yakamoz tarafından gönderilen her şey
-
Civic FB7 Yağ Değişimi için tavsiye
2014 Model Benzinli FB 7 arabam var kilometre 85.000 de, yağ değişimi için eneos 0-w20 mi yoksa motul 0-w20 mi kullanmalıyım. Birde piyasada sahte ürünler var deniyor örneğin aynı ürün 185 de var 285 de ???;bunların orijinallerini hangi sitelerden alabiliriz? Yada shell 0-w20 mi kullanmak uygun olur?
-
ADIN KALBİMDE SAKLI
Durmadan yazdım senin günahlarını. Af edemem seni aldın ahımı. Seni gören gözlerim görmüyor başkasını. Kalbim istese bile dinlemem feryadını. Seni istemiyorum açmam sana kapımı. Aşkından çıldırsamda anmam senin adını. Zehirden farkın yoktur biliyorum tadını. Zehir olsa içerim anmam senin adını. Kara kaplı kitaba yazdım senin adını. Kara kaplı kitabın başında senin adın. Kalbimiz bir olsada düşünceler çok farklı. Kalbten gücendim sana adın kalbimde saklı. Allah'ın huzurunda olamazsın sen haklı. Allah sana sorarsa sen beni hatırlarsın. Mahşerdede bakalım sen çıkarmısın haklı. Sen kendini bilirsin adın kalbimde saklı. Zehirden farkın yoktur biliyorum tadını. Zehir olsa içerim anmam senin adını. Kara kaplı kitaba yazdım senin adını. Kara kaplı kitabın başında senin adın. REYHAN ALTAŞ
-
ARAMAM SENİ
Gönül defterinden sildinse beni, Aramam seni yar, aramam seni, Sevda kitabından, sildinse beni, Aramam seni yar, aramam seni... Duygumu hoyratça sattınsa şayet; Yaradana yine yapmam şikayet Sevdamız bulduysa artık nihayet, Aramam seni yar, aramam seni... Gönül bahçesinde açan gül idim, Aşkı terennüm eden bülbül idim, Ateşlerde ışık saçan kül idim, Affetmem seni yar, aramam seni....
-
AHU GÖZLÜM
Ela gözlerin yaşla dolmasın İntizarıma,sitemime alış yağmur gözlüm.. Güzel hatıralarla bırak kendini Hasretliğime boşver be gülüm.. Kadir kıymet bilmezsin, Ben ki her yerde resmini gördüm.. Ayrılığım sızlatsa da yüreğimi, Tek arzum, Ahu gözlerinde sönmesin ışık... Gül endamında çaresizliğe alış ne olur? Günlerim geçip gitmek bilmiyor, Yokluğun her an beni deli ediyor.. Ben sensizliğe mahkum oldum, Hüküm değişmez.. Beni sevseydin, Acıtmazdı bu kadar yokluğun.. Dillere düşmem, Sızlatmazdı kalbimi.. Hor görmesinler aşktan anlamayanlar.. Sevenler bilsin,sevenin halinden.. Yine ben yokluğuna isyan ediyorum, Ela gözlüm...
-
NENE
Beni bana bırakan, benle sınayan, Çoğulu olmayanın tekini seçmemi isteyen, Olmayanı bilmemi, bilinmeyeni yorumlamamı... Ah nenem güzel nenem, ağlayan, susan, seven... Geçmişi sorgulamak kadar, geleceği yorumlamak, Gündüzün ağlamak kadar, gece uyumakta zordur bir bilsen. İlkbahardan susuz, erimiş kardan öksüz gül, Yazı yaşar, sonbahara erişir mi sanırsın. Ağlıyorum, ağrıyorum, bekliyorum ki... işte Sonumun başını, başlangıcımın sonunu yaşıyorum. Çünkü seni seviyorum, seviyorum nene. Sitemin hak. Yalvarışın hak, bekleyişin, bilişin... Sen büyüttün beni, sevmeyi çünkü sen öğrettin. Seninle tattım sevilmeyi, anlamayı, anlaşılmayı. Dur anla. Anla ki susuzluğum dinsin, sensizliğim bitsin. Çünkü seni seviyorum. Seviyorum nene. Anla ki anlamı olsun göz yaşımın, yaşamımın, yarınımın Anla ki anlamı olsun yağmurun, güneşin, gün yüzünün, gül yüzünün Zor anlarımda hep vardın çünkü, en derinimde, hislerimde... Sevgi ihtiyacım, tükenmeyen enerjim, bitmeyen türküm Gururum, şefkatim, onurum... Sen varken anlamı var ilkbaharla yağmurun, Hayatın cemresi, karın