likevoyager tarafından gönderilen her şey
-
SANA GELİYORUM
Yokluğunda aylarca içimde yaşattım seni... Hayaline sığındım karanlığın çıkmazlarında, Ne yağan yağmurlar ne de esen sert rüzgarlar, Hiçbiri üşütmedi bedenimi. Seninle olamadığım kadar? Özlemin böylesine içimi yakarken, Hasret yağmurları gönlümde coşuyordu. Yüreğimden taşan sevdaya yenik düştüm? Şimdi sana geliyorum! .. Tek korkum! Ya gelirken içimdeki seni yanıma almayı unutursam! ..
-
NE VARDIN, NE DE YOK!
Bugün ne kadar donuktu bana ulaşan sesin! .. Bir kez daha mı kopmuştuk yoksa? .. Ben farkında bile olamadan, Bir kez daha... Ne kadar sürecek bu uçurumların sonsuzluğu? .. Sana hep söylüyorum... Ya git, ya benim ol! .. Sen hala bildiğini okuyorsun... Ne varsın, ne yok olayım diyorsun... Neden bu suskunluğun? .. Asıl o zaman gökteki bir yıldıza... Ulaşamasam da, Sana her baktığımda bir dilek tutayım...
-
SEN OL YETER
Yağmur ol! .. Yağ üzerime... Toprak ol! .. Kök salayım derinlerine... Güneş ol! .. Isıt beni sıcacık... Ay ol! .. Yıldız ol! .. Aydınlat karanlık gecelerimi... Ol! .. Ne olursan ol! .. Yeter ki, benimle ol! ..
-
SEN İSTEDİN
Bir tuvaldin sen gönlümde Bir tarafı gündüz, diğeri gece... Seninleyim her nefesimde... Uzaklarda olsan da yanımdasın işte... Ben seni böyle severken ıraklıklar vız gelir diyorum... Sonra, senin yolladığın yağmurlar yağıyor gizliden, Damlalar çoğaldıkça, Renkler karışıyor birbirine... Gündüz, geceye, Ay, güneşe... Yıldızlar yavaş yavaş sönüyor. Gökkuşağımın renkleri, al alaca olmuş akıyor. Tutamıyorum gidenleri. Ben istemesem de, süzülüyor gündüz ve gece. Sıcacık sevgim bir anda ortada kalıyor. Sonra üzerine güneşler doğuyor. Tuvalin ıslaklığıyla, sevgim de, Güneş eşliğinde buhar olup uçuyor, göklerin derinliklerine... Sevdam mavi, gökyüzü mavi, Karışıyor birbirine. Ne gündüz, ne de gece... Sen istedin diye... Şimdi, beyaz bir tuval var elimde. Yeni bir resmin çizilmesini beklercesine... Beyaz, Bembeyaz...
-
SENSİZ GÜNÜM
Yeni güne her uyanışımda, seni sileceğim diye başlıyorum zamana. Yalnızlığımla geçecek bu saatler... Aklıma hiç düşmeden, sensiz bitireceğim bir gün olacak. O bana gülen gözlerin bir an olsun aklıma gelmeden, Tebessüm eden dudakların hayalime düşmeden geçecek bir gün. Sesin kulaklarımda olmadan, Seni anıp gözlerime yaşlar dolmadan geçecek bir gün. Yüreğimde sensizliğin acısını hiç umursamadan, Hani olsan da olur, olmasan ne olur ki? Hesabı bir gün... Seni bir çırpıda yüreğimden silip attığım, Beraber yaşadığımız hiç bir anı hatırıma bile düşürmediğim bir gün... Gökkuşağının olmadığı, meleklerin gülümsemediği bir gün... Şarkıların, şiirlerin hiç bir anlamının olmadığı bir gün... Ayın kaybolduğu, yıldızların söndüğü, güneşin asla doğmadığı bir gün... Olacak bir gün, senin olmadığın gün... Ama, Hangi GÜN? ? ?
