sevgiden tarafından gönderilen her şey
-
SEN
Gözlerin gözlerimde Sözlerin gönlümde Gönlüm sadece sende Sense benim yüreğimdesin.
-
SANKİ BİRİNİ BEKLİYORUM
Sanki birini bekliyorum bana gönül verecek Anlatılması çok zor bir burukluk var gönlümde Sanki birini bekliyorum bana gönül verecek Parçalıyor içimi bu gariplik bu belirsis his Olmuyor geceler gündüzler birtürlü düşüncesiz Günlerimde geçiyor çaresiz vede neşesiz Sanki birini bekliyorum bana gönül verecek İstemiyorum eve gitmek soğuk soğuk geliyor Dostlar arkadaşlar nedir senin bu halin diyor Ancak beni yalnızlıkla düşünceler mutlu ediyor Sanki birini bekliyorum bana gönül verecek Neden birini bekliyorum böyle bütün günler Sorsam böylemi olmuştur aceba hep sevenler Muradına ermişmidir sevgiye gönül verenler Sanki birini bekliyorum bana gönül verecek İsmail Sevindi
-
ADINI SEVGİ KOYDUM
adını sevgi koydum bu yalancı baharın bu yalancı gülün adı da aynı yağmurlar dokunuyor ya saçlarıma yalan hani üşüdüm dedim ya yalan ne ellerin dokusun elime ne gözlerin gözlerime adını sevgi koydum bu yalancı baharın boş ver yalan olsa da yaşayalım işte.. Ahmet Katrancı
-
ADI YALNIZLIK
Gölgen gibidir yalnızlık Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk. Sarılırsın ararsın tutamazsın yoktur çaresi. Adı Yalnızlık Yazılmıştır bir kere Yiğit olsan da büker bileği, Cesur olsan da sızlatır yüreği. İçindedir sevgi, insanın tek dileği Ateşten gömlek misali SEVGİ... SEVGİ... SEVGİ? Murat İnce
-
ADAM GİBİ SEVERİM
Sevmenin lamı cimimi olur Yalandan sevmek bize yakısmaz Gun gelir yalan belli olur Yalan sevgi kimseye kalmaz soylerim. Ama ben sevdim mi,adam gibi severim. Once ümit verip,sonra sır olan Güzelligini kullanıp yakın olan Acımasızca seni boynu bükük koyan Böyle sevgiliden nefret ettim ederim Ama ben sevdim mi,adam gibi severim Hüseyin Gümüş
-
ACILARIN KIYISINDA
Çocuk düşlerimizle bir dünya kurmuştuk Yüreğimizi çevirmiştik güneşe acıların kıyısında oturmuştuk karanlıklar sürdü bizi ateşe Yapraksızdık, güz mevsimiydi vurdular türkümüzü, kırdılar sesimizi Dalgakıran dönemiydi Koyaklar unutmadı adresimizi Sevdasız aşksız kalmıştık umuttu dağların ardı hep büyük hülyalara dalmıştık yanımızda yiğitler vardı Cemil Zateroğlu
-
ACI KAHVE
Köhne bir kahvede ucuz bir öğle yemeğinin üzerine yudumladığım acı kahve gibisin. Sana sığındıkça ben muhtaç olduğumda acı sıcaklığına sen hep dibe çöktün kendi dünyanda, bütün ağırlığınla. Dursun Yüksek
-
AĞIZ
kendine uzun yollar beğen çilesine asıl ve tutuş akşam saatlerinin eskit sayfalarca sevdayı küle benzesin varlığın göz çukurlarında biriktirdiğin yangına uzan tek kelime etme susarken içinden herhalde ıssızlığındır tek seviştiğin yetmiyor gülümsemen içindeki girdaba doğru akan seli engellemeye topluyor hüzün ortaklarını yanına kımıldıyor parmak uçları belki yataklar inliyor bir şeyler kaplıyor karanlık kaplıyor seni ağzından yağmur boşanıyor biraz alkol yavaşça unutuyorsun ben kuşkuyum hem bulanık hem kaderim ama eksik. ALPER YILDIRIM