erimesi, toprağın canlanması nenem. Sen varken anlamı var gurbetin, uzaklığın, yakınlığın... Acı çekmenin, soğukta yatmanın, yumurta yemenin. Sen varken anlamı var sebepsiz beklemenin. Seninle anlam bulur, gökyüzünde rahmet taneleri, inci perileri. Seninle bir başka anlamı olur, köyün, dağların, çiçeklerin... Bir kuzunun dağda dolaşması annesiyle, özgürce. Dolaştıkça vardığı tek yerin annesi olması, Vakitsiz, kaygısız, korkusuz ve hesapsızca, En iyi sen anlarsın, kuzuların hasretini, otlaktan dönerken kavuşmasını. Yalnızlıklarını, bağırışlarını, çaresizliklerini sen bilirsin. İşte ben, yani o kuzun, kızgınlığın, susuzluğun. Ve sen... Sana çıkıyor gittiğim ve geldiğim tüm yollar, kurduğum hayaller. Bitirdiğim ve başladığım her şeyde, yorgunluğumda, Olduğum yerde sen varsın, yüzümdeki çizgilerde, gece iniltilerimde Dilimdeki nağmelerde, sözümdeki sadakatte, Sana çıkıyor bütün isteklerim, arzularım, ümitlerim, Anla işte, seni seviyorum. Seviyorum nene. Anla ki, ben de anlamımı bulayım, ayağıma kavuşayım. Ellerimle tutayım. Anlamsızlığın ne anlama gelmediğinden kurtulayım. Anla, ki ben seni seviyorum, seviyorum nene.
-
BEKLERİM
Başı sen olan zamanda, Sonu sen olan mekanda. Bilineni olmayan bir yolda Beklerim istersen, Bekleneni, beklenen o anı Bir ayna karşısında bir ayna ve zaman Ha şimdi ve burada iken, ha her zaman ve orda Mekanı olmayan bir zamanda, Beklerim istersen Bekleneni, beklenen o anı Zamanı olmayan mekanda Yolu sen olanla, senin olan yolda Rüzgara emanet rotada, Menzilim ölüm olsa da Beklerim istersen, Bekleneni, beklenen o anı Aştığımda sen, vardığımda sen Bildiğimde, bilmediğimde de sen Tüm aynalar ters döndüğünde sen Her şeyimden hariç yaşasam da sen, Beklerim istersen, Bekleneni, beklenen anı.
-
BEKLİYORUM
An, O an. Ensar yürekler muhacirini bekler. Hicret vaktin gelmedi mi? Hüzün sağnak sağnak inmekte, Öksüz ruhlar yolunu gözler. Zalimler sel misali, yıkıp geçmekte Şafak vaktin gelmedi mi? Ensar yürekler ışığını bekler. Çöllerde rehbersiz kaldık Hendekte sensiz, Uhut ta yalnız Ensar yürekler muhacirini bekler Uzaklık kalmadı, yakınlar uzak... Perdesi yırtık haya bile yok artık. Gel. Nerdesin hicret vakti. Hendekler kapandı artık Bölükler parçalandı Paçavralar birlik halinde Kalkana iman tükendi. Ensar yürekler muhacirini bekler Hicret vaktin gelmedi mi? Bu can vuslatını ister.
-
HAYAL BEKÇİSİ
Beklenmedik bir fırtınaydı gelişin... Uyandırdın sessizliğimi aysız gecelerde Yaralı bir deniz gibi hıçkırdığını Bir fanus altında sıkışıp kaldığını.. Aşkla kenetlenen kalplerimizin.. Me'yus olduğunu,bunaldığını Biliyorum,hayal bekçisiyim.. Mehtabı arayan karanlıklarda Yağmur yakışmıyorsa.. Güvercin gözlerine yakışmıyorsa yağmur Nasıl açabilirim bulutlara derdimi Nasıl geçebilirim mayınlı köprülerden.. Sellere karışan ayaklarımla Yığılıp kalıyor en güzel umutlarım Vurgun yemiş denizciler misali Göğsümün katranlı sahillerinde Zifiri saçlarıyla İnfazıma ağıt yakan menziller En salgın boşluğumu akıtıyor üstüme... Ben mehtabı arayan bir hayal bekçisiyim Ben sevda sokağının yoksul çiçekçisiyim Ben kor merdivenlere göklerle tırmanırım Kızgın güneş altında yemyeşil ıslanırım.. Ben mehtabı arayan bir hayal bekçisiyim.. Ben korsan bir geminin mahzun kürekçisiyim.. Ben yaklaşan saati beklerim odalarda İhtilaller yaparım gözlerine dalar da.....
