yakamoz tarafından gönderilen her şey
-
GÜNE DÜŞEN SES
Uçuruma ses atarım Dün güne kalem kırar İdam gülüş güldevşirme sevişme Saate başka ad yazarım Tarihe başka tarih
- GÜL KÜSTÜ
-
UNUTMAK
Böyle kalacak Sahipsiz, açık Örtmeye üstünü Vaktimiz olmayacak. Düşünmek bile suç Gibi uzak yakınları İçlerinde yaşar mı Bilgimiz olmayacak. Yıllarca beraber Yalnız saatlerde Olsun hatırlanmaz mı Cevapsız kalacak. Kopmuş bağlar Sonunda öyle ki Neyimizdi kimdi Kimsemiz olmayacak.
-
GECE VAKTİ
Erkekler evlere çekildi çoktan, Katran gibi camlara yapıştı perde. Göreyim sıkıntıyı sav başından, Gel de dolaşma caddelerde. Kale her zamankinden korkunç: Gece vakti, karlar altında, kışın. Üzüyor mu seni delikanlı, Yollar gibi sokaklarda kalışın? Yine yarın benimlesin bekleyiş, Gelmedi posta treni! Bu berbat düşünceler saatinde; Tanrım, başıboş bırakma beni!
-
ESKİ SOKAK
Küçük ahşap bir dizi evlerdi On yıl önce o sokak. Sonra geniş caddelere çıktık Apartman - - sizden uzak. Çocuklar orda büyüdü Orda okula gitti, Komşunuzduk ama görüşemedik Hiç vakit yoktu. Sizdendik, yalnız biraz okumuş, İki kadın, bir erkek, iki çocuk Uykulu, acele bir karıkoca Bizdik geçen önünüzden başları eğik. Akşamları çanta, file - - yorgun, ağır Dönerdik eve. Bir hamal bile tutmaz, cimriler! Diye düşünürdünüz her halde. Bilmezdik, siz (Hiçbir şey paylaşılamazdı) Çarşılardan neler getirirdiniz (Herkese kendi telaşı) . Girer miydi evinize, yer miydi Turfanda bir meyva, iyi bir besin Kalın kağıtlarda çöplerimiz - - Çocuklar görüp imrenmesin! Açılan kapıyı hemen kapatmak Karşılıklı gizlemekti bir şeyleri. Gelip gidenimiz olurdu ya Gülüşmeler bizden değildi. Kimi günler evdeydim Masada kağıtlara kapanarak. Ne de çok çocuk Sesleriyle dolardı sokak. Bir cami avlusunda kuşlarca Bunun sekiz, onun on - - duyardım. Ürküp kaçmasınlar, pencereden Yavaşça bakardım. Hadi ben çok sigara - - öksürükler Hele çalışırken. Ya gece yarısı, göğsü parçalanırdı O kadın, iki ev öteden. Bilmezdik kaç nüfus her hane Duyulurdu sertçe sesi bir kapının: Bağıran bir erkek boşluğa karşı Ağlayan bir genç kadın. Kimdin sen, karşımızdaki ev, Sarı ampul söner onbire doğru. Eğilirdim, havasız sokak - - Camlar kararırdı. Bitmezdi makinede dikişin, Kimdin sen, bitişik komşu? Üç yavrunla kalmışsın Bir tanıdık söylemişti. Kimsin sen - - sorsaydım hepinize, Gelirdi aynı yankı hepinizden: Sana mı kaldı, işine bak, Kimsin sen? Bilinmedi, ne çare, sizdendik, Yalnız biraz daha iyi yaşamaya özlemli. Şimdi aynı uzaklık, aynı utanç, Düşündükçe o sokağı, o evleri
-
DAĞLARDA ATEŞLER YANDIKÇA
Oda karanlık Odadan dışarı çık Şehir karanlık Şehirden dışarı çık Korkma Yürü bir hayli yürü Gördün mü Dağlar başladı artık. Korkun dağılır rüzgarda Bekle biraz Dağlarda ateşler yandıkça Karanlıktan korkulmaz. Dağlar karanlık Dağlara yukarı çık Korkma Yürü bir hayli yürü Az daha yukarı çık Birbirinden uzakta Gördün mü Ateşler parladı artık. Şimdi dağlar kaldı yine ardında Odan yendi karanlığı, ölümü Dağlarda ateşler yandıkça Karanlıktan korkulmazmış, gördün mü?
-
DARGINLIK
Ve susmak Bir denizin çekildiği Bir rüzgarın kesildiği Anlaşılınca Boştur konuşmak İlk iskele Kurtuluş Yanaşılınca Ne selam, ne veda Felaket bir vapur Çık hemen Bir yağmur serin, ince.
