Whatsapp irtibat Jump to content
Üyelerimizin Dikkatine

gunluk

Üye
  • Katıldı

  • Son Giriş

gunluk tarafından gönderilen her şey

  1. Hayat bazen öyle insafsız ki Küçük bir boşluğu yakalar Hissettirmez en zayıf anında Seni ta yüreğinden yaralar Ellerin kolların bağlansa da Başında kasırgalar kopsa da Seni acımasız sevdaya sarar Sen de benim kadar gerçekleri görüyorsun Beraber olamayız benim gibi biliyorsun Bir başka dünyanın insanısın yavrucağım Sen kendi dünyanın toprağında büyüyorsun Haklısın biraz geç karşılaştık Oysa hiç konuşmadan anlaştık Bazı şeyler var ki söylenmiyor Biz seninle sözleri susarak aştık İnsan acılarla kıvransa da Ve o aşkta bir daha doğsa da Dünyasını yeniden kursa da Düşlerle gerçekler ayrı ayrı yaşar
  2. Bir arada olabilmek ne mümkün Bir arada kalabilmek İmkansız Seneler alıp gitmiş Ne var ne yoksa herşeyi İnanılmaz değişen ben miyim İnanılmaz bu yabancı da kim Sen misin böyle uzak Veda sözleri söyleyen Geri dönmek inan işten değil Hani var ya tutamazsın kendini Bir ümitle ya olursa dersin hep Bile bile herşeyin bittiğini Sonradan kor sonradan kor Ayrılıklar an be an Akıp gider zaman sana aldırmadan
  3. Bir gün daha yaşandı ve bitti Küçük sevinçleri ve küçük kederleriyle Herhangi bir gündü çok önemli değildi Seni düşündüğüm bir kaç andan başka Bilirim herkes boyuna düşeni yaşar Ve her yeni günde değişir hep bir şeyler Sende kendi payından bir hatıra seç ne olur Ve o ben olayım unutma beni unutma Beni unutma unutma beni unutma Bilirsin unutulmak dokunurya her insana Sende kendi payından bir hatıra seç Ve o ben olayım unutma beni unutma Bilirmisin seni gerçekten sevdim Sevdiğim daha bir çok şeyin arasında Bir tek seni seçtim hatıralar arasından Sebep diye bir küçük mutluluğum
  4. Gün ağrınca kalkamaz birden O yattığı sert, kuru yerinden Bir baş ağrısı ense kökünde Acır kendine, başlar yeniden Her kadehte bin isyan şahlanır Bir isim bir aşk daha silinir yine gönlünden Her tüketilmiş sarhoş geceden Tek şey anımsar eski günlerden Bir çift mahsun göz, uysal hüzünlü Biraz kaderci, ürkek, çekingen Her an koşardı canı yürekte Ne zaman isteyip arasa en uzak yerlerden Ve ayrılıklar bitmez öğütür Ve gölgeler siner ömrüne kaçar kendinden Ve ayrılıklar bitmez öğütür Ve gölgeler siner ömrüne kaçarak kendinden Yıllardan beri hep o hayali Taşır sırtında bir yük misali Sarar pişmanlık şöyle inceden Yorgun utançlı, başlar yeniden Her kadehte bin isyan şahlanır Bir isim bir aşk daha silinir yine gönlünden Ve ayrılıklar bitmez öğütür Ve gölgeler siner ömrüne kaçar kendinden Ve ayrılıklar bitmez öğütür Ve gölgeler siner ömrüne kaçarak kendinden
  5. Buralarda artık Parlamıyor ayışığı Güneşimize kar yağdı Gidenlerden haber yok Yasaksız aşklar yabancı Aşina tuzak savaşlar Üzerimize örtülünce Lacivert akşamlar Sen seç artık Sen seç artık ooy oy ooy oy Ne şarkı ne ayışığı ooy oy ooy oy Ne ölüm kalım Ne gençlik çağım Darmadağın, darmadağın Darmadağın, darmadağın Bir atımlık umudum kaldı Sen seç artık Sen seç artık ooy oy ooy oy Ne şarkı ne ayışığı ooy oy ooy oy Ne ölüm kalım Ne gençlik çağım Darmadağın, darmadağın Darmadağın, darmadağın Bir atımlık umudum kaldı