-
SEN GİDELİ ÇOK OLDU
Gecenin karanlığını aydınlatan yıldızlar, Her günün doğuşunda semaya veda ederken, Geldiğinde gideceğini biliyordum... Ölürüm demiştim sensiz! .. Şimdi yaşadığımı mı sanıyorsun! .. Ölüm kapımda! .. Sen gideli çok oldu... Bir tek gözlerin kalmış aklımda Her bakışımda tebessümlerle içimi ısıtan bakışlar Şimdi bir buz parçası gibi düşmüş yüreğime...
-
SENSİZİM
Hava karanlığa dönüyor, yıldızlar bir bir düşerken gökyüzüne; Birden üşüdüğümü hissediyorum. Her zamanki gibi, aklımda yine sen varsın! Geceler sadece seni getirir oldu bana... Yokluğunun sarhoşluğunda, sessizlik?özlemim? ve sensizliğin gözyaşları... Sorular kafamda dönüp duruyor... Cevap veren yok! .. Kendimce yorumlamaya çabalıyorum. Neden sen? Neden yokluğun içindeki hayalin peşinden gidişlerim? Israrlı bir şekilde, olmazların bana sunduğu imkansızlıklar eşliğinde, var saydığım, aslında yok olan sen! Ve ben? Sensizliğe koşuyorum her defasında. Biliyorum, ama yine de yılmıyorum? Koşuyorum, ulaşmak mümkün olmasa da, Koşuyorum? Yokluğunun sevdasına... Sensizliğin kör karanlığına?
-
SEN GİBİ
Gecenin yıldızları düşüyor serin karanlığın içine. Onlara her bakışımda, Özlemin yüreğimi acıtır oldu. Gülen gözlerin geliyor hep aklıma... Bana sevgi dolu bakışın. Sonra herşeyden vazgeçip, kaş çatışın... Ben de bilemedim, neredeyim? .. Yağmurlar sel olmuş, rüzgarlar esiyor, Fırtınalar kopuyor alabildiğine. Beklenen güneş bir doğmadı gitti. Tıpkı senin sevemediğin gibi....
-
SENSİZLİĞİM SESSİZLİK
Gönlümün karanlığını yıldızlar aydınlatır oldu. Gelmeyişin... Sevmeyişin... Sonra, habersiz gidişin... Derin uzaklara bakan gözlerin kalmış aklımda. Yokluğunun gecelerinde, Yüreğime serilen yıldızlar misali... Dalgın... Donuk... Suskun... Bir o kadar anlamsız... Bir de ben kalmışım ortada! .. Aşksız... Sevdasız... Bir o kadar çaresiz... Sen varken de, sen yokken de SENSİZ...
-
SEN GİBİ
Gecenin yıldızları düşüyor serin karanlığın içine. Onlara her bakışımda, Özlemin yüreğimi acıtır oldu. Gülen gözlerin geliyor hep aklıma... Bana sevgi dolu bakışın. Sonra herşeyden vazgeçip, kaş çatışın... Ben de bilemedim, neredeyim? .. Yağmurlar sel olmuş, rüzgarlar esiyor, Fırtınalar kopuyor alabildiğine. Beklenen güneş bir doğmadı gitti. Tıpkı senin sevemediğin gibi....
-
SEVDA MİSALİ
İnsanlar bir kumsal, hayatsa bir deniz... Kimi zaman durgun... Kimi zaman dalgalı? Kimi zamansa, köpürür kudurmuşcasına? Dalgalar kumsala her çarpışta, kumları sürükleyip götürürler. Akıp gider kumları sakın bekleme! .. Onlar asla dönmezler? Tıpkı geçip giden sevdalar misali?
-
SANA VEDA
Martın bir karesi, Günlerden Cumartesi. O gece ben intahar ettim. Sessizce aşka veda ettim. İçimdeki seni öldürdüm. Geri dönüşün olmasın diye...
