kulum tarafından gönderilen her şey
-
YAKINDASIN A SEVGİLİ
Sensin veren, sensin alan; Sensin cana nûru salan!.. Sensin varda yokta olan; Sensin yalnız bir içinde!.. Seni söyler günüm, ayım; Billûr olur aşk sarayım!.. Çekilince kader yayım; Kaldım böyle nâr içinde!.. Ey yokları yokta gören, Aşk odunu kalbe seren; Bir garibim yanıp duran, Neye döndüm zâr içinde!.. Bu âh ile akıl şaştım Gah kurudum gahi taştım Öz elimden dile düştüm Özüm yandı kor içinde!.. Seni söyler varın dili; Vecde gelir secde gülü!.. Yakındasın a sevgili; Ezel ebet bir içinde!.. Bir hikmettir azlık, çokluk; Aşkta biter varlık, yokluk!.. Tek maksadım sana kulluk; Edep, erkân, ar içinde!..
-
BEN KULUNUM İLÂHÎ...
Menzil verdin yolum, izim, yönüm var; Aşkın ile oda yanan günüm var!.. Bulut bulut yağan içli yanım var; Gafûr sensin, ben kulunum İlâhî!. Bedenime bir ruh veren sen oldun; Has bahçeme, güller seren sen oldun!.. Aşk derdini duyan, saran sen oldun; Kebîr sensin, ben kulunum İlâhî!.. Gören gönül yol eridir bir kula; İdrâk verdin delil ola, dil ola!.. Kerem eyle bu kör nefsim yol bula; Gaffâr sensin, ben kulunum İlâhî!.. Sana bağlı, her nefesin her izi; Elif elif nûr yüklenir can özü!.. Mâ?rifetle bal eyledin bu sözü; Cebbâr sensin, ben kulunum İlâhî!.. Ne kudrettir bunca denge, bu düzen? Ne hikmettir her bir şekil, her desen?.. Hesabımı ölçen, tartan, gören sen; Settâr sensin, ben kulunum İlâhî!.. Sana akan bir umut var içimde; Nedâmetin çarkı döner suçumda!.. Aşktan gayri ne var ağır göçümde?.. Kadîr sensin, ben kulunum İlâhi!..
-
SELÂM OLSUN...
Canda bir yâr hasretini; Çekenlere selâm olsun!.. Kalbe zikrin lezzetini; Ekenlere selâm olsun!.. Âlem döner can üstüne; Rahmet iner an üstüne!.. Gözyaşını tan üstüne; Dökenlere selâm olsun!.. Ömür kat kat menzil, durak; Gâh bulanık, gâhi berrak!.. Gün misâli şafak şafak; Sökenlere selâm olsun!.. Günüm kahır, gecem çile; Derdim nasıl gelsin dile?!.. Bir gönülden bir gönüle; Akanlara selâm olsun!.. Nefsim ister zevk ü sefâ; Bilmez nedir cevr ü cefa!.. Gül ahdine kılıp vefâ; Kokanlara selâm olsun!.. Gülüm ince, gülüm narin; Gül bezenir gökle zemin!.. Can özünden derin derin; Bakanlara selâm olsun!..
-
BİR VECDİN SONUNDA...
BİR VECDİN SONUNDA Kim anlar, kim açar can esrârını? Kim duyar, bu aşkın intizârını?.. Okuyup bir ömrün, son kararını; Yol aldım bir sonsuz bahara böyle!.. Ölmeden ölmeyen bu sırrı bilmez; Hilkâtin elinde öz söze gelmez!.. Bir gönül yapmadan, bir gönül olmaz; Ben nasıl giderim, bir yâra böyle?.. Marifet, hakîkat bir özge hâldir; Bildiğin bilmemek zûldür, vebâldir!.. Emanet, sırtımda çözmek muhâldir!.. Yüklendim diyârdan diyâra böyle!.. Toprakla yoğruldum, nûr ile oldum; İbretle sınandım damladım, doldum!.. Tefekkür mülkünde, ben beni buldum; Donandım, bir ince efkâra böyle!.. Aşkımla büyüdü bu ahde vefâ; Bir ömre sığmadı bu şevk, o safâ!.. İçimi oydukça çektiğim cefâ; Naklettim yükümü, pazara böyle!.. Çarkında beş vakit öğünür günüm; Yarınım doldukça, boşalır dünüm!.. Yâ Rab, kerem eyle açılsın önüm; Yazıldım hükm olan karara böyle!..