-
BEKLEME KÖŞESİ
yürüdüm arşınlayacak yol görmeden uzakta gölgenin dibine düşmeden sayılmadan terazide laftan kalabalıklar siyahtan umulmayan aydınlık karanlıktan doğmuştur güneş farkına batarken varansa insan aşksa çok uzakta keman sesi saçlarımdan damlayan tellerde es girme ihtimali yüksek bu sancı her yerim koma. ALPER YILDIRIM
-
GİYİN VE GİT
ben tek kişiydim somurtuyordu ruhum sessizce sıcaktım hiç ısıtmıyordum kendimi kim bilir hep zamansız ölümü giyindim aynada hep varlığımı büyümedim tahta salıncaktaki çiviyim hala hiç olmadım nasıl oluyorsa ki o, bilmem sadece içimdeki gölgeye düşsün diye güneş biraz daha yalnızlığa ve sürgüne işte dedim bırak beni sen beni tek kişilik ruhumun somurtganlığında izledin ne kadar soğuktun hiç ısıtmıyordun sen bilirsin ölüm sana uzak bir tarihti aynada başkalarını giyindin büyüdün kalbinde salın(a)cak yok ne istediysen oldun olmak ne kadar kolay,bilirsin güneş derini yaktı bronz heykeller gibiydin biraz daha kalabalığa ve örgüne işte dedin gidiyorum. Alper Yıldırım
-
YABANCI
hep yabancı hep garip kaldım kenarında en güzel bahçelerin bir çocuk görürüm elinde gül, uzatır en çok mutlu eden beni çölde karşıma çıkan vaha gibi haydutlar bağbozumunda elim uzanmaz salkıma ötelerde gül uzatan çocuk beni, bir ağaca astılar beni hudutlar ötesinden yolcunun gölgesine sığındığı annemin duası babamın düşü bir kütüğe adak ettiler beni,bir ağaca astılar beni haydutlar bağbozumunda elim uzanmaz salkıma ötelerde gül uzatan çocuk
-
VUSLAT
Binlercesi doğrulup yerlerinden kalksın Binlerce el binlerce iri mumlar yaksın Aydınlansın gökyüzü dönsün gece gündüze Kurulsun binlerce çadır bir geniş düze Başlasın bir büyük şölen kederler yok olsun Huzur bulsun gönüller neşe sevinç çok olsun Genç kızlar saçlarına kır çiçekleri taksınlar Ve raksetsinler fırtınalar gibi aksınlar Ve bir ince yol açılsın yürüyerek sen gel Eteklerini yerlerde sürüyerek sen gel Gölgelerin titreşşin dalgalansın semada Çevrende binlerce dilber emrine amade Savrulsun saçların ay yüzün sulara düşsün Yansın sular kıpkızıl alevlere dönüşsün Uçsun çevremizde kuşlar daireler çizsin Sen kalbimde silinmez depderince bir izsin Karışsın birbirine raks şarkı ve mutluluk Var bu aydınlık gecede bir büyük kutluluk
-
İNSANOĞLU
kirli denizin temiz sahilinde muhasebe yapan insanoğlu bir eli yerde olmak bir eli gökte ve azgın dalgalara bırakıp bırakmamak kendini
-
GÜLLERİ KOPARAMAYACAKSINIZ
yarınları çalınmış olarak doğdu çocuklar ilk ışıklarını tanımaya çalışırken dünyanın yumuş yumuş elleriyle ne kadar masum korumasız şefkate muhtaç ve çalınmış olarak daha doğmadan ivedi kirli ellerce yarınları çocuklar! ..aaah çocuklar! .. ve onların çocukları onların da çocukları yarınları çalınmış çocuklar kaç nesildir sürdü bu serüven içi boşaltılan bankalar örtülü-örtüsüz ödenekler kalpazanlar-haydutlar kravatlı beyefendi nazik kolkola ve organize vatansevermiş hepsi de pencerelerinden