  6. Sen istedin diye değil seni sevdiğim için Sen aldattın diye değil ben inandığım için Karşılık beklemeden, sitem mitem etmeden Razı olup herşeye, kapris mapris demeden Sabah akşam gece gündüz hiç şikayet etmeden Kulun oldum kölen oldum hiç başına kakmadan Gözlerim görmezdi asla senden başka birini Düşüncemde bile yaşadığım senin sevgindi Dır dır vır vır etmeden, herşeye rağmen küsmeden Çapkınlıklarına bile sesimi çıkarmadan Aylar yıllar günler geçti rengim ruhsarım soldu Değer miydi senin için ah gençliğim mahvoldu Of yeter artık bıktım senden çek git Allahaşkına Palavraya doydum artık atma Allahaşkına Of yeter artık bıktım senden çek git Allahaşkına Palavraya doydum artık atma Allahaşkına
  7. Gece inerken söner perde perde grubun rengi Derken başlar semada saltanat Ben ağlarım gülerken Mehtap uyanmış Seyr-ü sefada yıldızlar Siyaha yanmış Bende fasıl fasıl dert Ah o ne zalim bir yarmış Çalsın sazlar çalsın bu gece Alaturka başlasın Vur usta tamburun tellerine Hanendeler çağlasın Penceremden geçer sandallarla sevdalılar hercai Çınlar gökkubbede aşkın şahane saz semai Kader böyleymiş
  8. Ağlamak güzeldir Süzülürken yaşlar gözünden Sakın utanma Ağlamak öfke delice nefret Doruklarda aşk doyumsuz sevinç Kahreden keder kısaca hayat Ve nefesindir ve nefesindir Ağlamak şu geçici dünyada Herşeye rağmen varolmak demek Ağlamak yaşanan binlerce duygu İnsanca coşkunun güzel bir şeyidir Ağlamak senin kara dünyada Hala sevdiğin ve hissettiğin Tüm güzelliğin ve çirkinliğinle Var olduğundur var olduğundur
  9. Bu şehrin meydanlarında, garında, rıhtımında Sensizlik bir türlü yakamı bırakmıyor Bütün duraklarda, kahvelerde Büyük küçük yalanların Dönüp dönüp vuruyor ansızın beni Vuruyor yerden yere Yok ettim salındığın billur aynaları Şimdi uzun uykuların tam zamanıdır Bir yorgan misali örtündüm yalnızlığı Bu yıl da aşk buraya hiç uğramadı Silinsin izim, hiçliğim sokakta kalsın Gölgemi yakın, bu dünya beni yok saysın Emanet ettim bıraktığın her şeyi Dedim siz susuz bırakmayın menekşeyi Silinsin izim, hiçliğim sokakta kalsın Gölgemi yakın, bu dünya beni yok saysın Emanet ettim bıraktığın her şeyi Dedim siz susuz bırakmayın menekşeyi
  10. Ben bu dünyaya bir türlü alışamadım Bu yüzden insan içine karışamadım Bana mı sordunuz adımı koyarken Bir küstüm bir daha barışamadım Uyumlu faniler bana uyumsuz derler Delirttiniz beni ey ehven-i şerler Uzlaşırsam namerdim ateşe verseler Garanti muhabbetlere yılışamadım Sürüden ayrılanları kurtlar yer Arkanı sağlama al ey akıllı beşer Ben çatlarım kurallara uyarsam eğer Ruhumu şeytanla bölüşemedim Herkesin münasip bir dayısı var E insanoğlu bu iyisi, ayısı var Benim zarar bildiğim elaleme kar Adamını bulup da uyuşamadım Ben seni de sevmedim adem Doğruyu duymak istiyorsun madem Alt tarafı bir elma yedik beraber Zehir-i zıkkım oldu bize bal badem
  11. Aşık oldum,saklamadım Kendime sığamadım Yar bildiğime söyledim Ne söylerse yaptım Her aşkta aynı birşey vardır Oda sevdiğim beni sevmedi Herhangi biri kadar Ben aşıktım o değildi Hiç olmadığı kadar hata bendeydi Suçum sevmekti Şimdi sen çıkmış karşıma farklıyım diyorsun Kalbini bana gönderip senin diyorsun Sevmeye çok korkuyorum anlıyor musun Ne sev beni,ne de vazgeç biliyor musun Ne var,ne yoksun hem sev beni hem de sevme Biliyor musun hem çok,hem yoksun...
