gerek ve ödemeye vebalini ilahi mahkemede? buna gücün yetmeyecek yürü gri dünyana yolun kararsa da,adım,adım yürü git be gri adam bittin bende!
  14. tenin Anadolu gözlerin Yeşilırmak'tı... zamansız zemheri de düştüm iklimine aktı yüreğime ışığın,ısın,rüzgarın davetsiz ve derin... deliydi iklimin sen hesapsız dört mevsim bahardın sen ben plansız... şiddetin fena çarptı! tenin Anadolu gözlerin Yeşilırmak'tı... sarhoşundayken baharının teslimindeyken varlığının derinindeyken ırmağının ayazına kestin zemherinin şaşkınındayım ikliminin... tenin Anadolu gözlerin Yeşilırmak'tı... ey can söylesene! ne oldu şimdi? Yeşilırmak tersine mi aktı? bu Tokat canımı çok yaktı!
  15. mavi yüreğindeyim umudun serçenin kanadında? kardelenler zorluyor yüreğimi sayısız? biliyorum güzel yarınlara gebe sözlerin bittiği bugünler mavi şimaller esmekte bilmediğim görmediğim düşlediğim yerlerden!
  16. uç sevdim ya? uç unutacağım seni nasıl ki, dünyayı unutturmuştu sevdan? öyle silineceksin ki kalmayacak ne adın ne de tek hatıran!
  17. önce içki ?aperatif?miş adı 'ordövr? diyorlar iki dilim peynire ardından ara, sonra ana haksızlık etmişler babama onun yemeği yok anlamayız ki bundan öğrenmedik hem masada yemeyi güzelim bağdaş varken ne öyle okul sırası gibi? bıçak sağ eline, sol ele çatal kaşık ayıp ve banal ekmeği korka korka suyu yarım saatte sıkıldım be boş versene! biz yer sofralarında büyüdük dostum aynı tasa dalardı kaşıklarımız aynı sahana banardık ekmeğimizi ne var ne yok gelirdi sofraya neyi canın çekerse... dalacan kuruya şöyle çala kaşık hele birde yufkaya sardın mı bulguru? oh be lüküs hayat ne diyorlar? yemede yanında yat havasından mı suyundan mı yağmur kokan toprağından mı yoksa, yoksa yer sofrasından mı benzerliğimiz? biz çorbayı tastan çayı kadehten içeriz birdir sevincimiz,öfkemiz ah be toprağım birde onurumuz! tek söze kelleyi koyarız kan davası diyorlar burda bizde namus yedi cihan,cümle alem kardeş/bacımız da ama dokundurmayız onurumuza çeker vururuz! ya sevdamız? sevdamız ya,güzel kız sevdamız ya,delikanlı gene uç,gene divane hani derler ya ölümüne işte öyle sevdik mi Allah'ına kadar severiz yalansız, çıkarsız, yarınsız yarınsız diyorsam canözüm bilesin ki yalansız... biz sevdayı yüreğimiz de namusu damarımız da taşırız böyle gördük babamızdan böyle öğretti anamız biz böyleyiz yalansız!
  18. bırakın yaşama yorgun yüreği bakmaya fersiz gözleri son umarsız senfonisinde ki bedeni pasifteyim yetmez gücü en hükümdarınızın bile aktifleştirmeye içimde ki küskün beni vazgeçin alın bulutunuzu üstümden bırakın azad edin beni!
  19. gene dağ göründü dağlar? Toros desem? daha uzun? Nemrut desem? daha sarp? dalıyor gözlerim daha bir dumanlı bu kez daha bir kara büyüyor yorgunluğum korkuyorum yana düşmesinden kollarımın teklemesinden yüreğimin hadi son bir gayret vazgeç titremekten dizlerim daralma soluğum az daha ha gayret kim bilir? belki de bu dağın ardındadır umudun mavisi ki yıllardır özlenen çok?