-
GÖNÜL YAKARIŞLARI...
Aşkınla kaynadım aşkınla taştım; Bu aşkla duruldum, bu aşkta şaştım!.. Yâ Rab, aciz kulum kapına düştüm; Himmet ver, hikmet ver, necat ver bana!.. Takva libâsında elem var, kan var; Hasreti aşk kokan bir sıcak can var!.. Edeple kıvrandı inceldi efkâr; İdrâk ver, iz?ân ver, gayret ver bana!.. Bende niyet, amel, bende zarar, kâr. Bendedir gittiğim o sonsuz diyâr!.. Nefsimi okşayan riyâdan kurtar; İhlâs ver, nusret ver, fırsat ver bana!.. Her mâsum duygumu sarmış bir acı; Bîçâre derdimin sensin ilâcı!.. Kerem et içimde dinsin bu sancı; İrfân ver, ihsân ver, rahmet ver bana!. Lütfunla ben seni seninle bildim; Sana secde ettim, sana eğildim!.. Asrın çarmıhına böyle gerildim!.. Sabır ver, sebat ver, takat ver bana!.. . Yâ Rab, bir sevdâ ver hep seni anan; Tevhît ocağında yandıkça yanan!.. Bir âb-ı hayattan sonsuza kanan; Nimet ver, ecir ver, vuslât ver bana!..
-
GÜLDÜR ÖLÜM...
Gönül ile gül çağında; Gonca tutmuş daldır ölüm!.. Kevser akan dost bağında; Dosta açan güldür ölüm!. Can neylesin haset, gurur? Aşkla erir cümle kusur!.. Kul olana sonsuz huzur; Olmayana zûldür ölüm!. Bir umuttur arş burcunda; Her soluğun, baş ucunda!.. İhrâm giymiş nûr içinde; Hâlden doğan hâldir ölüm!.. Hani dünya benim diyen; Taht devirip, taçlar giyen?.. Bazen gizli, bazen ayan; Bir esrârlı yoldur ölüm!.. Gâh sevinçtir, gâh da hüzün; Bir dost için bayram, düğün!.. Gafillere, zorlu bir gün; Alev alev seldir ölüm!.. Ömür işler ölüm bilen; Ölüm arar ömür bulan!.. Her bir nefsi sorup gelen; Gündür, aydır, yıldır ölüm!..
-
VUSLÂT YAKARIŞLARI...
Yâ Rab, bir aşk verdin bana; Yanıp durdum Sen?den yana!.. Canı kurban dedim Sana; Rahîm Sen?sin, rahmet Sen?in!.. Ezel ebet devletin var; Her zerrede, kudretin var!.. Ne tükenmez servetin var; Rezzâk Sen?sin, nimet Sen?in!.. Benden yakın oldun bana; Hangi yüzle dönem Sana?!.. Akıl yetmez bu devrâna; Kâdir Sen?sin, kudret Sen?in!.. Gelen gider, giden gelmez; Can Sen?indir bu can ölmez!.. Onca sırrı çözen olmaz; Hakîm Sen?sin, hikmet Sen?in!.. Şükrü bulduk varlık ile; Sabrı gördük darlık ile!.. Edep derdik erlik ile; Rahmân Sen?sin, izzet Sen?in!.. Kalp, adınla Sen?i okur; Okudukça bir aşk dokur!.. Elimdedir verdiğin nûr; Samed Sen?sin, himmet Sen?in!..