-
İNTİZAR
Gözlerin dokunuyor kalbime ey cefakar Öyle uzun bir hicran sundunki hayatıma Zehrini yudumluyor ruhum melankolini Lambalar sırılsıklam gönlümde sönmesin yar Ellerin ab-ı hayat, gülüşün yar, sesin yar Rüzgar mıdır, yağmur mu dumanlı bakışların İrkiliyor durmadan bedenim, hülya mıdır Neş'eme ızdırabın çektiği perdesin yar Umudumun maviye büründüğü yerde mi Mahulyam, ey şebnem edalım, nerdesin yar Unutma ceylanların çölleri sevdiğini Toprak neva sırrını ezberliyor göklerin Renkler uğursuzluğu fısıldayıp duruyor Ülfetim nevbaharı bekliyor, bilesin yar Zarif bir düğüm gibi duruşun yar, sesin yar Gülleri incinmesin masum dudaklarının Aldırma, leylakların solduğuna içimde Ruşenimsin ey canım, beyaz bir lalesin yar Işığısın şehrayin kalıntısı ömrümün Sensizim, avareyim; durmayıp gelesin yar Esrarengiz şarkılar dinliyorum geceden Neden ıslak bilmem ki, çehresi yıldızların Mestediyor ruhumu endamın, ey cefakar Eridim; ırmağa döküldüm; şulesin yar Neden resimler gibi hercaidir sesin, yar Ey deniz yürüyüşlüm, ey hüznümün kaynağı Küskün ırmaklar bile benden daha mutludur Şafakta billur olup, gönlüme giresin yar Eski umutlarımın son bulduğu yerde mi Sihirli akşamların ülkesinde misin yar İlkin şakayıkları okşayan parmakların Nedense, kanatlanıp uçtu yalnızlığıma Anladım aynaların seni kıskandığını Şeydayım, efkarlıyım; duyup da gülesin yar Efsunlu duygularla sarsılıyor benliğim Hasretim ey cefakar, süreyya gözlerinde Ebedi nalan oldu gözyaşım; silesin yar Pusatsız suvariler gibiyim yollarında İntizarın alnıma vurduğu halesin, yar Çeşmeler kurumaya yüz tutmuşsa içimde İklimler lanetini kusuyorsa ötenin Mahşere aralanan kapıdır şimdi zaman Dil-rübasın, mümayiş sultanı, didesin yar Ellerin ıtır dalı; duruşun yar sesin yar Çakıyor yüreğimde şimşekleri ferdanın Işık ol, perdesinden kurtar beni sevdanın Nerdesin? ..Rüyada mı? ..Sanki mazidesin yar Lalezarı solgundur melal yolculuğunun Ilıksın, uykudasın, safsın, güzidesin yar Yasaklara nigehban olma, ey mah-ı zemin Orkideler seninle büyüsün bahçemizde Rahmeti özümleyen bir bende-i numune Olalım yeryüzünde, ey can, hep tazesin yar Gurbetin lisanıdır gülüşün yar, sesin yar Üflerken erdemi maveradan hicabın Zümrüdüanka neden alev alev yanıyor Ey enis-i mücella, sen ki, yelpazesin yar Limanısın ruşenimin bela okyanusunun Semadan damla damla inen firuzesin yar Esirinim; ey nur-u nigahı, m, yakma beni Sonsuzlığa seninle varalım, ey cefakar İliğime işledin; no'lur, bırakma beni Nazlısın; nazarındır ufuklarımı saran Ayrılık acısıdır damarlarımda kıvranan Yorgunum, yaralıyım; no'lur, bırakma beni Şahikasın; şavkınla tutuştu hücrelerim Esirinim; ey nur-i nigahım, yakma beni
-
GÖZLER
Sende sevgidir zaman ve Leyla'dır Kulak ver, tükenmeyen âh ü zârıma, gözler Ey, dikenli yolları gökyüzüne bağlayan Bir hayali dilberin çehresinde parlayan Mehtabım gülümse de kalbimde gül büyüsün Sen ki, güzel gözlerin belki en büyüğüsün Güneş gibi, ufkumda doğup da yanan gözler Ruhumun yağmurunu içip de kanan gözler Geceye mi çırpınış, gurbete mi bu hasret Bitmeyen bir susuzluk ve sönmeyen hararet Ortasında kalmışsın; saçların darmadağın Gülşenim, yıkılmadan saray gibi otağın Hayatın sonbaharı kuşatmadan rengini Yitirmeden şu billur ve masmavi engini Beni al kollarına, uyut sonsuza değin Yüzümde dalgalansın o simsiyah eteğin Göreyim elmas gibi parlayan nakışları Gönlümü çiçek çiçek sırlayan nakışları Papatya bir simada sana taht kurmuş Allah Ne olur, üzme beni; çektiğim her derin âh İçimden bir parçayı koparıp götürüyor Ve hicrân sis misali, her yanımı bürüyor Mehtabım, yıldız gibi süsle kâküllerini Koklayayım kalbimde yeşeren güllerini Islanmış sinesine çekiver bir baharın Uyandır şarkısıyla beni, kanaryaların Duaya kalksın elim, başım şükre uzansın Sesim dudaklarıma mahpus iken, uyansın Ve matem kuyusundan çekeyim ellerimi Toplayayım yerlere düşmüş hayallerimi Kapkaranlık dünyama bir ışık yakan gözler Bana, benimmiş gibi, ümitle bakan gözler