-
BOŞUNA
Yanımdan geçerken bir tuhaf baktı, Arzulu ve davetkardı mutlak. Bense neden sonra farkına vardım, Böyle işler bizden ne kadar uzak. Şimdi Ha başımı taşlara vurmuşum, Ha düşmüşüm geceyle sokaklara; Kimbilir ne zaman karşılaşırım, Hem tanıyacağım da şüpheli bir daha.
-
BİR KIŞ AKŞAMI
Pencereye kar düşünce Çalar akşam çanı uzun, Evi düzen içinde Hazır sofrası çoğunun Gezgin-göçebe kimi de Gelir karanlık yollardan kapıya Toprağın serin özsuyu Açar altın,kemer ağacında. Yolcu girer içeri sessiz, Eşiği taş yapar acı. Duru aydınlıkta,sofrada Ekmek,şarap parıltısı.
-
AYRILIKLARIN ŞAİRİ
Ben ayriliklarin sairi Yalnizlarin ozaniyim Sen masallar okurken daha Ben acilarin Ben agitlarin yazaniyim Haklisin aramizda daglar denizler var Haklisin aramizda ucurumlar Senin sevdalarin uc gunluk masal Benim sevdalarim Allah'ina kadar Elma sekerimi sandin aski? Ne siirin siir ne sarkin sarki Hele bir kirilsin felegin carki İste ben o zaman gorurum seni Hala "Tahta masalara" yaziyorsam adini "Ask kitaplarinda" ariyorsam tarifini askin "Kahir mektuplarinda" yeniden buluyorsam seni Ve "islak mendillere" siliyorsam gozyaslarimi "Eyvahlar" cekiyorsam her biten askin ardindan "Bana sor ayriligi-yalnizligi bana sor" diye haykiriyorsam Ve "sabahci kahvelerinde" bir cay gibi demliyorsam hasretini Ve "inadina" ozluyorsam o "cay karasi" gozlerini Bilki bu seni erkekce sevdigimdendir... Bu benim ilk aldanisim degil Bu benim son yikilisim degil Birak bu sahte gozyaslarini Birak bu masum bakislarini Uzulme "benim icin uzulme" Uzulme bu son icin uzulme Ben yeterim kendime... Varsin da bir dag gibi buyusun hasretim icimde Varsin da her gece bir kemanin tellerinde ezilsin kalbim Varsin da bir daha degmesin ellerime ellerin Asla pisman degilim Hatirla bir adam diyordun hatirla Omur boyu sevsin beni omur boyu Iste o deli Iste o cilgin iste "o adam benim" Cunku ben Aski olumsuz bilenlerdenim
-
BİR BEYAZ GEMİ
Ne zaman karşıdan bir gemi geçse Kalbim durur, ölür gibi olurum. Ayrılıp gidişin gelir aklıma Mendiller sallanır ben kahrolurum. Üstüme yıkılır bu koca şehir Kalbim paramparça bir taş olurum Ne zaman karşıdan bir gemi geçse Gözümde kurumuş yaşlar bulurum Hele o beyaz bir gemiyse geçen O günü hatırlar deli olurum Açar kollarını mavi bir deniz Dalgalar içinde kaybolurum.
-
BU BENİM ŞİİRİM
Duyduğun her yerde beni hatırla Bu benim şiirim bu benim şarkım Dinle ki kanatsın o taş kalbini Bu benim şiirim bu benim şarkım Yabancı kollarda gezip durdukça Başını yastığa koyup daldıkça Bir daha çalıver beni andıkça Bu benim şiirim bu benim şarkım Bırak da süzülsün yaşlar gözünden Acı bir pişmanlık dursun yüzünde Sana bir sitem var her bir sözünde Bu benim şiirim bu benim şarkım Aşkımdan armağan her bir satır sana Maziyi yeniden yaşatır sana Nasıl sevdiğimi anlatır sana Bu benim şiirim bu benim şarkım.
-
AŞKIMIZ BİR ROMAN
Kalbimde arama eski yerini Sen gözümden akan sele karıştın İstesem de artık sevemem seni Hasret rüzgarına yele karıştın Seninle aşkımız eski bir roman Yandı sayfaları külüdür kalan Sevgilim herşeyim sendin bir zaman Ne yazık sonunda ele karıştın Kırılan kalbim var dinmez bir kini Ömrümce sürecek aşka yemini Kavuşmak imkansız artık sevgilim Dönüşü olmayan yola karıştın
-
ARARIM SENİ
Akşam erken çöker yalnızlığıma Sokak sokak gezer ararım seni Hasretin gönlümün yangınlarında Alev alev yanar ararım seni Gözyaşlarım kurur yanaklarımda Hüzünlü bir ıslık dudaklarımda Sigaram sabahlar parmaklarımda Nefes nefes çeker ararım seni Gölgen düşer sanki hep yollarıma Adım adım yürür izlerim seni Bir çılgın özleyiş girer kanıma Yudum yudum içer ararım seni...
