Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

umut_vapuru

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

umut_vapuru tarafından gönderilen her şey

  1. İki boyutlu duygularım var Üstünden insanların geçtiği Ezilmiş cansız yatan duygular Kaçmış firari duygularım var Arkasından yellerin estiği Bir yerlerde kaybolmuş duygular nisan 2007, İzmir
  2. Döküldükçe özlemlerim kağıda Senle paylaşıyorum o anı Hiç bitmeyecekmiş gibi uzun Başlamamış gibi kısa Hayat gibi değil mi Döküldükçe aşklarım kağıda Senle paylaşıyorum yılları Hiç bitmeyecekmiş gibi sevdalı Başlamamış gibi taze Hayat gibi değil mi Döküldükçe fırtınalarım kağıda Senle paylaşıyorum kavgalı Hiç bitmeyecek gibi acılı Başlamamış gibi aydınlık Hayat gibi değil mi Döküldükçe kendim kağıda Senle paylaşıyorum beni Sen ben gibi yakın Ben sen gibi aynı Yunus gibi değil mi (2007, İzmir)
  3. Uçamayan yavru kuşlar vardı yıkılmış yuvasında beslenmeyi bekleyen Baharı göremeyen çocuk vardı onu elinde tutan Düşen yağmur taneleri vardı titreyen yapraklarda tutunmaya çalışan Üzerine bulaşmış kan vardı ayak sesleriyle irkilen Yeni doğmuş bebeler vardı bacası soğumuş evlerde beşiğinde uyuyan Gülen yüzüne gelen dipçik vardı canını alan Can veren nefesler vardı topraklarında esaret istemeyen Ölüme gel demiş barut vardı genizleri yakan Özgürlük isteyen feryatlar vardı kurumuş ağızlarda ıslanmayı bekleyen Feryatları duyan bizden biri vardı Selanik?ten gelen ?? (nisan 2007, İzmir)
  4. İçine beni almış dilek taşı Ağırlaşır git gide ellerimde Atarım suya bir göktaşı sanki Hafifler tüy olur havasız suda Hayallerimle dolu umut taşı Sıraya girer denizin dibinde Kıskanırcasına bakarlar sanki Yosunun kapladığı taşlar ona Yosunlarla arkadaş sabır taşı Kokusunu duyarım bedenimde Denizde yakamozum olur sanki Ölsem bile göz kırpar hep orada nisan 2007, İzmir
  5. Yirmi yaşımın inadı otuz yaşımın acılarıyla hayatın dibek taşında yoğrulup ufalandı Toz oldu Karıştı gitti havaya.. Kırk yaşımın o titrek parmakları çocukluğumun sararmış ama temiz sayfalarını küf kokan odamdan bulup çıkarsa Çıkarsa o unutulmuşlukları Gördürse bana rüyamda özgürce uçan beyaz kelebeği Bahar çiçekleri altında.. ??.. (2007, İzmir)
  6. Öyle özledim ki çocukluğumu Oynadığımız o eski sokak oyunlarını Güneş elveda deyip etrafa karanlık çökene kadar eve girmezdim Her akşam annemden azar işitir işten geç gelen babama şikayet edilirdim Tekme yemiş dizimin uyutmadığı anlarda Babamın bugün de ne yaptın diye başlayan cümlesi ulaşırdı odama kadar Özledim hepsini Özledim çocukluğumu ben.. Bahar yağmurlarının yumuşattığı toprakta çivi oynadık İyi oynardım çiviyi ben Merkeze ulaşmak için öyle bir sallardım ki çiviyi Bazen dar yerden geçmek zorunda kalırdım Geçemezdim O zaman öğrendik Sınırlarımızdan öteye geçmemeyi geçememeyi.. Gazoz kapağı oynardık Yürümekten aşınmış bir o kadar da kayganlaşmış sokak taşı üzerinde Kapağın içini killi toprakla öyle güzel doldururdum ki Kemik gibi olurdu Kolay kolay kırılmazdı tüm darbelere rağmen O zamandan öğrendik darbelerle kırılmamayı dayanıklı olmayı gazoz kapağı gibi Özledim çocukluğumu Özledim o eski sokak oyunlarını ben.. Bir de tüf tüf oyunu vardı Benim borum dürbünlüydü Hani deriz ya daha cantiydi En güzel tüf tüf benimkiydi sokakta En uzağa ben üflerdim kağıt ruloyu Bazen arkadaşım çitlembik getirirdi köyünden Çitlembik daha uzağa giderdi Daha fazla can acıtırdı O zamandan öğrendik uzağa üfürmeyi arkadaşımızın canını daha çok acıtmayı.. Telli araba kullanmayı çok severdim Opel marka bir plastik arabam vardı Fiyakalı Ucuna kalın bir tel takmıştım Telden bir de direksiyon Nasıl da kullanırdım arabamı Geçerdim herkesi En hızlımız bendim sokakta O zamandan öğrendik sokaklarda yarışmayı Şimdi hayat sokaklarında yarıştığımız gibi Öyle özledim ki çocukluğumu Oynadığımız o eski sokak oyunlarını Keşke o günler geri gelse Tekrar oynasam Tekrar öğrensem aynı şeyleri Sil baştan? (2007, İzmir)
  7. Umut tacirlerinin kaçak bir yolcusu gibi Bindim geç de olsa kalkan körfez vapuruna Güneş gidiyordu uzaklarda o, bilmediğim yarına Çekti özlemlerime beni bir mıknatıs gibi Hızlıca ? Uzaklaşan sahilden koşarak geldi sanki ılık bir imbat yeli Kopardı körfezin sakin dalgalarını Vuslat sevinciyle döküldü kurumuş yüzüme Yumuşadı o, hiç çıkmaz dediği ruhumun siyah lekeleri ?. Aradı onu gözlerim boşuna Çoktan soğumuş boş koltuklarda .. Çektiğim sarma sigara gibi yaşlı ciğerimi doldurdu o, bana dost olmuş yokluğu ? Umutsuzca indim yaşlarım kurumaya yakın Gelen ilk durakta Kalkmayacak belki bir daha o, körfezin umut vapuru Evet Galiba.. (2007, İzmir)
  8. Şehirden farklı bir yerde Hafif yokuşlu tepenin taş köprülü yolunda Ayazın soğuttuğu beyaz mermerler var Pişmanlıkların Acıların sevinçlere karıştığı Kurumuş bahçe toprağında uyuyan canlar var Ağızdan çıkacak afları Helalleşmeleri bekleyen Sulanmayı özlemiş canlar var Yorgun yolcuların beyaz mermerli kervansarayında kucaklaşma var Havasında bir sessizlik mateminde bir şölen var Usta ellerin kestiği beyaz mermerler altında.. nisan, İzmir
  9. Gönlümün doksan iki yaş sevdasıyla kol kola yürüyorum Baharın kır çiçekleri kokusu ciğerlerimde İçimdeki yirmi beş yaş heyecanı okunuyor gözlerimden Aklımda çoktan unuttuğum ilk aşkımın o cilveleri Yürüyorum? Solmuş kırılmaya yakın yapraklarla el ele yürüyorum Sonbaharın ağaçları yıkan rüzgarı arkamda Kış uykusu sevinci okunuyor yorgun bedenimden Aklımda hiç görmediğim o mavi lotus çiçekleri Yürüyorum? nisan 2007, İzmir