bakar çocuklar ne kadar masumdur çocuklar ve büyürler yarını çalınmış olarak çocuklar tutunarak çalınmışlıktan arta kalan yılların kıyısından köşesinden ufuklar çizdiler elleriyle herşeye rağmen olabildiğince büyüdükçe çocuklar gülleri koparamayacaksınız gül mevsimine durdu ülkem fışkırmada güller bir baştan bir başa güllerin içinde boğulacaksınız anadolunun orta yerine çöreklenmiş hırlayan ite bak halkımın başıyla uğraşır gülleri koparamayacaksınız ve çalamayacaksınız yarın çocukların yarınlarını halkımın yarınlarını
-
EĞRİ VE DOĞRU
fikir bulutlarla yürür sanat dağbaşlarını okşar boş uğultularla şehri kuşatır şarlatanlar mânâ mânâsızlıkla öldürülür fikir bulutlarla yürür sanat dağbaşlarını okşar doğruluk dimdiktir eğilip bükülmez assalar da kancayla dünyayı boynuna yaylım ateşine tutar halkı ekranda salyalı muhterisler yalan-dolan ve kin üzerine kurulu çıkarları takılsa bir çakıl taşına doğruluk dimdiktir eğilip bükülmez assalar da kancayla dünyayı boynuna yalan, ilim zıttır birbirine gece ile gündüzcesine ihanet ettiler taşa, ağaca, buluta yeni konuşan çocuğa eli kalem tutan mektepliye suyu biçimsiz bir kaba koydular en kuytu karanlıkta kin kusar yarasalar semayı taşan kuşlara yalan ilim zıttır birbirine gece ile gündüzcesine
-
AKŞAMLAR
vakitlerden bir vakit vardır akşam beni ezen çark ufuktadır tren gider ağır sessiz bin bir renk oynaşırken tabiatta ne bir veda ne bir sallanan el vardır o trende ardından bakmak kalır yalnızca yollarda yollarda yollarda yollarda şu akşamlar olmasa vakitlerden bir vakit vardır akşam beni ezen çark gölgeler büyür gölgem büyür ben büyürüm gölgeler ölür gölgem ölür kalbim kanar
-
YAZIK ETTİLER BANA
bir denizim geceyi dinleyen düşer ay sularıma bin parça oynaşır durur umut yüklü gemiler geçer ak ak sıra sıra dalgalarım kıyıya vurur vurur gün olur hırçınım gün olur durulurum bir şehirim tufanlar kopar zelzeleler olur yüzlerce kere yıkılır yeniden kurulurum bir kartalım hür kayalarda ağlasa küçük yetim Ayşe defalarca vurulurum yazık ettiler bana yüklediler dünyaları omuzlarıma her halden ben sorulurum
-
ÜŞÜDÜM
Nasıl üşümez insan Dışarısı soğuk Ayaz geceleri Yalnızsan bir de Giyinirsin hasretleri Nasıl üşümez insan Susuyorsa birileri
-
SOKAK ÇOCUKLARI ŞAHİDİMDİR
Sen gittiğinden beri hiç gülmedim Gözlerimi hiç güldüremedim Zamanı düşündüm Seni düşündüm İkimizi aradım boş sokaklarda Sokak çocuklarına sordum ikimizi Onlar da tanımıyor bizi Ama şahitlik edecekler bana Söz verdiler Sen gittin gideli hiç gülmedim Onlar da hiç görmediler Sokak çocukları şahidimdirler Ben yalnızca gamzelerimi güldürdüm
-
FELAKET
Seni düşünmemem gerek Bunun için zaman gerek Biraz da nefret Nefretse, ben yokum Ben yalnızca sevmeyi biliyorum Seni unutmam gerek Zor da olsa deniyorum Sonuçsa Tam bir felaket
-
BİZ