-
KAHVERENGİ HIRKA
Sana her kavuştuğumda bir korku düşüyor içime... Biliyorum, özlediğim kadar yanındayım. Hasretlere boyun büküyor umutlarım... Her zaman olduğu gibi, Yine bir ayrılık sahnesindeyiz, Güldüğümüz kadar ağlıyoruz. Çaresizliğimize sığınıyoruz her defasında... İstemeden veda ederken sana; Bir masum bakışın kalmış aklımda, Bir de üzerindeki kahverengi hırka...
-
KAHIR BEKÇİSİ
Gemiler geçiyor karanlığımın okyanuslarından. Rotasız, dümensiz. Benim gibi, bir o kadar kararsız... Seni unutsam! .. Sonra... Sonra, yokluğunun akşamlarında kaybolsam... Kaybolsam da, kendi benliğimi bile bulamasam! .. Gittin! .. Gökyüzü ağlıyor, gidişinin ardından. Her yıldız bir damla gözyaşı olmuş. Caddelere akıyor, Işıl ışıl şimdi kaldırımlar! .. Yanıyor... Derdin ya! .. Yıldızları sereyim yollarına! .. Gidişinin acısıyla, Şimdi bütün caddeler yıldız! Yoksun ya! .. Artık bütün yıldızlar kahır bekçisi...
-
KIZKULESİ
Sen, ben ve Kızkulesi? Bu sefer isteksiz biraradayız. Son kez birlikte bakıyoruz derin suların meleğine. O yine masum ve yapayalnız? Biz yanyanayız ama, Gözlerimiz dalgın, dudaklar kilitli? Bir daha hiç birarada olamamanın hüzünü var belki de yüreklerde? Son defa selamlaşmaya mı geldik ne? .. Satırlarımızı süsleyen saygımızdandır belki de? Kızkulesi, selam olsun sana! .. Berabere kaldık bu hikayenin sonunda. Bundan sonra ben de yalnızım bir o kadar... Senin serin suların, Benimse buz tutmuş yüreğim var...
-
İŞTE YİNE SEN
İşte yine sen! .. Yüzün, ellerimin arasında. Gözlerimi kapatıyorum, Parmaklarımla, Dudaklarını okşuyorum. Teninin kokusu, Nefesinin sıcaklığı sarıyor tüm bedenimi... Gözlerimi her yumuşumda Sana başlıyorum birkez daha. Hayal de olsa; Dokunuyorum sana...
-
KUM MİSALİ
Suya bulanmış kum misali gönlüm. Yokluğunun acısıyla yavaş yavaş dibe çöküyorum Birden sen geliyorsun. Sevdan coşup denizin dalgalarına karışıyor Kum suya bulanıyor... Sahiller sen kokuyor sanki... Derken gidiyorsun... Kayboluşunun ardından bir durgunluk Ve... Tekrar dibe çöküş... Hiç üzülme! .. Sen diğer bir dalgaya karışana dek, Bu soğuk sahil seni bekler... Denizin dalgası tükenmez... Kum, talan olup sürüklenmeye mahkum. Bense her terkedişinde, Dibe çöken gönlümle; senin sevdanın sürgünüyüm
-
İSTANBUL'UMLA GEL
Gelirken biraz hava koy cebine Diğerine de yosunun yeşilini. Dalgaların sesini eklemeyi sakın unutma! Geleceksen eğer; İstanbul´umla gel bana! .. Vapur sesleri çığlığını, Martılar selamını sunsun Çamlıca´dan seyrine daldığımız manzarayı da getir. Büyükçekmece´nin sahilini, Kızkulesini de sırtına al ve gel. Benim yokluğum bir dert, Bir de sensiz masum kalmasınlar... İstanbul´umla gel bana! .. Vapur sesleri çığlığını, Martılar selamını sunsun
-
NE OLUR BEKLE
Bembeyaz karların ardından, Baharın çiçekleri yeniden açarken, Nisanın bir yerinde, gün geceye dönerken, Dolunayın eşliğinde, Büyük bir özlemle, doğacağım yüreğine? Ne olur bekle! ..