-
YAPMA ÇİÇEKLER
Çırılçıplak bir kadın İniyor güzellik dağlarının Esmer akşamlarından, Yalnızlıgının ve yalanlarının Karanlık uykusuzluklarına. Ellerinde yapma çiçekler Çiçekler yalana ve ölüme yakın Kadının sakladıklarının Günlere gecelere bölünmüş Üşümüşlüğü Bakın Sizlerle, Yapma çiçeklerle örtülmüş. Yapma çiçekler Kadını kırmayın, rahat bırakın. Yapma çiçekler Solan renkleriyle ellerinde kadının Bunu bilmeyecekler. Yapma çiçeklerin renkleri soluyor Kadının ellerinde Ah o çılgın renkler Kadının gözlerinde Soldukça kadın daha da esmer
-
ÇINAR
yaşayacağım dedi rüzgâra yaşlı çınar nasıl unuturum şu yüz yıldır yeşermeyen dalımda yurtseverleri astılar sevgililerinin adını yazarlardı bağrıma kurşuna dizilen delikanlılar onlar ki zulümdü alıcı kuşlar çekirgeler gibi geldiler yağmalaya yağmalaya kaldılar bebeleri bile boğazladılar acısından yeşermeyi unuttu toprak kuşlar ötmedi yasından kurşuna dizildi delişmen yağmur durmadan kanar yaşayacağım inadına dedi rüzgâra çınar sonunu görmeliyim celladın masallar anlatmak için bebeciklere indi miydi gözlerine yıldızlar duldamda sevgililer hayaller kurana kadar...
-
EY DENİZ UNUTMA BENİ
kimisi gece sağnağıydı kimisi nisan yağmuru kimisi kırkikindi ne aşklar yaşadım bu kentte hepsi de hançerlenerek dindi bana geceleri verdiler yüreğimle damıttım yine de tüm hüzünler benden bilindi yürek yağmalattım yangın kucakladım ki o sevgililerin gözlerinden suretim nasıl silindi ah nasıl söylesem yanan samanlardı onlar yalan zamanlardı gökyüzünde yersiz kalmış kuşlar gibiydim ki sınırsız sandığım daralan zamanlardı bütün perdeler kalktı üryan kaldın kollarımda kimi nerede öptüysem oraya ayrılık indi ah ne yaman zamanlardı belki de bir daha dönmem gözyaşlarım döküldü dalgalarına öperken utanan zamanlardı deniz en çok seni sevdim taştan ağır yıllar geçti uçtu kuş kanadı sevinç dilek tuttum dilim yandı bir bakışta sonsuzluğu daralan bir avuç kalan zamanlardı belki de bir daha dönmem bilmezler bilmezler ben gelmeden önce eksikti mavi bana yalnızlıkları verdiler baktığım her yere şiirler sindi geride yaralar kaldı onca coşkudan güzelliği tomurcukta- yağmalanan zamanlardı kaldırımlar boyunca yalnızlık kesildi düşlerim geç gördüm belki de ondan çocukça ve bilgece deniz en çok seni sevdim yaşam belki de yalnızca seninle geçen anlardı belki de bir daha dönmem bir anıymış gibi tüketme gözlerimi koru gözyaşımı dalgalarında ey deniz unutma beni...
-
GÖKKUŞAĞINA BÜRÜNSÜN DÜNYA
saklı suskunluklarında gökyüzü yıkılır çatırdayarak bu kaçıncı gülüşün kahkahalarla ağlayarak izin ver kanayan yerlerini öpeyim yüreğinin ki değişsin acılara sabitlenmiş adresin şimdi oturmuş boşalmış ırmak yataklarında hiç bir şeyi beklersin karabasan tarlası kesilmiş uykuların çocuğu ölü doğmuş bir ana gibi linç edilmiş duyguların acıya hüküm giymiş dudağında her gülüş kanlı eller uzanmış goncagül sevinçlerine idamla yargılı fidan düşlerin bütün sokakların çıkmaz aşkyeşili ovaların çoraklığa yükümlü yerin göğün leş kuşları bilir mi bir akarsu nasıl kanar bilir mi bu korkuluklar tarlası sevda yüklü yüreklere ölüm hükmü biçilir mi zulüm köprülerinden kör geçilir mi sancılar sevilir mi gözbebeğim girdaplar seçilir mi söyle sonsuz gökyüzünde kanatsız uçulur mu... haydi kalk umuda yeniden kanat vursun içindeki güvercin haydi dünya gökkuşağına burunsun gözlerinden hem bütün suçlarınla güzel bütün günahlarınla masumsun sen...