  12. Değerini bilmek gerekir aşkın Ve ona kattığı değeri yılların Aşk,ne iç geçirmektir bir bankta Nede elele dolaşmak mehtapta Gün olur kar yağar,yağmur yağar Birlikte yaşanacak koca bir ömür var Değerini bilmek gerekir yılların Güzel bir şarkıya benzer aşk Ama kolay mıdır bir şarkı yaratmak Değerini bilmek gerekir aşkın Ve ona kattığı değeri yılların Pablo Neruda
  13. Ekmeği al benden istersen havayı al, ama alma benden gülüşünü. Alıp götürme gülü, kopardığın ok çiçeğini, sevincinde ansızın öne atılan suyu, sende doğan apansız dalgasını gümüsün. Savasımım uzun-zor, dönerim gözler yorgun kimileyin görmüşken değişmeyen toprağı, ama gülüşün girişken yükselir gökyüzüne koşturarak peşimden ve acar bana tüm kapılarını yasemin. Sevgilim, en karanlık saatte acıverir gülüsün ve eğer ansızın görürsen ki saçılıyor kanım sokağın taşlarına, gülüver, çünkü gülüsün denk gelir ellerime bir kılıç gibi yalın. Denizle birlikte güzün gülüsün yükseltmeli köpüklü çağlayanı ve baharın sevgili, gülüşünü ararım beklediğimce o çiçeği, mavi çiçeği, gülü yankıyan memleketimin. Gül gecede, gündüz de ayda, gül çarpık sokaklarında adanın, gül sana sevdalı bu kaba saba oğlanda, ama ben açtığımda gözlerimi ve kapadığımda onları, ayaklarım alıp götürdüğünde beni, dönüp getirdiğinde beni ayaklarım, esirge benden ekmeği, havayı, ışığı, baharı, ama gülüşünü asla ölürüm çünkü. Pablo Neruda
  14. Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Şöyle diyebilirim : 'Gece yıldızlardaydı Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler' Gökte gece yelinin söylediği türküler Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere Bakışlar sanki onu bana getirecekler Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler Sesim ara rüzgarı ona ulaşmak için Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hala sever Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler Budur bana verdiği acıların en sonu Sondur bu onun için yazacağım dizeler Pablo Neruda
  15. Bunca gün, ah, bunca gün görmeyi seni böyle kırılgan, böyle yakın, nasıl öderim, neyle öderim? Uyandı kana susamış ilkbaharı koruların, çıkıyor tilkiler inlerinden çiylerini içiyor yılanlar, ve ben gidiyorum seninle yapraklarda çamlar ve sessizlik arasında, sorarak kendime nasıl, ne zaman ödeyeceğim diye şu bahtımı Bütün gördüklerim içinde yalnız sensin hep görmek istediğim dokunduğum her şey içinde senin tenindir hep dokunmak istediğim: seviyorum senin portakal kahkahanı hoşlanıyorum uykudaki görüntünden Ne yapmalıyım, sevgilim, sevdiceğim bilmiyorum nasıl sever başkaları eskiden nasıl severlerdi, yaşıyorum, bakarak, severek seni, aşk tabiatımdır benim Her ikindi daha da hoşuma gidiyorsun. Nerde o? Hep bunu soruyorum kaybolduğunda gözlerin Ne kadar geç kaldı! Düşünüp inciniyorum, yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi geliyorsun sen, bir esintisin şeftali ağaçlarından uçan. Bu yüzden seviyorum seni, bu yüzden değil o kadar neden var ki, o kadar az, böyle olmalı aşk kuşatan, genel üzgün, müthiş, bayraklarda donanmış, yaslı, yıldızlar gibi çiçek açan, bir öpüş kadar ölçüsüz. Pablo Neruda