Biz öldürdük en güzel günleri Geceleri biz yasa boğduk Suskunlukları biz doğurduk ayazlarda Gitmeleri biz icat ettik Talan edilmiş aşklardan sonra Otelleri biz doldurduk ayrılığın acısıyla Biz yarattık şimdi kabullenemediğimiz dünyayı Renkleri biz soldurduk silahlarla Gökkuşağını biz attık kör kuyuya Savaşları biz başlattık Yaşamayı ölmeye biz eşitledik Çocuklara biz öğrettik öldürmeyi Sevmeden sevilmeyi biz istedik Şimdi suçlular aranıyor, boşuna Her şeyin suçlusu aslında bizdik
-
BİR PARÇA ŞİİR
Benden özür bekliyorsan Al şiirlerimi oku Belki affedersin beni Yine bakarsın belki Gözlerime eskisi gibi Tedavülden kalktı artık Biten bir aşkın dizlerine kapanmak Al bir parça şiir oku Anlarsın belki Bendeki değerini
-
ADAM VE KADIN
Adamın kararsızlığında kalmış bir kadın Kadının duyarsızlığına lanet etmiş bir adam İkisi de elim ikisi de bir o kadar gururlu İkisi de hayatın kırılganlığında seyrediyor Günahlarının bedelini ödemiş bir kadın Şimdi aşktan alabildiğine kaçıyor Aşk ona intihar etmek gibi geliyor Ve o ölmek değil yaşamak istiyor Yalnızlıktan bıkmış usanmış bir adam Defalarca Galata Kulesi'nden atlamak istemiş Bir şairin oğlu gibi ölmek istemiş Onu engelleyen cehennem ateşiymiş Dünyanın ölümsüzlüğüne inanmış bir kadın Ölümün soluğunu ensesinde hissetmiş bir adam Yaşamak dediğin iki satır şiir İnanmayacaksın ama Tanrı bu dörtlükleri her gün yazıyor
-
ZEREFŞAN
çöllerde doğup çöllerde kaybolan bir ırmaktır zerefşan arkadaş özger şair, veli ballı atlet gölgesinde taşların solduğu mürver deniz kabuklarına, yıldız tozlarına karışan ve mermere kök süren gürgen bunlar varoluşun anlamı hangi soruya dönmeliyim şimdi virgilius'un kır şarkıları örneğin kızıl ordunun uzun yürüyüşü bruno, nadajlı abdurrahman, afife jale... özlenen bir kente benzeyen gülümseme bir gün barışırız tarihiyle, sonra terk eder bizi haykırılan son söz, iletilen son haber tanımı kimi yaşantıların daha çok unutuşa yatkın herkesin daha çok kendisine ilişkin bir duygu kimi sözcükler onarabilir mi gökyüzünü bulutların lisanından inen batık şehirlerin, kadırgaların, geçmişlerin payımıza düşen şifre ölüm herkes için aynı Cafer Yıldırım (C) Bu şiirin telif hakkı yazarına ve temsilcisine aittir.
-
BEDENLERİN YAKARIŞI
her mevsim varlığını yeniden üreten varlığını yeniden onaran kağıtlara düşmeyen gölgesiydi mürekkebe bulaşmayan ışık söze dökülemeyen sızı karlı bir kışın ortasında terleyen bıyıkların teniyle buluşan jilet mağrur bir kan lekesine gülümserdi bedenin yakarışını öğütlerdi bize o kan lekesi, göklerin geniş vatanlarını etin çıplak kelimeleriyle döndüğümüz kısrakların uysal teslimiyetinden susmayı öğütlerdi bize zaman bir deneyin bütün sıcaklığını susarak anımsamayı güneşin altında engin bir ölüm gibi beklerken kar beklerken balçık sıvalı duvarlar beklerken karlı sokaklar nasıl son bulabilirdi gecelerin kasıklarındaki sarsıntı arzunun çöl ülkesi ve niçin dağılsındı söylencelere sürülmüş geyiklerin duruşundaki yaralı endişe geçmişine eğildiği bir sığınakta hafızasının saydam yalnızlığında varlığı tarafından kuşatılmış bir adam dedi ki: biz işte böyle yaşadık
Jump to content