  20. çoğaldıkça azalıyorum ben varoluşum sualsiz yaşamım emsalsiz zorunda lığım hesapsızlığımdandır! affediyorum tenimi acıtanları affediyorum yüreğime gem vuranları ödüllendiriyorum hatta içimdeki çocuğu ağlatanları! bir beni bir kendimi affedemiyorum ve yenilgime zorunda lığımı! şimdi çoğaldıkça gitgide azalıyorum başaramadım ben hadi siz siz bulun beni!
  21. gözlerinin karasını Ege?den mi aldın can zeytin ağaçları boykotta zirveyi kaptırdıkları için sana ipek böcekleri grev yolunda yolacaklar tutsalar yumuşacık saçlarını çaldığın için saltanatlarını açmadı tomurcuklarını güller kıskandılar rengini dudaklarının kuruyup gittiler üzgünce kuruldun diye tahtlarına fidanlar eğildiler yerlere endamını seyre daldılar mahcup kıyamadılar kırmaya dalını için için kıskandılar boyunu zeytini küstürdün,gülü de canım ipek böceğini ağlattın yazık fidan depresyona girdi derdinden tanrım seni özenerek yaratmış ne şiir anlatır seni,ne aşk şarkısı şairlerin ozanların nutku tutulur desem ki evrenin son harikası belki seni ifadeye bir yanıt olur
  22. çalışıyorum doldurmaya senden öncekiler seninle olanlar ve uydurduğum sonrakilerle senden.... nafile ey can Donkişot?un savaşı bu yel değirmenleriyle başaramıyorum! yokluğun zifiri sensizlik soğuk boşluğun dolmuyor doldurmak mı? kıpırdamadın ki yerinden? öyle kurulmuşsun ki tahtına solum da hem öyle yakışmış ki sana? istesem de çabalasam da ne seni sökebiliyorum solumdan ne koyabiliyorum başkasını yerine sen artık bensin can ben!
  23. ruhum bedenime küs usumda yaşam karmaşası bölünmüşüm ayyukun zirvesinde uzuvlarım bedenimin piçleri! sen aklımın kasırgası enkaz soluğunda can çekişen beden ben ruhum depremin tırnak aralarında! siyah-beyaz bir siluet dans eder görmeyen gözlerimin karasında o, çay buğusu bakışların var ya? hala yüreğimin satır arasında!
  24. sen baharın oğlu bende kızı deli mevsimin deli çocukları neden diye yorma kendini yaşadığımız deli aşk deli mevsimin eseri hani arkadaşlıktan dönme ya hani ansızın doğdu ya yemezler.... olsa,olsa adını geç koyduk aslında ta başından kapılmıştık sevdaya kimler girmedi ki hayatımıza kimlerin yolu geçmedi ki sevdamızdan an geldi gırtlak gırtlağa an geldi yürekten kazımaya ve an geldi ki, son noktaya! ama baharın deli oğlu ama kör inatlı asi çocuk bu yürek öyle sevdalı ki sana taşırıp ta sabrımı,ferman etsen katline cansız bedenini,gömerim yüreğime sen bende, ben de sen de doğduysak ölmeliyiz birbirimiz de işte böyle amansız işte böyle deli işte böyle büyük bir sevda bizdeki!
  25. zamansız gidişinin 'yedi?sini devirmekte takvimler.. ve sımsıcak acını hala saatler... sevemedim oldum olası günlerini özelin hele terk etmişse seni özel dediklerin acıtır tenini damıtır tekrar tekrar yüreğine acıyı sen yoksan kimi kutlayacağım baba? yok ki nasırlı ellerin kimi öpeceğim baba? deli özledim kokunu alır mı yerini kime sarılacağım baba? acıtıyor baba özel günler hatırlatıyor bir kez daha yokluğunu ve bin kez daha ağıt ağıt boşluğunu boynu yerine sarıldığım taşına eli diye öptüğüm toprağını rahat uyu şerefim! rahat uyu namusum! rahat uyu babam! izindeyim... gururumdur taşıdığım soyadın yemin sana gelmedi gelemez tek leke o kutsadığım adına yaşatmakta seni bu asi aldığı her soluk attığı her adımda ben ben senin kızınım rahat uyu baba!