-
GECE-DENİZ-HÜZÜN
gece deniz bir de hüzün kuytu dalgınlığında bir çift gözün ekim dağlarında ateşler bir başka yanar yorgun yılkılar konuğu ömrümüzün dalında sararan yapraklar belki bekleyişlerdir yaşamak bekleyiş her şeyi sarar... her şey kabullenilmiştir ölüm kadar olağan önceden bilinircesine su-ateş-kül ve rüzgâr fırtınalar bile durağan o türküler ki bir başka söylenir dağ başlarında büyük yolculuklar arifesinde yarım bir şeyler kanar boşuna gidecektim biliyordun bir şeyler söyleseydin çiseleyen yağmurla bağlar kursaydın yüreğimize gitme kal deseydin bilmediğim yanlarınla gizemin aşikar olsaydı gece deniz bir de hüzün kanamasaydı kirpiklerinde suskunluğun olgunlaşan bir ağrı çatlattı kozasını en kör zamanda en azından dişlerini saplasaydın yüreğine belki yollar kavuşurdu bir zaman aramızda uçurum imkansızlıklar hicran noktasında ölmeseydik o anlar ki yeniden doğduğumuzda acı dölütünün ıslaklığı kaldı geriye şimdi ekim geldi ateşin kökleri var aşkın ve ışığın tohumları kurumuş yürek vadilerinden yorgun atlılar geçmekte gidişim sonradan infilak edecek biliyorum ağlayacaksın gecene dikenler batar bir zaman hüznünü bir yara gibi dağlayacaksın uykuya varır gibi sev bundan böyle belki mevsimler geçer de üstünden uyanamazsın...
-
GÜL DUDAĞI ÇÖL SUSUŞLUM
çalınmış saatler avladık zaman denizlerinden gözlerimiz hırsızlama sevişmeğe başladı yıldızsız gecelerde ışığına sığındım ne dizeler döküldü kirpiklerinden bizim oralarda geceler toynaklarıyla yürekler tepip gelen yalnızlığın atlarıdır yıldızlı karanlık büyür sonsuzca kırık bir el aynasına ömürler sığar kırk kilit vurulmuş yüreğe saklanır karasevda ki çıkamaz o dehşet tutsaklığın uçurum uçurum derinlerinden asla bizim oralarda gözbebekleri demir parmaklıklarla çevrilmiştir çocuklar gülü sorsa kanla tarif edilir baharlar bakır yeşili hüzünler kirs ferhad külüngü gerek hasretin dağlarına sevdaya değince kavallar kanar ışıklarda kelebekler karanlıklardan yanar ben işte o dağları aşıp aşıp gelmişsem ayaklarına gül dudağı çöl susuşlum ırmaklar diliyle konuş beni kanatma şimdi yangınları vurup sırtıma sevdasız gönderme beni kanın çeksin canın çeksin gözlerin çeksin bakışların saplı kalsın bağrımda gül dudağı çöl susuşlum beni gönderme bütün öpüşlerinle öp bitmesin sarsıntısı bana yağ iliklerime işle beni sevişerek kahret dinsin kuraklığımın sızısı beni yellerinle savur erit çarpa çarpa dalgalarınla varlığınla buluşayım nabzım damarlarında atsın denizlerinin tuzu olayım kanına karışayım gül dudağı çöl susuşlum beni gönderme...