-
GÖNÜL İLE...
Tahtın mı var, tacın mı var; Gizli, açık suçun mu var?.. Ecel ile göçün mü var; Niye böyle daldın gönül?.. Var?ı varda derk eyledin; Her kaygıyı terk eyledin!.. Bir imânı berk eyledin; Bu deryâya saldın gönül!.. Tefekkür et, bu sırrı aç; Söz incini âleme saç!.. Nice canlar sana muhtaç; Dost elini aldın gönül!.. Hakk?tan geldi bu yanık ses; Hak uğruna derdin nefes!.. Güle dönsün her bir heves; Hâl erişti oldun gönül!.. Fıtrâtımı sende seçtim; İz?ânımı sende geçtim!.. Bir derdim var sana açtım; Bu dert ile doldun gönül!.. Umudum ol yetem yâra; Hasret oydu içim yara!.. Dağlar gelsin ardın sıra; Canı canda buldun gönül!..
-
BÖYLE GARİP...
Kadir Mevlâ?m, sırrımı çöz; Tefekkürde kaldı bu öz!.. Ezel yandı, yansın bu köz; Ağzım dilim kuru geldim!.. Sende hüküm, sende felâh; Tövbem ile erir günâh!.. Benliğimi sardı bu âh; Kaç kez öldüm diri geldim!.. Ecel ile girdim yola; Tenden öğüt ala ala!.. Can ver çilem sevgi dola; Aşk odundan arı geldim!.. Yâ Rab, bitsin bu intizâr; Her sevdiğin seninle var!.. Aç kapını, böyle naçâr; Böyle garip biri geldim!.. ?Kader? dedin verdin başa; Şaşıp kaldım dolan boşa!.. Kaç vadide dağdan, taşa; Sana aktım duru geldim!.. Açıp dursun imân gülüm; Gül içinden geçti yolum!.. Tut elimden aciz kulum; Öz nefsimden beri geldim!..
-
AŞK OCAĞINDA...
Aynam düştü bu devrâna; Umut doğdu garip cana!.. Bir âlemi açtın bana; Öz canımı sır eyledin!.. Resûl?üne, berât verdin; Selam verdin, salat verdin!.. Mi?râç sundun, vuslât verdin; Gül kokulu yâr eyledin!.. Can yeşerdi izden ize; Hızır İlyas geldi söze!.. Sevgi sundun özden öze; Bu aşk ile nûr eyledin!.. Hayran oldum bu nizâma; Gönül girdi ihtimama!.. Lâyık mıyım bu ikrâma? Ezel ebet var eyledin!.. Hâl içinde sordum dünü; Göz yaşımla sardım günü!.. Hayra dönsün işin sonu; Bin derdimi bir eyledin!.. Seher senin, akşam senin; Menzil, mâna, merâm senin!.. Zaman, mekân, makam senin; Bir gönülde yer eyledin!..
-
SENİ İSTER...
Aşkın odu alsın beni; Ben duyayım bende seni!.. Sorup durdum bu düzeni; Seni ister bu can seni!.. Tende yanıp can bulayım; İkrâr verdim, yol alayım!.. Sana lâyık kul olayım; Seni ister bu can seni!.. Erişti mi gül zamanı; Gül açmaz mı kulun canı?.. Sensin alan her bir yanı; Seni ister bu can seni!.. Günâhım var büyük, küçük; İçim oyuk, boynum bükük!.. Tövbe kapın her an açık; Seni ister bu can seni!.. Zaman senin, mekân senin; Hakim sensin, fermân senin!.. Senin nefhân, bu can senin; Seni ister bu can seni!.. Sensiz özüm, sözüm mü var; Yazım, kışım, güzüm mü var?.. Yalvarmaya yüzüm mü var? Seni ister bu can seni!..
-
UMUT EKSENİNDE...