-
ÖLDÜRDÜĞÜMÜZ AŞKLAR İÇİN..
Bir akşam yemeğinde Şerefe! niyetine söylenmiş Fransızca bir sözün yanlış çevirisi: 'öldürdüğümüz aşklar için! ' İstemediği kadar çok şeyi birden tanımlayarak Bir semberek gibi boşalır İçinde yaşanan her gerçekliğe Birbirimizden kaçırdığımız gözlerimiz Şİmdi birbirimizden kaçırdığımız gerçeklerle göz göze Ne çok karanlık nokta ışığa çıkar Ne çok şey birden ölür...
-
ÖZLEDİM SENİ...
Özledim seni... ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir. beynimi uyuşturuyor özlemin... çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca zamandır içimi ısıttığını yeni yeni anlıyorum Yokluğun, Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp mütemadiyen bir boşluğa Sabahları seni okşayarak başlamaları aksamları her isi bir kenara koyup seninle baş başa konuşmaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü... Nasılda serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne kadar yumuşak bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken Gitmeni asla istemediğim halde buna mecbur olduğunu görmek ve sana bunları söylemeden ''git artık'' demek ''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa'' demek sana nede zor seni görmemek ve belki yıllar sonra karsılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
-
SARDUNYAYA AĞIT
İkindiyin saat beşte, Baş gardiyan, Rıza başta Karalar bastı koğuşa İkindiyin saat beşte. Seyre durduk tantanayı Tutuklayıp sardunyayı Attılar dip kapalıya İkindiyin saat beşte. Yataklık etmiş ki zaar Suçu tevatür ve esrar, Elbet bir kızıllığı var İkindiyin saat beşte. Dirlik düzenlik kurtulur, Müdür koltuğa kurulur, Çiçek demire vurulur İkindiyin saat beşte. Canların gözleri, yaşta, Aklı idamlık yoldaşta, Yeşil ölümle dalaşta Sabahleyin saat beşte...
-
SEVGİ DUVARI
Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi dilimizde akşamdan kalma bir küfür salonlar piyasalar sanat sevicileri derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni yakanda bir amonyak çiçeği yalnızlığım benim sidikli kontesim ne kadar rezil olursak o kadar iyi Kumkapı meyhanelerine dadandık önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi aramızda görevliler ekipler hızır paşalar sabahları açıklarda bulurlardı leşimi öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri çöpçülerin elleriyle okşardın beni yalnızlığım benim süpürge saçlım ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi Baktım gökte bir kırmızı bir uçak bol çelik bol yıldız bol insan bir gece sevgi duvarını aştık düştüğüm yer öyle açık seçik ki başucumda bir sen varsın bir de evren saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi yalnızlığım benim çoğul türkülerim ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi...
-
KAYIP ÇOCUK
Birden işitilmez olsun ayak seslerim; Gölgem bir başka sokağa sapıversin; Unutayım bir anda her şeyi, Nerde oturduğumu, Bir tuhaf adem olduğumu Can adında. Aklım arayadursun başka kapılarda kısmetimi, Ben, bilmediğim sokaklarda bir başıma; Gönlüm öylesine geniş, öyle ferah, İlk defa görmüş gibi dünyayı, Bir şaşkınlık içinde, yeniden doğmuş gibi; Hatırlamam artık değil mi, dostlar, Hatırlamam artık garipliğimi?
-
BOŞVER BE YAŞI BAŞI
Gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver! Şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan, sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver! Koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını, gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna. Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda, ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında, bırak aksın yollarına. Yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın. Sen inan yüreğine, hem ona geçmezse kime geçer sözün? Büyü, büyü.. Bak ellerin, ayakların kocaman, aklın da maaşallah yerinde, e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye. Akıllı ol, yüreğin gelir peşinden, boşver yaşı başı, aşk var mı aşk, sen ondan haber ver! Takılmışsın yüzündeki, gözündeki çizgilere. O çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün, atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü, öl gitsin.. Parayı pulu savurup, bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin, savrul gitsin.. Boş ver be yaşı başı, kim tutar seni kim, kendi yüreğinden başka kim? Aklını al da öyle git, ister bir duvara, ister bir odaya, ister kıra bayıra vur da git. Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine. O biri de gelir gerçekten istediğin oysa, seveceksen ve öleceksen uğruna.. Yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa.. Yaş 70'e gelse bile, hayat daha bitmemiş, sen mi biteceksin? Çekeceksen bile bayrağı, yaşadım ulan dibine kadar diyemiycek misin?