-
GÜZ GÜZELİ
Hazan iklimi gözlerin Yüzünde gül aydınlığı Hangi eylülden gelirsin Ellerin aşk kırgınlığı Üzüm gözlerin gizemli Bakışın şarabi akşam Yüreğimde izin nemli Gözyaşının yorgunluğu Kimse bilmez-dağlarında Kurşun yemiş bir gerilla Kara gözlerinde keder Belli ki bu son yarası Alnında yıldızlanan ter Omuz vermiş bir ardıca Belli ki son cigarası Bir yanında kaldırımlar Hüznü-sevinci-acısı Sinemalar-kitapçılar Bir de onca insan yüzü Yağmayan göğün sancısı Yaşanmamış sevdalara Yürekte gökyüzü büyür Okunmuş onca şiirden Aşk hurdalığı bir yanın Bir yanın gidilmedik yerlere vurgun Baharla sevişirsin yaprak dökerken En yeşil dalların kırgın Meğer ki aşk dedikleri Kovulmakmış mabetlerden Gözyaşları çiğneyip Yakmakmış koskoca şehri Uçurum kıyısında Gece yolculukları Yürekten can yolmakmış Kendini doğurmak sancılarla Bambaşka bir sen olmakmış Dibi görünmez sulara dalmakmış Gülüşünün kıyısında Duran bulutların eli Gece giyinmiş gözlerin Ekim yağmurları gibi Susuşunun saçlarında Bir şiirin imge eli Geçip gittin-tam yanımdan incecik bir yağmur yeli Ben sormadım Sen demedin Bence adın güz güzeli
-
GÜN ÖRTTÜ KAPILARINI
Gün örttü kapılarını-soldu sevinç gibi yanık çocukların benizlerinde ben yaşamaya kulaç vurdum gecenin zifiri denizlerinde aklımda bulutların kitabından tarihe dair okuduklarım aklımda tozlu yolların ıssızı-ve aradığım giz, kuş ve böcek izlerinde zamanın yamacında Asurlu tüccarların yaktığı ateşin boynuzları ve atlılar-yaban çakalları-akşamın en yosma yerinde gün örttü kapılarını-kara gözler kaldı seherinde yıldızların dil susa kaldı yavuklusu dönmeyen Hattili kızların gergeflerinde bütün adalarına çıktım gecenin-yorgunum yüreğimle yarışmaktan beni benden kanırt ey ben-paslı bir çiviymişim ben kendimde beni yol düşlerimden küflü bir kütük gibi kırarak ey kendim yaşamayı unuttum yaşanmamış aşkların mutlulukların gizlerinde ana uyar beni... Zühre Yıldızı düşünce gözlerine Hitit çobanlarının ey düş giy gecenin lacivert harmanisini bekle hüznün eteklerinde o uzak kavgalara gitmezsem nasıl namuslu yazılır tarih alnıma bir gün özgür olsun diye aşklar daha-çok insan kalacak siperlerde daha-çok insan gülüşünü bir meşe gibi dikecek zındanlara yüreklerdeki erozyon bitsin diye bir gün belki de çok ilerde gün örttü kapılarını-bir yerlerde bomba sağnakları-pislik saltanatları umudu dokuyan o yaralı örümceğim ben zamanın elbizlerinde
-
İPİ KOPUK UÇURTMA
Yurtsuzluk atığı bir sürgünüm akşamlar dolanır saçlarıma... oturur bin kez ağlardım ardımda bir mezar sessizliği kalsa... nereden yola çıksam oradan yüreğimde sancılı bir kanama... gülüşüm sonradan acıyan yellere benzer ve sayfalarında aşkın dikiş tutmaz yarası... geçecek sanırım da düşümün kıyısındaki yırtılma ne zaman ay doğsa... her yıldız kaydığında yalnızlık bir sokak köpeğidir dalar bir yerlerimi... neyleyim tüm denizler kıyıya vurur beni... gayri ıssızlar akar yüzümün girdabından... insanlar okuyamaz oldu bakışımın dizelerini... ve her konuk olduğum yürek söylemeden anlar gideceğimi... derim ki yurt tutsam terkedilmiş bozkırları ve orada her yaramın yerine bir gül açtırsam ah bozkırlarda insan birer kum tanesi bırakın dememe gerek yok kaç geçmiş gömülü şuramda yetim analar gibi bağrıma taşlar basıp hep giderim başka bir boşluğa her gece bir cana açılmamış koynuma yalnızlık girer olmuş belki biraz anlar beni dağlar yıkıp da çağlayan hiçlikte zay olan su sevmelerdir belki de bir yurt bulmak kendine kime gönül düşürsem yitirme korkusu şimdi sen bir yerlerde kadere kahıra batmış yüzün ne bakışın hangi gök ellerin hangi ağaçtan yontulmuş dillerin l?al ey toprağım hasretim ey sancım delidir durdurmaz gel bul beni ipi kopuk uçurtmanım takıldım gidiyorum kanadına göçmen bir bulut düşünün gel bul beni aysız bir gecede hazırım... beni çal dinleme ağlayışımı... senin yitiğinim ben ey vatanım beni al
-
ÖLÜ YILDIZLAR
Ölü yıldızlar düşerken bakışıma yol kıyısında ölmüş itin gözlerindeki gibi kim konuk eder beni... türkmen kilimlerine benzer üstünde uyuduğum keder yazgısını kabullenmiş bir yitik olduğum çölde dilimde yaralı geceyi giyinmiş kelimeler sevda sevda dedikleri sürgünlüğe söylenmiş bir şarkıdır rüzgarımda ellerim yalnızlıktan kırılmış ıssızlığın dalları gülüşüm deli yellerde savrulan yurtsuz yelkovan dikeni doğuştan sürgün bir yitiğim bu çölde kim konuk eder beni... aslında gül de bir gurbetçidir hep en güzel yerinde karışır toza küle savrulur dönmemesine hançerse zaten ölümün ellerinde... ey sevgili beni başkaları gibi sevme... dağlarla konuşup sularla öpüşmemi bakışların diline dökebilirler kendi akrabalarını kendileri seçenler bilirler tüm haklı kavgalarda ateş kadar ölümsüzüm ne aşklar bensiz olur ne dünya döner ey sevgili beni başkaları gibi sevme... uzaklar yakını yakınlar uzağıyım bu çölde yitik serapsız hesapsız uzak... yakın yitiklik ki gitmelerin yazgısı her gidişimizde yağmurlardan başka kimler ağlar ki yıldızlardan başka kimimiz var ki bir başka bizden gayrı kim konuk eder bizi?