  16. Yaşadığım en güvenli sevgi bu Huzur duyuyorum kıskanırken bile Seni beklemek en sevdiğim işim Merak ediyorum yanı başımdayken de Sakin ve çılgınım Arlı ve hırçınım Aşkın her halini gördüm gözlerinde baygınım Ne çok aldanmışım Nasıl da yanmışım Sen olunca giyindim sanki çıplakmışım Seninle olduğum gün benim doğumgünüm oldu Herşey bitti dediğim anda buldun beni Seni üzmek korkusu benim tek kabusum oldu iyi ki çıktın karşıma tanıdım seni
  17. Unuttum diyorum tüm dostlara, Hatırlamıyorum. Sen duymayasın diye, Gülmeyesin diye. Senin kadar güzeli Çıkmadı karşıma Bu kara sevdam ondandır. Hasrete gidişim Hicret değil Sana bir gün geri dönerim diyemem. Senin kadar güzel değil belki ama? Ona ihanet edemem. 29 Ocak 2000 Aydın Yüksel Kasım
  18. Fatih,kalyonları Nasıl çektiyse karadan Ben de öyle çekerim sevdanı Mahkumlar nasıl çekerse Ayları ve yılları Ben de öyle çekerim sevdanı Nikotinsiz bir gecede Nasıl çekersem bulduğum bir sigarayı Öyle çekerim sevdanı Tarihsin,hayatsın,bendesin Duygusuz şiirler yazdığım gecelerde Dökülürsün evimin tavanından Damla damla Gözlerimde yaş Bağrımda taş olursun Belki beni Issız caddelerde bulursun Yüzünü gözlerimde görürsün. 30 Aralık 1997 Çamlıkule Yüksel Kasım
  19. Sen gülersin de Ben kanmaz mıyım Sen geçersin de Ben kalmaz mıyım Senin saçların var gece gibi Sen onları savurursun da Ben savrulmaz mıyım. Sen yürürsün de Ben gitmez miyim Sen basarsın Ben ezilmez miyim Sen üzülürsün Ben ağlamaz mıyım Sen olmaz dersin de Ben boyun eğmez miyim Senin gözlerin var namlu gibi Sen vurursun onlarla beni Ben ölmez miyim. 6 Mart 2003 Arga Yüksel Kasım
  20. Dudağının kıyısında bir intihar, Sis çökmüş inceden saçlarına? Gülüyorum, Gülümsüyorsun. Gülünce büyüyor gülüşün Ve büyüyor dudağının kıyısındaki intihar. Korkuyorum! Eğilip dudağının kıyısından öpüyorum; İntihar ediyorum. 12 Aralık 2002 Karşıyaka Yüksel Kasım
  21. Beni vurduğunda on yedi yaşındaydım. Tam on yedi yaşında? Ne bir eksik,ne bir fazla. Sinesinden vurulmuş Bir serçe gibi çırpındım; Korkarak,ürkerek baktım alıcı dünyaya. Sonra boş bir bakış yansıdı gözlerime? Elveda dedim. Elveda,en son sevdiğim Seni ilk gördüğümde Umut vardı gözlerinde Yağmur hüzün olup Değmişti saçlarına Ve ayrılık vardı ellerinde Ayılığa boş verdim Ummanlar gibi gönlüm vardı Korkmadım Bırakmadım kendimi Sensiz gecelerde Yenilmedim ümitsizliğe Aldırmadım ellerine Bu defa yenilmem dedim kaderime Hançerini bağrımda taşıdım Aldırmadım sensizliğe Ayrılığı takmadım Ve bir gün Bir serçe kuşundan öğrendim sevmeyi, Kaderi öldürmeyi. Beni vurduğunda onyedi yaşındaydım. Tam onyedi yaşında? Ne bir eksik,ne bir fazla. 20 Ekim 1998 Buca Yüksel Kasım
  22. Aşk ikidir sevgi bir; Aşk yalan,sevgi gerçektir. Aşk sudur,sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir, Özlemektir,beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil Karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak; Aşk açmaktır,sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır Yüreğini,gözlerini Ve de ellerini saklamak Bahar geldiğinde? Bir çiçeğe,yeşile,çimene Aşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına aşık olamazsın Ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil Sevgiyle dikersin. Sevgi için ölünür,aşk öldürür. Aşk kıskançtır,nankördür Sevgiyi öldürür. Aşk Kabil?dir,sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir Babaları insandır,Adem?dir Aşk için şiirler yazarsın, Şarkılar yaparsın; Sevgiyi anlatamazsın. Çünkü yüreğine sığdıramazsın. Kalbini aşka kapatabilirsin Ama sevgiye kapatamazsın Sevgi gizli,aşk aşikardır. Yüz vermeyince unutursun Sen aşığım diye daha kendini kandır. Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır. Dahası da var: Aşkın gözü kördür, Fazla naz aşık usandırır; Aşk oyun,aşık oyuncaktır. Sevgi ise yaşamdır,hakikattir. Aşk aceledir, Sevgi usul usul sabırlıdır. Acele işe hem şeytan karışır. Aşk ateşlidir Çünkü hastalıklıdır. Sevgi ılıktır Çünkü sağlıklıdır. Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir Aşka ve sevgiye dair? 26 Ocak 2002 Aydın Yüksel Kasım
  23. Kimliksiz çığlıklar peşinde yüreğim, Gölgelere karışmış hayatlar, Her köşe başı ölüm tuzakları. İnsan diyorum rüzgar inliyor. İnsan diyorum gece ağlıyor. Sokaklar ıssız, sokaklar tehlikeli İnsanı insan vuruyor çalma kapıları bırak, Öfkenin kızıllığında gözler Ne ismini söyle ne kendini tanıt Güvenli değil hiçbir yürek... Yorgun ayaklarım taşımıyor artık beni Yanımdan koşarak bir genç geçiyor Soluk soluğa arkasına dönüp bakıyor Ve ölüm yakalıyor onu insan elleriyle... Cansız bedeni sürükleniyor kanlar içinde Sessizce ağlıyorum... Ah Irak sokaklarında gülüp oynayan çocukların nerede, Nerede kapısında oturan nineler Huzur içinde yaşanan, şen kahkahaların yükseldiği yuvalar. Şu omuzlar üzerinde yükselip giden tabutlarda kime ait. Söyle ey Irak söyle Taş üstünde taş bırakmayan, Gökyüzünden ölüm yağdıran, İşkence odaları kuranlarda kim? Neden susuyorsun susma söyle Diri diri yakılan insanların günahı ne, Heyhat zalim yine başardı Gönüllere ayrılık tohumları atıldı. Öfkeden gözleri kör olmuş insanlar İntikam yeminleri ediyorlar Ah Irak insanı insan vuruyor Sokaklarında ölüm baş kesiyor. Suskun dünya suskun insanlar, Bir mermiler, ölüm makineleri konuşuyor. Bende senin gibi çaresiz Bende senin gibi yıkılmış acılar içindeyim Gecenin koynunda gözlerimi kapatıyorum Gün doğmadan şehre, toprağa karışıyorum. Gök kanar, yer kanar, gül kanar. Vurulmuş bir bebek insanlık kanar... Yasemin Karahan
  24. Gökleri dayanak olmaksızın yükselten Rabbim. Denizleri bir yerde tutan, Esirgeyen Rabbim. Bekçi bırakıp da dağları, Dengede tutan Rabbim. Uçar gökyüzünde kuşların, Süsüdür sanki mavinin. Her yaratılmışta ayrı bir sanat, Kusursuzdur kainat. Oysa ne çok kusur, Ne çok isyan yükselir katına. Yaratılmış insan, Varlığının inkarında. İstesen bir ses yeter, Yerle bir etmeye zalimi, Yeşertmezsin toprağında yeşili. Ve bir emrin yeter, Taşırmaya denizi... Görmek istemez sanatını insan, Bilmek istemez varlığını, Kan akıtılır, can yakılır, Sınırlı aklıyla, Sınırsızlığına saldırır.... Sana aşk ile yanan, Atılsa da ateşe, Ateş olur gül bahçe. Seni bilmeyense sarayında, Kanamaz hiçbir sevdaya... Yasemin Karahan
  25. Vazgeçtim bugün yine herşeyden Yolunu kaybetmiş bir çocuk gibi Avaz avaz anne diye ağlamak geliyor içimden Nerede takılı kaldı hayat Dönsem geriye Gelir mi benimle Yasemin Karahan