-
İSTANBUL'UM
Akşamın tatlı karanlığı çöktüğünde, Hayallere dalıyorum gizlice.. Her zamanki gibi gözlerimin önüne ilk gelen, İstanbul'um oluyor. Yosun kokan denizin, Çamlıca tepesi, Seni seven insanların, Ve daha ötesi... İsterdim ki, gerçekte de seninle olmak, Seninle yaşamak bu dünyayı. İstemez miydim, hiç istemez miydim, Son nefesime dek sende yaşamayı...
-
ÖYLE ÇOK SEVDİM Kİ
Seni öyle çok sevdim ki; İçimde yaşattığım bu delice tutkum; Hüzünün bereketi, Aşkın mezesi, Senin şaklabanın oldu...
-
İSTANBUL'DA OLMAK VARDI
Şimdi İstanbul'da olmak vardı. Çamlıca'da, mis gibi İstanbul'umda sıcacık çayı yudumlamak vardı. Sarıyer'de midye tava yemek. Sarayburnu'ndan denizi seyretmek vardı. Ah İstanbul'um ne çok seviyorum seni... Sirkecye doğru yürüyüp, ada vapurlarıyla Heybeliye gitmek vardı. Benim için adaların en güzeli; Heybeli. Ya Kızkulesi`ne ne demeli? Bütün mausumiyetiyle, denizin ortasında günahsız, savunmasız... İstanbul'um aşklarımın en güzeli, yüreğimin en güzel köşesi. Sende yaşayanlar birazcık kıymetini bilselerdi, Seni biraz sevebilselerdi, Ne güzel olurdun, ne temiz olurdun... En sevdiğim yürekler hep sende atıyor. Belki de beni bekliyorlar, Ama ben çaresiz, uzaklardan bakıyorum sizlere, Tıpkı bir yabancı gibi. İstanbul'um keşke seni sende yaşayabilsem....
-
SADECE SEVDİN
Kökü olmayan bir çiçek gibiyim ellerinin arasında. Kokluyor, ara sıra dudaklarını yapraklarıma dokundurup öpüyorsun. Böylesine çok sevdin de beni, Bir yudum su verebilme ihtimalin hiç mi olmadı? Neden aklına gelmedi suya olan mecburiyetim? Sadece sevdin beni. Bak soldum işte... Sen, her ne kadar istemesen de. Oysa yaşayabilme ihtimalim senin elindeydi? Birşeyleri farkedebilseydin, Daha uzun ömürlü seninleydim?
-
İSTANBUL'DA HÜZÜN ESİYOR BU DEFA
Nasıl da aşk kokar sana hasretimdeki satırlar... Öyle çok sevdim ki seni... Her gelişim coşku, özlem dolu... Mutluluk dolu... Delirmişcesine koşarım sana? Her defasında? Bu sefer seninle, böylesine sevgi dolu, böylesine kahkahalarla süslü, mutluluklarla bezenmiş buluşamadık? Sevişemedik? Sen hüzün kokuyordun bu defa.... Sanki kara bulutlar kaplamıştı tüm yüreğini. Karanlıktın, bir ışık dahi sunamayacak kadar karanlık... Oysa bilirsin, severim karanlığı. Yıldızları bana ulaştıran karanlık. Ama yıldızlar da yok bu defa. Yorgansız kalmış üzerin... Üşümüşsün besbelli... Titriyor yüreğin... Sevgi dolu gönlümle sarsam seni, ama benimde kanadım kırık. ?Ya giderse? ? diyorum, ?Ya seni terkederse? ? Biliyorum... İstanbul, O`nsuz olmaz. Ama, ya giderse? .. Ne olur gitme? Ne olur, canım babam, SENİ ÇOK SEVİYORUM?
-
İSTANBUL SENSİZ
İstanbul sensiz, Ağlıyor bak sessiz sessiz... Yağan yağmurlar, Bir gözyaşı gibi süzülüyor caddelerinden. Senin için ağlıyor. Kaldırımlar ıslak... Boş sokaklar seni soruyor, Ah! Bir gelsen diyor...
Jump to content