-
SİTEM...
Namuslu yosmam benim-asaletli çingenem ömrüne bahis tutmuş kumarbaz meryem boş yataklar-loş bakışlar-fuhuş-ikiyüzlülük kahvaltı-bulaşık-çamaşır-dedikodu seçilmemiş zamanlarca nefret içinde gizemli bir lir sevişmek yılda bir ve kırk kilit altında gizlenen şiir... namuslu yosmam benim-asaletli çingenem niye bıraktın beni yırtılmış bir yürekle sonu gelmez bozkırlarda yitmiş bir çocuk gibi niye sustun-açlığıma-kıtlığıma-yetimliğime bak işte imgelerim çiğnenir-düşlerim yağmalanır sazım taşlara çalınır-sözüm yellerde savrulur niye bıraktın beni yırtılmış bir yürekle güneş iner kan kırmızı sulara deniz şehvetle titrer sen sonsuza dalarım gözlerinde gemiler bilinmez yerlere giden gemiler yürekleri zoka yemiş yüzleri bakırdan denizciler sokaklara bakarsın kıvıl kıvıl insanlar sovandan suratları kabuk üstüne kabuk maske üstüne maske koşarlar gözü doymaz hırslarının peşinde yaşarlar bir şeylerden kaçarak ve son derece masum özveri tellalı-namus simsarı yaşarlar irin saçarak... namuslu yosmam benim-asaletli çingenem eşkin indi akşam deli bozkıra indi gözlerime çoban yıldızı ayrılıklar kanadı ve boşuna yaşamlar çıban dağlar zonkladı ıssızlığın bağrında beni niye bıraktın yırtılmış bir yürekle sürüden ayrı düşmüş bir emlik kuzuyum ben sınırsız ıssızlarda kurt sağnağı gecede niye bıraktın beni yağma sofralarında namuslu yosmam benim-asaletli çingenem sanadır şimdi dargın gözlerimde kırık düş yüreğimde sanadır birikip sızlayan nem küskünlüğüm bir sana sanadır bunca sitem...
-
SEN ZAMAN GİBİ BAKARSIN..