Kadir Mevlâ?m, güç ver bana; Aşkın odu indi cana!.. Ney misâli yana yana; Sesim dört bir yana düştü!.. Seni anmak oldu işim; Bu hâl ile hoştur başım!.. Bilinmeze attın taşım; Beni bulmak bana düştü!.. Toprağımı suda, yelde; Aşkla kardın bu şekilde!.. Söz kudreti yüklü dilde; Gönül aynam cana düştü!.. Her bir zerrem, dolu dolu; Senden sana çıkar yolu!.. Bu âlemin garip kulu; Gün içinde güne düştü!.. Gecem gamda, günüm âhta; Bu dert ile can felâhta!.. Bir ilâhî nazârgâhta; Baş eğildi öne düştü!.. Terk eyledim, her bir terki; Aşk var iken nedir korku?.. Âhım, uyandırır halkı; Son umudum sana düştü!..
-
GÜLDÜ BÖYLE...
Yüzüm döndüm dosttan yana; Dosttan geldi bu dert bana!.. Meylim, düştü gülistâna; Gül dokundu, güldü böyle!.. Çeken bilir sevdâ nedir? Sevgi varken, kavga nedir?.. Gönül, gizli bir haznedir; Bir deryâdır, doldu böyle!.. Tâ Adem?den izimiz var; Arşa yüklü özümüz var!.. Ervâh ile sözümüz var; Bilen bildi, oldu böyle!.. Çark misâli döner zaman; Yalan dünya, vermez aman!.. Nice sır var, ayan beyan; Beni, benden aldı böyle!.. Aşkla duydum, aşkla varım; Aşktan başka yok ki kârım!.. Beni yakan her efkârım; Oddan oda saldı böyle?.. Ne huy, ne dil, ne ırk, ne renk; Sevgi ile doğdu âhenk!.. Bir sevdâ ki âleme denk; Can, canânı buldu böyle!..
-
YAKARIŞ EŞİĞİNDE...
Aşk ile elendim, aşkla sınandım; Bana, tutunacak dal ver İlâhî!.. Emanet yüküne, aşkla dayandım; Bana menzil göster, yol ver İlâhî!.. Çaresi özünde bîçare miyim? Aklını, kaybetmiş divâne miyim?.. Bu gönül nûruna, pervâne miyim? Bana, od içinde gül ver İlâhî!.. Bu aşktır dost diyen, dostla eğleşen; Sevgiyi sevgiyle seven, paylaşan!.. Bir içli yürektir, suyla söyleşen; Devrine yağmur ver, sel ver İlâhî!.. Hakîkat sırrını açtın, bu canda; Okudum, ben beni iki cihânda!.. Bildim seni bende, benden yakında; Bana basiret ver, hâl ver İlâhî!.. Âhım var içimi âh ile oyan; Acım var, acıma merhemi koyan!.. Seni tesbih eden, derinden duyan; Bir ses ver, nefes ver, dil ver İlâhî!.. Bu hüzün ne zaman indi yüzüme? Asrın vebâli mi bindi dizime?.. Dünyadan ukbâya dönen özüme; Şefaat kapından, el ver İlâhî!..
-
BİLMEM...
Aşkın ile bir hoş oldum; İlki bilmem, sonu bilmem!.. Neye baksam, seni buldum; Yönü bilmem, yanı bilmem!.. Her hâl ile yandı yürek; Dağ yükümde bin bir emek!.. Ömür bir çark, zaman elek; Ten öğünür, canı bilmem!.. Safta döndü, doldu gönül; Müptelâdır güle bülbül!.. Budur, böyle erkân, usûl; Sevgimiz var, kini bilmem!.. Yâ Rab, sende her kararım; Gönül arar, ben ararım!.. Ötede mi ilkbaharım?.. Dünü bilmem, günü bilmem!.. Tâ ezelden bu hâldayım; Sana gelen bir yoldayım!.. Bir bîçâre akıldayım; Malı, mülkü, şanı bilmem!.. Menzil menzil, kubbe kubbe, Sebep, bağlı bir sebebe! Ne sevdâdır iner kalbe; Unuttum ben, beni bilmem!..