-
BULUŞMAK ÜZERE
Diyelim yağmura tutuldun bir gün Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek Öbür yanda güneş kendi keyfinde Ne de olsa yaz yağmuru Pırıl pırıl düşüyor damlalar Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın Dar attın kendini karşı evin sundurmasına İşte o evin kapısında bulacaksın beni Diyelim için çekti bir sabah vakti Erkenceden denize gireyim dedin Kulaç attıkça sen Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan Ege denizi bu efendi deniz Seslenmiyor Derken bi de dibe dalayım diyorsun İçine doğdu belki de İşte çil çil koşuşan balıklar Lapinalar gümüşler var ya Eylim eylim salınan yosunlar Onların arasında bulacaksın beni. Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya Çakmak çakmak gözleri Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı Herkes orda sen de ordasın Herif bizden söz ediyor, bu ülkenin çocuklarından Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim Özgürlüğe mutluluğa doğru Her işin başında sevgi diyor Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili Bi de başını çeviriyorsun ki Yanında ben varım...
-
AKDENİZ YARAŞIYOR SANA
Akdeniz yaraşıyor sana Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında Hiç dinmiyor motorların gürültüsü Köpekler havlıyor uzaktan Demin bir çocuk havladı Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir Denizi tokmaklıyor balıkçılar Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği ... Hayatta yattık dün gece Üstümüzde meltem Kekik kokuyor ellerim hala Senle yatmadım sanki Dağları dolaştım ... Ben senden öğrendim deniz yazmayı Elimden düşmüyor mavi kalem Bir tirandil çıkar gibi sefere Okula gidiyor öğretmenim Ben de ardından açılıyorum Bir poyraz çizip deftere Bir ada var sırf ebabil Dönüyor dönüyor başımda Senle yaşadığım günler Gümüş bir çevre oldu ömrüm Değince güneşine ... Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını Gözlerim kamaşınca senden Ölüm belki sularından kaçırdığım O loş suda yıkanmaktır Durdukça yosundan yeşil Kulaç attıkça mavi ... Ben düzde sanırdım yıkıntım Örenim alkolik asarım Mutun doruğundaymışım meğer Senle çıkınca anladım ... Eski Yunan atları var hani Yeleleri bükümlü Gün inerken de öyle Ağaçtan izdüşümleriyle Yürüyor Balan tepeleri Yürüyor bölük bölük can Toplu bir güzelliğe doğru Kadınım yaraşıyorsun sen Akdenize ...
-
ÖĞRETMENİN DÜŞÜ...
Mavi bir ışık yandı gözlerimde, Gökyüzü öyle yakın Çocuklar doğacak çocuklarım Ve öyle yağmut ki toprak, koklarsın Ellerin bütün hayvanlar alemi, Hangi ağacı çalsam açıyor Uzaylar uslu, Yönlerim yörük, Sağduyularım sol duyu. Mavi kalemlere yordum bu düşü, Su resimleriyle öğrencilerin, Göğerttik bozkırın sarı defterini, Şu yoncalar yurttaşlık bilgisi. Geçen gün okudum söğütlerin tarihini, Bi çiğdem var onlar kadar yiğit, Şu bey, şu eşek, şu yaban, şu işçi arı, Biz beş sınıfta kaldırdık bütün sınıfları. Korkuluklar ektiği kargaları biçsin, Sevginin de kendi planları var, Beş yılları, yıldızları, dokuz ayları, İlerde yarım kalmış bir okulun duvarı, Duvardı diyor, varım diyorum ben de, Gitsin bütün okumuş filler Gülistana, Ben Türk'üm bu bozkırda çalışmaya geldim...
-
DOSTLAR BENİ HATIRLASIN
Ben giderim adım kalır, Dostlar beni hatırlasın. Düğün olur, bayram gelir, Dostlar beni hatırlasın. Can bedenden ayrılacak, Tütmez baca, yanmaz ocak, Selam olsun kucak kucak, Dostlar beni hatırlasın. Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Gün ikindi akşam olur, Gör ki başa neler gelir, Veysel gider, adı kalır Dostlar beni hatırlasın
-
HAYAL BANA YAKIN
Hayal bana yakın yar bana uzak Sevdası başıma dolanır gitmez Aşkına düşeli yar bana uzak Yüz bin öğüt versen biri kar etmez Senin aşkın beni kıldı urusvay Düşmüşüm peşinde koşarım hay hay Kabul et kapında beni de kul say Dost yoluna ölür aşık ar etmez Ey beni bu derde giriftar eden Eski muhabbeti kaldırdın neden Gönül ister kavuşmayı ölmeden Gül olmasa bülbül ah u zar etmez Beni yakan yansın aşkın narına Gönül düştü bir zalimin toruna Bakmaz mısın bu VEYSEL'in zarına Ah çeker ağlarım yar elim yetmez.
Jump to content