Tepeden tırnağa bulut kesilmiş gür gümbür gümbür sonsuzu devinir içinde bin bir renk akşamı giyinmiş tepelerin üzerinde alabildiğince derinsin alabildiğince uzaksın bir şeyler okurcasına dalgaların kitabından gecenin laciverdinden dikilmiş yıldızlı eteklerin oysa bütün yangın yerlerini bilirsin hicran gibi bakarsın ey kadın harabelerden geçtin ot bitmez kıraçlardan sen vurulmuş göçmen kuşun yoldaşı mezarlıklar dolaştın kaç kırılmış düşün düştüğü yerde kan ağladın-ki seller bilir avazını şimdi dalgın ve yaralı ceylan gibi bakarsın ey kadın akşamının son durağı tepelerde özlenmeyecek kadar uzaksın renkten renge bulutlar devinir içinde gür hüznün ve sevincin dağları üzerinden sonsuza uzanan bir yol gözlerin derin ve pür gökyüzünde vurulmuş kuş duygular yaşadın onca yürek eli kolu kopuk kaç öksüz kaldın ortada gayri ne dağların yıkılır senin ne yakılır ormanın gece giyen duygulara sultan gibi bakarsın ey kadın suskunun dallarından yek avaz gazeller dökülen hüzün eteklerinin kokusunda boşuna gül arayan serseri rüzgar kadim bir tanrıça heykeli sanıp dudaklarında sevda söylencelerinden öpüşler gezen akşam ayaklarının dibinde öldüğü zaman bakmakların yetmediği yüreğe bilinmedik çağlayanlar dökülür sırtında yıldızlı harmanisi gecenin bilinmezden bilinmeze akarsın orada sonsuzluğun son bekçisi gözlerin ey kadın sen zaman gibi bakarsın
-
ANADOLU
Beşikler vermişim Nuh'a Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır, Anadoluyum ben, Tanıyor musun? Utanırım, Utanırım fıkaralıktan, Ele, güne karşı çıplak... Üşür fidelerim, Harmanım kesat. Kardeşliğin, çalışmanın, Beraberliğin, Atom güllerinin katmer açtığı, Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, Kalmışım bir başıma, Bir başıma ve uzak. Biliyor musun? Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher-sabah uykularımı Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, Haraç salmışlar üstüme. Ne İskender takmışım, Ne şah ne sultan Göçüp gitmişler, gölgesiz! Selam etmişim dostuma Ve dayatmışım... Görüyor musun? Nasıl severim bir bilsen. Köroğlu'yu, Karayılanı, Meçhul Askeri... Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini. Sonra kalem yazmaz, Bir nice sevda... Bir bilsen, Onlar beni nasıl severdi. Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı Minareden, barikattan, Selvi dalından, Ölüme nasıl gülerdi. Bilmeni mutlak isterim, Duyuyor musun? Öyle yıkma kendini, Öyle mahzun, öyle garip... Nerede olursan ol, İçerde, dışarda, derste, sırada, Yürü üstüne - üstüne, Tükür yüzüne celladın, Fırsatçının, fesatçının, hayının... Dayan kitap ile Dayan iş ile. Tırnak ile, diş ile, Umut ile, sevda ile, düş ile Dayan rüsva etme beni. Gör, nasıl yeniden yaratılırım, Namuslu, genç ellerinle. Kızlarım, Oğullarım var gelecekte, Herbiri vazgeçilmez cihan parçası. Kaç bin yıllık hasretimin koncası, Gözlerinden, Gözlerinden öperim, Bir umudum sende, Anlıyor musun?
-
LEYLİM LEY
Leylim leylim dünyamızın yarısı Al yeşil bahar, Yarısı kar olanda Gene kavim kardaş, can cana düşman, Gene yediboğum akrep, Sarı engerek, Alnımızın aklığında puşt işi zulüm Ve canım yarı geceler Çift kanat kapılarına karşı darağaçları, Mahpusanede çeşme Yandan akar olanda, Gelmiş yoklamış ecel Kaburgam arasından. Yoklasın hele... Çağıdır, can dayanmaz, Çağıdır, en çatal, en ası, Cehennem koncası memelerinin. Çağıdır, kırk gün kırk gece Kolların boynuma kement, Ha canım kötüye inat... Vah ki ne desem, Kurşunları namlulara sürülü, İlkeleri kan, Baskıncılar uykumuzu yıkar olanda, Alır yüreğim Yankın yasak, aynalara. İnemem bahçende talan, Tam, boş yanı bu, derim namussuzun, Tam, bıçağım cehennem gibi güzelken, Aklıma düşüyorsun Ellerim arık... Bilmiş Bütün zula'lar Eğri hançer, kara mavzer, kan pusu. Ve insan düşüncesinin o en orospu, O en ayıp, frengili yemişi, Çıldırtılmış uranyum Bilmiş, Bilsinler! Sana nasıl yandığımı Uuuuy gelin... İşte kan tutmuş korsanlar, Haramla beslenmiş azgın, Düzmece peygamberler Ve cüceleri Ve iğdiş ve aptal kölelerine karşı, İşte bir kez daha Bu can bendeyken, Delin, divanenim işte Uuy gelin!.. Bu yasaklar, Firavun kalıntısı. Yoksun, Akdan karadan. Gizline, canevine kurulu faklar. Gün ola, umut kesip korkunç yetinden, Murdar tutkusuna dünyasızlığın, Gün ola, düşesin bekler. Düşme.. Ölürüm... Gözlerinden, gözlerinden olurum. Leylim leylim Ayvalar, nar olanda Gen bana yar olanda. Belalı başımıza Dünyalar dar olanda.
-
YÜZLEŞME
Kırdım heykelini görüntümün yüzüm yüzüme denk geldi An'ı yaydım zamanlara ten soyunda ten giyindi Nesimi Söz gönlün ortasında oturur aşk sözün ortasında Parçaladım hücresini yaşamın
Jump to content