-
VUSLÂT DEDİ...
Yâ Rab kulum, geldim sana; Aşk yazıldı bu fermâna!.. Bir çilede yana yana; ?Sabır? dedi, oldu gönül!.. Nasıl diner bu dert, bu gam? Hüznüm artar her bir akşam!.. Sekiz cennet, makam makam; ?Umut? dedi, doldu gönül!.. Nefsim arza atmış ağı; Sökülmez mi hırsın bağı?.. Bu gurbetin, hasret çağı; ?Biter? dedi, daldı gönül!.. Ten, aşk ile mâ?rifette; Can neylesin hakikatte!.. Bir ilahî adalette, ?Hesap? dedi, soldu gönül!.. Hakk?tan aldı, halka verdi; Nefsi, yerden yere serdi!.. Şükür, gizli sırra erdi; ?Hikmet? dedi, bildi gönül!.. Budur ömrün ayı, yılı; Yüküm nerde, neyle dolu?.. Tefekkürde bulup yolu; ?Vuslât? dedi, güldü gönül!..
-
TÖVBEKÂR OLDUM...
Yâ Rab bu aşk bende, benimle her an; Aşk ile can buldum, canda var oldum!.. Bu zorlu nefsime neyledi zaman?.. Bazen kışa döndüm, kâh bahar oldum!.. Tevhîdin nûruyla, var ettin canı; Ufkuna nakşettin eşsiz fermânı!.. Tedbirden, takdire dönen her sonu; Tefekkür ettikçe tövbekâr oldum!.. Kader levhâsında, ince bir sır var; Bir ömre sığmadı, aşk denen esrâr!.. Âlemi sardıkça bu derin efkâr; Yanmış ney misâli, âh u zâr oldum!.. Ezelden ebede bu şevk, bu heves; Firdevs?den, Mevâ?dan, Naim?den bir ses!.. Kutsal emanete yüklü her nefes; Dal, budak saldıkça, lalezâr oldum!.. Hüzün tezgâhında, süsledin gülü; Yardın, pâk eyledin mümin gönülü! Sebepler içinde her tevekkülü; Sezdikçe hem gizli, aşikâr oldum!.. Yâ Rab yakın sensin, ben benden uzak; İçimde, iç içe binlerce tuzak!.. Ey gönül geç nefsi, benliği bırak; Kim demiş âlemde bahtiyâr oldum?!..
-
İRFÂNA DÜŞTÜM...
Ma?nâ âleminde, vefâ yolunda; Aşk ile elendim bir cana düştüm!.. Gönül vecde geldi cezbe hâlında; Derdime gül bastım, dermâna düştüm!.. Gurbet, gam bendini bende mi kurdu?.. Mevlâ?m emaneti sırtıma vurdu!.. Her katrem ?hû? dedi, duruldu, durdu; Kaynadım, çağladım devrâna düştüm!.. Duydum can özümde ney?in zârını; Özünden ayrılmış buldum varını!.. Başımda gördükçe nefsin dârını; Ölmeden hesaba, mizâna düştüm!.. Ömrüm, kula döndü bir hak uğruna; Hasret odu düştü gülün bağrına!.. Girdim ibret ile âlem seyrine; Hayretten süzüldüm, hayrana düştüm!.. Ey gönül, dost için yüzümüz var mı? İhlâs ocağında, közümüz var mı?.. Bu sesler, ahenkler özge diyâr mı? Bir aşkın elinden mestâne düştüm!.. Takvâyla inceldi bu içli sözüm; Edep dergâhında, tutuştu közüm!.. Bir zikrin nûruna kandıkça özüm; Sınandım irfandan, irfana düştüm!..
Jump to content